2013-03-13 - 17:00
İdris Baluken: "Ben bir Kürdüm, ama Anayasa bana Türk'sün diyor" ? "Demokrasi insan hak ve özgürlükleri konusunda cesarete ihtiyacı olan bir hükümetimiz var"?" Diyanet İşleri; toplumun değil, devletin öngördüğü dini hakim kılmaya çalışıyor."
"Parlamentolar arası Değişim ve Diyalog" projesi çerçevesinde TBMM'yi ziyaret eden Portekiz Parlamento Heyeti, BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ile görüştü.
Türkiye'nin önemli bir süreçten geçtiğini, bu sürecin başarı ile sonuçlanması durumunda AB ile yaşanan sorunların giderileceğini belirten Baluken, "Bu süreçle birlikte yasal ve anayasal değişiklikler yapılacak. Siyaset yasağı, düşünce ve ifade özgürlükleri ile ilgili düzenlemeler yapılacak. Pek çok sorunun Anayasal sözleşme yoluyla aşılması için de bir süreç var önümüzde. Yeni bir vatandaşlık tanımından, ana dilde eğitim önündeki engellerin kaldırılmasına, bölgesel yönetimlerin tartışılmasına kadar anayasal düzenlemelerin yapılacağı bir fırsata sahibiz. Bu fırsatlar konusunda partilerin sorumluluk almaları çok önemlidir. Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda partimizin önerdiği hususlar, AB ile yaşanan tıkanıklıkların giderilmesine katkı sağlayacaktır" dedi.
"Ben bir Kürdüm, ama Anayasa bana Türk'sün diyor" ifadesini kullanan Baluken, mevcut Anayasanın farklı etnisiteleri tek kimlik içinde birleştirdiğini, bunun değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Benzer bir sıkıntıyı gayrimüslimlerin de yaşadığını savunan Baluken, "Önceliğimiz, kişi kendini özgür iradesiyle nasıl hissediyorsa; Anayasa'da onu değiştirmeden kabul edecek düzenlemenin yer almasıdır. Vatandaşlık tanımı tek etnik kimlik üzerinden değil, kapsayıcı özellik içermelidir" şeklinde konuştu.
Türkiye'de anadille ilgili engeller bulunduğunu söyleyen Baluken, "90 yıllık yasaklar demokratikleşme önünde engel teşkil ediyor. Kendi anadilimizde çocuklarımızın eğitim görmesi, anadilimizin kamuoyunda özgürce kullanımının sağlanması ve bunun Anayasaca güvence altına alınması gereklidir" dedi.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kaldırılması gerektiğini savunan Baluken, Türkiye'de tek mezhebin inancına yoğunlaşıldığını ve devlete bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Sunni Hanefi mezhebi dışındaki diğer mezheplerle ilgili çalışma yapmadığını öne sürdü. Baluken, "Diyanet İşleri, Alevilerin ibadethanelerini, cemevlerini ibadet yeri olarak tanınmıyor. Ermeni, Süryani, gayrimüslimlerin inanç ve ibadet özgürlüklerini dikkate almıyor. Toplumun değil, devletin öngördüğü dini hakim kılmaya çalışıyor" dedi.
Türkiye'nin Ankara'dan tek merkezci bir anlayışla yönetildiğini ileri süren Baluken, merkezi devlet anlayışının egemen olduğunu, yetkilerin merkezden yerele aktarılması gerektiğini ifade etti.
"Türkiye yasal ve Anayasal değişikliklerle ilgili başarılı sınav verirse, AB süreci de bundan olumlu etkilenecektir" diyen Baluken , "Dostlarımızdan da bu konuda yardım istiyoruz. Demokrasi insan hak ve özgürlükleri konusunda cesarete ihtiyacı olan bir hükümetimiz var. Bu cesaretlendirici görevi hep beraber yerine getirirsek, özgür gelecek zemini yaratmış oluruz" dedi.
Konuk heyet sözcüsü ise yaptığı konuşmada, Portekiz'in Türkiye'yi AB sürecinde daima destekleyeceğini, AB katılım sürecinin demokratikleşme ve kalkınma açısından Türkiye için önemli olduğunu belirtti.
Konuk heyeti 21 Mart'ta Diyarbakır'da düzenlenecek Nevruz Töreni'ne davet eden Baluken, "Diyarbakır'da görkemli nevruz olacak. Yaşanan bu süreçte, Nevruz'un daha da coşkulu kutlanmasını bekliyoruz. Yeni süreçle, Diyarbakır'da daha anlamlı ve tarihi buluşma yaşanacak" dedi. (17:00)
Meltem SALİMOĞLU
Türkiye'nin önemli bir süreçten geçtiğini, bu sürecin başarı ile sonuçlanması durumunda AB ile yaşanan sorunların giderileceğini belirten Baluken, "Bu süreçle birlikte yasal ve anayasal değişiklikler yapılacak. Siyaset yasağı, düşünce ve ifade özgürlükleri ile ilgili düzenlemeler yapılacak. Pek çok sorunun Anayasal sözleşme yoluyla aşılması için de bir süreç var önümüzde. Yeni bir vatandaşlık tanımından, ana dilde eğitim önündeki engellerin kaldırılmasına, bölgesel yönetimlerin tartışılmasına kadar anayasal düzenlemelerin yapılacağı bir fırsata sahibiz. Bu fırsatlar konusunda partilerin sorumluluk almaları çok önemlidir. Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda partimizin önerdiği hususlar, AB ile yaşanan tıkanıklıkların giderilmesine katkı sağlayacaktır" dedi.
"Ben bir Kürdüm, ama Anayasa bana Türk'sün diyor" ifadesini kullanan Baluken, mevcut Anayasanın farklı etnisiteleri tek kimlik içinde birleştirdiğini, bunun değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Benzer bir sıkıntıyı gayrimüslimlerin de yaşadığını savunan Baluken, "Önceliğimiz, kişi kendini özgür iradesiyle nasıl hissediyorsa; Anayasa'da onu değiştirmeden kabul edecek düzenlemenin yer almasıdır. Vatandaşlık tanımı tek etnik kimlik üzerinden değil, kapsayıcı özellik içermelidir" şeklinde konuştu.
Türkiye'de anadille ilgili engeller bulunduğunu söyleyen Baluken, "90 yıllık yasaklar demokratikleşme önünde engel teşkil ediyor. Kendi anadilimizde çocuklarımızın eğitim görmesi, anadilimizin kamuoyunda özgürce kullanımının sağlanması ve bunun Anayasaca güvence altına alınması gereklidir" dedi.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kaldırılması gerektiğini savunan Baluken, Türkiye'de tek mezhebin inancına yoğunlaşıldığını ve devlete bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Sunni Hanefi mezhebi dışındaki diğer mezheplerle ilgili çalışma yapmadığını öne sürdü. Baluken, "Diyanet İşleri, Alevilerin ibadethanelerini, cemevlerini ibadet yeri olarak tanınmıyor. Ermeni, Süryani, gayrimüslimlerin inanç ve ibadet özgürlüklerini dikkate almıyor. Toplumun değil, devletin öngördüğü dini hakim kılmaya çalışıyor" dedi.
Türkiye'nin Ankara'dan tek merkezci bir anlayışla yönetildiğini ileri süren Baluken, merkezi devlet anlayışının egemen olduğunu, yetkilerin merkezden yerele aktarılması gerektiğini ifade etti.
"Türkiye yasal ve Anayasal değişikliklerle ilgili başarılı sınav verirse, AB süreci de bundan olumlu etkilenecektir" diyen Baluken , "Dostlarımızdan da bu konuda yardım istiyoruz. Demokrasi insan hak ve özgürlükleri konusunda cesarete ihtiyacı olan bir hükümetimiz var. Bu cesaretlendirici görevi hep beraber yerine getirirsek, özgür gelecek zemini yaratmış oluruz" dedi.
Konuk heyet sözcüsü ise yaptığı konuşmada, Portekiz'in Türkiye'yi AB sürecinde daima destekleyeceğini, AB katılım sürecinin demokratikleşme ve kalkınma açısından Türkiye için önemli olduğunu belirtti.
Konuk heyeti 21 Mart'ta Diyarbakır'da düzenlenecek Nevruz Töreni'ne davet eden Baluken, "Diyarbakır'da görkemli nevruz olacak. Yaşanan bu süreçte, Nevruz'un daha da coşkulu kutlanmasını bekliyoruz. Yeni süreçle, Diyarbakır'da daha anlamlı ve tarihi buluşma yaşanacak" dedi. (17:00)
Meltem SALİMOĞLU
