2010-12-10 - 11:06
10 ARALIK İNSAN HAKLARI GÜNÜ...
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı
Zafer Üskül, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini imzalayan ilk ülkelerden
biri olan Türkiye'nin 62 yılda epey yol aldığını belirterek, ''Ama 'sorunlar tam olarak
çözülebildi mi' diye sorduğumuzda, cevabımız yakın bir tarihe kadar hep 'hayır'
olmuştur'' dedi.

Üskül, Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Komisyonun insan hakları mücadelesini, uluslararası baskının bir gereği
olarak değil, her vatandaşın bu hak ve özgürlüklere layık olduğu inancıyla
yürüttüğünü kaydeden Üskül, ''Komisyonumuz gerçekleştirdiği denetim
faaliyetleriyle kuruluşundan bugüne kadar her türlü insan hakkı ihlali iddiasının
takipçisi olmuştur ve olmaya da devam edecektir'' ifadesini kullandı.

Üskül, insan haklarının evrensel ve tüm ülkelerde koruma altında olduğunu
belirterek, şunları kaydetti:

''Her ülkede ihlaller olabilmektedir; ancak bu, ülkemizde ihlallere
müsamaha ile bakılmasına bahane oluşturamaz. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin
yayımlanmasını kutlamak başka bir şey, kutlama yaparken kendimizi sorgulamak
başka bir şeydir. Bu değerlendirmeyi soğukkanlılıkla yapmak gerekir. 62 yılda
nereden nereye geldik diye bakmalıyız. Bu bildirgeyi imzalayan ilk ülkelerden
biri olan ülkemizde 62 yılda epey yol alınmıştır ama 'sorunlar tam olarak
çözülebildi mi' diye sorduğumuzda, cevabımız yakın bir tarihe kadar hep 'hayır'
olmuştur.

Ancak 12 Eylül 2010'da yapılan referandumda kabul edilen Anayasa
değişiklikleriyle daha demokratik, eşitlikçi ve hukuk devleti ilkesine daha uygun
bir Anayasaya kavuşulmuştur. Bu değişiklikler ve yanı sıra son 8 yıldır kabul
edilen onlarca kanun, kanun değişikliği, uluslararası sözleşme ve yürütülen insan
hakları eğitimi çalışmalarıyla; insanımızın idare karşısındaki konumu eskiye
oranla çok daha güçlü bir hale gelmiş, hak arama olanakları artırılmış ve
idarenin yargısal denetiminin kapsamı genişletilmiştir. Böylece demokratikleşme
ve insan haklarını koruma mücadelesinde çok önemli bir mesafe alınmıştır.''

Zafer Üskül, demokrasi ve insan haklarının sadece mevzuat düzeyinde ve
idari teşkilat içinde yapılacak düzenlemelerle korunamayacağını belirterek, insan
haklarının korunmasında asıl meselenin, ''zihniyetlerde yaşanması gereken bir
değişimi ve insan hakları bilincinin topluma yerleşmesini sağlamak olduğunu''
bildirdi.

İnsanın, evrensel hukuk kurallarıyla korunan, dokunulmaz ve devredilemez
hakları olan bir varlık olduğunun, başta kamu görevlileri olmak üzere herkes
tarafından benimsenmesi ve bu hakların korunmasında herkesin etkin olarak yer
almasının, insan onuruna uygun bir toplumsal, siyasal ve yönetsel yapının
oluşması için en önemli gereklilik olduğunu vurgulayan Üskül, Türkiye'nin en kısa
sürede, halkın ortak iradesine göre şekillenmiş demokratik ve sivil yeni bir
Anayasaya kavuşmasını ve insan haklarına göre şekillenmiş bir toplumsal düzenin
tüm insanlık için bir ideal olmaktan çıkarak, gerçeğe dönüşmesini diledi. (11.06)