2008-03-18 - 14:45
MHP GRUP TOPLANTISI?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Başbakan olmasında yargı süreçlerinin ve siyaset dışı müdahalelerin önemli payı olan Sayın Erdoğan, şimdi de bu yolla 'demokrasi kahramanı' olma hevesi peşinde'' dedi.
MHP Grubu toplandı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''hukuki
bakımdan Anayasaya uygun olsa bile AK Parti'ye açılan kapatma davasının
siyasi bakımdan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a 'demokrasi mücahidi'
olduğunu söyleyerek mağduriyet edebiyatı yapmak için yeni bir istismar
malzemesi verdiğini'' iddia ederek, ''Başbakan olmasında yargı
süreçlerinin ve siyaset dışı müdahalelerin önemli payı olan Sayın
Erdoğan, şimdi de bu yolla 'demokrasi kahramanı' olma hevesi peşinde''
dedi.
Partisinin TBMM grup toplantısındaki konuşmasına, 18 Mart Şehitleri Anma
Günü ve Çanakkale Zaferi'nin 93. yıldönümü dolayısıyla bir dakikalık
saygı duruşunun ardından başlayan Bahçeli, Türk milletinin, vatanı,
devleti, inancı ve hürriyeti uğruna canını feda edebilecek müstesna
evlatları bağrında yetiştirdiğini, asırlardan beri süregelen varlığını
ve kudretini bu fedakarlıklarla ayakta tutabildiğini söyledi.
Yıldönümü nedeniyle Çanakkale'de yapılan anma törenine partisinden 9
milletvekilinin yanı sıra çok sayıda dava arkadaşının da hazır
bulunduğunu ve milletin haklı gururunu paylaştığını ifade eden Bahçeli,
tarihe ibretle bakarak, Türk milletini ayakta tutan manevi dinamikleri
öğrenmenin, bundan sonra karşılarına çıkacak tehlikeleri tanımaya ışık
tutacağını bildirdi.
On binlerce Mehmetçiğin canı pahasına sonuçlanmış ve Şehitler Günü'ne
haklı olarak adını vermiş Çanakkale Savaşının öneminin, Cumhuriyet
coğrafyamızı müjdelemesi ve bugün yaşananların anlaşılması bakımından
çok büyük olduğunu dile getiren Bahçeli, şöyle devam etti:
''Çanakkale, bizim için bir coğrafi bölgenin adından önce, her karış
toprağına bir yiğidin uzandığı dünyanın en büyük şehitliğidir.
Çanakkale, aklın izanın durduğu, bir ilahi duyuş ile kendinden geçmiş
binlerce isimsiz kahramanın, can vermek için birbiri ile yarıştığı bir
imtihan alanıdır. Çanakkale, barutun; inanç, çeliğin; itaat, donanmanın;
cesaret ve silahın millet karşısındaki çaresizliğinin ateşle ilanıdır.
Çanakkale, Anadolu ve Rumeli Türklüğünün topyekun bir direnişi ve kanlı
gömleğiyle kara toprağa giren on binlerce kınalı şehidin, siperden
sipere taşınan muhteşem destanıdır.''
MHP Lideri Bahçeli, Çanakkale dirilişinin, Türk milletinin muazzam
gücünü imtihan etmeye kalkışan bugünkü ihanet odakların,kendilerini
nasıl bir sonucun beklediğini anlamaları açısından tarihi bir ibret ve
ihtar belgesi olduğunu ifade etti.

AK PARTİ'YE AÇILAN KAPATMA DAVASI?

Devlet Bahçeli, konuşmasında AK Parti'nin kapatılması istemiyle Anayasa
Mahkemesinde açılan davaya değindi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın
''laikliğe aykırı fiillerin odağı olduğu'' gerekçesiyle Anayasa
Mahkemesinde açtığı davanın, siyasi gündemi temelden sarstığını ve
değiştirdiğini dile getiren Bahçeli, şöyle konuştu:
''Demokratik hayatımızın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin,
Anayasada çizilen sınırlar içinde faaliyet göstermeleri, demokratik
meşruiyetin bir gereğidir. Bu alanda Anayasanın vaaz ettiği ilkeler
bütün siyasi partiler için bağlayıcı ve emredici temel normlardır.
Bunlara uyulmaması halinde uygulanacak yaptırımlar Anayasada
belirlenmiş, siyasi partilerin hangi hallerde temelli kapatılacağı ve
bunun şartları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcısı bu konuda bir değerlendirme yapmış ve buna dayalı olarak
Anayasa Mahkemesinde hukuki bir süreç başlatmıştır. Dava süreci şimdi
kendi mecrasında yürüyecektir. Bu aşamadan sonra Yüce Mahkemenin
vereceği karar beklenecektir. Konunun hukuki yönleri ve herkesi bağlayan
hukuki çerçeve budur. Bu bakımdan açılan davanın içeriği ve iddianamede
yer alan tespit ve suçlamalar hakkında yorum ve değerlendirme yapmak, bu
noktadan sonra siyaset kurumunun değil, Yüce Mahkeme yargıçlarının görev
ve yetkisine giren bir husustur. Yargıya intikal eden bu konu hakkında
dışardan hukuki fetvalar vermek, bu yolla Anayasa Mahkemesini
yönlendirme ve etkileme çabalan içine girmek, hukuka saygısızlığın açık
bir göstergesi olacaktır.''

''DERİN SİYASİ ETKİLERİ OLACAK''

Bahçeli, iktidar partisinin kapatılması için açılan davanın sonuçları ve
yansımalarının, hukuki alanla sınırlı kalmayacağını, bu sürecin çok
derin siyasi etkilerinin olacağını belirterek, ''Kapatma davası, hukuki
bir süreç olmakla birlikte, bunun çok ciddi siyasi sonuçlar doğurması
kaçınılmazdır. MHP, konuyu bütün yönleri ve boyutlarıyla geniş bir
perspektiften değerlendirmiş, ilke ve tutumunu bütün açıklığıyla ortaya
koymuştur'' dedi.
Davanın açılmasının ardından yaptığı yazılı açıklamaya değinen Bahçeli,
bu açıklamada somut önerilerde bulunduğunu söyledi. ''Siyasi gündemi
etkileyen konularda soyut değerlendirmelerin ötesine geçilerek, kriz ve
gerginliklerin ortak akıl ve çabalarla aşılması süreçlerinin önünü açmak
ve bunun için yol göstermek, MHP'nin sorumlu siyaset ve muhalefet
anlayışının dayandığı temel ilkedir'' diyen Bahçeli, şöyle devam etti:
''22 Temmuz 2007 seçimlerinden bu yana geçen süre içinde, bunun
rehberliğinde hareket eden MHP, Türkiye'nin çıkarına olduğuna inandığı
bu anlayışa bundan sonra da sürdürmeye kararlıdır. İktidar partisinin
kapatılması konusundaki tavrımız da bu anlayışa uygun olarak çok açık
bir biçimde ortaya konulmuştur. Bu konudaki siyasi duruşumuz;
Türkiye'nin geleceğini her düşüncenin üstünde tutan milliyetçilik
ülkümüzün, demokrasi ve milli irade anlayışımızın ve siyasi kaosun önüne
geçilmesi hassasiyetimizin doğal bir icabı ve sonucudur. Adalet ve
Kalkınma Partisi'nin kapatılması için başlatılan hukuki süreç siyasi
gündemi altüst etmekle kalmamış, bu konuya kilitlenen Türkiye,
çalkantılı bir döneme girmiştir. Bu yüksek gerilim ve tedirginlik, ne
kadar zaman alacağı kestirilemeyen mahkeme süreci boyunca, devlet ve
toptum hayatımızı derinden etkileyecektir. Hukuki süreçle eş zamanlı
gelişecek ve ağır tahribatı olacak bir siyasi kriz dönemi
yaşanabilecektir. Türkiye'nin siyasi, ekonomik, sosyal ve güvenlik
alanlarında esasen çok ağır sorunlarla yüklü gündeminin böylesine bir
ilave siyasi kriz tehlikesine açık hale gelmesi, sonuçları kontrol
edilemeyecek bir kaos ortamını karşımıza çıkarabilecektir.''

MHP'NİN TAVRI?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye'nin bugün milli devlet
niteliğini, üniter siyasi yapısını ve toprak bütünlüğünü hedef alan çok
ciddi iç ve dış güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu bildirdi.
Kanlı terör ve etnik bölücülüğün vahim boyutlara taşındığını, milli
birliği ateşe atacak siyasi çözüm dayatmalarının had safhaya ulaştığını
vurgulayan Bahçeli, ''AKP'nin kapatılması davasının kısa ve orta
vadedeki siyasi sonuçlarının, bu karanlık Türkiye tablosundan
soyutlanarak değerlendirilemeyeceği bir gerçektir. MHP'nin bu konudaki
endişeleri, bu açıdan ele alınmalı ve çok iyi anlaşılmalıdır'' diye
konuştu.
Böyle bir ortamda iktidar partisinin kapatılması istemiyle hukuki bir
süreç başlatılmasının doğuracağı siyasi sonuçlara da değinen Bahçeli,
şunları söyledi:
''Cumhuriyetin temel yapı taşlarından biri olan laikliği yıkmayı
amaçlayan eylemlerin odak noktası olmakla suçlanan siyasi parti büyük
bir Meclis çoğunluğuyla tek başına iktidardadır. Referandumla Anayasa
değişikliği yapacak bir sayısal güce sahip olan bu siyasi parti, dava
süreci boyunca Anayasal sınırlar içinde bütün hükümet yetkilerini
kullanacak, TBMM'de yasama tasarrufunda bulunacak ve Türkiye'nin
kaderini ilgilendiren konularda kararlar alacak ve bunları
uygulayacaktır. Bir ateş çemberinden geçen ve yakın tarihinin en ağır
sorunları ve tehditleriyle karşı karşıya bulunan Türkiye'yi bu güç ve
tehlikeli dönemde, laikliğe aykırı fiillerin odağı olmak ve Cumhuriyeti
yıkmakla suçlanan siyasi kadrolar yönetecektir. Bunun normal ve olağan
bir durum olmadığı gün gibi açıktır. Böyle bir ortamda, bu siyasi
partinin hükümet ve Meclis tasarruflarının tümü tartışmalı hale gelecek
ve şaibeyle gölgelenecektir.''

''SORUMLU AKP VE BAŞBAKANDIR''

Devlet Bahçeli, Türkiye'nin; siyasi güvenlik, ekonomik ve sosyal
alanlarda ve politikada bugün geldiği karanlık noktanın başlıca
sorumlusunun AK Parti ve Başbakan Erdoğan olduğunu savunarak, sözlerini
şöyle sürdürdü:
''Sayın Erdoğan, bugüne kadar Türk milletine hesap vermekten kaçmış,
hayali başarı senaryolarıyla bu sorumluluktan kurtulmaya çalışmış ve
herkesi suçlayarak kendisini temize çıkarmak amacıyla beyhude bir
çırpınış içine girmiştir. 14 Mart 2008 tarihi, bu anlamda da Sayın
Başbakan için bir dönüm noktası olmuş ve önüne hiç beklemediği geniş bir
istismar ve manevra alanı çıkarmıştır. Siyasi gündemin bu şekilde
sapması, siyasi hesabın ertelenmesi konusunda AKP'ye ümit vermiştir.
Hukuki bakımdan Anayasaya uygun olsa da açılan kapatma davası, siyasi
bakımdan Sayın Başbakana demokrasi mücahidi olduğunu söyleyerek
mağduriyet edebiyatı yapmak için yeni bir istismar malzemesi vermiştir.
Başbakan olmasında yargı süreçlerinin ve siyaset dışı müdahalelerin
önemli payı olan Sayın Erdoğan, şimdi de bu yolla 'demokrasi kahramanı'
olma hevesi peşindedir. Sayın Erdoğan, Yargıtay Başsavcısının
iddianamesini Türk milleti nezdinde bir 'ibranameye' dönüştürmek ve
mağdur ve mazlum edebiyatıyla Türk milletinin merhamet duygularına
sığınarak siyasi sorumluluğunu unutturmak hesabı yapmaktadır. Açılan
kapatma davasının AKP'ye bu yönde siyasi doping etkisi yapması, hazin
bir tecelli olarak kabul edilmelidir.''MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Siyasi
partileri, siyaseten tasfiye edecek olan yegane güç Türk milletidir. Bu
hesabın görüleceği yer de seçim sandığıdır'' dedi.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin
siyasi parti kapatma konusundaki talihsiz tecrübeleri bulunduğunu
belirterek, AK Parti'nin Türk milletinin vicdanında mahkum olacağını, er
ya da geç milli irade yoluyla siyaset sahnesinden silineceğini öne sürdü.
MHP'nin parti kapatma ile ilgili somut bir düşünce geliştirdiğini ve
bunu kamuoyunda tartışmak amacıyla başta AK Parti ve CHP olmak üzere
siyasi partilerin değerlendirmesine sunduğunu anımsatan Bahçeli,
''Siyasi Partilerin Anayasa ve kanunlar çerçevesinde faaliyet
göstermeleri ve tüzük veya programları ile eylemlerinin devletin
bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, demokratik ve
laik Cumhuriyet ilkelerine ve Anayasa'nın 68. maddesinin dördüncü
fıkrasında yer alan diğer esaslara aykırı olmayacağı temel bir normdur.Tüzük
ve programları Anayasamıza aykırı olan partilerin kapatılması da
tartışılmayacak bir husustur. MHP'nin yaklaşımı,
münhasıran siyasi partilerin 68. maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine
aykırı eylemlerden ötürü kapatılmasıyla ilgili düzenlemenin gözden
geçirilmesini öngörmektedir'' diye konuştu.

* Haberin devamını 'ilgili dokümanlar' bölümünden okuyabilirsiniz.