2010-06-24 - 15:18
Marmara Teknokent (MARTEK) AŞ Genel Müdürlüğü'nün 2008 yılı hesapları ve Türkiye Emlak Bankası AŞ'nin 6 Temmuz 2001-31 Aralık 2001 ile 2008 yılları arasındaki bilanço ve netice hesaplarına ait alt komisyon raporlarının sonuç bölümleri TBMM KİT Komisyonunun genel görüşüne sunuldu.
Marmara Teknokent AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Önder Yetiş, MARTEK AŞ'de
2008 yılında 120 milyon dolar olarak hedeflenen AR-GE ticaret hacminin, yüzde 114
hedef gerçekleşmesi göstererek yaklaşık 138 milyon dolara ulaştığını bildirdi.
Marmara Teknokent (MARTEK) AŞ Genel Müdürlüğü'nün 2008 yılı hesapları
TBMM KİT Komisyonunun genel görüşüne sunuldu.
Önder Yetiş, yaptığı sunumda, teknoparkların bilim ve teknoloji
merkezleri, üniversiteler ve sanayi kuruluşlarının ürettiği bilgilerden ürüne
geçiş için girişimcilerin pazarda gördükleri fırsatları gerçekleştirmelerinin
desteklenmesi amacıyla paydaşların biraraya geldiği alanlar olduğunu ifade
etti.
Dünyada, son 30 yıl içinde elde edilen bilimsel bilginin teknolojinin
hizmetine sunulmasının öneminin giderek arttığına işaret eden Yetiş, bu amaçla
gelişmiş ve yeni sanayileşen ülkelerde kurulan teknokentlerin sayısının bine
yaklaştığını söyledi.
Hisselerinin yüzde 96'sı TÜBİTAK, yüzde 1'i Türkiye Teknoloji Geliştirme
Vakfı, yüzde 1'i İstanbul Sanayi Odası, yüzde 1'i Adapazarı Ticaret ve Sanayi
Odası ve yüzde 1'i Kocaeli Sanayi Odası olmak üzere beş ortaklı MARTEK AŞ'nin
yürüttüğü faaliyetlerden örnekler veren Yetiş, MARTEK AŞ'de düşük maliyetle
yüksek katma değer sağlayan bilişim sektörünün diğer teknoparklarda olduğu gibi
en fazla projenin üretildiği sektör olduğunu kaydetti.
Şirketin bünyesinde bulunan Teknoloji Serbest Bölgesinde (TEKSEB) 2008
sonu itibariyle 45 firmanın, Teknoloji Geliştirme BÖlgesinde (TEKGEB)ise 28
firmanın faaliyet gösterildiğini belirten Yetiş, MARTEK AŞ toplamında ise bin 508
AR-GE personelinin istihdam edildiğini ve 120 AR-GE projesinin yürütüldüğünü
söyledi.
Yetiş, şirketin Ar-Ge ticaret hacmi performansına ilişkin şu bilgileri
verdi:
''Yıl içinde TEKSEB'de yaklaşık 108 milyon dolar, TEKGEB'de yaklaşık 30
milyon dolar AR-GE ve AR-GE'ye dayalı ihracat hacmi gerçekleşmiştir. Kümülatif
olarak, yıl sonu itibarıyla TEKSEB'de yaklaşık 225 milyon dolar, TEKGEB'de ise
yaklaşık 70 milyon dolar AR-GE ticaret hacmine ulaşıldı. 2008 yılında MARTEK
AŞ'de AR-GE ticaret hacmi 120 milyon dolar hedeflenmiş olup, yüzde 114 hedef
gerçekleşmesi göstererek yaklaşık 138 milyon dolar ticaret hacmine
ulaşmıştır.''
Yetiş, MARTEK AŞ bünyesinde gerçekleştirilen AR-GE çalışmalarına ilişkin
de bilgiler verdiği konuşmasında, bu projelerden de örnekler sundu.
Konuşmaların ardından Marmara Teknokent (MARTEK) AŞ Genel Müdürlüğü'nün
2008 yılı hesapları TBMM KİT Komisyonunun genel görüşüne sunuldu.
Bu arada, CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç ve Komisyon Başkanı Ünal
Kacır arasında konuşma süresiyle ilgili tartışma yaşandı.
Tasfiye halindeki Türkiye Emlak Bankası AŞ
Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Sayın, Konut Edindirme Yardımı (KEY) ödemelerinin
herhangi bir yasa değişikliği olmaması halinde 2011 yılının Mart ayında sona
ereceğini söyledi.
TBMM KİT Komisyonunda Türkiye Emlak Bankası AŞ'nin 6 Temmuz 2001-31
Aralık 2001 ile 2008 yılları arasındaki bilanço ve netice hesaplarına ait alt
komisyon raporlarının sonuç bölümleri genel görüşe sunuldu.
Sayın, komisyonda yaptığı sunumda, bankanın idari yapısı hakkında bilgi
verdi. 31 Aralık 2009 itibarıyla aktif toplamlarının 2 milyar 230 milyon lira
olduğunu kaydeden Sayın, ''Aktifteki en önemli kalemimiz TOKİ'ye devredilen
gayrimenkul ve menkuller karşılığı alınan özel tertip Devlet İç Borçlanma Senet
(DİBS) ve KEY hesapları karşılığı alınan DİBS toplamı olan 1 milyar 309 milyon
liradır. İkinci kalem ise Tasfiye Olunacak Alacaklar olup anapara bakiyesi 960
milyon liradır'' dedi.
Zeki Sayın, 1 milyar 781 milyon lira alacak bakiyesi ile en büyük
alacaklının Hazine Müsteşarlığı olduğunu ifade etti.
Sayın, tasfiye sürecinde yıllar itibariyle 415 milyon lira kar eden
bankanın, tahsilatlardan elde ettiği fonlardan 31 Aralık 2009 itibariyle Hazineye
toplam 1 milyar lira kaynak aktardığını söyledi.
Tasfiye olunacak alacaklar hakkında da bilgi veren Sayın, 6 Temmuz 2001
itibarıyla 865 milyon lira; 31 Aralık 2009 itibarıyla ise yeniden yapılandırmalar
ve masraflardan alacaklar dahil 960 milyon lira olan takipteki alacakların
toplamının 7 bin 431 firma üzerinde olduğunu söyledi. Sayın, bunlardan 7 bin
204'ünün riskinin 200 bin liranın altında ve risk toplamının 39 milyon liraya,
kalan 227 firmanın ise riskinin 200 bin liranın üzerinde ve risk toplamının 864
milyon liraya tekabül ettiğini kaydetti.
Sayın, mevcut riskler içerisinde bankanın 81 denizcilik firmasından 220
milyon lira alacağı olduğunu belirtti.
Tasfiye Olunacak Alacaklar hesaplarında izlenilen firmaların 267'si ile
protokol imzalandığını, buna ilişkin tutarın 437 milyon lira olduğunu ifade eden
Sayın, 7 bin 164 firma ve 466 milyon lira tutarındaki alacak için de yasal takip
işlemlerinin devam ettiğini bildirdi.
Sayın, bankanın tasfiye sürecinin başlamasından 31 Aralık 2009 tarihine
kadar toplam 791 milyon lira tahsilat gerçekleştirildiğini söyledi.
Sayın, KEY ödemelerinin daha önce sonuçlanmamasının sebebini de,
''Muhatap olunan yaklaşık 7 bin adet kurumun istenilen bilgileri istenilen
formatta göndermemeleri, yanlış bilgi göndermeleri veya belirlenen yasal sürede
yetiştirememeleri'' olarak açıkladı.
Kısıtlı imkanlar ve az sayıda personelle KEY ödeme çalışmalarının
yapıldığını belirten Sayın, ''Bu koşullarda KEY hesaplarının en kısa zamanda
tasfiye edilebilmesi için hak sahiplerinin tespitine yönelik çalışmalar
sürdürülmektedir'' dedi.
31 Mayıs 2010 itibariyle tespiti yapılan KEY hak sahibi sayısının, son
yayımlanan 1 milyon 685 bin 760 kişilik listeyle 10 milyon 316 bin 364 kişiye
ulaştığını kaydeden Sayın, şu ana kadar 6 milyon 772 bin 628 hak sahibine 3
milyar liranın üzerinde ödeme yapıldığını bildirdi.
Sayın, hak sahibi oldukları halde kendileri adına KEY ödemesi yapılmadığı
iddiasıyla 978 dava açıldığını, bu davaların muhatabının banka olmamasına rağmen
mahkemelerin ödemelerle ilgili tüm hesaplamaları bankadan talep ettiğini
söyledi.
Zeki Sayın, ''Herhangi bir yasa değişikliği olmaması halinde KEY
ödemeleri 2011 yılının Mart ayında sona erecek'' dedi.
Sayın, bankanın tasfiyesinin Hazineye etkisi konusunda da şunları
söyledi:
''31 Aralık 2009 tarihi itibariyle yaptığımız projeksiyona göre, tasfiye
sonuna kadar (firmalarla yapılan protokollerde azami vade 2014 yılı olarak
öngörülmektedir) mevcut Takip Olan Alacaklardan yaklaşık 1 milyar 44 milyon lira
tahsilat yapılabileceği; ayrıca bankalardaki nakit mevcudu, DİBS'e bağlanan
alacaklarımız ve canlı kredilerde izlenilen alacaklarımızdan oluşan 1 milyar 498
milyon lira tutarındaki hazır değerler de dikkate alındığında, bankanın 1 milyar
781 milyon lira olan toplam borcunun rahatlıkla ödenebileceği gibi ilave olarak
yaratılabilecek yaklaşık 761 milyon lira tutarındaki fon da Hazineye ek kaynak
olarak aktarılabilecektir. Bu durumda bankanın tasfiyesinin Hazineye herhangi bir
yük getirmeyeceği görülmektedir.''
Komisyonda CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, KEY paralarının
ödenmediği yolunda şikayetler geldiğini belirtti. Bunun üzerine, Sayın, tespit
sürecinde isim hatalarından kaynaklanan problemler de yaşandığını ifade ederek,
kurumların bildirim hatalarının düzeltilmesi için defalarca yazışmalar yapılmak
zorunda kalındığını kaydetti.
(15.18)
2008 yılında 120 milyon dolar olarak hedeflenen AR-GE ticaret hacminin, yüzde 114
hedef gerçekleşmesi göstererek yaklaşık 138 milyon dolara ulaştığını bildirdi.
Marmara Teknokent (MARTEK) AŞ Genel Müdürlüğü'nün 2008 yılı hesapları
TBMM KİT Komisyonunun genel görüşüne sunuldu.
Önder Yetiş, yaptığı sunumda, teknoparkların bilim ve teknoloji
merkezleri, üniversiteler ve sanayi kuruluşlarının ürettiği bilgilerden ürüne
geçiş için girişimcilerin pazarda gördükleri fırsatları gerçekleştirmelerinin
desteklenmesi amacıyla paydaşların biraraya geldiği alanlar olduğunu ifade
etti.
Dünyada, son 30 yıl içinde elde edilen bilimsel bilginin teknolojinin
hizmetine sunulmasının öneminin giderek arttığına işaret eden Yetiş, bu amaçla
gelişmiş ve yeni sanayileşen ülkelerde kurulan teknokentlerin sayısının bine
yaklaştığını söyledi.
Hisselerinin yüzde 96'sı TÜBİTAK, yüzde 1'i Türkiye Teknoloji Geliştirme
Vakfı, yüzde 1'i İstanbul Sanayi Odası, yüzde 1'i Adapazarı Ticaret ve Sanayi
Odası ve yüzde 1'i Kocaeli Sanayi Odası olmak üzere beş ortaklı MARTEK AŞ'nin
yürüttüğü faaliyetlerden örnekler veren Yetiş, MARTEK AŞ'de düşük maliyetle
yüksek katma değer sağlayan bilişim sektörünün diğer teknoparklarda olduğu gibi
en fazla projenin üretildiği sektör olduğunu kaydetti.
Şirketin bünyesinde bulunan Teknoloji Serbest Bölgesinde (TEKSEB) 2008
sonu itibariyle 45 firmanın, Teknoloji Geliştirme BÖlgesinde (TEKGEB)ise 28
firmanın faaliyet gösterildiğini belirten Yetiş, MARTEK AŞ toplamında ise bin 508
AR-GE personelinin istihdam edildiğini ve 120 AR-GE projesinin yürütüldüğünü
söyledi.
Yetiş, şirketin Ar-Ge ticaret hacmi performansına ilişkin şu bilgileri
verdi:
''Yıl içinde TEKSEB'de yaklaşık 108 milyon dolar, TEKGEB'de yaklaşık 30
milyon dolar AR-GE ve AR-GE'ye dayalı ihracat hacmi gerçekleşmiştir. Kümülatif
olarak, yıl sonu itibarıyla TEKSEB'de yaklaşık 225 milyon dolar, TEKGEB'de ise
yaklaşık 70 milyon dolar AR-GE ticaret hacmine ulaşıldı. 2008 yılında MARTEK
AŞ'de AR-GE ticaret hacmi 120 milyon dolar hedeflenmiş olup, yüzde 114 hedef
gerçekleşmesi göstererek yaklaşık 138 milyon dolar ticaret hacmine
ulaşmıştır.''
Yetiş, MARTEK AŞ bünyesinde gerçekleştirilen AR-GE çalışmalarına ilişkin
de bilgiler verdiği konuşmasında, bu projelerden de örnekler sundu.
Konuşmaların ardından Marmara Teknokent (MARTEK) AŞ Genel Müdürlüğü'nün
2008 yılı hesapları TBMM KİT Komisyonunun genel görüşüne sunuldu.
Bu arada, CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç ve Komisyon Başkanı Ünal
Kacır arasında konuşma süresiyle ilgili tartışma yaşandı.
Tasfiye halindeki Türkiye Emlak Bankası AŞ
Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Sayın, Konut Edindirme Yardımı (KEY) ödemelerinin
herhangi bir yasa değişikliği olmaması halinde 2011 yılının Mart ayında sona
ereceğini söyledi.
TBMM KİT Komisyonunda Türkiye Emlak Bankası AŞ'nin 6 Temmuz 2001-31
Aralık 2001 ile 2008 yılları arasındaki bilanço ve netice hesaplarına ait alt
komisyon raporlarının sonuç bölümleri genel görüşe sunuldu.
Sayın, komisyonda yaptığı sunumda, bankanın idari yapısı hakkında bilgi
verdi. 31 Aralık 2009 itibarıyla aktif toplamlarının 2 milyar 230 milyon lira
olduğunu kaydeden Sayın, ''Aktifteki en önemli kalemimiz TOKİ'ye devredilen
gayrimenkul ve menkuller karşılığı alınan özel tertip Devlet İç Borçlanma Senet
(DİBS) ve KEY hesapları karşılığı alınan DİBS toplamı olan 1 milyar 309 milyon
liradır. İkinci kalem ise Tasfiye Olunacak Alacaklar olup anapara bakiyesi 960
milyon liradır'' dedi.
Zeki Sayın, 1 milyar 781 milyon lira alacak bakiyesi ile en büyük
alacaklının Hazine Müsteşarlığı olduğunu ifade etti.
Sayın, tasfiye sürecinde yıllar itibariyle 415 milyon lira kar eden
bankanın, tahsilatlardan elde ettiği fonlardan 31 Aralık 2009 itibariyle Hazineye
toplam 1 milyar lira kaynak aktardığını söyledi.
Tasfiye olunacak alacaklar hakkında da bilgi veren Sayın, 6 Temmuz 2001
itibarıyla 865 milyon lira; 31 Aralık 2009 itibarıyla ise yeniden yapılandırmalar
ve masraflardan alacaklar dahil 960 milyon lira olan takipteki alacakların
toplamının 7 bin 431 firma üzerinde olduğunu söyledi. Sayın, bunlardan 7 bin
204'ünün riskinin 200 bin liranın altında ve risk toplamının 39 milyon liraya,
kalan 227 firmanın ise riskinin 200 bin liranın üzerinde ve risk toplamının 864
milyon liraya tekabül ettiğini kaydetti.
Sayın, mevcut riskler içerisinde bankanın 81 denizcilik firmasından 220
milyon lira alacağı olduğunu belirtti.
Tasfiye Olunacak Alacaklar hesaplarında izlenilen firmaların 267'si ile
protokol imzalandığını, buna ilişkin tutarın 437 milyon lira olduğunu ifade eden
Sayın, 7 bin 164 firma ve 466 milyon lira tutarındaki alacak için de yasal takip
işlemlerinin devam ettiğini bildirdi.
Sayın, bankanın tasfiye sürecinin başlamasından 31 Aralık 2009 tarihine
kadar toplam 791 milyon lira tahsilat gerçekleştirildiğini söyledi.
Sayın, KEY ödemelerinin daha önce sonuçlanmamasının sebebini de,
''Muhatap olunan yaklaşık 7 bin adet kurumun istenilen bilgileri istenilen
formatta göndermemeleri, yanlış bilgi göndermeleri veya belirlenen yasal sürede
yetiştirememeleri'' olarak açıkladı.
Kısıtlı imkanlar ve az sayıda personelle KEY ödeme çalışmalarının
yapıldığını belirten Sayın, ''Bu koşullarda KEY hesaplarının en kısa zamanda
tasfiye edilebilmesi için hak sahiplerinin tespitine yönelik çalışmalar
sürdürülmektedir'' dedi.
31 Mayıs 2010 itibariyle tespiti yapılan KEY hak sahibi sayısının, son
yayımlanan 1 milyon 685 bin 760 kişilik listeyle 10 milyon 316 bin 364 kişiye
ulaştığını kaydeden Sayın, şu ana kadar 6 milyon 772 bin 628 hak sahibine 3
milyar liranın üzerinde ödeme yapıldığını bildirdi.
Sayın, hak sahibi oldukları halde kendileri adına KEY ödemesi yapılmadığı
iddiasıyla 978 dava açıldığını, bu davaların muhatabının banka olmamasına rağmen
mahkemelerin ödemelerle ilgili tüm hesaplamaları bankadan talep ettiğini
söyledi.
Zeki Sayın, ''Herhangi bir yasa değişikliği olmaması halinde KEY
ödemeleri 2011 yılının Mart ayında sona erecek'' dedi.
Sayın, bankanın tasfiyesinin Hazineye etkisi konusunda da şunları
söyledi:
''31 Aralık 2009 tarihi itibariyle yaptığımız projeksiyona göre, tasfiye
sonuna kadar (firmalarla yapılan protokollerde azami vade 2014 yılı olarak
öngörülmektedir) mevcut Takip Olan Alacaklardan yaklaşık 1 milyar 44 milyon lira
tahsilat yapılabileceği; ayrıca bankalardaki nakit mevcudu, DİBS'e bağlanan
alacaklarımız ve canlı kredilerde izlenilen alacaklarımızdan oluşan 1 milyar 498
milyon lira tutarındaki hazır değerler de dikkate alındığında, bankanın 1 milyar
781 milyon lira olan toplam borcunun rahatlıkla ödenebileceği gibi ilave olarak
yaratılabilecek yaklaşık 761 milyon lira tutarındaki fon da Hazineye ek kaynak
olarak aktarılabilecektir. Bu durumda bankanın tasfiyesinin Hazineye herhangi bir
yük getirmeyeceği görülmektedir.''
Komisyonda CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, KEY paralarının
ödenmediği yolunda şikayetler geldiğini belirtti. Bunun üzerine, Sayın, tespit
sürecinde isim hatalarından kaynaklanan problemler de yaşandığını ifade ederek,
kurumların bildirim hatalarının düzeltilmesi için defalarca yazışmalar yapılmak
zorunda kalındığını kaydetti.
(15.18)
