2012-12-16 - 11:19
2013 YILI BÜTÇESİ, TBMM GENEL KURULU'NDA...
TBMM Genel Kurulu'nda, Dışişleri Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK ve 103 üniversitenin 2013 yılı bütçeleri görüşüldü. Görüşmelerin ardından, Dışişleri Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK ve 103 üniversitenin 2013 yılı bütçeleri Genel Kurul'da kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Dışişleri Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK ve 103 üniversitenin 2013 yılı bütçesinin görüşmelerine başlandı.

TBMM Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplanan Genel Kurul, bütçe görüşmelerini sürdürüyor. Bugün tek turda Dışişleri Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu (YURTKUR), Mili EĞitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı ile 103 üniversitenin bütçeleri ele alınacak.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Akşener'in birleşimi açtıktan sonra yoklama yapmadığını belirterek, ''Burada toplantı yeter sayısı olmadığı halde olduğunu söylediniz. Bütçenin engellenmesine karşı olan bir partiyiz. Ancak tutumunuz hakkında usul tartışması açılmasını istiyoruz'' dedi.

Akşener, bütçeler üzerinde konuşacak milletvekillerinin adını okuduktan sonra usul tartışması açtı.

TBMM Genel Kurulu'nda devam eden bütçe görüşmelerinde, Meclis'teki makam araçlarında harcanan benzin konusunda tartışma yaşandı.

TBMM Başkanvekili Meral Akşener, CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın talebi üzerine usul tartışması açtı. Tanal, Genel Kurul'da toplantı yeter sayısı olmadığını belirterek, ''(Çalışmamız lazım) diyen AKP, Meclis çalışmalarını sekteye uğratmaktadır. Parlamento çalışmalarına gelmiyorlar. Maaşınızı, harcırahlarınızı alırken koşa koşa gidersiniz. Meclis'in arabalarını altınıza çekersiniz ama Meclis'in faaliyetleri ile ilgili burada bulunmazsınız. Komisyon başkanları da Sayın Mehmet Ali Şahin de dahil olmak üzere 34 bin liralık benzin yaktınız'' diye konuştu.

Bunun üzerine söz alan eski Meclis Başkanı ve AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, TBMM'nin eski Başkanı olduğunu, tüm eski Meclis Başkanları'na, şahsa tahsisli araç verildiğini anmısattı. Şahin, ''Ben de eski Meclis Başkanı olarak bu imkandan yararlanıyorum. Grup başkanvekili ve komisyon başkanı arkadaşlarımızın da Meclis Başkanlığı'nca tahsis edilmiş araçları vardır. Onların yakıtlarını da TBMM karşılamaktadır. Yeni bir milletvekili arkadaşımızın bu konuyu gündeme getirmesini fazla yadırgamadım. Meşhur olmak için her fırsatta söz alan arkadaşlarımız hep olmuştur ama onlardan hiçbir şu an Parlamentoda değil'' dedi.

Şahin ayrıca, beş dönemdir Meclis'te olduğunu, bütçe görüşmelerinde hiçbir milletvekilinin toplantı yeter sayısı gibi bir talepte bulunmadığını, bu görüşmelerde centilmenlik anlayışının söz konusu olduğunu söyledi.

Yeniden söz alan Tanal ise söz konusu makam araçlarının, ilgili kanun çerçevesinde kullanılması gerektiğini ifade ederek, ''Ancak gerek komisyon başkanları gerek eski Meclis Başkanları; araçları, çocukları okula götürüp getirme için, pazar alışverişi için kullanıyorlar. Emniyet mensuplarına aylık 120 litre verilen benzin 80 litreye düştü. Ama eski Meclis Başkanları ve komisyon başkanlarına böyle bir sınırlama getirilmiyor'' diye konuştu.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfi Elvan ise Tanal'ın, müsteşar ya da daha alt düzeydeki bürokratlara Taşıt Kanunu ile ilgili olarak yapılan uygulama ile daha üst düzeydeki makamlara uygulanan düzenlemeyi karıştırdığını belirtti. Elvan, Meclis Başkanları, Başbakan, Genelkurmay Başkanları, kuvvet komutanları, Bakanlar Kurulu üyeleri, komisyon başkanları, grup başkanvekilleri ve Meclis katiplerine ait düzenlemenin farklı olduğunu, şahsa araç tahsis edilmesi ile makama araç tahsis edilmesinin aynı anlama gelmediğini kaydetti.

MHP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, iktidarın artık ağlamaktan vazgeçmesi gerektiğini belirterek, ''Terör saldırısı ve bomba kurbanı çocuklara, şehitlere, Irak, Suriye'deki Türkmen'in yaşadıklarına ağlamıyorsanız Filistin'de ağlamışsınız ne yazar-'' dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda Dışişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde konuşan Türkeş, Hükümet'in dış politika konusunda kamuoyunu aydınlatmadığını savunarak, yapılan açıklamaların tatmin edici olmaktan uzak ve muğlak ifadeler içermemesi gerektiğini kaydetti. Başbakan ve Dişişleri Bakanı'na yönelttikleri sorulara bugüne kadar tatmin edici hiçbir yanıt alamadıklarını anlatan Türkeş, şöyle konuştu:

''Malatya Kürecik'e yerleştirilen radar isteminin mülkiyeti, nihai kontrol ve yetkisi kime aittir- Bu kimin işine yarayacaktır- 10 yıldır iktidardasınız bu füzeleri keşke şimdi değil de daha evvel yerleştirseydiniz. Türkiye'nin güvenlik ve tehdit algılamalarında değişiklik olmamıştır. Ama NATO'nun hamiliği altında bir Türkiye görüntüsü kabul edilemez. Türkiye NATO'ya muhtaç olmayıp kendi güvenliğini sağlayabilecek güçtedir. Yoksa ustalık dönemi AKP Hükümeti olarak buna inanmıyor musunuz- Ege'de bulunan 3 adamız iki yıl öncesine kadar vatandaşlarımızın piknik yaptığı, teknelerin turlar düzenlediği yer iken bugün artık Yunanistan'ın elinde. 2 yıl içinde ne değişti de vatandaşlarımız bu adalara gidemiyor- Aidiyeti belirsiz adalar kategorisine giriyorsa neden Yunan bayrakları asılı- Türkiye'nin başkentinde bir okulda tarih dersinde Türklerin Ermenilere soykırım uyguladığı öğretiliyor. Sayın Başbakan, sayın Dışişleri Bakanı bundan haberiniz var mı- Türk çocuklarına bu yalanların okutulmasına razı mısınız, bu mu ustalık döneminiz-''

Türkeş, bazı büyükelçi ve başkonsolosların mektupları göndererek Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Müsteşar'ın uygulamalarını ağır dille eleştirdiklerini ve tepkilerini dile getirdiklerini savunarak, ''Böylesi dönemde büyükelçilerin yaptığı bu çıkışlar son dere anlamlıdır. Dışişleri Bakanlığı'nın içine düştüğü durumun diplomatlarca itirafı ve acı ifadesidir'' dedi.

Bulgaristan'da soydaşların siyasi hayatına müdahalede bulunulduğu, Hak ve Özgürlükler Hareketi'nden ayrılan grubun desteklendiği yönünden propaganda iddiaları olduğunu kaydeden Türkeş, ''Bu iddialar doğru ve AKP Hükümeti Bulgaristan'da diğer siyasi partiyi el altından da olsa destekliyorsa bunu kınıyor ve Hükümet'i uyarıyoruz. KKTC'de de benzer bir iddia dile getiriliyor, UDP içerisindeki siyasi mücadelede taraf tutuğunuz ileri sürülmektedir'' diye konuştu.

Türkeş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi Türk dünyasına yönelik eleştirerek komik duruma düştüğünü ileri sürerek, iktidarın Türk dünyası ile ilişkilerde çok zayıf olduğunu söyledi. Türkeş, ''Lütfen artık ağlamaya son verin. Terör saldırısı ve bomba kurbanı küçük çocuklara, şehitlere, Irak ve Suriye'deki Türkmen'in yaşadıklarına ağlamıyorsanız Filistin'de ağlamışsınız ne yazar. Yine de dünya tarafından ciddiye alınmazsınız'' görüşünü savundu.

MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi üzerine konuşurken, sporda dünyada başarılı kazanmış engelli sporcular ve takımlar bulunduğunu belirterek, iktidarın bu başarıyı ödüllendirmediğini ifade etti.

Bakanlık müsteşarının ziraat mühendisi olduğunun doğru olup olmadığını soran Uzunırmak, ''Kabak mı yoksa sporcu mu yetiştireceğiz- Teknokrat ve konuya hakim olması gereken hiçbir kimse kalmadı da ziraat mühendisi mi atandınız- Samsunlu olduğu içindir'' dedi.

MHP Ankara Milletvekili Zühal Topçu, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, milli eğitimde yatırıma ve insana yeterince kaynak akcarılmadığını dile getirerek, iktidarın sürekli bina, derslik, bilgisayar sayılarını konuştuğunu söyledi. Okuyanların ve hizmet verenlerin insan olduklarını vurgulayan Topçu ''İnsan, materyallerden çok daha önemlidir. İnsan unsuru ihmal ediliyor. Eğitimde değerler ihmal ediliyor. İhmaller çocukları bugünkü konumuna getirmiştir'' dedi.

Topcu, yaptıkları araştırmada, kılık kıyafet yönetmeliğinin disiplin sorunlarına ve gelir dağılımında uçurumu daha belirgin hale getireceği konusunda öğrenci, veli ve öğretmenlerin endişeleri olduğunu, özel okullara tanınan ''velilerin yüzde 60'nın istemesi halinde ortak kıyafet belirleneceği'' imkanının devlet okullarına tanınmamasının nedenini sordu.

Başarı kavramının içinin başarısızlıkla doldurulduğunu ileri süren Topcu, ''Ülkenin her yanına okul yapsanız, bilgisayar verseniz başarı çok değişmeyecek. Bu sistemin her geçen gün çöktüğünün farkında mısınız. Eğitim reformu öğretmenler üzerinden başlamalı'' diye konuştu.

Topcu, yapılan sınavlarda liselerin onda birinin sıfır aldığını belirterek, iktidarın sınavların kaldırılacağını söylemesine karşılık sürekli yeni sınavlar koyduğunu ifade etti. Okulların tabelasının değiştirilerek içlerinin boşaltıldığını savunan Topcu, ''düz liseleri Anadolu liselerine çevirerek eğitimde en büyük ihanet sizin döneminizde oldu. Üniversite açtınız ama yurtları ihmal ettiniz. Eğitimde sürekli suçlu arıyorsunuz, çözümleriniz yeni sorunlar yaratıyor. Artık dönün kendinize bakın. 'Eğitimden hiç anlamadığım halde niye bu makamda oturuyorum' diye sorun'' dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, Hükümet'in Suriye politikasını eleştirirken, ''Esad'ın gitmesi ya da kalması Türkiye'nin sorunu değildir'' dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Dışişleri Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerindeki görüşmeler devam ediyor.

Dışişleri Bakanlığı bütçesi üzerine söz alan Korutürk, ABD ile ilişkilerin sağlıklı olmadığını, iki ülke arasındaki eşit ortaklığın, AK Parti döneminde tercihli ortaklık haline geldiğini, bölgede ABD çıkarlarının korunduğunu savundu.

''Komşularla sıfır sorun'' politikasına artık kimsenin inanmadığını beliren Korutürk, ''Hükümet'in Esad'ı bertaraf etmeye çalışırken, Suriye halkını birbirine kırdırdığı ve ülkemizi bir belaya bulaştırdığı açıktır. Esad'ın gitmesi ya da kalması Türkiye'nin sorunu değildir. Hükümet'in desteklediği muhalif gruplar, ABD tarafından terörist ilan edilmiştir'' dedi.

CHP Edirne Milletvekili Recep Gürkan, daha önce Genel Kurul'da yapılan bir tartışmayı anımsatarak, ''Dişiliği ile değil kişiliği ile burada bulanan kadın milletvekillerini saygıyla selamlıyorum. Sayın Arıç, Muharrem İnce için mesnetsiz bir entrikaya dayanarak, 'Bundan sonra kadın milletvekilleri onun yanına oturmasın' demişti. Ben de bundan sonra, bütün kadınlar Sayın Arınç'ın yüzüne bakmadan konuşsun diye düşünüyorum'' dedi.

Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın politikasını eleştiren Gürkan, sporcuların bireysel başarılarının takdir edildiğini, ancak sporcuların potansiyelinin kullanılamadığını, kurumsal bir başarı sağlanamadığını ifade etti.

CHP Sinop Milletvekili Engin Altay, Türkiye'de öğrenci başına 2 bin 882 lira harcandığını, bunun, OECD ülkelerinin beşte biri kadar olduğunu belirtti. Hükümet'in, 'Eğitimde çağ atladık' dediğini, ancak bunun doğru olmadığını kaydeden Altay, ''Komik bir durum. Hangi yüzle 'çağ atladık' diyorsunuz. Siz, okul yönetimlerinden velilere giden yazılarla 26 ayrı kalem için velilerden para istendiğini biliyor musunuz- Okulların istediği bu paranın dışında 20 ayrı kalem üzerinden velilerin harcama yaptığını biliyor musunuz- İstanbulda derslik başına 45-60 öğrenci düştüğünden haberiniz var mı-'' diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter, kürsüde gösterdiği grafiklerle, Mili Eğitim Bakanlığı'nın yatırım bütçesinde ciddi bir azalmanın söz konusu olduğunu söyledi. 4+4+4 düzenlemesi ile eğitim sisteminin paramparça edildiğini savunan Serter, bunun yanında ciddi bir yatırım ihtiyacının da açığa çıktığını ifade etti.

Yüksek öğretime de değinen Serter, 50 üniversitenin bulunduğu 2002 yılında bütçeden yüzde 2.6 pay ayrıldığını, bugün üniversite sayısının 103'e çıktığını ayrılan payın ise yalnızca yüzde 3.7'ye kadar artırıldığına dikkati çekti.

Üniversitelerin kontenjanlarında da sıkıntılar yaşandığını belirten Serter, ''Beceriksiz yönetim nedeniyle üniversitelerin kontenjanlarını bile dolduramıyorsunuz. Devlet üniversitelerinde boş kontenjan 55 bin 869'a ulaştı. Vakıf üniversitelerinde de yüzde 21 dolmayan kontenjan var. 180 bin öğrencinin eğitim öğretim görme hakkını engellediniz'' dedi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Muhammed Çetin, dünyanın dört bir yanına sivil toplum kuruluşları oluşturulduğunu, bu kuruluşların, bulunduğu yerlere pozitif katkıları olduğunu söyledi. Türkiye'nin, evrensel vicdanın öne çıkararak, hakkaniyet ve dayanışma vurgusuyla sorunları gideren ülke olmaya gayret eğittiğini belirten Çetin, ''Küresel düzeyde barış, istikrar ve refaha katkıda bulunmaya çalışıyoruz'' ifadesini kullandı.

AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Akış, iktidarları döneminde gençliğin nesne olmaktan çıktığını, her alanda belirleyici güç olduğunu dile getirdi. 25 yaşındaki gençlerin seçilmesinin önünü açtıklarını, bunu 18 yaşa düşürmeye çalıştıklarını belirten Akış, bu düşüncelerinde, gençlere güvenmeyenlerin eleştirilerine de maruz kaldıklarını kaydetti.

AK Parti Osmaniye Milletvekili Durdu Kastal, muhalefetin eğitim konusundaki eleştirilerine yanıt verirken, ''Bu milletin boş laflara karnı tok. Gel, salla salla git. Bu millet izliyor ve ona göre takdir ediyor'' dedi.

Kastal'ın ifadesine tepki gösteren CHP'li Serter, ''Konuşmacı sataşmada bulundu ve 'Gel buraya salla salla git' dedi. Çok ayıp etti. Biz, sizin gibi sallayanları dinlemeye alıştık'' diye konuştu. Serter, konuşmasında eğitimle ilgili kullandığı verilerin, Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK verileri olduğunu söyledi.

TBMM Genel Kurulu'nda, bütçe görüşmelerinde AK Parti ile CHP milletvekilleri arasında ''ikiyüzlü'' tartışması yaşandı.

Genel Kurul'da, Dışişleri Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü, YURTKUR, Mili Eğitim Bakanlığı, YÖK, ÖSYM ile 103 üniversitenin 2013 yılı bütçeleri üzerindeki görüşmeler devam ediyor.

AK Parti Trabzon Milletvekili Aydın Bıyıklıoğlu, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinde konuşurken, Fatih Projesi ile Ağrı'nın bir köyü ile Ankara Çankaya'da okuyan öğrenci arasında bir fark kalmayacağını söyledi.

Bıyıklıoğlu, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran ve 4+4+4 olarak uygulanmasını öngören yasa konusunda herkesin kendisine göre yorum yaptığını belirterek, ''Özgürlük alanı açıldı. Türkiye, tekdüzelikten kurtuldu. Yaşadığım bir olayı anlatayım; televizyonda, bir kadın çocuğunun elinden tutup imam hatip okuluna yazdırmaya götürüyordu. Muhabir niye bu okulu tercih ettiğini sordu. Kadın da 'Bu okullara gidenler avukat, öğretmen, doktor oluyor. Bu okulların bir özelliği de öğrencileri sigara, içki, uyuşturucudan korumasıdır' dedi'' diye konuştu.

CHP'li milletvekilleri, Bıyıklıoğlu'nun sözlerine, ''Diğer okullara gidenler ne oluyor-'' diye tepki gösterdi.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, sataşma gerekçesiyle söz alarak, belediyelerin burs verebilmesine imkan veren yasa teklifinin İçişleri Komisyonu'nda AK Parti'li milletvekillerinin oylarıyla reddedildiğini kaydederek, ''Sizi halka şikayet ediyorum; ikiyüzlüsünüz, riyakarsınız'' dedi.

Bıyıklıoğlu'nun imam hatip dışındaki okullarda öğrenciler esrar, eroin kullandığını ifade ettiğini savunarak, ''Başbakan'ın yeğeni neden yakalandı- Siz ayrımcısınız, bölücüsünüz. İmam Hatip'te de normal okulda da okuyan bizim vatandaşımızdır. Sizi bölücülükle suçluyorum. Kahrolsun bölücüler diyorum'' diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın da sataşma gerekçesiyle söz alarak, siyasette ikiyüzlülük olmayacağını belirterek, ''Siyaset namuslu, dürüst yapılır. Belediyelerin fakir fukaraya verdiği bursları iptal ettireceksiniz, sonra burada kanun teklifinden bahsedeceksiniz. Bu ikiyüzlülüğün daniskasıdır. Önce kendinizi çek edin. Ne yaptığınıza bakın. Vatandaş, millet bizi izliyor. Millet bunları yemez, yutmaz. Anayasa Mahkemesi'ne götürdüğünüz kanunları millet takip ediyor. Ne öğrenciler ne millet yer'' dedi.

Aydın, Başbakan'ın ailesi ve yakınlarıyla ilgili olarak hazin dolu, üzücü konuşmalar yapıldığıni ifade ederek, ''Ben bunu Mahmut Bey'e yakıştıramadım. Kişisel hususların, olmayan şeylerin olmuş gibi dile getirilmesi dürüstlükle, ciddiyetle, iyi niyetle asla bağdaşmaz. Bu ülke evlatlarının özgürlük hakları olmalı. İnsanlar çocuğunu istediği okula götürmesi, istediği dersi seçme hakkı olmalı. Artık bu ülkede tek parti zihniyeti yok olmuştur'' diye konuştu.

AK Parti Kocaeli Milletvekili Fikri Işık, ÖSYM bütçesi üzerinde konuşurken, her dönemde sınavlarla ilgili iddiaların gündeme geldiğini ancak üzerine gidilmediğini söyledi.

Eski ÖSYM Başkanı'nın çeşitli iddiaların ardından istifasının ciddi bir reformu gündeme getirdiğini anlatan Işık, kurumun vizyoner bir anlayışla yeniden yapılandırıldığını, yeni yönetimin işbaşına geldiğini dile getirdi. Sınav güvenliğine yönelik pek çok adım atıldığını vurgulayan Işık, çalışmalarından dolayı ÖSYM Başkanı Ali Demir ve ekibini kutladı.

Değişimden rahatsız olanlar, kopyacıların ve bu işten menfaat sağlayanların yürüttüğü karalama kampanyalarını ibretle izlediklerini belirten Işık, ''Tüm sınavların çoktan seçmeli olarak yapılması önemli eksikliktir. Sonuç değil, süreç odaklı bir sistem benimsenmeli. Açık uçlu sorular da sorulmalı. Okulu merkez alan eğitim anlayışının gereği olarak müfredattaki tüm zorunlu derslerden soru sorulmalı. Belirli alanda özel yetenekler ölçülmeli. Artık ÖSYM'nin elektronik ortamda sınav yapması kaçınılmazdır. Bunun için fiziki ve teknik altyapı mutlaka hazırlanmalı. ÖSYM günlük politik tartışmaların dışında tutulmalı. En küçük yanlış, kusur ihmale müsamaha gösterilmeksizin idari ve adli yaptırıma gidilmesi önemli ve bunun yapılmasından memnuniyet duyuyoruz. Sınav güvenliği, yöntemleri ve içeriğine yönelik çalışmaları destekliyoruz'' diye konuştu.

AK Parti Osmaniye Milletvekili Suat Önal, yakın geçmişte inançlarından dolayı başını örten genç kızların üniversitelere alınmadığını, ikna odalarında psikolojik baskıya maruz bırakıldıklarını söyledi.

Önal, AK Parti iktidarında vesayetçi sistemin kaldırılmasıyla haksızlıkların giderildiğini savunarak, ''Necip Fazıl bugün yaşasaydı Türkiye'nin nasıl şahlandığını görecek ve belki de bu yükselişi şöyle ifade edecekti: Hayaller gerçek oldu, işte AK Parti var ya/şahlandın artık sırtın yere gelmez Sakarya/Şimdi övün Sakarya övünmek vakti bu an/sen Fatih'in neslisin unutma şanlı tarihini...''' dedi.

BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt, okullarda serbest kıyafet uygulamasına ilişkin ''Okullarda yoksulluğu üniforma giydirerek gizleyemezsiniz. Yoksulluğun üzerindeki üniformayı çıkarmak, yoksulluk gerçekliğini daha iyi gösterecektir'' dedi.

Genel Kurul'da, Dışişleri Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü, YURTKUR, Mili Eğitim Bakanlığı, YÖK, ÖSYM ile 103 üniversitenin 2013 yılı bütçeleri üzerindeki görüşmeler devam ediyor.

BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, Mesut Barzani'yi ziyaretinde arkada Merkezi Hükümet bayrağı, bölgesel bayrak ve Türk bayrağı bulunduğunu; Barzani'nin Türkiye'yi ziyaretinde ise yalnızca Türk bayrağı bulunduğunu söyledi. Sakık, ''Bunu yaparak bölgesel yönetimi yok hükmünde mi sayıyorsunuz- Neden korkuyorsunuz-'' dedi.

Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın bütçesi üzerinde de konuşan Sakık, Türkiye'nin olimpiyatlarda hayal kırıklığına uğradığını belirterek, ''Dışarıdan sporcu alıp bunların isimlerin başına Türk ismini koydunuz. Buna ne gerek var-'' dedi.

Sakık ayrıca, Gençlik ve Spor Bakanlığı'nda ciddi şekilde ''Samsunlu örgütlenmesi'' olduğunu ileri sürdü.

BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt ise Milli Eğitim Bakanlığı'nın ihtiyaçlarının en yüksek seviyede olduğu yılda en düşük bütçeyi aldığını ifade etti.

Üniversitelere ayrılan paylarda adaletsizlik olduğunu savunan Kurt, Anadolu'da bir çok üniversite rektörlüğünün kiralık olduğunu belirtti. Kurt, Türkiye'deki üniversitelerin tamamının bütçesinin, Amerika'daki bir üniversitenin bütçesinin dörtte biri kadar olduğunu söyledi.

Okullarda serbest kıyafet konusuna da değinen Kurt, ''Okullarda yoksulluğu üniforma giydirerek gizleyemezsiniz. Yoksulluğun üzerindeki üniformayı çıkarmak, yoksulluk gerçekliğini daha iyi gösterecektir'' dedi.

**HABERİN DEVAMINI " İLGİLİ DÖKÜMANLAR " BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.**