2008-05-26 - 11:50
TBMM BAŞKANI TOPTAN: "PARLAMENTO BU KADAR AĞIR İTHAMLARI KESİNLİKLE HAKETMEDİ"
TBMM Başkanı Köksal Toptan, CNN Türk'te, gündemdeki konulara ilişkin Ankara Temsilcisi Yavuz Oğhan'ın sorularını yanıtladı.
TBMM Başkanı Köksal Toptan, CNN Türk'te, gündemdeki konulara ilişkin Ankara Temsilcisi Yavuz Oğhan'ın sorularını yanıtladı. Konuşmasına Cannes Film Festivali'nde, ''Üç Maymun'' filmiyle ''En İyi Yönetmen'' ödülünü kazanan Nuri Bilge Ceylan'ı kutlayarak başlayan Toptan, Ceylan'ın, ''Bu ödülü ülkeme adıyorum'' sözünü anımsattı. Bunun, özlemini duydukları bir söz olduğunu belirten Toptan, zaman zaman bu güzel ülkeye haksızlık yaptıklarını düşündüğünü ifade etti.

Köksal Toptan, ''Bu güzel ülkeden böyle başarılı insanlar çıkıyor. Yürekten inanıyorum ki biraz daha destek olsak, önlerini açabilsek başka alanlarda da böylesine yüzümüzü güldürecek gelişmeler, başarılarla övünme imkanı buluruz'' diye konuştu.

Orhan Pamuk ile de geçen yıl aldığı ödül dolayısıyla gurur duyduklarını belirten Toptan'a, Pamuk'un yargılandığı anımsatıldı. Toptan, ''Bir uygulama yanlışlığı vardı. Ama bu ne Sayın Pamuk'un bu ülkenin çocuğu olduğu gerçeğini ne de milletimizin ona olan sevgisini ortadan
kaldırır'' dedi.

''BİLDİRİ SAHİPLERİ BİRBİRİYLE KONUŞMALI''

TBMM Başkanı Toptan, dünden bugüne baktıklarında, Türkiye'yi güzellikle büyüttüklerinden mutluluk duymaları gerektiğini söyledi.

Danıştay ve Yargıtayın bildirilerine ilişkin soru üzerine Toptan, ''Fikirlerin çatışmasından doğru fikirler ortaya çıkar'' kültüründen geldiklerini dile getirdi. Toptan, bunu, deyiş haline getirmemeleri gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti: ''Sürdürülebilir fikri çatışma, bir ülkenin kazanımıdır, gelecek vizyonunu çok iyi onarması, kurmasıdır. Yönetilemez, bir fikri çatışma kaosa dönüşebilir. Şu anda Türkiye, bir kaos noktasında değil. Sürdürülebilir, yönetilebilir bir fikri çatışma ortamı içinde de değiliz. Niçin oturup konuşmuyoruz, gazeteler, televizyonlar aracılığıyla düşüncelerimizi birbirimize iletmeye çalışıyoruz. Bunun, sorgulanması gerekir, ciddi bir eksikliğimiz var. Bildiri sahipleri, birbiriyle konuşmalı. Oturup, bildiriyi kamuoyuna, gazetelere açıklamak yerine, o bildirideki düşüncelerin muhataplarına anlatılması kadar kolay bir şey olamaz. Bize söylenecek lafı olan varsa, yasama organı olarak, benimle Türkiye'de herkes konuşuyor, bana herkes ulaşıyor, gelip benimle konuşmalı. Hükümet ile böyle bir sorunu olan grup, kişi, kurum varsa, hükümet ile konuşmalı. Hükümetin yasamayla veya yargıyla ilgili söylemesi lazım gelen bir takım hususları varsa, bunları gidip ya da çağırıp söylemeli. Türkiye böylesine fikri olgunluğa erişmiş ülkedir. Niye bu yol denenmez de kamuoyunun, herkes tarafından algılanması, bilinmesi istenen noktaya getirilir, anlamakta zorluk çekiyorum.''

''MASA ETRAFINDA BİR ARAYA GELME...''

TBMM Başkanı Toptan, bütün kanallar ve meram anlatmada bütün yollar denendikten sonra sonuç alınmazsa, fikirlerin kamuoyuyla paylaşılabileceğini belirtti. Toptan, bu noktaya gelmeden, herkesin öncelikle bir masa etrafında bir araya gelip, buluşması, konuşması ve derdini anlatmasında yarar olduğunu dile getirdi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, ''Yasama, yürütme, yargı masa etrafında bir araya gelsin'' önerisinin anımsatılması üzerine Köksal Toptan, ''O anlamda söylemiyorum. Yargıtayın hükümetten isteği varsa, Yargıtay Başkanı, Başbakana, bakana anlatır, Başbakanın parlamentodan istediği varsa gelir Meclis Başkanına anlatır, Meclis Başkanının hükümetten istediği varsa, anlatır. Kurumların böyle karşılıklı olarak birbiriyle konuşmaları, fikirlerini paylaşmaları, varsa endişelerini aktarmalarının yolları Türkiye'de açık, kurumlar arası böyle sorun da sıkıntı da yok'' diye konuştu.

''SERT TEPKİYİ ANLAMAKTA ZORLUK ÇEKİYORUM''

''Olli Rehn'e verilen yargı reformuna ilişkin taslağın bardağını taşırdığının'' belirtilmesi üzerine Toptan, şunları kaydetti: ''Keşke öyle olmasaydı. Yargıtayımız çok iyi bilir ki geçen dönemde bütün ceza mevzuatını, Yargıtay üyesi arkadaşlarla yazdık. Bu bildiriyi kaleme alan arkadaşımız, ceza yasası, ceza usul yasası yapımında çok etkin rol oynayan arkadaşımızdır. Parlamento, hükümet bu yolu başkalarına kapatıyor değil ki.

Belki Adalet Bakanı'nın çok spontan bir şeyi vardır, kötü niyet de aramamak lazım. Bunu gidip kendisine söylemek mümkünken, böylesine çok sert tepkiyi anlamakta zorluk çekiyorum. Ama hükümet ile ilişkilerine çok fazla girmek istemiyorum.''


''DÜZELTİLECEK YER ANAYASA MAHKEMESİDİR''

Kuvvetler ayrılığı ilkesinin, yasama, yürütme, yargıdan oluştuğuna işaret eden Toptan, bunların, bir ülkede birbirinden bağımsız değil, uyumlu çalışması gereken erkler olduğunu kaydetti. Bu erklerin uyumlu çalıştığı ülkede, kalkınma, huzur, barış, demokratik açılımlar ve demokratik gelişmeler olacağını belirten Toptan, şöyle devam etti: ''Bu üç kuvvetin çatışması, Türkiye'yi, kaosa, kaotik ortama götürebilir. Bu üç kuvvetin, birbirinin meşruiyetini tartışmadan, birbirine tahammül etmeyi bilmesi lazım.

Yargı bizim işimize, Anayasaya göre karışır. Bizim, hoşa gitmeyen, yanlış bir kararımız, yasamız çıkarsa, anamuhalefet, belli sayıda milletvekili veya ileriki aşamalarda bir yargı organı, düzenlememizi Anayasa Mahkemesine, 'Anayasaya aykırıdır' diyerek götürür. Mahkeme, Anayasadan aldığı kuvvetle, bu tasarrufumuzu ortadan kaldırır, buna herkes saygı gösterir. 'Anayasa Mahkemesi kararını beğenmedim, uygulamıyorum' diyen var mı? Bu anayasal yargı denetimidir. Bunun yerine, ilave yargı denetimleri koyarsanız, o zaman olmuyor. Yanlış karar verebiliriz, düzeltileceği yer Anayasa Mahkemesidir.''

''YASAMA ORGANINA KARŞI BÖYLE YAPILMAMALIYDI''

TBMM Başkanı Toptan, ''Yargıtay'a, (Siz neden karışıyorsunuz) söylediğiniz bu'' denilmesi üzerine, ''Ondan incindim. Başka birileri yapsa bir şey diyemem. Ama Türkiye'nin en yüksek yargı organından, yasamanın yetki kullanış biçimine, böylesine ağır tepki gelince, bu organın başı olarak incindim, üzüldüm, Türkiye demokrasisi açısından doğru bulmadım'' dedi.

Bu Parlamentonun, bu kadar ağır ithamları kesinlikle hakketmediğini ifade eden Toptan, bundan fevkalade incindiğini dile getirdi. ''Yasama organına karşı böyle yapılmamalıydı'' diyen Toptan, ''Anayasa Mahkemesi denetimi var, oradan bir karar çıkacak. Oradan çıkacak karara herkes saygı gösterecek. Olay bu kadar netken, bizim aldığımız bir kararın hala tartışma konusu yapılmasını anlayamıyor, kabul edemiyorum'' diye konuştu.

Parlamentonun Yargıtay'ın görüşünü almadan, Yargıtay'a rağmen bir şey yapmasının aklından geçmeyeceğini belirten Toptan, ''Keşke Adalet Bakanımız, daha önce bu tartışmayı yargıyla yapsaydı. Muhtemel ki yabancı konuğa, spontan olarak bir metin vermiştir. Bu kadar ağır tepkiyle karşılamak, bana göre sert tepki oldu'' dedi.

Toptan, Oğhan'ın Yargıtay bildirisine karşı yapılan açıklamalarla ilgili sorusuna, ''Hiçbir açıklamayı tasvip etmiyorum. Bunlar Türkiye'ye yakışır bir görüntü değil'' karşılığını verdi.

Strasbourg'ta düzenlenen Avrupa Konseyi Meclis Başkanları Konferansına katıldığını anımsatan Toptan, değişik ülkelerin meclis başkanlarıyla sohbetleri sırasında İngiltere Kraliçesi'nin 4-5 gün Türkiye'de kalmasını ilginç ve enteresan bulduklarını ilişkin beyanları olduğunu belirtti.

Toptan, Bulgaristan Meclis Başkan Vekilinin ''Bunda şaşılacak bir şey yok. İmparatorluklar birbirine yardım eder'' karşılığını verdiğini belirterek, Türkiye'nin dışarıdan böyle göründüğünü söyledi. Milli Eğitim Bakanlığı döneminde Yugoslavya Sancak Meclis Başkanının 450 çocukla birlikte Türkiye'ye geldiğini belirten Toptan, ''Aralık ayında gelmişlerdi. Sancak Meclis Başkanı Anıtkabir'e gitmek istiyordu. Hava çok soğuktu. Sadece ikimizin gitmesinde ısrarcı oldum. Buna rağmen çocuklarla birlikte gittik. Sancak Meclis Başkanı Anıtkabir hatıra defterine 'Aziz Atatürk, kurmuş olduğun Cumhuriyet, dünyadaki bütün Türklerin ve mazlum Müslümanların sığınabileceği bir ülke haline gelmiştir. Ne mutlu sana, ne mutlu bizlere' yazmıştı'' diye konuştu.

Toptan, şöyle devam etti: ''18 yıl evvel de şimdi de dünyanın böyle baktığı bir ülkeye biz haksızlık yapıyoruz. Biz Gereksiz yere yönetilemez, yönetilmesi çok zor gibi bir kavga ortamına giriyoruz. Bunlardan kaçınmamız lazım. Birbirimizle konuşmamız, meramımızı açıkça anlatmamız gerekiyor. Birbirimizin vatanseverliğinden, milliyetçiliğinden, iyi niyetinden ve bu topraklara bağlılığından kuşku duymamamız lazım. Endişeler olabilir,
bunu çok doğal karşılıyorum. Muhtelif televizyon kanallarında ben Cumhuriyet mitinglerini övmüşümdür. Kavgasız, silahsız, bıçaksız insanların bir alana toplanıp meram anlatılması kadar güzel bir şey olamaz. Bunlar toplumun hassasiyetleridir. Bunlara saygı göstermek gerekir. Parti savunması
yapmıyorum. Ama sadece bir grubu suçlayıp diğer grubun yanında saf tutmak değil mesele...''

''TÜRKİYE, BÖYLESİNE ÇOK KRİZ AŞTI''

Yurt dışına çok sayıda kişinin gidip geldiğini, oradan da Türkiye'ye insanların geldiğini belirten Toptan, bu ziyaretler sırasında parti kapatmalara ilişkin soruların gündeme geldiğini bildirdi. Parti kapatılmasına ilişkin sorular karşısında herkesin yanından, kıyısından dolanarak cevap verdiğini ifade eden Toptan, şunları söyledi: ''Bunun cevabını kim gönül rahatlığı içinde verebiliyor. Bana da soruyorlar 'Partiler kapatılma davası var sizin memlekette bu ne olacak' diye soruyorlar. 'Türkiye böylesine çok kriz aştı, bunu da aşar geçer' diyorum. Ne diyeyim başka... Kimse kusursuz olamaz. Hata kusur yanlış insanlar için. Zaten sadece demokrasilerde kusurlar, yanlış yönetim vardır. İmparatorluklarda, diktatörlüklerde totaliter yönetimlerde yanlış, hata yoktur. Her şey doğrudur. Bizim endişeleri ortaya koymamız, refleks göstermemiz güzel şeyler. Ama bunu dövüş haline dönüştürme gayretlerini ne anlamak mümkün ne de onaylamak mümkün.''

''GÜCÜMÜZÜ MİLLETTEN ALIYORUZ''

Toptan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Cumhurbaşkanının hakemliğinde tarafların bir masa etrafında toplanmasına ilişkin soru üzerine, ''Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleridir'' dedi. Her konuşma ve görüşmenin faydalı olacağına dikkati çeken Toptan, ''Her konuşma katkı sağlar. Toplu olarak bir araya gelmek katkı sağlar, tek tek bir araya gelmek katkı sağlar. Geçmişte çok örneklerini gördük, yaşadık. Konuşulamaması, televizyon, gazete aracılığıyla konuşmaya başlayınca mikrofonun cazibesi, kalemin, defterin cazibesi insanları farklı şeyler söyletme durumunda bırakıyor, o da hoş olmayan sonuçlar doğruyor'' diye konuştu. Yargıya yönelik hassasiyetlerini dile getiren Toptan, ''Yargı konusunda ben de çok hassasım. Yargı denince, yargı herkese lazım. Buna itiraz edebilen çıkabilir mi? Haksızlığa uğradığımız kanısına vardığımız zaman, başvuracağımız yer neresi? Hakkım gasp edildiğinde, hukukum elimden alındığında kaymakamlığa mı dilekçe vereceğiz, hayır mahkemeye gideceğiz. Yargı herkese lazım'' dedi.

Yasama organının da herkese lazım olduğunu vurgulayan Toptan, Meclisteki Türk Bayrağının 10 Kasım dahi hiçbir gün inmediğini anımsattı.

Meclisin kutsiyetine herkesin saygı göstermesi gerektiğini ifade eden Toptan, ''Şimdi yargı herkese lazım, yasama bazen lazım olur, bazen lazım olmaz; olmadı o... Bütün kurumlarımız, yasama, yürütme, yargı, hepimiz gücümüzü Anayasada yazılı olduğu şekilde milletten alıyoruz, o zaman birbirimize saygıyı, kabullenmeyi kesinlikle eksik etmememiz lazım'' diye konuştu.

TOPTAN'IN ORTA YOL ÖNERİSİ...

TBMM Başkanı Köksal Toptan, parti kapatılmasına ilişkin önerisini ''ilgilenilmesi'' amacıyla ortaya attığını belirtti. Kendi amacını yansıtmaması amacıyla herhangi bir öneri ortaya atmadığını kaydeden Toptan, ''Türkiye sürekli olarak akla kara arasında tercihler yapmak zorunda kalan ülke, acaba gri noktalar var mıdır? Olmayabilir, ama acaba var mıdır? Bunun araştırılması, tartışılması gerekir'' diye konuştu.

Siyaset bilimcilerinin, anayasa hukukçularının böyle bir tartışma yapmasında yarar olabileceğini söyleyen Toptan, şöyle devam etti: ''Anayasa mahkemeleri, ülkelerin elbette ki olan durumuna karşı bir politika, içtihat izliyorlar ama ülkelerinin geleceklerini de kuruyorlar, geleceklerine yön veren, yol gösteren içtihatlar yaratıyorlar. Anayasa Mahkemelerinin şöyle bir kolay yönü var; elbette keyfi hareket etmeleri söz konusu olamaz, orada görev yapanlar ülkelerinin en önde gelen hukuk adamları olmaları nedeniyle onların ehliyetinden, liyakatından kesinlikle olumsuz şekilde bahsetmek mümkün değil. Böyle olunca bunların Dünyada olduğu gibi ülkenin geleceğine yön veren ve de denetlenmez, denetlenmesi mümkün olmayan yargı organı olmaları nedeniyle bunu yapabilirler, içtihat yaratabilirler diye düşünüyorum.''

''SİYAHLA BEYAZ ARASINDA...''

Bir taraftan Türkiye'nin istikrarının korunması, öbür taraftan Türkiye'nin hassasiyetlerinin gözlenmesi gerektiğini bildiren Toptan, önerisinin çok iyi niyetli olduğunun herkes tarafından bilindiğini vurguladı. Önerisinin siyaset bilimcileri ve anayasa hukukçuları tarafından tartışılması gerektiğini belirten Toptan, ''Şu an faal siyasetciyim. Konumum itibariyle tarafsız davranmak zorunda kalsam bile sonuç itibariyle ben siyasi bir partiye mensubun. O nedenle düşüncelerim tartışılırken, siyasi kimliğim öne çıkarılabilir. Onun için bilinçli olarak kendimi geri çekerek, bilim adamları tartışsın diye bu öneriyi getirdim. Temas ettiğimiz çok çeşitli kesimler, kaygılarının giderilmesini, Türkiye ile ilgili, laiklikle ilgili kaygılarının giderilmesini temenni ederken, diğer taraftan siyasi istikrarın da bozulmaması dileğini peşinden getiriyorlar'' diye konuştu. TBMM Başkanı Toptan, şunları ifade etti:

''Siyahla beyaz arasında... Kimine göre beyaz partinin kapatılması, kimine göre kara partinin kapatılması... Öbür taraftan bakınca tam tersi. Böyle olunca Türkiye'deki tartışmalar bitmeyecektir, gerilimler azalmayacaktır. Ama söylediklerim, önerdiğim yapılabilir olursa Türkiye bu kaostan herkesin 'oh' diyebileceği bir sonuçla çıkarsa bundan herkes mutlu olur. Herkesin mutlu olabileceği bir formülün varlığı niçin kimseleri rahatsız edebilir. Sadece yüzde 10'dan tepki var. 'Teslim olmak' diye eleştirenler var, onlara da saygı gösteriyorum ama yüzde 80-90'lık kesim benim gibi düşünüyor.'' Önerisine ilişkin ''taraftar bulur, uygulanır'' diyenlerin çok olduğunu ve konuyu Başbakanla görüşmediğini bildiren Toptan, Avusturya
Cumhurbaşkanı onuruna verilen yemek sırasında konunun gündeme geldiğini, bunun üzerine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ''Sayın Başkan da bu konuyla ilgili uğraşıyor'' dediğini kaydetti.