2009-02-24 - 15:30
Partisinin grup toplantısında işsizlik konusunda değerlendirmelerde bulunan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'a, işsizlikle mücadele için 7 maddelik program önerdi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında, işsizlik konusunda
değerlendirmelerde bulundu.
Hükümetin, işsizlikle mücadele konusunda gerekli önlemleri almadığını
ileri süren Baykal, Başbakan Erdoğan'ın gündemine işsizliği almış olmasının da
memnuniyet verici olduğunu ifade etti. Erdoğan'ın, ''Baykal, işsizlikle mücadele
konusunda ne önerisi varsa ortaya koysun. Eğer ben, işsizlik önlemlerini
uygulamazsam, siyasi hayatımı bitirmeye hazırım ama ortada işsizlikle mücadele
önlemi yoksa artık bu konuyu konuşmasın'' dediğini anımsatan Baykal, bu konudaki
önerilerini anlattı. Baykal, ''Başbakan, dikkatle dinlesin. 7 tane öneri
yapacağım kendisine. 7 maddelik önerim var. Bunları dikkatle dinletsin, not
aldırsın, irdeletsin, inceletsin ve gerekirse bize dönsün. Bu konuda, kendisiyle
işbirliği yapmaya hazırız'' diye konuştu.
-''TEMEL ANLAYIŞ DEĞİŞMELİ''-
Başbakan Erdoğan'ın, CHP'den bir çare talep etmesi karşısında,
memnuniyetle 7 maddelik öneriyi ortaya koyduklarını belirten Baykal, ilk olarak
Başbakan Erdoğan'ın, bu konuya yönelik temel anlayışını değiştirmesi gerektiğini
söyledi.
Erdoğan'dan, ''Bu, Türkiye'ye dokunmayacak. Teğet geçti. Krizin dibini
gördük'' gibi gerçeklerden uzak, hiçbir değer taşımayan, milleti ferah tutmaya
çalışan, ekonomi verilerinden yoksun anlayışını derhal bırakmasını isteyen
Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''(Teğeti, dibe vurduyu, bize dokunmayacağı, hamdolsunu) bıraksın.
Birinci çare bu. Bıraksın da ne yapsın?. '2009 bütçesi, gerçeklerden kopuktur,
yanlış verilere dayanmaktadır. gerçekçi değildir' dedik... Türkiye'nin derhal
yeni bir ekonomi programı oluşturmaya ihtiyacı vardır. Yeni makro ekonomik
hedeflerini, inanılır, uygulanabilir bir biçimde ilan etmesine ihtiyaç vardır.
İlk yapılacak iş budur. Hükümet, 'Bir kriz döneminin içindeyiz. Türkiye ekonomisi
etkilenmiştir. Bu yeni dönemde geleceğe şöyle bakıyoruz' diye ciddi veriler ve
hedefler koymalıdır. Büyüme, enflasyon, dış açık, dış finansman ne olacak?
Bunlar, bütçede var ama temelsiz. Yanlışlar oradan başlıyor... Hükümet, bütçe
hedeflerini ve buna bağlı politikalarını ilan edecek. Bu, Türkiye'deki
belirsizliği ortadan kaldıracaktır. Hükümetin gerçeklerden kopuk olduğu
izlenimini ortadan kalkmasına yardımcı olacaktır. Ekonomide aktörler, 'Olayın
ciddiyetini kavramaya başladı bunlar' diye iyi niyetle ve güvenerek ekonomiye
yaklaşacaklardır. Önce bu güvenin tesis edilmesi lazım. Piyasaların beklediği
tedbir paketleri bundan sonra gelecektir...''
-''KAMU ALT YATIRIMLARI''-
İkinci önerisini açıklarken, ''Kamu altyapı yatırımlarına yönelik
ödenekleri artırın, artırırken de seçime yönelik uygulamalara son verin'' diyen
Baykal, şöyle konuştu:
''2007 seçimlerinde bütçenin dengeleri bozuldu. Bu, 2008'de de aynen
devam etti. Bugün maalesef, kriz döneminde çok muhtaç olduğumuz cephaneleri, 2007
seçimleri için, daha sonra da 2008 yılında bu hükümet yakmıştır. Asıl şimdi
Türkiye'nin o kaynaklara ihtiyacı vardı. Bu durumda yapılması gereken, derhal bu
hükümetin harcama hedeflerini çıkarmış olduğu bütçeye göre değil, ekonominin yeni
gerçeklerine göre gözden geçirip asgari noktaya indirmesidir. Hükümet, harcama
hedeflerini gözden geçirmelidir. Obama, ABD'de 780 milyar dolarlık paket ilan
etti. Ancak aynı anda, 'Bütçedeki bütün kalemleri sorgulayacağım' diye söz verdi
ve o çaba şimdi yürütülmektedir. ABD'de izlenecek programın başarısı da bu
çalışmanın başarılı olup olmayacağına bağlanmıştır.''
Türkiye'nin de şiddetle buna ihtiyacı olduğunu belirten Baykal, şöyle
devam etti:
''Çünkü bizdeki harcama hedefleri seçime yönelik konulmuştur. Seçime
yönelik yapılan harcamalarla, ekonomik krizin gerektirdiği harcamaları
gerçekleştirmek mümkün değildir. Seçime yönelik harcama hedeflerinin derhal
gözden geçirilmesi lazım. Bunun içinde mahalli idarelere seçim öncesinde 'bol
harcama yap' diye alınan kaynak transferi kararlarının gözden geçirilmesi lazım.
Bütçede ciddi tasarruf yaratılması lazım. Yeni hedeflere yönelik doğru harcamalar
yapabilmek için buna ihtiyaç var. Bu tasarruflarla kamu yatırımları ve altyapı
yatırımları artırılacak. Seçim yatırımları değil, seçim rüşveti değil, seçim
hovardalığı değil, altyapı yatırımları için kamunun yapacağı harcamaları
artıracaksınız.
Altyapı yatırımı, işsizlikle mücadele için temel ihtiyaçtır. Böyle
dönemlerde altyapı yatırımlarına hız vermek lazımdır. 1929-1930 bunalımında,
ABD'de Roosevelt, Keynesyen politika ile o güçlükleri ortadan kaldırdı. Şimdi
Türkiye'de de yapılması gereken, seçim harcaması yapmak değil, kamu yatırım
harcaması yapmak... Türkiye, kamu altyapı yatırımlarında kesinti değil, ek
harcama yapması gereken bir ülke konumundadır. Bu kalkınmayı teşvik edecek,
işsizliği ortadan kaldırmaya yardımcı olacak bir adım olacaktır.''
Baykal'ın işsizlikle mücadele konusunda diğer 5 önerisi ise şöyle:
''-Otomobil ve dayanıklı tüketim mallarıyla ilgili olarak sıkıntıyı
gidermek ve talebi hareketlendirmek için geçici olarak 6 ay süreyle bu
sektörlerde KDV'yi kaldırın.
-Kur politikasında TL'nin aşırı değerlenmesine yönelik gelişmeleri
frenleyin ve Maliye politikasını makul ölçülerde gevşetmeyi temel alın...
Rekabetçi bir kurla Türkiye'de ihracatın teşvik edilmesi de mümkün olacaktır.
İhracatı ikame eden ithalatın önlenmesine de bu politika yardımcı olacaktır.
-Bankacılık sisteminde tahsili gecikmiş alacaklardaki artış, bankaları
kredi verme konusunda ciddi şekilde sıkıntıya sokmaya başlamıştır. Kredi
piyasalarındaki tedirginliği, geri dönmeyecek kredi korkusunu telafi etmek için
Kredi Garanti Fonu oluşturulmalı. Bu Fondan yararlanacak şirketlerin işçi
çıkarmaması şart olarak koşulacaktır.
-Derhal sigorta primlerinin ve ücretli üzerindeki vergi yükleri, stopaj
derhal 10 puan aşağı indirilmeli... OECD ülkelerinin çok üstündeyiz. Türkiye
insan çalıştırmayı cezalandıran mali sistem uyguluyor. Bunun doğal sonucu
işsizliktir. OECD'de adam çalıştırmak daha ucuz. Türkiye krizde. İşsizlik
patlıyor. Çare arıyor hükümet. Çare bu, derhal bu... Kriz olmasa da Türkiye'nin
buna ihtiyacı var.
-İşsizlik Fonunun imkanları işsizlikle mücadele için kullanılmalı.''
-''(ACİL ÇARE, ÖNLEM) DİYORSA, İŞTE 7 MADDELİK ÖNERİ''-
CHP lideri Baykal, böyle bir uygulama yapılırsa, işsizlikle mücadele
açısından atılması gereken ilk acil adımların atılmış olacağını ifade ederek,
şunları kaydetti:
''7 maddelik program... Bunun madde madde yürürlüğe konulması mümkündür.
Daha üzerinde durulabilecek çok önlem vardır. Başından beri söylüyoruz. Ekonomiye
yönelik temel yaklaşımını değiştirmelidir. Vergi politikasını, yatırım
politikasını ona göre tanzim etmelidir ama bunları söyleyerek somut, geçerli,
acil önlem arayışını engellememek lazım. 'Acil çare, önlem' diyorsa, işte 7
maddelik öneri Başkakan'a. Bunları alsın ve uygulasın. Ben Sayın Başbakan'ın
bunları uygulamadığı için siyasi hayatına son vermesini istemiyorum. Bunları
uygulayarak, işsizliğe bir katre de olsa çare bulmasını bekliyorum. Bu konuda
kendisine her türlü katkıyı, desteği vermeye hazırız.''
''Fransa ve ABD başta olmak üzere tüm dünyada ekonomik krize karşı önlem
alınırken, Türkiye'nin kılını kıpırdatmadığını'' öne süren Baykal, kredi kartı
ile konut kredisi borçlarını ödeyemeyenlerin sayısının 2,5 milyonu bulduğunu
söyledi. Bu kişilerin borçlarının yeniden yapılandırılması için kolaylık
sağlanmasını isteyen Baykal, ''Temerrüt faizini, ödenebilir makul düzeye
indirmeyi kabul et. Borçlarını dondur. 2 yıla uzat, eşit taksitlerle ödenmesi
için bir önlem çıkarıveriver. Bütün dünya bunu yapıyor. Biz hala bu konularla
meşgul değiliz'' diye konuştu.
Baykal, partisinin TBMM grubunda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
işsizlik konusunda çare istediğini ifade ederek, ''Başbakan, yolsuzluk konusunda
da bir çare istese ya...Yolsuzluk almış başını gidiyor. Bana da sormuyor''
dedi.
Yolsuzluk konusundaki çarenin; başta kendisi ve Erdoğan olmak üzere,
bütün milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması olduğunu belirten Baykal,
daha önce yolsuzlukların kaldırılmasını önerdiklerinde Erdoğan'ın, sadece
milletvekillerinin değil, belediye başkanlarının da kaldırılması gerektiğini
söylediğini kaydetti. Baykal, ancak daha sonra bu konuta ''çıt çıkmadığını'' öne
sürdü.
''Beklenen dosya'' diye nitelendirdiği Deniz Feneri davası dosyasının
nihayet geldiğini dile getiren Baykal, Almanya'nın 15 kişi için ikinci davayı
açacağını ancak Türkiye'nin hala beklediğini, seyrettiğini vurguladı. Baykal,
''Almanya'dan dosya geldikten sonra soruşturalım'' denildiğini, bunların
''gönülsüz, tembel mazeretler ve ipe un serme'' olduğunu söyledi.
Baykal, Deniz Feneri olayının, ''iktidarın himayesi altında
gerçekleştiğini, AK Parti'nin sorumluluğu altında yaşanan bir yolsuzluk
olduğunu'' iddia ederek, burada, Hükümetin, vergi muafiyeti, kamu yararına vakıf
şeklinde aldığı kararlardan yararlanıldığını belirtti.
Uluslararası internet sitelerinde Erdoğan'ın, dünyanın en zengin 10
başbakanı arasında yer aldığını savunan Baykal, ''10-15 yıllık siyasi kariyerde,
Sütlüce'den başlayıp, İETT'den geçip, Ülker dağıtımcılığından, en önde gelen, en
zengin başbakanlığa doğru bir kariyer'' dedi.
-''BAŞBAKAN'IN YÜZÜNE SÖYLEMEK İSTİYORUM''-
Baykal, Erdoğan gibi meydanlara gittiğini, demokrasinin, meydanı
gerektirdiğini dile getirerek, ancak demokraside başbakanların sorgulandığı,
hesap verdiği, soru sorulduğu ortamların da yaratıldığını ifade etti.
Dile getirdiği iddiaları Erdoğan'ın yüzüne de söylemek istediğini
kaydeden Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Yüzüne söylediğimde Başbakan'ın cevabı varsa, bir daha bunu söyleyemem,
söylersem millet beni ayıplar. Söylemeye devam ediyorum, çünkü Başbakan'ın cevabı
yok, kaçıyor. Demokraside meydana çıkmak iyidir, milletin karşısına her türlü
soruya açık olarak çıkabilmek çok daha iyidir. Türkiye'deki ihtiyaç da bu.
Türkiye'de demokrasi kaçağı bir başbakan var. Senin demokrasiden kaçışını meydan
telafi etmez. Meydana kendi düzeni kurmuşsun, partizanlarını çağırmışsın,
devletin emniyet güçlerini yerleştirmişsin, elinde mikrofon konuşuyorsun. Bu
karşılamıyor, sana biri soru soracak. Ama sormaya kalksa hemen dövüyorsunuz.
Basın toplantısı yapmayan Başbakan olur mu?''
-''SAVCI OLAMAZSIN''-
Baykal, Ergenekon davası sürecinde Erdoğan'ın kendisiyle ''avukat-savcı''
tartışması yaptığını vurgulayarak, kendisinin avukat olduğunu ve bununla da
iftihar ettiğini söyledi. Baykal, hakkı, hukuku çiğnenen, mağdur ne kadar insan
varsa tümünün avukatı olduğunu dile getirerek, ''Dünyanın neresinde, başbakan,
savcı olmayı içine sindirmiştir?'' diye sordu.
Avukatlığın muhalefetin sorumluluğunda olduğunu ancak savcılığın
başbakanlığın sorumluluğu, yetki alanına girmediğini belirten Baykal, ''Sen savcı
olamazsın. Bir sürü nedenden olamazsın, bir defa o savcılar cumhuriyet savcısı, o
nedenle olamazsın. Sen Başbakansın sana ne?'' diye konuştu.
-''KÜFÜR BİLE EDEMİYOR''-
CHP Genel Başkanı Baykal, Erdoğan'ın, savcılık ve hakimlikten sonra,
şimdi de kendisini defterdar olarak olarak görev sahibi saydığını öne sürerek,
''Çıkmış vergi zabıtası olarak, vergi biçmeye, vergi kaçakçılıklarını ortaya
koymaya kalkıyor. Türkiye'nin vergi rekortmeninden vergi kaçakçısı çıkarıyor;
vergi kaçakçısından da bakan çıkarıyor. Ondan sonra da 5 kez af çıkarıyor'' diye
konuştu.
Yargının ve vatandaşların 7 yıl önceye göre daha özgür ve bağımsız
olmadığını savunan Baykal, telefonların dinlenildiğini söyledi. Baykal, herkesin
dinlenilme kaygısı taşıdığını, gönül huzuru içinde, içinden geldiği gibi iktidara
küfür bile edemediğini belirtti.
-''ÇÖKÜŞ BELİRTİSİ''-
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in, belediyelere yönelik tartışma yaratan
sözlerini de değerlendiren Baykal, Şahin'in, tehdit ve şantaj yaptığını ileri
sürdü. Baykal, bunun, ''iktidarın, çürüyen iktidarlar tablosu içinde yerini
almakta olduğunun'' işareti olduğunu iddia ederek, şunları kaydetti:
''İktidar, tehdit yöntemini kullanma zorunluluğuyla karşı karşıya kaldı.
Bunlar, asar-ı izmihlal, yani çöküş belirtisi. Öz güvenlerini kaybetmişler,
tehditle sonuç almak istiyorlar, bunların demokrasi anlayışı bir kez daha
çıkıyor. O zaman niye seçim yapıyoruz? Belediyelerin, iktidarla uyumlu olması
gerekiyorsa, 'belediye başkanlarını seç' diye milleti niye sandığa çağırıyorsun?
Oyun mu oynuyorsun, tiyatro mu sahneliyorsun? O zaman, seninle en uygun olacak
belediye başkanlarını tayin et; arsa, imar yolsuzluklarını birlikte kolayca
yapıverin. İspanya'daki Adalet Bakanı, siyasi davalara da bakan hakimle ava
gittiğinin tespit edilmesi üzerine istifa etti.''
değerlendirmelerde bulundu.
Hükümetin, işsizlikle mücadele konusunda gerekli önlemleri almadığını
ileri süren Baykal, Başbakan Erdoğan'ın gündemine işsizliği almış olmasının da
memnuniyet verici olduğunu ifade etti. Erdoğan'ın, ''Baykal, işsizlikle mücadele
konusunda ne önerisi varsa ortaya koysun. Eğer ben, işsizlik önlemlerini
uygulamazsam, siyasi hayatımı bitirmeye hazırım ama ortada işsizlikle mücadele
önlemi yoksa artık bu konuyu konuşmasın'' dediğini anımsatan Baykal, bu konudaki
önerilerini anlattı. Baykal, ''Başbakan, dikkatle dinlesin. 7 tane öneri
yapacağım kendisine. 7 maddelik önerim var. Bunları dikkatle dinletsin, not
aldırsın, irdeletsin, inceletsin ve gerekirse bize dönsün. Bu konuda, kendisiyle
işbirliği yapmaya hazırız'' diye konuştu.
-''TEMEL ANLAYIŞ DEĞİŞMELİ''-
Başbakan Erdoğan'ın, CHP'den bir çare talep etmesi karşısında,
memnuniyetle 7 maddelik öneriyi ortaya koyduklarını belirten Baykal, ilk olarak
Başbakan Erdoğan'ın, bu konuya yönelik temel anlayışını değiştirmesi gerektiğini
söyledi.
Erdoğan'dan, ''Bu, Türkiye'ye dokunmayacak. Teğet geçti. Krizin dibini
gördük'' gibi gerçeklerden uzak, hiçbir değer taşımayan, milleti ferah tutmaya
çalışan, ekonomi verilerinden yoksun anlayışını derhal bırakmasını isteyen
Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''(Teğeti, dibe vurduyu, bize dokunmayacağı, hamdolsunu) bıraksın.
Birinci çare bu. Bıraksın da ne yapsın?. '2009 bütçesi, gerçeklerden kopuktur,
yanlış verilere dayanmaktadır. gerçekçi değildir' dedik... Türkiye'nin derhal
yeni bir ekonomi programı oluşturmaya ihtiyacı vardır. Yeni makro ekonomik
hedeflerini, inanılır, uygulanabilir bir biçimde ilan etmesine ihtiyaç vardır.
İlk yapılacak iş budur. Hükümet, 'Bir kriz döneminin içindeyiz. Türkiye ekonomisi
etkilenmiştir. Bu yeni dönemde geleceğe şöyle bakıyoruz' diye ciddi veriler ve
hedefler koymalıdır. Büyüme, enflasyon, dış açık, dış finansman ne olacak?
Bunlar, bütçede var ama temelsiz. Yanlışlar oradan başlıyor... Hükümet, bütçe
hedeflerini ve buna bağlı politikalarını ilan edecek. Bu, Türkiye'deki
belirsizliği ortadan kaldıracaktır. Hükümetin gerçeklerden kopuk olduğu
izlenimini ortadan kalkmasına yardımcı olacaktır. Ekonomide aktörler, 'Olayın
ciddiyetini kavramaya başladı bunlar' diye iyi niyetle ve güvenerek ekonomiye
yaklaşacaklardır. Önce bu güvenin tesis edilmesi lazım. Piyasaların beklediği
tedbir paketleri bundan sonra gelecektir...''
-''KAMU ALT YATIRIMLARI''-
İkinci önerisini açıklarken, ''Kamu altyapı yatırımlarına yönelik
ödenekleri artırın, artırırken de seçime yönelik uygulamalara son verin'' diyen
Baykal, şöyle konuştu:
''2007 seçimlerinde bütçenin dengeleri bozuldu. Bu, 2008'de de aynen
devam etti. Bugün maalesef, kriz döneminde çok muhtaç olduğumuz cephaneleri, 2007
seçimleri için, daha sonra da 2008 yılında bu hükümet yakmıştır. Asıl şimdi
Türkiye'nin o kaynaklara ihtiyacı vardı. Bu durumda yapılması gereken, derhal bu
hükümetin harcama hedeflerini çıkarmış olduğu bütçeye göre değil, ekonominin yeni
gerçeklerine göre gözden geçirip asgari noktaya indirmesidir. Hükümet, harcama
hedeflerini gözden geçirmelidir. Obama, ABD'de 780 milyar dolarlık paket ilan
etti. Ancak aynı anda, 'Bütçedeki bütün kalemleri sorgulayacağım' diye söz verdi
ve o çaba şimdi yürütülmektedir. ABD'de izlenecek programın başarısı da bu
çalışmanın başarılı olup olmayacağına bağlanmıştır.''
Türkiye'nin de şiddetle buna ihtiyacı olduğunu belirten Baykal, şöyle
devam etti:
''Çünkü bizdeki harcama hedefleri seçime yönelik konulmuştur. Seçime
yönelik yapılan harcamalarla, ekonomik krizin gerektirdiği harcamaları
gerçekleştirmek mümkün değildir. Seçime yönelik harcama hedeflerinin derhal
gözden geçirilmesi lazım. Bunun içinde mahalli idarelere seçim öncesinde 'bol
harcama yap' diye alınan kaynak transferi kararlarının gözden geçirilmesi lazım.
Bütçede ciddi tasarruf yaratılması lazım. Yeni hedeflere yönelik doğru harcamalar
yapabilmek için buna ihtiyaç var. Bu tasarruflarla kamu yatırımları ve altyapı
yatırımları artırılacak. Seçim yatırımları değil, seçim rüşveti değil, seçim
hovardalığı değil, altyapı yatırımları için kamunun yapacağı harcamaları
artıracaksınız.
Altyapı yatırımı, işsizlikle mücadele için temel ihtiyaçtır. Böyle
dönemlerde altyapı yatırımlarına hız vermek lazımdır. 1929-1930 bunalımında,
ABD'de Roosevelt, Keynesyen politika ile o güçlükleri ortadan kaldırdı. Şimdi
Türkiye'de de yapılması gereken, seçim harcaması yapmak değil, kamu yatırım
harcaması yapmak... Türkiye, kamu altyapı yatırımlarında kesinti değil, ek
harcama yapması gereken bir ülke konumundadır. Bu kalkınmayı teşvik edecek,
işsizliği ortadan kaldırmaya yardımcı olacak bir adım olacaktır.''
Baykal'ın işsizlikle mücadele konusunda diğer 5 önerisi ise şöyle:
''-Otomobil ve dayanıklı tüketim mallarıyla ilgili olarak sıkıntıyı
gidermek ve talebi hareketlendirmek için geçici olarak 6 ay süreyle bu
sektörlerde KDV'yi kaldırın.
-Kur politikasında TL'nin aşırı değerlenmesine yönelik gelişmeleri
frenleyin ve Maliye politikasını makul ölçülerde gevşetmeyi temel alın...
Rekabetçi bir kurla Türkiye'de ihracatın teşvik edilmesi de mümkün olacaktır.
İhracatı ikame eden ithalatın önlenmesine de bu politika yardımcı olacaktır.
-Bankacılık sisteminde tahsili gecikmiş alacaklardaki artış, bankaları
kredi verme konusunda ciddi şekilde sıkıntıya sokmaya başlamıştır. Kredi
piyasalarındaki tedirginliği, geri dönmeyecek kredi korkusunu telafi etmek için
Kredi Garanti Fonu oluşturulmalı. Bu Fondan yararlanacak şirketlerin işçi
çıkarmaması şart olarak koşulacaktır.
-Derhal sigorta primlerinin ve ücretli üzerindeki vergi yükleri, stopaj
derhal 10 puan aşağı indirilmeli... OECD ülkelerinin çok üstündeyiz. Türkiye
insan çalıştırmayı cezalandıran mali sistem uyguluyor. Bunun doğal sonucu
işsizliktir. OECD'de adam çalıştırmak daha ucuz. Türkiye krizde. İşsizlik
patlıyor. Çare arıyor hükümet. Çare bu, derhal bu... Kriz olmasa da Türkiye'nin
buna ihtiyacı var.
-İşsizlik Fonunun imkanları işsizlikle mücadele için kullanılmalı.''
-''(ACİL ÇARE, ÖNLEM) DİYORSA, İŞTE 7 MADDELİK ÖNERİ''-
CHP lideri Baykal, böyle bir uygulama yapılırsa, işsizlikle mücadele
açısından atılması gereken ilk acil adımların atılmış olacağını ifade ederek,
şunları kaydetti:
''7 maddelik program... Bunun madde madde yürürlüğe konulması mümkündür.
Daha üzerinde durulabilecek çok önlem vardır. Başından beri söylüyoruz. Ekonomiye
yönelik temel yaklaşımını değiştirmelidir. Vergi politikasını, yatırım
politikasını ona göre tanzim etmelidir ama bunları söyleyerek somut, geçerli,
acil önlem arayışını engellememek lazım. 'Acil çare, önlem' diyorsa, işte 7
maddelik öneri Başkakan'a. Bunları alsın ve uygulasın. Ben Sayın Başbakan'ın
bunları uygulamadığı için siyasi hayatına son vermesini istemiyorum. Bunları
uygulayarak, işsizliğe bir katre de olsa çare bulmasını bekliyorum. Bu konuda
kendisine her türlü katkıyı, desteği vermeye hazırız.''
''Fransa ve ABD başta olmak üzere tüm dünyada ekonomik krize karşı önlem
alınırken, Türkiye'nin kılını kıpırdatmadığını'' öne süren Baykal, kredi kartı
ile konut kredisi borçlarını ödeyemeyenlerin sayısının 2,5 milyonu bulduğunu
söyledi. Bu kişilerin borçlarının yeniden yapılandırılması için kolaylık
sağlanmasını isteyen Baykal, ''Temerrüt faizini, ödenebilir makul düzeye
indirmeyi kabul et. Borçlarını dondur. 2 yıla uzat, eşit taksitlerle ödenmesi
için bir önlem çıkarıveriver. Bütün dünya bunu yapıyor. Biz hala bu konularla
meşgul değiliz'' diye konuştu.
Baykal, partisinin TBMM grubunda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
işsizlik konusunda çare istediğini ifade ederek, ''Başbakan, yolsuzluk konusunda
da bir çare istese ya...Yolsuzluk almış başını gidiyor. Bana da sormuyor''
dedi.
Yolsuzluk konusundaki çarenin; başta kendisi ve Erdoğan olmak üzere,
bütün milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması olduğunu belirten Baykal,
daha önce yolsuzlukların kaldırılmasını önerdiklerinde Erdoğan'ın, sadece
milletvekillerinin değil, belediye başkanlarının da kaldırılması gerektiğini
söylediğini kaydetti. Baykal, ancak daha sonra bu konuta ''çıt çıkmadığını'' öne
sürdü.
''Beklenen dosya'' diye nitelendirdiği Deniz Feneri davası dosyasının
nihayet geldiğini dile getiren Baykal, Almanya'nın 15 kişi için ikinci davayı
açacağını ancak Türkiye'nin hala beklediğini, seyrettiğini vurguladı. Baykal,
''Almanya'dan dosya geldikten sonra soruşturalım'' denildiğini, bunların
''gönülsüz, tembel mazeretler ve ipe un serme'' olduğunu söyledi.
Baykal, Deniz Feneri olayının, ''iktidarın himayesi altında
gerçekleştiğini, AK Parti'nin sorumluluğu altında yaşanan bir yolsuzluk
olduğunu'' iddia ederek, burada, Hükümetin, vergi muafiyeti, kamu yararına vakıf
şeklinde aldığı kararlardan yararlanıldığını belirtti.
Uluslararası internet sitelerinde Erdoğan'ın, dünyanın en zengin 10
başbakanı arasında yer aldığını savunan Baykal, ''10-15 yıllık siyasi kariyerde,
Sütlüce'den başlayıp, İETT'den geçip, Ülker dağıtımcılığından, en önde gelen, en
zengin başbakanlığa doğru bir kariyer'' dedi.
-''BAŞBAKAN'IN YÜZÜNE SÖYLEMEK İSTİYORUM''-
Baykal, Erdoğan gibi meydanlara gittiğini, demokrasinin, meydanı
gerektirdiğini dile getirerek, ancak demokraside başbakanların sorgulandığı,
hesap verdiği, soru sorulduğu ortamların da yaratıldığını ifade etti.
Dile getirdiği iddiaları Erdoğan'ın yüzüne de söylemek istediğini
kaydeden Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Yüzüne söylediğimde Başbakan'ın cevabı varsa, bir daha bunu söyleyemem,
söylersem millet beni ayıplar. Söylemeye devam ediyorum, çünkü Başbakan'ın cevabı
yok, kaçıyor. Demokraside meydana çıkmak iyidir, milletin karşısına her türlü
soruya açık olarak çıkabilmek çok daha iyidir. Türkiye'deki ihtiyaç da bu.
Türkiye'de demokrasi kaçağı bir başbakan var. Senin demokrasiden kaçışını meydan
telafi etmez. Meydana kendi düzeni kurmuşsun, partizanlarını çağırmışsın,
devletin emniyet güçlerini yerleştirmişsin, elinde mikrofon konuşuyorsun. Bu
karşılamıyor, sana biri soru soracak. Ama sormaya kalksa hemen dövüyorsunuz.
Basın toplantısı yapmayan Başbakan olur mu?''
-''SAVCI OLAMAZSIN''-
Baykal, Ergenekon davası sürecinde Erdoğan'ın kendisiyle ''avukat-savcı''
tartışması yaptığını vurgulayarak, kendisinin avukat olduğunu ve bununla da
iftihar ettiğini söyledi. Baykal, hakkı, hukuku çiğnenen, mağdur ne kadar insan
varsa tümünün avukatı olduğunu dile getirerek, ''Dünyanın neresinde, başbakan,
savcı olmayı içine sindirmiştir?'' diye sordu.
Avukatlığın muhalefetin sorumluluğunda olduğunu ancak savcılığın
başbakanlığın sorumluluğu, yetki alanına girmediğini belirten Baykal, ''Sen savcı
olamazsın. Bir sürü nedenden olamazsın, bir defa o savcılar cumhuriyet savcısı, o
nedenle olamazsın. Sen Başbakansın sana ne?'' diye konuştu.
-''KÜFÜR BİLE EDEMİYOR''-
CHP Genel Başkanı Baykal, Erdoğan'ın, savcılık ve hakimlikten sonra,
şimdi de kendisini defterdar olarak olarak görev sahibi saydığını öne sürerek,
''Çıkmış vergi zabıtası olarak, vergi biçmeye, vergi kaçakçılıklarını ortaya
koymaya kalkıyor. Türkiye'nin vergi rekortmeninden vergi kaçakçısı çıkarıyor;
vergi kaçakçısından da bakan çıkarıyor. Ondan sonra da 5 kez af çıkarıyor'' diye
konuştu.
Yargının ve vatandaşların 7 yıl önceye göre daha özgür ve bağımsız
olmadığını savunan Baykal, telefonların dinlenildiğini söyledi. Baykal, herkesin
dinlenilme kaygısı taşıdığını, gönül huzuru içinde, içinden geldiği gibi iktidara
küfür bile edemediğini belirtti.
-''ÇÖKÜŞ BELİRTİSİ''-
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in, belediyelere yönelik tartışma yaratan
sözlerini de değerlendiren Baykal, Şahin'in, tehdit ve şantaj yaptığını ileri
sürdü. Baykal, bunun, ''iktidarın, çürüyen iktidarlar tablosu içinde yerini
almakta olduğunun'' işareti olduğunu iddia ederek, şunları kaydetti:
''İktidar, tehdit yöntemini kullanma zorunluluğuyla karşı karşıya kaldı.
Bunlar, asar-ı izmihlal, yani çöküş belirtisi. Öz güvenlerini kaybetmişler,
tehditle sonuç almak istiyorlar, bunların demokrasi anlayışı bir kez daha
çıkıyor. O zaman niye seçim yapıyoruz? Belediyelerin, iktidarla uyumlu olması
gerekiyorsa, 'belediye başkanlarını seç' diye milleti niye sandığa çağırıyorsun?
Oyun mu oynuyorsun, tiyatro mu sahneliyorsun? O zaman, seninle en uygun olacak
belediye başkanlarını tayin et; arsa, imar yolsuzluklarını birlikte kolayca
yapıverin. İspanya'daki Adalet Bakanı, siyasi davalara da bakan hakimle ava
gittiğinin tespit edilmesi üzerine istifa etti.''
