2016-02-02 - 14:41
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 7 şehrin, 20 ilçesinde 56 defa sokağa çıkma yasağı kararı verildiğini belirterek, toplamda ise 350 gün sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini savundu.
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 7 şehrin, 20 ilçesinde 56 defa sokağa çıkma yasağı kararı verildiğini belirterek, toplamda ise 350 gün sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini savundu.
Şırnak'ın Cizre ilçesinde 24 Ocak'tan bu yana bir evin bodrum katında oldukları öne sürülen yaralıların durumuna değinen Demirtaş, kendilerine gelen bilgilere göre binanın ön tarafının çöktüğünü, binanın önünde polislerin dolaştığını ancak ambulansların gidişine izin verilmediğini iddia etti.
Demirtaş, şöyle devam etti:
"Zannediyorlar ki bütün bu siyasi kararlar bir zaferle sonuçlanacak. HDP, bütün Türkiye'de eşit, adil, birlikte yaşamı kurmaya çalışan bir partidir. Kürt'üm fakat Türk halkına seslenmek istiyorum. Şu anda olup bitenler, yapılanlar asla Türk halkının yararına, çıkarına olan şeyler değil. 'Davam saraydır ve sarayın iktidarı benim canımdan kıymetlidir' diyen varsa bunu çıkıp açıkça ifade etsin. Biz vatan için, vatanın bölünmemesi için uğraşıyoruz demesinler. Böyle bir talep ve durum yok ortada. İlla AKP'ye isyan edin, oy vermeyin anlamında söylemiyorum. Şu anda Cizre, Sur, Silopi, Şırnak, Hakkari'de yapılanlar ve yapılması düşünülenler Kürt'ün dünyasında artık derin bir kırılmaya yol açıyor. Sur'da bombaladığınız her apartman İstanbul'da ve İzmir'de de duygu kırılmalarına yol açıyor. Ülkemizin ortak geleceği için sesinizi yükseltmelisiniz. Uzatılan el geri çevriliyor. Masa devriliyor. Gelecek yüzyılın stratejik işbirliğine hazır Ortadoğu'da Kürt halkı var. Vatanda ortaksak eşit yaşayalım. Benim de dilim özgür olsun çocuğum ana dilinde eğitim yapsın. Ortak dilimiz Türkçe olsun. Kimsenin bir sıkıntısı yok."
Kürtçeye yönelik bir tahammülsüzlüğün olduğunu savunan Demirtaş, tüm bunları masada konuşarak, tartışmak istediklerini söyledi.
Demirtaş, "Cizre'de yaşananlarla birlikte yaşanan tartışmalara bakın. Adalet Bakanı çıkmış milletvekilimizi terörist olmakla suçluyor ve açıkça hedef gösteriyor. Bakan ama adalet sıfır. Savcı mısın? Hakim misin? Mahkeme misin?" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Şili'de yaptığı değerlendirmeleri hatırlatan Demirtaş, "Parlamentonun işlemeyen bir kuruma dönüştüğünü" iddia etti.
Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şili'den burayı yönetmeye çalışıyor. Parlamentoyu, Bakanlar Kurulunu yük olarak görüyor. Şili'den 'Bunların dokunulmazlıkları niye kalkmadı' diyor. Biz de 'sen dahil kaldıralım' diyoruz. Dokunulmazlık sizdedir. Şu anda milletvekillerimiz sokakta gazla uğraşıyor. Çok cesaretliyseniz milletvekillerinin ve Cumhurbaşkanının dokunulmazlığını kaldıralım. Ama bir şartımız var. Adalet ve eşitlik istiyoruz. Çıkalım televizyonlara Başbakan, Cumhurbaşkanı fikirlerimizi beraber tartışalım. Neymiş bu başkanlık bilelim. Şu ana kadar bilmiyoruz."
Medya üzerinde baskı olduğunu savunan Demirtaş, "Medya mensupları da patronları da bedel ödemeyi göze almalı. Muhalif gazetelere sahip çıkmak lazım. Birgün, Evrensel, Cumhuriyet, Gündem gazetelerine sahip çıkmak lazım. Halk ve emekçiler bütün bu yayın organlarına sahip çıkmayı bilmelidir. Muhalifler daha sıkı yan yana durmayı başarabilmelidir" dedi.
HDP Ağrı Milletvekili Leyla Zana'nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan istediği randevu talebine değinen Demirtaş, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Kapılarımızı bizimle konuşmak isteyenlere açık tutmamız lazım. Leyla Zana'nın Cumhurbaşkanı ile bir görüşme mevzusu oldu. Partimiz adına bir randevu talebi yok ama Leyla Zana barış adına çırpınan bir siyasetçidir. Görüşebilir, umarız bir şey çıkar. Çok umutlu değiliz ama partimiz buna karşı değildir. Cevapları gördünüz. Yok yemin edecekmiş, şunu konuşmayacakmış. İşte budur diyalog anlayışları. Niye yemin etmezse barış konuşamıyor mu bir insan. Senin sarayda her konuştuğun yemin mi etmiş. Muhtarlar yeminli midir? Leyla Zana yemin eder mi etmez mi kendi bileceği iştir. Biz saygı duyarız ve bütünüyle arkasındayız. Kendisi zaten 'Ben eksik yemin etmedim. Fazla yemin ettim' diyor. Yine arkasındayız."
Şırnak'ın Cizre ilçesinde 24 Ocak'tan bu yana bir evin bodrum katında oldukları öne sürülen yaralıların durumuna değinen Demirtaş, kendilerine gelen bilgilere göre binanın ön tarafının çöktüğünü, binanın önünde polislerin dolaştığını ancak ambulansların gidişine izin verilmediğini iddia etti.
Demirtaş, şöyle devam etti:
"Zannediyorlar ki bütün bu siyasi kararlar bir zaferle sonuçlanacak. HDP, bütün Türkiye'de eşit, adil, birlikte yaşamı kurmaya çalışan bir partidir. Kürt'üm fakat Türk halkına seslenmek istiyorum. Şu anda olup bitenler, yapılanlar asla Türk halkının yararına, çıkarına olan şeyler değil. 'Davam saraydır ve sarayın iktidarı benim canımdan kıymetlidir' diyen varsa bunu çıkıp açıkça ifade etsin. Biz vatan için, vatanın bölünmemesi için uğraşıyoruz demesinler. Böyle bir talep ve durum yok ortada. İlla AKP'ye isyan edin, oy vermeyin anlamında söylemiyorum. Şu anda Cizre, Sur, Silopi, Şırnak, Hakkari'de yapılanlar ve yapılması düşünülenler Kürt'ün dünyasında artık derin bir kırılmaya yol açıyor. Sur'da bombaladığınız her apartman İstanbul'da ve İzmir'de de duygu kırılmalarına yol açıyor. Ülkemizin ortak geleceği için sesinizi yükseltmelisiniz. Uzatılan el geri çevriliyor. Masa devriliyor. Gelecek yüzyılın stratejik işbirliğine hazır Ortadoğu'da Kürt halkı var. Vatanda ortaksak eşit yaşayalım. Benim de dilim özgür olsun çocuğum ana dilinde eğitim yapsın. Ortak dilimiz Türkçe olsun. Kimsenin bir sıkıntısı yok."
Kürtçeye yönelik bir tahammülsüzlüğün olduğunu savunan Demirtaş, tüm bunları masada konuşarak, tartışmak istediklerini söyledi.
Demirtaş, "Cizre'de yaşananlarla birlikte yaşanan tartışmalara bakın. Adalet Bakanı çıkmış milletvekilimizi terörist olmakla suçluyor ve açıkça hedef gösteriyor. Bakan ama adalet sıfır. Savcı mısın? Hakim misin? Mahkeme misin?" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Şili'de yaptığı değerlendirmeleri hatırlatan Demirtaş, "Parlamentonun işlemeyen bir kuruma dönüştüğünü" iddia etti.
Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şili'den burayı yönetmeye çalışıyor. Parlamentoyu, Bakanlar Kurulunu yük olarak görüyor. Şili'den 'Bunların dokunulmazlıkları niye kalkmadı' diyor. Biz de 'sen dahil kaldıralım' diyoruz. Dokunulmazlık sizdedir. Şu anda milletvekillerimiz sokakta gazla uğraşıyor. Çok cesaretliyseniz milletvekillerinin ve Cumhurbaşkanının dokunulmazlığını kaldıralım. Ama bir şartımız var. Adalet ve eşitlik istiyoruz. Çıkalım televizyonlara Başbakan, Cumhurbaşkanı fikirlerimizi beraber tartışalım. Neymiş bu başkanlık bilelim. Şu ana kadar bilmiyoruz."
Medya üzerinde baskı olduğunu savunan Demirtaş, "Medya mensupları da patronları da bedel ödemeyi göze almalı. Muhalif gazetelere sahip çıkmak lazım. Birgün, Evrensel, Cumhuriyet, Gündem gazetelerine sahip çıkmak lazım. Halk ve emekçiler bütün bu yayın organlarına sahip çıkmayı bilmelidir. Muhalifler daha sıkı yan yana durmayı başarabilmelidir" dedi.
HDP Ağrı Milletvekili Leyla Zana'nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan istediği randevu talebine değinen Demirtaş, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Kapılarımızı bizimle konuşmak isteyenlere açık tutmamız lazım. Leyla Zana'nın Cumhurbaşkanı ile bir görüşme mevzusu oldu. Partimiz adına bir randevu talebi yok ama Leyla Zana barış adına çırpınan bir siyasetçidir. Görüşebilir, umarız bir şey çıkar. Çok umutlu değiliz ama partimiz buna karşı değildir. Cevapları gördünüz. Yok yemin edecekmiş, şunu konuşmayacakmış. İşte budur diyalog anlayışları. Niye yemin etmezse barış konuşamıyor mu bir insan. Senin sarayda her konuştuğun yemin mi etmiş. Muhtarlar yeminli midir? Leyla Zana yemin eder mi etmez mi kendi bileceği iştir. Biz saygı duyarız ve bütünüyle arkasındayız. Kendisi zaten 'Ben eksik yemin etmedim. Fazla yemin ettim' diyor. Yine arkasındayız."
