2006-12-12 - 15:50
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin AB'ye ''bir liman ve bir havaalanı açma'' konusunda yaptığı öneriyi değerlendirdi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'nin AB'ye yaptığı ''bir liman ve bir havaalanını'' Güney Kıbrıs Rum Yönetimine açma önerisini değerlendirirken, ''Ortada devlet yönetme anlayışıyla bağdaşmayan, laubali bir dış politika götürme tarzı bulunduğunu'' öne sürdü. Baykal,
''(Cumhurbaşkanına görüş mü soracağım?) diyor, Putin'e görüş soruyor, Karamanlis'e görüş soruyor sayın Başbakan... Tabi bu skandal, hiç olmaması gereken bir şey'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin AB'ye ''bir liman ve bir havaalanı açma'' konusunda yaptığı öneriyi
değerlendirdi.
Bir liman ve havaalanının açılması durumunda, Türkiye ile AB ilişkilerinin Kıbrıs'a bağlanmasının kabul edilmiş olunacağını ifade eden Deniz Baykal,
''AB'nin 'askıya alırız' baskısını ortadan kaldırmak için Kıbrıs ödünü veriyorsan, bundan sonra AB artık Kıbrıs'ı da söyler, Ege'yi de söyler,
Güneydoğu'yu da söyler, azınlıkları da söyler, her şeyi söyler... Siyasi şartları kabul ediyorsun sen. Onu tutamazsın. Bu yanlış, tehlikeli bir sürüklenmedir'' diye konuştu.
CHP lideri Baykal, ''Böyle bir yanlış nasıl gerçekleştirildi?'' diye sorarak, ''İki kişi, Başbakan ve Dışişleri Bakanı kafa kafaya verdiler ve bu
yanlışı birlikte yaptılar'' dedi. Baykal, önerinin, devletin kurumları ve yetkili organlarının devre dışı bırakılarak, herkesin bilgisinin dışında bir olup
bittiyle gerçekleştirilmek istendiğini savundu.
Öneri ortaya çıkınca, Cumhurbaşkanlığı'nın ''doğrudan ya da dolaylı bu konuda herhangi bir bilgi verilmemiştir'' diye açıklama yaptığını, Genelkurmay
Başkanı'nın da bilgilerinin olmadığını ifade ettiğini anlatan Baykal, ''Anlaşıldı ki ortada devlet yönetme anlayışıyla bağdaşmayan, laubali bir dış politika
götürme tarzı var'' diye konuştu.
Baykal, gündeme getirilen önerinin daha önceki politikalara göre bir kırılma olduğunu, Türkiye'nin, bir liman ya da havaalanını Güney Kıbrıs Rum yönetimi gemi ve uçaklarına açacağına ilişkin bir kabulünün bulunmadığını ifade ederek, bu konuda bir taviz verilmesi durumunda gerisinin çorap söküğü gibi gelmeye başlayacağını kaydetti. ''Onu çekmeyin'' diye uyarıda bulunan Baykal, şöyle devam etti:
''Cumhurbaşkanı bilmiyor, Genelkurmay Başkanı bilmiyor, Anamuhalefet partisi bilmiyor, Meclis bilmiyor, Karamanlis'ten görüş alıyor Sayın Başbakan... 'Cumhurbaşkanına görüş mü soracağım?' diyor, Putin'e görüş soruyor, Karamanlis'e görüş soruyor Sayın Başbakan... Tabi bu skandal, hiç olmaması gereken bir şey. İşin ciddiyetinin kavranmadığını gösteren bir durum.''
CHP Genel Başkanı Baykal, Dışişleri Bakanlığı'nın önerinin ortaya çıkmasından sonra dolaylı bir itiraf niteliğinde, ''süreç hakkında ilgililer
bilgilendirilmiştir'' diye açıklama yaptığını hatırlatarak, ''Süreç hakkında bilgilendirilmeyi sormadık size. Bir tek limanı karşılıksız olarak açmayı taahhüt
ettik mi etmedik mi onu sorduk? O konuda bilgi verdin mi? Vermedin. Önemli olan bu'' diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Afyonkarahisar'da ''Cumhurbaşkanı'na mı soracağız?'' dediğini ifade ederek, ''Demek ki kimseye sormaya ihtiyacı yok Sayın Başbakan'ın. Sormadığın zaman... Sayın Başbakan, 'sormaya ihtiyaç yok, bizim de bilgimiz var' diyor... İşte senin bilgin bu kadar. O bilgilerle getirdiğin yere bir bak'' dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, AB'ye üyelik sürecinde kullandığı üslubun, ''kaba, küstahça,
Cumhurbaşkanı'na, anamuhalefete, Rauf Denktaş'a yönelik yakışıksız bir üslup'' olduğunu söyledi.
Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Başbakan Erdoğan'a eleştiriler yöneltti.
Erdoğan'ın, geçen hafta Afyonkarahisar'da, CHP'ye ''verip veriştirdiğini'' ifade eden Baykal, ''Baktım, dedim ki bu hala Başbakan olamamış, kendini lise münazara ekibinde hatip zannediyor'' dedi.
Türkiye'nin, AB politikasında gerileme yaşandığını savunan Baykal, 17 Aralık'ta atılan imzalar nedeniyle çıkmaza girdiğini; alınan son kararla ciddi
darbe yediğini belirtti.
''BAŞBAKANKEN NE YAPTI?''
Baykal, Erdoğan'ın AB politikasının esasının; bu olaylarla ilgili kullandığı üslubun; konunun, danışılmadan emrivakilerle yürütülmesinin yanlış olduğunu
belirtti. Baykal, ''Bir başbakana yakışan üslup değildir. Kaba, küstahça bir üsluptur. Cumhurbaşkanı'na, anamuhalefete, Denktaş'a yönelik yakışıksız bir üsluptur. Bu üslupla konuşan başbakan, şimdi Cumhurbaşkanı olacağım gayreti içinde. Başbakanken ne yaptı, cumhurbaşkanlığını verirseniz neler olur, milletimizin takdirine sunuyorum'' diye konuştu.
AB ile müzakerelerin Lozan müzakerelerine benzetildiğini ifade eden Baykal,''Kendi konumunu da İsmet İnönü'ye benzetmez mi, bu öldürür'' dedi.
''İNÖNÜ ADINI DÜŞÜNEREK AĞZINA ALSIN''
Diplomasinin şeref madalyası, kararlı, tutarlı Lozan müzakeresi ile Erdoğan'ın ''yüzüne gözüne bulaştırdığı'' bu müzakerelerin nasıl
kıyaslanabildiğini soran Baykal, ''Taviz üstüne taviz veriyoruz, cezalandırılıyoruz, dışlanıyoruz. 'Çağıracak mısınız?' diye soruyorlar, 'hayır
çağırmayacağız' diyorlar. Bu, Başbakanı rencide etmiyor ama bizi rencide ediyor'' diye konuştu.
Baykal, Erdoğan'ın, İsmet İnönü adını düşünüp, taşındıktan sonra ağzına almasını, İnönü'yü rahat bırakmasını söyledi.
Baykal, Sosyalist Enternasyonel'in girişimi ile cumartesi günü Beyrut'a gideceğini bildirerek, yangının bölgede hızla ilerlediğini, Hükümetin günlük
ilişkilerin ötesinde kalıcı bir açılım gerçekleştiremediğini öne sürdü.
''İKTİDAR, TÜRKİYE'YE YÜK OLUYOR''
Ekonomideki gelişmelere de yer verdiği konuşmasında Baykal, ekonomideki büyümenin düştüğünü ancak enflasyon ve reel faizin düşmediğini ifade etti.
Baykal, cari açığın ve dış ticaret açığının patladığını, bunun, ekonomide gerilim yaratan patlayıcı bir enerji yoğunlaşmasına neden olduğunu vurguladı.
İktidarın, Türkiye'ye yük olmaya başladığını öne süren Baykal, demokrasilerde seçimlerin 4 yılda bir yapıldığını, 5 yılda neler olduğunun
görüldüğünü; demokratik sabrın tükendiğini söyledi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''AB politikası, bu hükümet elinde çok kötü yönetilmiştir. Geldiğimiz noktada, 40 yılın çabasıyla oluşturulmuş büyük bir iddia, zaafa uğratılmaya başlanmıştır'' dedi.
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin AB'ye üyelik süreciyle ilgili son gelişmeleri değerlendirdi.
Türkiye'nin, 43 yıldır büyük bir çabayla Avrupa içinde yer tutmaya çalıştığını ifade eden Baykal, 1963'ten itibaren yaşanan süreci anlattı.
Baykal, 17 Aralık 2004'teki zirvenin, Türkiye'nin tam üyelik arayışı açısından kırılma zirvesi olduğunu belirterek, daha önceki hükümetlerin kabul
etmediği konuların bu hükümete dayatıldığını, Kıbrıs ile ilgili protokol imzalatıldığını kaydetti. Baykal, bu protokolün hala gizli olduğunu, kamuoyuna
açıklanmadığını ifade ederek, Hükümeti, AB sürecinde taviz vermekle suçladı.
Baykal, ''müzakerelerin 8 başlıkta kesin açılmayacağı, diğer açılan başlıkların da kapatılmayacağı'' yönünde alınan kararı eleştirerek, bunun,
Türkiye-AB ilişkileri açısından ciddi bir kırılma olacağını söyledi.
Hükümet her türlü esnekliği göstermeye, tavizi vermeye hazır olduğu halde, Türkiye-AB ilişkilerinde bir tıkanma noktasına gelindiğinin kesinlik kazandığını ifade eden Baykal, 17 Aralık zirvesi sonrası bayram yapıldığını anımsattı. Baykal, ''Her şey çok iyi gidiyordu, ne değişti 2 yıl içinde'' diye sorarak, ''Çok muhabbet, tez ayrılık getirir'' dedi.
Temelsiz, hak edilmemiş, yapay ve göstermelik muhabbetin ''tez ayrılık'' getireceğini ifade eden Baykal, şunları söyledi:
''AB politikası, maalesef bu hükümet elinde çok kötü yönetilmiştir. Gereksiz umutlar verilmiş, gereksiz taahhütler yapılmıştır. Gereksiz angajmanlara
girilmiştir,imzalar atılmıştır ama icabı yerine getirilememiştir. Boş konuşulmuştur, sonuç alınamamıştır. Geldiğimiz noktada, 40 yılın çabasıyla
oluşturulmuş büyük bir iddia, zaafa uğratılmaya başlanmıştır.''
TÜRKİYE'NİN ÖNERİSİ
Hükümetin Finlandiya aracılığıyla yaptığı ''liman ve havaalanı açma'' önerisinin Türkiye'ye ilan edilmediğini, halka ve Meclise söylenmediğini ifade
eden Baykal, önerinin ne olduğunu, AB üyesi ülkelerin temsilcilerinden öğrendiklerini kaydetti.
Baykal, öneriyle, Türkiye'nin bugüne kadar, ''KKTC'ye yönelik ambargo kaldırılmadan, liman açmayacağına'' ilişkin kabulünün, ''bir liman ve havaalanını tek taraflı olarak açma'' yönünde değiştirildiğinin ilan edildiğini ifade ederek, ''İlan edemiyoruz... Mahcup mahcup, bunu Finlandiya Başbakanı ve Dışişleri Bakanına söylüyoruz. 'Sen bunu bizim adımıza oluştur ve kotar' diyoruz'' şeklinde konuştu.
Dışişleri Bakanlığının, 2006 Ocak ayında yayınlandığı Eylem Planında, liman konusunun ilan edildiğinin söylendiğini belirten Baykal, Türkiye'nin hiçbir resmi karar organında, danışma kurulunda, hiçbir platformda, tek taraflı olarak bir limanını açabileceğine ilişkin müzakere yapılmadığını ve alınmış bir karar olmadığını söyledi.
''Kimse kimseyi aldatmasın'' diyen Baykal, bu kararın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün kafasında şekillendiğini kaydetti.
BİR LİMAN İLE BÜTÜN LİMANLAR
Deniz Baykal, bir liman açma ile bütün limanları açma arasında fark bulunmadığını belirterek, ''Bir limanını da açsan tanıma anlamına geliyor, bütün
limanlarını da açsan tanıma anlamına geliyor'' dedi. Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bayrağını çekmiş, gemi gelmiş, 'Ben seni tanımıyorum' diyebilir misiniz? Bunu dediğiniz zaman, giderler mahkemeden bunun yanlış olduğunu karara
bağlatırlar. Bu, fiili tanımadır. O fiili tanıma, en kısa zamanda hukuki tanımaya dönüşecektir.''
Baykal, bir limanın açılmasının, Türkiye'nin Kıbrıs'taki hukukunun temelini oluşturan bütün uluslararası anlaşmaların geçerliliğini kaybetmesi sonucunu
doğuracağını da söyledi. Londra ve Zürih anlaşmalarının artık hiçbir anlam taşımayacağını anlatan Baykal, Türkiye'ye, KKTC'de asker bulundurma imkanı veren hukuki dayanakların ortadan kalkmaya başlayacağını savundu. Baykal, ''Bu, çok tehlikeli bir gelişmedir. Maalesef, işi buraya çeken adım atılmıştır'' dedi.
''(Cumhurbaşkanına görüş mü soracağım?) diyor, Putin'e görüş soruyor, Karamanlis'e görüş soruyor sayın Başbakan... Tabi bu skandal, hiç olmaması gereken bir şey'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin AB'ye ''bir liman ve bir havaalanı açma'' konusunda yaptığı öneriyi
değerlendirdi.
Bir liman ve havaalanının açılması durumunda, Türkiye ile AB ilişkilerinin Kıbrıs'a bağlanmasının kabul edilmiş olunacağını ifade eden Deniz Baykal,
''AB'nin 'askıya alırız' baskısını ortadan kaldırmak için Kıbrıs ödünü veriyorsan, bundan sonra AB artık Kıbrıs'ı da söyler, Ege'yi de söyler,
Güneydoğu'yu da söyler, azınlıkları da söyler, her şeyi söyler... Siyasi şartları kabul ediyorsun sen. Onu tutamazsın. Bu yanlış, tehlikeli bir sürüklenmedir'' diye konuştu.
CHP lideri Baykal, ''Böyle bir yanlış nasıl gerçekleştirildi?'' diye sorarak, ''İki kişi, Başbakan ve Dışişleri Bakanı kafa kafaya verdiler ve bu
yanlışı birlikte yaptılar'' dedi. Baykal, önerinin, devletin kurumları ve yetkili organlarının devre dışı bırakılarak, herkesin bilgisinin dışında bir olup
bittiyle gerçekleştirilmek istendiğini savundu.
Öneri ortaya çıkınca, Cumhurbaşkanlığı'nın ''doğrudan ya da dolaylı bu konuda herhangi bir bilgi verilmemiştir'' diye açıklama yaptığını, Genelkurmay
Başkanı'nın da bilgilerinin olmadığını ifade ettiğini anlatan Baykal, ''Anlaşıldı ki ortada devlet yönetme anlayışıyla bağdaşmayan, laubali bir dış politika
götürme tarzı var'' diye konuştu.
Baykal, gündeme getirilen önerinin daha önceki politikalara göre bir kırılma olduğunu, Türkiye'nin, bir liman ya da havaalanını Güney Kıbrıs Rum yönetimi gemi ve uçaklarına açacağına ilişkin bir kabulünün bulunmadığını ifade ederek, bu konuda bir taviz verilmesi durumunda gerisinin çorap söküğü gibi gelmeye başlayacağını kaydetti. ''Onu çekmeyin'' diye uyarıda bulunan Baykal, şöyle devam etti:
''Cumhurbaşkanı bilmiyor, Genelkurmay Başkanı bilmiyor, Anamuhalefet partisi bilmiyor, Meclis bilmiyor, Karamanlis'ten görüş alıyor Sayın Başbakan... 'Cumhurbaşkanına görüş mü soracağım?' diyor, Putin'e görüş soruyor, Karamanlis'e görüş soruyor Sayın Başbakan... Tabi bu skandal, hiç olmaması gereken bir şey. İşin ciddiyetinin kavranmadığını gösteren bir durum.''
CHP Genel Başkanı Baykal, Dışişleri Bakanlığı'nın önerinin ortaya çıkmasından sonra dolaylı bir itiraf niteliğinde, ''süreç hakkında ilgililer
bilgilendirilmiştir'' diye açıklama yaptığını hatırlatarak, ''Süreç hakkında bilgilendirilmeyi sormadık size. Bir tek limanı karşılıksız olarak açmayı taahhüt
ettik mi etmedik mi onu sorduk? O konuda bilgi verdin mi? Vermedin. Önemli olan bu'' diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Afyonkarahisar'da ''Cumhurbaşkanı'na mı soracağız?'' dediğini ifade ederek, ''Demek ki kimseye sormaya ihtiyacı yok Sayın Başbakan'ın. Sormadığın zaman... Sayın Başbakan, 'sormaya ihtiyaç yok, bizim de bilgimiz var' diyor... İşte senin bilgin bu kadar. O bilgilerle getirdiğin yere bir bak'' dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, AB'ye üyelik sürecinde kullandığı üslubun, ''kaba, küstahça,
Cumhurbaşkanı'na, anamuhalefete, Rauf Denktaş'a yönelik yakışıksız bir üslup'' olduğunu söyledi.
Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Başbakan Erdoğan'a eleştiriler yöneltti.
Erdoğan'ın, geçen hafta Afyonkarahisar'da, CHP'ye ''verip veriştirdiğini'' ifade eden Baykal, ''Baktım, dedim ki bu hala Başbakan olamamış, kendini lise münazara ekibinde hatip zannediyor'' dedi.
Türkiye'nin, AB politikasında gerileme yaşandığını savunan Baykal, 17 Aralık'ta atılan imzalar nedeniyle çıkmaza girdiğini; alınan son kararla ciddi
darbe yediğini belirtti.
''BAŞBAKANKEN NE YAPTI?''
Baykal, Erdoğan'ın AB politikasının esasının; bu olaylarla ilgili kullandığı üslubun; konunun, danışılmadan emrivakilerle yürütülmesinin yanlış olduğunu
belirtti. Baykal, ''Bir başbakana yakışan üslup değildir. Kaba, küstahça bir üsluptur. Cumhurbaşkanı'na, anamuhalefete, Denktaş'a yönelik yakışıksız bir üsluptur. Bu üslupla konuşan başbakan, şimdi Cumhurbaşkanı olacağım gayreti içinde. Başbakanken ne yaptı, cumhurbaşkanlığını verirseniz neler olur, milletimizin takdirine sunuyorum'' diye konuştu.
AB ile müzakerelerin Lozan müzakerelerine benzetildiğini ifade eden Baykal,''Kendi konumunu da İsmet İnönü'ye benzetmez mi, bu öldürür'' dedi.
''İNÖNÜ ADINI DÜŞÜNEREK AĞZINA ALSIN''
Diplomasinin şeref madalyası, kararlı, tutarlı Lozan müzakeresi ile Erdoğan'ın ''yüzüne gözüne bulaştırdığı'' bu müzakerelerin nasıl
kıyaslanabildiğini soran Baykal, ''Taviz üstüne taviz veriyoruz, cezalandırılıyoruz, dışlanıyoruz. 'Çağıracak mısınız?' diye soruyorlar, 'hayır
çağırmayacağız' diyorlar. Bu, Başbakanı rencide etmiyor ama bizi rencide ediyor'' diye konuştu.
Baykal, Erdoğan'ın, İsmet İnönü adını düşünüp, taşındıktan sonra ağzına almasını, İnönü'yü rahat bırakmasını söyledi.
Baykal, Sosyalist Enternasyonel'in girişimi ile cumartesi günü Beyrut'a gideceğini bildirerek, yangının bölgede hızla ilerlediğini, Hükümetin günlük
ilişkilerin ötesinde kalıcı bir açılım gerçekleştiremediğini öne sürdü.
''İKTİDAR, TÜRKİYE'YE YÜK OLUYOR''
Ekonomideki gelişmelere de yer verdiği konuşmasında Baykal, ekonomideki büyümenin düştüğünü ancak enflasyon ve reel faizin düşmediğini ifade etti.
Baykal, cari açığın ve dış ticaret açığının patladığını, bunun, ekonomide gerilim yaratan patlayıcı bir enerji yoğunlaşmasına neden olduğunu vurguladı.
İktidarın, Türkiye'ye yük olmaya başladığını öne süren Baykal, demokrasilerde seçimlerin 4 yılda bir yapıldığını, 5 yılda neler olduğunun
görüldüğünü; demokratik sabrın tükendiğini söyledi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''AB politikası, bu hükümet elinde çok kötü yönetilmiştir. Geldiğimiz noktada, 40 yılın çabasıyla oluşturulmuş büyük bir iddia, zaafa uğratılmaya başlanmıştır'' dedi.
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin AB'ye üyelik süreciyle ilgili son gelişmeleri değerlendirdi.
Türkiye'nin, 43 yıldır büyük bir çabayla Avrupa içinde yer tutmaya çalıştığını ifade eden Baykal, 1963'ten itibaren yaşanan süreci anlattı.
Baykal, 17 Aralık 2004'teki zirvenin, Türkiye'nin tam üyelik arayışı açısından kırılma zirvesi olduğunu belirterek, daha önceki hükümetlerin kabul
etmediği konuların bu hükümete dayatıldığını, Kıbrıs ile ilgili protokol imzalatıldığını kaydetti. Baykal, bu protokolün hala gizli olduğunu, kamuoyuna
açıklanmadığını ifade ederek, Hükümeti, AB sürecinde taviz vermekle suçladı.
Baykal, ''müzakerelerin 8 başlıkta kesin açılmayacağı, diğer açılan başlıkların da kapatılmayacağı'' yönünde alınan kararı eleştirerek, bunun,
Türkiye-AB ilişkileri açısından ciddi bir kırılma olacağını söyledi.
Hükümet her türlü esnekliği göstermeye, tavizi vermeye hazır olduğu halde, Türkiye-AB ilişkilerinde bir tıkanma noktasına gelindiğinin kesinlik kazandığını ifade eden Baykal, 17 Aralık zirvesi sonrası bayram yapıldığını anımsattı. Baykal, ''Her şey çok iyi gidiyordu, ne değişti 2 yıl içinde'' diye sorarak, ''Çok muhabbet, tez ayrılık getirir'' dedi.
Temelsiz, hak edilmemiş, yapay ve göstermelik muhabbetin ''tez ayrılık'' getireceğini ifade eden Baykal, şunları söyledi:
''AB politikası, maalesef bu hükümet elinde çok kötü yönetilmiştir. Gereksiz umutlar verilmiş, gereksiz taahhütler yapılmıştır. Gereksiz angajmanlara
girilmiştir,imzalar atılmıştır ama icabı yerine getirilememiştir. Boş konuşulmuştur, sonuç alınamamıştır. Geldiğimiz noktada, 40 yılın çabasıyla
oluşturulmuş büyük bir iddia, zaafa uğratılmaya başlanmıştır.''
TÜRKİYE'NİN ÖNERİSİ
Hükümetin Finlandiya aracılığıyla yaptığı ''liman ve havaalanı açma'' önerisinin Türkiye'ye ilan edilmediğini, halka ve Meclise söylenmediğini ifade
eden Baykal, önerinin ne olduğunu, AB üyesi ülkelerin temsilcilerinden öğrendiklerini kaydetti.
Baykal, öneriyle, Türkiye'nin bugüne kadar, ''KKTC'ye yönelik ambargo kaldırılmadan, liman açmayacağına'' ilişkin kabulünün, ''bir liman ve havaalanını tek taraflı olarak açma'' yönünde değiştirildiğinin ilan edildiğini ifade ederek, ''İlan edemiyoruz... Mahcup mahcup, bunu Finlandiya Başbakanı ve Dışişleri Bakanına söylüyoruz. 'Sen bunu bizim adımıza oluştur ve kotar' diyoruz'' şeklinde konuştu.
Dışişleri Bakanlığının, 2006 Ocak ayında yayınlandığı Eylem Planında, liman konusunun ilan edildiğinin söylendiğini belirten Baykal, Türkiye'nin hiçbir resmi karar organında, danışma kurulunda, hiçbir platformda, tek taraflı olarak bir limanını açabileceğine ilişkin müzakere yapılmadığını ve alınmış bir karar olmadığını söyledi.
''Kimse kimseyi aldatmasın'' diyen Baykal, bu kararın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün kafasında şekillendiğini kaydetti.
BİR LİMAN İLE BÜTÜN LİMANLAR
Deniz Baykal, bir liman açma ile bütün limanları açma arasında fark bulunmadığını belirterek, ''Bir limanını da açsan tanıma anlamına geliyor, bütün
limanlarını da açsan tanıma anlamına geliyor'' dedi. Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bayrağını çekmiş, gemi gelmiş, 'Ben seni tanımıyorum' diyebilir misiniz? Bunu dediğiniz zaman, giderler mahkemeden bunun yanlış olduğunu karara
bağlatırlar. Bu, fiili tanımadır. O fiili tanıma, en kısa zamanda hukuki tanımaya dönüşecektir.''
Baykal, bir limanın açılmasının, Türkiye'nin Kıbrıs'taki hukukunun temelini oluşturan bütün uluslararası anlaşmaların geçerliliğini kaybetmesi sonucunu
doğuracağını da söyledi. Londra ve Zürih anlaşmalarının artık hiçbir anlam taşımayacağını anlatan Baykal, Türkiye'ye, KKTC'de asker bulundurma imkanı veren hukuki dayanakların ortadan kalkmaya başlayacağını savundu. Baykal, ''Bu, çok tehlikeli bir gelişmedir. Maalesef, işi buraya çeken adım atılmıştır'' dedi.
