2008-04-23 - 15:30
TBMM ÖZEL BİRLEŞİMİ
DSP Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı: "Egemenliğin devletle birlikte var olan bir kurumsal güç olduğunu belirterek, ''23 Nisan 1920'de bizim de benimsediğimiz ulusal egemenlik ilkesi, devletimizin en temel özelliğini oluşturmaktadır"
DSP Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı,
egemenliğin devletle birlikte var olan bir kurumsal güç olduğunu
belirterek, ''23 Nisan 1920'de bizim de benimsediğimiz ulusal egemenlik
ilkesi, devletimizin en temel özelliğini oluşturmaktadır'' dedi.
DSP Genel Başkanı Zeki Sezer adına 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk
Bayramı ile TBMM'nin açılışının 88. yıldönümü dolayısıyla özel gündemle
toplanan TBMM Genel Kurulunda söz alan Pazarcı, konuşmasında, 23
Nisanın, Türk ulusunun kurtuluşunu, bağımsızlığını ve egemenliğini
bayraklaştıran büyük bir tarihsel gün olduğunu söyledi.
Pazarcı, ''Devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün, Kurtuluş
Savaşı sırasında savaşın yönetimi dahil Türk halkının tüm yaşamını
ulusumuzun iradesine dayandırdığı bu gün, Türk ulusu için paha biçilmez
bir anlam taşımaktadır'' diye konuştu.

-''ULUSAL EGEMENLİK İLKESİ...''-

Egemenliğin, özünde üstün ve hiçbir sınırlamaya bağlı olmayan kesin
buyruklar verme gücünü belirttiğini bildiren Pazarcı, şunları söyledi:
''Egemenlik devletle birlikte var olan kurumsal bir güçtür. Devletlerin,
içte siyasal ve toplumsal alanı düzenlemesi ve dışta uluslararası
düzende bağımsız biçimde hareket etmesi, egemen yetkiler kullanabilmesi
ile olanaklıdır.
Tarihsel gelişimi içinde çok değişik kurum ve kişilerce kullanılan
egemenliğin dayanağı, 1789 Fransız Devrimi ile ulusun iradesi olarak
kabul edilmiştir. 23 Nisan 1920'de, savaşın ortasında bizim de
benimsediğimiz ulusal egemenlik ilkesi devletimizin en temel özelliğini
oluşturmaktadır.
Ulusun egemenlik yetkisini kullanması doğrudan ya da pragmatik
nedenlerle daha çok temsilcileri aracılığıyla gerçekleşmektedir. Ulusal
egemenliğin temsilciler aracılığıyla kullanılması ise Montesquieu'dan bu
yana, kuvvetler ayrılığı kuralı uyarınca sağlanmaktadır.
Fransız Devrimi, 1789'da ulusal egemenlik ilkesini kabul ettikten sonra
1791 Anayasası ile bunu hukuksal bir üst kural haline de dönüştürmüştür.
Günümüz modern devletlerinin anayasaya sahip olanlarınca benimsenen bu
yaklaşım, Anayasamızın da kabul ettiği temel kuralların dayanağını
oluşturmaktadır.''

-''ÇOCUKLAR ÜLKENİN GELECEĞİ...''-

Anayasanın 6. maddesinin ''Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir''
ifadesini hatırlatan Pazarcı, aynı maddenin ''Türk Milletli,
egemenliğini Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle
kullanır'' hükmüne dikkati çekti. Yasama yetkisinin ''Türk Milleti
adına'' Türkiye Büyük Millet Meclisince, yürütme yetkisinin ''Anayasa ve
kanunlara uygun olarak'' Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulunca, yargı
yetkisinin ise yine ''Türk Milleti adına'' bağımsız mahkemelerce
kullanıldığını hatırlatan Pazarcı, şöyle devam etti:
''Ulusal egemenliğin anlamını ve ona dayanarak kullanılan yetkilerin
niteliklerini ve sınırlarını iyi anlar ve uygularsak toplumumuzda
meydana gelen kutuplaşmaları daha kolay önleyeceğimize inanıyoruz.
23 Nisan'ın ülkemizde yalnızca padişahlığa karşı ulusal egemenlik
ilkesinin hayata geçirilmesi ile kalmaması ve ayrıca çocuk bayramı
olarak da kutlanması anlamlıdır. Onursal Genel Başkanımız rahmetli
Bülent Ecevit'in de bu kürsüden yaptığı bir yıldönümü konuşmasında
belirttiği gibi, 'Devletimizin kurucusu Atatürk, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin açılış gününü Türk ve Dünya çocuklarına armağan ederek,
çocuklara verdiği değeri göstermiştir.' Çocuklar ülkenin geleceği olduğu
için, ulusal egemenliğimizin çocuklara emanet edilmesi kadar anlamlı bir
armağan olamazdı.''
DSP'li Pazarcı, Türkiye Cumhuriyetinin daha gelişmiş, müreffeh,
demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak sonsuza dek
sürmesinin, insana ve doğaya saygılı, iyi eğitilmiş ve bilinçli
çocukların yetiştirilmeleriyle olanaklı olduğunu söyledi.

''MESLEKSİZ KALMAYACAK ŞEKİLDE DÜZENLEME YAPILMALI''

Bu amaçlarla, DSP olarak çocukların bilgi ile donatılmış, çağdaş
teknolojiyi en iyi biçimde kullanan bir eğitimden yararlanması
gerektiğine inandıklarına işaret eden Pazarcı, mesleki ve teknik öğrenim
konusunda hiçbir çocuğun mesleksiz kalmayacağı biçimde bir düzenleme
yapılmasına özel önem atfettiklerini kaydetti.
Pazarcı, çalışan çocukların çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve
olabildiğince mesleki ve teknik öğrenim gördükten sonra çalışmaya
başlaması yönünde daha büyük çaba gösterilmesi gerektiğini
düşündüklerini ifade etti. ''Özürlü çocukların koşullarının
iyileştirilmesi bir başka önemli hedefimiz'' diyen Pazarcı, sokakta
yaşayan çocukların da olumsuz koşullardan kurtarılması için daha büyük
çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Hüseyin Pazarcı, çocukların aile içi ve dışı şiddet görmelerine kesin
olarak son verilmesi yolunda devletin bütün olanaklarının kullanılması
gerektiğinin de önemle altını çizdiklerini belirtti.