2014-05-13 - 12:01
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun Danıştay'ın 146. kuruluş yıl dönümü törenindeki konuşmasının kışkırtıcı olduğunu belirterek, "Yüksek yargı organlarının özel ve kutlama günleri siyasete ayar verilecek ucuz yerler değildir ve böyle de görülmemelidir" dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun Danıştay'ın 146. kuruluş yıl dönümü törenindeki konuşmasının kışkırtıcı olduğunu belirterek, "Yüksek yargı organlarının özel ve kutlama günleri siyasete ayar verilecek ucuz yerler değildir ve böyle de görülmemelidir" dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, yarının Dünya Çiftçiler Günü olduğunu, çiftçilerimiz birçok külfet ve zorluğa katlandığını söyledi.
AK Parti iktidarının Türk çiftçisine yüz çevirdiğini ifade eden Bahçeli, "Tarlasına bir yanda ümit eken, diğer yanda çile kaldıran çiftçilerimizin feryat ve şikayetleri hiç duyulmamaktadır" dedi. Çiftçi borçlarının son 12 yılda 80 kat arttığını belirten Bahçeli, "77 milyonu doyuranlar açlıkla mücadele etmekte, yoklukla, yoksullukla cebelleşmektedir" diye konuştu.
Bahçeli, Mart ayının sonundaki donun fındık, erik, şeftali, kiraz, badem, üzüm, çay, kayısı, elma ve ceviz üreticilerini mağdur ettiğini dile getirerek, hükümetin çiftçilerin zararlarını telafi etmesini istedi.
Danıştay'ın 146. kuruluş yıl dönümü töreninde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu arasında yaşanan tartışmaya değinen Bahçeli, otoriter rejimlerle demokratik yönetimleri ayıran başlıca unsurun görüşlerin, fikirlerin çoğulculuğu ve çeşitliliği olduğunu söyledi.
Türkiye'nin uzun süredir antidemokrat iktidar anlayışının tekelinde olduğunu savunan Bahçeli, "Başbakan Erdoğan?ın kaba üslubu, ötekileştiren, dışlayan ve anında kutuplaştıran tavrı demokrasiyi tehdit etmekte ve yıpratmaktadır" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın muhalif duruşlara bıçkın olduğunu ifade eden Bahçeli, "Başbakan ile Türkiye Barolar Birliği Başkanı arasında yaşanan söz düellosu, edep ve haya sınırlarını ihlal eden dalaşma kesinlikle tasvip edilemez çirkinliktedir. Bu yüzden siyasi seviye ve medeni tutum Danıştay Salonu?nda iflas etmiştir. Burada hukuk yutkunmuş, adalet bir kez daha yara almıştır" diye konuştu.
Erdoğan ile Feyzioğlu'nun samimi şekilde buluştuğunu, 4 Ocak 2014'teki görüşmelerinin de yapıcı geçtiğinin açıklandığını anlatan Bahçeli, tartışmanın kendileri açısından kuşkulu olduğunu belirtti.
Feyzioğlu'nun Danıştay?daki konuşmasını hem süre, hem sınır, hem de kapsam açısından uzun tuttuğunu ve kendisine verilen demokratik imkanı istismar ettiğini dile getiren Bahçeli, şunları söyledi:
"Şüphe yok ki Baro Başkanı, Danıştay?ın kuruluş yıl dönümünün anlam ve önemine uygun hareket etmemiş, bir saate varan konuşmasıyla sabırları zorlamıştır. Bu çok açık bir gerçektir. Yüksek yargı organlarının özel ve kutlama günleri siyasete ayar verilecek ucuz yerler değildir ve böyle de görülmemelidir. Her önüne gelen siyasi terziliğe soyunamaz, işgal ettiği kürsüyü fırsat bilerek polemik yapamaz, yapmamalıdır. Bu itibarla Baro Başkanı?nın ucu açık, her konuya girip çıkan konuşması alenen kışkırtıcıdır.
Anayasa Mahkemesi?nin 52. kuruluş yıl dönümünde eleştiri yağmuruna tutulan ve bundan dolayı zorda kalan Başbakan, yeni bir yarma harekatına sessiz kalamamış, Barolar Birliği Başkanı?nın gollük pasını kendince iyi değerlendirmiştir. Başbakan Erdoğan öfke patlaması yaşamış, neredeyse Barolar Birliği Başkanı?nın üzerine yürümek için yerinden kalkmaya bile teşebbüs etmiştir. Barolar Birliği Başkanı?nın kendini beğenmiş tarzı, provokatif ve her satırı siyaset kokan açıklamaları Başbakan?ı tahrik etmiş ve kızdırmıştır. Kısaca söylemek gerekirse Baro Başkanı çalmış, Başbakan oynamıştır. Danıştay?da herkes rolünün icabını yapmış, mayasının ve mizacının gereğini yerine getirmiştir.
Danıştay?daki dramatik tören ister mizansen, ister kurgu, ister proje, isterse de anlık gelişen bir olay olsun, kesinlikle skandaldır, kesinlikle sokak jargonuyla söz kesenlerin ayıbıdır. Normal şartlarda, Başbakan'ın konuşmacıyı sağduyu ve olgunlukla dinlemesi gerekirdi. Katılmadığı, onaylamadığı, doğru bulmadığı, ağrına giden herhangi bir taraf varsa, ya bunu konuşmacı kürsüden indikten sonra direk kendisine söylemeli ya da yalaka medya vasıtasıyla iletmeliydi. Ne var ki Başbakan oturduğu yerden şeklen öfkelenmiş ve yüzü kıpkırmızı kesilerek, gündemi lehine çevirmek istemiştir. Şayet Başbakan katıldığı toplantılardaki konuşmacılara artık doğrudan müdahale edecek bir psikolojiye sahipse, tavsiyemiz, sinirlerini kontrol ettirmesi, mümkünse de istirahate çekilmesidir. Başbakan yakında Meclis Grup salonlarını basmaya kadar işi götürürse kimse şaşırmamalıdır."
Bahçeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de törene katıldığını ve diğer katılımcıların da buna uygun hareket etmesi gerektiğini belirterek, "Cumhurbaşkanı, bulunduğu salonu terk etmeden devlet ve siyaset adamlarının kalkıp gitmeleri terbiye eksikliğidir. Başbakan?ın düzmece kavga sahnesinde, ayağa kalkarak başta Sayın Gül?ü el hareketleriyle dışarıya davet etmesi büyük bir nezaketsizliktir. Sayın Gül?ün ve Sayın Genelkurmay Başkanı?nın, Başbakan?ın ardı sıra çıkıp gitmeleri, kendileri adına hüsran ve utanç vericidir" dedi.
Danıştay'da yaşananların devlet ciddiyetini buharlaştırdığını ifade eden Bahçeli, "Başbakan?ın, devleti Hababam Sınıfı'na çevirmeye ne hakkı vardır?" diye sordu.
Cumhurbaşkanı Gül'ün tavrını da eleştiren Bahçeli, "Sayın Gül niçin böylesi bir maskaralığa ortak olmuştur? Böylesi bir trajikomik tiyatroda Sayın Cumhurbaşkanı?nın ne işi vardır? Cumhurbaşkanlığı her rüzgara yelken açacak, her akıntıya kapılacak, her maskaralığa göz yumacak bir görev midir? Cumhurbaşkanlığı; onun bunun arkasından sürüklenecek kadar işlevsiz, etkisiz ve edilgen bir makam mıdır? Başbakan Erdoğan ali kıran baş kesen, onu takip edenler de seve seve baş vermeye hazır, iradeleri tutsak edilmiş zavallı bir güruh mudur?" sorularını sıraladı.
Bahçeli, iktidar yanlısı gazetelerin konuyla ilgili "van minute" başlıkları attığını anımsatarak, şöyle devam etti:
"Danıştay?daki rezilliğe 'van minute' diyebilmek için insanın zihinsel özrü olması yeterlidir. Davos?taki sahtekarlığın bir benzeri 10 Mayıs 2014 tarihinde tekrarlanmak istenmiştir. Fakat Barolar Birliği Başkanı Şimon Peres, Barolar Birliği de İsrail değildir. Küstah ve köhnemiş yandaşlar yeni bir van minute serüveni için emir alsalar da buna inanacak kimseler kalmamıştır.
Güya Başbakan haksızlıklara itiraz ediyormuş. Güya Başbakan edepsizliklere dayanamıyormuş. Aşırı tepkisinin altında da bu özellikleri yatıyormuş. Başbakan Erdoğan haksızlık yapan birisini arıyorsa içtiği sudan yansıyan simaya bakmalıdır. Cumhurbaşkanı olamayacağını şimdiden gören bu şahıs gittikçe çirkefleştiğinin farkına varmalıdır. Çok cepheli sürdürdüğü husumet mücadelesini her geçen gün derinleştirmekte ve genişletmektedir. Başbakan ister Anayasa Mahkemesi?nde bardak gibi dolsun, ister Danıştay?da eften püften şekilde boşalsın, isterse de Dolmabahçe?de avucuna aldıklarıyla orta oyununda figüran olsun, Cumhurbaşkanlığı kendisine 10 gömlek bol gelecektir.
Sayın Başbakan artık çırpınma, uğraşma, tezgahlarınla bu milleti yorma. Yalvarsan da yakarsan da kızsan da köpürsen de değil ikincisini, yüz kere van minute parodisi yazsan da senden bir yol olmaz, Cumhurbaşkanlığı görevi sana düşmez."
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı için önerdikleri ortak çatı adayının sulandırılmaya çalışıldığını ifade ederek, "Ortak çatı adayı, partiler arasında bir ittifakın değil, milletin kabul ve iradesiyle oluşacaktır" dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanlığı'nın hiçbir ideolojinin, hiçbir zümrenin, hiçbir çıkar grubunun emanet ve emrinde olamayacağını ve olmaması gerektiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı'nın Türk milletinin vicdanı, Türk devletinin ana karargahı, cumhurun başı olduğunu belirten Bahçeli, "Doğal olarak bu kutlu mevki, bütün Türk vatandaşlarının aynası ve çatısıdır. Çankaya?da ayrımcılık, önyargı, subjektif bakış, siyasi tarafgirlik, etnik ve mezhep yandaşlığı olamayacaktır" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı'nın azaltan değil çoğaltan, bölen değil bütünleştiren, ayıran değil kucaklayan olduğunu anlatan Bahçeli, şöyle konuştu:
"Cumhurbaşkanı bir bölgenin, bir kesimin, bir yüzdenin, bir kitlenin değil, ezcümle Türk milletinin tamamının hak ve hukukuyla anlam bulandır, bulmaya zorunlu olandır. Hakkari Yüksekova?da yaşayan Kürt kökenli kardeşlerimizle İstanbul Bayrampaşa?da yaşayan Boşnak kökenli vatandaşlarımızın ortak paydası, ortak çatısı, ortak gayesi Cumhurbaşkanı?dır. Cumhurbaşkanlığı Diyarbakır?ın Lice ilçesindeki Mehmet?in hayalleriyle İzmir?in Karşıyaka ilçesinde ikamet eden Ahmet?in hedeflerini buluşturan, birlik ve dirliği sağlamlaştıran tarihi bir vazifedir. Cumhurbaşkanı, Türk vatanı üzerindeki manevi el, manevi güvencedir. Türk milletinin en saf, en temiz, en doğal, en halisane hasletlerinin billurlaşması gereken şahıstır.
Gazi Mustafa Kemal?in, 1 Kasım 1927?de ikinci kez Cumhurbaşkanı seçildikten sonra yaptığı konuşmasında; 'Cumhurbaşkanlığı; Türk milletinin fazilet, doğruluk ve isabet niteliklerini gösterir' sözleri de buna atıftır. Biz bu duygu ve düşüncelerle, 'Cumhurbaşkanı milli iradenin ortak çatısı, ortak yüzü, ortak refleksi olsun' dedik. 'Milliyetçi olsun, muhafazakar olsun, manevi değerlere sahip olsun, laik olsun, demokrat olsun' diyerek ortak çatı adayının hangi kriterlere haiz olacağını söyledik. Herkesin benimseyeceği, ?işte aradığım bu? diyebileceği bir Cumhurbaşkanı modelinin tercümanı olduk ve bunu da ortak çatı ifadesiyle kavramsallaştırdık.
Hamd olsun bu teklifimiz büyük ölçüde makul bulunmuş ve ilgi görmüştür. Milletimiz ortak çatıdan düşüncesinden fazlasıyla umutlanmıştır. Ortak çatı adayı, toplumun her kesimine hitap edendir. Ortak çatı adayı, milletimizi tümüyle kavrayandır. Ortak çatı adayı, herkesi bağrına basan ve ruhunda eritendir. Bizim ortak çatı önermemiz; ?herkes eşittir Türkiye? inanç ve kararlılığına dayanmaktadır. Fakat hala ortak çatı teklifimizi anlamlandırma zorlukları çekenler vardır.
Şunları açık açık söylemeliyim ki bizim çağrımız Kandil?le iş tutanlara değildir. Bizim çağrımız İmralı?da nöbet bekleyenlere değildir. Bizim çağrımız BOP?a kulluk yapan meymenetsizlere değildir. Bizim çağrımız PKK?ya teslim olan buruşmuş zihinlere değildir. Bizim çağrımız bölücülüğe demir atan hainlere değildir. Bizim çağrımız millet aleyhine sefil ve fena emellere sahip olan kötülere değildir. Bizim çağrımız rüşvete ve yolsuzluğa peştamal bağlayan mükerrere bağlamış hırsızlara değildir. Bizim çağrımız büyük Türk milletinin bizatihi kendisine, bizatihi ruhunadır. Teklifimizin kaynağı tarihtir. Teklifimizin sütunları kardeşliktir. Teklifimizin özü milli ve manevi değerlerdir."
Bahçeli, kuruluş ilkelerinin devamlılığı için ortak çatının şart olduğunu vurgulayarak, "Türkiye?nin yeniden ayağa kalkması için ortak çatı cankurtarandır. Allah?ın izni ve rızasıyla, Türk milleti asgari müştereklerinden ödün vermediği müddetçe, belirlenecek ortak çatı adayı Çankaya?nın 12. değerli ismi olacaktır" diye konuştu.
Bunun partiler üstü bir amaç olduğunu belirten Bahçeli, "Ortak çatı adayı, partiler arasında bir ittifakın değil, milletin kabul ve iradesiyle oluşacaktır" dedi.
Blok siyaseti yapanların, cepheleşme üzerine geleceklerini feda edenlerin MHP'nin önerisini çarpıtmakla meşgul olduğunu savunan Bahçeli, "Ortak çatı formülü toplumsal ve siyasal tüm aktörlerden mülhemdir" ifadesini kullandı.
Bahçeli, tavanda değil, tabanda mutabakat sağlamayı önerdiklerini, partilerin değil, Türk milletinin güç birliği sağlamasını umduklarını dile getirdi.
Ortak çatı adayı fikirlerinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve yandaşları tarafından sulandırılmaya çalışıldığını kaydeden Bahçeli, şöyle devam etti:
"Çizdiğimiz üçgenleri anlamayan taş kafalar bizi Pisagor?a benzetmiş, cebirden geometriye geçtiğimizi iddia etmişlerdir. Allah korusun, fiziken Ankara?da, aklen ve kalben Kandil?deki inlerde yaşayan siyasi mevtaların bizim önerilerimize katılmaları yanlışa düştüğümüzün en bariz kanıtı olacaktır.
Doğrudur, biz Başbakan?a cebiri zor da olsa öğretmiş ve bu konuda ufkunu açmıştık. Öyle ki Başbakan fazla havaya girmiş, 61 hesabını güç bela bulmuş ve bundan da siyasi kerametler çıkarmıştı. Fakat Başbakan geometri konusunda bize haksızlık yapmaktadır. Biraz düşünürse geometrik şekillerde kimin usta ve önde olduğunu fazla ipucuna gerek kalmadan çıkaracaktır. Başbakan Erdoğan cetvelden, gönyeden, pergelden yardım almadan şaheser çizimlere imza atmıştır. Mesela yamuk çizmiş, kendisini ve yanındaki hırsızların alayını yamultarak içine tıkıştırmıştır. Dikdörtgen görünümlü ayakkabı kutularına para yığmıştır. Paralel çizgiden paralel örgüt çıkarmıştır. Kare şeklindeki odalara soygundan elde ettiği paraları koymuştur. Daire çizmiş, karakterindeki köşeleri yuvarlaklaştırmıştır. Evet, doğrudur, biz üçgen çizdik ortak çatı adayı teklif ettik; fakat Başbakan yıllardan beri küp üstüne küp çizmiş ve içlerini haram parayla tıka basa doldurmuştur. Götürmenin, yürütmenin, aşırmanın geometrik şekillerinde ekol ve okul olmuş, ünü sınırlardan taşmıştır.
Başbakan Erdoğan çatı adayını merakla beklediğini, taşıma suyla çatı kurulamayacağını da söylemektedir. Sayın Başbakan merakını yakında gidereceğiz ve gün gelecek saklandığın, sıkıştığın 17-25 şifreli küplerden seni çıkartarak inşallah adalete teslim edeceğiz."
Bahçeli, hafta sonu Diyarbakır'da sözde Kürdistan Demokratik İslam Kongresi toplandığını anlatarak, Başbakan Erdoğan ve hükümetinin, terör örgütü üyelerinin İslam'ı istismar konusu yapmasına zemin açtığını öne sürdü.
Kongrede terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın mesajının okunduğunu anımsatan Bahçeli, "Zannederseniz ki İmralı?daki cani hidayete ermiş ve 'mümin kardeşlerim' diyerek mesajlarını kaleme almıştır. Başbakan, Nijerya?da 200?ü aşkın kız çocuğunu din adına kaçıran Boko Haram örgütünün neredeyse Türkiye şubesini açmak için kolları sıvamıştır" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın fiilen başkan olabilmek için her değeri pazara çıkardığını, manevi duyguları hiç gocunmadan siyasileştirdiğini ve bölücülüğe rehin bıraktığını savunan Bahçeli, "Özerkliğe sıcak bakması, İmralı canisiyle örgütü arasında kuryelik yapmaya soyunması başka türlü izah edilemeyecektir" diye konuştu.
Öcalan'ın milliyetçiliği mikroba benzettiğini ifade eden Bahçeli, "1919?lu yıllarda yabancı ajanların vatan topraklarında, sahte alim ve sömürgeciliğin kuklası olmuş şeyhlerle kurduğu taviz ve ihanet denkleminin bir yenisi, Başbakan ve İmralı canisi arasındaki yakınlıkla tesis edilmiştir" dedi.
Bahçeli, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) 1974?deki Kıbrıs Harekatı için Türkiye?yi 90 milyon Avro'luk tazminatı üç ay içinde Rum yönetimine ödemeye mahkum ettiğini anımsatarak, şunları söyledi:
"Bu şekilde 40 yıl önceki Kıbrıs çıkarmasının intikamı alınmak istenmiştir. Bu kararı kınıyor, Başbakan ve hükümetinden Kıbrıs Türklüğü?nün varlık ve birlik mücadelesine tereddütlü ve gevşek durmamasını bekliyorum. Başbakan?dan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi?nin kararını reddederek aynen iade etmesini millet nam ve hesabına istiyor ve bunun da takipçisi olacağımızı tüm taraflara bildiriyorum. Kıbrıs Türklüğü?nün haklı davası için gerekirse 1974 ruhunun tekrar dirileceğini herkese ikazen ilan ediyorum."
Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, yarının Dünya Çiftçiler Günü olduğunu, çiftçilerimiz birçok külfet ve zorluğa katlandığını söyledi.
AK Parti iktidarının Türk çiftçisine yüz çevirdiğini ifade eden Bahçeli, "Tarlasına bir yanda ümit eken, diğer yanda çile kaldıran çiftçilerimizin feryat ve şikayetleri hiç duyulmamaktadır" dedi. Çiftçi borçlarının son 12 yılda 80 kat arttığını belirten Bahçeli, "77 milyonu doyuranlar açlıkla mücadele etmekte, yoklukla, yoksullukla cebelleşmektedir" diye konuştu.
Bahçeli, Mart ayının sonundaki donun fındık, erik, şeftali, kiraz, badem, üzüm, çay, kayısı, elma ve ceviz üreticilerini mağdur ettiğini dile getirerek, hükümetin çiftçilerin zararlarını telafi etmesini istedi.
Danıştay'ın 146. kuruluş yıl dönümü töreninde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu arasında yaşanan tartışmaya değinen Bahçeli, otoriter rejimlerle demokratik yönetimleri ayıran başlıca unsurun görüşlerin, fikirlerin çoğulculuğu ve çeşitliliği olduğunu söyledi.
Türkiye'nin uzun süredir antidemokrat iktidar anlayışının tekelinde olduğunu savunan Bahçeli, "Başbakan Erdoğan?ın kaba üslubu, ötekileştiren, dışlayan ve anında kutuplaştıran tavrı demokrasiyi tehdit etmekte ve yıpratmaktadır" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın muhalif duruşlara bıçkın olduğunu ifade eden Bahçeli, "Başbakan ile Türkiye Barolar Birliği Başkanı arasında yaşanan söz düellosu, edep ve haya sınırlarını ihlal eden dalaşma kesinlikle tasvip edilemez çirkinliktedir. Bu yüzden siyasi seviye ve medeni tutum Danıştay Salonu?nda iflas etmiştir. Burada hukuk yutkunmuş, adalet bir kez daha yara almıştır" diye konuştu.
Erdoğan ile Feyzioğlu'nun samimi şekilde buluştuğunu, 4 Ocak 2014'teki görüşmelerinin de yapıcı geçtiğinin açıklandığını anlatan Bahçeli, tartışmanın kendileri açısından kuşkulu olduğunu belirtti.
Feyzioğlu'nun Danıştay?daki konuşmasını hem süre, hem sınır, hem de kapsam açısından uzun tuttuğunu ve kendisine verilen demokratik imkanı istismar ettiğini dile getiren Bahçeli, şunları söyledi:
"Şüphe yok ki Baro Başkanı, Danıştay?ın kuruluş yıl dönümünün anlam ve önemine uygun hareket etmemiş, bir saate varan konuşmasıyla sabırları zorlamıştır. Bu çok açık bir gerçektir. Yüksek yargı organlarının özel ve kutlama günleri siyasete ayar verilecek ucuz yerler değildir ve böyle de görülmemelidir. Her önüne gelen siyasi terziliğe soyunamaz, işgal ettiği kürsüyü fırsat bilerek polemik yapamaz, yapmamalıdır. Bu itibarla Baro Başkanı?nın ucu açık, her konuya girip çıkan konuşması alenen kışkırtıcıdır.
Anayasa Mahkemesi?nin 52. kuruluş yıl dönümünde eleştiri yağmuruna tutulan ve bundan dolayı zorda kalan Başbakan, yeni bir yarma harekatına sessiz kalamamış, Barolar Birliği Başkanı?nın gollük pasını kendince iyi değerlendirmiştir. Başbakan Erdoğan öfke patlaması yaşamış, neredeyse Barolar Birliği Başkanı?nın üzerine yürümek için yerinden kalkmaya bile teşebbüs etmiştir. Barolar Birliği Başkanı?nın kendini beğenmiş tarzı, provokatif ve her satırı siyaset kokan açıklamaları Başbakan?ı tahrik etmiş ve kızdırmıştır. Kısaca söylemek gerekirse Baro Başkanı çalmış, Başbakan oynamıştır. Danıştay?da herkes rolünün icabını yapmış, mayasının ve mizacının gereğini yerine getirmiştir.
Danıştay?daki dramatik tören ister mizansen, ister kurgu, ister proje, isterse de anlık gelişen bir olay olsun, kesinlikle skandaldır, kesinlikle sokak jargonuyla söz kesenlerin ayıbıdır. Normal şartlarda, Başbakan'ın konuşmacıyı sağduyu ve olgunlukla dinlemesi gerekirdi. Katılmadığı, onaylamadığı, doğru bulmadığı, ağrına giden herhangi bir taraf varsa, ya bunu konuşmacı kürsüden indikten sonra direk kendisine söylemeli ya da yalaka medya vasıtasıyla iletmeliydi. Ne var ki Başbakan oturduğu yerden şeklen öfkelenmiş ve yüzü kıpkırmızı kesilerek, gündemi lehine çevirmek istemiştir. Şayet Başbakan katıldığı toplantılardaki konuşmacılara artık doğrudan müdahale edecek bir psikolojiye sahipse, tavsiyemiz, sinirlerini kontrol ettirmesi, mümkünse de istirahate çekilmesidir. Başbakan yakında Meclis Grup salonlarını basmaya kadar işi götürürse kimse şaşırmamalıdır."
Bahçeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de törene katıldığını ve diğer katılımcıların da buna uygun hareket etmesi gerektiğini belirterek, "Cumhurbaşkanı, bulunduğu salonu terk etmeden devlet ve siyaset adamlarının kalkıp gitmeleri terbiye eksikliğidir. Başbakan?ın düzmece kavga sahnesinde, ayağa kalkarak başta Sayın Gül?ü el hareketleriyle dışarıya davet etmesi büyük bir nezaketsizliktir. Sayın Gül?ün ve Sayın Genelkurmay Başkanı?nın, Başbakan?ın ardı sıra çıkıp gitmeleri, kendileri adına hüsran ve utanç vericidir" dedi.
Danıştay'da yaşananların devlet ciddiyetini buharlaştırdığını ifade eden Bahçeli, "Başbakan?ın, devleti Hababam Sınıfı'na çevirmeye ne hakkı vardır?" diye sordu.
Cumhurbaşkanı Gül'ün tavrını da eleştiren Bahçeli, "Sayın Gül niçin böylesi bir maskaralığa ortak olmuştur? Böylesi bir trajikomik tiyatroda Sayın Cumhurbaşkanı?nın ne işi vardır? Cumhurbaşkanlığı her rüzgara yelken açacak, her akıntıya kapılacak, her maskaralığa göz yumacak bir görev midir? Cumhurbaşkanlığı; onun bunun arkasından sürüklenecek kadar işlevsiz, etkisiz ve edilgen bir makam mıdır? Başbakan Erdoğan ali kıran baş kesen, onu takip edenler de seve seve baş vermeye hazır, iradeleri tutsak edilmiş zavallı bir güruh mudur?" sorularını sıraladı.
Bahçeli, iktidar yanlısı gazetelerin konuyla ilgili "van minute" başlıkları attığını anımsatarak, şöyle devam etti:
"Danıştay?daki rezilliğe 'van minute' diyebilmek için insanın zihinsel özrü olması yeterlidir. Davos?taki sahtekarlığın bir benzeri 10 Mayıs 2014 tarihinde tekrarlanmak istenmiştir. Fakat Barolar Birliği Başkanı Şimon Peres, Barolar Birliği de İsrail değildir. Küstah ve köhnemiş yandaşlar yeni bir van minute serüveni için emir alsalar da buna inanacak kimseler kalmamıştır.
Güya Başbakan haksızlıklara itiraz ediyormuş. Güya Başbakan edepsizliklere dayanamıyormuş. Aşırı tepkisinin altında da bu özellikleri yatıyormuş. Başbakan Erdoğan haksızlık yapan birisini arıyorsa içtiği sudan yansıyan simaya bakmalıdır. Cumhurbaşkanı olamayacağını şimdiden gören bu şahıs gittikçe çirkefleştiğinin farkına varmalıdır. Çok cepheli sürdürdüğü husumet mücadelesini her geçen gün derinleştirmekte ve genişletmektedir. Başbakan ister Anayasa Mahkemesi?nde bardak gibi dolsun, ister Danıştay?da eften püften şekilde boşalsın, isterse de Dolmabahçe?de avucuna aldıklarıyla orta oyununda figüran olsun, Cumhurbaşkanlığı kendisine 10 gömlek bol gelecektir.
Sayın Başbakan artık çırpınma, uğraşma, tezgahlarınla bu milleti yorma. Yalvarsan da yakarsan da kızsan da köpürsen de değil ikincisini, yüz kere van minute parodisi yazsan da senden bir yol olmaz, Cumhurbaşkanlığı görevi sana düşmez."
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı için önerdikleri ortak çatı adayının sulandırılmaya çalışıldığını ifade ederek, "Ortak çatı adayı, partiler arasında bir ittifakın değil, milletin kabul ve iradesiyle oluşacaktır" dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanlığı'nın hiçbir ideolojinin, hiçbir zümrenin, hiçbir çıkar grubunun emanet ve emrinde olamayacağını ve olmaması gerektiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı'nın Türk milletinin vicdanı, Türk devletinin ana karargahı, cumhurun başı olduğunu belirten Bahçeli, "Doğal olarak bu kutlu mevki, bütün Türk vatandaşlarının aynası ve çatısıdır. Çankaya?da ayrımcılık, önyargı, subjektif bakış, siyasi tarafgirlik, etnik ve mezhep yandaşlığı olamayacaktır" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı'nın azaltan değil çoğaltan, bölen değil bütünleştiren, ayıran değil kucaklayan olduğunu anlatan Bahçeli, şöyle konuştu:
"Cumhurbaşkanı bir bölgenin, bir kesimin, bir yüzdenin, bir kitlenin değil, ezcümle Türk milletinin tamamının hak ve hukukuyla anlam bulandır, bulmaya zorunlu olandır. Hakkari Yüksekova?da yaşayan Kürt kökenli kardeşlerimizle İstanbul Bayrampaşa?da yaşayan Boşnak kökenli vatandaşlarımızın ortak paydası, ortak çatısı, ortak gayesi Cumhurbaşkanı?dır. Cumhurbaşkanlığı Diyarbakır?ın Lice ilçesindeki Mehmet?in hayalleriyle İzmir?in Karşıyaka ilçesinde ikamet eden Ahmet?in hedeflerini buluşturan, birlik ve dirliği sağlamlaştıran tarihi bir vazifedir. Cumhurbaşkanı, Türk vatanı üzerindeki manevi el, manevi güvencedir. Türk milletinin en saf, en temiz, en doğal, en halisane hasletlerinin billurlaşması gereken şahıstır.
Gazi Mustafa Kemal?in, 1 Kasım 1927?de ikinci kez Cumhurbaşkanı seçildikten sonra yaptığı konuşmasında; 'Cumhurbaşkanlığı; Türk milletinin fazilet, doğruluk ve isabet niteliklerini gösterir' sözleri de buna atıftır. Biz bu duygu ve düşüncelerle, 'Cumhurbaşkanı milli iradenin ortak çatısı, ortak yüzü, ortak refleksi olsun' dedik. 'Milliyetçi olsun, muhafazakar olsun, manevi değerlere sahip olsun, laik olsun, demokrat olsun' diyerek ortak çatı adayının hangi kriterlere haiz olacağını söyledik. Herkesin benimseyeceği, ?işte aradığım bu? diyebileceği bir Cumhurbaşkanı modelinin tercümanı olduk ve bunu da ortak çatı ifadesiyle kavramsallaştırdık.
Hamd olsun bu teklifimiz büyük ölçüde makul bulunmuş ve ilgi görmüştür. Milletimiz ortak çatıdan düşüncesinden fazlasıyla umutlanmıştır. Ortak çatı adayı, toplumun her kesimine hitap edendir. Ortak çatı adayı, milletimizi tümüyle kavrayandır. Ortak çatı adayı, herkesi bağrına basan ve ruhunda eritendir. Bizim ortak çatı önermemiz; ?herkes eşittir Türkiye? inanç ve kararlılığına dayanmaktadır. Fakat hala ortak çatı teklifimizi anlamlandırma zorlukları çekenler vardır.
Şunları açık açık söylemeliyim ki bizim çağrımız Kandil?le iş tutanlara değildir. Bizim çağrımız İmralı?da nöbet bekleyenlere değildir. Bizim çağrımız BOP?a kulluk yapan meymenetsizlere değildir. Bizim çağrımız PKK?ya teslim olan buruşmuş zihinlere değildir. Bizim çağrımız bölücülüğe demir atan hainlere değildir. Bizim çağrımız millet aleyhine sefil ve fena emellere sahip olan kötülere değildir. Bizim çağrımız rüşvete ve yolsuzluğa peştamal bağlayan mükerrere bağlamış hırsızlara değildir. Bizim çağrımız büyük Türk milletinin bizatihi kendisine, bizatihi ruhunadır. Teklifimizin kaynağı tarihtir. Teklifimizin sütunları kardeşliktir. Teklifimizin özü milli ve manevi değerlerdir."
Bahçeli, kuruluş ilkelerinin devamlılığı için ortak çatının şart olduğunu vurgulayarak, "Türkiye?nin yeniden ayağa kalkması için ortak çatı cankurtarandır. Allah?ın izni ve rızasıyla, Türk milleti asgari müştereklerinden ödün vermediği müddetçe, belirlenecek ortak çatı adayı Çankaya?nın 12. değerli ismi olacaktır" diye konuştu.
Bunun partiler üstü bir amaç olduğunu belirten Bahçeli, "Ortak çatı adayı, partiler arasında bir ittifakın değil, milletin kabul ve iradesiyle oluşacaktır" dedi.
Blok siyaseti yapanların, cepheleşme üzerine geleceklerini feda edenlerin MHP'nin önerisini çarpıtmakla meşgul olduğunu savunan Bahçeli, "Ortak çatı formülü toplumsal ve siyasal tüm aktörlerden mülhemdir" ifadesini kullandı.
Bahçeli, tavanda değil, tabanda mutabakat sağlamayı önerdiklerini, partilerin değil, Türk milletinin güç birliği sağlamasını umduklarını dile getirdi.
Ortak çatı adayı fikirlerinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve yandaşları tarafından sulandırılmaya çalışıldığını kaydeden Bahçeli, şöyle devam etti:
"Çizdiğimiz üçgenleri anlamayan taş kafalar bizi Pisagor?a benzetmiş, cebirden geometriye geçtiğimizi iddia etmişlerdir. Allah korusun, fiziken Ankara?da, aklen ve kalben Kandil?deki inlerde yaşayan siyasi mevtaların bizim önerilerimize katılmaları yanlışa düştüğümüzün en bariz kanıtı olacaktır.
Doğrudur, biz Başbakan?a cebiri zor da olsa öğretmiş ve bu konuda ufkunu açmıştık. Öyle ki Başbakan fazla havaya girmiş, 61 hesabını güç bela bulmuş ve bundan da siyasi kerametler çıkarmıştı. Fakat Başbakan geometri konusunda bize haksızlık yapmaktadır. Biraz düşünürse geometrik şekillerde kimin usta ve önde olduğunu fazla ipucuna gerek kalmadan çıkaracaktır. Başbakan Erdoğan cetvelden, gönyeden, pergelden yardım almadan şaheser çizimlere imza atmıştır. Mesela yamuk çizmiş, kendisini ve yanındaki hırsızların alayını yamultarak içine tıkıştırmıştır. Dikdörtgen görünümlü ayakkabı kutularına para yığmıştır. Paralel çizgiden paralel örgüt çıkarmıştır. Kare şeklindeki odalara soygundan elde ettiği paraları koymuştur. Daire çizmiş, karakterindeki köşeleri yuvarlaklaştırmıştır. Evet, doğrudur, biz üçgen çizdik ortak çatı adayı teklif ettik; fakat Başbakan yıllardan beri küp üstüne küp çizmiş ve içlerini haram parayla tıka basa doldurmuştur. Götürmenin, yürütmenin, aşırmanın geometrik şekillerinde ekol ve okul olmuş, ünü sınırlardan taşmıştır.
Başbakan Erdoğan çatı adayını merakla beklediğini, taşıma suyla çatı kurulamayacağını da söylemektedir. Sayın Başbakan merakını yakında gidereceğiz ve gün gelecek saklandığın, sıkıştığın 17-25 şifreli küplerden seni çıkartarak inşallah adalete teslim edeceğiz."
Bahçeli, hafta sonu Diyarbakır'da sözde Kürdistan Demokratik İslam Kongresi toplandığını anlatarak, Başbakan Erdoğan ve hükümetinin, terör örgütü üyelerinin İslam'ı istismar konusu yapmasına zemin açtığını öne sürdü.
Kongrede terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın mesajının okunduğunu anımsatan Bahçeli, "Zannederseniz ki İmralı?daki cani hidayete ermiş ve 'mümin kardeşlerim' diyerek mesajlarını kaleme almıştır. Başbakan, Nijerya?da 200?ü aşkın kız çocuğunu din adına kaçıran Boko Haram örgütünün neredeyse Türkiye şubesini açmak için kolları sıvamıştır" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın fiilen başkan olabilmek için her değeri pazara çıkardığını, manevi duyguları hiç gocunmadan siyasileştirdiğini ve bölücülüğe rehin bıraktığını savunan Bahçeli, "Özerkliğe sıcak bakması, İmralı canisiyle örgütü arasında kuryelik yapmaya soyunması başka türlü izah edilemeyecektir" diye konuştu.
Öcalan'ın milliyetçiliği mikroba benzettiğini ifade eden Bahçeli, "1919?lu yıllarda yabancı ajanların vatan topraklarında, sahte alim ve sömürgeciliğin kuklası olmuş şeyhlerle kurduğu taviz ve ihanet denkleminin bir yenisi, Başbakan ve İmralı canisi arasındaki yakınlıkla tesis edilmiştir" dedi.
Bahçeli, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) 1974?deki Kıbrıs Harekatı için Türkiye?yi 90 milyon Avro'luk tazminatı üç ay içinde Rum yönetimine ödemeye mahkum ettiğini anımsatarak, şunları söyledi:
"Bu şekilde 40 yıl önceki Kıbrıs çıkarmasının intikamı alınmak istenmiştir. Bu kararı kınıyor, Başbakan ve hükümetinden Kıbrıs Türklüğü?nün varlık ve birlik mücadelesine tereddütlü ve gevşek durmamasını bekliyorum. Başbakan?dan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi?nin kararını reddederek aynen iade etmesini millet nam ve hesabına istiyor ve bunun da takipçisi olacağımızı tüm taraflara bildiriyorum. Kıbrıs Türklüğü?nün haklı davası için gerekirse 1974 ruhunun tekrar dirileceğini herkese ikazen ilan ediyorum."
