2010-11-08 - 11:45
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Adalet Bakanlığı, Türkiye Adalet Akademisi
Başkanlığı, Ceza ve İnfaz Kurumları, Tutukevleri İşyurtları Kurumu, Anayasa
Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve Tarım
Reformu Genel Müdürlüğünün bütçeleri kabul edildi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Adalet
Bakanlığı ile bazı yargı organlarının bütçelerinin görüşülmesine başlandı.
Komisyonda Adalet Bakanlığı, Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı, Ceza ve
İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve
Danıştayın bütçeleri görüşülüyor.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, bütçe ile ilgili sunumunu yaptı.
Ergin, toplumların yaşam standartlarının yükseltilmesinde ekonomik gelişmişlik
düzeyi kadar adalet sisteminin de rol oynamakta ve devletin asıl işlevi olan
"halkın memnuniyetini sağlamak" misyonunun ancak iyi işleyen adalet
sistemi ile mümkün olmakta olduğunu belirtti.
Millete ait olan yargılama yetkisinin bağımsız mahkemelerce adaletle kullanıldığı
inancının toplumda yerleşmesi için; hak arama yollarının açık tutulması gerektiğini
söyleyen Ergin, Türkiye'nin bu yüzyılın gereklerini karşılayacak yüksek
kalite standartlarına erişmek için yeni politikalar geliştirmekte olduğunu
kaydetti.
Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan hukuk reformu ile o dönemin çağdaş hukuk
normlarının yakalanmış olduğunu söyleyen Ergin "adalet sistemimizi daha da
ileriye taşımayı tarihsel bir sorumluluk olarak görmekteyiz" diye konuştu.
Toplumu kısır tartışmalara mahkum ederek çağın yakalanmayacağının açık olduğunu
belirten Ergin, bu nedenle tüm kesimlerin bu değişimin içinde olması gerektiğini
vurguladı.
Ergin "tarafsızlık sorunu olduğu yönündeki algı, yargılama sürelerinin makul
seviyeyi aşması, yargı mensubu ve çalışanlarının nitelik ve nicelik sorunu,
mevzuatın güncel gelişmelerin gerisinde kalması; altyapı ve teknik hizmetlerin
yetersizliği adalet hizmetlerinin başlıca sorunları olarak yıllarca ifade edilmiştir"
dedi.
Yılların birikmiş sorunlarının bir çırpıda çözülmesinin beklenemeyeceğini
söyleyen Ergin, sorunların çözümünün birlikte çalışmayı gerektirdiğini ifade
etti.
Türkiye'de demokratik standartların yükseltilmesinin en önemli amaçlardan
biri olduğunu söyleyen Ergin, tüm mevzuat değişikliklerinde bu hususun esas
alındığını belirtti.
Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının geliştirilmesi için, HSYK'nin ve Anayasa
Mahkemesi'nin yeniden yapılandırıldığını belirten Ergin, Anayasa Mahkemesine
bireysel başvuru imkanının getirildiğini kaydetti.
Ergin, şöyle devam etti:
''Evrensel hukuk ilkeleri ve vatandaşlarımızın ihtiyaçları gözetilerek
gerçekleştirilen Anayasa değişiklikleri, hukuk devleti anlayışının
yerleştirilmesi doğrultusunda atılmış önemli bir adımdır. Bununla birlikte
eksiksiz demokrasi doğrultusunda yapılan çalışmaların yeterli olmadığını
belirtmek isterim. Bize göre 12 Eylülde yapılan referandumun doğurduğu en önemli
sonuçlarından biri de yeni Anayasa talebidir. Türkiye'nin daha demokratik ve
özgürlüklerine daha çok önem veren yeni bir anayasaya ihtiyacı bulunduğu
konusundaki toplumsal mutabakat ve artan talep bu ihtiyacın aciliyetini
göstermektedir.''
Adaletin zamanında ve etkili bir şekilde tesisi, mahkemelerin görevlerini
gerektiği gibi yapabilmesinin hakim ve Cumhuriyet savcısı ile adliye personelinin
yeterli sayıda olmasına bağlı olduğunu vurgulayan Ergin, son 8 yılda hakim ve
Cumhuriyet savcısı sayısında geçmiş yıllara oranla önemli artışlar
gerçekleştirilmesine rağmen, adalet hizmetlerinin daha kaliteli bir şekilde
sunumunu sağlamak için arzuladıkları seviyelere henüz ulaşamadığını söyledi.
Ergin, Avrupa ülkelerinde bir hakimin baktığı dosya sayısının ortalama
200, Türkiye'de ise bu rakamın 1078 olduğuna işaret etti.
Bakan Ergin'in değindiği diğer konular ise özetle şöyle:
''2002 yılına kadar adliyelerde hizmetler daktilolarla yerine
getirilmekteydi. Yaptığımız çalışmalarla bugün için adliyeler bilgisayarlarla
donatılmıştır.
Adalet hizmetleri son derece olumsuz şartlarda yerine getirilmekteydi.
Bunun ortadan kalkması için 2002 yılında adeta seferberlik ilan edilmiştir. 2002
yılından bu yana Cumhuriyet tarihinde yapılanın 4 katından fazla adalet sarayı
yapılmıştır.
Adli Tıp Kurumumuz, yaptığımız çalışmalar neticesinde gerek fiziki
gerekse insan kaynağı açısından çağdaş standartlara erişme noktasında mesafe
2010-2014 dönemini kapsayan Adalet Bakanlığı Stratejik Planı hazırlanmış
ve uygulamaya konulmuştur. Adalet teşkilatı tarihimizde bir ilk olan bu çalışma,
geleceğe ışık tutacak bir referans belge niteliğindedir.
4 Kasım 2010 tarihi itibarıyla cezaevlerinde 120 bin 916 hükümlü ve
tutuklu var. Uluslararası normlara uymayan, fiziki şartları ve kapasiteleri
itibarıyla eğitim ve iyileştirmenin kısıtlı yapılabildiği ya da hiç yapılamadığı
küçük ilçe ceza infaz kurumlarının kapatılarak, modern ceza infaz kurumlarının
yapımı zorunluluk taşımaktadır. Bu kapsamda son 8 yılda 191 ceza infaz kurumu
kapatılmıştır.''
Adalet Bakanı Ergin, yıllarca sorunlarla kamuoyu gündemine gelen adalet
sisteminin bugün modern cezaevleri, bilgisayar teknolojilerinin kullanımında
devlet kurumları arasında birincilik ödülü alan projeleri, yükselen adalet
sarayları ile gündeme geldiğini söyledi.
Ergin, ''Demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinin gerekleri
doğrultusunda, evrensel hukukta kabul edilen ilkelere dayanmak suretiyle adaletli
bir hukuk düzeni oluşturup, toplumumuza her alanda zahmetsiz, hızlı, isabetli,
etkin, güvenli hizmeti sunma heyecanıyla çalışmalarımıza devam edeceğimizi
belirtmek isterim. Bakanlık olarak sorunların farkında olduğumuzu ve çözüme
yönelik olarak bilimsel metotlarla hareket ettiğimizi ifade etmek isterim'' diye
konuştu.
Bütçe üzerinde söz alan AK Parti Bitlis Milletvekili Zeki Ergezen,
yıllardır yasaların merkezine tek tip insan yetiştirme anlayışının dayatıldığını,
ancak artık yapılan değişikliklerle hukukun üstünlüğünün ön plana çıktığını
söyledi. Ergezen, kanunlar yapılırken ve uygulanırken, merkeze insanın mutluluğu
ve refahının alınması gerektiğini vurguladı.
Zeki Ergezen ayrıca, avukatların, bilgi ve delillere savcı ile aynı hızda
ulaşmasının mümkün olmadığını, bu sorunun çözülmesi gerektiğini ifade etti.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da özellikle son dönemlerde en çok
bağımsız yargının tartışıldığını belirtti. Kaplan, ''Anayasayı da değiştirdiniz,
neden Kenan Evren'i yargılayamıyorsunuz? Kenan Evren'i yargılayacaksınız mısınız,
sözünüzde duracak mısınız? Bir taraftan 'reform yaptık' derseniz, bir taraftan
Kenan Evren'i yargılayamazsanız çelişki olur'' diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek, adaletteki en önemli sorunun,
tutukluluk sürelerinin uzaması olduğunu söyledi. Tutukluluk halinin normale
indirilmesi konusunda hükümetin bir çaba sarf etmediğini öne süren Özyürek,
özellikle, özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde son derece keyfi tutuklamalar
yapıldığını savundu. Özyürek, ''Türkiye'de artık tutukluluk, esas ceza haline
dönüştü. Yargı, hükümetin istediği şekilde kullandığı bir alet haline geldi''
dedi. İzinsiz dinlemelerle Türkiye'de bir korku imparatorluğu yaratıldığını öne
süren Özyürek, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'e, bu soruna ne zaman son
verileceğini sordu.
Eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in yargılanması konusunda ortada bir
boşluk bulunduğunu savunan Özyürek, ''12 Eylül ile ilgili bir yargılama niyetiniz
yok. Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın yapısını değiştirmek için bunu Anayasa
değişikliğinde bir bahane olarak kullandınız'' dedi.
MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal da Anayasa değişikliği
görüşülürken, ''12 Eylülcüleri yargılayamayacaksınız, bunun amacı Anayasa
Mahkemesi ve HSYK'yı yandaşlaştırmaktır'' dediklerini ve bu konuda uyarıda
bulunduklarını söyledi.
Tutukluluk sürelerinin uzun olmasını da eleştiren Günal, cezaevinde
yatanların yüzde 56'sının tutuklu olduğunu, tutukluluğun artık bir cezaya
dönüştüğünü ifade etti. Günal, ''Böyle bir ortamda siz bize adalet saraylarından
bahsediyorsunuz. Yandaş yargının yaratıldığı bir ortamda hukuk devletinden
bahsetmek mümkün değil'' dedi.
MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, hükümetin, kendine bağlı bir
yargı hayali kurduğunu ve bu konuda mesafe katettiğini iddia etti. ''Habur'da,
Cumhuriyet tarihinde ilk kez sanık, hakim ve savcının huzuruna değil, hakim ve
savcı, sanığın huzuruna çıkarıldı'' diyen Ayhan, hükümetin, siyasi olarak yapmaya
cesaret edemeyeceği durumlarda, bu şekilde yargı bağımsızlığının arkasına
sığındığını öne sürdü. Ayhan, adalet duygusunun zedelendiği yerde kamu düzeninin
sağlanmasının zor alacağını kaydetti.
CHP Antalya Milletvekili Osman Kaptan, ''Adalet Bakanlığının, adaletin
değil, adaletsizliğin bakanlığına dönüştüğünü'' iddia etti. Kaptan, ''Bir Adalet
Bakanlığı, işleyen bir adaletten rahatsızlık duyuyorsa, orada bir sorun vardır''
dedi.
İktidarın, hukuk ve adaleti siyasallaştırdığını savunan Kaptan, ''AKP,
adaletin genetiğini değiştirdi. Hukuku GDO'lu hale getirdi. Eskiden tek bir hukuk
vardı. Ama son zamanlarda Silivri hukuku var, Habur hukuku var, Deniz Feneri
hukuku var. HSYK, 'Hükümete Sadık Yüksek Kurul' haline getirilmek isteniyor''
diye konuştu.
MHP Sakarya Milletvekili Münir Kutluata, Türkiye'de dava sayısında ciddi
bir artış olduğunu, bu artışın ülke yönetimi ile ilgisi bulunduğunu savundu.
Kutluata, özellikle icra dairelerindeki dava sayısının, bu artışta önemli paya
sahip olduğunu söyledi.
Bu arada, Bakan Ergin'in sunumunun ardından kameraların dışarı
çıkarılmasına muhalefet milletvekilleri tepki gösterdi. Milletvekilleri, bütçe
görüşmelerinde yalnızca bakanların sunumunun görüntüye alınabildiğini, bu nedenle
muhalefetin sesinin kamuoyuna duyurulmadığını ifade etti.
Bütçe üzerindeki görüşmeler sürüyor.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay,
Türkiye'nin kuvvetler ayrılığından kuvvetler birliğine sürüklendiğini iddia
etti.
Adalet Bakanlığının 2011 yılı bütçesinin Plan ve Bütçe Komisyonundaki
görüşmeleri sürüyor.
Bütçenin tümü üzerinde görüşlerini açıklayan milletvekillerinden CHP
Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, milletvekili dokunulmazlıklarının
kaldırılmamasını eleştirdi. Kendisinin dosyası olmadığını belirten Aslanoğlu,
''Dosyam olsa dolaşmaktan ar duyardım. Benim yargılanma hürriyetimi elimden
almayın, hesap verme özgürlüğümü elimden almayın. Bu, özgürlüğe gem vurmaktır''
dedi.
Mevcut iktidarın ''12 Eylülün izlerini sileceğiz'' dediğini belirten
Aslanoğlu, ''Hangi izi silindi?'' diye sordu.
Tutukluluk sürelerini uzunluğunu eleştiren Aslanoğlu, avukatlara da yeşil
pasaport verilmesini istedi. Hakim ve Cumhuriyet savcılarının yeşil pasaport
alabildiğini hatırlatan Aslanoğlu, yargının parçası olan avukatların bu haktan
yararlanması gerektiğini söyledi.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in
''Türkiye'de güven veren bir adalet sistemi yok'' dediğini anımsatarak, ''Sayın
Bakan; 8 yılın sonunda bunu söylüyorsunuz. Çağdaş bir ülkede bir Adalet Bakanı
bunu söylemez. Adama sorarlar; ne iş yapıyorsunuz?'' görüşünü dile getirdi.
Yargıda kadrolaşma için düzenlemeler yapıldığını öne süren Kalaycı,
''Dikta rejimi ve faşizmin ayak sesleri işitilmektedir'' dedi.
Tutuklama süreleri ile davaların uzun sürmesini de eleştiren Kalaycı,
''Tutuklama cezaya dönüştü'' diye konuştu.
BDP Siirt Milletvekili Osman Özçelik de kaldırılan DGM'lerin özel yetkili
ağır ceza mahkemeler eliyle sürdürülüğünü iddia etti.
KCK davasında Diyarbakır Özel Ağır Ceza Mahkemesinin yargılananlara
''kendi dilinde savunma hakkı vermediğini, Kürtçe savunma yapanlar için
'bilinmeyen bir dilde konuştu' kaydı düşürdüğünü ve mikrofonları kapattığını''
belirten Özçelik, ''Bu dil var. TRT-6 bu dilde yayın yapıyor. Mahkemeler bize
hakaret ediyor'' iddiasında bulundu.
CHP İzmir Milletvekili Bülent Baratalı ise tutukluluk sürelerini
eleştirdi, ''Silivri tutuklamalarının'' uzunluğundan Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül'ün de şikayet ettiğini ifade etti. Baratalı, ''Bu, sizi rahatsız etmiyor
mu?'' diye sordu.
Baratalı, Reichstag yangınından sonra tutuklanan 4 komünistten 3'ünün
tahliye edilmesi üzerine Hitler'in bütün mahkemeleri ortadan kaldırarak, kendi
mahkemelerini kurduğunu anlatarak, '' Biraz bizde de benzer bir durum var.
Yasama, yürütme, yargı tek partinin eline geçmiştir. Türkiye'de parlamenter
demokrasi bitmiştir'' görüşünü savundu.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, yandaş bir yargıya doğru gidildiğini
öne sürdü.
''Türkiye'nin kuvvetler ayrılığından kuvvetler birliğine
sürüklenildiğini'' iddia eden Akçay, ''Yargı, AKP'ye tamamıyla bağlanmıştır. AKP,
kendi yargı sistemini kurmuştur'' diye konuştu.
İktidarın ''12 Eylül'den hesap soracağını'' söylediğini belirten Akçay,
''12 Eylül'den hesap soracaktınız, adisyon fişi bile isteyemediniz. Sizin 12
Eylül'den hesap sormak gibi bir niyetiniz yok. 12 Eylülcülerle kol kolasınız.
Darbelerin mağduru değil mahsulüsünüz. 12 Eylülcü Kenan Evren siyaseten dedeniz,
28 Şubat'çı Çevik Bir siyaseten babanız, Yaşar Büyükanıt sırdaşınız, Barzani
ağabeyiniz, Talabani de amcanızdır'' dedi.
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, tarım
sektöründe son sekiz yılda yapısal değişim ve dönüşüm gerçekleştirildiğini
söyledi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Tarım
Reformu Genel Müdürlüğünün bütçelerinin görüşülmesine başlandı.
Bakan Eker, bütçeyi sunuş konuşmasında, stratejik, ekonomik, sosyal ve
kültürel açıdan büyük öneme sahip olan tarımın, günümüzde ülkeler için sınırlar
ötesi bir nitelik kazandığını, tarımsal üretimde kendi kendine yeterli olma
kaygısının, yerini dünya için üretim ve pazarlama yaklaşımına bıraktığını ifade
etti.
Sektörde rekabetçilik ve sürdürülebilirliğin ön plana çıktığını belirten
Eker, küresel iklim değişikliği, gıda fiyatlarındaki artış, artan nüfus baskısı
ve uluslararası organizasyonların etkinliğinin artmasının, sektöre yön veren
temel faktörler haline geldiğini vurguladı.
Eker, ''Günümüzde tarım, sadece toprakta ve pazardaki süreçler ve
araçlarla yönetilemeyecek kadar büyük ve önemli bir sektör haline gelmiştir''
dedi.
Sektörde, son sekiz yılda yapısal değişim ve dönüşüm gerçekleştirildiğini
belirten Eker, tarım sektörünün son altı yılın beşinde pozitif büyüme göstererek
uzun yıllardır görülmeyen bir büyüme trendi yakaladığını söyledi. Eker, iki yıl
süren kuraklığa rağmen sektörün 2008 yılında yüzde 4.3, 2009 yılında ise yüzde
3.5 büyüme göstererek küresel krizden en az etkilendiğini ve krizin etkilerini
hafiflettiğini anlattı. Eker, sektörün bu yılın ilk 6 ayında ise yüzde 0.8
oranında büyüdüğünü dile getirdi.
Tarım Bakanı Eker, son sekiz yılda tarımda kişi başına gelirin yüzde 187
artarak 2009 yılında 2 bin 870 dolara yükseldiğini, aynı yıl tarım ürünleri dış
ticaretinin 1.6 milyar dolar, gıda maddeleri dış ticaretinin ise 4.5 milyar dolar
fazla verdiğini kaydederek, 2010 yılının ilk 9 aylık döneminde tarım ürünleri
ihracatının 8.7 milyar dolar olarak gerçekleştiğini ifade etti.
Türkiye'nin dünyanın 8'inci büyük tarımsal ekonomisi haline geldiğini ve
sektörün dünya tarımında söz sahibi, küresel ölçekte rekabet edebilecek bir
sektör konumuna ulaştığını belirten Eker, ''Kararlı, gerçekçi politika ve
çalışmalar ile sağlam temellere oturtulan, yakaladığı sürdürülebilir büyüme
trendi ile 73 milyon insanımızın ve 30 milyon turistin gıda ihtiyacını karşılayan
tarım sektörü, gelecek dönemde de ekonominin gelişmesi ve Türkiye'nin
kalkınmasındaki etkin konumunu sürdürecektir'' diye konuştu.
Eker, hükümetleri döneminde 2006-2010 dönemini kapsayan Tarım Strateji
Belgesi hazırlandığını, tarımda yapısal değişim ve dönüşümü başlatan 14 temel
kanunun çıkarıldığını, 2010-2013 dönemini kapsayan Kırsal Kalkınma Planı
hazırlandığını anlattı.
Tarım Bakanı Eker, doğrudan gelir desteği uygulamasına son verilerek, 52
yeni destek uygulamasının başlatıldığını belirterek, bu destekler hakkında bilgi
verdi. Eker, ''Sonuç olarak, bütün bu desteklerle üretim maliyetlerinin önemli
bir kısmı karşılanmaktadır'' dedi.
2010 yılı destek bütçesi olan 5 milyar 733 milyon TL'nin 5 milyar 48
milyon TL'sinin Ekim ayı sonunu itibarıyla ödendiğini ifade eden Eker, bu hafta
içinde 130 milyon TL süt desteği, 150 milyon TL hububat desteğinin ödeneceğini
yineledi.
Bakan Eker, Ziraat Bankasınca yüzde 59, Tarım Kredi Kooperatiflerince
yüzde 69 olarak kullandırılan yatırım ve işletme kredi faiz oranlarının
hükümetleri döneminde kademeli olarak 2010 yılında yüzde 13'e indirildiğini
belirterek, kredi vadelerinin de artırıldığını söyledi.
Eker, 2009 yılının Gıda Yılı ilan edilmesi üzerine başlatılan kampanya
kapsamında ''174 Alo Gıda Hattı''nın faaliyete geçirildiğini, bu hatta yapılan
şikayetler sonucu bugüne kadar 5 bin 803 adet idari para cezası kesildiğini, 2
bin 994 adet işletmenin üretimden men edildiğini, 594 adet işletme için
Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu ifade etti.
Gıda denetçisi sayısının artırıldığını belirten Eker, AB ile Gıda
Güvenirliği, Veterinerlik, Bitki Sağlığı faslının müzakereye açıldığını, Ulusal
Gıda Referans Laboratuvarının bu yıl kurulduğunu anlattı.
Eker, yüzde 50 devlet destekli tarım sigortası kapsamında bu yıl sel ve
su baskınlarının teminat kapsamına alındığını, yerli hibrit sebze tohumu kullanım
oranının yüzde 35 düzeyine çıkarıldığını, 250 bin örnek kapasiteli dünyanın
3'üncü büyük Tohum Gen Bankasının hizmete açıldığını dile getirdi.
Bakan Eker, bakanlığının hedeflerini ise şöyle sıraladı:
''Gıda güvenirliğini sağlamaya yönelik kontrol ve denetim hizmetlerinin
etkinliği artırılacak.
Verim kaliteyi artırmaya yönelik çeşit, tür, yöntem ve teknolojiler
geliştirilecek ve yaygınlaştırılacak.
Tarım ürünlerinin yerinde değerlendirilmesi amacıyla işleme, paketleme,
ambalajlama, derecelendirme ve soğuk hava deposu yatırımlarının desteklenmesine
devam edilecek.
Ülkemizin kırmızı et üretimini artırmaya yönelik yerli ve melez damızlık
popülasyonunu geliştirmek için et ve kombine yönlü malzeme çalışmaları
etkinleştirilecek ve yaygınlaştırılacak. Mandacılık için destekler artırılacak.
Modern sulama sistemlerinin desteklenmesine devam edilecek.
Arz açığı olan ve katma değeri yüksek ürünlerin üretimi teşvik
edilecek.
Bitki ve hayvan hastalık ve zararlıları ile mücadele hizmetleri
geliştirilecek.
Trakya bölgesi tüm hayvan hastalıklarından ari hale getirilerek damızlık
hayvan arz merkezine dönüştürülecek.
Havza bazlı üretim ve destekleme modeline kademeli olarak geçiş
sağlanacak.
Tarım sigortası uygulamaları geliştirilerek, yaygınlaştırılacak.
2001 yılında TARGEL Projesi kapsamında 2 bin 500 ve kuruluşlarımızın
ihtiyacını karşılamak üzere 2 bini sözleşmeli olmak üzere toplam 4 bin 500
personel alımı gerçekleştirilecek.
İstihdam edilecek toplam tarım danışmanı sayısının 10 bine çıkarılması
yönünde çalışmalar sürdürülecek.
Bitki çeşitliliğinin iyi belgelenmiş koleksiyonlar oluşturularak
muhafazasını sağlamak amacıyla Bakanlığımıza ait 2 bin dekar arazi üzerinde 80
milyon TL proje bedelli uluslararası standartta Türkiye Milli Botanik Bahçesi
kurulacak.''
*** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ***
(11.45)
Bakanlığı ile bazı yargı organlarının bütçelerinin görüşülmesine başlandı.
Komisyonda Adalet Bakanlığı, Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı, Ceza ve
İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve
Danıştayın bütçeleri görüşülüyor.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, bütçe ile ilgili sunumunu yaptı.
Ergin, toplumların yaşam standartlarının yükseltilmesinde ekonomik gelişmişlik
düzeyi kadar adalet sisteminin de rol oynamakta ve devletin asıl işlevi olan
"halkın memnuniyetini sağlamak" misyonunun ancak iyi işleyen adalet
sistemi ile mümkün olmakta olduğunu belirtti.
Millete ait olan yargılama yetkisinin bağımsız mahkemelerce adaletle kullanıldığı
inancının toplumda yerleşmesi için; hak arama yollarının açık tutulması gerektiğini
söyleyen Ergin, Türkiye'nin bu yüzyılın gereklerini karşılayacak yüksek
kalite standartlarına erişmek için yeni politikalar geliştirmekte olduğunu
kaydetti.
Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan hukuk reformu ile o dönemin çağdaş hukuk
normlarının yakalanmış olduğunu söyleyen Ergin "adalet sistemimizi daha da
ileriye taşımayı tarihsel bir sorumluluk olarak görmekteyiz" diye konuştu.
Toplumu kısır tartışmalara mahkum ederek çağın yakalanmayacağının açık olduğunu
belirten Ergin, bu nedenle tüm kesimlerin bu değişimin içinde olması gerektiğini
vurguladı.
Ergin "tarafsızlık sorunu olduğu yönündeki algı, yargılama sürelerinin makul
seviyeyi aşması, yargı mensubu ve çalışanlarının nitelik ve nicelik sorunu,
mevzuatın güncel gelişmelerin gerisinde kalması; altyapı ve teknik hizmetlerin
yetersizliği adalet hizmetlerinin başlıca sorunları olarak yıllarca ifade edilmiştir"
dedi.
Yılların birikmiş sorunlarının bir çırpıda çözülmesinin beklenemeyeceğini
söyleyen Ergin, sorunların çözümünün birlikte çalışmayı gerektirdiğini ifade
etti.
Türkiye'de demokratik standartların yükseltilmesinin en önemli amaçlardan
biri olduğunu söyleyen Ergin, tüm mevzuat değişikliklerinde bu hususun esas
alındığını belirtti.
Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının geliştirilmesi için, HSYK'nin ve Anayasa
Mahkemesi'nin yeniden yapılandırıldığını belirten Ergin, Anayasa Mahkemesine
bireysel başvuru imkanının getirildiğini kaydetti.
Ergin, şöyle devam etti:
''Evrensel hukuk ilkeleri ve vatandaşlarımızın ihtiyaçları gözetilerek
gerçekleştirilen Anayasa değişiklikleri, hukuk devleti anlayışının
yerleştirilmesi doğrultusunda atılmış önemli bir adımdır. Bununla birlikte
eksiksiz demokrasi doğrultusunda yapılan çalışmaların yeterli olmadığını
belirtmek isterim. Bize göre 12 Eylülde yapılan referandumun doğurduğu en önemli
sonuçlarından biri de yeni Anayasa talebidir. Türkiye'nin daha demokratik ve
özgürlüklerine daha çok önem veren yeni bir anayasaya ihtiyacı bulunduğu
konusundaki toplumsal mutabakat ve artan talep bu ihtiyacın aciliyetini
göstermektedir.''
Adaletin zamanında ve etkili bir şekilde tesisi, mahkemelerin görevlerini
gerektiği gibi yapabilmesinin hakim ve Cumhuriyet savcısı ile adliye personelinin
yeterli sayıda olmasına bağlı olduğunu vurgulayan Ergin, son 8 yılda hakim ve
Cumhuriyet savcısı sayısında geçmiş yıllara oranla önemli artışlar
gerçekleştirilmesine rağmen, adalet hizmetlerinin daha kaliteli bir şekilde
sunumunu sağlamak için arzuladıkları seviyelere henüz ulaşamadığını söyledi.
Ergin, Avrupa ülkelerinde bir hakimin baktığı dosya sayısının ortalama
200, Türkiye'de ise bu rakamın 1078 olduğuna işaret etti.
Bakan Ergin'in değindiği diğer konular ise özetle şöyle:
''2002 yılına kadar adliyelerde hizmetler daktilolarla yerine
getirilmekteydi. Yaptığımız çalışmalarla bugün için adliyeler bilgisayarlarla
donatılmıştır.
Adalet hizmetleri son derece olumsuz şartlarda yerine getirilmekteydi.
Bunun ortadan kalkması için 2002 yılında adeta seferberlik ilan edilmiştir. 2002
yılından bu yana Cumhuriyet tarihinde yapılanın 4 katından fazla adalet sarayı
yapılmıştır.
Adli Tıp Kurumumuz, yaptığımız çalışmalar neticesinde gerek fiziki
gerekse insan kaynağı açısından çağdaş standartlara erişme noktasında mesafe
2010-2014 dönemini kapsayan Adalet Bakanlığı Stratejik Planı hazırlanmış
ve uygulamaya konulmuştur. Adalet teşkilatı tarihimizde bir ilk olan bu çalışma,
geleceğe ışık tutacak bir referans belge niteliğindedir.
4 Kasım 2010 tarihi itibarıyla cezaevlerinde 120 bin 916 hükümlü ve
tutuklu var. Uluslararası normlara uymayan, fiziki şartları ve kapasiteleri
itibarıyla eğitim ve iyileştirmenin kısıtlı yapılabildiği ya da hiç yapılamadığı
küçük ilçe ceza infaz kurumlarının kapatılarak, modern ceza infaz kurumlarının
yapımı zorunluluk taşımaktadır. Bu kapsamda son 8 yılda 191 ceza infaz kurumu
kapatılmıştır.''
Adalet Bakanı Ergin, yıllarca sorunlarla kamuoyu gündemine gelen adalet
sisteminin bugün modern cezaevleri, bilgisayar teknolojilerinin kullanımında
devlet kurumları arasında birincilik ödülü alan projeleri, yükselen adalet
sarayları ile gündeme geldiğini söyledi.
Ergin, ''Demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinin gerekleri
doğrultusunda, evrensel hukukta kabul edilen ilkelere dayanmak suretiyle adaletli
bir hukuk düzeni oluşturup, toplumumuza her alanda zahmetsiz, hızlı, isabetli,
etkin, güvenli hizmeti sunma heyecanıyla çalışmalarımıza devam edeceğimizi
belirtmek isterim. Bakanlık olarak sorunların farkında olduğumuzu ve çözüme
yönelik olarak bilimsel metotlarla hareket ettiğimizi ifade etmek isterim'' diye
konuştu.
Bütçe üzerinde söz alan AK Parti Bitlis Milletvekili Zeki Ergezen,
yıllardır yasaların merkezine tek tip insan yetiştirme anlayışının dayatıldığını,
ancak artık yapılan değişikliklerle hukukun üstünlüğünün ön plana çıktığını
söyledi. Ergezen, kanunlar yapılırken ve uygulanırken, merkeze insanın mutluluğu
ve refahının alınması gerektiğini vurguladı.
Zeki Ergezen ayrıca, avukatların, bilgi ve delillere savcı ile aynı hızda
ulaşmasının mümkün olmadığını, bu sorunun çözülmesi gerektiğini ifade etti.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da özellikle son dönemlerde en çok
bağımsız yargının tartışıldığını belirtti. Kaplan, ''Anayasayı da değiştirdiniz,
neden Kenan Evren'i yargılayamıyorsunuz? Kenan Evren'i yargılayacaksınız mısınız,
sözünüzde duracak mısınız? Bir taraftan 'reform yaptık' derseniz, bir taraftan
Kenan Evren'i yargılayamazsanız çelişki olur'' diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek, adaletteki en önemli sorunun,
tutukluluk sürelerinin uzaması olduğunu söyledi. Tutukluluk halinin normale
indirilmesi konusunda hükümetin bir çaba sarf etmediğini öne süren Özyürek,
özellikle, özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde son derece keyfi tutuklamalar
yapıldığını savundu. Özyürek, ''Türkiye'de artık tutukluluk, esas ceza haline
dönüştü. Yargı, hükümetin istediği şekilde kullandığı bir alet haline geldi''
dedi. İzinsiz dinlemelerle Türkiye'de bir korku imparatorluğu yaratıldığını öne
süren Özyürek, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'e, bu soruna ne zaman son
verileceğini sordu.
Eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in yargılanması konusunda ortada bir
boşluk bulunduğunu savunan Özyürek, ''12 Eylül ile ilgili bir yargılama niyetiniz
yok. Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın yapısını değiştirmek için bunu Anayasa
değişikliğinde bir bahane olarak kullandınız'' dedi.
MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal da Anayasa değişikliği
görüşülürken, ''12 Eylülcüleri yargılayamayacaksınız, bunun amacı Anayasa
Mahkemesi ve HSYK'yı yandaşlaştırmaktır'' dediklerini ve bu konuda uyarıda
bulunduklarını söyledi.
Tutukluluk sürelerinin uzun olmasını da eleştiren Günal, cezaevinde
yatanların yüzde 56'sının tutuklu olduğunu, tutukluluğun artık bir cezaya
dönüştüğünü ifade etti. Günal, ''Böyle bir ortamda siz bize adalet saraylarından
bahsediyorsunuz. Yandaş yargının yaratıldığı bir ortamda hukuk devletinden
bahsetmek mümkün değil'' dedi.
MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, hükümetin, kendine bağlı bir
yargı hayali kurduğunu ve bu konuda mesafe katettiğini iddia etti. ''Habur'da,
Cumhuriyet tarihinde ilk kez sanık, hakim ve savcının huzuruna değil, hakim ve
savcı, sanığın huzuruna çıkarıldı'' diyen Ayhan, hükümetin, siyasi olarak yapmaya
cesaret edemeyeceği durumlarda, bu şekilde yargı bağımsızlığının arkasına
sığındığını öne sürdü. Ayhan, adalet duygusunun zedelendiği yerde kamu düzeninin
sağlanmasının zor alacağını kaydetti.
CHP Antalya Milletvekili Osman Kaptan, ''Adalet Bakanlığının, adaletin
değil, adaletsizliğin bakanlığına dönüştüğünü'' iddia etti. Kaptan, ''Bir Adalet
Bakanlığı, işleyen bir adaletten rahatsızlık duyuyorsa, orada bir sorun vardır''
dedi.
İktidarın, hukuk ve adaleti siyasallaştırdığını savunan Kaptan, ''AKP,
adaletin genetiğini değiştirdi. Hukuku GDO'lu hale getirdi. Eskiden tek bir hukuk
vardı. Ama son zamanlarda Silivri hukuku var, Habur hukuku var, Deniz Feneri
hukuku var. HSYK, 'Hükümete Sadık Yüksek Kurul' haline getirilmek isteniyor''
diye konuştu.
MHP Sakarya Milletvekili Münir Kutluata, Türkiye'de dava sayısında ciddi
bir artış olduğunu, bu artışın ülke yönetimi ile ilgisi bulunduğunu savundu.
Kutluata, özellikle icra dairelerindeki dava sayısının, bu artışta önemli paya
sahip olduğunu söyledi.
Bu arada, Bakan Ergin'in sunumunun ardından kameraların dışarı
çıkarılmasına muhalefet milletvekilleri tepki gösterdi. Milletvekilleri, bütçe
görüşmelerinde yalnızca bakanların sunumunun görüntüye alınabildiğini, bu nedenle
muhalefetin sesinin kamuoyuna duyurulmadığını ifade etti.
Bütçe üzerindeki görüşmeler sürüyor.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay,
Türkiye'nin kuvvetler ayrılığından kuvvetler birliğine sürüklendiğini iddia
etti.
Adalet Bakanlığının 2011 yılı bütçesinin Plan ve Bütçe Komisyonundaki
görüşmeleri sürüyor.
Bütçenin tümü üzerinde görüşlerini açıklayan milletvekillerinden CHP
Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, milletvekili dokunulmazlıklarının
kaldırılmamasını eleştirdi. Kendisinin dosyası olmadığını belirten Aslanoğlu,
''Dosyam olsa dolaşmaktan ar duyardım. Benim yargılanma hürriyetimi elimden
almayın, hesap verme özgürlüğümü elimden almayın. Bu, özgürlüğe gem vurmaktır''
dedi.
Mevcut iktidarın ''12 Eylülün izlerini sileceğiz'' dediğini belirten
Aslanoğlu, ''Hangi izi silindi?'' diye sordu.
Tutukluluk sürelerini uzunluğunu eleştiren Aslanoğlu, avukatlara da yeşil
pasaport verilmesini istedi. Hakim ve Cumhuriyet savcılarının yeşil pasaport
alabildiğini hatırlatan Aslanoğlu, yargının parçası olan avukatların bu haktan
yararlanması gerektiğini söyledi.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in
''Türkiye'de güven veren bir adalet sistemi yok'' dediğini anımsatarak, ''Sayın
Bakan; 8 yılın sonunda bunu söylüyorsunuz. Çağdaş bir ülkede bir Adalet Bakanı
bunu söylemez. Adama sorarlar; ne iş yapıyorsunuz?'' görüşünü dile getirdi.
Yargıda kadrolaşma için düzenlemeler yapıldığını öne süren Kalaycı,
''Dikta rejimi ve faşizmin ayak sesleri işitilmektedir'' dedi.
Tutuklama süreleri ile davaların uzun sürmesini de eleştiren Kalaycı,
''Tutuklama cezaya dönüştü'' diye konuştu.
BDP Siirt Milletvekili Osman Özçelik de kaldırılan DGM'lerin özel yetkili
ağır ceza mahkemeler eliyle sürdürülüğünü iddia etti.
KCK davasında Diyarbakır Özel Ağır Ceza Mahkemesinin yargılananlara
''kendi dilinde savunma hakkı vermediğini, Kürtçe savunma yapanlar için
'bilinmeyen bir dilde konuştu' kaydı düşürdüğünü ve mikrofonları kapattığını''
belirten Özçelik, ''Bu dil var. TRT-6 bu dilde yayın yapıyor. Mahkemeler bize
hakaret ediyor'' iddiasında bulundu.
CHP İzmir Milletvekili Bülent Baratalı ise tutukluluk sürelerini
eleştirdi, ''Silivri tutuklamalarının'' uzunluğundan Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül'ün de şikayet ettiğini ifade etti. Baratalı, ''Bu, sizi rahatsız etmiyor
mu?'' diye sordu.
Baratalı, Reichstag yangınından sonra tutuklanan 4 komünistten 3'ünün
tahliye edilmesi üzerine Hitler'in bütün mahkemeleri ortadan kaldırarak, kendi
mahkemelerini kurduğunu anlatarak, '' Biraz bizde de benzer bir durum var.
Yasama, yürütme, yargı tek partinin eline geçmiştir. Türkiye'de parlamenter
demokrasi bitmiştir'' görüşünü savundu.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, yandaş bir yargıya doğru gidildiğini
öne sürdü.
''Türkiye'nin kuvvetler ayrılığından kuvvetler birliğine
sürüklenildiğini'' iddia eden Akçay, ''Yargı, AKP'ye tamamıyla bağlanmıştır. AKP,
kendi yargı sistemini kurmuştur'' diye konuştu.
İktidarın ''12 Eylül'den hesap soracağını'' söylediğini belirten Akçay,
''12 Eylül'den hesap soracaktınız, adisyon fişi bile isteyemediniz. Sizin 12
Eylül'den hesap sormak gibi bir niyetiniz yok. 12 Eylülcülerle kol kolasınız.
Darbelerin mağduru değil mahsulüsünüz. 12 Eylülcü Kenan Evren siyaseten dedeniz,
28 Şubat'çı Çevik Bir siyaseten babanız, Yaşar Büyükanıt sırdaşınız, Barzani
ağabeyiniz, Talabani de amcanızdır'' dedi.
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, tarım
sektöründe son sekiz yılda yapısal değişim ve dönüşüm gerçekleştirildiğini
söyledi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Tarım
Reformu Genel Müdürlüğünün bütçelerinin görüşülmesine başlandı.
Bakan Eker, bütçeyi sunuş konuşmasında, stratejik, ekonomik, sosyal ve
kültürel açıdan büyük öneme sahip olan tarımın, günümüzde ülkeler için sınırlar
ötesi bir nitelik kazandığını, tarımsal üretimde kendi kendine yeterli olma
kaygısının, yerini dünya için üretim ve pazarlama yaklaşımına bıraktığını ifade
etti.
Sektörde rekabetçilik ve sürdürülebilirliğin ön plana çıktığını belirten
Eker, küresel iklim değişikliği, gıda fiyatlarındaki artış, artan nüfus baskısı
ve uluslararası organizasyonların etkinliğinin artmasının, sektöre yön veren
temel faktörler haline geldiğini vurguladı.
Eker, ''Günümüzde tarım, sadece toprakta ve pazardaki süreçler ve
araçlarla yönetilemeyecek kadar büyük ve önemli bir sektör haline gelmiştir''
dedi.
Sektörde, son sekiz yılda yapısal değişim ve dönüşüm gerçekleştirildiğini
belirten Eker, tarım sektörünün son altı yılın beşinde pozitif büyüme göstererek
uzun yıllardır görülmeyen bir büyüme trendi yakaladığını söyledi. Eker, iki yıl
süren kuraklığa rağmen sektörün 2008 yılında yüzde 4.3, 2009 yılında ise yüzde
3.5 büyüme göstererek küresel krizden en az etkilendiğini ve krizin etkilerini
hafiflettiğini anlattı. Eker, sektörün bu yılın ilk 6 ayında ise yüzde 0.8
oranında büyüdüğünü dile getirdi.
Tarım Bakanı Eker, son sekiz yılda tarımda kişi başına gelirin yüzde 187
artarak 2009 yılında 2 bin 870 dolara yükseldiğini, aynı yıl tarım ürünleri dış
ticaretinin 1.6 milyar dolar, gıda maddeleri dış ticaretinin ise 4.5 milyar dolar
fazla verdiğini kaydederek, 2010 yılının ilk 9 aylık döneminde tarım ürünleri
ihracatının 8.7 milyar dolar olarak gerçekleştiğini ifade etti.
Türkiye'nin dünyanın 8'inci büyük tarımsal ekonomisi haline geldiğini ve
sektörün dünya tarımında söz sahibi, küresel ölçekte rekabet edebilecek bir
sektör konumuna ulaştığını belirten Eker, ''Kararlı, gerçekçi politika ve
çalışmalar ile sağlam temellere oturtulan, yakaladığı sürdürülebilir büyüme
trendi ile 73 milyon insanımızın ve 30 milyon turistin gıda ihtiyacını karşılayan
tarım sektörü, gelecek dönemde de ekonominin gelişmesi ve Türkiye'nin
kalkınmasındaki etkin konumunu sürdürecektir'' diye konuştu.
Eker, hükümetleri döneminde 2006-2010 dönemini kapsayan Tarım Strateji
Belgesi hazırlandığını, tarımda yapısal değişim ve dönüşümü başlatan 14 temel
kanunun çıkarıldığını, 2010-2013 dönemini kapsayan Kırsal Kalkınma Planı
hazırlandığını anlattı.
Tarım Bakanı Eker, doğrudan gelir desteği uygulamasına son verilerek, 52
yeni destek uygulamasının başlatıldığını belirterek, bu destekler hakkında bilgi
verdi. Eker, ''Sonuç olarak, bütün bu desteklerle üretim maliyetlerinin önemli
bir kısmı karşılanmaktadır'' dedi.
2010 yılı destek bütçesi olan 5 milyar 733 milyon TL'nin 5 milyar 48
milyon TL'sinin Ekim ayı sonunu itibarıyla ödendiğini ifade eden Eker, bu hafta
içinde 130 milyon TL süt desteği, 150 milyon TL hububat desteğinin ödeneceğini
yineledi.
Bakan Eker, Ziraat Bankasınca yüzde 59, Tarım Kredi Kooperatiflerince
yüzde 69 olarak kullandırılan yatırım ve işletme kredi faiz oranlarının
hükümetleri döneminde kademeli olarak 2010 yılında yüzde 13'e indirildiğini
belirterek, kredi vadelerinin de artırıldığını söyledi.
Eker, 2009 yılının Gıda Yılı ilan edilmesi üzerine başlatılan kampanya
kapsamında ''174 Alo Gıda Hattı''nın faaliyete geçirildiğini, bu hatta yapılan
şikayetler sonucu bugüne kadar 5 bin 803 adet idari para cezası kesildiğini, 2
bin 994 adet işletmenin üretimden men edildiğini, 594 adet işletme için
Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu ifade etti.
Gıda denetçisi sayısının artırıldığını belirten Eker, AB ile Gıda
Güvenirliği, Veterinerlik, Bitki Sağlığı faslının müzakereye açıldığını, Ulusal
Gıda Referans Laboratuvarının bu yıl kurulduğunu anlattı.
Eker, yüzde 50 devlet destekli tarım sigortası kapsamında bu yıl sel ve
su baskınlarının teminat kapsamına alındığını, yerli hibrit sebze tohumu kullanım
oranının yüzde 35 düzeyine çıkarıldığını, 250 bin örnek kapasiteli dünyanın
3'üncü büyük Tohum Gen Bankasının hizmete açıldığını dile getirdi.
Bakan Eker, bakanlığının hedeflerini ise şöyle sıraladı:
''Gıda güvenirliğini sağlamaya yönelik kontrol ve denetim hizmetlerinin
etkinliği artırılacak.
Verim kaliteyi artırmaya yönelik çeşit, tür, yöntem ve teknolojiler
geliştirilecek ve yaygınlaştırılacak.
Tarım ürünlerinin yerinde değerlendirilmesi amacıyla işleme, paketleme,
ambalajlama, derecelendirme ve soğuk hava deposu yatırımlarının desteklenmesine
devam edilecek.
Ülkemizin kırmızı et üretimini artırmaya yönelik yerli ve melez damızlık
popülasyonunu geliştirmek için et ve kombine yönlü malzeme çalışmaları
etkinleştirilecek ve yaygınlaştırılacak. Mandacılık için destekler artırılacak.
Modern sulama sistemlerinin desteklenmesine devam edilecek.
Arz açığı olan ve katma değeri yüksek ürünlerin üretimi teşvik
edilecek.
Bitki ve hayvan hastalık ve zararlıları ile mücadele hizmetleri
geliştirilecek.
Trakya bölgesi tüm hayvan hastalıklarından ari hale getirilerek damızlık
hayvan arz merkezine dönüştürülecek.
Havza bazlı üretim ve destekleme modeline kademeli olarak geçiş
sağlanacak.
Tarım sigortası uygulamaları geliştirilerek, yaygınlaştırılacak.
2001 yılında TARGEL Projesi kapsamında 2 bin 500 ve kuruluşlarımızın
ihtiyacını karşılamak üzere 2 bini sözleşmeli olmak üzere toplam 4 bin 500
personel alımı gerçekleştirilecek.
İstihdam edilecek toplam tarım danışmanı sayısının 10 bine çıkarılması
yönünde çalışmalar sürdürülecek.
Bitki çeşitliliğinin iyi belgelenmiş koleksiyonlar oluşturularak
muhafazasını sağlamak amacıyla Bakanlığımıza ait 2 bin dekar arazi üzerinde 80
milyon TL proje bedelli uluslararası standartta Türkiye Milli Botanik Bahçesi
kurulacak.''
*** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ***
(11.45)
