2014-07-08 - 16:17
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.
AK Parti Erzincan Milletvekili Sebahattin Karakelle, Başbağlar köyü'nde 21 yıl önce yapılan katliamın acısının henüz dinmediğini ifade ederek, "Sivas'ı her fırsatta gündemlerine alıp Başbağlar'ı gözardı edenleri vicdan muhasebesi yapmaya davet ediyorum" dedi.

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

CHP Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan, gündemdışı konuşmasında, kentin tarım, hayvancılık, taşıma, doğal taş, mermer, tarım makineleri, turizm, tarih ve ticarette öncü rolü olduğunu ifade ederek, bu alanlarda yaşanan sorunlara çare bulunmasını istedi.

MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık ise TEOG'da 4 sorunun iptal edildiğini anımsatarak, sınav sonuçlarının bu soruların tüm öğrenciler tarafından doğru yapıldığının kabul edilmesi halinde adil hesaplanmış olacağını belirtti.

KPSS sınavında da ÖSYM'nin kılavuzda ilan etmediği konulardan soru sorduğunu anlatan Işık, "Siyasi içerikli sorularla propaganda yapıldığı iddia edilmektedir. Bu konu mutlaka gündeme alınmalı ve mağduriyetler önlenmelidir" diye konuştu.

AK Parti Erzincan Milletvekili Sebahattin Karakelle ise Başbağlar katliamının 21. yılı dolayısıyla yaptığı gündemdışı konuşmada, katliamı "insanlık tarihinin utanç tablosu" olarak niteledi.

Gözü dönmüş canilerin Başbağlar köyüne yaptığı saldırının acısının henüz dinmediğini dile getiren Karakelle, "Köyü ateşe veren cami ve okul yakan caniler, Başbağlar'da ezanın susmadığını, ay yıldızlı bayrağın inmediğini ve ilelebet inmeyeceğini görmüştür" dedi.

Başbağlarlılar'ın devlete küsmediğini, "vatan sağolsun" dediğini ifade eden Karakelle, "Onlar sadece Sivas'ı gündemlerine alıp Başbağlar'ı unutanlara gönül koydular. Sivas'ı Başbağlar'dan, Başbağlar'ı Yavi'den, Yavi'yi Maraş'tan, Maraş'ı Çorum'dan ayırt etmeden menfur saldırıları şiddetle kınıyorum. Sivas'ı her fırsatta gündemlerine alıp Başbağlar'ı gözardı edenleri vicdan muhasebesi yapmaya davet ediyorum" diye konuştu.

Karakelle, dünyanın hiçbir yerinde hiçbir fikir ve idealin terör ve şiddetle amacına ulaşamadığını vurgulayarak, "Anadolumuz'un bağrında kurtuluş mücadelesi vermiş, etle tırnak gibi birleşmiş milletin zenginliği olan küçük farklılıklarını gönül parçalama adına kullanmak isteyen art niyetli provokatif zihniyetler asla amaçlarına ulaşamayacaktır" dedi.

MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu da Başbağlar katliamını yapanları kınadığını söyledi. Başbağlar katliamının silahsız insanlara yönelik ilk hareketlerden biri olduğunu ifade eden Halaçoğlu, "Bugün onlarla masaya oturanların yarın onları nasıl durduracaklarını da çok iyi düşünmeleri gerek" diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz ise İstanbul Esenyurt'ta dün akşam Caferiler'in Muhammediye Camisi'ne gece yarısı sabotaj düzenlendiğini anımsatarak, "Bu çok tehlikeli gelişmedir. Mezhepsel çatışmanın ülkemize sirayet etmesi hepimiz için felaket olur. Olayın failleri bir an önce bulunup yargı önüne çıkarılmalı" dedi.

TBMM Genel Kurulu, 24 Temmuz Perşembe gününe kadar hafta sonları da dahil aralıksız çalışacak.

AK Parti, Danışma Kurulu toplanamadığı için Meclis'in çalışma takvimine ilişkin grup önerisini, Genel Kurul gündemine getirdi.

Kabul edilen öneriye göre, Genel Kurul bugün, çözüm sürecine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı'nı yasalaştırmak için mesai yapacak.

Bu tasarının ardından Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapan Tasarı'nın görüşmelerine geçilecek.

Türkiye'nin bazı ülkelerle imzaladığı uluslararası anlaşmaları onaylayan kanun tasarıları da gündemin ön sıralarına alındı.

Meclis, gündemindeki bu tasarıları görüşmek için hafta sonları da dahil aralıksız 24 Temmuz'a kadar çalışacak.

Öneri üzerindeki görüşmelerde HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, AK Parti'nin bildiğini yapıp, Meclis'in önüne gündem dayattığını savundu.

MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu da AK Parti'nin bu kadar acele etmesinin nedenini iyi anlamak gerektiğini söyledi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nun 1 aydır çalıştığını anımsatarak, "Soma'yı, vergi, prim aflarını getirin, yarım saatte geçirelim. Soma, devletten gelecek haberi bekliyor. Partinizde, yöneticilerinizde iyi niyet görmüyoruz" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan, AB eski Bakanı Egemen Bağış, İçişleri eski Bakanı Muammer Güler ile Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar hakkında kurulan Soruşturma Komisyonu için 4 partinin bildirdiği toplam 45 isim arasından kurayla seçim yapıldı.

AK Parti'den 9, CHP'den 4, MHP ve HDP'den 1'er milletvekilinin yer alacağı komisyon üyeleri böylece belli oldu.

Komisyon üyeleri ve partileri şöyle:

AK Parti:

Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü, Konya Milletvekili Mustafa Akış, Yozgat Milletvekili Yusuf Başer, Bursa Milletvekili Mustafa Kemal Şerbetçioğlu, Denizli Milletvekili Bilal Uçar, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz, Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu, Bursa Milletvekili İsmet Su ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç.

CHP:

İzmir Milletvekilleri Rıza Türmen ve Erdal Aksünger, İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça.

MHP:

Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu

HDP:

Batman Milletvekili Bengi Yıldız.

TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, komisyon üyelerini yarın saat 16.00'da toplantıya çağırarak, Başkanlık Divanı üyelerini seçmesini istedi.

TBMM İçtüzüğü'ne göre, soruşturma komisyonu üye tamsayısının salt çoğunluğu ile toplanacak ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verecek.

Komisyonun çalışmaları gizli olacak. Komisyona kendi üyeleri dışındaki milletvekilleri katılamayacak.

Soruşturma komisyonu, raporunu Anayasanın 100. maddesine göre kuruluşundan itibaren 2 ay içinde verecek. Soruşturmanın bitirilememesi halinde, komisyona 2 aylık yeni ve kesin bir süre verilecek. Komisyonun bu konudaki istem yazısı Genel Kurul'un bilgisine sunulacak. Bu süre içinde raporun Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na teslimi zorunlu olacak.

Komisyon kamusal ve özel kuruluşlardan konu ile ilgili bilgi ve belgeleri isteyebilecek; gerekli gördüklerine el koyabilecek; Bakanlar Kurulu'nun bütün vasıtalarından faydalanabilecek; Bakanlar Kurulu üyelerini, diğer ilgilileri, tanık ve bilirkişileri dinleyebilecek.

Komisyon, naip veya istinabe yolu ile adli mercilerden yardım isteyebilecek. Ayrıca Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun tanıklarla, bilirkişilerle, zapt ve arama ile ilgili olarak adli mercilere verdiği hürriyetleri kısıtlayıcı yetkilerin genel hükümler çerçevesinde kullanılmasını, gerekçesini bildirmek suretiyle görevli adli merciden yazıyla isteyebilecek.

Komisyon, hakkında soruşturma açılması istenen bakanın savunmasını alacak. Bununla ilgili olarak talep edeceği belgeleri temin ettirecek.

Komisyon, gerektiğinde alt komisyonlar kurarak Ankara dışında çalışma kararı alabilecek.

Soruşturma komisyonu raporu, Başkanlığa verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde bastırılarak hakkında soruşturma açılması istenen bakanlara derhal gönderilecek ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine dağıtılacak. Rapor, üyelere dağıtımından itibaren 10 gün içinde görüşülecek.

Bu görüşmede, komisyona, şahısları adına 6 milletvekiline ve o sırada görevde bulunsun veya bulunmasın hakkında soruşturma açılması istenen bakanlara söz verilecek. Son söz, hakkında soruşturma açılması istenen bakanlara ait olacak ve süresi sınırlandırılamayacak.

Görüşmeler tamamlandıktan sonra komisyon raporu Genel Kurulca gizli oyla karara bağlanacak.

Komisyonun Yüce Divana sevk yönündeki raporları ile Genel Kurulun Yüce Divana sevk kararlarında hangi ceza hükmüne dayanıldığı belirtilecek.

Komisyonun Yüce Divana sevk etmeme yönündeki raporlarının reddi, ancak, Yüce Divana sevke dair verilen ve sevk kararının hangi ceza hükmüne dayanacağını gösteren bir önergenin kabulüyle mümkün olacak.

Yüce Divana sevk kararı ancak üye tamsayısının salt çoğunluğu ile alınacak.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce Yüce Divana sevk kararı alınırsa dosya, en geç 7 gün içinde Başkanlıkça dizi pusulasına bağlanarak Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na gönderilecek.

TBMM Genel Kurulu'nda, çözüm sürecine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine başlandı.

Tasarının tümü üzerinde HDP Grubu'nun görüşlerini dile getiren İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, insanlara barış sözlerini tutabilmek için tasarının en doğru şekilde Meclis'ten geçirebilmeleri ve barış için adım atmaları gerektiğini söyledi.

Önder, tasarının, yalnızca Türkiye Cumhuriyeti'nin değil Ortadoğu'nun yakın geleceği bakımından da önemli olduğunu, her kelimesi ve her kelimenin anlamının ayrı ayrı ilgiyi hak ettiğini belirtti.

Kürt meselesinin adının, asayiş, terör sorunu olarak konulamayacağını, ulusal sorun olarak ortaya konulması gerektiğini savunan Önder, "rehabilitasyon" kelimesinin yerine "karşılıklı uyum ve entegrasyon" kavramlarının kullanılmasının sürece daha uygun olacağını ifade etti.

Hükümet'in, sürecin taraflarının ve sürecin itibarını korumak adına şeffaf, topluma olabildiğinde açık bir yürütme uygulaması gerektiğini ileri süren Önder, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ancak bu şekilde geniş ve tüm paydaşları kapsayan bir barışa ulaşılabileceği unutulmamalıdır. Çözüm süreci, dahil olmak isteyen tüm siyasi aktörlerin başta Öcalan olmak üzere bütün ana aktörleriyle görüşebildiği bir şeffaflığa kavuşturulmalıdır. Tasarının en büyük eksikliği, bundan daha önce başlamış bir sürecin bugün itibarıyla yasal güvence altına alınmasını sağlayacak olmasıdır. Geçmişe dönük bir düzenleme yapılarak süreç ve sürecin paydaşlarının tamamı yasal bir güvence altına alınmalıdır. Bu, sürece yönelik olası hukuki suikastlerin engellenmesi açısından da önemli bir adım olacaktır. Çözüm yeni bir Ortadoğu'nun, yeni bir Türkiye'nin kurulması konusunda görünen tek ufuktur. Bu toprakların savaşla yazılmış kaderini barışla değiştirmek elimizdeyken, bunu olabilecek en akılcı biçimde yapmak da bu Meclis'in görevidir. Ortadoğu'daki tek ve gerçek barış cumhuriyetini inşa etmek, artık bugün bizim ellerimizdedir. Barışa el verenin eli asla kirlenmez, iki cihanda da yüzü ak olur."

CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, Türkiye'nin en temel sorunu olan terörün bitirilmesinin, Kürt meselesinin barışçı yollarla çözülmesinin halkın önemli taleplerinde biri olduğunu söyledi.

Serindağ, Başbakan ve AK Parti'nin, Kürt meselesinin çözümü konusunda bugüne kadar tutarsız, çelişkilerle dolu, güven vermeyen kişisel, siyasi amaçlı yol izlediğini savundu.

AK Parti'nin, bugüne kadar TBMM'yi dışlayarak, sorumluluktan uzak şekilde süreci yürütmeye çalıştığını ileri süren Serindağ, sorunun, önce Kürt açılımı, milli birlik ve beraberlik projesi ve son olarak çözüm süreci olarak adlandırıldığını belirtti. Serindağ, Başbakan'ın, bazen Öcalan'ı asmaktan, bazen BDP'li milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasından bahsettiğini söyledi.

Serindağ, kapsayıcı, kalıcı ve sürdürülebilir çözüme ulaşmanın ön şartının, yöntemin doğru belirlenmesi olduğunu kaydetti. Serindağ, CHP'nin daha önce TBMM'de toplumsal mutabakat komisyonu kurulması ve TBMM dışında da bu komisyona bağlı çalışacak akil insanlar grubu oluşturulması önerisinde bulunduğun anımsattı.

Başbakan Erdoğan'ın, üyelerini Hükümet'in belirlediği, Hükümet'in talimatları doğrultusunda hareket eden akil adamlar grubu kurduğunu, TBMM'yi, çözüm üretme sürecinden dışladığını öne süren Serindağ, "Olanı biteni Öcalan ile görüşen HDP milletvekillerinin açıklamalarından öğrenebildik. Üzüntü verici ve düşündürücüdür" dedi.

Serindağ, tasarıyla getirilen düzenlemelerin önemli bölümünün Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'da yer aldığını ifade ederek, hükümetin yapmak zorunda olduğu görevlerin, tasarıyla hükümete ikinci kez görev olarak verildiğini iddia etti.

Serindağ, "Hükümet tasarıya neden gerek duydu? Cumhurbaşkanı seçim sürecine girildiği dönemde TBMM'ye getirilmesi, milletvekillerine manidar gelmiyor mu? Meclis'e sunulduğu tarih adaylık ilanından hemen öncedir. Siyasi kazanç hesaplarının yapıldığı ne yazık ki ağırlık kazanıyor. Erdoğan ve AKP, sorunları çözmek yerine sorunları kullanma yoluna gittiler" diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, tasarının asıl adının, " terörün siyasi amaçlarına ulaştırılması ve toplumsal bölünmenin derinleştirilmesi kanun tasarısı" olduğunu savundu.

Vural, "PKK terör örgütünün silahıyla milletine darbe yapmak isteyen siyasal zihniyetin getirdiği tasarı olduğunu" iddia etti.

Vural, tasarıya, tarihsel bağlamından, siyasi amaçlarından, Ortadoğu'da oynanan oyunlardan arındırılarak bakılamayacağını belirtti.

Burada terörün bitmesini istemeyen kimsenin bulunmadığını vurgulayan Vural, şunları kaydetti:

"Lanet olsun terörü yapanlara, kundaktaki bebeleri öldürenlere, kan dökerek siyasi amaçlarına ulaşmak isteyenlere. Terör bitsin ama Türkiye bitmesin. Terör bitsin, kardeşliğimiz bozulmasın, Diyarbakır, Ankara, İzmir'den, İstanbul'dan kopmasın. Kürt kökenli kardeşlerimiz ile vatandaşlarımız arasında sorun yok, Anadolu'nun her yerinde beraber yaşıyorlar. Ama bu şekilde devletimizi, milletimizi yeniden tanımlayıp, etnik kimliklere göre devletin güç paylaşımını yaptığınız andan itibaren Anadolu'nun her yerinde herkes huzursuz olacaktır. Tasarı, Kürt kökenli kardeşlerimizin temsilcisi olarak PKK'yı görüyor. Getirilen tasarı milli iradeyi temsil eden Hükümet tarafından getirilmedi, getirtildi. Tasarı, bu zamanda niye geliyor? Cumhurbaşkanı seçimi öncesinde hangi pazarlıkta geliyor."

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, çözüm sürecinin olgunlaşma safhasına geldiğini belirterek, bundan sonraki başlıca hedeflerinin örgüt mensuplarının silahlarını bırakması, devletin de bu kişilerin normal hayata dönmesi için gerekli çalışmaları yapması olduğunu söyledi.

Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Pekiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı'nın TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmelerinde hükümet adına konuşan Atalay, AK Parti iktidarının sorunlara alışılagelmişin dışında çözüm aradığını ifade etti.

"İster Kürt sorunu, ister terör sorunu deyin, bu sorunu alışılmış güvenlikçi yöntemlerle değil, farklı bakışlarla çözeceğimizi söyledik" diyen Atalay, bunun için çalıştıklarını belirtti. Çözüm sürecinin önceki çalışmaların devamı ve olgunlaşma safhasında olduğunu dile getiren Atalay, bu sorunun çözümünde sona doğru gittiklerine inandıklarını kaydetti. Atalay, "Bundan sonraki başlıca hedefimiz örgüt mensuplarının silahlarını bırakması, devletin de bu insanların evlerine, normal hayata dönmesi için gerekli çalışmaları yapmasıdır. Çözüm sürecinin ana temeli de zaten budur" diye konuştu.

Konunun partiler üstü olduğuna işaret eden Atalay, diğer siyasi partilerin de yardımlaşması gerektiğini söyledi. Beşir Atalay, son 2 yılda can kaybı olmadığını, bölgeye huzur geldiğini ve ekonomik hayatın canlandığının altını çizerek, normalleşme görüntüleri oluşmaya başladığını, annelerin dağdaki çocuklarının dönmesi için seslerini yükseltebildiğini dile getirdi.

Çabalarının huzur ve normalleşme ortamını kalıcı hale getirmek olduğunu vurgulayan Atalay, daha fazla insan hakları ve demokrasi için çaba harcadıklarını bildirdi.

Atalay, yasa tasarısının çözüm süreciyle ilgili parlamentoya sevkedilen ilk tasarı olması nedeniyle önem taşıdığına dikkati çekti. Tasarının soyut ve çerçeve bir düzenleme olduğunu anlatan Atalay, "Çözüm sürecinin yasal olarak adını koyuyor ve parlamentoyu devreye sokuyoruz. Bu şemsiye yasanın altında hükümete görevler veriliyor. Hükümet kurumları, kişileri görevlendirecek ve yeni yasal hazırlıkları yapacak" dedi.

Şeffaflığı çok önemli gördüklerini ifade eden Atalay, "Çözüm süreciyle ilgili hem parlamentonun hem milletin gelişmelerden haberdar edilmesi, sürece katkıyı kolaylaştırmaktadır ve milletin desteğini artırmaktadır. Daha fazla bilgilendirme yolunda çaba sarfedeceğiz" diye konuştu.

Somut bir yol haritası üzerinde çalıştıklarını belirten Atalay, buna göre eylem planı ortaya çıkacağını ve yeni yasalar gerekebileceğini söyledi.

Atalay, "Umudumuz fazla. Süreç olgunlaşıyor. Ülkemizin birliğine bütünlüğüne leke getirecek hiçbir çalışmanın içinde olmayız. AK Parti, bu ülkenin birliğinin, bütünlüğünün çimentosudur" dedi.

Kamu görevlilerinin hukuki sorumsuzluğu konusunda Adalet Bakanlığı'ndan, komisyon başkanlarından görüş aldıklarını anlatan Atalay, düzenlemenin hukukçuların öngördüğü bir metin olduğunu kaydetti.

Düzenlemenin kamu görevlilerinin suç işlemesini teşvik anlamına gelmediğini vurgulayan Atalay, bu kişilerin görevlerini yerine getirmelerinden dolayı tehdit altında olmaması için hazırlandığını ifade etti. Atalay, "Örneklerini gördünüz. Başbakan MİT Müsteşarına, 'örgüt mensuplarıyla şu görüşmeleri yap' diye talimat veriyor, savcı müsteşarı çağırıyor, 'şu suçu işledin' diye. Bürokratları böyle çalıştıramazsınız. Ayrıca konusu suç teşkil eden emir verilemez, bu emir yerine getirilmez" diye konuştu.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***