2010-11-23 - 12:18
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, NATO'nun Lizbon
zirvesinden sonra ''Türkiye'nin tezlerinin belirleyici olduğu ve bu yönde sonuç
bildirgesinin hazırlandığı gibi yanlış ve aldatıcı bir bilgi verilmeye
çalışıldığını'' savundu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Lizbon'da
yapılan NATO Zirvesi'nde alınan kararların Türkiye için tatmin edici olmadığını
savundu.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, NATO'nun Lizbon
zirvesinden sonra ''Türkiye'nin tezlerinin belirleyici olduğu ve bu yönde sonuç
bildirgesinin hazırlandığı gibi yanlış ve aldatıcı bir bilgi verilmeye
çalışıldığını'' savundu.
''Türkiye, NATO içinde bugün itibarıyla en büyük tehdit kaynağının İran
olduğu konusundaki değerlendirmelere katılmış, füze savunma sisteminin bu temelde
geliştirilmesine onay vermiştir'' diyen Bahçeli, AK Parti'nin bundan sonra
komşularıyla ''sıfır sorun'' politikasını nasıl yürüteceğini ve bu konuda ne
kadar ''samimi olacağını'' merak ettiklerini söyledi. Bahçeli, şunları
kaydetti:
''NATO Lizbon zirvesi öncesi Başbakan Erdoğan ve bu konuda da hükümetle
rol paylaşımında üzerine düşeni yapan Cumhurbaşkanı Gül'ün herhangi bir ülke
adının tehdit olarak belirtilmesine karşı oldukları söylemi, fiiliyatta hiçbir
anlam ve değer taşımamaktadır.
Zımnen de olsa bugün, AKP hükümeti füze savunma sistemini gerektiren
potansiyel tehdit kaynağının İran olduğunu kabul etmiş, ancak bu ismin kamuoyuna
açıklanacak metinlerde açıkça zikredilmemesini isteyerek görüntüyü kurtarmaya
çalışmıştır. Türk milletinin aklı ve idrakiyle alay edercesine 'hiçbir komşumuzu
tehdit ve hedef tanımlaması içinde göremeyiz' diyen Başbakan Erdoğan'a buradan
sormak isterim; siyasi hesaplarla kendinizin gitmeye cesaret edemediği Lizbon
zirvesinde Cumhurbaşkanı tarafından onay verilen füze savunma sistemi İran'a
karşı değilse, hangi potansiyel tehdit kaynağı ülkeye karşıdır? Bu sorunun cevabı
açıktır. Başbakan'ın bu konuda tevil ve takiye yapması artık mümkün değildir.
Başbakan Erdoğan ve Lizbon senaryosunda rol paylaştığı Cumhurbaşkanı Gül
zirve öncesi sanal ve sözde itirazlarını Türk kamuoyunda tartıştırarak, NATO
içinde onay verdikleri kararları maskelemek, bu konudaki gerçek niyetlerini
gizlemek yoluna gitmişlerdir. Gerçekler gün gibi ortadadır.''
''Başbakan Erdoğan'ın 'füze savunma sistemine onay verilmesi için
komuta-kontrol sisteminin Türkiye'de olması sözde önşartının' Lizbon kararlarıyla
havada kaldığını, bunun sanal bir kamuoyu yönlendirme aracı olduğu'' öne süren
Bahçeli, ''NATO savunma sistemlerinde komuta-kontrol sorumluluğunun münferit
ülkelere değil NATO askeri karargahına ait olduğu bilinen bir gerçektir. Kaldı ki
Allah korusun, böyle bir an geldiğinde butona kimin basacağının ve kimin kontrol
edeceğinin bir önemi ve kıymeti harbiyesi çok fazla olmayacaktır'' dedi.
''Savunma sistem kontrolünün Recep Tayyip Erdoğan'da ya da bir başkasında
olması hiçbir şeyi değiştirmeyecek ve milletimiz tüm vahşetin ve felaketin tam
ortasında kalmaktan kurtulamayacaktır''ifadesini kullanan Bahçeli, sözlerini
şöyle sürdürdü:
''Hal böyleyken Başbakan'ın düğmeye basacak ülkenin Türkiye olması
yönündeki açıklamaları, pratikte hiçbir anlamı olmayan içi boş sözlerdir. Lizbon
kararları bunu teyit etmiş, komuta-kontrol komutlarının ele alınmasını ileri bir
tarihe bırakmıştır. Başbakan'ın bu sanal ön şartı da boşa çıkmıştır.
NATO Lizbon zirvesi kararları Türkiye için tatmin edici olmaktan çok
uzaktır. Ve ortada ne bir başarı diye sunulacak gelişme ne de zafer diye
yutturulacak diplomatik netice vardır. 'Biz olmasaydık NATO toplantısı on
dakikada biterdi' sözlerinin de hiçbir anlamı ve değeri yoktur. Sürekli sahte
diklenmelerle, hamasi sözlerle iç politikaya dönük mesaj veren AKP iktidarı, NATO
toplantısında ağzına bir parmak bal sürülerek geri gönderilmiştir.
Her konuda konuşan Başbakan Erdoğan'ın ise son bir haftadır konuyla
ilgili hiçbir yorum yapmadan geri planda durması, kendisini unutturarak
tartışmalarını merkezinden uzakta durmaya çalışması kendisine ve partisine hiçbir
şey kazandırmayacaktır.
Lizbon Zirvesi öncesi ve sonrası AKP hükümetinin yönlendirdiği haber ve
değerlendirmeler AKP'nin aldatma, yanıltma ve göz boyamaya dayanan dış politika
anlayışının yeni tezahürlerinden başka bir anlam taşımamıştır.''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AK Parti ile
geçen yılların ''milleti yorduğunu, hırpaladığını, bunalttığını ve umutsuzluğa
sevk ettiğini'' ileri sürdü.
Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, iktidarı,
meydana gelen trafik kazalarının nedenleri ve tedbirleri üstüne düşünmeye,
özellikle şehir içi trafiğindeki artan yoğunluğun hafifletilmesi amacıyla gerekli
girişimleri başlatmaya davet etti.
Bahçeli, bayram tatili süresince meydana gelen kazalarda vefat eden
vatandaşlara Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar
diledi.
24 Kasım Öğretmenler Günü'nün yarın kutlayacağını anımsatan Bahçeli,
''Onların fedakar ve özverili çalışmalarını, milletimizin gelişmesi ve
aydınlanması amacıyla gösterdikleri eşsiz çabayı her fırsatta takdir etmek ve
haklarını teslim etmek hepimize düşen en temel sorumluluklardan birisi
olmalıdır'' dedi.
Her şeyin en iyisine layık olan öğretmenlerin ''hala en temel
ihtiyaçlarını gidermekte zorluk çekmeleri, ekonomik problemler karşısında çaresiz
kalmalarının, en başta iktidar partisinin bir ayıbı ve boynuna asılmış utanç
vesikası'' olduğunu ileri süren Bahçeli, ''Hepimizin üzerinde eşsiz hakları olan
öğretmenlerin, katlanan ve derinleşen sorunlarına çözüm ve çare bulunmazsa,
geleceğin mutlu ve müreffeh ülke idealine ulaşmamamız imkansız olacaktır'' diye
konuştu.
Öğretmenlerin layık oldukları ekonomik ve sosyal seviyeye taşınmalarının
vaktinin geldiğini ve geçtiğini belirten Bahçeli, öğretmenlere yapılacak olan her
iyi ve olumlu düzenlemenin yanında ve arkasında duracaklarını söyledi. Bahçeli,
24 Kasım Öğretmenler Günü'nü kutladı.
18 Kasım itibariyle AK Parti iktidarının sekizinci yılının dolduğunu
belirten Bahçeli, ''AKP, demokrasinin imkanları sayesinde elde ettiği hükümet
etme görevini layıkıyla yerine getirememiş, döneminde yozlaşma, yoksulluk ve
yolsuzluk genel geçer bir kural haline gelmiştir'' görüşünü dile getirdi.
AK Parti ile geçen yılların ''milleti yorduğunu, hırpaladığı,
bunalttığını ve umutsuzluğa sevk ettiğini'' öne süren Bahçeli, şunları söyledi:
''Ekonomiden kültüre, spordan sanata, dış politikadan güvenliğe, milli
kimlikten bin yıllık kardeşliğimize kadar tahrip olmamış ve zedelenmemiş hiçbir
alan kalmamıştır. Türkiye'nin AKP ile birlikte deyim yerindeyse çivisi çıkmış, en
adi suçlarda, cinayetlerde ve toplumsal huzursuzlukta endişe verici bir artış
görülmüştür. Milletimiz mutsuz ve rahatsız, kurumlar kavgalı ve gerilimli, adalet
sancılı ve taraflı, ekonomi tükenmiş ve krizlerle aciz bir hale gelmiştir. AKP
ile birlikte demokrasi, özgürlük, millet iradesi gibi olumlu kavramlar asıl
anlamlarından uzaklaştırılmış ve her fırsatta istismar edilmiştir.
Başbakan Erdoğan'ın yönetiminde milli ve vicdanı bütün ayar ve ölçüler
bozulmuş, teslimiyetin başarı, krizin fırsat, tavizin zafer, bölücülüğün hak,
kutuplaşmanın millet iradesi, çürümüşlüğün gelişme olarak sunulduğu karanlık bir
dönem geride kalmıştır.
İddiaları ile yaptıkları arasında derin bir çelişki olan AKP zihniyeti,
Türkiye'yi geri ve içinden çıkılması zor bir çıkmaza sürüklemiştir. Milli
meselelere duyarsız ve vurdumduymaz yaklaşan iktidar partisinin, küresel
destekçilerinin gözüne girebilmek maksadıyla girmeyeceği kılık, vermeyeceği zarar
ve yıkmayacağı değer olmayacağı geçmiş yıllarda çok net olarak anlaşılmıştır.
AKP ile geçen sekiz talihsiz yılın içerisinde; Ermeni kiliseleri
onarılmış ve maç bahanesiyle tarihi tezlerimiz tartışmaya açılmış, Ortodoks
kilisesinin ibadete başlaması sağlanmış, Patrikhane övülmüş, Heybeliada Ruhban
Okulunun faaliyete geçmesi için çalışmalara başlanmış, milli davamız Kıbrıs, AB,
ABD ve Rumların merhametine terk edilmiş, Peşmerge reisleri kırmızı halılarla
karşılanmış, AB'nin dayatma ve talimatlarına boyun eğilmiş, yakın
coğrafyalarımızdaki Müslüman kardeşlerimizin katline göz yumulmuş ve
sorumlularıyla demokratik ortaklık bağı oluşturulmuş, başörtüsü sürekli olarak
istismar edilmiş, teröristler davul zurnayla sınırlarda karşılanmış ve adrese
teslim mahkemeler kurulmuş, teröristler ümitlendirilmiş, İmralı Canavarıyla
masaya oturulmuş, PKK terör örgütünün siyasallaşması için bütün şartlar
olgunlaştırılmış, medya baskı altına alınmış, kamu kaynakları yandaşlara peşkeş
çekilmiş, iş alemi devlet imkanlarıyla sindirilmiş ve siyasi haciz altına
alınmış, kayırmacılık, partizanlık en ileri aşamaya taşınmıştır.''
AK Parti iktidarları süresince ''yeni ekonomik ufuklar belirlenemediğini,
geleneksel kalıpların dışına çıkılamadığını, üreten ve istihdamı artıran bir
ekonomi modelinin tesis edilemediğini'' öne süren Bahçeli, ''Vatandaşlarımızın
hayat standartları AKP döneminde gerilemiş, borçlar yükselmiş, gelirler azalmış
ve çiftçiden sanayiciye, esnaftan emekliye, işçiden memura kadar halinden ve
durumundan dolayı memnuniyet içinde olan hiç kimseye rastlanılmamıştır'' dedi.
Türkiye'nin dünyanın gelişmiş ilk 20 ekonomisi arasında yer almasıyla
iftihar edildiğini aktaran Bahçeli, ''Ancak İnsani Gelişme Raporu'nda 169 ülke
arasında 83. sırada olması ve kişi başına gelir büyüklüğü bakımından da 191 ülke
arasında 41. sırada bulunması nedense hiçbir AKP'li yöneticinin ve Başbakan'ın
aklına ve gündemine gelmemiştir'' diye konuştu.
Bahçeli, belirsizlik sarmalı, cepheleşme eğilimleri ve umutsuzluk
dalgası, korku girdabı, kavga ortamı eğer bir gelişmeyse, Türkiye'nin bu
konularda ''fazlasıyla palazlandığını ve bendini aştığını'' söyledi.
Türk milletini bölmeye kimsenin gücü ve nefesinin yetmeyeceğini belirten
MHP Genel Başkanı Bahçeli, ''Türk bayrağını çekildiği gönderden indirmeye hiçbir
kirli el cesaret edemeyecektir. Üniter milli devlet yapımızı yıkmaya çalışanlara
asla müsaade edilmeyecektir. Şehit kanlarıyla sulanmış vatan topraklarını,
aralarında taksim etmeye niyetlenenlere dünya durdukça fırsat verilmeyecektir''
dedi.
Bahçeli, ''Milliyetçi Hareket olarak, milli kaygıları olan AK Parti'ye oy
vermiş kardeşlerimizi ve diğer partilere destek vermiş vatanseverleri de yanımıza
alıp tam bir güç birliği yaparak ihanete asla geçit vermeyeceğiz'' diye
konuştu.(12.18)
yapılan NATO Zirvesi'nde alınan kararların Türkiye için tatmin edici olmadığını
savundu.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, NATO'nun Lizbon
zirvesinden sonra ''Türkiye'nin tezlerinin belirleyici olduğu ve bu yönde sonuç
bildirgesinin hazırlandığı gibi yanlış ve aldatıcı bir bilgi verilmeye
çalışıldığını'' savundu.
''Türkiye, NATO içinde bugün itibarıyla en büyük tehdit kaynağının İran
olduğu konusundaki değerlendirmelere katılmış, füze savunma sisteminin bu temelde
geliştirilmesine onay vermiştir'' diyen Bahçeli, AK Parti'nin bundan sonra
komşularıyla ''sıfır sorun'' politikasını nasıl yürüteceğini ve bu konuda ne
kadar ''samimi olacağını'' merak ettiklerini söyledi. Bahçeli, şunları
kaydetti:
''NATO Lizbon zirvesi öncesi Başbakan Erdoğan ve bu konuda da hükümetle
rol paylaşımında üzerine düşeni yapan Cumhurbaşkanı Gül'ün herhangi bir ülke
adının tehdit olarak belirtilmesine karşı oldukları söylemi, fiiliyatta hiçbir
anlam ve değer taşımamaktadır.
Zımnen de olsa bugün, AKP hükümeti füze savunma sistemini gerektiren
potansiyel tehdit kaynağının İran olduğunu kabul etmiş, ancak bu ismin kamuoyuna
açıklanacak metinlerde açıkça zikredilmemesini isteyerek görüntüyü kurtarmaya
çalışmıştır. Türk milletinin aklı ve idrakiyle alay edercesine 'hiçbir komşumuzu
tehdit ve hedef tanımlaması içinde göremeyiz' diyen Başbakan Erdoğan'a buradan
sormak isterim; siyasi hesaplarla kendinizin gitmeye cesaret edemediği Lizbon
zirvesinde Cumhurbaşkanı tarafından onay verilen füze savunma sistemi İran'a
karşı değilse, hangi potansiyel tehdit kaynağı ülkeye karşıdır? Bu sorunun cevabı
açıktır. Başbakan'ın bu konuda tevil ve takiye yapması artık mümkün değildir.
Başbakan Erdoğan ve Lizbon senaryosunda rol paylaştığı Cumhurbaşkanı Gül
zirve öncesi sanal ve sözde itirazlarını Türk kamuoyunda tartıştırarak, NATO
içinde onay verdikleri kararları maskelemek, bu konudaki gerçek niyetlerini
gizlemek yoluna gitmişlerdir. Gerçekler gün gibi ortadadır.''
''Başbakan Erdoğan'ın 'füze savunma sistemine onay verilmesi için
komuta-kontrol sisteminin Türkiye'de olması sözde önşartının' Lizbon kararlarıyla
havada kaldığını, bunun sanal bir kamuoyu yönlendirme aracı olduğu'' öne süren
Bahçeli, ''NATO savunma sistemlerinde komuta-kontrol sorumluluğunun münferit
ülkelere değil NATO askeri karargahına ait olduğu bilinen bir gerçektir. Kaldı ki
Allah korusun, böyle bir an geldiğinde butona kimin basacağının ve kimin kontrol
edeceğinin bir önemi ve kıymeti harbiyesi çok fazla olmayacaktır'' dedi.
''Savunma sistem kontrolünün Recep Tayyip Erdoğan'da ya da bir başkasında
olması hiçbir şeyi değiştirmeyecek ve milletimiz tüm vahşetin ve felaketin tam
ortasında kalmaktan kurtulamayacaktır''ifadesini kullanan Bahçeli, sözlerini
şöyle sürdürdü:
''Hal böyleyken Başbakan'ın düğmeye basacak ülkenin Türkiye olması
yönündeki açıklamaları, pratikte hiçbir anlamı olmayan içi boş sözlerdir. Lizbon
kararları bunu teyit etmiş, komuta-kontrol komutlarının ele alınmasını ileri bir
tarihe bırakmıştır. Başbakan'ın bu sanal ön şartı da boşa çıkmıştır.
NATO Lizbon zirvesi kararları Türkiye için tatmin edici olmaktan çok
uzaktır. Ve ortada ne bir başarı diye sunulacak gelişme ne de zafer diye
yutturulacak diplomatik netice vardır. 'Biz olmasaydık NATO toplantısı on
dakikada biterdi' sözlerinin de hiçbir anlamı ve değeri yoktur. Sürekli sahte
diklenmelerle, hamasi sözlerle iç politikaya dönük mesaj veren AKP iktidarı, NATO
toplantısında ağzına bir parmak bal sürülerek geri gönderilmiştir.
Her konuda konuşan Başbakan Erdoğan'ın ise son bir haftadır konuyla
ilgili hiçbir yorum yapmadan geri planda durması, kendisini unutturarak
tartışmalarını merkezinden uzakta durmaya çalışması kendisine ve partisine hiçbir
şey kazandırmayacaktır.
Lizbon Zirvesi öncesi ve sonrası AKP hükümetinin yönlendirdiği haber ve
değerlendirmeler AKP'nin aldatma, yanıltma ve göz boyamaya dayanan dış politika
anlayışının yeni tezahürlerinden başka bir anlam taşımamıştır.''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AK Parti ile
geçen yılların ''milleti yorduğunu, hırpaladığını, bunalttığını ve umutsuzluğa
sevk ettiğini'' ileri sürdü.
Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, iktidarı,
meydana gelen trafik kazalarının nedenleri ve tedbirleri üstüne düşünmeye,
özellikle şehir içi trafiğindeki artan yoğunluğun hafifletilmesi amacıyla gerekli
girişimleri başlatmaya davet etti.
Bahçeli, bayram tatili süresince meydana gelen kazalarda vefat eden
vatandaşlara Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar
diledi.
24 Kasım Öğretmenler Günü'nün yarın kutlayacağını anımsatan Bahçeli,
''Onların fedakar ve özverili çalışmalarını, milletimizin gelişmesi ve
aydınlanması amacıyla gösterdikleri eşsiz çabayı her fırsatta takdir etmek ve
haklarını teslim etmek hepimize düşen en temel sorumluluklardan birisi
olmalıdır'' dedi.
Her şeyin en iyisine layık olan öğretmenlerin ''hala en temel
ihtiyaçlarını gidermekte zorluk çekmeleri, ekonomik problemler karşısında çaresiz
kalmalarının, en başta iktidar partisinin bir ayıbı ve boynuna asılmış utanç
vesikası'' olduğunu ileri süren Bahçeli, ''Hepimizin üzerinde eşsiz hakları olan
öğretmenlerin, katlanan ve derinleşen sorunlarına çözüm ve çare bulunmazsa,
geleceğin mutlu ve müreffeh ülke idealine ulaşmamamız imkansız olacaktır'' diye
konuştu.
Öğretmenlerin layık oldukları ekonomik ve sosyal seviyeye taşınmalarının
vaktinin geldiğini ve geçtiğini belirten Bahçeli, öğretmenlere yapılacak olan her
iyi ve olumlu düzenlemenin yanında ve arkasında duracaklarını söyledi. Bahçeli,
24 Kasım Öğretmenler Günü'nü kutladı.
18 Kasım itibariyle AK Parti iktidarının sekizinci yılının dolduğunu
belirten Bahçeli, ''AKP, demokrasinin imkanları sayesinde elde ettiği hükümet
etme görevini layıkıyla yerine getirememiş, döneminde yozlaşma, yoksulluk ve
yolsuzluk genel geçer bir kural haline gelmiştir'' görüşünü dile getirdi.
AK Parti ile geçen yılların ''milleti yorduğunu, hırpaladığı,
bunalttığını ve umutsuzluğa sevk ettiğini'' öne süren Bahçeli, şunları söyledi:
''Ekonomiden kültüre, spordan sanata, dış politikadan güvenliğe, milli
kimlikten bin yıllık kardeşliğimize kadar tahrip olmamış ve zedelenmemiş hiçbir
alan kalmamıştır. Türkiye'nin AKP ile birlikte deyim yerindeyse çivisi çıkmış, en
adi suçlarda, cinayetlerde ve toplumsal huzursuzlukta endişe verici bir artış
görülmüştür. Milletimiz mutsuz ve rahatsız, kurumlar kavgalı ve gerilimli, adalet
sancılı ve taraflı, ekonomi tükenmiş ve krizlerle aciz bir hale gelmiştir. AKP
ile birlikte demokrasi, özgürlük, millet iradesi gibi olumlu kavramlar asıl
anlamlarından uzaklaştırılmış ve her fırsatta istismar edilmiştir.
Başbakan Erdoğan'ın yönetiminde milli ve vicdanı bütün ayar ve ölçüler
bozulmuş, teslimiyetin başarı, krizin fırsat, tavizin zafer, bölücülüğün hak,
kutuplaşmanın millet iradesi, çürümüşlüğün gelişme olarak sunulduğu karanlık bir
dönem geride kalmıştır.
İddiaları ile yaptıkları arasında derin bir çelişki olan AKP zihniyeti,
Türkiye'yi geri ve içinden çıkılması zor bir çıkmaza sürüklemiştir. Milli
meselelere duyarsız ve vurdumduymaz yaklaşan iktidar partisinin, küresel
destekçilerinin gözüne girebilmek maksadıyla girmeyeceği kılık, vermeyeceği zarar
ve yıkmayacağı değer olmayacağı geçmiş yıllarda çok net olarak anlaşılmıştır.
AKP ile geçen sekiz talihsiz yılın içerisinde; Ermeni kiliseleri
onarılmış ve maç bahanesiyle tarihi tezlerimiz tartışmaya açılmış, Ortodoks
kilisesinin ibadete başlaması sağlanmış, Patrikhane övülmüş, Heybeliada Ruhban
Okulunun faaliyete geçmesi için çalışmalara başlanmış, milli davamız Kıbrıs, AB,
ABD ve Rumların merhametine terk edilmiş, Peşmerge reisleri kırmızı halılarla
karşılanmış, AB'nin dayatma ve talimatlarına boyun eğilmiş, yakın
coğrafyalarımızdaki Müslüman kardeşlerimizin katline göz yumulmuş ve
sorumlularıyla demokratik ortaklık bağı oluşturulmuş, başörtüsü sürekli olarak
istismar edilmiş, teröristler davul zurnayla sınırlarda karşılanmış ve adrese
teslim mahkemeler kurulmuş, teröristler ümitlendirilmiş, İmralı Canavarıyla
masaya oturulmuş, PKK terör örgütünün siyasallaşması için bütün şartlar
olgunlaştırılmış, medya baskı altına alınmış, kamu kaynakları yandaşlara peşkeş
çekilmiş, iş alemi devlet imkanlarıyla sindirilmiş ve siyasi haciz altına
alınmış, kayırmacılık, partizanlık en ileri aşamaya taşınmıştır.''
AK Parti iktidarları süresince ''yeni ekonomik ufuklar belirlenemediğini,
geleneksel kalıpların dışına çıkılamadığını, üreten ve istihdamı artıran bir
ekonomi modelinin tesis edilemediğini'' öne süren Bahçeli, ''Vatandaşlarımızın
hayat standartları AKP döneminde gerilemiş, borçlar yükselmiş, gelirler azalmış
ve çiftçiden sanayiciye, esnaftan emekliye, işçiden memura kadar halinden ve
durumundan dolayı memnuniyet içinde olan hiç kimseye rastlanılmamıştır'' dedi.
Türkiye'nin dünyanın gelişmiş ilk 20 ekonomisi arasında yer almasıyla
iftihar edildiğini aktaran Bahçeli, ''Ancak İnsani Gelişme Raporu'nda 169 ülke
arasında 83. sırada olması ve kişi başına gelir büyüklüğü bakımından da 191 ülke
arasında 41. sırada bulunması nedense hiçbir AKP'li yöneticinin ve Başbakan'ın
aklına ve gündemine gelmemiştir'' diye konuştu.
Bahçeli, belirsizlik sarmalı, cepheleşme eğilimleri ve umutsuzluk
dalgası, korku girdabı, kavga ortamı eğer bir gelişmeyse, Türkiye'nin bu
konularda ''fazlasıyla palazlandığını ve bendini aştığını'' söyledi.
Türk milletini bölmeye kimsenin gücü ve nefesinin yetmeyeceğini belirten
MHP Genel Başkanı Bahçeli, ''Türk bayrağını çekildiği gönderden indirmeye hiçbir
kirli el cesaret edemeyecektir. Üniter milli devlet yapımızı yıkmaya çalışanlara
asla müsaade edilmeyecektir. Şehit kanlarıyla sulanmış vatan topraklarını,
aralarında taksim etmeye niyetlenenlere dünya durdukça fırsat verilmeyecektir''
dedi.
Bahçeli, ''Milliyetçi Hareket olarak, milli kaygıları olan AK Parti'ye oy
vermiş kardeşlerimizi ve diğer partilere destek vermiş vatanseverleri de yanımıza
alıp tam bir güç birliği yaparak ihanete asla geçit vermeyeceğiz'' diye
konuştu.(12.18)
