2014-12-02 - 13:37
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti'nin hiçbir engelden yılmayan, hiçbir baraj takıntısı olmayan bir parti olduğunu vurguladı.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, seçim barajı tartışmalarına ilişkin, "Bu tartışmadan hareketle Türkiye'de tekrar istikrarsızlık havası estirmeye çalışanlara da buradan sesleniyorum ve uyarıyorum, Türkiye'de böyle tartışmalar üzerinden bir siyasi dizayn yapılmasına kesinlikle izin vermeyiz" dedi.
Davutoğlu, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti'nin hiçbir engelden yılmayan, hiçbir baraj takıntısı olmayan bir parti olduğunu vurguladı.
Barajın AK Parti tarafından getirilmediğini ifade eden Davutoğlu, "2001'de yola çıkıldığında bu baraj vardı. 15 ayda bu baraja rağmen yeni kurulan, yeni fidan, yeni Türkiye'nin fidanı olan AK Parti iktidara geldi. Eşit şartlarda yarışıldı. Daha sonra da her seferinde oylarımızı artırarak bugüne kadar geldik. Biz baraj falan tanımayız, biz sadece milleti tanırız" dedi.
Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen yıl Başbakan ve Genel Başkanlığı döneminde bu konuda çağrıda bulunduğunu anımsatarak, şöyle devam etti:
"Geçen sene Eylül ayında 'gelin barajları sıfırlayalım. Gerekiyorsa dar bölgeye geçelim. Dar bölge sıfır baraj ya da daraltılmış bölge 3 ve 5 oranında baraj ya da mevcut sistem.' dedi. Diğer partiler hiçbir cevap vermediler. Bugün barajın kalkmasını iddia edenler şu son tartışmalara kadar tam bir sükut halinde geçiştirdiler. Çünkü kendileri korkuyorlar. Biz barajdan korkmayız. Barajdan korkanlar son 1.5 yıldır neredeyse tekliflerimize cevap vermeyenlerdir."
Davutoğlu, daha önce bu konuda AK Parti'nin "Türkiye milletvekilliği" dahil temsili artırmak için birçok teklifi olduğunu söyledi.
Baraj konusuna ilişkin iki tane karar olduğunu ifade eden Davutoğlu, "1995'te Anayasa Mahkemesi'nin aldığı karar. Temsil ile yönetimde istikrar arasında denge öngören bir karar. 2008'de de AİHM'nin aldığı karar. Her ikisinde de bu talepler reddedildi. Hem Türkiye'de Türk hukuk sistemi tarafından, istikrar ile temsil arasında denge gözetmek gerektiği temel varsayımıyla Anayasa Mahkemesi tarafından hem de AİHM tarafından 2008'de 'bu bir iç mevzuat hususudur' denildi" dedi.
Seçimlere 6, 7 ay kalmışken bu tartışmaların neden başlatıldığını soran Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Biz Anayasa Mahkemesi'nin önüne gelen dosyaya, davaya bütün bu çerçevede bakarak karar vereceğine inanıyoruz. Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'nın dün yaptığı açıklama bu konuda önemli bir mesajdır. Bu tartışmadan hareketle Türkiye'de tekrar istikrarsızlık havası estirmeye çalışanlara da buradan sesleniyorum ve uyarıyorum, Türkiye'de böyle tartışmalar üzerinden bir siyasi dizayn yapılmasına kesinlikle izin vermeyiz. Seçimler vaktinde ve Türkiye'deki kurallar, hukuk kuralları, hukuk devleti kuralları içinde yapılacaktır ve yine sandıktan sadece ve sadece milletin iradesi çıkacaktır, başka bir irade çıkmayacaktır.
Bu konuda Anayasa Mahkemesi'nin bütün bu geçmiş kararları da gözeten tabi ortada bir müracaat, 3 müracaat söz konusu olduğu için değerlendirmeye alınacaktır. Ama bunun hukuk tekniği ve hukuk kuralları içinde yapılacak bir değerlendirme olacağını ümit ediyoruz ve bunu temenni ediyoruz. Türkiye'de istikrar, siyasi istikrar son 12 yılda da gösterdiği gibi ülkemizin sorunlarını aşma konusunda da önümüzdeki büyük meydan okumalara cevap verme konusunda da en elzem, en önemli hususlardan biridir. Dolayısıyla bu konu etrafında spekülasyonlar yaparak sanki Türkiye'de tekrar istikrarsız bir dönem başlayacakmış rüyasını görenler boşuna heveslenmesinler. Hangi şartlarda olursa olsun AK Parti barajları da engelleri de badireleri de aşa aşa gelmiştir, aşa aşa tekrar tekrar gelecektir."
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Dışarıda ve içeride yapılan bir takım algı operasyonları karşısında bütün milletimiz bilmelidir ki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti hem zalim ve barbar Suriye rejiminin karşısındadır hem de aynı şekilde zalim ve barbar IŞİD terör örgütünün karşısındadır" dedi.
Davutoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'e, eşi Saniye Şahin'in vefatı nedeniyle başsağlığı diledi.
Şahin ile eşinin vefatından bir gün önce Şanlıurfa'da genişletilmiş il başkanları toplantısına katıldıklarını anımsatan Davutoğlu, kendisine "Keşke Saniye Hanım ile beraber kalsaydınız" dediğini, Şahin'in ise "Dava mühimdir" karşılığını verdiğini anlattı. Davutoğlu, Şahin'in özellikle gençlere, herkese örnek oluşturan bir davranış sergilediğini belirterek, "Bugün de daha taziyesi sürerken grup toplantısına geldi. AK Parti ailesi, dava arkadaşlarımız adına eşine rahmet, kendisine taziyelerimizi iletiyoruz. Allah rahmet eylesin, mekanını cennet eylesin" dedi.
Yarın 3 Aralık Dünya Engelliler Günü olduğunu anımsatarak, engellilerin gönüllerinde yer aldığını dile getiren Davutoğlu, her zaman engellilerin yanında olduklarını ve olmaya devam edeceklerini vurguladı. Davutoğlu, bunun, insani ve vicdani bir görev olduğunu, bütün AK Parti iktidarları döneminde onurla yaptıklarını söyledi.
Engelliler Kanunu'nu 2005'te çıkarttıklarını, ilk kez engellilerle ilgili yasal çerçeve oluşturulduğunu dile getiren Davutoğlu, 2010'da da engellilere pozitif ayrımcılığı anayasal güvence altına aldıklarını anlattı. 2013'te yasal değişiklikle onur kırıcı şekilde yer alan özürlü, sakat, çürük gibi ifadeleri mevzuattan kaldırarak, engelli ibaresini koyduklarını anlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu ibareyi koyarken bile bu kardeşlerimizin, engelle karşılaşsalar da engeli aşacak irade, güce, vicdana sahip olduklarını biliyorduk. 65 yaş üstündekilere, çalışamayacak durumda olan ve iş bulamayan engellilere bağlanan aylıkları yüzde 200 ile 300 oranında artırdık. Engelli maaşlarını, her ikisi de engelli olan eşlerin, her birine ve 18 yaşın altındaki engellilerin ailelerini kapsayacak şekilde genişlettik. 2007'de sadece Türkiye'de değil dünyada örnek oluşturacak bir devrim niteliğinde adım attık, evde bakım aylığı uygulamasıyla aileler engellilerine sahip çıktı. Engellilerin evde bakım hizmetlerini karşıladık. Evde bakım için ayrılan bütçeyi son 6 yıl içinde 83 kat artırdık, çarpıcı bir rakam. Türkiye, bütçe sınırlamaları olabilir ama gönlü gani bir milletin devletidir. Bu yıl 10 aylık dönemde 450 bin engelli vatandaşımız için 3,3 milyar lira ödeme yaptık, sadece evde bakım hizmet bedeli olarak. Şehir içi toplu taşıma araçlarının, kamu binalarının, kamuya açık alanların engellilere erişimini sağlayacak yasal önlemleri aldık.
İnşallah en kısa zamanda engellilerimiz için ücretsiz toplu taşıma hizmeti için de gerekli kararı alacağız. Türk işaret dilinin geliştirilmesine önem verdik. Tüm eğitim kitaplarını kabartma olarak bastık, yayınladık. Engellilerimiz hayatın belli alanlarında terk edilmiş durumda olmamalıydılar, kendi ayakları üzerinde durmalı, onurlarıyla hayatlarını idame ettirmeleri gerekiyordu. Engelli istihdamıyla ilgili çok geniş çalışma yürüttük, Devlet Memurları Kanunu'nu bu çerçevede değiştirdik. İlk kez engelliler için geçerli Kamu Personel Seçme Sınavı, EKPS'yi gerçekleştirdik. 2002'de bütün kamuda 5 bin 777 engelli vardı, şimdi 34 bin 88 engelli, memur olarak kadrolarımızda çalışıyor. Bunu daha da genişletmeye kararlıyız. Bundan sonra da engellilerimiz için ne gerekiyorsa yaptık, yapmaya devam edeceğiz."
Başbakan Davutoğlu, 5 Aralık'ın kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanındığı günün yıldönümü olduğunu anımsattı. Davutoğlu, bütün AK Parti teşkilatı kadın kollarına, seçme ve seçilme hakkı için çaba harcayan, bu hakkı kullanan bütün vatandaşlara saygılarını, selamlarını iletti.
Kadınların, seçme ve seçilme hakkını kullanarak siyasi hayatın içinde ne kadar çok yer alırlarsa, siyasi hayatın da nezaket, zarafet ve derinlik kazanacağını vurgulayan Davutoğlu, "AK Parti olarak da bundan sonra her aşamada, kadınlarımızın daha fazla temsil edilmesi için gereken her türlü önlemi alacağız, çalışmayı yapacağız. Kadın kollarımızın gayreti bizim başarımızın teminatıdır" dedi.
Çok önemli bir reformu hayata geçirmek önemli bir adım attıklarını kaydeden Davutoğlu, bunun uyuşturucuyla mücadele olduğunu söyledi.
Davutoğlu, 62. Hükümet kurulur kurulmaz, bu ağır sorumluluğu omuzlarına alır almaz, ele aldıkları konuların başında uyuşturucuyla mücadele geldiğini dile getirdi. Davutoğlu, ilk Bakanlar Kurulu'nda ve daha sonra Sağlık Bakanlığı'nda yaptıkları çalışmalar sonrasında Uyuşturucu ile Mücadele Şurası'nı toplama kararı aldıklarını anımsattı.
Başbakan Davutoğlu, geçen hafta içinde Uyuşturucuyla Mücadele Şurası'nda, Türkiye'de ilk kez sivil toplum kuruluşları, 8 bakanlığın katıldığı, çok geniş bir katılımla biraraya geldiklerini, çalıştaylar düzenlediğini anlattı.
Uyuşturucuyla mücadele konusunda kapsamlı bir eylem planını hayata geçirdiklerini bildiren Davutoğlu, "Bir süreç yönetimi mantığıyla ve terörle mücadele ederken gösterdiğimiz ciddiyetle uyuşturucuyla da mücadele etmeye devam edeceğiz" diye konuştu.
Davutoğlu, Türkiye'nin bütününde uyuşturucu haritası çıkartacak şekilde, il bazındaki çalışmalarla yeni bir tespit çalışması gerçekleştireceklerini, araştırma merkezleri kuracaklarını, mahallelere kadar ineceklerini anlattı.
Koruyucu anlamda atılacak adımların kapsamını genişleteceklerini ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Ailelere yönelik mesajlar, bu konuda toplumsal duyarlılık uyandırma, okul ve çevresi tanımını genişleterek, okul ve çevresinde alınacak önlemleri tek tek hayata geçireceğiz. Bu koruyucu önlemler yanında, bunların yeterli olmadığı veya ötesine geçen konularda önleyici önlemleri artıracağız. Özellikle narko timler ve diğer emniyet önlemleriyle uyuşturucu tacirlerinin bütün 'network'ünü kesmeye, bütün bağlantıları yok etmeye kararlıyız. Uyuşturucu üreticisinin, aracısının, tüketicisinin arasındaki bağları koparacağız, uyuşturucu tacirlerine terörist muamelesi yaparak birer birer üstlerine gideceğiz. Çünkü bu, bizim geleceğimizle ilgili meseledir, gelecek nesillerin istikbalinin teminat altına alınmasıyla ilgili bir meseledir. Hiçbir taviz söz konusu olmayacak.
Bu aşamadan sonra özellikle uyuşturucu belasına tutulmuş, bir şekilde bundan etkilenmiş kardeşlerimiz, gençlerimiz, vatandaşlarımız için kademeli strateji geliştirdik, 7 gün 24 saat danışma hattı kurduk, ilk adım merkezleri oluşturuyoruz, narko timler, AMATEM'ler ile tam bir uyum içinde, toplumun bütün katmanlarına dönük olarak örgütleneceğiz. Bu çerçevede yapısal bir reform da gerçekleştiriyoruz. En geç 3 yılda bir uyuşturucuyla mücadele şurası toplayacağız. Her yıl uyuşturucuyla mücadele şurasında alınan kararları izleme komitesi toplanacak, bizzat benim başkanlığımda bu komite yıllık programı gözden geçirecek. Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç başkanlığında koordinasyon üst kurulu oluşturuyoruz, en geç 6 ayda bir toplanacak. Ayrıca 2 ya da 3 ayda bir toplanacak teknik kurul oluşturuldu. Ayrıca her ilde uyuşturucuyla mücadele komiteleri, her bir mahallede narko timler kuruyoruz. Madem ki karşımızda bir ağ gibi gelişen bir çete var onun karşısında 'network'ü son derece güçlü, bir kamu organizasyonunu, kamu yapılanmasını bu çetenin karşısında motive edeceğiz, hayata geçireceğiz, kesinlikle uyuşturucuyu Türkiye'de en kısa zamanda yok edeceğiz. Şu anda yüzde 2,7 civarında olan 15-24 yaş arası uyuşturucu kullanımı, -Avrupa'ya göre çok daha düşük görünüyor, Avrupa'da yüzde 26,27'lerde- alacağımız önlemlerle viranelerin de yok edilmesiyle 2018'de yüzde 1,5'a, Cumhuriyet'in 100. yılında marjinal düzeye indirmeye kararlıyız."
Davutoğlu, geçen hafta yoğun bir yurt içi trafiğin olduğunu belirterek, Şanlıurfa'da genişletilmiş il başkanları toplantısı yaptıklarını anımsattı. Davutoğlu, Ankara dışında bu toplantıları yaparken bir mesaj verdiklerini ifade ederek, aldıkları hiçbir kararda tesadüf olmadığını söyledi. Davutoğlu, hesap eder, kitap eder, sembolik önemine dikkat ederek, planlamaları yaptıklarını dile getirdi.
Şanlıurfa'da genişletilmiş il başkanları toplantısı, haftasonu Erzurum, Kars, Balıkesir ve Kırklareli kongrelerini yaptıklarını anlatan Davutoğlu, Türkiye'nin dört bir köşesinde vatandaşlarla biraraya geldiklerini söyledi.
Davutoğlu, Şanlıurfa'da seçim, kongre sürecini istişare etme yanında, Kobani'nin karşısında Suruç'u ziyaret ederek, Kobani'den Türkiye'ye sığınan Suriyeli kardeşleriyle kucaklaştıklarını dile getirdi. Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Son günlerde tekrar spekülasyonlar yapıldığı için bir kez daha vurgulayarak ve uyararak söylüyorum; dışarıda ve içeride yapılan bir takım algı operasyonları karşısında bütün milletimiz bilmelidir ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti hem zalim, barbar Suriye rejiminin karşısındadır hem de aynı şekilde zalim ve barbar IŞİD terör örgütünün karşısındadır. Türkiye'nin Suriye'deki kriz nedeniyle ödediği acı bedeli, mülteciler üzerinden görmek istemeyenler ülkemize dönük ithamlarda bulunuyorlar. Türkiye, Kobani'de de Halep'te de Lazkiye'de de Dara'da, Deyrizur'da, Şam'da da, nerede olursan olsun Suriye'nin her bir köşesinde kim zulüm yaparsa yapsın, hangi ad altında, hangi niyetle yaparsa yapsın onun karşısında olmuştur. Hangi kimliğe sahip olursa olsun mazlumun yanında olmuştur, olmaya devam edecektir."
Davutoğlu, geçen çarşamba akşamı Doğu, Güneydoğu Anadolu'dan gelen sivil toplum kuruluşlarıyla, 7 saati bulan istişare toplantısı yaptıklarını, çözüm sürecini ele aldıklarını belirtti.
Çözüm sürecinin millete mal olduğuna işaret eden Davutoğlu, "Kim ne provokasyon yaparsa yapsın, inşallah çözüm süreci başarıya ulaşacaktır. Bu bir kardeşlik projesidir. Bu ezeli ve ebedi bir istiklal mücadelesinin en güzel göstergesi, nişanesidir. Bütün sivil toplum kuruluşları temsilcilerimiz, -her biri değişik siyasi görüşlere, arka planlara sahip örgütlerden geliyorlardı- hepsi bizim kamu düzeni konusunda yaptığımız vurguya da katıldılar, çözüm sürecini mutlaka başarıya ulaştırmamız gerektiği konusundaki irademize de sahip çıktılar. Bundan sonra da bölgeye yapacağım her ziyarette, sivil toplum kuruluşlarıyla buluşarak, çözüm sürecinin sadece bir tarafla değil, bütün halkımızla, bütün bölge halkıyla yürüdüğünü göstermeye devam edeceğiz. Nereye gidersem mutlaka vatandaşlarımızla buluşup, bu konuyu paylaşacağız" diye konuştu.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Davutoğlu, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti'nin hiçbir engelden yılmayan, hiçbir baraj takıntısı olmayan bir parti olduğunu vurguladı.
Barajın AK Parti tarafından getirilmediğini ifade eden Davutoğlu, "2001'de yola çıkıldığında bu baraj vardı. 15 ayda bu baraja rağmen yeni kurulan, yeni fidan, yeni Türkiye'nin fidanı olan AK Parti iktidara geldi. Eşit şartlarda yarışıldı. Daha sonra da her seferinde oylarımızı artırarak bugüne kadar geldik. Biz baraj falan tanımayız, biz sadece milleti tanırız" dedi.
Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen yıl Başbakan ve Genel Başkanlığı döneminde bu konuda çağrıda bulunduğunu anımsatarak, şöyle devam etti:
"Geçen sene Eylül ayında 'gelin barajları sıfırlayalım. Gerekiyorsa dar bölgeye geçelim. Dar bölge sıfır baraj ya da daraltılmış bölge 3 ve 5 oranında baraj ya da mevcut sistem.' dedi. Diğer partiler hiçbir cevap vermediler. Bugün barajın kalkmasını iddia edenler şu son tartışmalara kadar tam bir sükut halinde geçiştirdiler. Çünkü kendileri korkuyorlar. Biz barajdan korkmayız. Barajdan korkanlar son 1.5 yıldır neredeyse tekliflerimize cevap vermeyenlerdir."
Davutoğlu, daha önce bu konuda AK Parti'nin "Türkiye milletvekilliği" dahil temsili artırmak için birçok teklifi olduğunu söyledi.
Baraj konusuna ilişkin iki tane karar olduğunu ifade eden Davutoğlu, "1995'te Anayasa Mahkemesi'nin aldığı karar. Temsil ile yönetimde istikrar arasında denge öngören bir karar. 2008'de de AİHM'nin aldığı karar. Her ikisinde de bu talepler reddedildi. Hem Türkiye'de Türk hukuk sistemi tarafından, istikrar ile temsil arasında denge gözetmek gerektiği temel varsayımıyla Anayasa Mahkemesi tarafından hem de AİHM tarafından 2008'de 'bu bir iç mevzuat hususudur' denildi" dedi.
Seçimlere 6, 7 ay kalmışken bu tartışmaların neden başlatıldığını soran Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Biz Anayasa Mahkemesi'nin önüne gelen dosyaya, davaya bütün bu çerçevede bakarak karar vereceğine inanıyoruz. Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'nın dün yaptığı açıklama bu konuda önemli bir mesajdır. Bu tartışmadan hareketle Türkiye'de tekrar istikrarsızlık havası estirmeye çalışanlara da buradan sesleniyorum ve uyarıyorum, Türkiye'de böyle tartışmalar üzerinden bir siyasi dizayn yapılmasına kesinlikle izin vermeyiz. Seçimler vaktinde ve Türkiye'deki kurallar, hukuk kuralları, hukuk devleti kuralları içinde yapılacaktır ve yine sandıktan sadece ve sadece milletin iradesi çıkacaktır, başka bir irade çıkmayacaktır.
Bu konuda Anayasa Mahkemesi'nin bütün bu geçmiş kararları da gözeten tabi ortada bir müracaat, 3 müracaat söz konusu olduğu için değerlendirmeye alınacaktır. Ama bunun hukuk tekniği ve hukuk kuralları içinde yapılacak bir değerlendirme olacağını ümit ediyoruz ve bunu temenni ediyoruz. Türkiye'de istikrar, siyasi istikrar son 12 yılda da gösterdiği gibi ülkemizin sorunlarını aşma konusunda da önümüzdeki büyük meydan okumalara cevap verme konusunda da en elzem, en önemli hususlardan biridir. Dolayısıyla bu konu etrafında spekülasyonlar yaparak sanki Türkiye'de tekrar istikrarsız bir dönem başlayacakmış rüyasını görenler boşuna heveslenmesinler. Hangi şartlarda olursa olsun AK Parti barajları da engelleri de badireleri de aşa aşa gelmiştir, aşa aşa tekrar tekrar gelecektir."
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Dışarıda ve içeride yapılan bir takım algı operasyonları karşısında bütün milletimiz bilmelidir ki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti hem zalim ve barbar Suriye rejiminin karşısındadır hem de aynı şekilde zalim ve barbar IŞİD terör örgütünün karşısındadır" dedi.
Davutoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'e, eşi Saniye Şahin'in vefatı nedeniyle başsağlığı diledi.
Şahin ile eşinin vefatından bir gün önce Şanlıurfa'da genişletilmiş il başkanları toplantısına katıldıklarını anımsatan Davutoğlu, kendisine "Keşke Saniye Hanım ile beraber kalsaydınız" dediğini, Şahin'in ise "Dava mühimdir" karşılığını verdiğini anlattı. Davutoğlu, Şahin'in özellikle gençlere, herkese örnek oluşturan bir davranış sergilediğini belirterek, "Bugün de daha taziyesi sürerken grup toplantısına geldi. AK Parti ailesi, dava arkadaşlarımız adına eşine rahmet, kendisine taziyelerimizi iletiyoruz. Allah rahmet eylesin, mekanını cennet eylesin" dedi.
Yarın 3 Aralık Dünya Engelliler Günü olduğunu anımsatarak, engellilerin gönüllerinde yer aldığını dile getiren Davutoğlu, her zaman engellilerin yanında olduklarını ve olmaya devam edeceklerini vurguladı. Davutoğlu, bunun, insani ve vicdani bir görev olduğunu, bütün AK Parti iktidarları döneminde onurla yaptıklarını söyledi.
Engelliler Kanunu'nu 2005'te çıkarttıklarını, ilk kez engellilerle ilgili yasal çerçeve oluşturulduğunu dile getiren Davutoğlu, 2010'da da engellilere pozitif ayrımcılığı anayasal güvence altına aldıklarını anlattı. 2013'te yasal değişiklikle onur kırıcı şekilde yer alan özürlü, sakat, çürük gibi ifadeleri mevzuattan kaldırarak, engelli ibaresini koyduklarını anlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu ibareyi koyarken bile bu kardeşlerimizin, engelle karşılaşsalar da engeli aşacak irade, güce, vicdana sahip olduklarını biliyorduk. 65 yaş üstündekilere, çalışamayacak durumda olan ve iş bulamayan engellilere bağlanan aylıkları yüzde 200 ile 300 oranında artırdık. Engelli maaşlarını, her ikisi de engelli olan eşlerin, her birine ve 18 yaşın altındaki engellilerin ailelerini kapsayacak şekilde genişlettik. 2007'de sadece Türkiye'de değil dünyada örnek oluşturacak bir devrim niteliğinde adım attık, evde bakım aylığı uygulamasıyla aileler engellilerine sahip çıktı. Engellilerin evde bakım hizmetlerini karşıladık. Evde bakım için ayrılan bütçeyi son 6 yıl içinde 83 kat artırdık, çarpıcı bir rakam. Türkiye, bütçe sınırlamaları olabilir ama gönlü gani bir milletin devletidir. Bu yıl 10 aylık dönemde 450 bin engelli vatandaşımız için 3,3 milyar lira ödeme yaptık, sadece evde bakım hizmet bedeli olarak. Şehir içi toplu taşıma araçlarının, kamu binalarının, kamuya açık alanların engellilere erişimini sağlayacak yasal önlemleri aldık.
İnşallah en kısa zamanda engellilerimiz için ücretsiz toplu taşıma hizmeti için de gerekli kararı alacağız. Türk işaret dilinin geliştirilmesine önem verdik. Tüm eğitim kitaplarını kabartma olarak bastık, yayınladık. Engellilerimiz hayatın belli alanlarında terk edilmiş durumda olmamalıydılar, kendi ayakları üzerinde durmalı, onurlarıyla hayatlarını idame ettirmeleri gerekiyordu. Engelli istihdamıyla ilgili çok geniş çalışma yürüttük, Devlet Memurları Kanunu'nu bu çerçevede değiştirdik. İlk kez engelliler için geçerli Kamu Personel Seçme Sınavı, EKPS'yi gerçekleştirdik. 2002'de bütün kamuda 5 bin 777 engelli vardı, şimdi 34 bin 88 engelli, memur olarak kadrolarımızda çalışıyor. Bunu daha da genişletmeye kararlıyız. Bundan sonra da engellilerimiz için ne gerekiyorsa yaptık, yapmaya devam edeceğiz."
Başbakan Davutoğlu, 5 Aralık'ın kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanındığı günün yıldönümü olduğunu anımsattı. Davutoğlu, bütün AK Parti teşkilatı kadın kollarına, seçme ve seçilme hakkı için çaba harcayan, bu hakkı kullanan bütün vatandaşlara saygılarını, selamlarını iletti.
Kadınların, seçme ve seçilme hakkını kullanarak siyasi hayatın içinde ne kadar çok yer alırlarsa, siyasi hayatın da nezaket, zarafet ve derinlik kazanacağını vurgulayan Davutoğlu, "AK Parti olarak da bundan sonra her aşamada, kadınlarımızın daha fazla temsil edilmesi için gereken her türlü önlemi alacağız, çalışmayı yapacağız. Kadın kollarımızın gayreti bizim başarımızın teminatıdır" dedi.
Çok önemli bir reformu hayata geçirmek önemli bir adım attıklarını kaydeden Davutoğlu, bunun uyuşturucuyla mücadele olduğunu söyledi.
Davutoğlu, 62. Hükümet kurulur kurulmaz, bu ağır sorumluluğu omuzlarına alır almaz, ele aldıkları konuların başında uyuşturucuyla mücadele geldiğini dile getirdi. Davutoğlu, ilk Bakanlar Kurulu'nda ve daha sonra Sağlık Bakanlığı'nda yaptıkları çalışmalar sonrasında Uyuşturucu ile Mücadele Şurası'nı toplama kararı aldıklarını anımsattı.
Başbakan Davutoğlu, geçen hafta içinde Uyuşturucuyla Mücadele Şurası'nda, Türkiye'de ilk kez sivil toplum kuruluşları, 8 bakanlığın katıldığı, çok geniş bir katılımla biraraya geldiklerini, çalıştaylar düzenlediğini anlattı.
Uyuşturucuyla mücadele konusunda kapsamlı bir eylem planını hayata geçirdiklerini bildiren Davutoğlu, "Bir süreç yönetimi mantığıyla ve terörle mücadele ederken gösterdiğimiz ciddiyetle uyuşturucuyla da mücadele etmeye devam edeceğiz" diye konuştu.
Davutoğlu, Türkiye'nin bütününde uyuşturucu haritası çıkartacak şekilde, il bazındaki çalışmalarla yeni bir tespit çalışması gerçekleştireceklerini, araştırma merkezleri kuracaklarını, mahallelere kadar ineceklerini anlattı.
Koruyucu anlamda atılacak adımların kapsamını genişleteceklerini ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Ailelere yönelik mesajlar, bu konuda toplumsal duyarlılık uyandırma, okul ve çevresi tanımını genişleterek, okul ve çevresinde alınacak önlemleri tek tek hayata geçireceğiz. Bu koruyucu önlemler yanında, bunların yeterli olmadığı veya ötesine geçen konularda önleyici önlemleri artıracağız. Özellikle narko timler ve diğer emniyet önlemleriyle uyuşturucu tacirlerinin bütün 'network'ünü kesmeye, bütün bağlantıları yok etmeye kararlıyız. Uyuşturucu üreticisinin, aracısının, tüketicisinin arasındaki bağları koparacağız, uyuşturucu tacirlerine terörist muamelesi yaparak birer birer üstlerine gideceğiz. Çünkü bu, bizim geleceğimizle ilgili meseledir, gelecek nesillerin istikbalinin teminat altına alınmasıyla ilgili bir meseledir. Hiçbir taviz söz konusu olmayacak.
Bu aşamadan sonra özellikle uyuşturucu belasına tutulmuş, bir şekilde bundan etkilenmiş kardeşlerimiz, gençlerimiz, vatandaşlarımız için kademeli strateji geliştirdik, 7 gün 24 saat danışma hattı kurduk, ilk adım merkezleri oluşturuyoruz, narko timler, AMATEM'ler ile tam bir uyum içinde, toplumun bütün katmanlarına dönük olarak örgütleneceğiz. Bu çerçevede yapısal bir reform da gerçekleştiriyoruz. En geç 3 yılda bir uyuşturucuyla mücadele şurası toplayacağız. Her yıl uyuşturucuyla mücadele şurasında alınan kararları izleme komitesi toplanacak, bizzat benim başkanlığımda bu komite yıllık programı gözden geçirecek. Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç başkanlığında koordinasyon üst kurulu oluşturuyoruz, en geç 6 ayda bir toplanacak. Ayrıca 2 ya da 3 ayda bir toplanacak teknik kurul oluşturuldu. Ayrıca her ilde uyuşturucuyla mücadele komiteleri, her bir mahallede narko timler kuruyoruz. Madem ki karşımızda bir ağ gibi gelişen bir çete var onun karşısında 'network'ü son derece güçlü, bir kamu organizasyonunu, kamu yapılanmasını bu çetenin karşısında motive edeceğiz, hayata geçireceğiz, kesinlikle uyuşturucuyu Türkiye'de en kısa zamanda yok edeceğiz. Şu anda yüzde 2,7 civarında olan 15-24 yaş arası uyuşturucu kullanımı, -Avrupa'ya göre çok daha düşük görünüyor, Avrupa'da yüzde 26,27'lerde- alacağımız önlemlerle viranelerin de yok edilmesiyle 2018'de yüzde 1,5'a, Cumhuriyet'in 100. yılında marjinal düzeye indirmeye kararlıyız."
Davutoğlu, geçen hafta yoğun bir yurt içi trafiğin olduğunu belirterek, Şanlıurfa'da genişletilmiş il başkanları toplantısı yaptıklarını anımsattı. Davutoğlu, Ankara dışında bu toplantıları yaparken bir mesaj verdiklerini ifade ederek, aldıkları hiçbir kararda tesadüf olmadığını söyledi. Davutoğlu, hesap eder, kitap eder, sembolik önemine dikkat ederek, planlamaları yaptıklarını dile getirdi.
Şanlıurfa'da genişletilmiş il başkanları toplantısı, haftasonu Erzurum, Kars, Balıkesir ve Kırklareli kongrelerini yaptıklarını anlatan Davutoğlu, Türkiye'nin dört bir köşesinde vatandaşlarla biraraya geldiklerini söyledi.
Davutoğlu, Şanlıurfa'da seçim, kongre sürecini istişare etme yanında, Kobani'nin karşısında Suruç'u ziyaret ederek, Kobani'den Türkiye'ye sığınan Suriyeli kardeşleriyle kucaklaştıklarını dile getirdi. Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Son günlerde tekrar spekülasyonlar yapıldığı için bir kez daha vurgulayarak ve uyararak söylüyorum; dışarıda ve içeride yapılan bir takım algı operasyonları karşısında bütün milletimiz bilmelidir ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti hem zalim, barbar Suriye rejiminin karşısındadır hem de aynı şekilde zalim ve barbar IŞİD terör örgütünün karşısındadır. Türkiye'nin Suriye'deki kriz nedeniyle ödediği acı bedeli, mülteciler üzerinden görmek istemeyenler ülkemize dönük ithamlarda bulunuyorlar. Türkiye, Kobani'de de Halep'te de Lazkiye'de de Dara'da, Deyrizur'da, Şam'da da, nerede olursan olsun Suriye'nin her bir köşesinde kim zulüm yaparsa yapsın, hangi ad altında, hangi niyetle yaparsa yapsın onun karşısında olmuştur. Hangi kimliğe sahip olursa olsun mazlumun yanında olmuştur, olmaya devam edecektir."
Davutoğlu, geçen çarşamba akşamı Doğu, Güneydoğu Anadolu'dan gelen sivil toplum kuruluşlarıyla, 7 saati bulan istişare toplantısı yaptıklarını, çözüm sürecini ele aldıklarını belirtti.
Çözüm sürecinin millete mal olduğuna işaret eden Davutoğlu, "Kim ne provokasyon yaparsa yapsın, inşallah çözüm süreci başarıya ulaşacaktır. Bu bir kardeşlik projesidir. Bu ezeli ve ebedi bir istiklal mücadelesinin en güzel göstergesi, nişanesidir. Bütün sivil toplum kuruluşları temsilcilerimiz, -her biri değişik siyasi görüşlere, arka planlara sahip örgütlerden geliyorlardı- hepsi bizim kamu düzeni konusunda yaptığımız vurguya da katıldılar, çözüm sürecini mutlaka başarıya ulaştırmamız gerektiği konusundaki irademize de sahip çıktılar. Bundan sonra da bölgeye yapacağım her ziyarette, sivil toplum kuruluşlarıyla buluşarak, çözüm sürecinin sadece bir tarafla değil, bütün halkımızla, bütün bölge halkıyla yürüdüğünü göstermeye devam edeceğiz. Nereye gidersem mutlaka vatandaşlarımızla buluşup, bu konuyu paylaşacağız" diye konuştu.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
