2013-04-29 - 13:24
TBMM ve Avrupa Birliği'nin ortaklaşa yürüttüğü Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi kapsamında Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen "İyi Yönetişim Sempozyumu" başladı.
TBMM ve Avrupa Birliği'nin ortaklaşa yürüttüğü Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi kapsamında Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen "İyi Yönetişim Sempozyumu" başladı.
Sempozyumun açılış konuşmasını, TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Mehmet Tekelioğlu ve İrlanda Parlamentosu AB İşleri Komisyonu Başkanı Dominic Hannigan yaptı.
TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Mehmet Tekelioğlu, yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Avrupa Birliği hedefinde herhangi bir sapmanın söz konusu olmadığını vurguladı. Türkiye'nin AB standartlarını bir proje olarak gördüğünü belirten Tekelioğlu, bu standartları yerine getirmek için Türkiye'nin olanca gücüyle çalıştığını kaydetti. "Avrupa Birliği ile yürüttüğümüz müzakereler eğer yolunda giderse, rayına girerse, bu bizim için motivasyon kaynağı olur. Ama eğer bu müzakerelerde aksama olursa biz yine de bu hedefi değiştirmeyeceğiz" şeklinde konuşan Tekelioğlu, Türkiye gibi büyük bir ülkenin problemlerinin olmasının kaçınılmaz olduğunu, problem biterse hayatın da biteceğini vurguladı. Problemleri çözmek için Türkiye'de keskin bir irade olduğunu sözlerine ekleyen Tekelioğlu, bu iradenin bütün sorunların üstesinden geleceğini, çünkü Türkiye'nin bu konuda kararlı olduğunu söyledi.
Türkiye'nin demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü kavramlarının üzerinde durduğunu hatırlatan Tekelioğlu, iyi yönetişim kavramının demokrasi ile eşdeğer olduğunu söyledi. Demokraside ne kadar ilerlemiş olunursa, iyi yönetişim anlamında da o kadar iyi yerlerde olunacağını kaydeden Tekelioğlu, Avrupa Birliği müzakereleri ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Tekelioğlu şunları kaydetti:
"Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yapılan anlaşma gereğince müzakerelerin hedefi tam üyeliktir. Dolayısıyla bazı fasılların bloke edilmesi bu anlaşmaya açıkça aykırıdır. Türkiye olarak bir takım eksikliklerimizin olduğunu biliyoruz. Demokraside ve bir takım başka alanlarda bazı eksikliklerimiz var. Ama şunu unutmayalım, bu eksiklikleri gidermek için çok kararlı bir irademiz var. Önemli olan bu iradeye sahip olmaktır. Türkiye şimdi uğramakta olduğu terör sorununu çözdükten sonra göreceğiz ki o zaman demokraside de, insan haklarında da, hukukun üstünlüğünde de, özgürlük ve şeffaflıkta da çok daha iyi yerlere, çok daha çabuk bir şekilde gelebilecektir."
Avrupa ülkeleri ile vize sorununa değinen Tekelioğlu, Türkiye'nin ekonomik gelişmesini çok iyi bir şekilde yoluna koyduğunu kaydetti. Tekelioğlu, Türkiye'nin, Avrupa Birliği'nde ortaya çıkan krize rağmen büyümesini istikrarlı bir şekilde bütün Avrupa ülkelerinin üzerinde tutabildiğine dikkat çekti. Türkiye'den Avrupa ülkelerine giden öğrencilere deniz aşırı ülkeden geliyor muamelesi yapıldığını ifade eden Tekelioğlu, Avrupa Birliği'ne aday bir ülke olarak bu konunun dile getirilmesi gerektiğini belirtti.
TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Mehmet Tekelioğlu, katılımcılara Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi'nin geçmiş programları hakkında bilgi vererek, önümüzdeki günlerde Van, Paris, Nevşehir ve Trabzon'da programların devam edeceğini açıkladı. Projenin sempozyumlar, diyalog forumları, parlamentolar arası yaz kampı konferansları ile gerçekleştirildiğini, aynı zamanda parlamento heyetleri ziyaretlerinin karşılıklı olarak gerçekleştirildiğini kaydeden Tekelioğlu, proje kapsamında çıkarılan "Yeni Yıldız" dergisinden de bahsetti. Mehmet Tekelioğlu sözlerini şöyle tamamladı:
"Ben inanıyorum ki Türkiye'de bir kamuoyu yoklaması yapılsa ve iki soru sorulsa, Avrupa Birliği değerlerini ve standartlarını yakalamamız gerekir mi, bir de Avrupa Birliği içinde olmamız gerekir mi diye sorulsa, bu soruların birincisine yüzde 70'ten çok daha yüksek bir oranda evet oyu çıkacaktır."
Mehmet Tekelioğlu iyi yönetişim kavramı üzerine yaptığı değerlendirmede en iyi tanımın Dünya Bankası tarafından yapıldığını belirtti: "İyi yönetişim, öngörülebilir, katılımcı ve açık bir politika yapma süreci, profesyonel ahlaki değerler aşılanmış bürokrasi, eylemlerden hesap sorabilir bir yürütme, kamusal meselelerin tartışmasına katılabilen güçlü bir sivil toplum ve bütün bu aktörlerin hukukun üstünlüğü ilkesinin dışına çıkmadan işlenmesidir."
Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi kapsamında gerçekleştirilen İyi Yönetişim Sempozyumu'nun ikinci açılış konuşmasını İrlanda Parlamentosu AB İşleri Komisyonu Başkanı Dominic Hannigan yaptı.
Hannigan, Avrupa Birliği'nin genel yönetim yapısını tanımladıktan sonra, altı aylık başkanlık sürelerinde uğraşılması gereken ciddi problemler olduğunu, Avrupa'da 25 milyon işsiz olduğunu belirtti. Gündemin iyi yönetişime her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğunu kaydetti. İnsanların bu kısa yönetim sürelerinde problemlerin nasıl çözülebileceği hakkında endişeli ve umutsuz olduklarını ifade eden Hannigan, kısa süreli başkanlık süreleri yüzünden AB'de bazı temel kavramların öncelikli olmak zorunda olduğunu, bunların da Avrupa Birliği'nin restorasyonu, gelecek dönemdeki Avrupa Birliği bütçesi, genel ekonomik konular olduğunu belirtti. Bunların önemli adımlar olduğunu sözlerine ekleyen Hannigan, genişleme konularının da ancak bu sorunların çözümünün ardından ele alınacağını belirtti. Hannigan, Avrupa Birliği'nin Çin, Hindistan gibi büyük ülkelerle yarışabilmek için daha güçlü olması gerektiğini söyledi.
Açılış konuşmalarının ardından "İyi Yönetişim İlkelerinin Uygulanması: Genel Bakış, Ne Kadar Şeffaf, Hesap Verebilir, Şeffaflık ve Etkinlik" başlıklı birinci oturumu gerçekleştirildi. Oturumun moderatörlüğünü CHP İstanbul Milletvekili Şafak Pavey yaptı. Avrupa Parlamentosu Milletvekili Andrew Duff, Kamu Denetçisi Mehmet Elkatmış, Yunan Ombudsman Calliope Spanou, AB Uyum Komisyonu Genel Sekreterliği'nden Değerlendirme ve Sadeleştirme Birimi Başkan Yardımcısı Norbert Sagstetter ve Türkiye Kalite Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Doğan'ın konuşmacı olarak katıldığı ilk oturumda yönetimde şeffaflık ve hesap verilebilirliğin yanı sıra ombudsmanlık kurumu ile ilgili görüş ve değerlendirmeler yer aldı. Katılımcıların daha çok kamu denetçiliği-ombudsmanlık üzerine sorduğu sorularla devam eden birinci oturumda, Türkiye'de basın özgürlüğü, demokrasi ve hukuk alanlarında gelişmelerin devam etmesi gerektiği üzerinde duruldu.
TBMM ve Avrupa Birliği'nin ortaklaşa düzenlediği Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog projesi kapsamında Berlin'de düzenlenen İyi Yönetişim Sempozyumu'nda ikinci oturum İrlanda Parlamentosu Milletvekili Derek Nolan'ın moderatörlüğünde gerçekleşti.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfi Elvan, Ulusal Mevzuat İzleme Kurulu Başkan Yardımcısı Wolf-Michael Catenhusen, akademisyen Udo Steinbach, İyi Yönetişim Uzmanı Emre Koyuncu ve THY Yönetim Kurulu Eski Başkanı Candan Karlıtekin'in konuşmacı olarak katıldığı ikinci oturumda iyi yönetişimde katılımcılık, hesap verebilirlik, şeffaflık ve etkinlik konuları tartışıldı.
İkinci oturumda konuşan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfi Elvan, bu sempozyumda iyi yönetişimin ele alınmasının en önemli nedeninin, toplumun refahı, gelişmesi, daha iyi duruma gelmesinin ne şekilde olabileceğini tartışmak olduğunu kaydetti. Temsili demokrasilerde vatandaşların temsilcilerini meclise gönderdiğini vurgulayan Elvan, parlamentonun kamuoyu öncelikli gündeminin olması gerektiğini savundu. Hedeflerin belirlenmesi, hedeflere ulaşılamamışsa bunların nedenlerinin ortaya konulması için saydamlık, hesap verilebilirlik ilkelerinin bir ülke ve bir toplum için çok önemli olduğunu kaydeden Elvan, uygulama aşamasında çeşitli sıkıntılar yaşansa da bunların aşılmaya çalışıldığını söyledi.
Türkiye'de iyi yönetişim anlayışının 2002'den sonra daha iyi uygulanmaya başladığını öne süren Elvan, hükümetle vatandaşın tam olarak bütünleşmesinin önemine dikkat çekti.
Sempozyumun ikinci oturumunda özellikle bilimde bulunan sınırların ortadan kalkması gereğini vurgulayan konuşmacılar, Türkiye'nin değişmeye başlayan Arap dünyası için Avrupa'nın üzerine düşen görevlerde etkili bir diyalog ve yardım sağlayacağı görüşünü savundular. İyi yönetişim kavramının 1990'lı yıllarda çok iyi anlaşılmadığı, ancak günümüzün vazgeçilmez bir kavramı olduğu belirtildi. İnsanların artık yönetilmek kavramından ziyade yönetime katılmak kavramına yaklaştığı ve bunun şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim ile sivil toplum örgütleri ve kamuoyu ile bütünleşmiş bir şekilde gerçekleştirilebileceği görüşü dile getirildi.
Sempozyum katılımcıları, ikinci oturumun ardından Almanya Adalet Bakanlığı ve Almanya Federal Meclisi ziyaretinde bulundular. Türkiye Cumhuriyeti Almanya Büyükelçisi Hüseyin Avni Karslıoğlu sempozyum katılımcıları onuruna Türk Büyükelçiliği'nde bir resepsiyon verdi.
F. Banu Doğan
Sempozyumun açılış konuşmasını, TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Mehmet Tekelioğlu ve İrlanda Parlamentosu AB İşleri Komisyonu Başkanı Dominic Hannigan yaptı.
TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Mehmet Tekelioğlu, yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Avrupa Birliği hedefinde herhangi bir sapmanın söz konusu olmadığını vurguladı. Türkiye'nin AB standartlarını bir proje olarak gördüğünü belirten Tekelioğlu, bu standartları yerine getirmek için Türkiye'nin olanca gücüyle çalıştığını kaydetti. "Avrupa Birliği ile yürüttüğümüz müzakereler eğer yolunda giderse, rayına girerse, bu bizim için motivasyon kaynağı olur. Ama eğer bu müzakerelerde aksama olursa biz yine de bu hedefi değiştirmeyeceğiz" şeklinde konuşan Tekelioğlu, Türkiye gibi büyük bir ülkenin problemlerinin olmasının kaçınılmaz olduğunu, problem biterse hayatın da biteceğini vurguladı. Problemleri çözmek için Türkiye'de keskin bir irade olduğunu sözlerine ekleyen Tekelioğlu, bu iradenin bütün sorunların üstesinden geleceğini, çünkü Türkiye'nin bu konuda kararlı olduğunu söyledi.
Türkiye'nin demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü kavramlarının üzerinde durduğunu hatırlatan Tekelioğlu, iyi yönetişim kavramının demokrasi ile eşdeğer olduğunu söyledi. Demokraside ne kadar ilerlemiş olunursa, iyi yönetişim anlamında da o kadar iyi yerlerde olunacağını kaydeden Tekelioğlu, Avrupa Birliği müzakereleri ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Tekelioğlu şunları kaydetti:
"Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yapılan anlaşma gereğince müzakerelerin hedefi tam üyeliktir. Dolayısıyla bazı fasılların bloke edilmesi bu anlaşmaya açıkça aykırıdır. Türkiye olarak bir takım eksikliklerimizin olduğunu biliyoruz. Demokraside ve bir takım başka alanlarda bazı eksikliklerimiz var. Ama şunu unutmayalım, bu eksiklikleri gidermek için çok kararlı bir irademiz var. Önemli olan bu iradeye sahip olmaktır. Türkiye şimdi uğramakta olduğu terör sorununu çözdükten sonra göreceğiz ki o zaman demokraside de, insan haklarında da, hukukun üstünlüğünde de, özgürlük ve şeffaflıkta da çok daha iyi yerlere, çok daha çabuk bir şekilde gelebilecektir."
Avrupa ülkeleri ile vize sorununa değinen Tekelioğlu, Türkiye'nin ekonomik gelişmesini çok iyi bir şekilde yoluna koyduğunu kaydetti. Tekelioğlu, Türkiye'nin, Avrupa Birliği'nde ortaya çıkan krize rağmen büyümesini istikrarlı bir şekilde bütün Avrupa ülkelerinin üzerinde tutabildiğine dikkat çekti. Türkiye'den Avrupa ülkelerine giden öğrencilere deniz aşırı ülkeden geliyor muamelesi yapıldığını ifade eden Tekelioğlu, Avrupa Birliği'ne aday bir ülke olarak bu konunun dile getirilmesi gerektiğini belirtti.
TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Mehmet Tekelioğlu, katılımcılara Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi'nin geçmiş programları hakkında bilgi vererek, önümüzdeki günlerde Van, Paris, Nevşehir ve Trabzon'da programların devam edeceğini açıkladı. Projenin sempozyumlar, diyalog forumları, parlamentolar arası yaz kampı konferansları ile gerçekleştirildiğini, aynı zamanda parlamento heyetleri ziyaretlerinin karşılıklı olarak gerçekleştirildiğini kaydeden Tekelioğlu, proje kapsamında çıkarılan "Yeni Yıldız" dergisinden de bahsetti. Mehmet Tekelioğlu sözlerini şöyle tamamladı:
"Ben inanıyorum ki Türkiye'de bir kamuoyu yoklaması yapılsa ve iki soru sorulsa, Avrupa Birliği değerlerini ve standartlarını yakalamamız gerekir mi, bir de Avrupa Birliği içinde olmamız gerekir mi diye sorulsa, bu soruların birincisine yüzde 70'ten çok daha yüksek bir oranda evet oyu çıkacaktır."
Mehmet Tekelioğlu iyi yönetişim kavramı üzerine yaptığı değerlendirmede en iyi tanımın Dünya Bankası tarafından yapıldığını belirtti: "İyi yönetişim, öngörülebilir, katılımcı ve açık bir politika yapma süreci, profesyonel ahlaki değerler aşılanmış bürokrasi, eylemlerden hesap sorabilir bir yürütme, kamusal meselelerin tartışmasına katılabilen güçlü bir sivil toplum ve bütün bu aktörlerin hukukun üstünlüğü ilkesinin dışına çıkmadan işlenmesidir."
Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi kapsamında gerçekleştirilen İyi Yönetişim Sempozyumu'nun ikinci açılış konuşmasını İrlanda Parlamentosu AB İşleri Komisyonu Başkanı Dominic Hannigan yaptı.
Hannigan, Avrupa Birliği'nin genel yönetim yapısını tanımladıktan sonra, altı aylık başkanlık sürelerinde uğraşılması gereken ciddi problemler olduğunu, Avrupa'da 25 milyon işsiz olduğunu belirtti. Gündemin iyi yönetişime her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğunu kaydetti. İnsanların bu kısa yönetim sürelerinde problemlerin nasıl çözülebileceği hakkında endişeli ve umutsuz olduklarını ifade eden Hannigan, kısa süreli başkanlık süreleri yüzünden AB'de bazı temel kavramların öncelikli olmak zorunda olduğunu, bunların da Avrupa Birliği'nin restorasyonu, gelecek dönemdeki Avrupa Birliği bütçesi, genel ekonomik konular olduğunu belirtti. Bunların önemli adımlar olduğunu sözlerine ekleyen Hannigan, genişleme konularının da ancak bu sorunların çözümünün ardından ele alınacağını belirtti. Hannigan, Avrupa Birliği'nin Çin, Hindistan gibi büyük ülkelerle yarışabilmek için daha güçlü olması gerektiğini söyledi.
Açılış konuşmalarının ardından "İyi Yönetişim İlkelerinin Uygulanması: Genel Bakış, Ne Kadar Şeffaf, Hesap Verebilir, Şeffaflık ve Etkinlik" başlıklı birinci oturumu gerçekleştirildi. Oturumun moderatörlüğünü CHP İstanbul Milletvekili Şafak Pavey yaptı. Avrupa Parlamentosu Milletvekili Andrew Duff, Kamu Denetçisi Mehmet Elkatmış, Yunan Ombudsman Calliope Spanou, AB Uyum Komisyonu Genel Sekreterliği'nden Değerlendirme ve Sadeleştirme Birimi Başkan Yardımcısı Norbert Sagstetter ve Türkiye Kalite Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Doğan'ın konuşmacı olarak katıldığı ilk oturumda yönetimde şeffaflık ve hesap verilebilirliğin yanı sıra ombudsmanlık kurumu ile ilgili görüş ve değerlendirmeler yer aldı. Katılımcıların daha çok kamu denetçiliği-ombudsmanlık üzerine sorduğu sorularla devam eden birinci oturumda, Türkiye'de basın özgürlüğü, demokrasi ve hukuk alanlarında gelişmelerin devam etmesi gerektiği üzerinde duruldu.
TBMM ve Avrupa Birliği'nin ortaklaşa düzenlediği Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog projesi kapsamında Berlin'de düzenlenen İyi Yönetişim Sempozyumu'nda ikinci oturum İrlanda Parlamentosu Milletvekili Derek Nolan'ın moderatörlüğünde gerçekleşti.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfi Elvan, Ulusal Mevzuat İzleme Kurulu Başkan Yardımcısı Wolf-Michael Catenhusen, akademisyen Udo Steinbach, İyi Yönetişim Uzmanı Emre Koyuncu ve THY Yönetim Kurulu Eski Başkanı Candan Karlıtekin'in konuşmacı olarak katıldığı ikinci oturumda iyi yönetişimde katılımcılık, hesap verebilirlik, şeffaflık ve etkinlik konuları tartışıldı.
İkinci oturumda konuşan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfi Elvan, bu sempozyumda iyi yönetişimin ele alınmasının en önemli nedeninin, toplumun refahı, gelişmesi, daha iyi duruma gelmesinin ne şekilde olabileceğini tartışmak olduğunu kaydetti. Temsili demokrasilerde vatandaşların temsilcilerini meclise gönderdiğini vurgulayan Elvan, parlamentonun kamuoyu öncelikli gündeminin olması gerektiğini savundu. Hedeflerin belirlenmesi, hedeflere ulaşılamamışsa bunların nedenlerinin ortaya konulması için saydamlık, hesap verilebilirlik ilkelerinin bir ülke ve bir toplum için çok önemli olduğunu kaydeden Elvan, uygulama aşamasında çeşitli sıkıntılar yaşansa da bunların aşılmaya çalışıldığını söyledi.
Türkiye'de iyi yönetişim anlayışının 2002'den sonra daha iyi uygulanmaya başladığını öne süren Elvan, hükümetle vatandaşın tam olarak bütünleşmesinin önemine dikkat çekti.
Sempozyumun ikinci oturumunda özellikle bilimde bulunan sınırların ortadan kalkması gereğini vurgulayan konuşmacılar, Türkiye'nin değişmeye başlayan Arap dünyası için Avrupa'nın üzerine düşen görevlerde etkili bir diyalog ve yardım sağlayacağı görüşünü savundular. İyi yönetişim kavramının 1990'lı yıllarda çok iyi anlaşılmadığı, ancak günümüzün vazgeçilmez bir kavramı olduğu belirtildi. İnsanların artık yönetilmek kavramından ziyade yönetime katılmak kavramına yaklaştığı ve bunun şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim ile sivil toplum örgütleri ve kamuoyu ile bütünleşmiş bir şekilde gerçekleştirilebileceği görüşü dile getirildi.
Sempozyum katılımcıları, ikinci oturumun ardından Almanya Adalet Bakanlığı ve Almanya Federal Meclisi ziyaretinde bulundular. Türkiye Cumhuriyeti Almanya Büyükelçisi Hüseyin Avni Karslıoğlu sempozyum katılımcıları onuruna Türk Büyükelçiliği'nde bir resepsiyon verdi.
F. Banu Doğan
