2012-01-03 - 13:04
AK PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Irak sınırında meydana gelen olayların ardından yaşanan tartışmalara değinerek, ''Bu millet, bu ülke habis bir ur karşısında teslim olmayacak kadar asildir, güçlüdür, sağlamdır. En önemlisi de bir ananın çocukları gibi, bir elin parmakları gibi birbirinin kardeşidir. Bunu böyle bilin. Sizin nifak tohumlarınız bu topraklarda asla kök salamaz'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM grubunda 2011 yılını değerlendirdi, 2012'ye ilişkin temennilerini iletti. Erdoğan, ''2012 yılının ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ederken, sağlık, afiyet, bereket içinde huzur ve barış getirmesini Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum'' dedi.

Yaşadığı rahatsızlık nedeniyle geçmiş olsun temennilerinde bulunan, dualarını eksik etmeyen AK Parti Grubu, bakan, milletvekilleri, teşkilatın her kademedeki mensuplarına şükranlarını ileten Erdoğan, ''Sayın Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, muhalefet partilerinin genel başkanlarına, tüm milletvekillerimize, sivil toplum örgütlerine, medyaya, tek tek adını anamadığım dost ve kardeşlerime ilettikleri mesajlardan dolayı teşekkür ediyorum. Aziz milletimize, 7 coğrafi bölgeden 81 ilden, samimi temennilerini ulaştıran vatandaşlarıma, komşu ülkelerden, dost ve kardeş ülkelerden mesajlarını olduğu kadar, dualarını da ileten sevenlerimize gönülden, yürekten şükranlarımı sunuyorum'' diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye'nin 12 Haziranda bir kez daha sandık yoluyla seçimini yaptığını, AK Parti'nin Türkiye genelinde oyların yüzde 50'sini alarak, üçüncü kez milletin verdiği hükümet görevini devraldığını anımsattı.

Hiçbir kesintiye, yavaşlamaya, seçimin, seçim sürecinin dengeleri bozmasına izin vermeden, derhal kabineyi oluşturduklarını anlatan Erdoğan, millete hizmet görevlerini, daha büyük heyecan ve şevkle yürütmeye başladıklarını söyledi.

Erdoğan, Türkiye'de, kendilerinden önceki dönemlerde seçim yıllarının, hep kayıp yıllar olduğunu ifade ederek, seçimin, ekonomik, siyasi, diplomatik hiçbir belirsizliğe yol açmasına izin vermediklerini belirtti. Erdoğan, istikrarı zedelemeden, güven ortamını sarsmadan, para ve maliye politikalarını bozmadan büyük titizlik içinde seçimleri gerçekleştirdiklerini anlattı. Erdoğan, Türkiye'de demokrasinin standartlarının çıtasının ne kadar değiştiğini, hem Türkiye hem dünyaya ispat ettiklerini vurguladı.

Şu anda Avrupa'da hükümetlerin seçim kaygısıyla, popülist kaygılarla, küresel ekonomik krize karşı önlem almakta zorlandığına işaret eden Erdoğan, ''Bu önlemleri alamadıkları, güçlü bir liderlik sergileyemedikleri için de krizin derinleşmesine, küresel krizin tahribatın daha yüksek olmasına zemin hazırlıyorlar. Biz ise 2011 Türkiye'de seçim yılı olmasına rağmen sadece Avrupa'da değil, tüm dünyada takdirle, hayranlıkla izlenen bir performans sergiledik'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, 2011 yılının üçüncü çeyreğinde, Türkiye ekonomisinin yüzde 8,2 büyüdüğüne dikkati çekerek, bu oranla, Çin'den sonra dünyada en hızlı büyüyen ülke olduğunu anımsattı. Erdoğan, 2011 yılının ilk 9 ayında ortalama büyümenin yüzde 9,6 gibi çok yüksek bir orana ulaştığını belirterek, üç dönemlik milli gelirin 589 milyar dolar olduğunu söyledi. Erdoğan, geriye dönük 4 dönemlik milli gelirin ise 793 milyar dolar olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Yani küresel kriz öncesi rakamları, 2008 rakamlarını yakaladık, hatta bu rakamları aşarak 1 trilyon dolar milli gelir sınırına artık çok yaklaştık. 2011'de aynı şekilde işsizlikte sevindirici gelişmelere şahit olduk. Eylül döneminde işsizlik yüzde 8,8 gibi rekor düzeyde düşük seviyeye geriledi. Türkiye İhracatçılar Meclisi, dün 2011 ihracat rakamlarını açıkladı. 2011'de ihracatımız 2010'a göre yüzde 18 artarak 134,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. İhracatta da kriz öncesi rakamları aştığımız gibi Cumhuriyet tarihimizin yeni rekorunu daha elde ettik. Tüm ihracatçılarımıza, şirketlere, firmalara, üreticilere, birliklere bu başarıyı, sevinci, rekoru bizlere yaşattıkları için milletim, kabinem, hükümetim adına şükranlarımı sunuyorum.''

Erdoğan, yoğun müzakerelerin ardından 2012 yılı bütçesinin, TBMM'de kabul edildiğini anımsatarak, tüm dünyada, özellikle gelişmiş ekonomilerde sosyal harcamalarda kısıntıya gidilirken, maaşlar dondurulurken, hatta eksiltilirken eğitime, sağlığa, özürlülere, yoksullara yapılan harcamalar azaltılırken, 2012 bütçesiyle tam tersine, tüm bu harcamaları artırdıklarını bildirdi.

Başbakan Erdoğan, 2012 yılı bütçesiyle reel sektörü desteklemeye devam ettiklerini, yatırımları tamamladıklarını, yeni yatırımlara başladıklarını, bölgesel kalkınma projelerine hız verdiklerini, yerel yönetimlere daha fazla kaynak ayırdıklarını söyledi. Erdoğan, 2012-2015 eylem planıyla da bunları takvime bağladıklarını belirterek, ''Şu anda bu çalışmayı da inşallah sona erdiriyoruz. Önceki 9 bütçemizde olduğu gibi 2012 bütçesinde de tarımı, çiftçimizi, esnafımızı gözetiyor, onlara aktardığımız kaynakları yükseltiyoruz. Biz maaşlarda kesintiyi, maaşları dondurmayı aklımızın ucundan bile geçirmiyor, tam tersine çalışanlarımızı enflasyona ezdirmiyor, enflasyon üzerinde ücretlere artış sağlıyoruz'' diye konuştu.

Asgari ücrette 2012 için bütçede yüzde 3 artı 3'lük artış öngördüklerini anımsatan Erdoğan, buna rağmen şartları zorlayarak 2012'de asgari ücrete yüzde 5,9 artı 6 oranında artış yaptıklarını anlattı. Erdoğan, 2012'nin tamamında asgari ücreti yüzde 12,4 oranında artırdıklarını, ilk 6 ay için 701 lira olarak belirlediklerini söyledi. Erdoğan, görevi devraldıkları 2002'de asgari ücretin 184 lira olduğunu belirterek, ''Bugün 701 lira. Artış oranı yüzde 281. 9 yıl boyunca asgari ücreti enflasyona ezdirmediğimiz gibi, reel olarak enflasyonun üzerinde yüzde 73'lük bir artışı da gerçkeleştirdik'' dedi.

''Lisans, lisans üstü olmak üzere öğrenci kardeşlerimize bir müjdemizi aktarmak istiyorum'' diyen Erdoğan, burs ve kredilerdeki artışı açıkladı.

Erdoğan, göreve geldiklerinde yüksek öğrenimdeki öğrencilere aylık 45 lira burs ve kredi verildiğini, bunun üç ayda bir ödendiğini anımsattı. Erdoğan, bu miktarı kademe kademe artırdıklarını, 2011'de 240 liraya kadar yükseltiklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:

''Kredi Yurtlar Kurumunda kalan öğrenciler için gıda yardımı yaptık. Burs ve kredileri üç aydan üç aya değil her ay ödedik. 2012'de öğrencilerimize ödenen burs ve kredi miktarlarını artırıyor, aylık kredi ve burs miktarını 1 Ocak 2012 itibariyle 260 liraya çıkartıyoruz. 2002'ye göre kredi ve burs miktarlarında artış oranı yüzde 478. Öğrencilerimize her ay ödenen beslenme yardımı, aylık 150 liraydı onu da 180 liraya yükselttik. Master öğrencilerine 480 lira veriyorduk 1 Ocak'tan itibaren 520 liraya çıkarıyoruz burs ve kredi olarak. Doktora öğrencileri 720 lira alıyordu, onu da 780 liraya çıkarıyoruz. Bu artışların öğrencilere hayırlı olmasını diliyorum.

Kredi Yurtlar Kurumumuz, bütün bunların yanında biz göreve gelmeden önce 2002'de sadece 450 bin öğrenciye kredi veriyordu. 2012 itibariyle belli sayıda öğrenciye değil, isteyen her öğrenciye kredi veya burs veriyoruz. 450 bin öğrenciden şimdi 1 milyon 173 bin öğrenciye, kredi veya burs veriyoruz. Bu da yüzde 160'lık artış demektir. Kredi Yurtlar Kurumunun yatak kapasitesi 2002'de 188 binken, 2011 sonunda 267 bin kişiye ulaştı. 2012 sonu itibariyle bu kapasiteyi 310 bine ulaştırmış olacağız. Geçmişte adeta koğuş, ranza sistemi varken, biz bu sistemi de değiştirdik. Artık doktora öğrencileri için bir yataklı odalar, diğer öğrenciler için 3 yataklı odalar, her odada tuvaleti, banyosu olmak üzere Kredi Yurtlar Kurumu olarak artık bu yurt binalarını yapıyoruz. Ranza sistemi diye bir sistem artık yok.''

Erdoğan, 2012 ile birlikte tarım sektörünü ve tüketiciyi çok yakından ilgilendiren bir kanunun yürürlüğe girdiğini anımsattı. Erdoğan, Hal Kanunu olarak bilinen yeni düzenlemelerle tüketicinin artık daha ucuz, sağlıklı, kontrollü şekilde tarım ürünlerine ulaşmasını sağladıklarını dile getirdi.

Enerji alanında çok önemli anlaşmalara imza attıklarını vurgulayan Erdoğan, Azeri doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşıyacak trans Anadolu doğalgaz boru hattının yapımına ilişkin mutabakat zaptının imzalandığını belirtti. Erdoğan, proje tamamlandığında boru hattından yılda yaklaşık 16 milyar metreküp doğalgaz taşınacağını söyledi. Erdoğan, bu gazın 6 milyar metreküpünün Türkiye'de kaldığını, diğer bölümünün Avrupa'ya nakledildiğini vurguladı.

Erdoğan, Rusya'dan aldıkları doğalgaz miktarını artıran, fiyat düzenlemeleri getiren bir anlaşmayı da Rusya ile imzaladıklarını hatırlatarak, bu fiyat düzenlemelerinin Türkiye lehine olduğunu vurguladı.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Şırnak'ın Uludere ilçesinde 35 kişinin yaşamını yitirmesiyle ilgili olarak, ''Bazı densizler çıkıyor bu olay üzerinden, 'Bu ülke bölünmüştür' diyor. Sen kimsin, kimi temsil ediyorsun, kimin adına konuşuyorsun- Siz silahlı efendileriniz ipinizi gevşetmediği sürece tuvalete bile gidemezsiniz'' dedi.

Erdoğan, Irak sınırında meydana gelen olaya değindi. Bölgeye yapılan bir hava operasyonunun sonunda sonradan kaçakçı oldukları anlaşılan 35 vatandaşın hayatını kaybettiğini hatırlatan Erdoğan, ölenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına ve millete sabır ve başsağlığı diledi.

''Bu acı hadisede en küçük bir detaya kadar adli ve idari inceleme yapılıyor, yapılacak'' diyen Erdoğan, Genelkurmay Başkanlığının olaydan hemen sonra idari ve adli incelemeyi başlattığın açıkladığını, kendisinin de konuyla ilgili olarak dün bir araya geldiği Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ile konuyu enine boyuna değerlendirdiğini söyledi.

Erdoğan, ''Konunun takipçisi olduklarını Genelkurmay Başkanımdan tekrar duydum, dinledim. Bu yapılan çalışmalar, gösterdikleri hassasiyet sebebiyle gerek Genelkurmay Başkanıma, gerek bölgede hizmet veren komuta kademesinin hepsine, bu konudaki hassasiyetleri sebebiyle de şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. Medyaya rağmen teşekkür ediyorum. Çünkü bazı gerçekleri görüyor, biliyorum'' dedi.

Hükümetleri döneminde özellikle Silahlı Kuvvetlerin attığı bu adımları sürekli olarak halka karşı atılan adımlar gibi göstermenin, ''devlet halkı bombalıyor'' gibi göstermenin, devletin milleti ile arasındaki bütünlüğü parçalamaktan öte bir gayret olmadığını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bu gayretlerin içerisinde olan bir kısım medyanın niyetlerini de gayet iyi biliyoruz. Onların da arkasında ne tür emellerin, amellerin olduğunu gayet iyi biliyoruz. Bunlar aynı şeyleri bizim için de yapıyorlar. Çünkü bizim de onların istekleri istikametinde hareket etmeyen bir hükümet olmamız sebebiyle bundan çok rahatsız oluyorlar. Çünkü alıştıkları bir hükümet değiliz, farklı bir hükümetimiz. Doğrularına inanan bir hükümet olarak milletimizin geleceğini devlet-millet ikileminde devleti değil, milleti öne çıkaran bir iktidar olduğumuz için bunlarla anlaşmamız tabii ki mümkün değil.

Şunu çok açık net söylemek durumundayım; özellikle bu ülkede 780 bin kilometrekarelik vatan topraklarını ilmik ilmik işleyen tek iktidar biz olduk. Buna devam ediyoruz, devam ettireceğiz. Anamuhalefet partisi 'şöyle' der, 'böyle' der, bu da bizi pek ilgilendirmiyor. Sürekli olarak ağızlarında bir tekerleme var, 'AK Parti iktidarı hep Cumhuriyet tarihini eleştiriyor' diye...Biz bu dönemin, bir sürecin takvimini ortaya koyuyoruz. Ve diyoruz ki 'Cumhuriyet döneminde bu iktidarda yapılanlar yapılmamıştır' diyoruz. 'İlk defa bu iktidar bu ülkede bir dönüşümün, değişimi gerçekleştirmiştir' diyoruz. Bu tespiti yapak yanlış mı- Eğer sizler tek partili iktidarlarınız döneminde ne yaptığınızı ortaya koyacaksınız, zaten çok partili iktidar dönemlerinin de kenarından, köşesinden bir yerlere yamandınız, başka bir işe yaramadınız, bundan sonra da yapacağınız bir şey yok zaten. Tek partili iktidar döneminde kimlik kartlarını, nüfus kağıtlarını gösterdik, buralardan mühürle nasıl ekmek, gazyağı dağıtıldığını anlattık. Unun, şekerin nasıl mühürle dağıtıldığını biz babalarımızdan, dedelerimizden hep dinledik. Bunlar CHP'nin iktidar dönemleridir. Bu millete bu acıları yaşattınız. Ama iktidar partisi, iktidarı döneminde hamdolsun artık böyle bir şey söz konusu değil. Allah'ın izniyle de olmayacak. Her geçen gün daha iyi oluyor, daha iyi olacak.''

Şırnak'ın Uludere ilçesinde meydana gelen elim hadisenin ardından cenazeler üzerinden derhal istismar, fitne faaliyetlerine başlayanları da gördüklerini ifade eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

''Kim ki 'Uludere'de 35 Kürt öldürüldü' diyerek meseleyi etnik zemine taşıyorsa, o her türlü milli, manevi, insani ve vicdanı değeri ayaklarının altına almış ve çiğnemiş demektir. Biz olaya böyle bakmıyoruz. Biz 'Uludere'de 35 insan hayatını kaybetmiştir, biz böyle bakıyoruz. 35 can yitirilmiştir, 35 vatandaşımız, kardeşlerimiz kaybedilmiştir' diye bakıyoruz. Ama onlar, maalesef etnik zemini kurcalamak suretiyle ülkemizi hep bölmenin, parçalamanın gayreti içinde oldukları için burada da o istismarı ortaya koyuyorlar.

Hale bakın...Cenazeleri bile etnik kökenleriyle tasnif edenler insanlıktan nasibini alamayanlardır. Siyasi zihniyeti nedir bilemem. Ancak, mesela orada ölenlerden bir tanesinin ablası da benim kadın kollarımda çalışan, orada başkanlık yapan bir bayan. Bu da var, ama bizden bunun istismarını duydunuz mu- Biz böyle bir şey yapamayız. Bunların kalpleri kararmış, bunlar vicdanlarını yitirmişler. Irkçılık ve faşizm küstahça böbürlenen, kibirlenen iblisin yani şeytanın açtığı bir yoldur. Cenazeleri bile Kürt Türk diye ayıranlar, işte iblisin yolunda, şeytanın izinde yürüyenlerdir. İşte, İstanbul'da bu acı hadiseyle ilgili olarak yaptıkları basın toplantısının görüntülerini izlediniz değil mi- Güya acı içindeler ama kameraların önünde kahkahalar atmaktan çekinmeyecek kadar insafsızlar, vicdansızlar. Bunların koruculara nasıl baktıklarını biz çok iyi biliyoruz. O korucu kardeşlerimizi nasıl hedef yaptıklarını, tehdit ettiklerini, terör örgütüne nasıl hedef gösterdiklerini biz çok iyi biliyoruz. O cenazelerin, o tabutların üzerine parti bayraklarını asmak ikiyüzlülük, fırsatçılık değil de nedir- Cenazede, teröristbaşının resmini taşıyanlar neye hizmet etmek istiyorlar- Sonra birileri çıkıyor, bazı densizler çıkıyor, bu olay üzerinden, 'Bu ülke bölünmüştür' diyor. Ya sen kimsin, kimi temsil ediyorsun, kimin adına konuşuyorsun- Siz silahlı efendileriniz ipinizi gevşetmediği sürece tuvalete bile gidemezsiniz. Neyi, kimi bölüyorsunuz- Bugüne kadar masum insanların, sivillerin, görevini yapan vatan evlatlarının terörist eylemler sonucu hayatını yitirmesine hangi tepkiyi verdiniz- Terör olayları sebebiyle mağduriyet yaşayan, terör örgütünün canlı kalkan yapması sebebiyle hayatını kaybeden vatandaşlarımız için hangi tepkiyi gösterdiniz-

Terör ortamında istenmeyen, arzu edilmeyen kayıplar maalesef yaşanabiliyor. Bundan dolayı terör örgütüne sorumluluk yükleyip, 'yeter artık' diyebildiniz mi- Terör olmasa bu acılar, bu kayıplar yaşanmayacağına göre terörü bir yöntem olarak seçenlere karşı en ufak bir eleştiri getirebildiniz mi-

Eline silah alıp öldürmeyi bir yöntem olarak seçen teröriste tek bir laf söylemeyip, ülkesini ve milletini korumak için mücadele eden güvenlik güçlerini suçlamak nasıl bir hezeyandır- Bu millet, bu ülke habis bir ur karşısında teslim olmayacak kadar asildir, güçlüdür, sağlamdır, en önemlisi de bir ananın çocukları gibi bir elin parmakları gibi birbirinin kardeşidir. Bunu böyle bilin.

Sizin nifak tohumlarınız bu topraklarda asla kök salamaz. Apo'ya peygamber diyenlerin Kürtler'in dinini Zerdüştlük sananların, her türlü kutsalı, her türlü manevi değeri çiğneyenlerin, gençlerin kanıyla beslenen vampirlerin bu topraklarda hiç bir şekilde muhatabı yoktur.''

(13.03)

**** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ****