2012-02-28 - 12:30
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Hükümeti'nin, Türkiye'deki 74 milyon vatandaşın, her kesimin, herkesin hükümeti olduğunu ifade ederek, ''Biz aldığımız oyla değil, kazandığımız gönüllerle mutlu olan bir hareketiz. Ve gönüller kazanmaya da devam edeceğiz'' dedi.
Başbakan Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısında yaptığı konuşmada şu mesajları verdi:
-Uluderedeki kardeşlerimizle dayanışma amacıyla başta Başbakan Yardımcım Beşir Atalay olmak üzere eşleri, eşim, ilgili bakan arkadaşlarımız, havalar müsaade ettiği anda oraya bir ziyareti olacak. Oradaki ailelerle bir araya gelecekler.
-12 yıl kademeli eğitimin ilk iki 4 yıllık döneminde devam mecburiyeti getiriyoruz. Bu yüzden kız çocukların okuldan koparılacağı iddiası tamamen yalandır, yersizdir. Okullaşma oranı, özellikle de kız çocukların okullaşma oranı, AK Parti hükümetleri döneminde rekor düzeylerde artış kaydetmiştir.
-4+4+4 sistemine karşı CHP ve TÜSİAD başta olmak üzere malum çevrelerin verdiği tepkiler tamamen bayat, çağdışı ve Türkiye gerçeklerinden uzak tepkilerdir. 8 yıllık kesintisiz eğitimin mimarlarından, akıl hocalarından biri olan TÜSİAD'ın bugün bir kez daha statükoculuğu savunması, ibretlik bir durumdur. Kusura bakma TÜSİAD senin arzun olmayacak. Milletin arzusu olacak.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, 26 Kasımda geçirdiği operasyonun, ikinci ve son aşamasının 10 Şubatta tamamlandığını, kısa bir istirahatin ardından, geçen hafta itibariyle normal mesaiye başladığını anlattı. Erdoğan, ''Allah'ın izniyle artan ivmeyle çalışmalarımıza devam edeceğiz'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, geçmiş olsun temennilerini gelerek, telefonla, mesajla ileten başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, siyasi partilerin genel başkan ve yöneticilerine, bakanlara, milletvekillerine, teşkilatlarının tüm üyelerine, sivil toplum örgütlerinin yöneticilerine şükranlarını iletti.
Sağlık temennilerini, iyi dileklerini, hayır dualarını esirgemeyen aziz milletine teşekkür eden Erdoğan, ''Önceki akşam geç bir saat olmasına ve soğuğa rağmen Esenboğa Hava Limanında binlerce kardeşimizin coşku, heyecan, duygu dolu karşılamalarına şahit olduk. Hava alanından şehir merkezine kadar kilometrelerce mesafede kuyruk oluşturan, yol boyunca dualarını ileten taksici esnafımıza, minübüsçü, otobüsçü kardeşlerimize, gençlerimize, çocuklarımıza tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Hepsine kalpten muhabbetlerimi iletiyorum'' ifadesini kullandı.
Erdoğan, önceki akşam duygulu karşılama merasiminde gençlerin hep bir ağızdan, ''Dik dur, eğilme bu gençlik seninle'' dediklerini söylemesinin ardından salonda bulunanlar yine aynı sloganı attılar. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Hiç kimsenin şüphesi, tereddütü olmasın; bu kalp Allah ömür, sıhhat verdikçe önce Rabbim, sonra aziz milletim için çarpmaya devam edecektir. Bugüne kadar hep dik durduk, dikleşmedik. Bugüne kadar rüku ve secde dışında asla ve asla eğilmedik. Bundan sonra da dik duracak, eğilmeyecek, milletin bu muhabbetini, vefasını, teveccühünü, itimadını asla ve asla boşa çıkarmayacağız. Milletin muhabbetinden daha büyük rütbe yoktur, milletin gönlünden daha büyük makam yoktur. Allah'ın izni ve inayetiyle 9 yıl boyunca yaptığımız hizmetler neticesinde milletin muhabbetine mazhar olduk, milletin gönlünde en büyük makamı edindik. İnşallah bu can, bu bedende olduğu sürece millete hizmet etmeye, milletin sevdasına layık olmaya, milletin gönlündeki o mübarek makamı daha da perçinlemeye hep birlikte devam edeceğiz.
Biliniz ki biz birlik ve bütünlük içinde olduğumuz, kardeşlik hukukumuzu koruduğumuz, her türlü fitne ve fesadı elimizin tersiyle ittiğimiz sürece, bu kutlu yürüyüşü kimse durduramaz. İhlas ve muhabbet her türlü oyunu bozar. Azim ve kararlılık, her türlü tezgahı boşa çıkarır. AK Parti Hükümeti, Türkiye'deki 74 milyon vatandaşın, her kesimin, herkesin hükümetidir. Biz aldığımız oyla değil, kazandığımız gönüllerle mutlu olan bir hareketiz. Ve gönüller kazanmaya da devam edeceğiz.''
Başbakan Erdoğan, geçen pazar günü son derece anlamlı, kederli bir yıldönümünü yaşadıklarını ifade ederek, 26 Şubat 1992'de Hocalı'da 83 çocuk, 106 kadın, 70'den fazla yaşlı olmak üzere 613 masum insanın Ermeni saldırganlar tarafından hunharca katledildiğini söyledi.
Hocalı'da katledilen kardeşlerini bir kez daha rahmetle yad ettiklerini dile getiren Erdoğan, tüm Azeri kardeşlerine, Azerbaycan'a bir kez daha Türkiye'nin dayanışma mesajlarını ilettiklerini bildirdi.
İstanbul başka olmak üzere bir çok şehirde, pazar günü bu katliamın anıldığını, menfur cinayetin tüm boyutlarıyla bir kez daha lanetlendiğini dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:
''İstanbul'daki mitingde marjinal ve münferit bir kaç pankartın olması, sloganların atılması Hocalı katliamına dair acımızı, dayanışmamızı gölgelemeye yetmez.
Türkiye her platformda güçlü şekilde savunduğu, hukuk ve adaletin bir gereği olarak, her vatandaşına eşit mesafededir. Her vatandaşın hakkını ve hukukunu güvence altına almış bir ülkedir. Etnik kökeni, diline, inancına, derisinin rengine bakılmaksızın bu ülkenin her bir vatandaşı, birinci sınıf vatandaştır. Hukuk önünde eşittir. Şunu herkes bilsin ki biz Hocalı katliamını unutmayacağız, unutturmayacağız, orada katledilen kardeşlerimizin, masumların yasını tutmaya devam edeceğiz. Ancak biz her zaman yaptığımız gibi nefreti ve öfkeyi çoğaltan değil, barışı, adaleti, hakkı, hukuku savunan taraf olmaya devam edeceğiz. Taksim'deki anma törenini, marjinal, münferit pankartlardan yola çıkarak bir kışkırtmaya dönüştürmek isteyenlere karşı da uyanık olmaya devam edeceğiz.''
Başbakan Erdoğan, geçen cuma günü Adana Kozan'da bir baraj inşaatındaki kaza nedeniyle burada çalışan 10 işçinin sele kapıldığını, ikisinin cesetlerine ulaşıldığını, 8 işçiyle ilgili arama çalışmalarının devam ettiğini anımsattı.
Kazanın, adli ve idari olarak çok yönlü, çok boyutlu olarak soruşturduğunu bildiren Erdoğan, en kısa zamanda olayın aydınlığa kavuşacağını, sorumluların yargı önüne çıkarılacağını söyledi. Erdoğan, hayatını kaybeden işçilere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.
Erdoğan, ''27 Şubatta geçen yıl hakka uğurladığımız, değerli hocamız, Sayın Başbakanımız merhum Necmettin Erbakan'ı da vefatının seneyi devriyesinde rahmetle anıyor, mekanı cennet olsun diyoruz'' diye konuştu.
İstanbul'da hafta içinde önemli misafirler ağırladıklarına işaret eden Erdoğan, Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Üyesi, Makedonya Cumhurbaşkanı, Çin Devlet Başkan Yardımcısı, BM 66. Genel Kurul Başkanı ile görüşmeler yaptıklarını anlattı. Erdoğan, cumartesi günü Libya Geçiş Hükümeti Başbakanı ve heyetiyle, İstanbul'da heyetlerarası çalışma yemeğinde bir araya geldiklerini belirterek, Libya'daki son gelişmeleri, iki ülke ilişkilerini ayrıntılı şekilde ele aldıklarını söyledi.
Erdoğan, hafta içinde Londra ve Tunus'ta iki önemli zirve gerçekleştirildiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
''Türkiye'nin yoğun çalışması sonucu Somali, dünya gündemindeki yerini koruyor. Hafta içinde yine Türkiye'nin yoğun çabasıyla Londra'da 50'den fazla ülke, uluslararası kuruluş temsilcisi katılımıyla Somali Konferansı düzenlendi. Son 60 yılın en büyük kuraklık ve açlığını yaşayan Somali'ye Türkiye'nin ilgi ve desteği artarak devam edecek. İnşallah bu yıl Haziran ayında BM ile işbirliği içinde Somali Konferansı'nın ikincisini de İstanbul'da düzenleyeceğiz. Hafta içinde 60'dan fazla ülkenin, BM, Arap Ligi gibi uluslararası kuruluşların katılımıyla Suriye Halkının Dostları Grubu toplandı. Bunun gerçekleşmesi için Türkiye olarak her aşamada devrede olduk, aktif rol üstlendik. Toplantı sonunda yayımlanan bildiride Suriye muhalefetinin, özellikle Suriye halkının meşru temsilcisi olarak kabul edilmesi çağrısı özellikle önemli oldu. Mart ayı içinde İstanbul'da toplantı düzenleyecek, Suriye'de ulusal ittifak konusunu bir kez de İstanbul'dan dünyaya duyuracağız.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP'nin 27 Mayıs, 12 Eylül müdahalelerine zemin hazırladığını, çanak tuttuğunu belirterek, ''28 Şubat'ta sessiz, tepkisiz kalan kenarda ellerini ovuşturan yine CHP olmuştur. Bunlar demokrasiyi sadece kurultaylarda işlerine geldiği için hatırlıyorlar'' dedi.
28 Şubat'ta da millet iradesinin, milletin kendisinin hedef alındığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
''Seçimle gelmiş, anayasa ve yasalar çerçevesinde görev üslenmiş bir hükümet kışkırtmalar, kirli senaryolar, bazı medya ve sivil toplum örgütlerinin de içinde yer aldığı tertipler marifetiyle görevden uzaklaştırılmış, siyaset dizayn edilmek, vesayet altına alınmak istenmişti. 28 Şubat'ın arkasında çok büyük bir enkaz bıraktığını özellikle hatırlatmak isterim. En başta demokrasi ve Türkiye ekonomisi bu müdahaleden ağır bir yara almıştır. Tıpkı 27 Mayıs ve 12 Eylül'de olduğu gibi Türkiye fakirleşmiş, dışlanmış, yokluğu, yoksulluğa ve umutsuzluğa mahkum olmuştur.
Yüzlerce insan inançlarından, görüşlerinden, görünüşlerinden dolayı bu süreçte mağdur edilmiştir. Bürokraside cadı avı başlatılmış, hukuksuz işten atmalar, uzaklaştırmalar, sürgünler yaşanmış, fişlemeler, fişlenmeler gerçekleşmiş. Televizyon ekranlarından ve gazete sayfalarından inançlı kesimlerin hissiyatları ağrı bir saldırıya maruz kalmıştır. Hükümet ağır bir kuşatma altına alınırken, yerel yönetimler de farklı baskılar altına alınmış, belediyelerin hizmet üretmesinin, çözüm üretmesinin önüne geçilmiştir. 28 Şubat'ta sadece siyaseti değil, toplumu da dizayn etmek gibi gerçekten fecaat arz eden bir niyet sergilenmiş, ilkokullardan üniversitelere, Kur'an kurslarından camilere kadar her alanda milletin hissiyatıyla uyuşmayan düzenlemeler yapılmıştır. Üniversite kapılarında milletin evlatları rencide edilmiştir, nice kız öğrenci inançlarından dolayı, kılık kıyafetinden dolayı eğitimden soğutulmuş, kılıf kıyafetlerinden dolayı eğitim hakkından mahrum bırakılmıştır.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, 28 Şubat döneminde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde, Bezm-i Alem Hastanesi'nde yatarken, bir gün iki kız çocuğu ile hastanede karşılaştığını ve ''Hayırdır nedir rahatsızlığınız'' diye sorduğunu belirtti. Kızların kendisine ''Ne olacak başkanım, kafayı üşüttük'' dediklerini, neden diye sorduğunda da ''eğitim öğretim hakkımız elimizden alındı da onun için'' yanıtını aldığını ifade eden Erdoğan, ''Oraya psikolojik tedavi almak üzere gelmişler. O sadece iki taneydi, sayılar aslında yüzlerce, binlerce kızımız için geçerli. Bu ülkede bunlar yaşandı, bunların ahı, vahı yerde kalır mı-'' diye konuştu.
Bu anlattığı olayın sadece kendi yaşadıkları, gördükleri olaylar olduğuna işaret eden Erdoğan, bu örnekleri yüzleri, binleri bulabileceğini vurguladı.
''Bu iş elhamdülillah şu anda yoluna girdi, rayına oturdu'' diyen Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''27 Mayıs, 12 Eylül bu millete çok ağır bedeller, çok ağır faturalar yükledi. Aynı şekilde 28 Şubat'ta bu ülkede ağır bedeller ödetmiş, ağır faturalar yükleşmiş, Türkiye'nin kalkınma ivmesini yavaşlatmış, iyice düşürmüş, Türkiye'nin ilerleme hamlesine ağır bir darbe vurmuştur. Biz, 28 Şubat'ın mağduru olarak bugün gururla ayaktayız, buradayız. Sizler, 28 Şubat mağdurları olarak bugün büyük bir gururla ayaktasınız, buradasınız. TBMM, 28 Şubat'ın bir mağduru olarak bugün burada ve millet iradesini gururla, onurla temsil ediyor. 28 Şubat'ta hakkı yenen, mağdur edilen, rencide edilen nice kardeşimiz artık haklarına kavuştu, haklarına kavuşuyor, üniversite kapısından döndürülen, ikna odalarında işkenceye maruz bırakılan, eğitim hakları ellerinden alınan kız kardeşlerimize bugün geçte olsa artık itibarları iade ediliyor, ama inanın 28 Şubat'ın mimarları bugün toplum önüne çıkmaktan, toplumun huzuruna çıkmaktan çekiniyor, tarih ve toplum karşısında telafi edilemez bir mahcubiyet yaşıyorlar.
Şahsi hırsları, çıkarları için millet iradesini çiğneyenleri ne toplum, ne de tarihi asla affetmeyecektir. Şundan emin olun, tarih 28 Şubat'ın mimarlarını olduğu kadar taşeronlarını, taşeron sivil toplum kuruluşu yöneticilerini, taşeron medya kuruluşlarını ve yazarlarını da üzerinden bin yıl bile geçse affetmeyecek, alınlarındaki o kara lekeyi silemeyecektir. 27 Mayıs'ın mimarları bu millet tarafından mahkum edilmiştir, 12 Eylül'ün mimarları bu millet tarafından yokluğa mahkum edilmiştir. Bin yıl süreceği söylenen 28 Şubat'ın mimarları da 15 yıl içerisinde unutulmuş, tarihten silinmiştir, millet onları da elinin tersiyle bir kenara itmiştir.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin 12 Eylül ile yüzleştiğini, yüzleşmeye devam ettiğini, yine bir 12 Eylül günü, 12 Eylül 2010'da yapılan bir halk oylamasıyla 12 Eylül'den de hesap sormaya başladığını, 12 Eylül'cülerin yargılanması için hukuk yolunun açıldığını anlatarak, ''Hiç kimsenin endişesi olmasın. Bu millet 28 Şubat ile de yüzleşiyor ve yüzleşmeye devam edecek. 28 Şubat'ın bu ülkeye, millete, demokrasi ve ekonomiye ödettiği bedelin hesabı soruluyor ve sorulmaya devam ediyor'' dedi.
Başbakan Erdoğan, geçtiğimiz haftalarda telekonferans yoluyla katıldığı AK Parti İstanbul Gençlik Kolları Kongresindeki konuşmasında kullandığı, Necip Fazıl Kısakürek'e ait ifadelerin günlerdir konuşulduğunu, ''fırtınalar kopartılmak'' istendiğini belirterek, Kısakürek'in ''Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, emeğinin, kininin, kalbinin davacısı bir gençlik...'' ifadelerini kullandığını anımsattı.
Bu sözlerin sahibinin kim olduğunu bilmeyen cahillerin hemen yorum yapmaya başladığını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Çünkü o da zindanlarda çok çekti, oralardan haykırıyor. Bazı Cumhuriyet Halk Partililer nasıl olduysa Yunus Emre'yi hatırlamış, bize Yunus ile cevap veriyor. Biz, kime karşı Yunus'un, kime karşı da Köroğlu'nun, Dadaloğlu'nun diliyle konuşacağımızı çok iyi biliriz. Mazlumun, mağdurun, masumun, yolda kalmışın, ihtiyaç sahibinin, insanın karşısında bizim dilimiz Yunus'un dilidir, Mevlana'nın dilidir, ama zalime karşı, diktatörlere karşı, dikta heveslilerine, millet iradesinin düşmanlarına, onların taşeronlarına karşı da dilimiz Köroğlu'nun dilidir, Dadaloğlu'nun, Necip Fazıl Üstad'ın dilidir.
Merhum Mehmet Akif'in çok bilinen dizelerini bir kez daha hatırlatıyorum. Diyor ki Akif; 'Geçmişten adam hisse kaparmış, ne masal bir şey. Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi eder. Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar, hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi.' 27 Mayıs'tan ibret alınmadığı için 12 Mart yaşanmıştır, 12 Mart'tan ibret alınmadığı için 12 Eylül yaşanmıştır. Tüm bunlardan gerekli ders çıkarılmadığı için 28 Şubat yaşanmıştır. İşte AK Parti, bu kısır döngüyü kırmıştır, AK Parti, yaşananlardan ders çıkararak 9 yıl boyunca demokratikleşme alanında tarihi reformlar yapmış, tarihi adımlar atmıştır. Millet iradesi bu dönemde anlam kazanmıştır, içerik kazanmıştır. Millet iradesi, AK Parti döneminde güç kazanmıştır. Her türlü vesayetçi sistemin üzerine kararlılıkla gidilmiş, millet iradesine kasteden çetelere karşı cesaretle mücadele verilmiştir. Dün olduğu gibi bugün de yarın da hiçbir şekilde vesayeti kabul edemiyor, millet iradesine dönük hiçbir girişime müsamaha göstermiyor, göz yummuyoruz.''
Başbakan Erdoğan, vesayetçi sistemin, vesayetçi siyaset anlayışının millet iradesine musallat olmasına hiçbir zaman müsaade etmeyeceklerini, izin vermeyeceklerini vurgulayarak, ''Demokrasilerde karar da yetki de milletindir. Demokrasi dışı kurumların yasama, yürütme ve yargıya hükmetmesini de demokratik erklerin sınırlarını aşmasını da aynı şekilde kabul etmeyiz. Milleti gayri mümeyyiz görüp, milletin vesayetini, velayete muhtaç görüp kendi şahsi hırs ve çıkarlarını öne çıkaranlar, bugün artık karşılarında milleti buluyor, milletin partisi AK Parti'yi buluyorlar'' diye konuştu.
Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bizim babalarımız, 27 Mayıs'ın gölgesinde yaşadılar, bizler 12 Eylül'ün gölgesinde yaşadık, ama bugün 28 Şubat'ın da müdahaleci zihniyetin de gölge etmesine izin vermiyoruz. Genç nesillerin istikbalinin gölgelenmesine seyirci kalmayız. Bugün burada tekrar ifade ediyorum, çarpık bir zihniyetin, kendisini milletin üzerinde gören bu şekilci, kibirli ve ukala zihniyet, çıkarının zedelendiği her dönemde, millet iradesini çiğnemekten çekinmemiştir. Ne yazık ki başta CHP olmak üzere kimi siyasi partiler de bu zihniyetin taşıyıcılığını ve hamiliğini yapmıştır.
27 Mayıs'a zemin hazırlayan, 27 Mayıs müdahalesine çanak ve alkış tutan CHP olmuştur. 12 Eylül müdahalesine zemin hazırlayan aynı şekilde CHP olmuştur, 28 Şubat'ta sessiz, tepkisiz kalan kenarda ellerini ovuşturan yine CHP olmuştur. Bunlar demokrasiyi sadece kurultaylarda işlerine geldiği için hatırlıyorlar.'' (12:30)
**** HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
-Uluderedeki kardeşlerimizle dayanışma amacıyla başta Başbakan Yardımcım Beşir Atalay olmak üzere eşleri, eşim, ilgili bakan arkadaşlarımız, havalar müsaade ettiği anda oraya bir ziyareti olacak. Oradaki ailelerle bir araya gelecekler.
-12 yıl kademeli eğitimin ilk iki 4 yıllık döneminde devam mecburiyeti getiriyoruz. Bu yüzden kız çocukların okuldan koparılacağı iddiası tamamen yalandır, yersizdir. Okullaşma oranı, özellikle de kız çocukların okullaşma oranı, AK Parti hükümetleri döneminde rekor düzeylerde artış kaydetmiştir.
-4+4+4 sistemine karşı CHP ve TÜSİAD başta olmak üzere malum çevrelerin verdiği tepkiler tamamen bayat, çağdışı ve Türkiye gerçeklerinden uzak tepkilerdir. 8 yıllık kesintisiz eğitimin mimarlarından, akıl hocalarından biri olan TÜSİAD'ın bugün bir kez daha statükoculuğu savunması, ibretlik bir durumdur. Kusura bakma TÜSİAD senin arzun olmayacak. Milletin arzusu olacak.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, 26 Kasımda geçirdiği operasyonun, ikinci ve son aşamasının 10 Şubatta tamamlandığını, kısa bir istirahatin ardından, geçen hafta itibariyle normal mesaiye başladığını anlattı. Erdoğan, ''Allah'ın izniyle artan ivmeyle çalışmalarımıza devam edeceğiz'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, geçmiş olsun temennilerini gelerek, telefonla, mesajla ileten başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, siyasi partilerin genel başkan ve yöneticilerine, bakanlara, milletvekillerine, teşkilatlarının tüm üyelerine, sivil toplum örgütlerinin yöneticilerine şükranlarını iletti.
Sağlık temennilerini, iyi dileklerini, hayır dualarını esirgemeyen aziz milletine teşekkür eden Erdoğan, ''Önceki akşam geç bir saat olmasına ve soğuğa rağmen Esenboğa Hava Limanında binlerce kardeşimizin coşku, heyecan, duygu dolu karşılamalarına şahit olduk. Hava alanından şehir merkezine kadar kilometrelerce mesafede kuyruk oluşturan, yol boyunca dualarını ileten taksici esnafımıza, minübüsçü, otobüsçü kardeşlerimize, gençlerimize, çocuklarımıza tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Hepsine kalpten muhabbetlerimi iletiyorum'' ifadesini kullandı.
Erdoğan, önceki akşam duygulu karşılama merasiminde gençlerin hep bir ağızdan, ''Dik dur, eğilme bu gençlik seninle'' dediklerini söylemesinin ardından salonda bulunanlar yine aynı sloganı attılar. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Hiç kimsenin şüphesi, tereddütü olmasın; bu kalp Allah ömür, sıhhat verdikçe önce Rabbim, sonra aziz milletim için çarpmaya devam edecektir. Bugüne kadar hep dik durduk, dikleşmedik. Bugüne kadar rüku ve secde dışında asla ve asla eğilmedik. Bundan sonra da dik duracak, eğilmeyecek, milletin bu muhabbetini, vefasını, teveccühünü, itimadını asla ve asla boşa çıkarmayacağız. Milletin muhabbetinden daha büyük rütbe yoktur, milletin gönlünden daha büyük makam yoktur. Allah'ın izni ve inayetiyle 9 yıl boyunca yaptığımız hizmetler neticesinde milletin muhabbetine mazhar olduk, milletin gönlünde en büyük makamı edindik. İnşallah bu can, bu bedende olduğu sürece millete hizmet etmeye, milletin sevdasına layık olmaya, milletin gönlündeki o mübarek makamı daha da perçinlemeye hep birlikte devam edeceğiz.
Biliniz ki biz birlik ve bütünlük içinde olduğumuz, kardeşlik hukukumuzu koruduğumuz, her türlü fitne ve fesadı elimizin tersiyle ittiğimiz sürece, bu kutlu yürüyüşü kimse durduramaz. İhlas ve muhabbet her türlü oyunu bozar. Azim ve kararlılık, her türlü tezgahı boşa çıkarır. AK Parti Hükümeti, Türkiye'deki 74 milyon vatandaşın, her kesimin, herkesin hükümetidir. Biz aldığımız oyla değil, kazandığımız gönüllerle mutlu olan bir hareketiz. Ve gönüller kazanmaya da devam edeceğiz.''
Başbakan Erdoğan, geçen pazar günü son derece anlamlı, kederli bir yıldönümünü yaşadıklarını ifade ederek, 26 Şubat 1992'de Hocalı'da 83 çocuk, 106 kadın, 70'den fazla yaşlı olmak üzere 613 masum insanın Ermeni saldırganlar tarafından hunharca katledildiğini söyledi.
Hocalı'da katledilen kardeşlerini bir kez daha rahmetle yad ettiklerini dile getiren Erdoğan, tüm Azeri kardeşlerine, Azerbaycan'a bir kez daha Türkiye'nin dayanışma mesajlarını ilettiklerini bildirdi.
İstanbul başka olmak üzere bir çok şehirde, pazar günü bu katliamın anıldığını, menfur cinayetin tüm boyutlarıyla bir kez daha lanetlendiğini dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:
''İstanbul'daki mitingde marjinal ve münferit bir kaç pankartın olması, sloganların atılması Hocalı katliamına dair acımızı, dayanışmamızı gölgelemeye yetmez.
Türkiye her platformda güçlü şekilde savunduğu, hukuk ve adaletin bir gereği olarak, her vatandaşına eşit mesafededir. Her vatandaşın hakkını ve hukukunu güvence altına almış bir ülkedir. Etnik kökeni, diline, inancına, derisinin rengine bakılmaksızın bu ülkenin her bir vatandaşı, birinci sınıf vatandaştır. Hukuk önünde eşittir. Şunu herkes bilsin ki biz Hocalı katliamını unutmayacağız, unutturmayacağız, orada katledilen kardeşlerimizin, masumların yasını tutmaya devam edeceğiz. Ancak biz her zaman yaptığımız gibi nefreti ve öfkeyi çoğaltan değil, barışı, adaleti, hakkı, hukuku savunan taraf olmaya devam edeceğiz. Taksim'deki anma törenini, marjinal, münferit pankartlardan yola çıkarak bir kışkırtmaya dönüştürmek isteyenlere karşı da uyanık olmaya devam edeceğiz.''
Başbakan Erdoğan, geçen cuma günü Adana Kozan'da bir baraj inşaatındaki kaza nedeniyle burada çalışan 10 işçinin sele kapıldığını, ikisinin cesetlerine ulaşıldığını, 8 işçiyle ilgili arama çalışmalarının devam ettiğini anımsattı.
Kazanın, adli ve idari olarak çok yönlü, çok boyutlu olarak soruşturduğunu bildiren Erdoğan, en kısa zamanda olayın aydınlığa kavuşacağını, sorumluların yargı önüne çıkarılacağını söyledi. Erdoğan, hayatını kaybeden işçilere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.
Erdoğan, ''27 Şubatta geçen yıl hakka uğurladığımız, değerli hocamız, Sayın Başbakanımız merhum Necmettin Erbakan'ı da vefatının seneyi devriyesinde rahmetle anıyor, mekanı cennet olsun diyoruz'' diye konuştu.
İstanbul'da hafta içinde önemli misafirler ağırladıklarına işaret eden Erdoğan, Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Üyesi, Makedonya Cumhurbaşkanı, Çin Devlet Başkan Yardımcısı, BM 66. Genel Kurul Başkanı ile görüşmeler yaptıklarını anlattı. Erdoğan, cumartesi günü Libya Geçiş Hükümeti Başbakanı ve heyetiyle, İstanbul'da heyetlerarası çalışma yemeğinde bir araya geldiklerini belirterek, Libya'daki son gelişmeleri, iki ülke ilişkilerini ayrıntılı şekilde ele aldıklarını söyledi.
Erdoğan, hafta içinde Londra ve Tunus'ta iki önemli zirve gerçekleştirildiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
''Türkiye'nin yoğun çalışması sonucu Somali, dünya gündemindeki yerini koruyor. Hafta içinde yine Türkiye'nin yoğun çabasıyla Londra'da 50'den fazla ülke, uluslararası kuruluş temsilcisi katılımıyla Somali Konferansı düzenlendi. Son 60 yılın en büyük kuraklık ve açlığını yaşayan Somali'ye Türkiye'nin ilgi ve desteği artarak devam edecek. İnşallah bu yıl Haziran ayında BM ile işbirliği içinde Somali Konferansı'nın ikincisini de İstanbul'da düzenleyeceğiz. Hafta içinde 60'dan fazla ülkenin, BM, Arap Ligi gibi uluslararası kuruluşların katılımıyla Suriye Halkının Dostları Grubu toplandı. Bunun gerçekleşmesi için Türkiye olarak her aşamada devrede olduk, aktif rol üstlendik. Toplantı sonunda yayımlanan bildiride Suriye muhalefetinin, özellikle Suriye halkının meşru temsilcisi olarak kabul edilmesi çağrısı özellikle önemli oldu. Mart ayı içinde İstanbul'da toplantı düzenleyecek, Suriye'de ulusal ittifak konusunu bir kez de İstanbul'dan dünyaya duyuracağız.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP'nin 27 Mayıs, 12 Eylül müdahalelerine zemin hazırladığını, çanak tuttuğunu belirterek, ''28 Şubat'ta sessiz, tepkisiz kalan kenarda ellerini ovuşturan yine CHP olmuştur. Bunlar demokrasiyi sadece kurultaylarda işlerine geldiği için hatırlıyorlar'' dedi.
28 Şubat'ta da millet iradesinin, milletin kendisinin hedef alındığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
''Seçimle gelmiş, anayasa ve yasalar çerçevesinde görev üslenmiş bir hükümet kışkırtmalar, kirli senaryolar, bazı medya ve sivil toplum örgütlerinin de içinde yer aldığı tertipler marifetiyle görevden uzaklaştırılmış, siyaset dizayn edilmek, vesayet altına alınmak istenmişti. 28 Şubat'ın arkasında çok büyük bir enkaz bıraktığını özellikle hatırlatmak isterim. En başta demokrasi ve Türkiye ekonomisi bu müdahaleden ağır bir yara almıştır. Tıpkı 27 Mayıs ve 12 Eylül'de olduğu gibi Türkiye fakirleşmiş, dışlanmış, yokluğu, yoksulluğa ve umutsuzluğa mahkum olmuştur.
Yüzlerce insan inançlarından, görüşlerinden, görünüşlerinden dolayı bu süreçte mağdur edilmiştir. Bürokraside cadı avı başlatılmış, hukuksuz işten atmalar, uzaklaştırmalar, sürgünler yaşanmış, fişlemeler, fişlenmeler gerçekleşmiş. Televizyon ekranlarından ve gazete sayfalarından inançlı kesimlerin hissiyatları ağrı bir saldırıya maruz kalmıştır. Hükümet ağır bir kuşatma altına alınırken, yerel yönetimler de farklı baskılar altına alınmış, belediyelerin hizmet üretmesinin, çözüm üretmesinin önüne geçilmiştir. 28 Şubat'ta sadece siyaseti değil, toplumu da dizayn etmek gibi gerçekten fecaat arz eden bir niyet sergilenmiş, ilkokullardan üniversitelere, Kur'an kurslarından camilere kadar her alanda milletin hissiyatıyla uyuşmayan düzenlemeler yapılmıştır. Üniversite kapılarında milletin evlatları rencide edilmiştir, nice kız öğrenci inançlarından dolayı, kılık kıyafetinden dolayı eğitimden soğutulmuş, kılıf kıyafetlerinden dolayı eğitim hakkından mahrum bırakılmıştır.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, 28 Şubat döneminde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde, Bezm-i Alem Hastanesi'nde yatarken, bir gün iki kız çocuğu ile hastanede karşılaştığını ve ''Hayırdır nedir rahatsızlığınız'' diye sorduğunu belirtti. Kızların kendisine ''Ne olacak başkanım, kafayı üşüttük'' dediklerini, neden diye sorduğunda da ''eğitim öğretim hakkımız elimizden alındı da onun için'' yanıtını aldığını ifade eden Erdoğan, ''Oraya psikolojik tedavi almak üzere gelmişler. O sadece iki taneydi, sayılar aslında yüzlerce, binlerce kızımız için geçerli. Bu ülkede bunlar yaşandı, bunların ahı, vahı yerde kalır mı-'' diye konuştu.
Bu anlattığı olayın sadece kendi yaşadıkları, gördükleri olaylar olduğuna işaret eden Erdoğan, bu örnekleri yüzleri, binleri bulabileceğini vurguladı.
''Bu iş elhamdülillah şu anda yoluna girdi, rayına oturdu'' diyen Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''27 Mayıs, 12 Eylül bu millete çok ağır bedeller, çok ağır faturalar yükledi. Aynı şekilde 28 Şubat'ta bu ülkede ağır bedeller ödetmiş, ağır faturalar yükleşmiş, Türkiye'nin kalkınma ivmesini yavaşlatmış, iyice düşürmüş, Türkiye'nin ilerleme hamlesine ağır bir darbe vurmuştur. Biz, 28 Şubat'ın mağduru olarak bugün gururla ayaktayız, buradayız. Sizler, 28 Şubat mağdurları olarak bugün büyük bir gururla ayaktasınız, buradasınız. TBMM, 28 Şubat'ın bir mağduru olarak bugün burada ve millet iradesini gururla, onurla temsil ediyor. 28 Şubat'ta hakkı yenen, mağdur edilen, rencide edilen nice kardeşimiz artık haklarına kavuştu, haklarına kavuşuyor, üniversite kapısından döndürülen, ikna odalarında işkenceye maruz bırakılan, eğitim hakları ellerinden alınan kız kardeşlerimize bugün geçte olsa artık itibarları iade ediliyor, ama inanın 28 Şubat'ın mimarları bugün toplum önüne çıkmaktan, toplumun huzuruna çıkmaktan çekiniyor, tarih ve toplum karşısında telafi edilemez bir mahcubiyet yaşıyorlar.
Şahsi hırsları, çıkarları için millet iradesini çiğneyenleri ne toplum, ne de tarihi asla affetmeyecektir. Şundan emin olun, tarih 28 Şubat'ın mimarlarını olduğu kadar taşeronlarını, taşeron sivil toplum kuruluşu yöneticilerini, taşeron medya kuruluşlarını ve yazarlarını da üzerinden bin yıl bile geçse affetmeyecek, alınlarındaki o kara lekeyi silemeyecektir. 27 Mayıs'ın mimarları bu millet tarafından mahkum edilmiştir, 12 Eylül'ün mimarları bu millet tarafından yokluğa mahkum edilmiştir. Bin yıl süreceği söylenen 28 Şubat'ın mimarları da 15 yıl içerisinde unutulmuş, tarihten silinmiştir, millet onları da elinin tersiyle bir kenara itmiştir.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin 12 Eylül ile yüzleştiğini, yüzleşmeye devam ettiğini, yine bir 12 Eylül günü, 12 Eylül 2010'da yapılan bir halk oylamasıyla 12 Eylül'den de hesap sormaya başladığını, 12 Eylül'cülerin yargılanması için hukuk yolunun açıldığını anlatarak, ''Hiç kimsenin endişesi olmasın. Bu millet 28 Şubat ile de yüzleşiyor ve yüzleşmeye devam edecek. 28 Şubat'ın bu ülkeye, millete, demokrasi ve ekonomiye ödettiği bedelin hesabı soruluyor ve sorulmaya devam ediyor'' dedi.
Başbakan Erdoğan, geçtiğimiz haftalarda telekonferans yoluyla katıldığı AK Parti İstanbul Gençlik Kolları Kongresindeki konuşmasında kullandığı, Necip Fazıl Kısakürek'e ait ifadelerin günlerdir konuşulduğunu, ''fırtınalar kopartılmak'' istendiğini belirterek, Kısakürek'in ''Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, emeğinin, kininin, kalbinin davacısı bir gençlik...'' ifadelerini kullandığını anımsattı.
Bu sözlerin sahibinin kim olduğunu bilmeyen cahillerin hemen yorum yapmaya başladığını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Çünkü o da zindanlarda çok çekti, oralardan haykırıyor. Bazı Cumhuriyet Halk Partililer nasıl olduysa Yunus Emre'yi hatırlamış, bize Yunus ile cevap veriyor. Biz, kime karşı Yunus'un, kime karşı da Köroğlu'nun, Dadaloğlu'nun diliyle konuşacağımızı çok iyi biliriz. Mazlumun, mağdurun, masumun, yolda kalmışın, ihtiyaç sahibinin, insanın karşısında bizim dilimiz Yunus'un dilidir, Mevlana'nın dilidir, ama zalime karşı, diktatörlere karşı, dikta heveslilerine, millet iradesinin düşmanlarına, onların taşeronlarına karşı da dilimiz Köroğlu'nun dilidir, Dadaloğlu'nun, Necip Fazıl Üstad'ın dilidir.
Merhum Mehmet Akif'in çok bilinen dizelerini bir kez daha hatırlatıyorum. Diyor ki Akif; 'Geçmişten adam hisse kaparmış, ne masal bir şey. Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi eder. Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar, hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi.' 27 Mayıs'tan ibret alınmadığı için 12 Mart yaşanmıştır, 12 Mart'tan ibret alınmadığı için 12 Eylül yaşanmıştır. Tüm bunlardan gerekli ders çıkarılmadığı için 28 Şubat yaşanmıştır. İşte AK Parti, bu kısır döngüyü kırmıştır, AK Parti, yaşananlardan ders çıkararak 9 yıl boyunca demokratikleşme alanında tarihi reformlar yapmış, tarihi adımlar atmıştır. Millet iradesi bu dönemde anlam kazanmıştır, içerik kazanmıştır. Millet iradesi, AK Parti döneminde güç kazanmıştır. Her türlü vesayetçi sistemin üzerine kararlılıkla gidilmiş, millet iradesine kasteden çetelere karşı cesaretle mücadele verilmiştir. Dün olduğu gibi bugün de yarın da hiçbir şekilde vesayeti kabul edemiyor, millet iradesine dönük hiçbir girişime müsamaha göstermiyor, göz yummuyoruz.''
Başbakan Erdoğan, vesayetçi sistemin, vesayetçi siyaset anlayışının millet iradesine musallat olmasına hiçbir zaman müsaade etmeyeceklerini, izin vermeyeceklerini vurgulayarak, ''Demokrasilerde karar da yetki de milletindir. Demokrasi dışı kurumların yasama, yürütme ve yargıya hükmetmesini de demokratik erklerin sınırlarını aşmasını da aynı şekilde kabul etmeyiz. Milleti gayri mümeyyiz görüp, milletin vesayetini, velayete muhtaç görüp kendi şahsi hırs ve çıkarlarını öne çıkaranlar, bugün artık karşılarında milleti buluyor, milletin partisi AK Parti'yi buluyorlar'' diye konuştu.
Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bizim babalarımız, 27 Mayıs'ın gölgesinde yaşadılar, bizler 12 Eylül'ün gölgesinde yaşadık, ama bugün 28 Şubat'ın da müdahaleci zihniyetin de gölge etmesine izin vermiyoruz. Genç nesillerin istikbalinin gölgelenmesine seyirci kalmayız. Bugün burada tekrar ifade ediyorum, çarpık bir zihniyetin, kendisini milletin üzerinde gören bu şekilci, kibirli ve ukala zihniyet, çıkarının zedelendiği her dönemde, millet iradesini çiğnemekten çekinmemiştir. Ne yazık ki başta CHP olmak üzere kimi siyasi partiler de bu zihniyetin taşıyıcılığını ve hamiliğini yapmıştır.
27 Mayıs'a zemin hazırlayan, 27 Mayıs müdahalesine çanak ve alkış tutan CHP olmuştur. 12 Eylül müdahalesine zemin hazırlayan aynı şekilde CHP olmuştur, 28 Şubat'ta sessiz, tepkisiz kalan kenarda ellerini ovuşturan yine CHP olmuştur. Bunlar demokrasiyi sadece kurultaylarda işlerine geldiği için hatırlıyorlar.'' (12:30)
**** HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
