2012-03-28 - 15:49
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifinin 8. maddesinin kabul edilmesinin ardından birleşime ara verdi. Verilen aranın ardından Komisyon ve Hükümetin yerine oturmaması üzerine Yakut, yarın saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, TBMM Genel Kurulu'nda, CHP Adıyaman Milletvekili Salih Fırat'ın, Adıyaman'ın sorunları hakkında yaptığı gündemdışı konuşmaya Hükümet adına yanıt verdi.
Adıyaman'ın fahri hemşehrisi olduğunu söyleyen Eroğlu, Hükümetin Adıyaman'a 2011 yılı sonuna kadar 1,5 milyar TL yatırım yaptığını, sadece kendi bakanlığının yatırımının 276 milyon TL olduğunu anlattı.
Bakan Eroğlu, Adıyaman'da pamuk ekildiğini ve orada büyük bir üretim olduğunu ifade ederek, 80 bin dekar araziyi suladıklarını belirtti. Adıyaman'ın içme suyu sorununu da çözdüklerini, 33 bin 771 metre uzaklıktan içme suyu getirdiklerini bildiren Eroğlu ''Yıllardır hasretle beklenildi bu su'' dedi. İldeki 19 derenin ıslahını yaptıklarını belirten Eroğlu, diğer yatırımları da anlattı.
''Ulaştırma Bakanlığı bizimle yarışıyor şu anda Adıyaman'da'' diyen Veysel Eroğlu, bakanlığın 97 kilometre bölünmüş yol yaptığını, TOKİ'nin de 17 projede 3 bin konut yaptığını söyledi. Eroğlu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın da Adıyaman'a büyük destek verdiğini ifade ederek, ''Adıyaman Avrupai bir şehir oldu, Adıyaman'la gurur duyuyoruz'' dedi.
AK Parti Yozgat Milletvekili Ertuğrul Soysal, 24 Mart Tüberküloz Günü dolayısıyla, MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı da sulama birliklerinin sorunları hakkında gündemdışı konuşma yaptı.
Gündemdışı konuşmalar yapılırken, AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın yanına giderek bir süre konuştu.
Bu sırada Tayyar'ı gören CHP Afyonkarahisar Milletvekili Halil Toptaş, ''Ne işin var burada, ayıp, bu söylenecek söz mü-'' diyerek, zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran kanun teklifinin TBMM Genel Kurulu'ndaki dünkü görüşmeleri sırasında, ''Dört artı dört okulları değil meyhaneyi vurdu. CHP vekiller tam kadro Meclis'te'' şeklinde tweet atan Tayyar'a tepki gösterdi.
Bu arada milletvekilleri, Batman'daki izinsiz Nevruz kutlamaları sırasında darbedildiği iddia edilen Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk'e geçmiş olsun dileğinde bulundu.
TBMM Genel Kurulunda, BDP'nin çocuk cezaevleri ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi kabul edilmedi.
Öneri üzerine BDP Grubu adına söz alan Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü, tutuklu ve hükümlü çocuk sayısının 2 bin 21'e ulaştığını, cezaevlerindeki çocuk sayısının giderek arttığını söyledi. Bunun nedeninin ''yoksulluk, antidemokratik devlet egemenliği ve Kürt sorununun henüz çözülememesinden'' kaynaklandığını ileri süren Kürkcü, ''Türkiye'nin temel sorunları, bu çocuklara çarparak bize yansıyor'' dedi.
AK Parti Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin, kanun teklifi vermek için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını istemenin doğru olmadığını söyledi. Konuyla ilgili TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde bir alt komisyon oluşturulduğunu belirten Bilgin, bu komisyonda, grubu bulunan tüm siyasi partilerin temsil edildiğini kaydetti. Araştırma komisyonlarının çalışma sürelerinin 3 ay olduğuna işaret eden Bilgin, ''Ama alt komisyon devamlı açık olan komisyon. Amaç çözüm yolları aramak ise işte bu komisyon çalışmalarını sürdürüyor'' diye konuştu.
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, Türkiye'de baskıcı bir politika uygulandığını iddia ederek, 12 Eylül dönemine benzer sokağa çıkma yasağı uygulanmasından endişe ettiklerini söyledi.
CHP heyeti olarak Pozantı Cezaevinde inceleme yaptıklarını anımsatan Özel, ''Dosyalar 9 aydır ellerinde olmasına rağmen Adalet Bakanlığı kılını bile kıpırdatmamış. Biz gittiğimizde gelen müfettişler de olayın üzerini kumla örtmek için çaba sarf ediyorlardı. Bu ayıp Sayın Başbakan'a, Sayın Adalet Bakanı'na aittir'' dedi. Özel, Osmaniye'deki çocuk cezaevinde de benzer durumların yaşandığını, akıl almaz yasakların uygulandığını iddia etti.
AK Parti Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun, konuyu kendilerinin de önemsediklerini, yaşanan olaylarla ilgili gerekli soruşturmaların açıldığını ve tedbirlerin alındığını belirtti. Ercoşkun, önlem alınmadığına yönelik ifadelerin gerçeği yansıtmadığını söyledi. Grup önerisinin aleyhinde olduklarını ifade eden Ercoşkun, Meclisin gündeminde de acil olarak çıkması gereken tasarı ve tekliflerin bulunduğunu dile getirdi.
Genel Kurulda, BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda, MHP'nin, özel güvenlik görevlilerinin sorunlarının çözümlenmesi amacıyla verdiği araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.
Önerinin lehinde konuşan MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, özel güvenlik kuruluşlarının mevzuatının gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Özel güvenlik görevlilerinin olumsuz şartlarda ve asgari ücretle çalıştırıldığını belirten Korkmaz, ''Karın tokluğuna çalıştırılan çağdaş köleler haline getirildiler'' dedi.
Korkmaz, sektörde bin 400 kayıtlı firmadan 300'ünün aktif olduğunu kaydederek, şöyle konuştu:
''Özel güvenlik kuruluşlarının yüzde 60'ı yabancı sermayeli. En büyük yabancı sermaye payı da Yahudi sermayesi. Türkiye'de 232 bin polis varken, özel güvenlik elemanı sayısı 170 bin. Bu sayı bir çok ülkenin ordusundan fazla. 170 bin kişilik silahlı bir güç yabancı sermayenin, Yahudi sermayesinin kontrolü altında. Yahudi düşmanlığı yapmıyoruz ancak Yahudi aleyhtarlığı üzerine istismar politikaları üreten AKP'nin iki yüzlülüğüne dikkat çekmek için bu bilgilerin kamuoyunca bilinmesi gerekiyor. Sevsinler sizin dini hassasiyetlerinizi, Gazze ve Filistin sevginizi. Siz mi yetiştireceksiniz dindar nesil-''
Öneri aleyhinde konuşan AK Parti Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu, özel güvenlik elemanlarının ücretleri, özlük hakları ve diğer sorunlarının işverenle imzalanan sözleşmeyle belirlendiğini söyledi.
Bu sektörün bir çok kişiye istihdam sağladığını belirten Kavaklıoğlu, ''Özel güvenlik görevlilerinin sorunlarına son derece duyarlıyız, sorunlarını çok önemsiyoruz'' dedi.
BDP Bingöl Milletvekili İdris Baluken, ülkedeki özel güvenlik görevlisi sayısının, 134 ülkenin ordu mensuplarından fazla olduğunu, ancak bu kadar fazla elemanı bulunan bir sektörün sorunlarının hala giderilemediğini söyledi.
Konuşmaların ardından MHP'nin önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifinin 1. bölümü üzerinde görüşmeler devam ediyor.
Genel Kurulda, CHP, Mersin Akkuyu'da kurulması planlanan nükleer enerji santralinin bölge ve insan sağlığı üzerinde gösterebileceği etkiyle ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini talep etti.
Öneri üzerine CHP grubu adına söz alan Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, Çernobil Nükleer Santrali'ndeki patlamayı anımsatarak, ''Aynı olayı Akkuyu'ya getiriyorsunuz. Japonya 54 nükleer santrali kurdu, 53'ünü kapattı. Bundan ders almıyorsunuz'' dedi. Atıcı, enerjinin nükleer yollardan elde edilmesinin sanıldığı kadar ucuz olmadığını, Türkiye'nin bu santrali kuracak teknolojiyi barındırmadığını ileri sürdü. Atıcı, AK Parti sıralarından gelen ''tezek mi yakalım'' sözüne karşılık, ''Evet tezek yakalım daha iyi. Onun dumanı gider ama nükleer bir sızıntı yedi sülalenizin DNA'sını kırar'' dedi.
MHP Mersin Milletvekili Ali Öz, nükleer enerjiden çok güneş, rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık verilmesi gerektiğini söyledi.
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü, nükleer enerji yatırımı yapmak isteyen şirketlerin Türkiye gibi orta gelişmişlikteki ülkeleri tercih etmeye başladıklarını ileri sürdü.
AK Parti Siirt Milletvekili Afif Demirkıran, nükleer enerji santrali konusunda kendilerinin her seferinde gerçekleri ortaya koyduklarını ancak ''populizm uğruna'' bazı milletvekillerince Meclis kürsüsünden eleştirildiğini söyledi. ''Dünya bu enerji kaynağının nimetinden istifade ediyor, biz de edeceğiz'' diyen Demirkıran, Akkuyu'da kurulacak enerji santralinin bölgeye ve insan sağlığına zarar vereceği yönündeki ifadelerin gerçeği yansıtmadığını belirtti.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurulda, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifinin 1. bölümü üzerinde görüşmelere geçildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, ''temel kanun'' olarak görüşülen, zorunlu eğitimi kademelendirerek 12 yıla çıkaran kanun teklifinin 1. bölümü üzerinde CHP Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Nur Serter, eline aldığı teklif metnini havaya kaldırarak, ''Hukuk ve demokrasi tanımazlığın, dayatmacı yönetim anlayışının tarihe düştüğü bir belgedir. Bu, AKP'nin nasıl bir yönetim anlayışı sergilediğinin göstergesi ve gelecekte çok tartışılacak olan bir belgedir'' dedi.
''Komisyondan kaçırılarak geçirilen yasa teklifi için bu kadar acelece davranılmasının sebebi nedir acaba-'' diye soran Serter, teklifin siyasi bir proje olduğunu ileri sürdü.
Serter, ''Projede, bilim, öğrenci, öğretmen, üniversiteler yoktur. Çatışmacı bir projedir. Eğitim projesi diye sunulan teklifin bütçesi, altyapısı, pilot uygulaması yoktur; halkın desteği de yoktur. Bu proje, Başbakanın kişisel intikam projesi olarak Türkiye'nin gündemine sokulmuş bir projedir. Ari ırk yaratma, tek tip insan üretme projesidir. Bu insanın da nasıl bir insan olduğunu Başbakan tanımladı, 'kindar olsun' dedi. Proje, ayrıştırıcı ve bölücü bir projedir'' diye konuştu.
Bu sistemin Avrupa'da olmadığını belirten Serter, ''Ancak bu proje, Osmanlı'nın bile son döneminde terk ettiği eğitimin artığı bir projedir'' dedi.
BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, teklifin aslında Hükümet tasarısı olduğunu ileri sürdü. Aksoy, ''Kabine üyelerinden bazılarının karşı çıkacağı endişesiyle teklif olarak getirilmiştir. Bir düzenlemeyi getireceksin ve bunu hiç bir eğitim kurumuna sunmayacaksın, adeta ferman gibi ortaya koyacaksın ve sonra da 'bu demokrasi' diyeceksin. Bunun adı diktatörlüktür. Teklifte niyet gizlenmemiştir, açık ve ortadadır. Bu Parlamento her istediğinizi yapacak bir yer değildir, bu halk da sizin köleniz olmayacaktır'' diye konuştu.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, teklifin komisyon görüşmelerinde teamüllere uyulmadığını ileri sürerek, ''6. maddeye kadar herkesin, 6. maddeden sonra AKP'nin teklifidir. Önergeler üzerinde konuşma imkanı sağlanmamıştır'' dedi.
Meclis'te siyaset kurumuna büyük zarar verildiğini belirten Yeniçeri, MHP'li komisyon üyeleri olarak, aklın ve sağduyunun oluşması için ellerinden geleni yaptıklarını kaydetti.
İmam-hatiplilere uygulanan katsayı adaletsizliğinin kaldırılması kararını yerinde bulduklarını ifade eden Yeniçeri, ''İmam hatip liselerinin orta bölümlerinin açılmasını, MHP olarak gerekli ve zorunlu görüyoruz. Kuranı Kerim'i, Peygamberimizin hayatını, hafızlık derslerini İslami bilgilerin öğrenilmesini zorunlu görüyoruz ve bunu savunuyoruz. Kuranı Kerim, sıradan, seçmeli bir ders kimliğine indirilemez'' diye konuştu.
Şahsı adına söz alan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, ''Zorbalıklar bugün yapılıyor zannediyordum ancak geçmişte de varmış. Demek ki bu genetikmiş'' dedi. ''Refah Parti'li milletvekillerinin 8 yıllık kesintisiz eğitime karşı çıktıkları ve engelleme yaptıklarına'' ilişkin haberlerin yer aldığını söylediği, 1997 yılındaki bazı gazetelerin manşetlerini okudu.
''Çocuklarımızın puanlarını nasıl çalacaksınız-'' diyen İnce, Konya'da özel bir ilköğretim okulundaki öğrencilerin yüzde 70'inin yıl sonu başarı puanının tam puan (500) olduğunu belirtti.
İnce, ''Şimdi ne olacak size söyleyeyim. Son sınıflarda 30-40 kişilik sınıflar olacak, bunların hepsini tam puanla mezun edecekler. Sonra bu kanunla okul birincilerinin yerleştirilmesinde YÖK'ün yetkisini artırdığınız için, bunları alıp okullara yerleştirecekler. KPSS sorularını kim çaldı- Çocukların geleceğini çalıyorsunuz. Siz kendi çocuklarınızı 30-40 kişilik okullarda sınıf birincisi yapacaksınız ve onları üniversitede iyi yerlere yerleştireceksiniz, işiniz gücünüz alavere dalevere'' diye konuştu.
Şahsı adına söz alan AK Parti Amasya Milletvekili Avni Erdemir, kesintisiz eğitim kararlarının 28 Şubat sürecinde alındığını söyledi.
Geçmişte öğrenciler mağdur oldukları için mesleki eğitim kurumlarına gitmek istemediğini ifade eden Erdemir, mesleki eğitimin önünü açan, tek tip vatandaş yetiştiren anlayış yerine, demokratik bir eğitim sistemi oluşturduklarını kaydetti.
Erdemir, ''Katsayı adaletsizliği bitsin, meslek liselerinin ayaklarındaki prangalar çözülsün istiyoruz'' dedi.
HAS Parti Genel Başkanı Numan kurtulmuş, ''Türkiye'de devlet millet kaynaşmasının temin edilmesi gerekir. Bunun içinde kayıtsız, şartsız milletin yegane temsilcisi olduğu bir siyasal sistemin kurulması şarttır'' dedi.
Kurtulmuş, Kırklareli Ticaret Borsası'nca düzenlenen ''Ekonomi ve Tarım'' konulu konferansa konuşmacı olarak katıldı.
Kurtulmuş, sivil toplum kuruluşları ve oda yöneticileri ile üyelerinin katıldığı konferansta, Türkiye'nin insan kaynakları ve yer altı ve yer üstü kaynaklarıyla, içinde bulunduğu jeo stratejik, kültürel yapısıyla çok büyük bir ülke olduğunu belirtti.
Türkiye'nin çok büyük potansiyelinin yanı sıra sorunları da olan bir ülke olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, Türkiye'nin bir taraftan bakıldığında yönetilmesi zor, diğer taraftan bakıldığında ise yönetilmesi kolay bir ülke olduğunu belirtti.
Kurtulmuş, şunları söyledi:
''Bu sorunlar halkın kendi arasındaki sıkıntılar, sorunlar değil. Mesela dindar laik diye Türkiye'de birtakım tartışmalar var. Ama hiçbir komşu bu alanda kavga etmiyor. Kürtlerin adına siyaset yaptığını iddia eden birtakım gruplar var. Türkiye'de terör örgütü var. Ama Türkiye'de hiçbir zaman Kürt ve Türk birbirine yan gözle bakmıyor. Alevilik, Sünnilik meselesi aynı şekilde. Dolayısıyla insanlar sen Sünni'sin, ben Alevi'yim, sen Türk'sün, ben Kürt'üm diye bir ayrımın, ayrışmanın içerisinde, sen laiksin, ben dindarım şeklinde bir ayrışmanın içerisinde bulunmuyor.''
Türkiye'deki temel sorunun, siyasal sistemle halkın farklı kesimleri arasındaki anlaşmazlık ve uzlaşmazlık olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Öncelikle Türkiye'de bunun ortadan kaldırılması gerekiyor. Devlet millet kaynaşmasının temin edilmesi gerekir. Bunun için de kayıtsız, şartsız milletin yegane temsilcisi olduğu bir siyasal sistemin kurulması şarttır. Türkiye'nin en temel meselesinin bu olduğu kanaatindeyim. Bunun içinde yeni anayasa ile bu sürecin başlatılması gerekiyor. Siyasi partiler yasasının, seçim yasasının, meclis iç tüzüğünün, sendikalar yasasının demokratikleştirilmesi mecburiyeti vardır.
Türkiye'de büyüyen, gelişen bir ekonomi söz konusu. Bu ekonomi rakamsal olarak büyüdüğü kadar, halka dağıtım, paylaşım bakımından adaletli bir ekonomi değil. Büyüklerin daha çok büyüdüğü, küçüklerin giderek ezildiği, orta direğin yok olduğu bir ekonomik bir sistemle karşı karşıyayız. Bu modelin değiştirilmesi, Türkiye'de üretimi, istihdamı ve ihracatı esas alan yeni bir ekonomik sistemin kurulması mecburiyeti vardır.''
Türkiye'de kriz ortamının bulunmadığını da vurgulayan Kurtulmuş, ''Hükümet istese bile kriz çıkartamaz. Neden- Çünkü, Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlar, jeo strateji, jeo kültürel şartlar, bölgedeki karışıklıklar Türkiye'nin bir ekonomik krize doğru gitmesine mani oluyor'' dedi.
Numan Kurtulmuş, konuşmasının ardından katılımcıların sorularını da yanıtladı. 'Ülkede terör neden bitirilemiyor'' sorusunu yanıtlayan Kurtulmuş, Kürt ve terör meselesinin birbirinden ayırt edilmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye'deki terörün uluslararası bir terör siyaseti olduğunu ifade eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:
''Dünyada hiçbir terör örgütü tek başına değildir. Bu tek kişinin yapacağı bir iş değildir. Mutlaka arkasında bir takım desteklerin, istihbarat ve lojistik destekleri vardır. Bin senedir bu topraklarda beraber yaşıyoruz. Biz bu sorunu çözmek istiyor muyuz- istemiyor muyuz- Partilerin bir kısmı istemiyor. Bir kısmı istiyormuş gibi görünüyor. Bir kısmı istese de nasıl yapacağını bilmiyor. Eşit, özgür yurttaşlık temelinde yeni Türkiye kurmaya niyet ederseniz, meselenin çözümü barışa ve adalete dayalı kardeşliktir.''
Kurtulmuş, 12 yıllık kesintisiz eğitim ile ilgili de şunları kaydetti:
''8 yıllık kesintisiz eğitimin olması fevkalade yanlış bir şeydi. Çocukların belli bir yaşta yönlendirmeye tabi tutulması lazım. dolayısıyla bu 8 yıllık kesintisiz eğitimin kaldırılmış olması olumlu olur. yönlendirme ve esneklik meselesinin getirilmiş olması ikinci ve üçüncü dörtte esnekliğin sağlanmış olması olumlu olur. Yasayla beraber, çok sayıda seçmeli dersin getiriliyor olması, bunlar da olumludur.''
TBMM Genel Kurulu'nda, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifi üzerindeki görüşmelerde, AK Parti ile MHP milletvekilleri arasında tartışma çıktı.
Genel Kurul'da, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifinin 1. bölümü üzerindeki görüşmeler sürüyor. Değişiklik önergesi üzerine söz alan CHP İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter, 8 yıllık kesintisiz eğitimin başladığı 1997 yılında Milli Eğitim Bakanının Mehmet Sağlam olduğunu belirterek, ''Kendisi bu salonda olabilir mi acaba- Bu konuda 28 Şubat'ın Milli Eğitim Bakanı'na hiç söz verilmemiş. Dönemin MGK kararlarının altına imza atan bir Bakanın, üstelik de AKP sıralarında hem milletvekili hem de TBMM Başkanvekili olarak yer alması garip tablo oluşturmuyor mu- 8 yıllık kesintisiz eğitim kararının altına imza atarken mutlaka bu kararı doğru bulmuş olması icap etmez mi-'' diye konuştu.
Bunun üzerine söz alan AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili ve TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam, Serter'in konuşmasının hatalı olduğunu ifade ederek, ''Mayıs 96'da değil Haziran 96'da kurulan Refah-Yol Hükümeti'nde bakandım. Şura, benim Bakan olmamdan önce yapılmıştı. Sayın Serter, 'Milli Eğitim Bakanı olarak kesintisiz eğitimin altında imzası var' dedi. Ama biz zaten Refah-Yol Hükümeti olarak kesintisiz eğitime karşı çıktığımız için bu kanunlaşmadan önce çekildik'' dedi. Konuşmaların ardından, CHP ile AK Parti milletvekilleri arasında bir süre sözlü sataşma yaşandı.
Başka bir değişiklik önergesi üzerine söz alan MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, teklifin bilimsel olarak yeterince tartışılmadığını söyledi. Adan, teklife ilişkin eleştirilerini sürdürürken, AK Parti Hükümeti'nin imam hatiplilerin sorunlarını da çözmediğini ileri sürdü.
Adan'ın, ''Sizin ayaklarınızın titrediği günlerde, 28 Şubat baskısına karşı biz saf tutuyorduk'' cümlesine AK Parti sıralarından tepki geldi. Adan, sürenin tamamlanmasının ardından konuşmasına kısa bir süre daha devam etti. Bu arada Adan ile AK Parti Elazığ Milletvekili Zülfü Demirbağ arasında tartışma çıktı. Adan, kürsüden ayrılarak Demirbağ'a doğru koştu. Bunun üzerine, AK Parti milletvekilleri araya girdi. MHP sıralarındaki milletvekilleri de AK Parti sıralarına yönelince, her iki partinin milletvekilleri arasında kısa süreli arbede yaşandı. AK Parti Balıkesir Milletvekili Cemal Öztaylan, Demirbağ'ı sakin olması için uyardı.
Tartışmaların sürmesi üzerine TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, oturuma ara verdi. Tartışma verilen arada da bir süre devam etti. (23:50)
**** HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Adıyaman'ın fahri hemşehrisi olduğunu söyleyen Eroğlu, Hükümetin Adıyaman'a 2011 yılı sonuna kadar 1,5 milyar TL yatırım yaptığını, sadece kendi bakanlığının yatırımının 276 milyon TL olduğunu anlattı.
Bakan Eroğlu, Adıyaman'da pamuk ekildiğini ve orada büyük bir üretim olduğunu ifade ederek, 80 bin dekar araziyi suladıklarını belirtti. Adıyaman'ın içme suyu sorununu da çözdüklerini, 33 bin 771 metre uzaklıktan içme suyu getirdiklerini bildiren Eroğlu ''Yıllardır hasretle beklenildi bu su'' dedi. İldeki 19 derenin ıslahını yaptıklarını belirten Eroğlu, diğer yatırımları da anlattı.
''Ulaştırma Bakanlığı bizimle yarışıyor şu anda Adıyaman'da'' diyen Veysel Eroğlu, bakanlığın 97 kilometre bölünmüş yol yaptığını, TOKİ'nin de 17 projede 3 bin konut yaptığını söyledi. Eroğlu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın da Adıyaman'a büyük destek verdiğini ifade ederek, ''Adıyaman Avrupai bir şehir oldu, Adıyaman'la gurur duyuyoruz'' dedi.
AK Parti Yozgat Milletvekili Ertuğrul Soysal, 24 Mart Tüberküloz Günü dolayısıyla, MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı da sulama birliklerinin sorunları hakkında gündemdışı konuşma yaptı.
Gündemdışı konuşmalar yapılırken, AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın yanına giderek bir süre konuştu.
Bu sırada Tayyar'ı gören CHP Afyonkarahisar Milletvekili Halil Toptaş, ''Ne işin var burada, ayıp, bu söylenecek söz mü-'' diyerek, zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran kanun teklifinin TBMM Genel Kurulu'ndaki dünkü görüşmeleri sırasında, ''Dört artı dört okulları değil meyhaneyi vurdu. CHP vekiller tam kadro Meclis'te'' şeklinde tweet atan Tayyar'a tepki gösterdi.
Bu arada milletvekilleri, Batman'daki izinsiz Nevruz kutlamaları sırasında darbedildiği iddia edilen Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk'e geçmiş olsun dileğinde bulundu.
TBMM Genel Kurulunda, BDP'nin çocuk cezaevleri ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi kabul edilmedi.
Öneri üzerine BDP Grubu adına söz alan Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü, tutuklu ve hükümlü çocuk sayısının 2 bin 21'e ulaştığını, cezaevlerindeki çocuk sayısının giderek arttığını söyledi. Bunun nedeninin ''yoksulluk, antidemokratik devlet egemenliği ve Kürt sorununun henüz çözülememesinden'' kaynaklandığını ileri süren Kürkcü, ''Türkiye'nin temel sorunları, bu çocuklara çarparak bize yansıyor'' dedi.
AK Parti Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin, kanun teklifi vermek için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını istemenin doğru olmadığını söyledi. Konuyla ilgili TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde bir alt komisyon oluşturulduğunu belirten Bilgin, bu komisyonda, grubu bulunan tüm siyasi partilerin temsil edildiğini kaydetti. Araştırma komisyonlarının çalışma sürelerinin 3 ay olduğuna işaret eden Bilgin, ''Ama alt komisyon devamlı açık olan komisyon. Amaç çözüm yolları aramak ise işte bu komisyon çalışmalarını sürdürüyor'' diye konuştu.
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, Türkiye'de baskıcı bir politika uygulandığını iddia ederek, 12 Eylül dönemine benzer sokağa çıkma yasağı uygulanmasından endişe ettiklerini söyledi.
CHP heyeti olarak Pozantı Cezaevinde inceleme yaptıklarını anımsatan Özel, ''Dosyalar 9 aydır ellerinde olmasına rağmen Adalet Bakanlığı kılını bile kıpırdatmamış. Biz gittiğimizde gelen müfettişler de olayın üzerini kumla örtmek için çaba sarf ediyorlardı. Bu ayıp Sayın Başbakan'a, Sayın Adalet Bakanı'na aittir'' dedi. Özel, Osmaniye'deki çocuk cezaevinde de benzer durumların yaşandığını, akıl almaz yasakların uygulandığını iddia etti.
AK Parti Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun, konuyu kendilerinin de önemsediklerini, yaşanan olaylarla ilgili gerekli soruşturmaların açıldığını ve tedbirlerin alındığını belirtti. Ercoşkun, önlem alınmadığına yönelik ifadelerin gerçeği yansıtmadığını söyledi. Grup önerisinin aleyhinde olduklarını ifade eden Ercoşkun, Meclisin gündeminde de acil olarak çıkması gereken tasarı ve tekliflerin bulunduğunu dile getirdi.
Genel Kurulda, BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda, MHP'nin, özel güvenlik görevlilerinin sorunlarının çözümlenmesi amacıyla verdiği araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.
Önerinin lehinde konuşan MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, özel güvenlik kuruluşlarının mevzuatının gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Özel güvenlik görevlilerinin olumsuz şartlarda ve asgari ücretle çalıştırıldığını belirten Korkmaz, ''Karın tokluğuna çalıştırılan çağdaş köleler haline getirildiler'' dedi.
Korkmaz, sektörde bin 400 kayıtlı firmadan 300'ünün aktif olduğunu kaydederek, şöyle konuştu:
''Özel güvenlik kuruluşlarının yüzde 60'ı yabancı sermayeli. En büyük yabancı sermaye payı da Yahudi sermayesi. Türkiye'de 232 bin polis varken, özel güvenlik elemanı sayısı 170 bin. Bu sayı bir çok ülkenin ordusundan fazla. 170 bin kişilik silahlı bir güç yabancı sermayenin, Yahudi sermayesinin kontrolü altında. Yahudi düşmanlığı yapmıyoruz ancak Yahudi aleyhtarlığı üzerine istismar politikaları üreten AKP'nin iki yüzlülüğüne dikkat çekmek için bu bilgilerin kamuoyunca bilinmesi gerekiyor. Sevsinler sizin dini hassasiyetlerinizi, Gazze ve Filistin sevginizi. Siz mi yetiştireceksiniz dindar nesil-''
Öneri aleyhinde konuşan AK Parti Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu, özel güvenlik elemanlarının ücretleri, özlük hakları ve diğer sorunlarının işverenle imzalanan sözleşmeyle belirlendiğini söyledi.
Bu sektörün bir çok kişiye istihdam sağladığını belirten Kavaklıoğlu, ''Özel güvenlik görevlilerinin sorunlarına son derece duyarlıyız, sorunlarını çok önemsiyoruz'' dedi.
BDP Bingöl Milletvekili İdris Baluken, ülkedeki özel güvenlik görevlisi sayısının, 134 ülkenin ordu mensuplarından fazla olduğunu, ancak bu kadar fazla elemanı bulunan bir sektörün sorunlarının hala giderilemediğini söyledi.
Konuşmaların ardından MHP'nin önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifinin 1. bölümü üzerinde görüşmeler devam ediyor.
Genel Kurulda, CHP, Mersin Akkuyu'da kurulması planlanan nükleer enerji santralinin bölge ve insan sağlığı üzerinde gösterebileceği etkiyle ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini talep etti.
Öneri üzerine CHP grubu adına söz alan Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, Çernobil Nükleer Santrali'ndeki patlamayı anımsatarak, ''Aynı olayı Akkuyu'ya getiriyorsunuz. Japonya 54 nükleer santrali kurdu, 53'ünü kapattı. Bundan ders almıyorsunuz'' dedi. Atıcı, enerjinin nükleer yollardan elde edilmesinin sanıldığı kadar ucuz olmadığını, Türkiye'nin bu santrali kuracak teknolojiyi barındırmadığını ileri sürdü. Atıcı, AK Parti sıralarından gelen ''tezek mi yakalım'' sözüne karşılık, ''Evet tezek yakalım daha iyi. Onun dumanı gider ama nükleer bir sızıntı yedi sülalenizin DNA'sını kırar'' dedi.
MHP Mersin Milletvekili Ali Öz, nükleer enerjiden çok güneş, rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık verilmesi gerektiğini söyledi.
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü, nükleer enerji yatırımı yapmak isteyen şirketlerin Türkiye gibi orta gelişmişlikteki ülkeleri tercih etmeye başladıklarını ileri sürdü.
AK Parti Siirt Milletvekili Afif Demirkıran, nükleer enerji santrali konusunda kendilerinin her seferinde gerçekleri ortaya koyduklarını ancak ''populizm uğruna'' bazı milletvekillerince Meclis kürsüsünden eleştirildiğini söyledi. ''Dünya bu enerji kaynağının nimetinden istifade ediyor, biz de edeceğiz'' diyen Demirkıran, Akkuyu'da kurulacak enerji santralinin bölgeye ve insan sağlığına zarar vereceği yönündeki ifadelerin gerçeği yansıtmadığını belirtti.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurulda, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifinin 1. bölümü üzerinde görüşmelere geçildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, ''temel kanun'' olarak görüşülen, zorunlu eğitimi kademelendirerek 12 yıla çıkaran kanun teklifinin 1. bölümü üzerinde CHP Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Nur Serter, eline aldığı teklif metnini havaya kaldırarak, ''Hukuk ve demokrasi tanımazlığın, dayatmacı yönetim anlayışının tarihe düştüğü bir belgedir. Bu, AKP'nin nasıl bir yönetim anlayışı sergilediğinin göstergesi ve gelecekte çok tartışılacak olan bir belgedir'' dedi.
''Komisyondan kaçırılarak geçirilen yasa teklifi için bu kadar acelece davranılmasının sebebi nedir acaba-'' diye soran Serter, teklifin siyasi bir proje olduğunu ileri sürdü.
Serter, ''Projede, bilim, öğrenci, öğretmen, üniversiteler yoktur. Çatışmacı bir projedir. Eğitim projesi diye sunulan teklifin bütçesi, altyapısı, pilot uygulaması yoktur; halkın desteği de yoktur. Bu proje, Başbakanın kişisel intikam projesi olarak Türkiye'nin gündemine sokulmuş bir projedir. Ari ırk yaratma, tek tip insan üretme projesidir. Bu insanın da nasıl bir insan olduğunu Başbakan tanımladı, 'kindar olsun' dedi. Proje, ayrıştırıcı ve bölücü bir projedir'' diye konuştu.
Bu sistemin Avrupa'da olmadığını belirten Serter, ''Ancak bu proje, Osmanlı'nın bile son döneminde terk ettiği eğitimin artığı bir projedir'' dedi.
BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, teklifin aslında Hükümet tasarısı olduğunu ileri sürdü. Aksoy, ''Kabine üyelerinden bazılarının karşı çıkacağı endişesiyle teklif olarak getirilmiştir. Bir düzenlemeyi getireceksin ve bunu hiç bir eğitim kurumuna sunmayacaksın, adeta ferman gibi ortaya koyacaksın ve sonra da 'bu demokrasi' diyeceksin. Bunun adı diktatörlüktür. Teklifte niyet gizlenmemiştir, açık ve ortadadır. Bu Parlamento her istediğinizi yapacak bir yer değildir, bu halk da sizin köleniz olmayacaktır'' diye konuştu.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, teklifin komisyon görüşmelerinde teamüllere uyulmadığını ileri sürerek, ''6. maddeye kadar herkesin, 6. maddeden sonra AKP'nin teklifidir. Önergeler üzerinde konuşma imkanı sağlanmamıştır'' dedi.
Meclis'te siyaset kurumuna büyük zarar verildiğini belirten Yeniçeri, MHP'li komisyon üyeleri olarak, aklın ve sağduyunun oluşması için ellerinden geleni yaptıklarını kaydetti.
İmam-hatiplilere uygulanan katsayı adaletsizliğinin kaldırılması kararını yerinde bulduklarını ifade eden Yeniçeri, ''İmam hatip liselerinin orta bölümlerinin açılmasını, MHP olarak gerekli ve zorunlu görüyoruz. Kuranı Kerim'i, Peygamberimizin hayatını, hafızlık derslerini İslami bilgilerin öğrenilmesini zorunlu görüyoruz ve bunu savunuyoruz. Kuranı Kerim, sıradan, seçmeli bir ders kimliğine indirilemez'' diye konuştu.
Şahsı adına söz alan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, ''Zorbalıklar bugün yapılıyor zannediyordum ancak geçmişte de varmış. Demek ki bu genetikmiş'' dedi. ''Refah Parti'li milletvekillerinin 8 yıllık kesintisiz eğitime karşı çıktıkları ve engelleme yaptıklarına'' ilişkin haberlerin yer aldığını söylediği, 1997 yılındaki bazı gazetelerin manşetlerini okudu.
''Çocuklarımızın puanlarını nasıl çalacaksınız-'' diyen İnce, Konya'da özel bir ilköğretim okulundaki öğrencilerin yüzde 70'inin yıl sonu başarı puanının tam puan (500) olduğunu belirtti.
İnce, ''Şimdi ne olacak size söyleyeyim. Son sınıflarda 30-40 kişilik sınıflar olacak, bunların hepsini tam puanla mezun edecekler. Sonra bu kanunla okul birincilerinin yerleştirilmesinde YÖK'ün yetkisini artırdığınız için, bunları alıp okullara yerleştirecekler. KPSS sorularını kim çaldı- Çocukların geleceğini çalıyorsunuz. Siz kendi çocuklarınızı 30-40 kişilik okullarda sınıf birincisi yapacaksınız ve onları üniversitede iyi yerlere yerleştireceksiniz, işiniz gücünüz alavere dalevere'' diye konuştu.
Şahsı adına söz alan AK Parti Amasya Milletvekili Avni Erdemir, kesintisiz eğitim kararlarının 28 Şubat sürecinde alındığını söyledi.
Geçmişte öğrenciler mağdur oldukları için mesleki eğitim kurumlarına gitmek istemediğini ifade eden Erdemir, mesleki eğitimin önünü açan, tek tip vatandaş yetiştiren anlayış yerine, demokratik bir eğitim sistemi oluşturduklarını kaydetti.
Erdemir, ''Katsayı adaletsizliği bitsin, meslek liselerinin ayaklarındaki prangalar çözülsün istiyoruz'' dedi.
HAS Parti Genel Başkanı Numan kurtulmuş, ''Türkiye'de devlet millet kaynaşmasının temin edilmesi gerekir. Bunun içinde kayıtsız, şartsız milletin yegane temsilcisi olduğu bir siyasal sistemin kurulması şarttır'' dedi.
Kurtulmuş, Kırklareli Ticaret Borsası'nca düzenlenen ''Ekonomi ve Tarım'' konulu konferansa konuşmacı olarak katıldı.
Kurtulmuş, sivil toplum kuruluşları ve oda yöneticileri ile üyelerinin katıldığı konferansta, Türkiye'nin insan kaynakları ve yer altı ve yer üstü kaynaklarıyla, içinde bulunduğu jeo stratejik, kültürel yapısıyla çok büyük bir ülke olduğunu belirtti.
Türkiye'nin çok büyük potansiyelinin yanı sıra sorunları da olan bir ülke olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, Türkiye'nin bir taraftan bakıldığında yönetilmesi zor, diğer taraftan bakıldığında ise yönetilmesi kolay bir ülke olduğunu belirtti.
Kurtulmuş, şunları söyledi:
''Bu sorunlar halkın kendi arasındaki sıkıntılar, sorunlar değil. Mesela dindar laik diye Türkiye'de birtakım tartışmalar var. Ama hiçbir komşu bu alanda kavga etmiyor. Kürtlerin adına siyaset yaptığını iddia eden birtakım gruplar var. Türkiye'de terör örgütü var. Ama Türkiye'de hiçbir zaman Kürt ve Türk birbirine yan gözle bakmıyor. Alevilik, Sünnilik meselesi aynı şekilde. Dolayısıyla insanlar sen Sünni'sin, ben Alevi'yim, sen Türk'sün, ben Kürt'üm diye bir ayrımın, ayrışmanın içerisinde, sen laiksin, ben dindarım şeklinde bir ayrışmanın içerisinde bulunmuyor.''
Türkiye'deki temel sorunun, siyasal sistemle halkın farklı kesimleri arasındaki anlaşmazlık ve uzlaşmazlık olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Öncelikle Türkiye'de bunun ortadan kaldırılması gerekiyor. Devlet millet kaynaşmasının temin edilmesi gerekir. Bunun için de kayıtsız, şartsız milletin yegane temsilcisi olduğu bir siyasal sistemin kurulması şarttır. Türkiye'nin en temel meselesinin bu olduğu kanaatindeyim. Bunun içinde yeni anayasa ile bu sürecin başlatılması gerekiyor. Siyasi partiler yasasının, seçim yasasının, meclis iç tüzüğünün, sendikalar yasasının demokratikleştirilmesi mecburiyeti vardır.
Türkiye'de büyüyen, gelişen bir ekonomi söz konusu. Bu ekonomi rakamsal olarak büyüdüğü kadar, halka dağıtım, paylaşım bakımından adaletli bir ekonomi değil. Büyüklerin daha çok büyüdüğü, küçüklerin giderek ezildiği, orta direğin yok olduğu bir ekonomik bir sistemle karşı karşıyayız. Bu modelin değiştirilmesi, Türkiye'de üretimi, istihdamı ve ihracatı esas alan yeni bir ekonomik sistemin kurulması mecburiyeti vardır.''
Türkiye'de kriz ortamının bulunmadığını da vurgulayan Kurtulmuş, ''Hükümet istese bile kriz çıkartamaz. Neden- Çünkü, Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlar, jeo strateji, jeo kültürel şartlar, bölgedeki karışıklıklar Türkiye'nin bir ekonomik krize doğru gitmesine mani oluyor'' dedi.
Numan Kurtulmuş, konuşmasının ardından katılımcıların sorularını da yanıtladı. 'Ülkede terör neden bitirilemiyor'' sorusunu yanıtlayan Kurtulmuş, Kürt ve terör meselesinin birbirinden ayırt edilmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye'deki terörün uluslararası bir terör siyaseti olduğunu ifade eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:
''Dünyada hiçbir terör örgütü tek başına değildir. Bu tek kişinin yapacağı bir iş değildir. Mutlaka arkasında bir takım desteklerin, istihbarat ve lojistik destekleri vardır. Bin senedir bu topraklarda beraber yaşıyoruz. Biz bu sorunu çözmek istiyor muyuz- istemiyor muyuz- Partilerin bir kısmı istemiyor. Bir kısmı istiyormuş gibi görünüyor. Bir kısmı istese de nasıl yapacağını bilmiyor. Eşit, özgür yurttaşlık temelinde yeni Türkiye kurmaya niyet ederseniz, meselenin çözümü barışa ve adalete dayalı kardeşliktir.''
Kurtulmuş, 12 yıllık kesintisiz eğitim ile ilgili de şunları kaydetti:
''8 yıllık kesintisiz eğitimin olması fevkalade yanlış bir şeydi. Çocukların belli bir yaşta yönlendirmeye tabi tutulması lazım. dolayısıyla bu 8 yıllık kesintisiz eğitimin kaldırılmış olması olumlu olur. yönlendirme ve esneklik meselesinin getirilmiş olması ikinci ve üçüncü dörtte esnekliğin sağlanmış olması olumlu olur. Yasayla beraber, çok sayıda seçmeli dersin getiriliyor olması, bunlar da olumludur.''
TBMM Genel Kurulu'nda, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifi üzerindeki görüşmelerde, AK Parti ile MHP milletvekilleri arasında tartışma çıktı.
Genel Kurul'da, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifinin 1. bölümü üzerindeki görüşmeler sürüyor. Değişiklik önergesi üzerine söz alan CHP İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter, 8 yıllık kesintisiz eğitimin başladığı 1997 yılında Milli Eğitim Bakanının Mehmet Sağlam olduğunu belirterek, ''Kendisi bu salonda olabilir mi acaba- Bu konuda 28 Şubat'ın Milli Eğitim Bakanı'na hiç söz verilmemiş. Dönemin MGK kararlarının altına imza atan bir Bakanın, üstelik de AKP sıralarında hem milletvekili hem de TBMM Başkanvekili olarak yer alması garip tablo oluşturmuyor mu- 8 yıllık kesintisiz eğitim kararının altına imza atarken mutlaka bu kararı doğru bulmuş olması icap etmez mi-'' diye konuştu.
Bunun üzerine söz alan AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili ve TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam, Serter'in konuşmasının hatalı olduğunu ifade ederek, ''Mayıs 96'da değil Haziran 96'da kurulan Refah-Yol Hükümeti'nde bakandım. Şura, benim Bakan olmamdan önce yapılmıştı. Sayın Serter, 'Milli Eğitim Bakanı olarak kesintisiz eğitimin altında imzası var' dedi. Ama biz zaten Refah-Yol Hükümeti olarak kesintisiz eğitime karşı çıktığımız için bu kanunlaşmadan önce çekildik'' dedi. Konuşmaların ardından, CHP ile AK Parti milletvekilleri arasında bir süre sözlü sataşma yaşandı.
Başka bir değişiklik önergesi üzerine söz alan MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, teklifin bilimsel olarak yeterince tartışılmadığını söyledi. Adan, teklife ilişkin eleştirilerini sürdürürken, AK Parti Hükümeti'nin imam hatiplilerin sorunlarını da çözmediğini ileri sürdü.
Adan'ın, ''Sizin ayaklarınızın titrediği günlerde, 28 Şubat baskısına karşı biz saf tutuyorduk'' cümlesine AK Parti sıralarından tepki geldi. Adan, sürenin tamamlanmasının ardından konuşmasına kısa bir süre daha devam etti. Bu arada Adan ile AK Parti Elazığ Milletvekili Zülfü Demirbağ arasında tartışma çıktı. Adan, kürsüden ayrılarak Demirbağ'a doğru koştu. Bunun üzerine, AK Parti milletvekilleri araya girdi. MHP sıralarındaki milletvekilleri de AK Parti sıralarına yönelince, her iki partinin milletvekilleri arasında kısa süreli arbede yaşandı. AK Parti Balıkesir Milletvekili Cemal Öztaylan, Demirbağ'ı sakin olması için uyardı.
Tartışmaların sürmesi üzerine TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, oturuma ara verdi. Tartışma verilen arada da bir süre devam etti. (23:50)
**** HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
