2013-10-22 - 17:23
TBMM Başkanvekili Güldul Mumcu, Müezzinoğlu'nun soruları yanıtlamasının andından, sıradaki tasarı ve tekliflerin görüşmelerinde hükümet ve komisyonun yerine oturmaması üzerine birleşimi, yarın saat 14.00'de toplanmak üzere kapattı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı.
AK Parti Kars Milletvekili Yunus Kılıç, Dünya Gıda Günü nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşmasında, "Bir ülkede açlık ve yoksulluk varsa, o ülkede sıkıntı vardır" dedi.
Dünyada insanların yeterli gıdaya ulaşamadığını belirten Kılıç, "Dünyada yaklaşık 1 milyar insan, açlık ve yoksullukla mücadele içinde. 1960'lı yıllarda dünyada açlık ve sefaleti bitirme gayretiyle tarım devrimi yapıldı. Fakat yıllar boyunca açlık ve sefalet içindeki insan sayısı azalmadı, giderek arttı" diye konuştu.
BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, hasta tutuklu ve hükümlülerin durumları ile cezaevlerinde yaşanan sorunlar hakkında yaptığı gündemdışı konuşmada, yaşanan sıkıntılara rağmen bu konuda bugüne kadar adım atılmadığını ileri sürdü.
Hasta tutuklu ve hükümlülerin tahliye edilmediğini, cezaevlerinde tutularak tecrit edildiğini ifade eden Aksoy, 2011'de 268, 2012'de de 260 tutuklu ve hükümlünün cezaevinde yaşamını yitirdiğini iddia etti. "Yani haftada 5 kişi yaşamını yitirmektedir" diyen Aksoy, hala ölüm aşamasında olup da cezaevinde olan tutuklu ve hükümlü bulunduğunu kaydetti.
Ankara'nın Başkent oluşunun 90. yıldönümü nedeniyle gündemdışı konuşan CHP Ankara Milletvekili Levent Gök de Cumhuriyetin Ankara'da ilan edildiğini anımsattı.
Atatürk ve silah arkadaşlarına en büyük desteği veren Ankara'nın, konumunun gelişmeye açık olması nedeniyle İsmet İnönü ve arkadaşlarının verdiği önergeyle Başkent yapıldığını belirten Gök, "Ankara hoşgörü anlayışından uzaklaşmış, Cumhuriyetin nitelikleri, sosyal ve kültürel yaşantısı, iktidar ve Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin tehdidi altındadır" dedi.
CHP'li Gök, ODTÜ'nün mülkiyetinde olan bir araziye gece yarısı girilerek ağaçların yok edilmesinin hukuku derinden sarstığını ifade etti.
Yerlerinden söz alan bazı milletvekilleri de çeşitli konulara ilişkin görüşlerini ifade etti.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin Başkent'e bayramda su kesintisini nedeniyle kerbela hayatı yaşattığını belirterek, "Bayram gününden başka bir gün bulunamadı mı?" dedi. Özcan, ODTÜ'de ağaçların kesilmesi ile ilgili olarak da "Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin, gece yarısı devlet destekli eşkıya tavrını kınıyorum" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, Iğdır Müftüsü'nün Caferiler ile ilgili raporundan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.
Müftünün görevini kötüye kullanma suçu işlediğini belirten Özgündüz, "Rapor, Iğdır Valisi tarafından İçişleri Bakanlığı'na ve diyanetten sorumlu bakanlığa gönderilmiştir. Hükümet ve müftü ve vali hakkında işlem yapacak mı?" diye sordu.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, polis destekli olarak ODTÜ yönetiminden izin alınmadan ODTÜ arazisinden yol geçirilmesi meselesinde, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin ve valiliğin tutumunun, demokrasiye insan hak ve özgürlüğüne aykırı olduğunu söyledi.
Yol ile ilgili olarak askıya çıkmış olan planlar kesinlik kazanmadan yolun yapılmak istendiğini ifade eden Hamzaçebi, öğrencilerin belediyenin bu hukuksuz tutumu ile ilgili olarak yapmak istediği müracaatların hukuk devletinde olmayacak şekilde kabul edilmediğini kaydetti. Hamzaçebi, "Kısa bir süre önce gezi meydanı hareketlerini yaşadık. Hükümetin bu hareketten ders çıkarması gerekirken çıkarmadığını görüyoruz" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, ODTÜ arazisinden geçen yolla ilgili Ankara nazır imar planının yeni olmadığını söyledi.
Yolla ilgili olarak 27 alternatif proje hazırlandığını ve ODTÜ'nün bunları kabul ettiğini ifade eden Aydın, ağaçların 600 kadarının farklı yere taşındığını, bin 400 ağacın da parası ödenerek kesildiğini kaydetti. Aydın, "Bölgede trafik her sabah kaplumbağa hızında ilerliyor. Önemli olan insanların faydasına iş yapmaktır. Yeşille ilgili olarak hiç kimse kusura bakmasın, AK Parti ile boy ölçüşemez" diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda, tutuklu milletvekillerinin durumu gündeme geldi.
CHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için tutuklu milletvekillerine ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, önerinin lehinde yaptığı konuşmada, AK Parti'nin uygulamaları nedeniyle Türkiye'nin, 2002'den bu yana büyük bir cezaevi haline geldiğini savundu.
AK Parti nedeniyle dünyada cezaevinde en çok öğrencinin, tutuklu sendikacının Türkiye'de bulunduğunu ileri süren Ağbaba, ordu kuracak kadar askerin, 3-4 ulusal gazete çıkaracak kadar gazetecinin, bir baroyu oluşturacak kadar avukatın, 81 ilde örgütlenme sağlayacak kadar siyasetçinin cezaevinde bulunduğunu söyledi.
Ağbaba, 90 yıllık cumhuriyet tarihi boyunca ilk kez tutuklu milletvekili sorunuyla karşı karşıya kaldıklarını ifade ederek, bunun dünyada örneğinin olmadığını öne sürdü. Ağbaba, "Bu utanç sadece bizde var. 90 yıllık cumhuriyet tarihinde böyle bir şey yaşanmamış. Meclis'in 7 damarı tıkalı, Meclis eksik, bu arkadaşların koltukları boş. Meclis'in itibarını milletvekillerinin birbirine laf atması mı 7 milletvekilinin cezaevinde bulunması mı düşürür? 7 milletvekili tutukluyken Meclis'in itibarından söz edilebilir mi?" diye sordu.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, elinde BDP'nin tutuklu milletvekili Faysal Sarıyıldız'ın seçildiğine dair mazbatayı gösterdi.
Kaplan, milletin iradesi ve Meclis ile bu şekilde oynanmayacağını kaydederek, "Bu milletvekillerinin tutuklu kalması zulümdür, Meclis'in iradesine hakarettir. Bu ayıpan kurtulmamız lazım" dedi.
MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "tüm ülkenin kendisine biat etmesini istediğini, farklı düşünenlere tahammülünün olmadığını, siyaset üstü tutulması gereken kurumları, bağımsız yargıyı dahil kullanmaktan geri kalmadığını" iddia etti. Korkmaz, AK Parti döneminde hukukun üstünlüğünün kurban edildiğini savundu.
Korkmaz, "Tutuklu milletvekilleri de sizin bizim gibi seçilmiş insanlardır. Mahkum edilen de milletin kararı, iradesinin ta kendisidir. Her itiraza sandığı göstererek cevap veren, adeta sandığı kutsayan zevata duyurulur. 'Yargı millet adına karar veriyor' diyen AKP zihniyeti tavşana kaç, tazıya tut derken bu kişileri, milletin seçtiğini görmezden geldi. Bu kişilerin tutuksuz yargılanması çok mu zordu? Milletin onlara vekalet vererek, 'ben kefilim, temsilcilerim onlar' çığlığını duymanız gerekmez miydi?" diye konuştu.
AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin, öneri aleyhinde söz alarak, Genel Kurul'da bağımsız yargının görev alanına giren konuların konuşulduğunu söyledi.
Anayasanın 138. maddesinde, görülmekte olan davayla ilgili yargıya kimsenin müdahale etmemesi gerektiğinin yer aldığını anımsatan Şahin, konuşmacıların bu maddeyi unuttuğunu belirtti. Şahin, yargının görev alanına girerek, tutuklu milletvekillerinin durumuna ilişkin araştırma talep etmenin, yersiz olduğunu belirtti. Şahin, yargının görev alanına giren konuda müdahaleci olamayacaklarını ifade ederek, bu milletvekillerinin, seçildiği tarihlerde de tutuklu bulunduğunu kaydetti.
Şahin, "İşinize geldiğinizde yargıya sarılıp, yargı bağımsız diyeceksiniz, işinize gelmediğinizde yargıyı topa tutacaksınız. Yok öyle birşey" görüşünü dile getirdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, seçildikten sonra kimsenin tutuklanmadığını, tutuklu olanların milletvekili yapılmaya çalışıldığını söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, "2002 seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi, büyük çoğunlukla Meclis'e geldi ancak Erdoğan, seçilme yasağı nedeniyle buraya gelemedi. Bu, demokrasiye aykırıydı. Hep beraber anayasayı değiştirdik. Aynı demokratik tavrı, şimdi niye gösteremiyorsunuz? Millet iradesinin, parlamentoda görmek istiyoruz dediği milletvekillerinin, parlamento yolunu neden tıkıyorsunuz? Üç muhalefet partisinin zamanında uzlaşmaya vardığı mutabakat metnini, nasıl kenara atabiliyorsunuz? Sizin demokrasi anlayışınız bu mu?" diye konuştu.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Türkiye Cumhuriyeti'nin hiç bir sağlık kuruluşunda T.C.'siz bir anlayışın sözkonusu olamayacağını belirterek, "Türkiye Cumhuriyeti bugün dünyanın en ücra köşesinde de ayyıldızlı bayrağını dalgalandırıyor; bundan gurur da onur da duyuyoruz" dedi.
Müezzinoğlu, TBMM Genel Kurulu'nda milletvekillerinin sözlü sorularını yanıtladı. Müezzinoğlu, Türkiye'de 3 tane meslek hastalıkları hastanesi bulunduğunu bildirdi.
Türkiye'nin, Ulusal Geçis Konseyi'ni Libya Devleti'nin ve halkının tek meşru temsilcisi olarak kabul ettiğini ifade eden Müezzinoğlu, Türkiye'nin Libya'ya 100 milyon dolarlık hibe yardımında bulunduğunu söyledi. Müezzinoğlu, Libya'ya ayrıca, 100 milyon doları nakit ihtiyaç kredisi, 100 milyon doları da temel ihtiyaç maddelerinin temininde kullanılmak amacıyla toplam 200 milyon dolarlık kaynak sağlanmasını öngören anlaşma imzalandığını kaydetti.
Bu paranın Türk bankasında Ulusal Geçiş Konseyi'nce açılan hesaba, 100 milyon dolarlık nakit ihtiyaç kredisinin, Libya'nın Bingazi'deki Merkez Bankası Şubesi'ne aktarıldığını söyleyen Müezzinoğlu, kredinin faizi ile birlikte 2012 yılının Mart ayında Türkiye'ye gönderildiğini kaydetti.
Müezzinoğlu, kurum ve kuruluşlarda yüzde 3 oranında engelli personel istihdam etme zorunluluğu olduğunu anımsatarak, bakanlık ile bağlı kuruluşlarının merkez ve taşra teşkilatlarına bin 817 engelli personel yerleştirildiğini açıkladı.
Kahramanmaraş'ta bugüne kadar bir kişinin kırım kongo kanamalı ateşi hastalığı nedeniyle hayatını kaybettiğini ifade eden Müezzinoğlu, "Kırım kongo kanamalı ateşi hastalığına yönelik olarak bugüne kadar etkinliği kanıtlanmış bir aşı bulunamadığından, hastalıktan korunmada kişisel korunma önlemlerinin alınması büyük önem taşımaktadır" dedi.
Müezzinoğlu, 2003'te vakaların tespit edilmesinin ardından bakanlıkça verilen eğitim çalışmalarına büyük önem verdiklerini ifade etti. 2013 yılında hastalığın görülme sıklığına göre birinci ve ikinci öncelikli yerler belirlediklerini kaydeden Müezzinoğlu, personelin birinci bölgelerde kapı kapı dolaşarak hastalığa karşı alınması gereken önlemler konusunda bilgi verdiğini anlattı.
Okullar için afiş ve broşürler ile televizyon filmleri hazırlandığını belirten Müezzinoğlu, yeni tedavi seçeneklerine yönelik araştırmalara da devam edildiğini kaydetti. Müezzinoğlu, bu hastaların sevkedileceği hasta sevk bölge merkezleri kurulduğunu vurguladı.
Müezzinoğlu, yapılan denetimlerde uygunsuzluk tespit edilen su damacalarının piyasaya sunumuna izin verilmediğini söyledi.
Vereme yakalanan hasta sayısının yüzde 6 oranında azaldığını dile getiren Müezzinoğlu, 2008'de 18 bin 452, 2009'da 17 bin 402, 2010'da 16 bin 551, 2011'de 15 bin 679, 2012'de de 14 bin 691 hasta kaydı alındığını bildirdi.
Bakan Müezzinoğlu, bebek ve çocuklara yönelik programlar hakkında bilgi verdi. Türkiye'nin 1999 yılından 2011 yılına kadar, yüzde 80'lik azalma oranıyla dünya üzerinde en çok çocuk ölümlerini azaltan 5. ülke olduğuna dikkati çekti. Müezzinoğlu, 2013 yılı dünya sağlık istatistiklerine göre dünyada 5 yaş altı çocuk ölüm hızı binde 51 iken, bu oranın Türkiye'de binde 5 olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin sağlık hizmet sunumu bakımından 29 sağlık bölgesine ayrıldığını ifade eden Müezzinoğlu, obezitenin giderek Türkiye'de arttığını bildirdi. Müezzinoğlu, Dünya Sağlık Örgütü Küresel Durum raporuna göre, fazla kilo ve obezite yüzünden her yıl en az 2.8 milyon kişinin hayatını kaybettiğini vurguladı.
Mehmet Müezzinoğlu, organ nakli bekleyen hasta sayıları hakkında da bilgi verdi.
Kalp nakli bekleyen hasta sayısının 23 Temmuz 2013 tarihi itirabariyle 367, 2012'de 61 hastaya kalp nakli yapıldığını dile getiren Müezzinoğlu, "Böbrek nakli bekleyen hasta sayısı 20 bin 581, 2012'de böbrek nakli yapılan hasta sayısı 2 bin 903'tür. Canlıdan nakil 2 bin 397, kadavradan nakil 524. Yüz ve saçlı deri nakli bekleyen hasta sayısı 3, 2012'de nakil yapılan hasta sayısı 4'dür. İnce bağırsak nakli bekleyen hasta sayısı 2, 2012'de nekil yapılan hasta sayısı 5. Kornea nakli bekleyen hasta sayısı 4 bin 898, 2012'de yapılan hasta sayısı bin 913'tür" diye konuştu.
Müezzinoğlu, 20 bini uzman, 20 bini de pratisyen olmak üzere toplam 40 bin hekime ihtiyaç olduğunu söyledi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin hiç bir sağlık kuruluşunda T.C.'siz bir anlayışın sözkonusu olmadığını belirten Müezzinoglu, "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan ve TBMM'ye hizmet etmekten onur ve gurur duyuyorum, buradaki herkesi de öyle kabul ediyorum. Bu anlamda bir polemik cümlesi, Meclis'e yakışmıyor" dedi.
Müezzinoğlu, Türkiye'nin ambülans uçağının Londra'da yoğun bakımdaki milli sporcuyu "biz daha iyi tedavi ederiz" diye ülkeye getirdiğini ifade ederek, "Türkiye Cumhuriyeti bugün dünyanın en ücra köşesinde de ayyıldızlı bayrağını dalgalandırıyor; bundan gurur da onur da duyuyoruz. Bu gurur, 75 milyonluk Türk milletinin gururudur" dedi.
Genel Kurul'da "tam gün ile ilgili torba tasarı" ise görüşülmedi.
TBMM Başkanvekili Güldul Mumcu, Müezzinoğlu'nun soruları yanıtlamasının andından, sıradaki tasarı ve tekliflerin görüşmelerinde hükümet ve komisyonun yerine oturmaması üzerine birleşimi, yarın saat 14.00'de toplanmak üzere kapattı.
AK Parti Kars Milletvekili Yunus Kılıç, Dünya Gıda Günü nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşmasında, "Bir ülkede açlık ve yoksulluk varsa, o ülkede sıkıntı vardır" dedi.
Dünyada insanların yeterli gıdaya ulaşamadığını belirten Kılıç, "Dünyada yaklaşık 1 milyar insan, açlık ve yoksullukla mücadele içinde. 1960'lı yıllarda dünyada açlık ve sefaleti bitirme gayretiyle tarım devrimi yapıldı. Fakat yıllar boyunca açlık ve sefalet içindeki insan sayısı azalmadı, giderek arttı" diye konuştu.
BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, hasta tutuklu ve hükümlülerin durumları ile cezaevlerinde yaşanan sorunlar hakkında yaptığı gündemdışı konuşmada, yaşanan sıkıntılara rağmen bu konuda bugüne kadar adım atılmadığını ileri sürdü.
Hasta tutuklu ve hükümlülerin tahliye edilmediğini, cezaevlerinde tutularak tecrit edildiğini ifade eden Aksoy, 2011'de 268, 2012'de de 260 tutuklu ve hükümlünün cezaevinde yaşamını yitirdiğini iddia etti. "Yani haftada 5 kişi yaşamını yitirmektedir" diyen Aksoy, hala ölüm aşamasında olup da cezaevinde olan tutuklu ve hükümlü bulunduğunu kaydetti.
Ankara'nın Başkent oluşunun 90. yıldönümü nedeniyle gündemdışı konuşan CHP Ankara Milletvekili Levent Gök de Cumhuriyetin Ankara'da ilan edildiğini anımsattı.
Atatürk ve silah arkadaşlarına en büyük desteği veren Ankara'nın, konumunun gelişmeye açık olması nedeniyle İsmet İnönü ve arkadaşlarının verdiği önergeyle Başkent yapıldığını belirten Gök, "Ankara hoşgörü anlayışından uzaklaşmış, Cumhuriyetin nitelikleri, sosyal ve kültürel yaşantısı, iktidar ve Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin tehdidi altındadır" dedi.
CHP'li Gök, ODTÜ'nün mülkiyetinde olan bir araziye gece yarısı girilerek ağaçların yok edilmesinin hukuku derinden sarstığını ifade etti.
Yerlerinden söz alan bazı milletvekilleri de çeşitli konulara ilişkin görüşlerini ifade etti.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin Başkent'e bayramda su kesintisini nedeniyle kerbela hayatı yaşattığını belirterek, "Bayram gününden başka bir gün bulunamadı mı?" dedi. Özcan, ODTÜ'de ağaçların kesilmesi ile ilgili olarak da "Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin, gece yarısı devlet destekli eşkıya tavrını kınıyorum" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, Iğdır Müftüsü'nün Caferiler ile ilgili raporundan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.
Müftünün görevini kötüye kullanma suçu işlediğini belirten Özgündüz, "Rapor, Iğdır Valisi tarafından İçişleri Bakanlığı'na ve diyanetten sorumlu bakanlığa gönderilmiştir. Hükümet ve müftü ve vali hakkında işlem yapacak mı?" diye sordu.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, polis destekli olarak ODTÜ yönetiminden izin alınmadan ODTÜ arazisinden yol geçirilmesi meselesinde, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin ve valiliğin tutumunun, demokrasiye insan hak ve özgürlüğüne aykırı olduğunu söyledi.
Yol ile ilgili olarak askıya çıkmış olan planlar kesinlik kazanmadan yolun yapılmak istendiğini ifade eden Hamzaçebi, öğrencilerin belediyenin bu hukuksuz tutumu ile ilgili olarak yapmak istediği müracaatların hukuk devletinde olmayacak şekilde kabul edilmediğini kaydetti. Hamzaçebi, "Kısa bir süre önce gezi meydanı hareketlerini yaşadık. Hükümetin bu hareketten ders çıkarması gerekirken çıkarmadığını görüyoruz" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, ODTÜ arazisinden geçen yolla ilgili Ankara nazır imar planının yeni olmadığını söyledi.
Yolla ilgili olarak 27 alternatif proje hazırlandığını ve ODTÜ'nün bunları kabul ettiğini ifade eden Aydın, ağaçların 600 kadarının farklı yere taşındığını, bin 400 ağacın da parası ödenerek kesildiğini kaydetti. Aydın, "Bölgede trafik her sabah kaplumbağa hızında ilerliyor. Önemli olan insanların faydasına iş yapmaktır. Yeşille ilgili olarak hiç kimse kusura bakmasın, AK Parti ile boy ölçüşemez" diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda, tutuklu milletvekillerinin durumu gündeme geldi.
CHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için tutuklu milletvekillerine ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, önerinin lehinde yaptığı konuşmada, AK Parti'nin uygulamaları nedeniyle Türkiye'nin, 2002'den bu yana büyük bir cezaevi haline geldiğini savundu.
AK Parti nedeniyle dünyada cezaevinde en çok öğrencinin, tutuklu sendikacının Türkiye'de bulunduğunu ileri süren Ağbaba, ordu kuracak kadar askerin, 3-4 ulusal gazete çıkaracak kadar gazetecinin, bir baroyu oluşturacak kadar avukatın, 81 ilde örgütlenme sağlayacak kadar siyasetçinin cezaevinde bulunduğunu söyledi.
Ağbaba, 90 yıllık cumhuriyet tarihi boyunca ilk kez tutuklu milletvekili sorunuyla karşı karşıya kaldıklarını ifade ederek, bunun dünyada örneğinin olmadığını öne sürdü. Ağbaba, "Bu utanç sadece bizde var. 90 yıllık cumhuriyet tarihinde böyle bir şey yaşanmamış. Meclis'in 7 damarı tıkalı, Meclis eksik, bu arkadaşların koltukları boş. Meclis'in itibarını milletvekillerinin birbirine laf atması mı 7 milletvekilinin cezaevinde bulunması mı düşürür? 7 milletvekili tutukluyken Meclis'in itibarından söz edilebilir mi?" diye sordu.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, elinde BDP'nin tutuklu milletvekili Faysal Sarıyıldız'ın seçildiğine dair mazbatayı gösterdi.
Kaplan, milletin iradesi ve Meclis ile bu şekilde oynanmayacağını kaydederek, "Bu milletvekillerinin tutuklu kalması zulümdür, Meclis'in iradesine hakarettir. Bu ayıpan kurtulmamız lazım" dedi.
MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "tüm ülkenin kendisine biat etmesini istediğini, farklı düşünenlere tahammülünün olmadığını, siyaset üstü tutulması gereken kurumları, bağımsız yargıyı dahil kullanmaktan geri kalmadığını" iddia etti. Korkmaz, AK Parti döneminde hukukun üstünlüğünün kurban edildiğini savundu.
Korkmaz, "Tutuklu milletvekilleri de sizin bizim gibi seçilmiş insanlardır. Mahkum edilen de milletin kararı, iradesinin ta kendisidir. Her itiraza sandığı göstererek cevap veren, adeta sandığı kutsayan zevata duyurulur. 'Yargı millet adına karar veriyor' diyen AKP zihniyeti tavşana kaç, tazıya tut derken bu kişileri, milletin seçtiğini görmezden geldi. Bu kişilerin tutuksuz yargılanması çok mu zordu? Milletin onlara vekalet vererek, 'ben kefilim, temsilcilerim onlar' çığlığını duymanız gerekmez miydi?" diye konuştu.
AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin, öneri aleyhinde söz alarak, Genel Kurul'da bağımsız yargının görev alanına giren konuların konuşulduğunu söyledi.
Anayasanın 138. maddesinde, görülmekte olan davayla ilgili yargıya kimsenin müdahale etmemesi gerektiğinin yer aldığını anımsatan Şahin, konuşmacıların bu maddeyi unuttuğunu belirtti. Şahin, yargının görev alanına girerek, tutuklu milletvekillerinin durumuna ilişkin araştırma talep etmenin, yersiz olduğunu belirtti. Şahin, yargının görev alanına giren konuda müdahaleci olamayacaklarını ifade ederek, bu milletvekillerinin, seçildiği tarihlerde de tutuklu bulunduğunu kaydetti.
Şahin, "İşinize geldiğinizde yargıya sarılıp, yargı bağımsız diyeceksiniz, işinize gelmediğinizde yargıyı topa tutacaksınız. Yok öyle birşey" görüşünü dile getirdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, seçildikten sonra kimsenin tutuklanmadığını, tutuklu olanların milletvekili yapılmaya çalışıldığını söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, "2002 seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi, büyük çoğunlukla Meclis'e geldi ancak Erdoğan, seçilme yasağı nedeniyle buraya gelemedi. Bu, demokrasiye aykırıydı. Hep beraber anayasayı değiştirdik. Aynı demokratik tavrı, şimdi niye gösteremiyorsunuz? Millet iradesinin, parlamentoda görmek istiyoruz dediği milletvekillerinin, parlamento yolunu neden tıkıyorsunuz? Üç muhalefet partisinin zamanında uzlaşmaya vardığı mutabakat metnini, nasıl kenara atabiliyorsunuz? Sizin demokrasi anlayışınız bu mu?" diye konuştu.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Türkiye Cumhuriyeti'nin hiç bir sağlık kuruluşunda T.C.'siz bir anlayışın sözkonusu olamayacağını belirterek, "Türkiye Cumhuriyeti bugün dünyanın en ücra köşesinde de ayyıldızlı bayrağını dalgalandırıyor; bundan gurur da onur da duyuyoruz" dedi.
Müezzinoğlu, TBMM Genel Kurulu'nda milletvekillerinin sözlü sorularını yanıtladı. Müezzinoğlu, Türkiye'de 3 tane meslek hastalıkları hastanesi bulunduğunu bildirdi.
Türkiye'nin, Ulusal Geçis Konseyi'ni Libya Devleti'nin ve halkının tek meşru temsilcisi olarak kabul ettiğini ifade eden Müezzinoğlu, Türkiye'nin Libya'ya 100 milyon dolarlık hibe yardımında bulunduğunu söyledi. Müezzinoğlu, Libya'ya ayrıca, 100 milyon doları nakit ihtiyaç kredisi, 100 milyon doları da temel ihtiyaç maddelerinin temininde kullanılmak amacıyla toplam 200 milyon dolarlık kaynak sağlanmasını öngören anlaşma imzalandığını kaydetti.
Bu paranın Türk bankasında Ulusal Geçiş Konseyi'nce açılan hesaba, 100 milyon dolarlık nakit ihtiyaç kredisinin, Libya'nın Bingazi'deki Merkez Bankası Şubesi'ne aktarıldığını söyleyen Müezzinoğlu, kredinin faizi ile birlikte 2012 yılının Mart ayında Türkiye'ye gönderildiğini kaydetti.
Müezzinoğlu, kurum ve kuruluşlarda yüzde 3 oranında engelli personel istihdam etme zorunluluğu olduğunu anımsatarak, bakanlık ile bağlı kuruluşlarının merkez ve taşra teşkilatlarına bin 817 engelli personel yerleştirildiğini açıkladı.
Kahramanmaraş'ta bugüne kadar bir kişinin kırım kongo kanamalı ateşi hastalığı nedeniyle hayatını kaybettiğini ifade eden Müezzinoğlu, "Kırım kongo kanamalı ateşi hastalığına yönelik olarak bugüne kadar etkinliği kanıtlanmış bir aşı bulunamadığından, hastalıktan korunmada kişisel korunma önlemlerinin alınması büyük önem taşımaktadır" dedi.
Müezzinoğlu, 2003'te vakaların tespit edilmesinin ardından bakanlıkça verilen eğitim çalışmalarına büyük önem verdiklerini ifade etti. 2013 yılında hastalığın görülme sıklığına göre birinci ve ikinci öncelikli yerler belirlediklerini kaydeden Müezzinoğlu, personelin birinci bölgelerde kapı kapı dolaşarak hastalığa karşı alınması gereken önlemler konusunda bilgi verdiğini anlattı.
Okullar için afiş ve broşürler ile televizyon filmleri hazırlandığını belirten Müezzinoğlu, yeni tedavi seçeneklerine yönelik araştırmalara da devam edildiğini kaydetti. Müezzinoğlu, bu hastaların sevkedileceği hasta sevk bölge merkezleri kurulduğunu vurguladı.
Müezzinoğlu, yapılan denetimlerde uygunsuzluk tespit edilen su damacalarının piyasaya sunumuna izin verilmediğini söyledi.
Vereme yakalanan hasta sayısının yüzde 6 oranında azaldığını dile getiren Müezzinoğlu, 2008'de 18 bin 452, 2009'da 17 bin 402, 2010'da 16 bin 551, 2011'de 15 bin 679, 2012'de de 14 bin 691 hasta kaydı alındığını bildirdi.
Bakan Müezzinoğlu, bebek ve çocuklara yönelik programlar hakkında bilgi verdi. Türkiye'nin 1999 yılından 2011 yılına kadar, yüzde 80'lik azalma oranıyla dünya üzerinde en çok çocuk ölümlerini azaltan 5. ülke olduğuna dikkati çekti. Müezzinoğlu, 2013 yılı dünya sağlık istatistiklerine göre dünyada 5 yaş altı çocuk ölüm hızı binde 51 iken, bu oranın Türkiye'de binde 5 olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin sağlık hizmet sunumu bakımından 29 sağlık bölgesine ayrıldığını ifade eden Müezzinoğlu, obezitenin giderek Türkiye'de arttığını bildirdi. Müezzinoğlu, Dünya Sağlık Örgütü Küresel Durum raporuna göre, fazla kilo ve obezite yüzünden her yıl en az 2.8 milyon kişinin hayatını kaybettiğini vurguladı.
Mehmet Müezzinoğlu, organ nakli bekleyen hasta sayıları hakkında da bilgi verdi.
Kalp nakli bekleyen hasta sayısının 23 Temmuz 2013 tarihi itirabariyle 367, 2012'de 61 hastaya kalp nakli yapıldığını dile getiren Müezzinoğlu, "Böbrek nakli bekleyen hasta sayısı 20 bin 581, 2012'de böbrek nakli yapılan hasta sayısı 2 bin 903'tür. Canlıdan nakil 2 bin 397, kadavradan nakil 524. Yüz ve saçlı deri nakli bekleyen hasta sayısı 3, 2012'de nakil yapılan hasta sayısı 4'dür. İnce bağırsak nakli bekleyen hasta sayısı 2, 2012'de nekil yapılan hasta sayısı 5. Kornea nakli bekleyen hasta sayısı 4 bin 898, 2012'de yapılan hasta sayısı bin 913'tür" diye konuştu.
Müezzinoğlu, 20 bini uzman, 20 bini de pratisyen olmak üzere toplam 40 bin hekime ihtiyaç olduğunu söyledi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin hiç bir sağlık kuruluşunda T.C.'siz bir anlayışın sözkonusu olmadığını belirten Müezzinoglu, "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan ve TBMM'ye hizmet etmekten onur ve gurur duyuyorum, buradaki herkesi de öyle kabul ediyorum. Bu anlamda bir polemik cümlesi, Meclis'e yakışmıyor" dedi.
Müezzinoğlu, Türkiye'nin ambülans uçağının Londra'da yoğun bakımdaki milli sporcuyu "biz daha iyi tedavi ederiz" diye ülkeye getirdiğini ifade ederek, "Türkiye Cumhuriyeti bugün dünyanın en ücra köşesinde de ayyıldızlı bayrağını dalgalandırıyor; bundan gurur da onur da duyuyoruz. Bu gurur, 75 milyonluk Türk milletinin gururudur" dedi.
Genel Kurul'da "tam gün ile ilgili torba tasarı" ise görüşülmedi.
TBMM Başkanvekili Güldul Mumcu, Müezzinoğlu'nun soruları yanıtlamasının andından, sıradaki tasarı ve tekliflerin görüşmelerinde hükümet ve komisyonun yerine oturmaması üzerine birleşimi, yarın saat 14.00'de toplanmak üzere kapattı.
