2013-11-07 - 14:28
YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI...
CHP Grup Başkanvekillerinin, anayasa konusunda AK Parti Grup Başkanvekillerini ziyaret etti.
CHP Grup Başkanvekillerinin, anayasa konusunda AK Parti Grup Başkanvekillerini ziyareti sona erdi.

Görüşmede, AK Parti'den Grup Başkanvekilleri Nurettin Canikli, Ahmet Aydın ve Belma Satır; CHP'den Grup Başkanvekilleri Akif Hamzaçebi ve Engin Altay yer aldı. Görüşme yaklaşık 50 dakika sürdü.

Hamzaçebi, anayasada uzlaşılan 60 maddeye ilişkin görüşlerini iletmek üzere, AK Parti Grup Başkanvekillerini ziyaretlerinin ardından açıklamalarda bulundu.

Hamzaçebi, AK Parti Grubu'nun, TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun üzerinde mutabık kaldığı 60 maddelik anayasa değişiklik paketinin yasalaştırılması önerisine cevaplarını, AK Parti Grup Başkanvekillerine bildirdiklerini söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, kısa bir süre önce 60 maddeyi yasalaştırma önerisinde bulunduğunu anımsatan Hamzaçebi, bunun üzerine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Dört partinin mutabakatıyla, üzerinde uzlaşılan 60 maddeyi, yine 4 partinin mutabık kalacağı şekilde yasalaştırabiliriz" cevabını verdiğini belirtti.

Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun, yaklaşık 1,5 yıldır anayasa maddelerinin yazım çalışmasını yürüttüğüne işaret eden Hamzaçebi, bu çalışma sonucu 60 madde üzerinde uzlaşma gerçekleştiğini kaydetti. CHP olarak, 60 maddelik uzlaşıyı son derece önemli bulduklarını dile getiren Hamzaçebi, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ancak en az bunun kadar önemli olan bir diğer konu da anayasa yapımı veya anayasa değişikliği, hangi kavramla isimlendirirsek isimlendirelim, bu kadar önemli bir konuda, ülkede gerçekleşen uzlaşma ortamıdır. Bu uzlaşma ortamının, gergin siyasi atmosfer içinde, demokrasimizin geleceği açısından son derece önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu ortamın, Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmalarının devam etmesi, bunun herhangi bir şekilde sekteye uğramaması gerekiyor. CHP olarak, bunu son derece önemsiyoruz. Uzlaşma Komisyonu'nun bu çalışmasını zedeleyecek herhangi bir davranışta bulunmamak gerekir.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu'nun, 60 maddelik anayasa değişiklik paketi ve bu maddelerle ilişkili diğer maddelerin, dört partinin mutabakatıyla yasalaştırılması önerisini doğru buluyoruz. Dört siyasi parti olarak, bu paketi yasalaştırabiliriz. 60 madde ve bununla ilişkili olabilecek diğer maddeler, bu maddeler kapsamına dörtlü, komisyonun mutabakatıyla yasama dokunulmazlığı, tutuklu milletvekilleri gibi düzenlemeleri de dahil edebiliriz. Ama her şartta, dört partinin bu konulardaki mutabakatını önemli görüyoruz. Ama bunun dışında, dört parti uzlaşsın, Adalet ve Kalkınma Partisi ile CHP, bu uzlaşma sonucu ortaya çıkan maddeleri yasalaştırsın önerisini, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun mutabakatına, çalışma anlayışına zarar vereceğini düşünüyoruz. 60 madde, ilişkili diğer maddeler ve diğer konuları, sadece CHP ile Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iradesiyle yasalaştırmak, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun kuruluş amacını zedeler. Böyle bir hareket tarzını doğru bulmuyoruz. Doğru olan, tüm siyasi partilerin bu konudaki mutabakatını gerçekleştirmektir. Anayasa Uzlaşma Komisyonu, çalışmalarına devam etsin. Bugün madde sayısı 60'tır ama yarın bu madde sayısı artabilir. Dört parti, madde sayısı artıkça, tutumlarını, görüşlerini değiştirebilir, gözden geçirebilirler. Böyle bir ihtimal her zaman için vardır. Görüşlerimizi bu çerçevede Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekillerine bildirdik."

Hamzaçebi, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, 60 maddeyle ilgili kapılarının çalınmamasını istediğinin anımsatılması üzerine, komisyonun çalışmalarının kilitlendiği yönünde bir anlayışta olmadıklarını kaydetti. Uzlaşılan madde sayısının 48 olduğu dönemde, çalışmaların ilerlemeyeceği yönünde bir anlayışın bulunduğunu belirten Hamzaçebi, daha sonra madde sayısının 60'a ulaştığını anımsattı. Hamzaçebi, bu madde sayısının artma ihtimalinin bulunduğunu dile getirerek, "Böyle bir tabloda, böyle bir uzlaşma yeniden aranabilir. Ben umutsuz değilim" dedi.

"Uzlaşılan maddelerin yasalaşması fikri rafa mı kalktı?" diyen gazeteciye Hamzaçebi, "Sadece Adalet ve Kalkınma Partisi ve CHP olarak, 60 maddeyi yasalaştırmak konusunda bir düşüncemiz yok" karşılığını verdi. "Üç parti ile olur mu?" sorusunu ise Hamzaçebi, "Dört siyasi parti" diye yanıtladı.

Hamzaçebi, AK Parti'nin, MHP ve BDP'yi ziyaret edip etmeyeceğine yönelik soru üzerine, AK Parti'nin, kendilerine bu yönde bir görüş ifade etmediğini belirtti. MHP'nin kapıyı kapatan açıklamasını, görüşmede konuştuklarını ifade eden Hamzaçebi, "Gidebilirler veya gitmeyebilirler, bunu bilemiyoruz. Kendilerinin takdirindedir" diye konuştu.

Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun çalışmalarına devamı konusundaki görüşlerinin sorulması üzerine Hamzaçebi, komisyonun çalışmalarına devam etmesi gerektiğini kaydetti. Kendilerine, devam etmeyeceği yönünde bir açıklama yapılmadığınıa işaret eden Hamzaçebi, şöyle devam etti:

"Devam edebilir, etmeyebilir, bu başka bir değerlendirme konusudur. Siyasi partiler, bu konuda farklı görüşler ifade edebilirler. Ama CHP olarak, komisyonun çalışmalarının devam etmesi gerektiğine inanıyoruz. Böylesi bir uzlaşma ortamı, demokrasimizin geleceği açısından önemlidir. Bu ortamı yok etmemek gerekir. Dört partinin birlikte olduğu, buluştuğu bir masadır burası. Bu masayı dağıtmak doğru değildir. CHP olarak, komisyonun çalışmalarından biz umutsuz değiliz. Anayasa yapımı veya anayasa değişikliği son derece zor bir iştir. İlk kez bu kadar kapsamlı bir anayasa değişikliği çalışmasını, TBMM bünyesinde gerçekleştirmek üzere bir çalışmaya başladık. Elbette sıkıntılar, sancılar olacaktır. Hatta bu komisyon kurulduğunda bir çok kesim, kişi, bu komisyonun geleceğinden endişeliydi, 'komisyon devam etmez, mutlaka partilerden birisi masadan kalkar, komisyon sona erer' anlayışındaydı. Ama bu gerçekleşmedi, bu beklenti boşa çıktı. Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun çalışmasına devam edeceğine düşünüyorum. Hiçbir partinin, oradan kalkmak gibi düşüncesinin olmamasını temenni ediyorum."

Öğrenci evlerine yönelik tartışmaların anımsatılması üzerine Hamzaçebi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamasının, demokrasi ve özgürlük karşıtı olduğunu savundu.

Hamzaçebi, hiçkimsenin, hiçbir vali, hiçbir güvenlik görevlisinin, anayasanın vermediği yetkiyi kullanamayacağını vurgulayarak, Erdoğan'ın, yeni bir kutuplaştırma politikası güttüğünü öne sürdü. Hamzaçebi, şunları kaydetti:

"Daha önce TBMM'de türban konusunda, kutuplaştırma yönündeki bir beklentiyi, CHP olarak boşa çıkarmıştık. Burada da tablo aynıdır. Münferit birkaç olaydan hareketle, toplumun duygularına yaslanarak, bir kutuplaştırmayı gerçekleştirmek mümkün değildir. Böyle bir olay yoktur. İnanmıyoruz. Eğer bu tip münferit olaylar varsa, devlete düşen görev, kişilerin yaşamlarına müdahale etme yönünde bir anlayışla hareket etmek değil, devletin yurtlarının sayısını artırmaktır. Ayrıca kız ve erkek öğrenci yurtları, bugüne kadar hep ayrı olmuştur. Hiçbir yerde kızlar ve erkekler beraber olmamıştır. Böyle bir anlayışı kesinlikle doğru bulmuyoruz. Sayın Başbakan'ın, yardımcılarının ve diğer parti yetkililerinin, durumu toparlama yönündeki çalışmaları, elbette önemlidir ama Sayın Başbakan, kendi görüşünden vazgeçmiş değildir, bunu tekzip eden bir açıklamayı yapmış değildir. Daha önce Kızılcahamam kapmında yapıldığı ifade edilen konuşmaya ilişkin olarak, Sayın Bülent Arınç ve diğer yetkililer, böyle bir konuşma olmadığını açıkladılar. Sayın Başbakan, hemen akabinde Salı günü grup toplantısında yaptığı açıklamayla, Sayın Arınç ve diğer yetkililerin açıklamalarını ortadan kaldırdı, görüşünün doğru olduğunu ifade etti. Bugün yetkililerin açıklamaları sonrasında, Sayın Başbakan'ın yine eski görüşünü muhafaza eden bir açıklama yapması muhtemeldir."

Bir soru üzerine Hamzaçebi, anayasa yapımı gibi bir konuyu, pazarlık olarak düşünmemek gerektiğini kaydetti. Yasama dokunulmazlığı, tutuklu milletvekileri gibi konularda dört partinin mutabık kalacağı şekilde bir çözüme kavuşturulabilineceğini vurgulayan Hamzaçebi, CHP olarak, bu konudaki arzularını ifade ettiklerini söyledi. Hamzaçebi, ancak kararın Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda olduğunu dile getirdi.

Hamzaçebi, bir gazetecinin görüşmede çiğ köfte ikram edildiğini söylemesi üzerine, AK Parti Grubu'nun kendilerini çok güzel ağırladığını söyledi.

Canikli, CHP Grup Başkanvekillerinin, TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda mutabakata varılan 60 maddenin yasalaşması konusundaki görüşlerini iletmek üzere yaptıkları ziyaret sonrasında gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda mutabakata varılan 60 maddenin CHP ile birlikte yasalaştırılması önerilerine, CHP Grup Başkanvekillerinin olumsuz cevap verdiğini belirten Canikli, "Gerekçe olarak da '4 siyasi partinin uzlaşmayla gerçekleştirdiği bu değişikliği 2 siyasi parti yasalaştırırsa, bu Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun dağılması gibi bir riski beraberinde getirir' düşüncesiyle, böyle bir karar verdiklerini ifade ettiler" dedi.

Canikli, şöyle konuştu:

"Biz de kendilerine tam aksine, 60 maddeyi CHP ve daha sonra diğer siyasi partilerin katılımıyla gerçekleştirme imkanı olursa, bunun Anayasa Uzlaşma Komisyonu için yeni bir motivasyon imkanı ortaya çıkaracağını, yeni bir dürtü meydana getireceğini ve uzlaşılamayan diğer konuların uzlaşma sürecini hızlandıracağını ifade ettik. Çünkü komisyon 2 yıldan beri çalışmalarına devam ediyor. Artık son zamanlarda madde üretmede zorlanıyor. Tam aksine komisyonun bugüne kadar çıkardığı maddelerin yasalaşmaması, bundan sonraki çalışmalar için de olumsuz bir gerekçe olacaktır. Çünkü komisyon 2 yıldan beri çalışıyor üretiyor ama bunu Anayasa'ya dahil etme imkanı olmadığı için diğer maddeler üzerinde anlaşma sağlanması konusunda bir baskı oluşturmuyor idi. Bu konuda biz tam aksini düşünüyoruz."

Nurettin Canikli, CHP'nin, 2 ya da 3 siyasi partinin yasalaşma faaliyetini yapmasının, komisyonun da kuruluş amacına ve ilkelerine aykırı olduğunu ifade ettiğini belirterek, "Halbuki komisyonun çalışma ilkelerinde yasalaştırılması ile ilgili herhangi bir düzenleme bulunmuyor. Dolayısıyla CHP ya da 3. bir parti ile uzlaşılan maddelerin yasalaştırılmasının komisyonun çalışma ilkelerine en ufak bir aykırılık teşkil etmemektedir" dedi.

Canikli, CHP'nin, "4 siyasi parti ile ancak yasalaştırılması halinde kendilerinin katılacağını ifade etmelerinin" bu çalışmaları sonlandırmak anlamına geldiğini ifade ederek, "Çünkü Sayın Bahçeli, bu konuda kapılarının kapalı olduğunu çok kesin olarak ifade etmiştir. Bu açıklama ortada iken, 4 siyasi partinin mutabakatını aramak, uzlaşılan 60 maddenin, yasalaştırılmaması anlamına gelir" diye konuştu. Canikli, şunları kaydetti:

"Bu, son derece önemli bir imkandı. Toplumda çok geniş kapsamlı bir uzlaşma imkanı ortamının oluşmasına katkı sağlayacaktı ve bu uzlaşma kültürünün kademe kademe toplumun tüm kesimlerine yansıması sözkonusu olacaktı. Ama olmadı, keşke CHP bu konuda birlikte yapabilme ve uzlaşma iradesini gösterebilseydi. Sayın Kılıçdaroğlu'nun açıklaması bize umut vermişti. Ama maalesef öyle olmadığını gördük. Türk milletine sivil bir Anayasa armağan etmek istiyoruz artık. Özel dönemlerin, cunta dönemlerinin ürettiği anayasalarla yönetilmeyi hak etmiyor bu millet. Buna yaklaşmıştık, bu millete sivil bir Anayasa armağan etme imkanı vardı ama CHP'nin bu cevabıyla bu da büyük oranda ortadan kalkmış gözüküyor. Komisyon çalışmalarına elbette devam edecek, bu konuda bizim olumsuz düşüncemiz yok ama bir de realiteye baktığınız zaman, bu haliyle komisyon yeni maddeler ihdas etmede artık zorlanmaya başladı. Bundan sonra da çok fazla üretebileceğini tahmin etmiyorum. Ama kamuoyundan gelen baskı nedeniyle, hiç bir parti masadan kalkmaz, çalışmalar devam eder gözüküyor. Yeni Anayasa yapımına katkı sağlayacak yeni maddeler çıkmadığı takdirde, bu şekilde devam etmesinin çok fazla bir anlamı yok. Bugün çok üzüntülü bir ortam oldu ve bunu biz de çok üzüntüyle karşıladık."

Canikli, "AK Parti bu noktadan sonra TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e, komisyonun devam etmesinin bir anlamının olmayacağına ilişkin bir girişimde bulanacak mı?" sorusuna, "Hayır öyle bir düşüncemiz yok" dedi. Söylediği karamsar tablo ortada duruyor olsa da komisyonun dağıtılması noktasında bir taleplerinin olmayacağını belirten Canikli, bu konudaki takdirin Cemil Çiçek'e ait olduğunu kaydetti. Canikli, "Sadece biz değil, artık hiç kimse komisyondan yeni madde üretmesini beklemiyor. Zaten bu hızla gittiği takdirde de ancak 10-15 yılda yeni bir Anayasa çıkar, ama onun da garantisi yok. Artık olay bitti, büyük oranda bitmiş gözüküyor" yanıtını verdi.

AK Parti'nin kendi Anayasa çalışmasını getirme ihtimali ile ilgili soru üzerine Canikli, AK Parti'nin tek başına Anayasa'yı Meclis'ten geçirme ihtimalinin olmadığının bilindiğini söyledi.

Canikli, komisyon çalışmasına devam ettiği sürece böyle bir durumun sözkonusu olamayacağını belirterek, "Ancak ondan kendi Anayasa'mızı kamuoyu ile paylaşmak ve bu konudaki kararlılığımızı göstermek amacıyla Meclis'e sevkedebiliriz" diye konuştu. Canikli, AK Parti'nin BDP ile de Anayasa'yı geçiremeyeceğini, çünkü Anayasa değişikliği için 367 oy gerektiğini ifade etti.

"Öğrenci evleri konusunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile AK Parti'li yöneticiler ve bakanların açıklamalarının çeliştiği" iddialarının sorulması üzerine Canikli, "Bu konuda hiçbir çelişki yok" dedi. Canikli, her bakanın kendi görev alanı ile ilgili bölümden olaya baktığını ve bunun da son derece normal olduğunu söyledi.

Canikli, şöyle konuştu:

"Burada kast edilen çok açık bir şekilde şudur: Yurt gibi, özel yurt gibi kullanılan alanlar kastedilmektedir. Sayın Başbakanımız da bunu 'öğrencilerin çoklukla kaldığı yerler' olarak ifade etti. Bu da özel yurttur, yani 8 kişi olur, 10 kişi olur, 15 kişi olur. Özel yurt statüsüne sokulacak alanlar devletin denetimi ve gözetimi altında olmalıdır. Bu, yasalarla devlete verilen görevdir. Ayrıca, gençlerin korunması yasalar ve Anayasa ile Hükümete verilen bir görevdir. Eğer toplumun önemli bir bölümü, bu şekilde bir işleyişi ciddi sorun olarak görüyorsa, buna hükümetimizin ve genelde devletin kayıtsız kalması düşünülemez. Bu sorun olarak, vatandaşların önemli bir bölümü olarak kabul ediliyorsa, bizim için de sorundur.

Anayasa ve yasaların verdiği talimatı yerine getirmek üzere, gençlerin korunması için gerekli adımlar atılır. Ne bakanlarımızın ne de Sayın Başbakanımızın açıklamalarında çelişki sözkonusu değildir. Çoklukla öğrencilerin kaldığı yerlerdir, tanım budur."

Canikli, bir gazetecinin, "8 öğrenci dediniz, 2 ya da 3 öğrenci kalıyorsa da..." sözleri üzerine, "Bunu örnek olarak söyledim. Bunun yasal bir tanımı yok" dedi. Öğrencilerin kira verdiğini ve bunun da evlerin ticari bir amaçla kullanıldığı anlamına geldiğini belirten Canikli, "Özel yurt, çoklu öğrencinin kaldığı ve karşılığında bedel ödediği yerdir. Tüm özel ve devlet yurtları devletin denetimi altındadır. Bunun ötesinde ifade edilenler, yorumlananlar bizim amacımız dışındadır" dedi.

Birçok aile ve velinin bu konuyla ilgili derin ızdıraplarını Başbakan Erdoğan ile paylaştıklarını ve bu konuda tedbir alınmasıni istediklerini bildiklerini ifade eden Canikli, "Biz bir toplumda yaşıyoruz ve o toplumun gerçekleri var. Elbette atılan her adım Anayasa ve yasalar çerçevesinde kalmalıdır" diye konuştu. Nurettin Canikli, velilerin bu konuda talepleri olduğunu belirterek, "Binlerce insan sizden bu konuda talepte bulunuyorsa... Çok dertli bir şekilde ve vicdanları dağlayacak tarzda taleplerini iletiyorlar" şeklinde konuştu.

Canikli, kimlerin talepte bulunduğunun sorulması üzerine, bunları kamuoyu ile paylaşmanın doğru olmayacağını söyleyerek, "Okula eğitime gönderdikleri çocuklarının, bu şekildeki bir ortamda eğitim hayatını sürdürmesinden ciddi rahatsızlık duyduklarını" ifade eden veliler olduğunu bildirdi.

"Talepte bulunan ailelerin çocukları takibe mi alınacak, nasıl bir çözüm bulunacak?" sorusuna Canikli, "Hayır, burada olay münferit değil. Olay değerlendirilirken bir sorun olarak görüldüğü zaman, düzenleme ya da tedbir, global, genel olarak yapılır. Burada tek tek kişi bazında olmaz. Kişi bazında güvenlik güçlerine bir talep geldiği zaman, onlar görevlerini yaparlar, o ayrı bir konu" yanıtını verdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Canikli, "Komşulardan 'bunlar kızlı erkekli kalıyorlar' diye şikayet geldi, o zaman oraya baskın mı yapılacak?" sorusu üzerine, "Hayır. Apartmanda oturan birisi komşusundan şikayetçi olduğu zaman... Şikayet konusunun çok önemi yok. Gürültüden ya da başka nedenden olabilir. Şikayet üzerine şu anda ne yapılıyorsa, hangi usul tatbik ediliyorsa o usul tatbik edilir. Bir şikayet olduğu zaman ilgili kurumlar o şikayeti dikkate almak zorundadır. Bunu genel olarak söylüyorum. O şikayeti yok saymaları mümkün mü? O zaman görevlerini yapmamış olurlar. Bu ne baskındır ne de başka bir şeydir" dedi.

Canikli, bir gazetecinin, "(ben muhafazakar demokratım) der ve rahatsız olduğunu söyler" sözleri üzerine, "Bu konu hiçbir zaman şikayet konusu olmaz. 'Ben muhafazakar demokratım, diğerleri değildir' diye bir şikayet konusu, soru olabilir mi? Böyle bir soru bana göre butlandır" diye konuştu.

Mevcut durumda her konuda şikayet olabileceğine işaret eden Canikli, "Zaman zaman basına da yansıyor bunlar. 'Şu eve çok erkek, kadın giriyor' gibi şikayetlerin olduğunu biliyoruz. Bunlar olabiliyor. Bu konuda kolluk kuvvetleri, yargı ne yapıyorsa, aynı şekilde yapmaya devam edecek, değişen bir şey yok. Onun ötesinde yok baskındır... Olabilir mi böyle bir şey?" dedi.