2007-03-06 - 16:02
CHP GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Biz, Selçuklu zamanında yaşanan, şehzadelerin beyliklere hükmettiği, birbiriyle çatıştığı fetret dönemini mi özledik?'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında, Türkiye'nin eyaletlere bölünmesi
yolunda yapılan tartışmaları değerlendirdi.
Hindistan'dan İngiltere'ye, Fransa'dan Çin'e kadar hiçbir ülkede anayasal
rejimle ilgili, hele ülkenin kendi içinden kaynaklanan, durduk yerde kendi başına
dert açar gibi açılan bir tartışma olmadığını ifade eden Baykal, bu ülkelerin,
ilke ve politikalarını kararlılıkla sürdürdüklerini söyledi. ''Türkiye'de, biz
bir türlü huzurumuzu, barışımızı, güvenliğimizi sağlayan Anayasal modelimizi
içimize sindirmiş değiliz. Her gün anayasa ile ilgili bir tartışma, bir arayış''
diyen Baykal, imparatorluktan milli devlete geçen Türkiye'nin, uluslaşma
mücadelesini sürdürmekte olduğunu kaydetti.
''Milli devlet olduk demekle milli devlet olunmadığını'' vurgulayan Baykal,
bu devletin içinde birbirinden farklı gelenek, görenek, inanç, etnik kimliklerden
gelen insanlar olduğunu söyledi. Bu insanları bir millet olarak, Atatürk
milliyetçiliğinin toparlayacağını ifade eden Baykal, herkesin kendini aşireti,
kabilesi, etnik kimliğiyle, mezhebiyle tanımlama noktasında kalması durumunda,
birlik ve beraberliğin sağlanamayacağını kaydetti.
Birlik ve beraberliğin, ''Biz, burada bir milletiz'' demekle sağlanacağını,
bunun başarılması durumunda Türkiye'nin önünün açık olacağını söyleyen Baykal,
''Eğer bu mücadeleyi başarıya ulaştıramazsak, bir millet olarak ortaya çıkmayı
başaramazsak, Anadolu coğrafyası da Ortadoğu coğrafyasına döner; dönmesin'' diye
konuştu.
''Kökü ne olursa olsun. İster Arap, Kürt, Gürcü, Çerkez, Arnavut olsun,
hepimiz Türk milletinin parçasıyız. Türk milletinin parçası saymalıyız'' diyen
Baykal, ''Buradan birkaç millet çıkaralım'' denildiği anda huzurun kaçacağını
söyledi. Türkiye'nin büyük bir güç olduğunu; ulus devlet olmasının birilerinin
çıkarını rahatsız ettiğini ifade eden Baykal, Türkiye'nin, Ortadoğu ve Irak'ı
benzetilmeye çalışıldığını söyledi.
Baykal, şöyle konuştu:
''Bu, yanlış. Türkiye'de birileri de 'demokrasi, insan hakları, AB budur'
diye, bu sürece tempo tutuyor, alkış tutuyor, destek veriyor. Bu sürece karşı
çıkanları, 'demokrasiye, insan haklarına, sosyal demokrasiye, AB'ye karşı
çıkıyorsunuz' diye suçlamaya çalışıyorlar. Bu oyunları, çok iyi biliyoruz. Bu
oyunlara, Türkiye'nin kurban edilmemesi lazımdır. Türkiye üzerinde oynayan bu
oyunları etkisiz kılmak zorundayız''.
Baykal, eskiden ilericiliğin, sosyal ve ekonomik sorunların çözülmesi
olduğunu, şimdiyse 'senin mezhebin, etnik kökenin ne? Dilini konuşabiliyor musun?
Sana hak vermek lazım'' denilen bir hale gelindiğini, bunu kabul etmediklerini
ifade ederek, ''Bu, dünyayı kendi hesabına göre yönetmek isteyenlerin oyununa
gelmektir. Bunu ilericilik olarak kabul etmiyorum'' dedi.

-''TÜRKİYE'YE AKIL VERİYOR''-

Eyalet sistemi tartışmasını kimin ortaya attığından çok, böyle bir
tartışmayı yapma hevesinin Türkiye'de pek çok çevrenin gönlünde yattığına vesile
olmasının önemli olduğunu ifade eden Baykal, şöyle devam etti:
''Gördük ki herkes dökülüverdi ortalığa. 'Türkiye'yi eyaletlere bölelim'
falan diyen yoktu. Bu laf çıkınca, baktık ki ne heveslisi varmış,
konuşamıyorlarmış, birisi çıksın, bu lafı atsın diye bekliyorlarmış... Birden
bire dökülüverdi herkes ortalığa. Millet de bunu ibretle tespit etti. Bir zat,
Türkiye'ye akıl veriyor. Diyor ki 'artık eyalet tartışması yapalım'. Kıyamet
kopunca, 'canım ben onu söylemek istemedim, bölge valilikleri kurulsun' dedim
diyor, bir yandan da 'herhalde birisinin cesaret edip bunu söylemesi gerekirdi'
diyor. Peki cesaret edip söylenecek olan bölge valiliği kurma işi mi? Bölge
valiliği, zaten konuşuluyor, Türkiye'nin gündeminde. Cesarete ihtiyacı olan
Türkiye'yi bölmeye götürecek olan bir eyalet sistemini önermek. O cesaret ister.
Ve sen, o cesareti gösterdin. Şimdi ne oldu da 'Ben, onu söylemedim, bunu
söyledim' diye toparlamaya çalışıyorsun. Samimi olmak lazım. Bu kişi, Türkiye'yi
ilk kez kurtarmıyor. Türkiye'nin geleceğine yönelik kurtuluş projesi olarak
eyalet sistemini önerdi. Onun geçmişte de Türkiye'yi kurtarma sabıkaları
vardır.''

-DAHA ÖNCEKİ KURTARMA PROJELERİ-

Baykal, Evren'in, daha önce de Türkiye'yi kurtarmaya çalıştığını, bu
girişimin çok ağır tahribatlara yol açtığını; siyasi partileri kapatarak
Türkiye'ye en büyük zararı verdiğini söyledi. 12 Eylül askeri müdahalesinin,
insanlara acı çektirdiğini, 'PKK ile mücadele edeceğiz' diye Hizbullah'ın himaye
edilmesi gibi çok ağır yanlışlar yapıldığını belirten Baykal, ''Türkiye'yi
kurtaracağım'' diye, Türkiye'nin tarihi içinde şekillenmiş ve bütün ülkeyi bir ağ
gibi bütünleyen partilerin kapatılmasıyla Anadolu coğrafyasının öksüz, sahipsiz,
korunaksız bırakıldığını söyledi.
Kapatılan siyasi partilerin liderlerinin, daha sonra Türkiye'de söz sahibi
olduğunu anlatan Baykal, Türkiye'nin yıllarını kaybettiğini, siyasetin
dağıldığını ifade etti.
''Tespihin imamesini koparıverdin, sonra da toparlayamadın'' diyen Baykal,
''Senin berbat ettiğin, bozduğun ulusal birliği, Türkiye siyaseti kendisi kurmaya
çalışıyor. Kapattı siyasi partileri. Ne oldu? Yanlış, yazık olmuştur'' dedi.
Baykal, Yunanistan'ın NATO'ya dönmesi konusunda sergilediği tutum
dolayısıyla Evren'i eleştirdi.
Baykal, eyalet sistemi önerisini eleştirirken, ''Biz, Selçuklu zamanında
yaşanan, şehzadelerin beylikliklere hükmettiği, birbiriyle çatıştığı Fetret
dönemini mi özledik?'' diye sordu.
İtalya'nın, İtalyan birliğini, Almanya'nın Alman birliğini, Avrupa'nın
Avrupa birliğini kurduğunu dile getiren Baykal, Türkiye'nin ise eyalet önerisini
konuştuğunu söyledi.
Baykal, bölgenin bu koşullarında, Irak'ta insanların birbirini öldürdüğü bu
ortamda bunun yapılacak bir teklif olmadığını ifade etti. Bu teklif yapılırken,
Başbakan ve iktidardan ses çıkmadığını zaten Başbakan'ın daha önce bu teklifi
yaptığını belirten Baykal, ''Bu konularda hiçbir değerlendirme yok. Meydan boş.
Talabani, Barzani, bu teklif ve Kerkük-Diyarbakır eşitliğini kuranlara karşı
meydan boş bırakılmış. Çankaya dışında hiçbir şey iktidarı ilgilendirmiyor'' diye
konuştu.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın, ''Avrupa'daki sosyal demokratları yanımıza almayı başarıyoruz
da Türkiye'de başaramıyoruz'' sözlerini, ''Avrupa'daki sosyal demokratları sen
yanına almıyorsun, onlar seni yanlarına alıyorlar. CHP'yi yanlarına alamıyorlar.
Çünkü biz Türkiye'nin yararını düşünüyoruz'' diye değerlendirdi.
Baykal, partisinin TBMM grubunda Başbakan Erdoğan'ın CHP'ye yönelik
eleştirilerine yanıt verdi.
Erdoğan'ın, ''1 Mart tezkeresi engellenmeseydi de Irak'a müdahale eden
koalisyon güçleri içinde yer alsaydık'' dediğini belirten Baykal, ülkeyi
yönetenlerin, ülke gerçeklerine ters düşen değerlendirmeler yapmasını anlamanın
mümkün olmadığını söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın ne zaman, ne yaptığının, kendi dünyasında bir önem
taşımadığını anladıklarını savunan Baykal, ''O anda esen rüzgara göre,
kendisinden ne isteniyorsa onu yapıyor, geçiyor. Sonra geçmişe yönelik olarak
birbirinden farklı değerlendirmeler yapıyor'' diye konuştu.
Deniz Baykal, Genelkurmay Başkanı'nın, ''Kuzey Irak'taki yöneticilerin
PKK'yı himaye ettiği'' yönündeki açıklamasına Erdoğan'ın, ''Bu, onun şahsi
görüşüdür, kurumsal düşüncesi olamaz. Eğer kurumsal düşüncesi olursa, kaos
çıkar'' karşılığını verdiğini kaydetti. Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bir Genelkurmay Başkanının, kendi sorumluluğu, ülke güvenliğiyle ilgili
bir konudaki açıklamasını, şahsi düşünce olduğunu söylemek ne demektir? Senin bu
düşünceni, yanındaki komutanlar, Silahlı Kuvvet kademeleri benimsemiyor demektir.
Silahlı Kuvvetler'in komuta kademesi, Genelkurmay Başkanı'ndan farklı düşündüğü
için kaos çıkmıyormuş, eğer kuvvet komutanları ve Silahlı Kuvvetler, Genelkurmay
Başkanı gibi düşünüyorsa o zaman kaos çıkarmış. Kaos zaten senin kafanda.
Genelkurmay Başkanı'nın ifade ettiği düşüncenin şahsi olması, iyiymiş. Allah
muhafaza, böyle olsa asıl felaket o zaman...''

-PKK'NIN HİMAYE EDİLDİĞİNE YÖNELİK BELGE...-

CHP lideri Baykal, terör örgütü PKK'nın himaye edildiğine yönelik belgenin
MGK'da gösterilmesinden sonra Erdoğan'ın bu haberi yazanları ''vatan haini'' ilan
ettiğini belirtti.
Erdoğan'ın, Kuzey Irak'taki yöneticilerin PKK'yı himaye ettiğine yönelik
belgelerin ortaya konulmasından huzursuz, rahatsız ve tedirgin olduğunu, ölçüsüz
tepki gösterdiğini savunan Baykal, vatanın ''en temiz evlatlarına'' vatan haini
dediğini söyledi.
Baykal, Erdoğan'ın, ''Bu açıklama Silahlı Kuvvetler'in açıklamasıdır.
Silahlı Kuvvetlerin düşüncesini aldım. Kendi aramızda değerlendiririz, bu konuda
karar yetkisi TBMM'nindir'' demesi gerektiğini ifade etti.

-''BU NE PERHİZ, BU NE LAHANA TURŞUSU''-

Silahlı Kuvvetlere ''kabadayılık'' yapar gibi bir havaya girmenin yakışık
almayacağını kaydeden Baykal, ''Başbakan bir yandan Silahlı Kuvvetlerin
düşüncesini söylemesi gerektiğini, o söylemediği için 1 Mart tezkeresinin
geçmediğini şikayet konusu olarak söylüyor. Şimdi düşüncesini söyleyen Silahlı
Kuvvetlere de 'sen karışma, o senin şahsi düşüncendir' diyor. Bu ne perhiz, bu ne
lahana turşusu'' diye konuştu.

-''CHP'Yİ YANLARINA ALAMIYORLAR''-

Erdoğan'ın kafasının, Avrupa ile ilgili de karışık olduğunu öne süren Deniz
Baykal, Erdoğan'ın, ''Avrupa'daki sosyal demokratları yanımıza almayı başarıyoruz
da Türkiye'de başaramıyoruz'' dediğini söyledi. Baykal, ''Avrupa'daki sosyal
demokratları sen yanına almıyorsun, onlar seni yanlarına alıyorlar. Seni, sosyal
demokrat oldukları için değil Avrupalı oldukları için alıyorlar. Seni alıyorlar
ama sosyal demokrat CHP'yi yanlarına alamıyorlar. Çünkü biz Türkiye'nin yararını
düşünüyoruz'' dedi.

-''KORKU KRALLIĞI EDEBİYATI...''-

CHP Genel Başkanı Baykal, Erdoğan'ın, sık sık CHP'ye sataştığını, ''Bunların
çakılı çivisi mi var?'' dediğini dile getirdi.
Baykal, Başbakan Erdoğan'a, ''Senin bu iktidar döneminde, sata sata
bitiremediğin eserlerin içinde kendin yapıp tamamladığın bir tane var mı?'' diye
seslendi.
Erdoğan'ın, ''Türkiye, korku krallığı olmayacak'' sözüne işaret eden Baykal,
şöyle konuştu:
''AKP'nin, devri iktidarında sokaklar yürünemez hale geldi. Sokaklarda korku
egemen, insanlar işini kaybetmekten korkuyorlar. Aydınlar, vatandaşlar, 'Türkiye
bölünür mü?' diye korku içinde. Sen Türkiye'yi, bir korkular, telaşlar ülkesi
haline getirdin. Böyle bir tabloyu yaratan bir insanın, çıkıp şimdi korku
krallığı edebiyatı yapmaya hakkı yoktur.''
Baykal, Türkiye'yi, Atatürk'ü seven, ulusal bütünlüğe inanan herkesin el ele
vermesi gerektiğini vurguladı.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'nin,
''İstanbul sorunuyla'' karşı karşıya olduğunu söyledi.
Baykal, partisinin TBMM grubunda, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla
kadınların sorunlarına değindi.
Kadın sorununun bir toplum sorunu olduğunu ifade eden Baykal, Cumhuriyetle,
kadın-erkek eşitliğinin sağlanması için hukuk ve toplum alanında önemli adımlar
atıldığını anlattı. Bu dönüşümün tamamıyla tamamlanamadığına işaret eden Baykal,
kadınların sorunlarını bildiklerini ve mutlaka çözeceklerini belirtti.
Dilara Dumrul'un, İstanbul Bahçelievler'de rögardan kanalizasyona düşerek
hayatını kaybetmesini de gündeme getiren Baykal, bu durumun, ''bir kent kazası
olarak görülemeyeceğini'' söyledi. Bir dramın, trajedinin söz konusu olduğunu
ifade eden Baykal, bu olayın ortaya çıkışının arkasındaki tablonun sorgulanması
gerektiğini söyledi. Baykal, olayın arkasında ibret verici bir manzara
bulunduğunu dile getirerek, konunun, İstanbul'un yönetimi ve belediye ihaleleri
olduğunu kaydetti.
İstanbul'da Birlik Vakfı adı altında bir vakıf kurulduğuna işaret eden
Baykal, bunun kurucuları arasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlık
Müsteşarı Ömer Dinçer, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Adalet Bakanı Cemil
Çiçek, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, Hasan ve Hüseyin Kalyoncu ve Bilal
Şahin'in yer aldığını anlattı.
Bu vakfın, MVM inşaat şirketini kurduğunu ve İstanbul'daki ihalelerin bu
şirket üzerinden alındığını öne süren Baykal, İstanbul'da 100 trilyonluk ihalenin
buradan geçtiğini savundu. Baykal, alınan ihalelerin yarı fiyatla taşeron
firmalara devredildiğini ifade ederek, halka hizmet için ayrılan kaynakların,
böylelikle paylaşıldığını ileri sürdü. Baykal, ''Sonra ne oluyor, Dilara olayı
oluyor'' dedi.
Baykal, Türkiye'nin ''bir İstanbul sorunu'' ile karşı karşıya olduğunu,
ciddi yatırımlar yapılmadığını, metro sorununun çözülmediğini belirtti.
Birkaç ay önce 120 trilyona satılan SHÇEK'e ait bir arsanın, daha sonra 220
trilyona Avusturyalı bir firmaya satıldığını kaydeden Baykal, 2-2,5 ay içinde 100
trilyonun üzerinde bir kaynağın, birilerinin cebine konduğunu, bu operasyonun,
TOKİ aracılığıyla yapıldığını savundu.
Baykal, ülkede, Mersin'de 5 çocuklu bir ailenin, yeni doğan çocukları için
imzaladıkları senedi ödeyememesi yüzünden cezaevine konulduğu bir manzaranın yanı
sıra 100 trilyonu alıp götüren bir tezgahın da olduğunu söyledi.
CHP Genel Başkanı Baykal, artık toplumsal servetin vakıf yoluyla
özelleştirildiğini, Osmanlı'daki vakıf anlayışının tersine döndürüldüğünü ifade
etti.

-BAYKAL'A HEDİYE-

CHP Grup toplantısı öncesinde Baykal'a, Kastamonu Milletvekili Mehmet
Yıldırım, CHP müzesine konulmak üzere Küre ilçe örgütünün 1932 yılına ait karar
defterini sundu.
Yıldırım, ayrıca Baykal'a bir sandık ve ''seçimlerde doping olması için''
helva verdi.
CHP'li Yıldırım, grup toplantısı öncesi de partililere ''AKP'nin helvası''
diyerek, Kastamonu'nun kesme helvasından dağıttı.
Baykal'a Konya'dan gelen yöresel kıyafetli genç kızlar, peşkir hediye
ederken, Trabzonlular da Trabzon ekmeği verdiler.