2007-02-13 - 15:22
CHP GENEL BAŞKANI BAYKAL: ''EVLERDE, DÜKKANLARDA, SOKAKTA GÜVEN KALMADI AMA İÇİŞLERİ BAKANI DEVAM EDİYOR''
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM grubunda yaptığı konuşmada, Emniyet teşkilatındaki gelişmelere yönelik değerlendirme ve eleştirilerde bulundu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM grubunda yaptığı konuşmada, Emniyet teşkilatındaki gelişmelere yönelik değerlendirme ve eleştirilerde bulundu.

Emniyet teşkilatının, topluma güven veren etkin ve saygın kurum olması gerektiğini ifade eden Baykal, ancak yaşanan son olayların emniyetin nasıl
çelişkiler yumağında ve dağınıklık içinde olduğunu gösterdiğini söyledi.

Hrant Dink cinayetinden sonraki gelişmelere de işaret eden Baykal, Emniyetin tuttuğu muhbirin, cinayeti işleyenler arasında yer aldığını kaydetti.
Deniz Baykal, Emniyetin, çok köklü ve ciddi bir 'yeniden yapılanmaya' ihtiyacı olduğunu belirterek, bu işin savsaklanmasının, ertelenmesinin ağır
sonuçlar doğuracağına dikkati çekti.

''Emniyetin bu halde olmasının sorumlusu yok mu?'' diye soran Baykal, emniyet müdürünün görevde oturduğunu söyledi.

-''SİSTEMLİ KADROLAŞMA''-

CHP lideri Baykal, üçlü kararnameyle göreve gelmesi gereken İçişleri Bakanlığı Müsteşarlığı görevinin, yasaya aykırı şekilde yürütüldüğünü öne sürdü.
Baykal, Emniyet Genel Müdürlüğünün de 4 aydır boş olduğunu anımsatarak, bunun altındakilerin de dikkatle incelenmesi gerektiğini dile getirdi.
Emniyet teşkilatının, kadrolaşma politikalarının en tahrip edici sonuçlarının ortaya çıktığı kurum haline geldiğini savunan Baykal, ''Emniyet, karartmanın, pek çok önemli olayda siyasi iktidarı korumaya, gerçekleri gizlemeye, hedef saptırmaya ve karalamaya yönelik faaliyetin desteklendiği bir kurum haline yer yer dönüşmüştür. Bu yapılanma içinde münferit kadrolaşmanın ötesinde, sistemli kadrolaşmadan söz etmek durumundayız'' diye konuştu.

-EMNİYETTEKİ ATAMALAR-

Emniyette atamaların liyakate göre olması gerektiğini belirten Baykal, Emniyette terfi sıralamasında bu ilkeye uyulmadığını söyledi. Baykal, Emniyet
teşkilatında bir süreden beri, kıdem sıralamasının altüst edildiği, objektif ölçütler yerine kişisel ölçütlerin esas alındığı atama uygulamasının olduğunu
belirtti.

Son dönemde yaklaşık 700 kişilik ikinci sınıf emniyet müdürleri kıdem listesinden 80-81 kişinin, birinci sınıf emniyet müdürlüğüne ataması yapıldığını
anımsatan Baykal, bu kişilerden sadece 7-8'nin ilk 150'de, diğer 72-73 kişinin ise 150. sıranın daha altlarında yer aldığını kaydetti.

Baykal, muhbir tayin eden, ihbar yapılan Emniyet Genel Müdürlüğünün en kritik noktasında görev yapan kişinin ise 2003'te 281. sıradan 80 kişinin içine girdiğini bildirdi. Bu durum karşısında liyakatten söz edilemeyeceğini vurgulayan Baykal, ''benim düşünceme yakın kişileri göreve getireyim'' anlayışının olması halinde, emniyetin kendisinden bekleneni yapamayacağını belirtti.

-''TÜRKİYE, BU ARKADAŞ İÇİN BEDEL ÖDEMEK ZORUNDA MI?''-

CHP Genel Başkanı Baykal, irticai faaliyette bulundukları Başbakanlık Takip Kurulu kararıyla tespit edilen 17 kişi için Emniyet Değerlendirme Kurulunun iki kez toplandığını, bu kişilerin terfilerinin Mayıs 2003'te yasaya aykırı olarak yapıldığını söyledi.

Bu olaylarda ağır bir siyasi sorumluluk bulunduğunu ifade eden Baykal, bu tablonun hesabının sorulması gerektiğini söyledi.
Deniz Baykal, ''Anasından 'İçişleri Bakanı' doğmuş gibi birileri yıllardır İçişleri Bakanlığında kalıyor ve Türkiye ne halde. Türkiye, bu arkadaş için bu
bedeli ödemek zorunda mı?'' diye sordu.

-''HIZLI TRENLE GELENLER''-

Emniyet mensuplarının kendi içinde kavgalı hale geldiğini anlatan Baykal, yaklaşık 800 kişinin 1. sınıf emniyet müdürü olarak kızakta bekletildiğini, bu kişilerin önemli bir bölümünün buraya paraşütle gelmediklerini vurguladı. Baykal, hızlı trenle emniyet müdürü olanların, Emniyet teşkilatında üst noktalarda görev yaptığını öne sürdü.

Baykal, Türkiye'de suç patlaması olduğunu, 1 yılda her suç türünde yaklaşık yüzde 64 artış görüldüğünü söyledi.

Geçen yıl her 40 saniyede 1 suç işlendiğini, 18 dakikada bir yankesicilik, 6 dakikada bir ev soyulduğunu, her 4 saatte 1 kişiye tecavüz edildiğini anlatan Baykal, ''Evde, dükkanda, sokakta güven kalmadı. Ama İçişleri Bakanı devam ediyor'' dedi.

-''ÇİFTÇİSİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRMEYEN...''-

Ekonomideki gelişmeleri de değerlendiren CHP lideri Baykal, ekonominin, dış dünyaya açık veren bir ekonomi haline dönüştüğünü kaydetti.
Sürdürülebilir bir kalkınmanın, başkalarından medet umarak olamayacağını vurgulayan Baykal, hükümetin tuzdan yüzde 18 KDV alırken, altın, pırlanta gibi değerli taşlardan KDV almadığını anımsattı.

Deniz Baykal, çiftçilerin büyük sıkıntı yaşadığını ifade ederek, çiftçisini güldürmeyen bir toplumun yüzünün gülmesinin, tarımını ayağa kaldırmayan bir
ekonominin ayağa kalkmasının mümkün olmadığını vurguladı.

-''KURDUN KUŞUN ELİNE TESLİM ETMEYİN''-

Türkiye'nin seçime gittiğini hatırlatan Baykal, özellikle gençlerden, seçmen kütüklerine kayıtlı olup olmadıklarını kontrol etmelerini istedi.
Baykal, ''Kime oy verecekseniz verin ama Türkiye'yi sahipsiz bırakmayın, kurdun kuşun eline teslim etmeyin. Milletimizi, vatanımızı seviyorsak, önce kendimizi kütüklere yazdıracağız sonra gereğini yapacağız. Son pişmanlık fayda etmez. Dövünmektense, muhtarlığa gidip, kaydımızı kontrol edelim'' diye konuştu.

Baykal, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, gelecek döneme ilişkin ''Barış ve Kardeşlik'', ''Ekonomi'', ''Eğitim'' ve ''Dış Politika''
projelerini açıkladı.

''Barış ve Kardeşlik Projesi''ni anlatırken, Türkiye'nin en önemli meselesinin, barışma, kaynaşma ve dayanışmayı gerçekleştirmek; en temel
ihtiyacının iç barışı güvence altına almak olduğunu ifade eden Baykal, Türkiye'nin, kendisiyle uğraşmaktan kurtulmaya ihtiyacı olduğunu söyledi. Baykal, Cumhuriyeti, milliyetçiliği, inançları, Atatürk'ü, etnik kökeni tartıştıklarını, oysa bunun yanlış olduğunu ifade eden Baykal, şöyle konuştu:

''Bu tartışmadan hiçbir şey çıkmaz. Ne demokrasi, ne insan hakları, ne refah, ne ilerleme... Hiçbiri çıkmaz. Bu tartışmalar, yanlış tartışmalar.
Bataklık bu. Türkiye'de 70 milyon insan neyi paylaşamıyor. Hepimiz kardeşiz, hepimiz aynı bütünün bir parçasıyız. Bunu anlamamız lazım. Her şey bizim. Türkiye de bizim, coğrafyamız da bizim, vatanımız da milliyetçilik de Atatürk de bizim, İslamiyet de bizim.''

-CAMİ, KIŞLA, OKUL-
Türkiye'de okul, cami, karakol, kışla ve kahvehane elele vermelidir'' diyen Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Devlet, millet elele vermelidir. Devlet, millet kaynaşmalıdır. Millet de okuluyla camisiyle kışlasıyla karakoluyla ve kahvehanesiyle bütünleşmelidir.
Hepsi bizim bir parçamız, değerimiz, yansımamız. Hepsine ihtiyacımız var, bunları birbirinden ayırmak kadar yanlış bir şey olamaz. Bunların tümüne, önümüzdeki dönemde Türkiye'yi yönetecek olanlar, aynı sevgiyle sahip çıkacaklardır.''

-DIŞ POLİTİKA-

Deniz Baykal, partisinin ''Dış Politika Projesi''nin, Kıbrıs ve AB konusunda yeni açılımlar içereceğini söyledi.

Artık Kıbrıs'ta tek devlet anlayışıyla çözümün mümkün olmadığının görüleceği bir döneme girildiğini anlatan Baykal, Kıbrıs'ta iki devlet esasını temel alan bir dış politika izleneceğini söyledi.

Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde temel anlayışın, ''tam üye'' olunacağına dayandığını ifade eden Baykal, ''Tam üye oluyor muyuz? '5 yıl, 6 yıl, 10 yıl, 15
yıl, 20 yılda Türkiye AB'ye tam üye olacak' diye karar alabilen bir AB mercii var mı?'' diyen Baykal, AB'nin, Türkiye ile tam üyelik esasında bir ilişki kurmaya yönelmesinden mutluluk duyacaklarını ve gerekli adımları sonuna kadar atacaklarını bildirdi.

Baykal, ''Ama Türkiye AB'ye üye olmayacaksa, böyle bir güven taşımıyorsa, ekonomik kalkınmamızı kendimizin sağlaması gerekir. İlerlememizi kendimizin gerçekleştirmesi gerekir'' diyerek, Türkiye'nin AB ile ortak gümrük birliği politikasına sahip olduğunu, bunun sonucunun, Türkiye'nin AB içine girmesi olması gerektiğini kaydetti.

Türkiye gümrük birliğine alınırken, arkasından üyeliğin geleceğinin söylendiğini anlatan Baykal, tam üyelik gelmeyecekse, Türkiye'nin, dünyanın başka yeni ekonomik merkezleri ile imtiyazlı ilişkiler kurma şansısını ebediyen yok saymasını istemeye AB'nin hakkı olmayacağını söyledi. Baykal, bu durumda Türkiye'nin, ekonomik çıkarlar doğrultusunda AB dışındaki ekonomik merkezlerle karşılıklı ilişkiler kurma hakkının kabul edilmesi gerektiğini anlattı.

-EĞİTİM POLİTİKASI-

Baykal, Milli Eğitim Bakanlığının kültür kavgasını sürdürmek isteyenlerin yönetiminde ve elinde olduğunu öne sürerek, Bakanlığın, kendi öğretmenleri ve kurumlarıyla kavga içinde olduğunu savundu.

Türkiye'de gelecek dönemde zorunlu eğitimi 8 yıldan 10 yıla çıkaracaklarını anlatan Baykal, öğrencilerin, aynı toplumun eşit birer parçası olma bilinciyle yetiştirileceklerini söyledi. Baykal, çocukların anayasasını, devletini, dinini, milletini, Atatürk'ü, Cumhuriyeti seveceklerini, böyle bir temel üzerinde eğitim verileceğini kaydetti.

Orta eğitimde öğrencilerin üçte ikisinin, iş ve meslek eğitimine yönlendirileceğini anlatan Baykal, orta öğretimde ilk 2 yıldan sonra üniversiteye
gidecekler ile iş ve meslek yaşamına gidecek olanları ayıracaklarını belirtti.

Baykal, ''Bu sistem dünyada var. Almanya'da var, Avrupa'da var. Biz de böyle yapmak zorundayız. CHP iktidarında uygulamaya koyacağımız projelerden biri bu olacaktır. Üniversite kapısında yenilmiş duygusundan çocuklarımızı kurtaracağız'' dedi.

Baykal, bunu, iş gücü piyasasıyla yakın bir işbirliği içinde gerçekleştireceklerini anlattı.

-EKONOMİ-

Deniz Baykal, Türkiye'nin, ekonomi politikasını döviz, faiz ve kur ekseninde sürdürdüğünü, böyle bir anlayışla hiçbir ülkenin sorunlarını çözemeyeceğini belirterek, yeni bir sanayileşme politikasına ihtiyaç olduğunu kaydetti.

Rekabet kabiliyeti olan alanlarda Türkiye'nin dış ticaret yapısını lehine çevirecek bir ekonomi politikasına ihtiyaç olduğunu anlatan Baykal, yeni bir
sanayileşme politikası teklifiyle Türkiye'nin karşısına çıkacaklarını kaydetti.

Baykal, ''Faiz çarkıyla Türkiye'nin kalkınması mümkün değildir. Yatırım, üretim, istihdam, ihracat zincirini kuracağız. Ekonomi politikasının hedefini, kıblesini değiştireceğiz. Üretim olacak, üretim... Türkiye'nin kaynaklarını değerlendirmek olacak'' diye konuştu.

Baykal, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, bir kez daha görüşülmek üzere TBMM'ye iade ettiği Türk Petrol Kanunu'na yönelik eleştirilerde de bulundu.