Bozdağ, 3 milletvekiline gündem dışı söz verdi.
Yeni Yol Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, depremde Hatay'daki tarihi yapıların büyük çoğunluğunun yıkıldığını belirtti.
Sit alanları ile vakıf camilerinin "mahzun vaziyette beklediğini" söyleyen Çalışkan, bu tarihi emanetlere sahip çıkılması gerektiğini ifade etti.
İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun, denizcilik ve yat sektörünün turizmde önemli bir yere sahip olduğunu ancak sektörün rekabet gücünü zayıflatan ciddi sorunlar yaşandığını belirtti.
Ergun, Yunanistan, Fransa, Hırvatistan ve İspanya gibi ülkelerin vergi avantajları, güçlü altyapı yatırımları ve etkin tanıtım politikalarıyla öne çıktığını, buna karşın Türkiye'nin, vergi yükleri ve teşvik yetersizliği gibi nedenlerle pazar payı kaybı yaşadığını savundu.
Türkiye'nin döviz gelirlerinin her geçen gün azaldığını ileri süren Ergun, "Son yıllarda yat turizm sektörünün gelirleri yüzde 50 ila 60 civarında azalmıştır. Sorunlar yalnızca turistik faaliyetleriyle sınırlı değildir. Yat imalatında KDV muafiyetlerinin kaldırılması yerli üretimi olumsuz etkilemekte, artan maliyetler sektör üzerinde baskı oluşturmaktadır." ifadelerini kullandı.
AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) tarafından Kayseri'nin "2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti" ilan edilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kayseri'nin tarihsel önemini anlatan Cıngı, gelecek yıl düzenleyecekleri uluslararası faaliyetlerle Kayseri'nin tanıtımını yapacaklarını, konserlerden sergilere, akademik çalışmalardan kültürel buluşmalara kadar geniş bir yelpazede etkinlikler gerçekleştireceklerini kaydetti.
Cıngı, "Kayseri'nin Türk Dünyası Kültür Başkenti olarak belirlenmesi, Türk dünyasıyla bağlarımızı daha da güçlendirecek, ortak dil, tarih ve kültür şuurunu daha görünür hale getirecek, kültürel diplomasi alanında yeni ve kalıcı işbirliklerinin önünü açacak, Kayseri'yi uluslararası ölçekte daha görünür ve etkili bir konuma taşıyacaktır." diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda siyasi partilerin grup başkanvekilleri yerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, İsrail'in Küresel Sumud Filosu saldırısına değinerek, "Bütün dünya sizi seyrediyor, siz bir katilsiniz ve buraya ekmek götürmek isteyen insanlar var, ilaç götürmek isteyenler var. Bunlara mani oluyorsunuz." ifadelerini kullandı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na yönelik saldırısına tepki göstererek, filonun küresel barbarlık tarafından esir alındığını vurguladı. Çömez, "İsrail, Akdeniz'de, uluslararası sularda korsanlık yaparak 175 aktivisti maalesef kuralları hiçe sayarak orada derdest etmiştir ve ülkesine götürmüştür, bunu da şiddetle kınıyoruz." dedi.
Hükümetin eğitim ve sağlık politikasını eleştiren Çömez, AK Parti'nin iktidara geldiği dönemde 14 diş hekimliği fakültesi bulunduğunu, şimdi bu sayının 105'e çıktığını aktardı.
Çömez, her yıl binlerce öğrencinin diş hekimliği bölümlerinden mezun olduğunu ancak bunların iş bulmada çok büyük zorluklar yaşadıklarını, hükümetin elindeki sermaye ve imkanları doğru bir şekilde kullanması gerektiğini kaydetti.
- İsrail'in Sumud Filosu'na saldırıları
MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç da İsrail'in tüm dünyanın gözü önünde sürdürdüğü soykırımının Akdeniz'in uluslararası sularında sergilediği son vahşetle sınır tanımayan bir boyuta ulaştığını vurguladı.
Filiz Kılıç, şöyle konuştu:
"Gazze'yi nefessiz bırakan o zalim ablukayı kırmak ve bölgeye yalnızca insani yardım ulaştırmak gayesiyle yola çıkan Küresel Sumud Filosu'na yönelik sinyal karartmalı korsan baskın, uluslararası hukukun bir kez daha pervasızca çiğnenmesidir. Sırf mazlumlara bir umut ışığı taşıdıkları için aralarında 20 vatandaşımızın da bulunduğu 175 vicdan elçisini zorbalıkla alıkoyan bu işgalci zihniyet kaba kuvvetle hakikatin ve adaletin sesini susturabileceğini sanarak tarihi bir yanılgıya düşmektedir. Bizler, masum sivilleri açlığa ve ölüme mahkum eden bu barbarlığa karşı ilk günden beri nasıl tavizsiz bir duruş sergilediysek, bugün de aynı sarsılmaz inançla buradayız. O kanlı kuşatma tamamen yıkılana dek işgalcilerin tam karşısında, onurlu Filistin halkının ise amasız fakatsız yanındayız."
Kılıç, dijital bağımlılık tehlikesine dikkati çekerek, koca bir nesli kaybetme riskiyle karşı karşıya kalındığını vurguladı.
Çocukların ellerine tutuşturulan telefonların aslında onların beyinlerine takılan sanal birer pranga olduğunu dile getiren Kılıç, "İlkokul çağındaki o tertemiz yavrular sosyal medya denilen dipsiz kuyunun içine itiliyor." dedi.
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla yapılacak kutlamalara değindi. 1 Mayıs denince akla Taksim'in geldiğini belirten Temelli, "Taksim Meydanı yasaklıydı, 1 Mayıs'ı bayram yaptınız, Taksim Meydanı'nı da açtınız. 2010, 2011, 2012 yıllarında Taksim Meydanı'nda 1 Mayıs'ı kutladık ama sonra tekrar yasakladınız çünkü sizin siyasetiniz bir mehteran siyaseti, bir ileri, bir geri, bazen iki geri. Taksim Meydanı niye yasaklı?" ifadelerini kullandı.
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, 1 Mayıs'ın emeğin, alın terinin ve dayanışmanın gücü olduğunu söyledi.
İşçi Bayramı'na coşkuyla giremediklerini ifade eden Başarır, "Maalesef emek ve işçi açısından ülkemizde ağır bir tablo var. Ortada bir bayram yok. Emek var, ekmek yok. Ter var, adalet yok. Mesai var, güvence yok. Milyonlarca işçimiz açlık sınırının altında yaşamak zorunda." dedi.
Başarır, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve aileleriyle yaptıkları bir tatilin görüntülerinin basında yer almasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ali Mahir Başarır, şöyle konuştu:
"Neden bizim görüntülerimiz paylaşılıyor, nereden paylaşılıyor? Soruyorum, kim servis ediyor bunları? Bu hepimizi ilgilendiriyor. Türkiye nereden nereye geldi? Benim çocuğumla, eşimle yapmış olduğum tatilin görüntülerinin medyada işi ne? Bu ülke bunu hak ediyor mu? Ne yapmışız biz orada? Çocuklarımızın, eşimizin yanında ne yapabiliriz? Bu nasıl oluyor? Bundan rahatsız olmuyor musunuz? Bunu bugün bize yapanlar, yarın size yapar, aynı 2002-2014 yılları arasında FETÖ'de yaşadığımız tecrübe gibi."
- "Kişisel ve özel bilgilerin izinsiz şekilde yayımlanması suçtur"
AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü kutladı.
12 Eylül darbesinde sona erdirilen 1 Mayıs Bayramı'nın tekrar AK Parti tarafından bayram olarak ilan edildiğini hatırlatan Gül, "Güçlü bir çalışma hayatıyla, üretim, istihdamla büyüyen, gelişen, üreten bir Türkiye olma noktasında çok önemli merhaleler katettik. Burada en büyük pay, şüphesiz alın teriyle çalışan emekçilerimizin, işçilerimizin gayretidir." diye konuştu.
Hükümetin icraatlarını anlatan Gül, çalışma hayatı ve mevzuatına ilişkin çok önemli adımlar ve reformlar yaptıklarını söyledi.
İsrail'in Filistin'e yönelik politikalarını eleştiren Gül, "Gazze'de yaşanan soykırım büyük bir şiddetle devam ediyor. Barış ve ateşkes olmasına rağmen bunu çiğneyen soykırımcı, haydut bir İsrail devlet terörünü bütün insanlık karşımızda görmektedir. 7 Ekim'den beri büyük pervasızlıkla devam eden bu hukuk dışı, insanlık dışı uygulamalara her gün bir yenisini eklemeye devam ediyor." ifadelerini kullandı.
Gül, İsrail'in Batı Şeria'yı ve Lübnan'ı Gazze'leştirdiğini, İran ve Suriye'de yayılmacı ve işgalci politikalarını sürdürdüğünü vurguladı.
İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na saldırısına da tepki gösteren Gül, şöyle konuştu:
"İsrail, bu gece Sumud Filosu'na yönelik yine hukuk dışı bir saldırıyı gerçekleştirmiş ve burada da 20 vatandaşımızı alıkoymuştur. O gemide, insanlık gemisinde yer alan diğer ülkelerin vatandaşları da yine alıkonulmuştur. Aslında Filistin'deki hadiseye dikkat çekmek üzere çıkan bu gemi bir insanlık vicdanı gemisidir. Orada Müslüman'ı, Yahudi'si, Hristiyan'ı ve her ülkeden vicdan taşıyan herkesin o gemide olduğu bir yolculuk. Sumud Filosu'na yönelik bu saldırı asla kabul edilemez. Bu da yine uluslararası hukuk çerçevesinde aslında gücün nasıl hukuku belirlediğini gösteren ve kabul edilemez bir tutumdur. Soykırımcıların bu eylemini caydırıcı bir şekilde uluslararası kurumların engellemesi insanlık adına bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu yerine getirmesi bakımından bizler de Türkiye Cumhuriyeti tüm kurum ve kuruluşlarıyla Filistinli kardeşlerimizin yanında yer almaya devam edecektir."
CHP Grup Başkanvekili Başarır'ın tatil görüntülerinin yayımlanmasına ilişkin açıklamalarına da cevap veren Gül, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bu konularda bizim tutumumuz çok nettir. Bu konuya ilkesel olarak bakıyoruz. Kişisel veriler, mahremiyet ve aile kutsaldır. Bunlar bizim için en değerli konulardır. Kişisel ve özel bilgilerin izinsiz şekilde yayımlanması ve dağıtılması da suçtur. Ne olursa olsun aileye, kutsala, çocuklara, kişisel verilere yönelik her türlü müdahaleyi doğru bulmuyoruz."
Genel Kurulda Yeni Yol Partisinin "kayyum atanan şirketler", İYİ Partinin "mesleki eğitim verilen öğrencilerin iş güvenliği", DEM Parti'nin "1 Mayıs İşçi Bayramı", CHP'nin ise "İşsizlik Sigortası Fonu" hakkındaki grup önerileri ayrı ayrı görüşüldü.
Partisinin grup önerisi üzerine söz alan DEM Parti Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp, 1 Mayıs'ın, emeğin yüzyıllardır kesintisiz süren direnişinin adı olduğunu söyledi.
Emekçilerin ödediği ağır bedellerle ve direnişle meydanları, sokakları ve kentlerin belleğini birer hafıza mekanına dönüştürdüğünü ifade eden Gökalp, Taksim Meydanı'nın 1 Mayıs gösterilerine kapatılmasını eleştirdi.
Yeni Yol Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, emeğin kutsallığını vurgulayarak, gelir dağılımındaki "adaletsizliğe" dikkati çekti.
Adil bir düzenin bugün insanlığın temel ihtiyacı olduğunu dile getiren Kaya, "Gelir dağılımı adaleti, bugün insanlığın ulaşması gereken nihai noktadır. Alın terinin korunması, alın terinin muhafaza edilmesi, işçinin alın teri kurumadan emeğinin karşılığının verilmesi, bizim inancımızın gereğidir." diye konuştu.
İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat, 1 Mayıs'ın, sadece bir ideolojinin, siyasi anlayışın ya da bir grubun günü değil alın teriyle hayatını kazanan herkesin günü olduğunu belirtti.
Çalışma hayatının sadece ekonomik bir mesele olmadığını kaydeden Sunat, "Bir ülkede işçi ile işveren, karşı karşıya gelen iki düşman gibi görülmemelidir. Tam tersine, üretimin, kalkınmanın ve sosyal huzurun iki temel unsurudur. İşveren yatırım yapacak güveni bulmalı, çalışan ise emeğinin karşılığını alacağı adaleti hissedebilmelidir. Devletin görevi de bu dengeyi sağlamaktır." ifadelerini kullandı.
CHP Burdur Milletvekili İzzet Akbulut da işçi ve emekçilerin hayatın ve geçimin iktidar tarafından zorlaştırıldığı bir dönemi yaşadığını savundu.
Türkiye'de kayıt dışı istihdamın yüzde 30 seviyesinde olduğunu öne süren Akbulut, sendikalaşma oranının ise yüzde 14-15 civarında seyrettiğini belirtti.
AK Parti Konya Milletvekili Latif Selvi de tüm işçi ve emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü kutladı.
Sendikacılığın bir mücadele ortamında doğduğuna işaret eden Selvi, bu faaliyetin ücretini alamayan, tatil günü olmayan ve çok sayıda güçlükle karşılaşan işçilerin dayanışma sandıkları üzerine kurulduğunu ve onun üzerine devam ettiğini anlattı.
Selvi, "Hani şimdi diyorlar ya 'Patron mu büyük, devlet mi büyük?' Devlet, patronu çağırdı, işçilerle görüştü, dedi ki: 'Hakları budur.' ve bunların hakları kendilerine iade edildi." ifadelerini kullandı.
