2013-02-13 - 15:07
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı. TBMM Genel Kurulu'nda 10 uluslararası anlaşma kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı. Sağlam, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline gündemdışı söz verdi.
Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin kuruluş yıl dönümü dolayısıyla konuşan AK Parti Ankara Milletvekili Emrullah İşler, Kıbrıs Barış Harekatı'nın ardından Ada'daki çözüm çabalarının artırıldığını, ancak Rum kesiminin BM ve Türk tarafının girişimlerini reddettiğini ifade etti.
Son olarak 2004 yılında ''Annan Planı'' çerçevesinde yapılan referanduma Türk halkının ''evet'', Rum kesiminin ''hayır'' oyu verdiğini anımsatan İşler, Türk halkının barıştan yana olduğunu tüm dünyaya gösterdiğini söyledi.
İşler, Kıbrıs sorununun yaratıcısı EOKA'cıların partisi DİSİ'nin seçimi kazanma ihtimalinin çözüm konusunda ciddi endişeler doğurduğunu ifade etti.
Kıbrıs sorununun ulusal bir mesele olduğunun altını çizen İşler, hiçbir kesim tarafından siyasi mesele haline getirilmemesi ve ulusal konsensüs oluşturulmasının önem taşıdığını belirtti.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de son dönemde avukatlara ve dolayısıyla savunma hakkına yönelik saldırıların arttığını söyledi.
Anayasa değişikliğinden sonra yargının önce kuşatıldığını sonra tutsak edildiğini iddia eden Öztürk, ''Şimdi de sıra avukatlara ve barolara geldi'' dedi. Savunmanın etkisiz hale getirilmek istendiğini savunan Öztürk, dinlemeler, gözaltılar ve tutuklamalarla susturulan ''pısırık'' barolar oluşturmanın amaçlandığını öne sürdü.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, muhtarların sorunlarına değindiği gündem dışı konuşmasında, muhtarların gece gündüz demeden köy ve mahallelerin işleriyle ilgilendiğini ifade etti.
Muhtarların görevleri karşılığında gerek tüzel gerek sosyal ve özlük haklar bakımından hak ettikleri değeri göremediğini dile getiren Akçay, muhtarların görevleriyle ilgili giderleri kendilerinin karşıladığını söyledi.
Akçay, muhtarların 440 liralık maaşının açlık ve yoksulluk sınırının altında olduğunu belirterek, muhtarların durumunu iyileştirmeyi hedefleyen 17 kanun teklifinin komisyonlarda beklediğini söyledi.
İstanbul Barosu yönetiminin düştüğüne yönelik tartışmaların gündeme geldiği TBMM Genel Kurulu'nda, gerginlik yaşandı. AK Parti İstanbul Milletvekili Bülent Turan, ''Avukatlık mesleğini ayaklar altına alan, darbeci baro yaftasını hak eden bir baronun mensubu olmak utanç vesilesi'' dedi.
BDP, Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamadığı için ''anayasanın 34. maddesinin, valilik önergeleriyle çiğnenmesi, demokratik yürüyüş ve gösterilerde meydana gelen ölümlerin araştırılması'' için verilen önergenin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, önerge lehinde yaptığı konuşmada, iktidara muhalif herkesin terörist muamelesi gördüğünü; avukatların, savunma görevinin engellendiğini öne sürdü.
Öztürk, Türkiye'nin, bugün savunmayı savunur hale geldiğini, bunun utanacak bir tablo olduğunu ileri sürdü.
AK Parti İstanbul Milletvekili Bülent Turan ise önergenin aleyhinde söz alarak, İstanbul Barosu'na, Meclis ve Hükümet'in büyük baskı yaptığı iddiasının gülünecek iddia olduğunu söyledi.
Avukatlık Kanunu'nu kendilerinin yapmadığını ifade eden Turan, kanunun, antidemokratik hükümleri ve yanlış düzenlemeleri bulunduğunu belirtti. Turan, İstanbul Barosu veya Öztürk'ten, kanunun daha demokratik, evrensel hukuk kurallarına uygun hale getirilmesi için öneri gelmediğini ifade etti.
Baronun, cuma günü düştüğünü, bu tarihten sonra yaptığı bütün işlemlerin geçersiz olduğunu, tarafsızlığını yitirdiğini savunan Turan, Baro Başkanı Ümit Kocasakal'ın yaptığının, ileriki siyasi hesaplarından başka bir şey olmadığını, 4 günde 4 tane birbiriyle çelişken yazılı açıklama yaptığını kaydetti.
Mersin milletvekilinin baroya aidat vermediğini, kendisinin verdiğini ifade eden Turan, ''Avukatlık mesleğini ayaklar altına alan, darbeci baro yaftasını hak eden bir baronun mensubu olmak utanç vesilesi. Bu ülkenin en büyük barosu, 30 binden fazla üyesi olan barosu, şimdiye kadar sadece darbecilikle anıldı, sayenizde işgalcilikle anılacak'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, milletvekillerinin sadece kendi bölgelerini değil, tüm ülkeyi temsil ettiğini anımsatarak, Turan'ın baroya aidat ödeyip, Öztürk'ün ödemediğini söylemesine yönelik bir anlayışın, hukuk fakültesinden çıkamayacağını söyledi.
Sataşma gerekçesiyle söz alan Öztürk, konuşmasında sadece baro yönetime karşı açılan davanın ne kadar hukuksuz olduğunu anlatmaya çalıştığını kaydetti.
Öztürk, ''Turan, İstanbul Barosu'na açılan davadan o kadar sevinç duymuş ki o sevinci günler öncesinden twitter'dan paylaşıyor. Bir avukat olarak, avukat yargılamasının özel usullerini bilmediğine mi yanayım, okuduğunu bir hukukçu muhakemesiyle anlamamasına mı üzüleyim. Günlerdir saçmalamakla meşgul. Senin yaşın kadar darbelerle mücadele etmiş biriyim'' dedi.
Turan da yeniden söz alarak, mevcut baronun yedek yönetim kurulu üyesi olsa bu tartışmaların yaşanmayacağını ifade ederek, ''Mevcutların neden yedekleri yok? Onu bile becerememiş'' dedi.
Öztürk, yerinden kalkarak, AK Parti sıralarına doğru yönelerek, eleştirilerini sıraladı. Karşılıklı sataşma bu sırada da sürdü.
Öneri lehinde söz alan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, genelgelerle, uygulamalarla orantısız güç kullanılarak, demokratik gösterilerin dağıtıldığını söyledi. Bunun sonucu bir çok kişinin yaşamını yitirdiğini, yaralandığını, bibergazı tartışmalarının gündeme geldiğini ifade eden Kaplan, orantısız güç kullanımının mutlaka bir frenin olması gerektiğini kaydetti.
Önergenin aleyhinde söz alan AK Parti Niğde Milletvekili Alparslan Kavaklıoğlu, güvenlik güçlerinin, kamu güvenliğinin tesisi ve devamı için orantılılık ilkesine uygun olarak gerektiğine zor kullanma önlemlerine başvurabildiğini söyledi.
Kavaklıoğlu, 2002-2012 yılları arasında yasal olarak düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, hiçbir ölüm meydana gelmediğini, müdahale sırasında zor kullanma sınırı aşan personel hakkında ise derhal adli ve idari işlem başlatıldığını bildirdi.
Konuşmaların ardından BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi, daha sonra MHP'nin grup önerisinin görüşmelerine geçildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin sulama birliklerinin sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinin görüşülmesine ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, Türkiye'deki 388 sulama birliğinin maddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Sulama birliklerinin, yatırım ücretlerinin geri ödenmesinde sorun yaşandığını, çalışanların da özlük hakları ve maaşlarının ödenmemesi nedeniyle mağdur olduklarını ifade eden Kalaycı, yatırım maliyetlerinin kooperatiflerde olduğu gibi devlet tarafından karşılanması gerektiğini savundu.
Sulama birliklerinin en ciddi sorununun elektrik ücretleri olduğunu dile getiren Kalaycı, tarımsal sulamada kullanılan elektrik fiyatlarında indirim yapılmasını, geçmişe dönük borçların da faizsiz yapılandırılmasını istedi.
Yeraltı sularının kullanımına ilişkin kanun teklifiyle kuyulara ölçüm cihazı konulması zorunluluğu getirildiğini ve dekarda 200 ton su kotası konulduğunu anlatan Kalaycı, sulama sistemlerinin modernizasyonu ve arazi toplulaştırmasıyla kuyulara ihtiyaç kalmayacağını belirtti.
Kalaycı, AK Parti'nin çiftçiye dayatmada bulunduğunu öne sürerek, ''AK Parti Hükümeti hiçbir şey yapamaz çünkü haksızdır. Çiftçi, verilmesi öngörülen suyla tarlasının yarısını bile ekemeyecek. Kuyulara sayaç takılıp kota uygulamasında ısrar edilirse, çiftçiler de AKP'yi o kuyulara gömecektir'' diye konuştu.
MHP'nin grup önerisi aleyhinde konuşan AK Parti Nevşehir Milletvekili Murat Göktürk ise sulama birliklerinin özel kanunla müstakil yapıya kavuşturulduğunu ve köylere kendilerine ait suyla arazilerini sulayacakları birlik oluşturma imkanı verildiğini belirtti.
Türkiye'nin su bakımından zengin bir ülke olmadığına dikkati çeken Göktürk, ''AK Parti iktidarı, suyun akıp gitmesine seyirci kalmadı, önemli yatırımlara imza attı'' dedi. Göktürk, iktidarları döneminde gerçekleştirilen su projelerinden örnekler verdi.
Ak Parti olarak, yerinde ve zamanında yapılması gerekenleri hayata geçirdiklerini dile getiren Göktürk, ''Çiftçinin suyunu kesmek gibi düşüncemiz yok. Yeraltı ve yerüstü sularını sarf edip kullanmaya devam edersek, çiftçi tamamen susuz kalacak. Bu nedenle bazı tedbirler almamız gerekiyor'' diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, sulama birliklerinin 2 yıl önce bağlandığı DSİ'den gereken desteği alamadığını savundu.
Birliklerin mali gücü olmadığını ifade eden Aslanoğlu, kooperatiflerle birliklerin sulama ücretlerinin farklı olduğunu, bunun da adaletsizliğe yol açtığını söyledi.
BDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici de tarım politikalarının yanlış olduğunu, yine de çiftçilere umut pompalandığını ileri sürdü.
Sulama birliklerinin 2 milyona yakın çiftçinin 410 bin hektar tarlasına su götürmeye çalıştığını anlatan Binici, birliklerin toplam borcunun 800 milyon lirayı aştığını vurguladı. Binici, birliklerin maliyetinin düşürülmesini istedi.
MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
AK Parti Bursa Milletvekili Tülin Erkal Kara, ''Yurt dışı komisyonlarına gidenlere sesleniyorum; orası ağlama duvarı değil. Avrupa'da Türkiye'yi şikayet etmeyin'' dedi.
CHP, yurt dışında çalışan Türklerin sorunlarının belirlenmesine yönelik araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak TBMM Genel Kurulu'na getirdi.
CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, yurt dışında yaşayan Türkler'in emeklilikle ilgili sorunlarının bulunduğunu, pasaport harçlarındaki artışın önemli sorun olduğunu, Müslüman mezarlıkları ve Türkçe hizmet veren huzurevlerinde de sorun yaşandığını anlattı.
AK Parti Bursa Milletvekili Tülin Erkal Kara, ırkçılık, ayrımcılık, İslam karşıtlığıyla mücadele edilmesi çağrısında bulundu.
Avrupa Konseyi'nde dönem dönem katıldıkları toplantılarda bazı muhalefet mensuplarında, İslam karşıtlığı bulunduğunu savunan Kara, şunları kaydetti:
''Yanlış yoldasınız. Kalkıp bunu dini mesele haline getirip, İslam'ı bu kadar kötü duruma sokmanın anlamı yok. Yurt dışındaki bütün eleştirileri yakından takip ediyoruz, ülkem adına üzülüyorum, sıkıntıları Avrupa Konseyi'nde dile getirip, çok olumsuz tablo sergilemek, kimseye yarar getirmez. Kimse kimsenin dinini eleştirmesin. İslamafobiya'yı ikide bir ortaya koyup, Türkiye antilaik, antidemokratik.... Yok öyle bir şey, bu kadar ayrımcı davranmayın. Yurt dışı komisyonlarına gidenlere sesleniyorum, orası ağlama duvarı değil. Hep birlikte bu sıkıntıları tartışalım, oraya gittiğimizde tek yürek olalım, ülkemizi en iyi şekilde anlatmaya çalışalım. Avrupa'da Türkiye'yi şikayet etmeyin, size yarar sağlamayacaktır.''
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, ''Biz şikayet etmedik, Cumhurbaşkanı'nın eşiyle sohbet edin o anlatsın'' dedi.
Çelebi de yeniden söz isteyerek, ''Ne alakası var İslam karşıtlığının, suçlama yaptığınız değerlendirmelerin bir alemi var mı?'' görüşünü dile getirdi.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, Almanya'da Türkler'in istenmediğini, dışlandığını ifade ederek, Almanya nedeniyle vizesiz girişimin engellendiğini söyledi.
Birinci kuşak olarak adlandıran Türk işçilerine, Almanya'da posası sıkılmış limon muamelesi yapıldığını belirten Türkkan, bu işçilere, tecrit için her türlü yöntemin uygulandığını söyledi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
AK Parti İzmir Milletvekili Ali Aşlık, yeraltı sularının hor kullanılması halinde bu emanetin gelecek nesillere taşınamayacağını söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda Yeraltı Suları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşülmesine başlandı.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerde söz alan CHP Mersin Milletvekili Vahap Seçer, Hatay'ın Cilvegözü sınır kapısındaki patlamaya değinerek, olayın AK Parti'nin Ortadoğu politikasının sonuçlarından biri olduğunu öne sürdü.
Suriye ile ilişkilerin bu ülkedeki iç çatışmalara kadar iyi gittiğini anlatan Seçer, ''Oradan ülkemize turist, mal geliyordu. Ürünlerimiz ihraç ediliyordu. Şimdi Türkiye'den sizlerin sayesinde Suriye'ye terör ihraç edildi'' dedi.
Yeraltı suyu kullanılan kuyulara daha önce çıkarılan bir yasayla sayaç takılmasının hükme bağlandığını anlatan Seçer, sayaç takma süresinin 25 Şubat'ta sona ereceğini, ancak arzu edilen ilerlemenin sağlanamadığını söyledi.
Hükümetin kaçak kuyulara yönelik tedbir almadığını savunan Seçer, yeraltı suları ve kuyularla ilgili envanter çıkarılması, havza bazlı çalışma yapılması ve etkin denetim yapılması gerektiğini ifade etti.
Seçer, Türkiye'de 1 milyon 822 bin hektar alanı kapsayan sulama projesi bulunduğunu, ancak AK Parti iktidarında yıllık 12 bin 700 hektar alanın sulamaya açıldığını söyledi. Vahap Seçer, ''AK Parti iktidarda kalırsa, bu hızla giderse projelerin tamamlanması için 115 yıla ihtiyaç var. İktidarın bir huyu var; 1 kilo saman yakıyor, bir kamyon duman çıkarıyor'' dedi.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı da kuyulara sayaç zorunluluğu getiren teklifle çiftçiye tuzak kurulduğunu iddia etti.
Sayaç takmak için çiftçiye 1 yıl süre verildiğini, sayacın takılmaması halinde sayaç takması için DSİ'ye 3 yıl süre verildiğini anlatan Kalaycı, DSİ'nin 3 yıl sonunda sayacın ücretini yüzde 25 fazlasıyla alacağını ifade etti. Kalaycı, ''Siz çiftçinin sırtından ölçüm cihazı üreten ya da ithal eden firmalara para mı kazandırmak istiyorsunuz-'' diye sordu.
Sayaçlı kuyularda kota uygulanacak olmasına çiftçilerin, ziraat odalarının, sulama birliklerinin, bölge kalkınma ofislerinin karşı olduğunu belirten Kalaycı, uygulamanın ülke tarımına ve çiftçilere büyük zarar vereceğini savundu.
Kalaycı, kota uygulamasının ekilecek bitkinin ve alanın su ihtiyacına göre belirlenmesi gerektiğini söyledi.
BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy da rant uğruna Türkiye'nin doğal kaynaklarının yok edildiğini savundu.
Yeraltı sularının kullanımında denetim olmadığını ifade eden Aksoy, tarım ve sanayide yeraltı sularının hızla çekilmeye devam edildiğini ve suyun hoyratça kullanıldığını söyledi. Aksoy, teklifle, sayaçla ölçüm zorunluluğunun yeraltı sularını korumaktan çok yapılan işi meşruiyete kavuşturmayı amaçladığını öne sürdü.
AK Parti İzmir Milletvekili Ali Aşlık ise geçen yıl kabul edilen yasadan bu yana 280 bin civarındaki kuyudan 6 binine çiftçilerin sayaç taktığını, bu konuda şikayet aldıklarını söyledi.
Nerelerde sayaç takılıp takılmayacağına, ne kadar su kullanılacağına Bakanlar Kurulu'nun karar vereceğine dikkati çeken Aşlık, yasanın arkasında durmanın milletin menfaatine olduğunu ifade etti. Aşlık, ''Yeraltı sularını hor kullanırsak, bize bırakılan bu emaneti gelecek nesillere taşıyamayız'' dedi.
Sulama barajları ve göletlerinin yapıldığı yerlerde cazibe sulamasına geçileceğini ve kuyu kullanılmayacağı için sayaç taktırmanın pratiği kalmayacağını dile getiren Aşlık, bu nedenle zirai sulama ve içme suyu ayrımı getirdiklerini belirtti.
Aşlık, 1 yıl içinde sayaç taktırmayanların DSİ'ye başvurarak sayaç taktırmasını da, sayaç fiyatlarının talebe bağlı olarak aşırı artmasının önüne geçmek için öngördüklerini söyledi.
Yeraltı sularının asıl sanayi amaçlı kullanımında sorun olduğuna işaret ederek, tarımda ne kadar su kullanılacağının belli olduğunu belirtti.
Aşlık, ''Tarım sulaması adı altında tanker tanker su satanlar, kuyu açıp sanayide kullananların yakasına beraber yapışacağız. Muhalefet neden sanayiciden bahsetmiyor- Hep çiftçiyi savunuyorsunuz. Bu yasanın amacı yeraltı sularını düzene koymak'' diye konuştu.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, ''Kuyudan sürekli, ilave edilenden fazla su çekersek yeraltı su seviyesi daha da düşecektir. Çiftçilerin, bırakın torunlarına, evlatlarına dahi su kalmayacaktır'' diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda, Yeraltı Suları Hakkında Kanun ile Kamulaştırma Kanunu'nda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak maddelerine geçilmesi kabul edildi.
Teklif üzerinde Hükümet adına söz alan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, özellikle yeraltı suyu kullanımının, Türkiye'de son derece yaygınlaşmaya başladığını belirtti.
Eroğlu, yaklaşık 300 bin belgeli kuyu bulunduğunu, bunun dışında 200 bin civarında kuyu tespit ettiklerini ancak sayının daha fazla olduğunun ifade edildiğini söyledi. Eroğlu, bunlarla ilgili işletme ruhsatı verdikleri kuyulardaki tahsis toplamının 14 milyar metreküp olduğunu kaydederek, ''Tahsisli olmayan belgesiz kuyuları da dikkate alırsak, çok daha fazla 20-25 milyar metreküp yeraltı suyu kullanımı söz konusu. İşletme rezervimiz ise 15 milyar metreküptür. Kuyudan sürekli, ilave edilenden fazla su çekersek yeraltı su seviyesi daha da düşecek, tuzlanma, çöküntüler olabilecek. Çiftçilerin torunlarını bırakın, evlatlarına dahi su kalmayacaktır'' diye konuştu.
Eroğlu, her yere ölçüm sistemi takılmasının şart olmadığını, bazı yerlerde yeraltısuyu seviyesinin yüksek olduğunu, bu yerlerde ölçüm sistemine gerek bulunmadığını belirtti.
Planlarını 30-40 yıl sonrası için yaptıklarını dile getiren Eroğlu, sulama, şehirlerin içme, kullanma suyu ihtiyaçları için eylem planları hazırladıklarını, şehirlerde içme suyunda 30 yıl sonrası su durumu, hatta alternatif su kaynaklarının ele alınıp buna göre hesap yaptıklarını anlattı.
Eroğlu, iklim değişikliğine uyum çalışmalarının, bakanlığın bütün birimlerince yapıldığını vurguladı.
Ergene Havzası'nda, 17 paketi içeren eylem planı hazırladıklarını vurgulayan Eroğlu, belediyelerin ve bazı sanayicilerin üzerine düşen görevi yapmadığını söyledi. Eroğlu, ''Şu anda tamamen belediyelerden kaynaklanıyor, bunu da ispat ederiz. Sanayinin atık su arıtma tesisi var ama ama oradaki belediyelerin yok'' dedi.
AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Baloğlu da tasarı üzerinde partisinin görüşlerini dile getirirken, yeryüzü sularının binde 12'sinin kullanıma uygun olduğunu, küresel ısınma ve su kirliliği nedeniyle suya ulaşımın zorlaştığını söyledi.
Baloğlu, tüketim alışkanlıklarının, suya olan talebi artırdığını ifade etti. Baloğlu, dünya yüzeyindeki suların dengeli dağılmamasının, ülkeler arasında gerilimi arttırdığını, su kaynaklarının kullanımının önem taşıdığını kaydetti.
TBMM Genel Kurulu'nda, verilen aranın ardından hükümet ve komisyonun yerine oturmaması üzerine, bazı ülkelerle imzalanan anlaşmaların uygun bulunduğuna dair tasarıların görüşmelerine geçildi.
***** HABERİN DEVAMINI " İLGİLİ DÖKÜMANLAR " BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ. *****
Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin kuruluş yıl dönümü dolayısıyla konuşan AK Parti Ankara Milletvekili Emrullah İşler, Kıbrıs Barış Harekatı'nın ardından Ada'daki çözüm çabalarının artırıldığını, ancak Rum kesiminin BM ve Türk tarafının girişimlerini reddettiğini ifade etti.
Son olarak 2004 yılında ''Annan Planı'' çerçevesinde yapılan referanduma Türk halkının ''evet'', Rum kesiminin ''hayır'' oyu verdiğini anımsatan İşler, Türk halkının barıştan yana olduğunu tüm dünyaya gösterdiğini söyledi.
İşler, Kıbrıs sorununun yaratıcısı EOKA'cıların partisi DİSİ'nin seçimi kazanma ihtimalinin çözüm konusunda ciddi endişeler doğurduğunu ifade etti.
Kıbrıs sorununun ulusal bir mesele olduğunun altını çizen İşler, hiçbir kesim tarafından siyasi mesele haline getirilmemesi ve ulusal konsensüs oluşturulmasının önem taşıdığını belirtti.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de son dönemde avukatlara ve dolayısıyla savunma hakkına yönelik saldırıların arttığını söyledi.
Anayasa değişikliğinden sonra yargının önce kuşatıldığını sonra tutsak edildiğini iddia eden Öztürk, ''Şimdi de sıra avukatlara ve barolara geldi'' dedi. Savunmanın etkisiz hale getirilmek istendiğini savunan Öztürk, dinlemeler, gözaltılar ve tutuklamalarla susturulan ''pısırık'' barolar oluşturmanın amaçlandığını öne sürdü.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, muhtarların sorunlarına değindiği gündem dışı konuşmasında, muhtarların gece gündüz demeden köy ve mahallelerin işleriyle ilgilendiğini ifade etti.
Muhtarların görevleri karşılığında gerek tüzel gerek sosyal ve özlük haklar bakımından hak ettikleri değeri göremediğini dile getiren Akçay, muhtarların görevleriyle ilgili giderleri kendilerinin karşıladığını söyledi.
Akçay, muhtarların 440 liralık maaşının açlık ve yoksulluk sınırının altında olduğunu belirterek, muhtarların durumunu iyileştirmeyi hedefleyen 17 kanun teklifinin komisyonlarda beklediğini söyledi.
İstanbul Barosu yönetiminin düştüğüne yönelik tartışmaların gündeme geldiği TBMM Genel Kurulu'nda, gerginlik yaşandı. AK Parti İstanbul Milletvekili Bülent Turan, ''Avukatlık mesleğini ayaklar altına alan, darbeci baro yaftasını hak eden bir baronun mensubu olmak utanç vesilesi'' dedi.
BDP, Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamadığı için ''anayasanın 34. maddesinin, valilik önergeleriyle çiğnenmesi, demokratik yürüyüş ve gösterilerde meydana gelen ölümlerin araştırılması'' için verilen önergenin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, önerge lehinde yaptığı konuşmada, iktidara muhalif herkesin terörist muamelesi gördüğünü; avukatların, savunma görevinin engellendiğini öne sürdü.
Öztürk, Türkiye'nin, bugün savunmayı savunur hale geldiğini, bunun utanacak bir tablo olduğunu ileri sürdü.
AK Parti İstanbul Milletvekili Bülent Turan ise önergenin aleyhinde söz alarak, İstanbul Barosu'na, Meclis ve Hükümet'in büyük baskı yaptığı iddiasının gülünecek iddia olduğunu söyledi.
Avukatlık Kanunu'nu kendilerinin yapmadığını ifade eden Turan, kanunun, antidemokratik hükümleri ve yanlış düzenlemeleri bulunduğunu belirtti. Turan, İstanbul Barosu veya Öztürk'ten, kanunun daha demokratik, evrensel hukuk kurallarına uygun hale getirilmesi için öneri gelmediğini ifade etti.
Baronun, cuma günü düştüğünü, bu tarihten sonra yaptığı bütün işlemlerin geçersiz olduğunu, tarafsızlığını yitirdiğini savunan Turan, Baro Başkanı Ümit Kocasakal'ın yaptığının, ileriki siyasi hesaplarından başka bir şey olmadığını, 4 günde 4 tane birbiriyle çelişken yazılı açıklama yaptığını kaydetti.
Mersin milletvekilinin baroya aidat vermediğini, kendisinin verdiğini ifade eden Turan, ''Avukatlık mesleğini ayaklar altına alan, darbeci baro yaftasını hak eden bir baronun mensubu olmak utanç vesilesi. Bu ülkenin en büyük barosu, 30 binden fazla üyesi olan barosu, şimdiye kadar sadece darbecilikle anıldı, sayenizde işgalcilikle anılacak'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, milletvekillerinin sadece kendi bölgelerini değil, tüm ülkeyi temsil ettiğini anımsatarak, Turan'ın baroya aidat ödeyip, Öztürk'ün ödemediğini söylemesine yönelik bir anlayışın, hukuk fakültesinden çıkamayacağını söyledi.
Sataşma gerekçesiyle söz alan Öztürk, konuşmasında sadece baro yönetime karşı açılan davanın ne kadar hukuksuz olduğunu anlatmaya çalıştığını kaydetti.
Öztürk, ''Turan, İstanbul Barosu'na açılan davadan o kadar sevinç duymuş ki o sevinci günler öncesinden twitter'dan paylaşıyor. Bir avukat olarak, avukat yargılamasının özel usullerini bilmediğine mi yanayım, okuduğunu bir hukukçu muhakemesiyle anlamamasına mı üzüleyim. Günlerdir saçmalamakla meşgul. Senin yaşın kadar darbelerle mücadele etmiş biriyim'' dedi.
Turan da yeniden söz alarak, mevcut baronun yedek yönetim kurulu üyesi olsa bu tartışmaların yaşanmayacağını ifade ederek, ''Mevcutların neden yedekleri yok? Onu bile becerememiş'' dedi.
Öztürk, yerinden kalkarak, AK Parti sıralarına doğru yönelerek, eleştirilerini sıraladı. Karşılıklı sataşma bu sırada da sürdü.
Öneri lehinde söz alan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, genelgelerle, uygulamalarla orantısız güç kullanılarak, demokratik gösterilerin dağıtıldığını söyledi. Bunun sonucu bir çok kişinin yaşamını yitirdiğini, yaralandığını, bibergazı tartışmalarının gündeme geldiğini ifade eden Kaplan, orantısız güç kullanımının mutlaka bir frenin olması gerektiğini kaydetti.
Önergenin aleyhinde söz alan AK Parti Niğde Milletvekili Alparslan Kavaklıoğlu, güvenlik güçlerinin, kamu güvenliğinin tesisi ve devamı için orantılılık ilkesine uygun olarak gerektiğine zor kullanma önlemlerine başvurabildiğini söyledi.
Kavaklıoğlu, 2002-2012 yılları arasında yasal olarak düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, hiçbir ölüm meydana gelmediğini, müdahale sırasında zor kullanma sınırı aşan personel hakkında ise derhal adli ve idari işlem başlatıldığını bildirdi.
Konuşmaların ardından BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi, daha sonra MHP'nin grup önerisinin görüşmelerine geçildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin sulama birliklerinin sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinin görüşülmesine ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, Türkiye'deki 388 sulama birliğinin maddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Sulama birliklerinin, yatırım ücretlerinin geri ödenmesinde sorun yaşandığını, çalışanların da özlük hakları ve maaşlarının ödenmemesi nedeniyle mağdur olduklarını ifade eden Kalaycı, yatırım maliyetlerinin kooperatiflerde olduğu gibi devlet tarafından karşılanması gerektiğini savundu.
Sulama birliklerinin en ciddi sorununun elektrik ücretleri olduğunu dile getiren Kalaycı, tarımsal sulamada kullanılan elektrik fiyatlarında indirim yapılmasını, geçmişe dönük borçların da faizsiz yapılandırılmasını istedi.
Yeraltı sularının kullanımına ilişkin kanun teklifiyle kuyulara ölçüm cihazı konulması zorunluluğu getirildiğini ve dekarda 200 ton su kotası konulduğunu anlatan Kalaycı, sulama sistemlerinin modernizasyonu ve arazi toplulaştırmasıyla kuyulara ihtiyaç kalmayacağını belirtti.
Kalaycı, AK Parti'nin çiftçiye dayatmada bulunduğunu öne sürerek, ''AK Parti Hükümeti hiçbir şey yapamaz çünkü haksızdır. Çiftçi, verilmesi öngörülen suyla tarlasının yarısını bile ekemeyecek. Kuyulara sayaç takılıp kota uygulamasında ısrar edilirse, çiftçiler de AKP'yi o kuyulara gömecektir'' diye konuştu.
MHP'nin grup önerisi aleyhinde konuşan AK Parti Nevşehir Milletvekili Murat Göktürk ise sulama birliklerinin özel kanunla müstakil yapıya kavuşturulduğunu ve köylere kendilerine ait suyla arazilerini sulayacakları birlik oluşturma imkanı verildiğini belirtti.
Türkiye'nin su bakımından zengin bir ülke olmadığına dikkati çeken Göktürk, ''AK Parti iktidarı, suyun akıp gitmesine seyirci kalmadı, önemli yatırımlara imza attı'' dedi. Göktürk, iktidarları döneminde gerçekleştirilen su projelerinden örnekler verdi.
Ak Parti olarak, yerinde ve zamanında yapılması gerekenleri hayata geçirdiklerini dile getiren Göktürk, ''Çiftçinin suyunu kesmek gibi düşüncemiz yok. Yeraltı ve yerüstü sularını sarf edip kullanmaya devam edersek, çiftçi tamamen susuz kalacak. Bu nedenle bazı tedbirler almamız gerekiyor'' diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, sulama birliklerinin 2 yıl önce bağlandığı DSİ'den gereken desteği alamadığını savundu.
Birliklerin mali gücü olmadığını ifade eden Aslanoğlu, kooperatiflerle birliklerin sulama ücretlerinin farklı olduğunu, bunun da adaletsizliğe yol açtığını söyledi.
BDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici de tarım politikalarının yanlış olduğunu, yine de çiftçilere umut pompalandığını ileri sürdü.
Sulama birliklerinin 2 milyona yakın çiftçinin 410 bin hektar tarlasına su götürmeye çalıştığını anlatan Binici, birliklerin toplam borcunun 800 milyon lirayı aştığını vurguladı. Binici, birliklerin maliyetinin düşürülmesini istedi.
MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
AK Parti Bursa Milletvekili Tülin Erkal Kara, ''Yurt dışı komisyonlarına gidenlere sesleniyorum; orası ağlama duvarı değil. Avrupa'da Türkiye'yi şikayet etmeyin'' dedi.
CHP, yurt dışında çalışan Türklerin sorunlarının belirlenmesine yönelik araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak TBMM Genel Kurulu'na getirdi.
CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, yurt dışında yaşayan Türkler'in emeklilikle ilgili sorunlarının bulunduğunu, pasaport harçlarındaki artışın önemli sorun olduğunu, Müslüman mezarlıkları ve Türkçe hizmet veren huzurevlerinde de sorun yaşandığını anlattı.
AK Parti Bursa Milletvekili Tülin Erkal Kara, ırkçılık, ayrımcılık, İslam karşıtlığıyla mücadele edilmesi çağrısında bulundu.
Avrupa Konseyi'nde dönem dönem katıldıkları toplantılarda bazı muhalefet mensuplarında, İslam karşıtlığı bulunduğunu savunan Kara, şunları kaydetti:
''Yanlış yoldasınız. Kalkıp bunu dini mesele haline getirip, İslam'ı bu kadar kötü duruma sokmanın anlamı yok. Yurt dışındaki bütün eleştirileri yakından takip ediyoruz, ülkem adına üzülüyorum, sıkıntıları Avrupa Konseyi'nde dile getirip, çok olumsuz tablo sergilemek, kimseye yarar getirmez. Kimse kimsenin dinini eleştirmesin. İslamafobiya'yı ikide bir ortaya koyup, Türkiye antilaik, antidemokratik.... Yok öyle bir şey, bu kadar ayrımcı davranmayın. Yurt dışı komisyonlarına gidenlere sesleniyorum, orası ağlama duvarı değil. Hep birlikte bu sıkıntıları tartışalım, oraya gittiğimizde tek yürek olalım, ülkemizi en iyi şekilde anlatmaya çalışalım. Avrupa'da Türkiye'yi şikayet etmeyin, size yarar sağlamayacaktır.''
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, ''Biz şikayet etmedik, Cumhurbaşkanı'nın eşiyle sohbet edin o anlatsın'' dedi.
Çelebi de yeniden söz isteyerek, ''Ne alakası var İslam karşıtlığının, suçlama yaptığınız değerlendirmelerin bir alemi var mı?'' görüşünü dile getirdi.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, Almanya'da Türkler'in istenmediğini, dışlandığını ifade ederek, Almanya nedeniyle vizesiz girişimin engellendiğini söyledi.
Birinci kuşak olarak adlandıran Türk işçilerine, Almanya'da posası sıkılmış limon muamelesi yapıldığını belirten Türkkan, bu işçilere, tecrit için her türlü yöntemin uygulandığını söyledi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
AK Parti İzmir Milletvekili Ali Aşlık, yeraltı sularının hor kullanılması halinde bu emanetin gelecek nesillere taşınamayacağını söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda Yeraltı Suları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşülmesine başlandı.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerde söz alan CHP Mersin Milletvekili Vahap Seçer, Hatay'ın Cilvegözü sınır kapısındaki patlamaya değinerek, olayın AK Parti'nin Ortadoğu politikasının sonuçlarından biri olduğunu öne sürdü.
Suriye ile ilişkilerin bu ülkedeki iç çatışmalara kadar iyi gittiğini anlatan Seçer, ''Oradan ülkemize turist, mal geliyordu. Ürünlerimiz ihraç ediliyordu. Şimdi Türkiye'den sizlerin sayesinde Suriye'ye terör ihraç edildi'' dedi.
Yeraltı suyu kullanılan kuyulara daha önce çıkarılan bir yasayla sayaç takılmasının hükme bağlandığını anlatan Seçer, sayaç takma süresinin 25 Şubat'ta sona ereceğini, ancak arzu edilen ilerlemenin sağlanamadığını söyledi.
Hükümetin kaçak kuyulara yönelik tedbir almadığını savunan Seçer, yeraltı suları ve kuyularla ilgili envanter çıkarılması, havza bazlı çalışma yapılması ve etkin denetim yapılması gerektiğini ifade etti.
Seçer, Türkiye'de 1 milyon 822 bin hektar alanı kapsayan sulama projesi bulunduğunu, ancak AK Parti iktidarında yıllık 12 bin 700 hektar alanın sulamaya açıldığını söyledi. Vahap Seçer, ''AK Parti iktidarda kalırsa, bu hızla giderse projelerin tamamlanması için 115 yıla ihtiyaç var. İktidarın bir huyu var; 1 kilo saman yakıyor, bir kamyon duman çıkarıyor'' dedi.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı da kuyulara sayaç zorunluluğu getiren teklifle çiftçiye tuzak kurulduğunu iddia etti.
Sayaç takmak için çiftçiye 1 yıl süre verildiğini, sayacın takılmaması halinde sayaç takması için DSİ'ye 3 yıl süre verildiğini anlatan Kalaycı, DSİ'nin 3 yıl sonunda sayacın ücretini yüzde 25 fazlasıyla alacağını ifade etti. Kalaycı, ''Siz çiftçinin sırtından ölçüm cihazı üreten ya da ithal eden firmalara para mı kazandırmak istiyorsunuz-'' diye sordu.
Sayaçlı kuyularda kota uygulanacak olmasına çiftçilerin, ziraat odalarının, sulama birliklerinin, bölge kalkınma ofislerinin karşı olduğunu belirten Kalaycı, uygulamanın ülke tarımına ve çiftçilere büyük zarar vereceğini savundu.
Kalaycı, kota uygulamasının ekilecek bitkinin ve alanın su ihtiyacına göre belirlenmesi gerektiğini söyledi.
BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy da rant uğruna Türkiye'nin doğal kaynaklarının yok edildiğini savundu.
Yeraltı sularının kullanımında denetim olmadığını ifade eden Aksoy, tarım ve sanayide yeraltı sularının hızla çekilmeye devam edildiğini ve suyun hoyratça kullanıldığını söyledi. Aksoy, teklifle, sayaçla ölçüm zorunluluğunun yeraltı sularını korumaktan çok yapılan işi meşruiyete kavuşturmayı amaçladığını öne sürdü.
AK Parti İzmir Milletvekili Ali Aşlık ise geçen yıl kabul edilen yasadan bu yana 280 bin civarındaki kuyudan 6 binine çiftçilerin sayaç taktığını, bu konuda şikayet aldıklarını söyledi.
Nerelerde sayaç takılıp takılmayacağına, ne kadar su kullanılacağına Bakanlar Kurulu'nun karar vereceğine dikkati çeken Aşlık, yasanın arkasında durmanın milletin menfaatine olduğunu ifade etti. Aşlık, ''Yeraltı sularını hor kullanırsak, bize bırakılan bu emaneti gelecek nesillere taşıyamayız'' dedi.
Sulama barajları ve göletlerinin yapıldığı yerlerde cazibe sulamasına geçileceğini ve kuyu kullanılmayacağı için sayaç taktırmanın pratiği kalmayacağını dile getiren Aşlık, bu nedenle zirai sulama ve içme suyu ayrımı getirdiklerini belirtti.
Aşlık, 1 yıl içinde sayaç taktırmayanların DSİ'ye başvurarak sayaç taktırmasını da, sayaç fiyatlarının talebe bağlı olarak aşırı artmasının önüne geçmek için öngördüklerini söyledi.
Yeraltı sularının asıl sanayi amaçlı kullanımında sorun olduğuna işaret ederek, tarımda ne kadar su kullanılacağının belli olduğunu belirtti.
Aşlık, ''Tarım sulaması adı altında tanker tanker su satanlar, kuyu açıp sanayide kullananların yakasına beraber yapışacağız. Muhalefet neden sanayiciden bahsetmiyor- Hep çiftçiyi savunuyorsunuz. Bu yasanın amacı yeraltı sularını düzene koymak'' diye konuştu.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, ''Kuyudan sürekli, ilave edilenden fazla su çekersek yeraltı su seviyesi daha da düşecektir. Çiftçilerin, bırakın torunlarına, evlatlarına dahi su kalmayacaktır'' diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda, Yeraltı Suları Hakkında Kanun ile Kamulaştırma Kanunu'nda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak maddelerine geçilmesi kabul edildi.
Teklif üzerinde Hükümet adına söz alan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, özellikle yeraltı suyu kullanımının, Türkiye'de son derece yaygınlaşmaya başladığını belirtti.
Eroğlu, yaklaşık 300 bin belgeli kuyu bulunduğunu, bunun dışında 200 bin civarında kuyu tespit ettiklerini ancak sayının daha fazla olduğunun ifade edildiğini söyledi. Eroğlu, bunlarla ilgili işletme ruhsatı verdikleri kuyulardaki tahsis toplamının 14 milyar metreküp olduğunu kaydederek, ''Tahsisli olmayan belgesiz kuyuları da dikkate alırsak, çok daha fazla 20-25 milyar metreküp yeraltı suyu kullanımı söz konusu. İşletme rezervimiz ise 15 milyar metreküptür. Kuyudan sürekli, ilave edilenden fazla su çekersek yeraltı su seviyesi daha da düşecek, tuzlanma, çöküntüler olabilecek. Çiftçilerin torunlarını bırakın, evlatlarına dahi su kalmayacaktır'' diye konuştu.
Eroğlu, her yere ölçüm sistemi takılmasının şart olmadığını, bazı yerlerde yeraltısuyu seviyesinin yüksek olduğunu, bu yerlerde ölçüm sistemine gerek bulunmadığını belirtti.
Planlarını 30-40 yıl sonrası için yaptıklarını dile getiren Eroğlu, sulama, şehirlerin içme, kullanma suyu ihtiyaçları için eylem planları hazırladıklarını, şehirlerde içme suyunda 30 yıl sonrası su durumu, hatta alternatif su kaynaklarının ele alınıp buna göre hesap yaptıklarını anlattı.
Eroğlu, iklim değişikliğine uyum çalışmalarının, bakanlığın bütün birimlerince yapıldığını vurguladı.
Ergene Havzası'nda, 17 paketi içeren eylem planı hazırladıklarını vurgulayan Eroğlu, belediyelerin ve bazı sanayicilerin üzerine düşen görevi yapmadığını söyledi. Eroğlu, ''Şu anda tamamen belediyelerden kaynaklanıyor, bunu da ispat ederiz. Sanayinin atık su arıtma tesisi var ama ama oradaki belediyelerin yok'' dedi.
AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Baloğlu da tasarı üzerinde partisinin görüşlerini dile getirirken, yeryüzü sularının binde 12'sinin kullanıma uygun olduğunu, küresel ısınma ve su kirliliği nedeniyle suya ulaşımın zorlaştığını söyledi.
Baloğlu, tüketim alışkanlıklarının, suya olan talebi artırdığını ifade etti. Baloğlu, dünya yüzeyindeki suların dengeli dağılmamasının, ülkeler arasında gerilimi arttırdığını, su kaynaklarının kullanımının önem taşıdığını kaydetti.
TBMM Genel Kurulu'nda, verilen aranın ardından hükümet ve komisyonun yerine oturmaması üzerine, bazı ülkelerle imzalanan anlaşmaların uygun bulunduğuna dair tasarıların görüşmelerine geçildi.
***** HABERİN DEVAMINI " İLGİLİ DÖKÜMANLAR " BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ. *****
