2014-11-05 - 15:40
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Üniversitelerde görev yapan öğretim üyeleri ile araştırma görevlisi, öğretim görevlisi, okutmanlar, uzmanlar, çevirici, eğitim ve öğretim planlamacılarına yeni mali haklar getiren Yükseköğretim Personel Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Macaristan Hükümeti Arasında Kültür Merkezlerinin Kuruluşu, İşleyişi ve Faaliyetleri Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Antalya'da su baskınlarına karşı yaptıkları barajlardan birinin Naras barajı olduğunu belirterek, "Yoğun yağış sonucu Naras Barajı'ndaki su seviyesi 13 metre birden yükseldi. Bu araziye gitse daha büyük felaket olurdu" dedi.

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.

HDP Mardin Milletvekili Erol Dora, gündemdışı konuşmasında, Ermenek'teki kömür madeninde mahsur kalan 18 işçiden hala haber alınamadığını belirtti.

AK Parti iktidarında 14 bin 500 işçinin hayatını kaybettiğini ifade eden Dora, "İşçi ölümleri sıradanlaştırılamaz. Yaşananlar açıkça iş cinayetleridir" diye konuştu.

Madenlerin 19. yüzyıl yöntemleriyle çalıştırıldığını savunan Dora, Ermenek'teki kömür madeninin de eksikliklere rağmen çalışmasına göz yumulduğunu söyledi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Sevim Savaşer, Organ Bağışı Haftası dolayısıyla yaptığı gündemdışı konuşmada, Türkiye'de 25 bine yakın kişinin organ nakli beklediğini ifade ederek, "Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de nakil ihtiyacının karşılanması beklenenin oldukça altında" diye konuştu.

Organ nakillerinin Avrupa'da yüzde 80'inin kadavradan, Türkiye'de yüzde 75'inin canlıdan karşılandığını anlatan Savaşer, Türkiye'deki oranın en önemli nedeninin yeterli organ bağışı yapılmaması olduğunu söyledi.

Organ bağışının artırılmasının Sağlık Bakanlığı'nın öncelikleri arasında olduğunu dile getiren Savaşer, bu konuda kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü belirtti. Bazı toplumlarla dini inanış olarak, ölünün vücut bütünlüğünü bozmama yaklaşımı nedeniyle yeterli organ bağışı sağlanamadığına işaret eden Savaşer, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu'nun 1980'de uygun şartların yerine getirilmesi halinde organ bağışının caiz olduğuna ilişkin fetva verdiğini anımsattı.

CHP Antalya Milletvekili Osman Kaptan ise 24 Ekim'de Manavgat'taki aşırı yağış ve su baskınlarıyla ilgili gündemdışı konuşma yaptı.

Manavgat'taki şiddetli yağmurun sel ve su baskınlarına neden olduğunu anlatan Kaptan, çok sayıda ev ve iş yeriyle tarım alanının su baskınlarından zarar gördüğünü söyledi. Kaptan, Manavgat'ın doğal afet bölgesi ilan edilmesini, vatandaşların zararının devlet tarafından ödenmesini istedi.

Antalya'nın AB ortalamasının 5, Türkiye ortalamasının 3 katı fazla yağış aldığına dikkati çeken Kaptan, kentin doğal afetlerden korunması için bölgesel projelere ihtiyaç olduğunu söyledi.

Kaptan'ın konuşmasına cevap veren Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, 24-26 Ekim tarihlerinde Antalya'da maddi kayıplara yol açan yoğun yağış meydana geldiğini belirtti.

Antalya'da su baskınları ve taşkınlara karşı alınan önlemlere değinen Eroğlu, son 12 yılda 51 dere yatağını ıslah ettiklerini, Manavgat'ta Naras Barajı'nı yaptıklarını kaydetti. Eroğlu, "Yoğun yağış sonucu Naras Barajı'ndaki su seviyesi 13 metre birden yükseldi. Bu Manavgat'a ya da araziye gitse daha büyük felaket olurdu" diye konuştu.

Antalya'ya 20 baraj, gölet ve sulama tesisi yapacaklarını, dere yataklarını ıslah etmeye devam ettiklerini dile getiren Eroğlu, "Gerekli tedbirleri alacağız. Antalya bakanlığımın en çok yatırım yaptığı iller arasında" dedi.

Gündemdışı konuşmaların ardından yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, eski Başbakan Bülent Ecevit'in bugün 8. ölüm yıl dönümü olduğunu anımsattı.

Ecevit'in, siyasi kimliğiyle, yaşantısıyla Türk siyasetinde mümtaz bir kişilik olduğunu dile getiren Gök, "Onun yaşantısında zenginliğin yeri olmadı, onun yaşantısı mütevazılık üzerine kuruldu" diye konuştu.

Gök, bugün Devlet Tiyatroları'nın kuruluş yıl dönümü olduğunu da belirterek, Ankara'daki Akün ve Şinasi sahnelerinin önceki gün satıldığı haberleri yayınlandığını söyledi. Bu sahnelerin kapatılmasının talihsizlik olduğunu ifade eden Gök, "Böyle bir uygulama yoksa bakanın yalanlamasını, değilse kime, kaça satıldığını açıklamasını bekliyoruz" dedi.

TBMM Başkanvekili Yakut da ölüm yıl dönümünde Ecevit'i rahmetle andıklarını belirtti.

TBMM Genel Kurulu'nda, HDP'nin Bingöl Emniyet Müdürü Atalay Ürker ile beraberindeki emniyet personeline yönelik silahlı saldırı ve sonrasında gelişen olaylara ilişkin Meclis Araştırması açılmasının gündeme alınmasına ilişkin grup önerisi reddedildi.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken partisinin grup önerisi üzerine yaptığı konuşmada, AK Parti Grubu'ndan ve temsilcilerinden olaya ilişkin ellerinde ne veri varsa açıklamalarını istedi.

Baluken, Emniyet Müdürü'ne yönelik saldırı ve ardından olayın faillerinin bulunduğuna yönelik açıklamaları hatırlattı. Saldırıda kullanılan ve failler oldukları iddia edilen kişilerin yakalanması sırasında ele geçen silahların birbiriyle ilgisi olmadığına dair balistik rapor bulunduğunu söyleyen ve buna ilişkin bir belgeyi kürsüden gösteren Baluken, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Emniyet Müdürüne yönelik saldırıyı gerçekleştirenlerin cezalandırıldığını ifade ettiğini, ancak balistik raporunun bunun böyle olmadığını ortaya koyduğunu ileri sürdü.

"İki ağır faili meçhul olayla karşı karşıyasınız. Bununla yüzleşmeye korkuyorsunuz. Bu olaylar, AK Parti tarafından üzeri örtülmeye ve birbirleriyle bağlantılanmaya çalışılıyor" diyen Baluken Bingöl olayının çözülmesinin çözüm süreci ve ülke demokrasisi açısından bir biyopsi görevi göreceğini de savundu.

AK Parti Kırıkkale Milletvekili Oğuz Kağan Köksal da öneriye ilişkin konuşmasında, Türkiye'nin Kobani'den gelenlere menşeilerine bakmadan kucak açtığını kaydetti. Kobani'de yaşananlar gerekçe gösterilerek yapılan protestoları ve yaşanan üzücü olaylara değinen Köksal, bunların kabul edilemez olduğunu belirtti.

Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunu, yaşanan olumsuzluklarda vatandaşları sokağa çıkaranların sorumluluğu bulunduğunu ifade eden Köksal, "Faillerden biri yakalanmış ve adalete intikal ettirilmiş. Onun savcılık soruşturmasını yapacak neyse ortaya çıkacaktır. Öyle 'üstü örtülme, altı örtülme' diye bir şey yok" diye konuştu.

Daha sonra sataşma nedeniyle söz alan Baluken, "Kriminal raporunun fotokopisini size gönderelim. Siz Emniyet Genel Müdürlüğü yapmış bir kişisiniz bu raporlara güvenmiyor musunuz?" ifadelerini kullandı.

CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de konuşmasında Türkiye'yi AK Parti iktidarının yönettiğini, insanlar sokaklara çıkıyorsa ve istenmeyen olaylar yaşanıyorsa bunların sorumlusunun hukuk devletini ayaklar altına alan hükümet olduğunu ileri sürdü. Terörle mücadelenin hukuk içinde yapılması gerektiğine işaret eden Öztürk, "Bu parlamentoda 10 kez faili meçhullerin ortaya çıkarılması, araştırılması için önerge verdik. Ama sizin oylarınızla reddedildi" değerlendirmesinde bulundu.

Fail oldukları söylenen kişilerin gerçekte olayla ilgisi yoksa bunu hiç kimsenin açıklayamayacağını belirten Öztürk, "Siz hukuk devletinden saptınız, polis devletine doğru gidiyorsunuz" dedi.

AK Parti Sivas milletvekili Hilmi Bilgin ise olayla ilgili soruşturmanın devam ettiğini belirterek, AK Parti iktidarında hiçbir karanlık olay olmadığını, hiçbir olayın karanlık dehlizlerde kaybolmadığını ifade etti.

Görüşmelerin ardından HDP'nin grup önerisi oylanarak reddedildi.

TBMM Genel Kurulu'nda CHP'nin inşaatlardaki ölümlü iş kazalarla ilgili araştırma önergesinin gündeme alınmasına ilişkin grup önerisi reddedildi.

CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, partisinin grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmada, geçmişte bu konuda yaptıkları uyarıların dikkate alınmadığını belirterek, bu önerinin de reddedilmesi halinde yaşanacak kazalar sonrasında kimsenin kürsülere çıkıp ağıt yakmaması, konuşma yapmaması gerektiğini söyledi.

Yaşanan kazaların ardından siyasetçilerin hamasi nutuklar attığını ifade eden Çelebi, "Buradan ucu kime dokunursa dokunsun ortaya çıkacak' diyorsunuz. Ucunun kime dokunduğu belli. Bu yasaları yapan sizsiniz. Uyarıyı yapan biziz, reddeden sizsiniz. Bu akşam rahat uyumak istiyor musunuz? Gelin bu vicdanlı tavrınızı gösterin. Bugün gösteremezseniz, sonra bu kürsüye çıkıp ağıt yakmayın. Bize ağıt yakmalarınızdan bıktık. 'Sorumluluk bizde. Özür diliyoruz' deyin. Bir kez de özür dilemeyi bilin" diye konuştu.

AK Parti Kütahya Milletvekili Vural Kavuncu da konuşmasında, hükümetin iş kazaları sonrasında sorumluların araştırılması ve adalet önüne çıkarılması konusunda kararlı bir yaklaşım sergilediğini belirtti. TBMM'de kurulan Soma Maden Kazasını Araştırma Komisyonu'nun çalışmalarına da dikkati çeken Kavuncu, Torba Yasa kapsamında hayata geçirilen düzenlemeleri de hatırlattı.

MHP Mersin Milletvekili Ali Öz ise AK Parti iktidarı döneminde meydana gelen ölümlü iş kazalarından örnekler vererek, hükümet yetkililerinin bu olaylardan sonra yaptıkları açıklamaları hatırlattı. AK Parti'nin bu kazalara yaklaşımının önlem odaklı olmadığını ve uluslararası standartların gözardı edildiğini ileri süren Öz, "Son 10 yıl içinde Türkiye'de ölümlü iş kazalarının 7, 8 kat arttığı artık herkes tarafından bilinen bir gerçek" dedi.

İş kazalarının önlenmesi için bakış açısının değişmesi gerektiğini vurgulayan Öz, ölenlere şehit madalyası takmak, kalanlara ev vermek, para yardımı yapmakla sorunların çözülemeyeceğini söyledi.

AK Parti Antalya Milletvekili Gökçen Özdoğan Enç ise Genel Kurul'un gündeminde akademisyenlerin maddi haklarına yönelik önemli bir düzenleme olduğunu belirterek, CHP önerisinin aleyhinde olduklarını söyledi.

Görüşmelerin ardından CHP'nin grup önerisi oylanarak reddedildi.

AK Parti Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş, maden kazalarıyla ilgili, "Savsaklama, ihmal, göz yumma, hatalara tolerans gösterme gibi çağdaş olmayan alışkanlıkları artık ülke bünyesinden atmanın zamanıdır" dedi.

MHP, ölümlü maden kazalarının araştırılması ve alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla verdiği araştırma önergesinin Genel Kurul'da bugün görüşülmesini grup önerisi olarak getirdi.

MHP Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, Ermenek'te iş ve tarım imkanlarının kısıtlı olmasından bahsederek, "Böyle bir ortamda hiçbir hazırlık yapılmadan, hiçbir eğitim verilmeden, hiçbir koruma tedbiri alınmadan, insanımızın önüne konulan bir mayın tarlası gibi, bir tuzak gibi, bir ölüm tuzağı gibi madencilik o insanlarımızın kaderi oldu" dedi.

Soma'daki maden kazasının üzerinden 5.5 ay geçtiğini ifade eden Şandır, "O zaman da nutuklar attık, konuşmalar yaptık. Devletimizi yönetenler, hükümet görevlileri birçok şey söylediler. Ne oldu netice? Soma'dan bu yana 50'ye yakın madencimiz hayatını kaybetti. Hangi tedbir? Kimi kandırıyoruz?" diye sordu.

Şandır, bu yılın 10 ayında Türkiye'de bin 600, Almanya'da 3 kişinin iş kazalarında yaşamını yitirdiğini dile getirerek, Türkiye'nin iş kazalarında Avrupa birincisi, dünya üçüncüsü olmasının utanç tablosu olduğunu söyledi.

Genel Kurul Salonu'ndaki milletvekili sayısının az olmasından yakınan Şandır, "Saysak, şurada sayımız 30'u geçmez. Bu mudur bu meseleye verdiğimiz önem? Bu meseleyi bu yaklaşımla çözemeyiz" dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'ye de seslenen Şandır, "Süleyman Bey, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na niye itiraz etmediniz? Patronun güvenliğini sağlayan bir kanunla ölümleri nasıl engelleyeceğiz?" diye konuştu.

Sataşmadan söz alan Çelebi, yasanın Meclis'te görüşülmesi sırasındaki itirazlarına MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural'ın şahit olduğunu belirtti. Yasaya yönelik itirazlarını komisyon ve Genel Kurul aşamasında dile getirdiklerini anlatan Çelebi, Anayasa Mahkemesi'nde de iptal davası açtıklarını kaydetti.

HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan da sözlerine, "Bu Mecliste en fazla konuştuğumuz ama hiç netice alamadığımız konu iş kazaları" diye başladı.

Dünyanın her yerinde madenler, inşaatlar olduğunu ve iş kazaları yaşandığını ifade eden Tan, son 10 ayda Almanya'da 3, Türkiye'de bin 600 kişinin ölmesinin anormal olduğunu söyledi. Tan, "Türkiye'de öyle bir sistem var ki daha fazla kar edebilmek, daha fazla sömürmek, Afrika'daki emperyalistlerden bile daha fazla kazanabilmek isteyen sistem var" dedi.

CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça da Soma'daki maden kazasında iktidarın olayı küçümseyerek, işi yavaşlatarak, kendileri dışında sorumlu aradığını öne sürdü. İktidarın işçi haklarını savunmadığı gerekçesiyle sendikaları da suçladığını anlatan Havutça, "Orada sendika yok ki. Enerji Bakanı'nın, Çalışma Bakanı'nın hiç mi sorumluluğu yoktu?" ifadesini kullandı.

Hükümete somut öneriler sunduklarını ve Soma faciasından sonra yasa teklifi verdiğini anımsatan Havutça, "3 ay süreyle geçici olarak madenlerin tümünün kapatılması ve iş ve işçi sağlığı garantisi için önlemler alınana kadar çalışmalar askıya alınsın diye yasa teklifi verdim. İşverenlerin madencilerin şikayetlerini dikkate almadığı açık. Çalışma bakanının itirafı hiçbir mazeret kabul etmez. Bu tedbirleri almazsak, Soma'daki cinayet nasıl yaşandıysa aynı cinayetler yaşanmaya devam edecek" diye konuştu.

AK Parti Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş ise Soma'daki maden faciasından sonra torba yasayla madencilere yönelik iyileştirici düzenlemelerden örnekler verdi.

Kazaları en aza indirmeyi amaçladıklarını vurgulayan Yurttaş, "Yasal düzenleme yeterli değil, denetlemelerin de düzgün yapılması gerekiyor" dedi.

Soma'daki faciadan sonra Meclis araştırma komisyonu kurulduğunu ve çalışmaların devam ettiğini anımsatan Yurttaş, şöyle devam etti:

"Komisyon karanlıkta kalan tüm noktalara ışık tutacak, kamu vicdanını tatmin edecek sonuç ortaya çıkarana kadar çalışmalarına devam edecektir. Ucu nereye ve kime varırsa varsın titiz çalışma ortaya konulacaktır. Ne gibi tedbirler alınması gerektiği konusunda mağdurlar, işçiler, sivil toplum, uzmanlar, üniversitelerle görüşülerek komisyon çalışmalarını sürdürüyor. Savsaklama, ihmal, göz yumma, hatalara tolerans gösterme gibi çağdaş olmayan alışkanlıkları artık ülke bünyesinden atmanın zamanıdır. Her türlü tedbiri alarak yürümenin zamanıdır. Yerin altındaki bu değerlerimizi en güvenilir yöntemlerle yeryüzüne çıkarmak ve o madenlerden yararlanmak amacımızdır."

MHP'nin grup önerisi reddedildi.

AK Parti Samsun Milletvekili Tülay Bakır, Türkiye'de milyonlarca üniversite öğrencisi olduğunu belirterek, "30-40 yıl içinde ülkemizde babaanneler de doktora yapmış olacak" dedi.

Akademik personele yükseköğretim tazminatı verilmesini öngören Yükseköğretim Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmelerinde üniversitelerdeki eğitimin niteliği tartışma konusu oldu.

Tasarının maddelerine geçilmesinin kabul edilmesinin ardından konuşan MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, iktidara yakın Eğitim Bir-Sen'in yüzde 26 sendikalaşma oranına sahip olduğunu, okul müdürlerinin ise yüzde 81'inin bu sendika üyesi olduğunu söyledi. Okul müdürlerinin atanmasında Eğitim Bir-Sen üyelerinin öncelendiğini savunan Yeniçeri, "Bu oran, Milli Eğitim Bakanlığı'nın 'AKP eğitim bakanlığına' döndürüldüğünün kanıtıdır" dedi.

Yeniçeri, akademik personelin geçim sıkıntısı yüzünden devlet üniversitelerinden kaçtığını ifade ederek, ücretlerin özel sektör seviyesine çıkarılması gerektiğini belirtti.

CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal, akademik personelin ücretlerinin artmasından herkesin mutluluk duyacağını söyledi. Üniversitelerde sadece maaşların düşünülmemesi gerektiğini dile getiren Haberal, "Üniversitelerin özgürlüğü ne durumda? Araştırma görevlilerine ne kadar kadro imkanı sağlanıyor? Kurullar nasıl çalışıyor, çalışmaları dikkate alınıyor mu?" diye konuştu.

HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan da tasarıya "evet" oyu vereceklerini belirtirken, sorunun maddi durumla sınırlı olmadığını, eğitimin niteliğinin en önemli sorun olduğunu söyledi.

Hükümetin her ile üniversite açmakla övündüğünü anlatan Tan, şöyle devam etti:

"500 ilçeye de üniversite açsanız, 'açtım' demekle olmuyor. Bugün maalesef, birçok üniversite mezunumuz babalarımızın dönemindeki lise mezunları kadar bilgiye ve kültüre sahip değiller. Kendi tarihini, edebiyatını, kültürünü bilmeyen bir kişiye dünyanın hiçbir yerinde aydın demiyorlar. Fuzuli'yi, Baki'yi, Nedim'i, Şeyhi'yi, Nesimi'yi bilen doğru düzgün üniversite mezunumuz kalmadı. Yabancı dil öğretemiyoruz, bir müzik aletini doğru düzgün çaldıramıyoruz.

Beğenmediğimiz Sovyetler Birliği'nin çöken sisteminin içinde eğitim alanlar bile operadan, baleden, müzikten, edebiyata kadar mutlaka bir konuda yetkindir ve uzmandır. Evlerimize temizlik yapmak mecburiyetinde kaldıkları için gelenlere bakın, bizim 4 mislimiz, 5 mislimiz kültürel donanıma sahiptirler. Acilen duble yollara verdiğiniz önemin yarısı kadar eğitim sistemine eğilmemiz lazım."

Altan'ın eleştirilerine yanıt veren AK Parti Samsun Milletvekili Tülay Bakır, her şeyin adım adım ilerleyen bir süreç olduğunu söyledi.

Eskiden ilkokulu bitiren insanların sayılı olduğuna dikkati çeken Bakır, "Artık milyonlarla ifade edeceğimiz üniversite öğrencimiz var. Hiçbir şey birden olmaz. Mecburi eğitim süresi 12 yıl oldu. Her aile çocuğunu üniversiteye göndermek istiyor. 30-40 yıl içinde ülkemizde babaanneler de doktora yapmış olacak. Çok Nobel alacağız, üniversitelerimiz sayılı üniversiteler içine girecek" dedi.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, üniversite genel sekreter yardımcılarının ek göstergelerinin iyileştirileceğini bildirdi.

Avcı, akademik personele yükseköğretim tazminatı verilmesini öngören Yükseköğretim Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Avcı, üniversite genel sekreter yardımcılarının ek göstergesinin Devlet Memurları Kanunu'nda yapılacak değişiklikle düzeltileceğini, bu yönde çalışma yaptıklarını söyledi.

İmam hatip liselerinde öğrencilere ücretsiz yemeklerin, bu okullardan mezun olanların kurduğu Ensar Vakfı tarafından verildiğini belirten Avcı, devletin böyle bir uygulaması olmadığını, yanlış anlamalara neden olunmaması gerektiğini belirtti.

İstanbul'daki Üsküdar Amerikan Lisesi'ne kontenjan fazlası öğrenci yerleştirildiğine ilişkin iddiaların doğru olmadığını vurgulayan Avcı, okulda bir kontenjanın hala boş olduğunu kaydetti.

Avcı, okulun boş kontenjanına, yapılan başvurular arasından puan sıralamasına göre yerleştirme yapıldığını da ifade etti.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Avcı'nın yanlış bilgi verdiğini öne sürerek, bu konudaki yazışmaların ve belgelerin ellerinde olduğunu söyledi. Hamzaçebi, liseye en düşük 789 TEOG puanıyla yerleştirme yapıldığını, yerleştirilen kişinin 782 puan aldığını ifade etti. Yerleştirilen öğrenciden daha fazla puan alan binlerce kişinin hakkının yendiğini savunan Hamzaçebi, "Bunun bir tek gerekçesi olabilir, bu kişiyi okula yerleştirme iradesi" dedi.

Avcı, verdiği bilginin doğru olduğunu yineleyerek, okulun 2 kontenjanının boş olduğunu, birine yerleştirme yapıldığını, diğer kontenjanın hala boş olduğunu kaydetti.

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKUMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****