2010-01-05 - 12:30
Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''İki buçuk yıl önce, AKP'nin arkası gelmeyen vaatlerine verilen millet desteğinin devam edip etmediğinin sınanmasının zamanı gelmiştir'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''İki buçuk
yıl önce, AKP'nin arkası gelmeyen vaatlerine verilen millet desteğinin devam edip
etmediğinin sınanmasının zamanı gelmiştir'' dedi.
Partisinin grup toplantısındaki konuşmasına, yeni yılı kutlayarak
başlayan Bahçeli, geride kalan yılın da önceki 6 yılda olduğu gibi hayatın her
alanında ağır sorunların yaşandığı, Türkiye'nin krizlerle boğuştuğu kayıp dönem
olarak anılacağını ileri sürdü.
Bahçeli, geçen yıl da ülke ve milletin huzuru ve refahı için ihtiyacı
olan atılımların yapılamadığını, yıllardır yaşanan işsizlik, yokluk ve yoksulluk
çemberinin kırılamadığını ifade ederek, ''Geride kalan yıl içinde de ülkemizin
milli çıkarları, devlet gelenekleri ve binlerce yılda oluşmuş kardeşlik hukuku
ucuz siyasetin malzemesi olmaya devam etmiştir. Manevi değerleri siyaset
sermayesi yaparak harcamaktan çekinmeyen ilkesiz kadroların elinde, milletimiz
sancılı gelişmelerle dolu bir dönemi daha yaşamak zorunda kalmıştır'' diye
konuştu.
AK Parti zihniyetinin 7. yönetim yılında da Türk milletinin hak etmediği
bir çaresizlik içine itildiğini, iktidarın maddi ve manevi tahribatından toplumun
her kesiminin ve devletin her kurumunun etkilendiğini ileri süren Bahçeli,
Türkiye'nin, Hükümetin iddialarının aksine, uluslararası alanda ciddi itibar
kayıpları yaşadığını, teslimiyetçi politikalarla ülkenin saygınlığını
yitirdiğini, her isteyenin tuttuğunu koparabileceği aciz bir ülke durumuna
düşürüldüğünü iddia etti.
''Siyaset kirlenmiş ve itibar kaybına uğramış, ahlaki temellerden,
nezaket ve saygıdan uzaklaşan bir politika üslubu yönetime hakim olmuştur'' diyen
Bahçeli, içi boş sloganlarla, sanal umut ve vaatlerle, hayali başarı
hikayeleriyle Türk milletini yeniden kandırma imkanının artık kalmadığını
söyledi.
Konuşmasında, geçen yıl, ''demokratik açılım'' konusunda yapılan
çalışmalara ilişkin görüşlerini anlatan Bahçeli, ''Bölücü terör eylemlerinin ve
etnik tahriklerin hız kazandığı böyle bir dönemde, terörle mücadelenin önünü
kesmeyi amaçlayan siyasi çözüm tartışmaları Türkiye'nin gündemine açılım, çözüm
ve proje adı ile getirilmiştir'' dedi.
-''SÜRECE YÖN VERECEK PARAMETRELER''-
''Demokratik açılım'' sürecini anlatan ve yön verecek parametreleri de
sıralayan Bahçeli, şöyle devam etti:
''Hükümetin açılım denen yıkımda sürdüreceği ısrarın şekli, yöntemi ve
dozu; toplumsal kardeşliğimizin ve milli geleceğimizin devamına halel getirecek
siyasi oyunların ve anayasa arayışlarının ne şekilde devam edeceği; Irak'tan
çekilecek olan ABD'nin, Irak'ın Kuzeyine ilişkin senaryolarının hükümete yönelik
dayatmaları; yıllardır tam bir müsamaha ile teröristlerin sığındığı Kandil dağına
kapsamlı bir harekatın yapılıp yapılamayacağı; uluslararası ilişkilerde ve milli
meselelerde hükümetin bugüne kadar gösteremediği direncin veya teslimiyetin
alacağı yeni boyutlar; hükümetin kurumlar arasında yarattığı derin uçurum ve
çatışmanın alacağı seyir ile güven duygusunun tesis edilip edilmeyeceği; ve
elbette ki bütün olumsuz gelişmelere karşı MHP kadrolarının her satıhta ve
zeminde göstereceği direnci, duruşu, tavrı ve inancı, geleceğin şekillenmesinde
etkili olacaktır.''
-''YIKIMIN YOL HARİTASI...''-
AK Parti'nin, ABD ve AB projelerini uygulayabilmek, yıkımı topluma kabul
ettirebilmek için çok tehlikeli bir siyaset modelini uygulamayı sürdüreceğini
ileri süren Bahçeli, ''Açılım adını verdiği ve kendisi için dönüşü olmadığını
açıkladığı yolda, kendi gündemini hayata geçirmek için imkan ve zemin arayışına
devam edecektir. Bu konuda, yıkımın yol haritası netleşmeye başlamıştır'' dedi.
Bahçeli, kısa vadeli birinci aşamada, PKK dayatmalarının hayata
geçirilmesinin psikolojik alt yapısının hazırlanacağını, bu konuda köprü görevi
görecek idari düzenlemelerin yapılacağını iddia etti.
Türk kavramının engellenmesine yönelik girişimler için idari adımlar ve
İmralı canisinin hapishane koşullarının iyileştirilmesinin, bu ilk aşamada
gündeme geleceğini ifade eden Bahçeli, ''Orta vadede hayata geçirilecek ikinci
aşamada, kanun değişikliği gerektiren konularda düzenlemeler yapılacaktır. Üçüncü
ve son aşamada Anayasa değişikliklerinin gündeme taşınacağı, AKP yetkililerinin
beyanlarıyla ortaya çıkmıştır'' diye konuştu.
-YAPILACAKLAR...-
Türk milli kimliğinin değiştirilmesi, ikinci bir dilin seçmeli dersten
başlayarak aşamalı olarak eğitim dili haline gelmesi ve yerel yönetimlerin
yetkilerinin artırılarak otonomiye zemin hazırlanması gibi PKK taleplerinin bu
aşamada TBMM'nin önüne getirileceğini ileri süren Bahçeli, şunları kaydetti:
''Bu kapsamda; İlk adım olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin terörle
silahlı mücadeleyi bırakması ve teröristler için kapsamlı bir af çıkartılmasının
yollarının aranması, İmralı Canisi'nin barış elçisi adıyla yeniden yargılanması
veya affının sağlanması, ülkemizde etnik temelde zorla milli azınlık yaratmayı
Türkiye politikasının değişmez amacı haline getiren AB dayatmalarının hız
kazanması, milli kimliğin ve kardeşliğin kırılmasıyla ülkemizde oluşması istenen
etnik ve mezhep temelli yeni ve yapay milli azınlıkların anayasal statüye
kavuşturulması, bu doğrultuda yeniden yazılacak Anayasa ile milli ve üniter
devlet yapısının düzenlenmek istenmesi, sözde siyasi çözüm adı altında
bölücülüğün siyasetin önünün açılması ve taleplerinin hükümet tarafından
karşılanması beklenmelidir.''
Devlet Bahçeli, önümüzdeki dönemde ''AB'nin dayatmaları ve ABD'nin
tavsiyelerinin'' artacağını iddia etti.
''Kronik bir siyasi kimlik ve kişilik krizi yaşayan; çok derin bir
meşruiyet sorunu içinde kıvranan; devletle ve kurumlarıyla sürekli çatışan,
milletin çıkarlarıyla ve kimliği ile çelişen kadroların bu ülkede siyasi istikrar
unsuru olamayacağının açık ve bütün yönleriyle ortaya çıkmıştır'' diyen Bahçeli,
konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Türkiye'nin bu yükü taşımaya artık tahammülü kalmamıştır. Bıçak kemiğe
çoktan dayanmıştır. Bu noktaya adım adım nasıl gelindiği hakkında herkes dürüst
bir vicdan ve akıl muhasebesi yapmak durumundadır. Türkiye'nin geleceğinin
kurtarılmasının her şeyden önce buna bağlı olduğu unutulmamalıdır. İçine
sürüklendiği bu ağır şartlar karşısında, milli bir seferberlik ruhuyla harekete
geçmek, her Türk vatandaşının kaçamayacağı tarihi bir görev ve sorumluluktur.
Devlet ve toplum hayatımızın her alanının içten içe kemirilmesine ve Türkiye'nin
içeriden ve dışarıdan çökertilmesi için yürütülen sistemli saldırılara karşı
ilgisiz ve tepkisiz kalmak, tarihin asla affetmeyeceği bir gaflet olacaktır. Türk
Milleti, bir bütün olarak bu sinsi oyunu mutlaka bozmak zorundadır.''
-''GÜN MİLLİ BİRLİK GÜNÜDÜR''-
''Gün, milli birlik ve dayanışma ruhuyla uyanmak ve ayağa kalmak
günüdür'' diyen Bahçeli, Türk Milletinin, ortak akıl ve sağduyu ile bu badireyi
de mutlaka atlatacağını söyledi.
Siyasi hayatlarında çok önemli bir kavşağa, kalıcı etkileri ve sonuçları
olacak bir dönüm noktasına hızla yaklaşıldığını belirten Bahçeli, ''Siyasi
ihtiraslarını, milli ve manevi her değerin önüne koymaktan çekinmeyen siyaset
tüccarları, kendilerini bekleyen mukadder sona doğru hızla yol almaktadır''
dedi.
Bahçeli, bütün olumsuzluklara rağmen Türkiye'nin hiçbir sorununun
çözülemez olmadığını vurgulayarak, her problem sahasının çözümünün bulunduğunu ve
çözüm yollarının belli olduğunu kaydetti.
Devlet Bahçeli, demokratik rejimin, yapamayanın gideceği, yapacakların
geleceği ve tahrip edenlerden de hesapların sorulacağı imkan ve fırsatları
sunduğuna dikkati çekti.
Türkiye'nin bugün karşı karşıya bulunduğu ağır sorunların temelinde,
dürüst ve samimi olmayan, meşruiyet sorunu ve kimlik bunalımı içinde bocalayan
liyakatsiz kadroların işbaşında olmasının yattığını ileri sürerek, su görüşleri
savundu:
''Türkiye'nin bu yükü daha fazla taşıması artık mümkün değildir. Bu
garabetin bir an önce son bulması ve yeni bir onarım ve normalleşme sürecinin
başlaması Türkiye'nin artık en öncelikli meselesidir. Bunun yegane ve meşru yolu
bellidir, o da millet iradesine müracaat etmektir. İki buçuk yıl önce, AKP'nin
arkası gelmeyen vaatlerine verilen millet desteğinin de devam edip etmediğinin
sınanmasının zamanı gelmiştir. Er ya da geç milletin hakemliğine gidilecektir.
Ancak, şunun da iyi anlaşılmasını istiyorum: Demokratik zeminlerdeki bu milli
hesaplaşmada, Türk Milleti'nin haysiyetiyle oynayan, Türkiye'yi küçük düşüren
siyaset tüccarlarının ve menfaat çetelerinin yakasına yapışmak bizim için bir
namus borcudur. AKP yöneticileri, geçmişin hesabını vermekten hiçbir şart
altında kaçamayacaktır. Yetim hakkına el uzatanlardan, milletin kardeşliğini
incitenlerden mutlaka hesap sorulacaktır. Milliyetçi Hareket, bunun sonuna kadar
takipçisi olacaktır. 2010 yılının aziz milletimiz için bir kurtuluş dönemini
başlatması en halisane temennimizdir''
Bahçeli, partisinin Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Anayasanın
temelini oluşturan Türkiye'nin bölünmez bütünlüğü ve üniter siyasi yapısı ile
dilinin Türkçe olduğu ilkesinin, farklı yorumlara açık olmayan ve herkesi
bağlayan kuruluş esasları olduğuna dikkati çekti.
Türkiye Cumhuriyeti'nin, tek millet, tek devlet ve tek dil esasına dayalı
üniter yapıda kurulmuş milli bir devlet olduğunu anımsatan Bahçeli, ''Bu
esasların değiştirilmesi, esnetilmesi, arkasından dolaşarak sulandırılması ve
fiilen anlamsız hale getirilmesi, bunlara aykırı düzenlemeler yapılması, Anayasal
düzeni yıkmadan mümkün değildir'' diye konuştu.
Anayasanın temelleri ortadan kaldırılmadığı sürece; etnik köken ve dil
farklılığı temelinde milli azınlık yaratılmasının, farklı etnik kökenlere dayalı
parçalı millet yapısı oluşturulmasının, etnik temelli kolektif azınlık hakları
tanınmasının, Türkçe dışındaki dillere statü kazandırılarak iki dilli eğitim
sistemine ve iki dilli kamu hizmeti uygulamasına geçilmesinin, bölgesel otonomi
modellerinin alt yapısının hazırlanmasının imkanı bulunmadığını belirten Bahçeli,
''Anayasanın temelini oluşturan ilkeler, hangi ad, amaç, hile ve düşünceyle
olursa olsun bu yönde düzenlemeler yapılmasına kapıyı kesin ve nihai olarak
kapatmıştır'' dedi.
Devlet Bahçeli, şeyle devam etti:
''Bölünmez bütünlük konusundaki bu esaslara aykırı hareket edilmesi,
bunların yıkılmasına ve değiştirilmesine çalışılması ve bu yönde düzenlemeler
yapılması çok açık bir Anayasal suç olacaktır. Bu yola girenler ve kapı
aralayanlar, Anayasa suçu işlemeye tam teşebbüs halinde olduklarını bilmek
durumundadır. Bu yöndeki düşünce ve hazırlıkların kanun ve Anayasa değişikliği
süreci başlatarak eyleme dönüştürülmesi halinde, Anayasa suçunun işlenmiş
sayılması için gerekli bütün maddi ve manevi unsurlar tamamlanmış olacaktır. Bu
durumda ise niyet sahipleri girişimlerinin sonucuna katlanmak durumunda
kalacaklardır.''
-BAŞBAKANA AÇIKLAMA ÇAĞRISI-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Türkiye'nin karşısındaki silahlı
bölücü terör sorununu etnik bir kimlik talebi olarak gördüğünü ve buna siyasi ve
hukuki statü kazandırılması anlamına gelecek sorumsuz beyanlarıyla bölücü
heveslerin iştahını kabarttığını'' ileri süren Bahçeli, ''Sorunun teşhisinde ve
tedavisinde tam bir gaflet içinde olan Başbakan Erdoğan, siyasi çözüm talepleri
için zemin hazırlamış, bölücü terörün siyasi kimlik ve meşruiyet kazanma
çabalarının önünü açmıştır'' dedi.
Bahçeli, Başbakan Erdoğan'a ''Türk milli kimliğinden rahatsız olmadığını,
milleti 36'ya bölme arayışından vazgeçtiğini, bin yıllık kimliği değiştirme
niyetini taşımadığını, Türk eğitim sisteminin dil birliğini bozacak şekilde
anadilden başlayarak ikinci dille eğitimin önünü açmayı düşünmediğini, devletin
resmi dilini aşındıracak şekilde iki dilli kamu hizmeti uygulamasını asla
öngörmediğini ve yerinden yönetim adı altında mahalli idarelerin çok geniş
yetkilerle donatılarak fiilen eyaletler sistemine kademeli geçişi
amaçlamadığını'' kesin ifade ile kamuoyuna açıklaması çağrısında bulundu.
-''ZAMLAR, SEL GİBİ HANELERE AKMIŞ...''-
Birçok ülkenin krizle baş edebilmek için önlem üzerine önlem aldığını,
Türkiye'de ise teğet varsayımıyla sorunların ötelendiğini ifade eden Bahçeli,
''Başını kuma gömen AKP hükümeti, sorunları inkar etmiş, sihirli bir elin her
şeyi düzelteceği hesabından hareketle, ülke gündemini anlamsız, sonu olmayan ve
aynı zamanda çok tehlikeli meselelerle oyalamıştır. Çalışana değil yatana,
ihracata değil ithalata, yerli malına değil yabancı mallara dayalı bir ekonomi
politikası benimseyen AKP iktidarı; üretim tesislerini tahrip etmiş, milyonlarca
insanımızın işsiz ve çaresiz kalmasına neden olmuştur'' diye konuştu.
Yeni yılda yapılan anormal zamlar ve fahiş vergi artışlarının, hayat
şartlarını daha da ağırlaştıracağını söyleyen Bahçeli, ''Adaletsiz, kusurlu,
yanlış kurgulanmış ve ahlaken sorunlu ekonomi politikaları sonucunda, zamlar sel
gibi hanelere akmış; aziz millet fertleri yeni yılın ilk gününe, bir gün öncesine
kıyasla daha yoksul olarak girmiştir'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın Aralık ayındaki ''Ulusa Sesleniş'' konuşmasında;
umuttan ve hayalden bahsetmesine rağmen, milletin umutlarını söndürdüğünü,
hayallerini kabusa çevirdiğini savunan Bahçeli, şunları kaydetti:
''Bize göre; 2009 yılının son gününde sağanak halinde yağan vergi
artışları ve zamlar, IMF'nin taleplerini dolaylı olarak karşılamaktan, gündemde
olan muhtemel bir anlaşmanın şartlarını tek taraflı gerçekleştirmekten başka bir
anlam taşımamaktadır. 2009 yılında, sürekli olarak ümük sıktırmayacağız diyerek,
IMF'ye rest çeken Başbakan Erdoğan'ın; asıl kendisinin ümük sıkmak için fırsat
kolladığı bugün çok daha bariz olarak görülmüştür. Artık ümük sıkmak için IMF'ye
gerek kalmamış, Başbakan bunu tek başına yapabileceğini açıklıkla ispat
etmiştir.
Vatandaşlarımızın sofrasındaki ekmeğine göz diken, mutfağına haciz memuru
gibi giren, elindekini, avucundakini gasp eden AKP hükümetinin, kimlere nasıl
hizmet ettiği gün gibi ortaya çıkmıştır. Aziz milletimizin geliri artmazken,
hatta ekonomik krizin etkisinden dolayı daha da azalması söz konusuyken, en çok
para harcanan mal ve hizmetlere zam yapılmasının ilk sonucu elbette yoksulluğun
daha da artması olarak karşımıza çıkacaktır.''
Bütçe açığının finansmanının dolaylı vergilerdeki artışla karşılanmaya
çalışıldığını belirten Bahçeli, bütçe açığının bedelinin dar gelirli ailelere
ihale edildiğini söyledi.
-''ZAMDAN ÖRÜLMÜŞ KIRMIZI HALI...''-
Dolaylı vergilerin, toplam vergi gelirleri içindeki payının yüzde 64,1
olduğunu kaydeden Bahçeli, dolaylı vergilerin ''adaletsiz ve haksız'' sonuçlara
yol açtığını savundu.
Bahçeli, akaryakıta yüzde 10,81 ile yüzde 13,83 arasında, otoyol ve köprü
geçiş ücretlerine yüzde 14, taşıt vergilerine yüzde 3,3, damga vergisi ve
harçlara yüzde 10 zam yapılmasının yanı sıra, alkollü içki, sigara, değerli kağıt
grubuna giren pasaport, nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, noter kağıdı, araç tescil
belgesi gibi birçok alanda zam yapıldığını bildirdi.
Devlet Bahçeli, ''(Nereden nereye geldik) diyerek, sahibi olduğu aldatma
ve kandırma projesini alabildiğine sürdüren Başbakan'ın, ülkemizi nereye
götürdüğünü ve nasıl bir hale soktuğunu anlaması artık elzem bir hal almıştır.
Başbakan, ülkemizi fakirleştirmiş, bunun sonucunda masum ve muhtaç düşen
insanımızı çirkin bir biçimde istismar etmiş, oy uğruna insanımızı yardımlarla
geçinen bir konuma düşürmekten asla rahatsızlık duymamıştır. Ulaşılacak yüksek
hedeflerden bahseden Başbakan Erdoğan, anlaşılmaktadır ki bu hedeflerle daha çok
yoksulluğu, daha çok işsizliği ve daha çok sefaleti kast etmiştir'' diye
konuştu.
Bahçeli, geçen yıl yaptığı konuşmalarda, artan bütçe açıkları karşısında
zam yapılacağına işaret ettiğini anımsattı.
Devlet Bahçeli, ''Ne var ki AKP hükümetinin, bu tahminleri yaparken gizli
ajandasında IMF ile bir anlaşma planlandığı son günlerdeki açıklama ve
gelişmelerle daha iyi anlaşılmıştır. IMF'nin önüne zamdan ve fiyat artışlarından
örülmüş kırmızı bir halı seren Başbakan Erdoğan, karşılama ve teşrifatı da çok
yakın bir zamanda yapacaktır. Gelişmeler bu yöndedir'' diye konuştu.
-''EKONOMİYİ, IMF LİMANINA DEMİRLEME...''-
Bahçeli, şöyle devam etti:
''Milletimizi perişan eden ve satın alma gücünü kıran vergi artışları ve
zamlardan sonra, yüzde 3,5'lik büyüme hedefine ulaşmak çok zor olacaktır. Nitekim
ekonominin büyüyebilmesi için en başta insanımızın cebinde harcayacak parasının
olması, marketlerde, pazarlarda alış verişlerin canlanması, sanayide üretimin
artması gerekecektir. Ne var ki, yüksek Erdoğan vergileri ve zamlarından sonra,
ifadeye çalıştığım gelişmelerin olması mümkün görülmemektedir.
O halde, hedeflenen büyüme oranına ulaşılabilmesi; AKP hükümetinin
aslında sürekli gönlünde ve aklında olan, ekonomiyi IMF limanına demirleme
amacının gerçekleşmesine bağlıdır. Anlaşıldığı kadarıyla, IMF gelmeden önce
kozmik haberleşmeyle klasik talimatlarını Başbakan Erdoğan'a iletmiş, bu kapsamda
hükümette buna uygun hareket etmeye karar vermiştir.''
Bahçeli, alınacak muhtemel IMF kredisiyle, ekonominin rakamsal ve oransal
olarak düzeleceğini hesaplayan AK Parti'nin, şartlar elverdiği ölçüde ve uygun
bir zeminde seçime gitmeyi kararlaştıracağını ileri sürdü.
IMF'yi memnun etmek için önümüzdeki aylarda doğal gaz ve elektriğin de
zamlandırması kuvvetli bir ihtimal olduğunu söyleyen Bahçeli, memur maaşına Ocak
ve Temmuz aylarında yüzde 2,5'ar zam yapılmasına karşın, kamuya ait lojmanların
aylık kira bedellerine yüzde 20 oranında zam yapıldığını bildirdi.
Bahçeli, ''Kuldan utanmayan bu siyaset algısının Allah'tan da mı korkusu
kalmamıştır? Başbakan ve hükümetinin iç karartıcı ve çelişkilerle yüklü
politikaları bunlarla da sınırlı olmamış, asgari ücretle hayatlarını kazanmaya
çalışan yüz binlerce kardeşimiz de iktidarın gazabına uğramışlardır. Söz konusu
komik artışla hükümet asgari ücretli olarak hayatlarını kazanmaya çalışan
insanlarımızı kelimenin tam anlamıyla açlığa terk etmiştir. Simit hesabıyla
ekonomi tahlili yapan Başbakan Erdoğan artık simidi bile asgari ücret alan
insanımızdan çok görür bir hale gelmiştir'' diye konuştu.
yıl önce, AKP'nin arkası gelmeyen vaatlerine verilen millet desteğinin devam edip
etmediğinin sınanmasının zamanı gelmiştir'' dedi.
Partisinin grup toplantısındaki konuşmasına, yeni yılı kutlayarak
başlayan Bahçeli, geride kalan yılın da önceki 6 yılda olduğu gibi hayatın her
alanında ağır sorunların yaşandığı, Türkiye'nin krizlerle boğuştuğu kayıp dönem
olarak anılacağını ileri sürdü.
Bahçeli, geçen yıl da ülke ve milletin huzuru ve refahı için ihtiyacı
olan atılımların yapılamadığını, yıllardır yaşanan işsizlik, yokluk ve yoksulluk
çemberinin kırılamadığını ifade ederek, ''Geride kalan yıl içinde de ülkemizin
milli çıkarları, devlet gelenekleri ve binlerce yılda oluşmuş kardeşlik hukuku
ucuz siyasetin malzemesi olmaya devam etmiştir. Manevi değerleri siyaset
sermayesi yaparak harcamaktan çekinmeyen ilkesiz kadroların elinde, milletimiz
sancılı gelişmelerle dolu bir dönemi daha yaşamak zorunda kalmıştır'' diye
konuştu.
AK Parti zihniyetinin 7. yönetim yılında da Türk milletinin hak etmediği
bir çaresizlik içine itildiğini, iktidarın maddi ve manevi tahribatından toplumun
her kesiminin ve devletin her kurumunun etkilendiğini ileri süren Bahçeli,
Türkiye'nin, Hükümetin iddialarının aksine, uluslararası alanda ciddi itibar
kayıpları yaşadığını, teslimiyetçi politikalarla ülkenin saygınlığını
yitirdiğini, her isteyenin tuttuğunu koparabileceği aciz bir ülke durumuna
düşürüldüğünü iddia etti.
''Siyaset kirlenmiş ve itibar kaybına uğramış, ahlaki temellerden,
nezaket ve saygıdan uzaklaşan bir politika üslubu yönetime hakim olmuştur'' diyen
Bahçeli, içi boş sloganlarla, sanal umut ve vaatlerle, hayali başarı
hikayeleriyle Türk milletini yeniden kandırma imkanının artık kalmadığını
söyledi.
Konuşmasında, geçen yıl, ''demokratik açılım'' konusunda yapılan
çalışmalara ilişkin görüşlerini anlatan Bahçeli, ''Bölücü terör eylemlerinin ve
etnik tahriklerin hız kazandığı böyle bir dönemde, terörle mücadelenin önünü
kesmeyi amaçlayan siyasi çözüm tartışmaları Türkiye'nin gündemine açılım, çözüm
ve proje adı ile getirilmiştir'' dedi.
-''SÜRECE YÖN VERECEK PARAMETRELER''-
''Demokratik açılım'' sürecini anlatan ve yön verecek parametreleri de
sıralayan Bahçeli, şöyle devam etti:
''Hükümetin açılım denen yıkımda sürdüreceği ısrarın şekli, yöntemi ve
dozu; toplumsal kardeşliğimizin ve milli geleceğimizin devamına halel getirecek
siyasi oyunların ve anayasa arayışlarının ne şekilde devam edeceği; Irak'tan
çekilecek olan ABD'nin, Irak'ın Kuzeyine ilişkin senaryolarının hükümete yönelik
dayatmaları; yıllardır tam bir müsamaha ile teröristlerin sığındığı Kandil dağına
kapsamlı bir harekatın yapılıp yapılamayacağı; uluslararası ilişkilerde ve milli
meselelerde hükümetin bugüne kadar gösteremediği direncin veya teslimiyetin
alacağı yeni boyutlar; hükümetin kurumlar arasında yarattığı derin uçurum ve
çatışmanın alacağı seyir ile güven duygusunun tesis edilip edilmeyeceği; ve
elbette ki bütün olumsuz gelişmelere karşı MHP kadrolarının her satıhta ve
zeminde göstereceği direnci, duruşu, tavrı ve inancı, geleceğin şekillenmesinde
etkili olacaktır.''
-''YIKIMIN YOL HARİTASI...''-
AK Parti'nin, ABD ve AB projelerini uygulayabilmek, yıkımı topluma kabul
ettirebilmek için çok tehlikeli bir siyaset modelini uygulamayı sürdüreceğini
ileri süren Bahçeli, ''Açılım adını verdiği ve kendisi için dönüşü olmadığını
açıkladığı yolda, kendi gündemini hayata geçirmek için imkan ve zemin arayışına
devam edecektir. Bu konuda, yıkımın yol haritası netleşmeye başlamıştır'' dedi.
Bahçeli, kısa vadeli birinci aşamada, PKK dayatmalarının hayata
geçirilmesinin psikolojik alt yapısının hazırlanacağını, bu konuda köprü görevi
görecek idari düzenlemelerin yapılacağını iddia etti.
Türk kavramının engellenmesine yönelik girişimler için idari adımlar ve
İmralı canisinin hapishane koşullarının iyileştirilmesinin, bu ilk aşamada
gündeme geleceğini ifade eden Bahçeli, ''Orta vadede hayata geçirilecek ikinci
aşamada, kanun değişikliği gerektiren konularda düzenlemeler yapılacaktır. Üçüncü
ve son aşamada Anayasa değişikliklerinin gündeme taşınacağı, AKP yetkililerinin
beyanlarıyla ortaya çıkmıştır'' diye konuştu.
-YAPILACAKLAR...-
Türk milli kimliğinin değiştirilmesi, ikinci bir dilin seçmeli dersten
başlayarak aşamalı olarak eğitim dili haline gelmesi ve yerel yönetimlerin
yetkilerinin artırılarak otonomiye zemin hazırlanması gibi PKK taleplerinin bu
aşamada TBMM'nin önüne getirileceğini ileri süren Bahçeli, şunları kaydetti:
''Bu kapsamda; İlk adım olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin terörle
silahlı mücadeleyi bırakması ve teröristler için kapsamlı bir af çıkartılmasının
yollarının aranması, İmralı Canisi'nin barış elçisi adıyla yeniden yargılanması
veya affının sağlanması, ülkemizde etnik temelde zorla milli azınlık yaratmayı
Türkiye politikasının değişmez amacı haline getiren AB dayatmalarının hız
kazanması, milli kimliğin ve kardeşliğin kırılmasıyla ülkemizde oluşması istenen
etnik ve mezhep temelli yeni ve yapay milli azınlıkların anayasal statüye
kavuşturulması, bu doğrultuda yeniden yazılacak Anayasa ile milli ve üniter
devlet yapısının düzenlenmek istenmesi, sözde siyasi çözüm adı altında
bölücülüğün siyasetin önünün açılması ve taleplerinin hükümet tarafından
karşılanması beklenmelidir.''
Devlet Bahçeli, önümüzdeki dönemde ''AB'nin dayatmaları ve ABD'nin
tavsiyelerinin'' artacağını iddia etti.
''Kronik bir siyasi kimlik ve kişilik krizi yaşayan; çok derin bir
meşruiyet sorunu içinde kıvranan; devletle ve kurumlarıyla sürekli çatışan,
milletin çıkarlarıyla ve kimliği ile çelişen kadroların bu ülkede siyasi istikrar
unsuru olamayacağının açık ve bütün yönleriyle ortaya çıkmıştır'' diyen Bahçeli,
konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Türkiye'nin bu yükü taşımaya artık tahammülü kalmamıştır. Bıçak kemiğe
çoktan dayanmıştır. Bu noktaya adım adım nasıl gelindiği hakkında herkes dürüst
bir vicdan ve akıl muhasebesi yapmak durumundadır. Türkiye'nin geleceğinin
kurtarılmasının her şeyden önce buna bağlı olduğu unutulmamalıdır. İçine
sürüklendiği bu ağır şartlar karşısında, milli bir seferberlik ruhuyla harekete
geçmek, her Türk vatandaşının kaçamayacağı tarihi bir görev ve sorumluluktur.
Devlet ve toplum hayatımızın her alanının içten içe kemirilmesine ve Türkiye'nin
içeriden ve dışarıdan çökertilmesi için yürütülen sistemli saldırılara karşı
ilgisiz ve tepkisiz kalmak, tarihin asla affetmeyeceği bir gaflet olacaktır. Türk
Milleti, bir bütün olarak bu sinsi oyunu mutlaka bozmak zorundadır.''
-''GÜN MİLLİ BİRLİK GÜNÜDÜR''-
''Gün, milli birlik ve dayanışma ruhuyla uyanmak ve ayağa kalmak
günüdür'' diyen Bahçeli, Türk Milletinin, ortak akıl ve sağduyu ile bu badireyi
de mutlaka atlatacağını söyledi.
Siyasi hayatlarında çok önemli bir kavşağa, kalıcı etkileri ve sonuçları
olacak bir dönüm noktasına hızla yaklaşıldığını belirten Bahçeli, ''Siyasi
ihtiraslarını, milli ve manevi her değerin önüne koymaktan çekinmeyen siyaset
tüccarları, kendilerini bekleyen mukadder sona doğru hızla yol almaktadır''
dedi.
Bahçeli, bütün olumsuzluklara rağmen Türkiye'nin hiçbir sorununun
çözülemez olmadığını vurgulayarak, her problem sahasının çözümünün bulunduğunu ve
çözüm yollarının belli olduğunu kaydetti.
Devlet Bahçeli, demokratik rejimin, yapamayanın gideceği, yapacakların
geleceği ve tahrip edenlerden de hesapların sorulacağı imkan ve fırsatları
sunduğuna dikkati çekti.
Türkiye'nin bugün karşı karşıya bulunduğu ağır sorunların temelinde,
dürüst ve samimi olmayan, meşruiyet sorunu ve kimlik bunalımı içinde bocalayan
liyakatsiz kadroların işbaşında olmasının yattığını ileri sürerek, su görüşleri
savundu:
''Türkiye'nin bu yükü daha fazla taşıması artık mümkün değildir. Bu
garabetin bir an önce son bulması ve yeni bir onarım ve normalleşme sürecinin
başlaması Türkiye'nin artık en öncelikli meselesidir. Bunun yegane ve meşru yolu
bellidir, o da millet iradesine müracaat etmektir. İki buçuk yıl önce, AKP'nin
arkası gelmeyen vaatlerine verilen millet desteğinin de devam edip etmediğinin
sınanmasının zamanı gelmiştir. Er ya da geç milletin hakemliğine gidilecektir.
Ancak, şunun da iyi anlaşılmasını istiyorum: Demokratik zeminlerdeki bu milli
hesaplaşmada, Türk Milleti'nin haysiyetiyle oynayan, Türkiye'yi küçük düşüren
siyaset tüccarlarının ve menfaat çetelerinin yakasına yapışmak bizim için bir
namus borcudur. AKP yöneticileri, geçmişin hesabını vermekten hiçbir şart
altında kaçamayacaktır. Yetim hakkına el uzatanlardan, milletin kardeşliğini
incitenlerden mutlaka hesap sorulacaktır. Milliyetçi Hareket, bunun sonuna kadar
takipçisi olacaktır. 2010 yılının aziz milletimiz için bir kurtuluş dönemini
başlatması en halisane temennimizdir''
Bahçeli, partisinin Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Anayasanın
temelini oluşturan Türkiye'nin bölünmez bütünlüğü ve üniter siyasi yapısı ile
dilinin Türkçe olduğu ilkesinin, farklı yorumlara açık olmayan ve herkesi
bağlayan kuruluş esasları olduğuna dikkati çekti.
Türkiye Cumhuriyeti'nin, tek millet, tek devlet ve tek dil esasına dayalı
üniter yapıda kurulmuş milli bir devlet olduğunu anımsatan Bahçeli, ''Bu
esasların değiştirilmesi, esnetilmesi, arkasından dolaşarak sulandırılması ve
fiilen anlamsız hale getirilmesi, bunlara aykırı düzenlemeler yapılması, Anayasal
düzeni yıkmadan mümkün değildir'' diye konuştu.
Anayasanın temelleri ortadan kaldırılmadığı sürece; etnik köken ve dil
farklılığı temelinde milli azınlık yaratılmasının, farklı etnik kökenlere dayalı
parçalı millet yapısı oluşturulmasının, etnik temelli kolektif azınlık hakları
tanınmasının, Türkçe dışındaki dillere statü kazandırılarak iki dilli eğitim
sistemine ve iki dilli kamu hizmeti uygulamasına geçilmesinin, bölgesel otonomi
modellerinin alt yapısının hazırlanmasının imkanı bulunmadığını belirten Bahçeli,
''Anayasanın temelini oluşturan ilkeler, hangi ad, amaç, hile ve düşünceyle
olursa olsun bu yönde düzenlemeler yapılmasına kapıyı kesin ve nihai olarak
kapatmıştır'' dedi.
Devlet Bahçeli, şeyle devam etti:
''Bölünmez bütünlük konusundaki bu esaslara aykırı hareket edilmesi,
bunların yıkılmasına ve değiştirilmesine çalışılması ve bu yönde düzenlemeler
yapılması çok açık bir Anayasal suç olacaktır. Bu yola girenler ve kapı
aralayanlar, Anayasa suçu işlemeye tam teşebbüs halinde olduklarını bilmek
durumundadır. Bu yöndeki düşünce ve hazırlıkların kanun ve Anayasa değişikliği
süreci başlatarak eyleme dönüştürülmesi halinde, Anayasa suçunun işlenmiş
sayılması için gerekli bütün maddi ve manevi unsurlar tamamlanmış olacaktır. Bu
durumda ise niyet sahipleri girişimlerinin sonucuna katlanmak durumunda
kalacaklardır.''
-BAŞBAKANA AÇIKLAMA ÇAĞRISI-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Türkiye'nin karşısındaki silahlı
bölücü terör sorununu etnik bir kimlik talebi olarak gördüğünü ve buna siyasi ve
hukuki statü kazandırılması anlamına gelecek sorumsuz beyanlarıyla bölücü
heveslerin iştahını kabarttığını'' ileri süren Bahçeli, ''Sorunun teşhisinde ve
tedavisinde tam bir gaflet içinde olan Başbakan Erdoğan, siyasi çözüm talepleri
için zemin hazırlamış, bölücü terörün siyasi kimlik ve meşruiyet kazanma
çabalarının önünü açmıştır'' dedi.
Bahçeli, Başbakan Erdoğan'a ''Türk milli kimliğinden rahatsız olmadığını,
milleti 36'ya bölme arayışından vazgeçtiğini, bin yıllık kimliği değiştirme
niyetini taşımadığını, Türk eğitim sisteminin dil birliğini bozacak şekilde
anadilden başlayarak ikinci dille eğitimin önünü açmayı düşünmediğini, devletin
resmi dilini aşındıracak şekilde iki dilli kamu hizmeti uygulamasını asla
öngörmediğini ve yerinden yönetim adı altında mahalli idarelerin çok geniş
yetkilerle donatılarak fiilen eyaletler sistemine kademeli geçişi
amaçlamadığını'' kesin ifade ile kamuoyuna açıklaması çağrısında bulundu.
-''ZAMLAR, SEL GİBİ HANELERE AKMIŞ...''-
Birçok ülkenin krizle baş edebilmek için önlem üzerine önlem aldığını,
Türkiye'de ise teğet varsayımıyla sorunların ötelendiğini ifade eden Bahçeli,
''Başını kuma gömen AKP hükümeti, sorunları inkar etmiş, sihirli bir elin her
şeyi düzelteceği hesabından hareketle, ülke gündemini anlamsız, sonu olmayan ve
aynı zamanda çok tehlikeli meselelerle oyalamıştır. Çalışana değil yatana,
ihracata değil ithalata, yerli malına değil yabancı mallara dayalı bir ekonomi
politikası benimseyen AKP iktidarı; üretim tesislerini tahrip etmiş, milyonlarca
insanımızın işsiz ve çaresiz kalmasına neden olmuştur'' diye konuştu.
Yeni yılda yapılan anormal zamlar ve fahiş vergi artışlarının, hayat
şartlarını daha da ağırlaştıracağını söyleyen Bahçeli, ''Adaletsiz, kusurlu,
yanlış kurgulanmış ve ahlaken sorunlu ekonomi politikaları sonucunda, zamlar sel
gibi hanelere akmış; aziz millet fertleri yeni yılın ilk gününe, bir gün öncesine
kıyasla daha yoksul olarak girmiştir'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın Aralık ayındaki ''Ulusa Sesleniş'' konuşmasında;
umuttan ve hayalden bahsetmesine rağmen, milletin umutlarını söndürdüğünü,
hayallerini kabusa çevirdiğini savunan Bahçeli, şunları kaydetti:
''Bize göre; 2009 yılının son gününde sağanak halinde yağan vergi
artışları ve zamlar, IMF'nin taleplerini dolaylı olarak karşılamaktan, gündemde
olan muhtemel bir anlaşmanın şartlarını tek taraflı gerçekleştirmekten başka bir
anlam taşımamaktadır. 2009 yılında, sürekli olarak ümük sıktırmayacağız diyerek,
IMF'ye rest çeken Başbakan Erdoğan'ın; asıl kendisinin ümük sıkmak için fırsat
kolladığı bugün çok daha bariz olarak görülmüştür. Artık ümük sıkmak için IMF'ye
gerek kalmamış, Başbakan bunu tek başına yapabileceğini açıklıkla ispat
etmiştir.
Vatandaşlarımızın sofrasındaki ekmeğine göz diken, mutfağına haciz memuru
gibi giren, elindekini, avucundakini gasp eden AKP hükümetinin, kimlere nasıl
hizmet ettiği gün gibi ortaya çıkmıştır. Aziz milletimizin geliri artmazken,
hatta ekonomik krizin etkisinden dolayı daha da azalması söz konusuyken, en çok
para harcanan mal ve hizmetlere zam yapılmasının ilk sonucu elbette yoksulluğun
daha da artması olarak karşımıza çıkacaktır.''
Bütçe açığının finansmanının dolaylı vergilerdeki artışla karşılanmaya
çalışıldığını belirten Bahçeli, bütçe açığının bedelinin dar gelirli ailelere
ihale edildiğini söyledi.
-''ZAMDAN ÖRÜLMÜŞ KIRMIZI HALI...''-
Dolaylı vergilerin, toplam vergi gelirleri içindeki payının yüzde 64,1
olduğunu kaydeden Bahçeli, dolaylı vergilerin ''adaletsiz ve haksız'' sonuçlara
yol açtığını savundu.
Bahçeli, akaryakıta yüzde 10,81 ile yüzde 13,83 arasında, otoyol ve köprü
geçiş ücretlerine yüzde 14, taşıt vergilerine yüzde 3,3, damga vergisi ve
harçlara yüzde 10 zam yapılmasının yanı sıra, alkollü içki, sigara, değerli kağıt
grubuna giren pasaport, nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, noter kağıdı, araç tescil
belgesi gibi birçok alanda zam yapıldığını bildirdi.
Devlet Bahçeli, ''(Nereden nereye geldik) diyerek, sahibi olduğu aldatma
ve kandırma projesini alabildiğine sürdüren Başbakan'ın, ülkemizi nereye
götürdüğünü ve nasıl bir hale soktuğunu anlaması artık elzem bir hal almıştır.
Başbakan, ülkemizi fakirleştirmiş, bunun sonucunda masum ve muhtaç düşen
insanımızı çirkin bir biçimde istismar etmiş, oy uğruna insanımızı yardımlarla
geçinen bir konuma düşürmekten asla rahatsızlık duymamıştır. Ulaşılacak yüksek
hedeflerden bahseden Başbakan Erdoğan, anlaşılmaktadır ki bu hedeflerle daha çok
yoksulluğu, daha çok işsizliği ve daha çok sefaleti kast etmiştir'' diye
konuştu.
Bahçeli, geçen yıl yaptığı konuşmalarda, artan bütçe açıkları karşısında
zam yapılacağına işaret ettiğini anımsattı.
Devlet Bahçeli, ''Ne var ki AKP hükümetinin, bu tahminleri yaparken gizli
ajandasında IMF ile bir anlaşma planlandığı son günlerdeki açıklama ve
gelişmelerle daha iyi anlaşılmıştır. IMF'nin önüne zamdan ve fiyat artışlarından
örülmüş kırmızı bir halı seren Başbakan Erdoğan, karşılama ve teşrifatı da çok
yakın bir zamanda yapacaktır. Gelişmeler bu yöndedir'' diye konuştu.
-''EKONOMİYİ, IMF LİMANINA DEMİRLEME...''-
Bahçeli, şöyle devam etti:
''Milletimizi perişan eden ve satın alma gücünü kıran vergi artışları ve
zamlardan sonra, yüzde 3,5'lik büyüme hedefine ulaşmak çok zor olacaktır. Nitekim
ekonominin büyüyebilmesi için en başta insanımızın cebinde harcayacak parasının
olması, marketlerde, pazarlarda alış verişlerin canlanması, sanayide üretimin
artması gerekecektir. Ne var ki, yüksek Erdoğan vergileri ve zamlarından sonra,
ifadeye çalıştığım gelişmelerin olması mümkün görülmemektedir.
O halde, hedeflenen büyüme oranına ulaşılabilmesi; AKP hükümetinin
aslında sürekli gönlünde ve aklında olan, ekonomiyi IMF limanına demirleme
amacının gerçekleşmesine bağlıdır. Anlaşıldığı kadarıyla, IMF gelmeden önce
kozmik haberleşmeyle klasik talimatlarını Başbakan Erdoğan'a iletmiş, bu kapsamda
hükümette buna uygun hareket etmeye karar vermiştir.''
Bahçeli, alınacak muhtemel IMF kredisiyle, ekonominin rakamsal ve oransal
olarak düzeleceğini hesaplayan AK Parti'nin, şartlar elverdiği ölçüde ve uygun
bir zeminde seçime gitmeyi kararlaştıracağını ileri sürdü.
IMF'yi memnun etmek için önümüzdeki aylarda doğal gaz ve elektriğin de
zamlandırması kuvvetli bir ihtimal olduğunu söyleyen Bahçeli, memur maaşına Ocak
ve Temmuz aylarında yüzde 2,5'ar zam yapılmasına karşın, kamuya ait lojmanların
aylık kira bedellerine yüzde 20 oranında zam yapıldığını bildirdi.
Bahçeli, ''Kuldan utanmayan bu siyaset algısının Allah'tan da mı korkusu
kalmamıştır? Başbakan ve hükümetinin iç karartıcı ve çelişkilerle yüklü
politikaları bunlarla da sınırlı olmamış, asgari ücretle hayatlarını kazanmaya
çalışan yüz binlerce kardeşimiz de iktidarın gazabına uğramışlardır. Söz konusu
komik artışla hükümet asgari ücretli olarak hayatlarını kazanmaya çalışan
insanlarımızı kelimenin tam anlamıyla açlığa terk etmiştir. Simit hesabıyla
ekonomi tahlili yapan Başbakan Erdoğan artık simidi bile asgari ücret alan
insanımızdan çok görür bir hale gelmiştir'' diye konuştu.
