2013-11-13 - 16:15
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Kadın milletvekillerinin Genel Kurul çalışmalarına pantolonla katılmasına imkan veren TBMM İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi Genel Kurul'da kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Yakut, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.
BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane, Kars'ın sorunları hakkında yaptığı gündemdışı konuşmada, Hükümetin Kars'ın sorunlarını gündeme alması ve çözüm yolları üretmesi gerektiğini söyledi.
CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, yaptığı gündemdışı konruşmada, minübüsçüler ve kent içi ulaşım sorunlarını gündeme getirdi. Türkiye'de 167 bin minübüs olduğunu belirten Akar, minübüsçülerin aralarında engelliler, postacı, zabıta ve jandarmanın da bulunduğu 17 ayrı grubu bedava taşıdığını kaydetti. Akar, sadece Kocaeli'nde minübüsçülerin 20 bin kişi bedava taşıdığını ifade ederek, bu sektörün sorunlarının giderilmesi gerektiğini söyledi.
AK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar, Uzun Mehmet'in taşkörümünü buluşu ve taşkömürünün Zonguldak ekonomisindeki katkısı hakkında gündemdışı konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, yerinden yaptığı konuşmada, Tekirdağ'ın düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümünü kutladı. Tekirdağ'ın 2.5 yıl düşman işgalinde kaldığını anımsatan Hamzaçebi, bu ilin Ulu Önder Atatürk önderliğindeki milli mücadele sonunda geri alındığını ifade etti.
Genel Kurul'da daha sonra, BDP'nin "faili meçhul cinayetler ve yakılan köyler" konusunda araştırma önergesinin gündeme alınmasına ilişkin grup önerisi görüşüldü.
Partisinin grup önerisi üzerine söz alan Muş Milletvekili Sırrı Sakık, bir gazetede yayımlanan "16 infazda tim aynı" başlıklı haberi göstererek, bunun bir dönemi aydınlattığını söyledi.
Geçmişte yaşanan faili meçhul cinayetlerin tanığı olduklarını belirten Sakık, öldürülen kişilerin yer aldığı fotoğrafları gösterdi ve kavas aracılığıyla fotoğrafları diğer gruplara dağıttı.
İnsanların diri diri yakıldığını, bunlardan bazılarının kendi akrabası olduğunu anlatan Sakık, ancak bu cinayetleri işleyenlerin ellerini kollarını sallayarak dolaştığını dile getirdi.
Kürsüde Kur'an'ı eline alarak konuşmasını sürdüren Sakık, "Bu kutsal kitap adına temin ediyorum ki belki binde birini anlatmışımdır. Daha binde 999'u anlatılmadı. Sizi vicdanınızla başbaşa bırakıyorum. Eğer yakılan bu insanların hukukunu veremiyorsanız, önergemize oy veremiyorsanız, bana inançlardan, İslamiyet'ten bahsetmeyeceksiniz" diye konuştu.
AK Parti Amasya Milletvekili Naci Bostancı, 3 çocuğunu dağda kaybeden anne ile 24 yıl önce oğlu şehit olan bir annenin yaşadığı duyguları aktardı.
Bostancı, "Acıları yarıştırmak gibi bir amacım yok. 30 yıllık sürede ne olduğunu görebilmek için anlatıyorum. Faili meçhuller bu hikayenin bir parçası. Adalet talep ediyorsan bütünüyle adalet talep edeceksin. Sadece kendi acıların ve adalet duygundan bahsetmek yanlış. Geçmişte bu yapıldı; herkes kendi adaletini istedi. İsterdim ki o resimlerin yanına başka resimler de koysun" diye konuştu.
Bostancı, çözüm sürecinin arkasında en çok yaralı olan, evlatlarını kaybetmiş insanlar durduğunu dile getirdi.
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün de Bostancı'nın resmin bütün olarak görülmesi gerektiğini anlattığını, ancak geçmişte ülkü ocakları yöneticisi olarak yazdığı bir kitapta, kaybettiği kardeşini yazarken, sağ-sol çatışmalarında yaşananlara, 7 TİP'li öğrencinin katledilmesine değinmediğini ifade etti.
Aygün, köy yakılmalarına ilişkin Meclis'te çok sayıda önerge verildiğini, ancak hiçbiri ile ilgili işlem yapılamadığını söyledi.
BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, dershanelerin kapatılmasının, cemaat olarak adlandırılan gruba operasyon olarak adlandırıldığını kaydederek, "Kastınız cemaatle hesaplaşma ise 'yasadışı eğitim kurumları' ibaresini mevzuattan çıkardıktan sonra, dershaneler kapatılacaksa, bu cemaatin daha da güçlenmesi anlamına gelir. Çünkü cemaatler yerel kurumlardan aldıkları işyeri ruhsatlarıyla bu kurumları daha da kolay açabilecektir" dedi.
MHP, eğitim ve dershaneler ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisini TBMM Genel Kurulu'na getirdi.
Öneri üzerinde konuşan MHP Ankara Milletvekili Zuhal Topcu, ailelerin sohbet konularının bile dershaneler olduğunu söyleyerek, "Dershaneleri özel okullara çevirerek sorunu çözebileceğinizi zannediyorsunuz ama özel okulların kontenjanlarının yüzde 4 boş kaldığını görüyoruz. Yolda yürürken sağınıza solunuza iyi bakın, iki apartman arasında okullar yapılmaya başlandı. Bu çocuklar nerede okuyacaklar, nerede oynayacaklar, sosyal fiziki ihtiyaçlarını nerede giderecek?" diye konuştu.
BDP Muş Milletvekili Demir Çelik, AK Parti'nin 11 yıldır uğraştığı ve değiştirdiği alanın eğitim alanı olduğunu belirterek, izlenen yanlış politika sonucunda, dershanelerin devlete ve sisteme karşı direnen kurumlar haline geldiğini kaydetti.
Eğitimdeki sorunların ana dilde eğitimde çözüleceğini ifade eden Çelik, devletin ve Meclis'in ana dilde eğitim sorununu çözmesi gerektiğini kaydetti.
CHP'li Özcan, dershanelerin kapatılmasının ilk kez, 2005'te Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı tarafından gündeme getirildiğini, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da kapatılacağını söylediğini kaydetti.
Dershanelerin sayısının, kapatılacağı söylenmesine rağmen, AK Parti döneminde yüzde 100 arttığını ve öğrenci sayısının 1.5 milyonu bulduğunu ifade eden Özcan, "Sınav merkezli eğitim sisteminden vazgeçmeden dershaneleri nasıl kapatacaksınız? Dershaneleri kapatınca, 'ÖSYM sınav sistemini kaldıracağım ya da ÖSYM'nin sınav sistemini okul müfredatına hazır hale getireceğim' diyebiliyor musunuz?" diye sordu.
Dershaneler kapanınca, bunun merdiven altına kayacağını belirten Özcan, "Gençlik merkezi, sınav merkezi, etüt merkezi adı altında, belediyelerden alınacak işyeri ve çalışma ruhsatları ile faaliyetlerini sürdürebilecek. Bugün en azından MEB'çe denetlenen bu kurumlar yarın hiç denetlenemeyecek" diye konuştu.
CHP'li Özcan, dershanelerin kapatılmasının cemaat olarak adlandırılan gruba operasyon olarak adlandırıldığını kaydederek, "Kastınız cemaatle hesaplaşma ise 'yasadışı eğitim kurumları' ibaresini mevzuattan çıkardıktan sonra, dershaneler kapatılacaksa, bu cemaatin daha da güçlenmesi anlamına gelir. Çünkü cemaatler yerel kurumlardan aldıkları işyeri ruhsatlarıyla bu kurumları daha da kolay açabilecektir. Kastınız camaatle hesaplaşma ise çocuklarımızı ilgilendiren bu konu üzerinden hesaplaşmayınız, gücünüz yetiyorsa başka alanlarda hesaplaşın" dedi.
AK Parti Muğla Milletvekili Yüksel Özden, çok kısa bir süre öncesine kadar, eğitim meselesinin sadece eğitim konusu olarak konuşulamadığını, hemen rejim meselesi haline getirildiğini söyledi.
Artık eğitim meselesinin rejim meselesi haline gelmeden konuşulabildiğini belirten Özden, Milli Eğitim Bakanlığı'na bütçeden ayrılan payın gönlünden geçen rakamdan hala düyük olduğunu vurguladı.
Dershaneler ile ilgili görüşünü de açıklayan Özden, "(Dershane fırsat eşitsizliği yaratıyor) deniliyor ama parasını ödeyen zaten dershaneye gidiyor. Liselerden mezun olan öğrenci sayısı ile üniversitelerin kapasitesi aynıdır. Sayıyı artıran, geriden gelen yılların birikimidir" dedi.
Özden, dershanelerin yönlendirme yaptığının söylendiğini ifade ederek, sınavda ilk iki bine giren öğrencilerin bin 200 tanesinin tek mesleği seçtiği bir durumda yönlendirmeden bahsedilemeyeceğini vurguladı. Özden, dershanelerin yönlendirme yapmadığını söyledi.
Sınavlar yüzünden çocukların çocukluklarını yaşayamadığını, dersin dışında hiçbir iş yapamadığını, vaktinin hafta içi okulda, hafta sonu da dershanede geçtiğini belirten Özden, "Bu tabloyu değiştirmemiz gerekiyor" dedi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, MHP'nin önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra, kadın milletvekillerinin Genel Kurul çalışmalarına pantolonla katılmasına imkan veren TBMM İçtüzük değişikliği teklifinin görüşülmesine başlandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, kadın milletvekillerinin Genel Kurul çalışmalarına pantolonla katılmasına imkan veren TBMM İçtüzük değişikliği teklifinin görüşmeleri devam ediyor.
Teklif üzerine MHP Grubu adına söz alan Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel, teklife destek verdiklerini açıkladı.
Önceki hafta, kadın milletvekillerinin başörtüsü ile Genel Kurul'a girebilmeleri konusunda da destek verdiklerini anımsatan Demirel, "Bu uzlaşma memnuniyet verici. Ancak uzlaşma yalnızca klık kıyafetle olmamalı" dedi.
Muhalefet olarak doğru olan bütün kanunlara "evet" dediklerini kaydeden Demirel, muhalefetin yalnızca "reddetme" anlamı taşımadığını ifade etti.
CHP Ankara Milletvekili Ayşe Gülsün Bilgehan, AK Parti döneminde kadın hakları konusunda herhangi bir gelişme sağlanamadığını, Türkiye'nin bu konuda dünyada 120. sırada olduğunu dile getirdi.
Bilgehan, Meclis'te kadınların temsil ve yöneticilik oranlarının bile Avrupa ülkelerinin parlamentolarına göre çok düşük olduğunu vurguladı.
BDP Kars milletvekili Mülkiye Birtane, şekilsel geri kalmışlığı topluma özgürlük olarak sunmanın çabasının yürütüldüğünü ifade etti. Birtane, "Hükümetin bu adımları demokratik adımlar olarak nitelendirmesi, kadın özgürlüğünü pantolan ve başörtüsü arasına sıkıştıracak kadar dar görüştür. Başörtüsü sorunu üzerinden siyaset yapan iktidar, bu sorunu çözmeyi kendi siyasi stratejilerine göre şimdi uygun görmüştür" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, söz konusu teklifin aynısının aslında 2 yıl önce verildiğini, ancak TBMM Anayasa Komisyonu'nca teklifin geri çekildiğini anımsattı.
Hamzaçebi, "Neden iki yıl gecikmeli çözülüyor bu konu? (Türbanla Genel Kurul'a girilirse o zaman pantolonla da girilebilir) anlayışıyla görülüyor. Bu rencide edici tutum özgürlükçü değil" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın, "200 yıldır bu millete istikamet dayatılıyor" sözlerini anımsatan Hamzaçebi, "Modernleşme de 200 yıl önce başlamıştı. Sayın Başbakan, modernleşme karşıtı düşüncesini ifade ediyor" diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ise aslında kendilerinin de iki yıl önce verilen söz konusu teklifi aktive etmeyi düşündüklerini, ancak bütün partilerin bu teklifin altında imzalarının olmasını sağlamak amacıyla, uzlaşma içinde yeni bir teklif getirmenin daha uygun olduğu kararına vardıklarını belirtti. Canikli, bu konuda hiçbir siyasi hesaplarının olmadığını dile getirdi.
Teklif üzerinde görüşmeler devam ederken, Bağımsız Diyarbakır Milletvekili Leyla Zana, Genel Kurul'a pantolonla girdi. BDP Grubu'nun sırasında bir süre görüşmeleri takip eden Zana, bir müddet sonra salondan ayrıldı.
Daha sonra HDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel de Genel Kurul Salonu'na pantolonla gelerek çalışmalara katıldı.
Kadın milletvekillerinin Genel Kurul çalışmalarına pantolonla katılmasına imkan veren TBMM İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi Genel Kurul'da kabul edildi.
Buna göre, Genel Kurul Salonu'nda yer alan milletvekilleri, bakanlar, TBMM İdari Teşkilatı memurları ve diğer kamu personelinden erkekler ceket ile pantolon giyecek ve kravat takacak; kadınlar ise ceket ve etek veya ceket ve pantolon giyebilecek.
Teklif üzerindeki görüşmelerde iki değişiklik önergesi verildi. BDP'nin, yöresel kıyafetlerin de giyilebilmesi, CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in ise düzenlemenin 6 ay sonra yürürlüğe girmesine ilişkin önergeleri kabul edilmedi.
Genç'in önergesinin, "Pantolon diktirmek zaman alacağından maddenin 6 ay sonra yürürlüğe girmesi daha uygun olur" gerekçesi, AK Parti sıralarından tepkiye neden oldu.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, iktidar partisi sözcülerinin, CHP'ye yönelik eleştirileri değerlendirirken, "Demokrasi dersi vermeye kalktı bu arkadaşlarımız" dedi.
Hamzaçebi, şunları söyledi:
"Kadıköy vapurundan inen kadınların kıyafetinden rahatsız olan insanlar demokrat olamazlar. Banklarda yan yana oturan genç kız ve genç erkeğin sohbetinden rahatsız olanlar demokrat olamazlar.
Alevi vatandaşlarımızı ötekileştirip 'Alevi açılımı' diye yola çıkıp hiçbir şey yapmayıp toplumu kutuplaştırıp ondan sonra 'torunuma Ali ismini vereceğim' diyen insanlar demokrat olamazlar. Doğmamış toruna verilecek isimden medet umarak Alevi vatandaşlarımızı, onları onore edeceklerini düşünen insanlar demokrat olamazlar."
Hamzaçebi, AK Parti'nin "darbe mağduru" ve "başörtüsü mağduru" politikalarının artık ortadan kalktığını belirterek, "Şimdi, gerçekler çıplak kaldı. Temel hak ve özgürlükler sınavını vereceksiniz şimdi ama o sınavı verme yolunda bocalamaya başladınız" diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, torununun isimlerinden birinin Ali olacağını ifade etmesinin tek bir amacı olduğunu belirterek, "Amaç, Türkiye'de, bu konuda, şu veya bu ölçüde olan, hepimizin bildiği kutuplaşmanın hafifletilmesi ve ortadan kaldırılmasıdır" dedi.
Başörtüsü konusuna da değinen Canikli, 2008 yılında MHP ile birlikte bu konuda bir anayasa değişikliği çalışması yaptıklarını, ancak CHP'nin buna karşı olduğunu ifade etti. Canikli, bu değişikliğin altında imzası olan milletvekilleri için siyaset yasağının bile istendiğini kaydetti.
Daha sonra söz alan CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, başörtüsü konusunu değerlendirirken, "Bir gün benim odama üç tane kız geldi. Güzel de kızlar. Başlarını örtmüşler. Dedim ki 'Gözleriniz, dudaklarınız, yüzünüz... Bu yüzünüzü, saçlarınızı açın. Sendeki de kıl bendeki de kıl. Bir farkı yok ki. İslam dini akıl dinidir" sözleri, AK Parti milletvekillerinin tepkisine neden oldu. Yeniden söz alan Kamer Genç, söylediklerinin doğru anlaşılmadığını belirterek, "Ben hiçbir zaman o gelen kız kardeşlerimizi taciz etmedim. Ben onlara kendi doğrularımı söyledim" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ise "Hayatını çukurun seviyesinin üzerine çıkaramayanların konuşmalarını ciddiye almadık. O konuşmaları anlamak için, Türkiye'de ve dünyada yaratılmış esfel-i safilin beyinleri dahi fazla gelir" dedi.
Bunun üzerine sataşma olduğu gerekçesiyle söz isteyen CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Kamer Genç'in konuşmasının bir iki cümlesini doğru bulmadığını belirterek, "Sayın Canikli ile ilgili olarak beyinle ilgili birkaç cümle söyledi. Canikli haklı olarak ayağa kalktı, itiraz etti. Kendisinin bu tepkiyi göstermesi doğaldır ancak Sayın Canikli dün kürsüde Sayın Genç'e hitaben 'beyinsiz' kelimesini kullandı. 4 partinin mutabakatıyla yürürlüğe girecek olan bir düzenlemeyi konuşurken herkesin üslubuna dikkat etmesi gerekir" dedi.
Hamzaçebi, Canikli'nin kullandığı bu ifadenin anlamının "aşağıların aşağısı" olduğunu ifade ederek, "Dün beyinsizle başlayan hakaret cümlesi, bugün başka bir hakaretle devam ediyor, AK Parti Grubu da bu hakaret cümlesini alkışlıyor. Bu hakaret cümlesi ile sizi başbaşa bırakıyorum. Nasıl Adana Valisi'nin cümlesini Başbakan koruması altına aldıysa, sizin bu hakaret cümlenizi de AK Parti Grubu koruma altına alıyor" diye konuştu.
Konuşmaların ardından kadın milletvekillerinin Genel Kurul çalışmalarına pantolonla katılmasına imkan veren TBMM İçtüzük değişikliği teklifi kabul edildi.
Genel Kurul'da daha sonra Türkiye ile Azerbaycan arasında televizyon yayıncılığı alanındaki işbirliğine dair sözleşmenin onaylanmasının uygun bulunduğuna dair tasarı görüşüldü.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, tasarının maddelerinin görüşülmesi sırasında birleşime ara verdi. Yakut, aranın ardından, hükümet ve komisyonun yerini almaması üzerine, birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane, Kars'ın sorunları hakkında yaptığı gündemdışı konuşmada, Hükümetin Kars'ın sorunlarını gündeme alması ve çözüm yolları üretmesi gerektiğini söyledi.
CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, yaptığı gündemdışı konruşmada, minübüsçüler ve kent içi ulaşım sorunlarını gündeme getirdi. Türkiye'de 167 bin minübüs olduğunu belirten Akar, minübüsçülerin aralarında engelliler, postacı, zabıta ve jandarmanın da bulunduğu 17 ayrı grubu bedava taşıdığını kaydetti. Akar, sadece Kocaeli'nde minübüsçülerin 20 bin kişi bedava taşıdığını ifade ederek, bu sektörün sorunlarının giderilmesi gerektiğini söyledi.
AK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar, Uzun Mehmet'in taşkörümünü buluşu ve taşkömürünün Zonguldak ekonomisindeki katkısı hakkında gündemdışı konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, yerinden yaptığı konuşmada, Tekirdağ'ın düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümünü kutladı. Tekirdağ'ın 2.5 yıl düşman işgalinde kaldığını anımsatan Hamzaçebi, bu ilin Ulu Önder Atatürk önderliğindeki milli mücadele sonunda geri alındığını ifade etti.
Genel Kurul'da daha sonra, BDP'nin "faili meçhul cinayetler ve yakılan köyler" konusunda araştırma önergesinin gündeme alınmasına ilişkin grup önerisi görüşüldü.
Partisinin grup önerisi üzerine söz alan Muş Milletvekili Sırrı Sakık, bir gazetede yayımlanan "16 infazda tim aynı" başlıklı haberi göstererek, bunun bir dönemi aydınlattığını söyledi.
Geçmişte yaşanan faili meçhul cinayetlerin tanığı olduklarını belirten Sakık, öldürülen kişilerin yer aldığı fotoğrafları gösterdi ve kavas aracılığıyla fotoğrafları diğer gruplara dağıttı.
İnsanların diri diri yakıldığını, bunlardan bazılarının kendi akrabası olduğunu anlatan Sakık, ancak bu cinayetleri işleyenlerin ellerini kollarını sallayarak dolaştığını dile getirdi.
Kürsüde Kur'an'ı eline alarak konuşmasını sürdüren Sakık, "Bu kutsal kitap adına temin ediyorum ki belki binde birini anlatmışımdır. Daha binde 999'u anlatılmadı. Sizi vicdanınızla başbaşa bırakıyorum. Eğer yakılan bu insanların hukukunu veremiyorsanız, önergemize oy veremiyorsanız, bana inançlardan, İslamiyet'ten bahsetmeyeceksiniz" diye konuştu.
AK Parti Amasya Milletvekili Naci Bostancı, 3 çocuğunu dağda kaybeden anne ile 24 yıl önce oğlu şehit olan bir annenin yaşadığı duyguları aktardı.
Bostancı, "Acıları yarıştırmak gibi bir amacım yok. 30 yıllık sürede ne olduğunu görebilmek için anlatıyorum. Faili meçhuller bu hikayenin bir parçası. Adalet talep ediyorsan bütünüyle adalet talep edeceksin. Sadece kendi acıların ve adalet duygundan bahsetmek yanlış. Geçmişte bu yapıldı; herkes kendi adaletini istedi. İsterdim ki o resimlerin yanına başka resimler de koysun" diye konuştu.
Bostancı, çözüm sürecinin arkasında en çok yaralı olan, evlatlarını kaybetmiş insanlar durduğunu dile getirdi.
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün de Bostancı'nın resmin bütün olarak görülmesi gerektiğini anlattığını, ancak geçmişte ülkü ocakları yöneticisi olarak yazdığı bir kitapta, kaybettiği kardeşini yazarken, sağ-sol çatışmalarında yaşananlara, 7 TİP'li öğrencinin katledilmesine değinmediğini ifade etti.
Aygün, köy yakılmalarına ilişkin Meclis'te çok sayıda önerge verildiğini, ancak hiçbiri ile ilgili işlem yapılamadığını söyledi.
BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, dershanelerin kapatılmasının, cemaat olarak adlandırılan gruba operasyon olarak adlandırıldığını kaydederek, "Kastınız cemaatle hesaplaşma ise 'yasadışı eğitim kurumları' ibaresini mevzuattan çıkardıktan sonra, dershaneler kapatılacaksa, bu cemaatin daha da güçlenmesi anlamına gelir. Çünkü cemaatler yerel kurumlardan aldıkları işyeri ruhsatlarıyla bu kurumları daha da kolay açabilecektir" dedi.
MHP, eğitim ve dershaneler ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisini TBMM Genel Kurulu'na getirdi.
Öneri üzerinde konuşan MHP Ankara Milletvekili Zuhal Topcu, ailelerin sohbet konularının bile dershaneler olduğunu söyleyerek, "Dershaneleri özel okullara çevirerek sorunu çözebileceğinizi zannediyorsunuz ama özel okulların kontenjanlarının yüzde 4 boş kaldığını görüyoruz. Yolda yürürken sağınıza solunuza iyi bakın, iki apartman arasında okullar yapılmaya başlandı. Bu çocuklar nerede okuyacaklar, nerede oynayacaklar, sosyal fiziki ihtiyaçlarını nerede giderecek?" diye konuştu.
BDP Muş Milletvekili Demir Çelik, AK Parti'nin 11 yıldır uğraştığı ve değiştirdiği alanın eğitim alanı olduğunu belirterek, izlenen yanlış politika sonucunda, dershanelerin devlete ve sisteme karşı direnen kurumlar haline geldiğini kaydetti.
Eğitimdeki sorunların ana dilde eğitimde çözüleceğini ifade eden Çelik, devletin ve Meclis'in ana dilde eğitim sorununu çözmesi gerektiğini kaydetti.
CHP'li Özcan, dershanelerin kapatılmasının ilk kez, 2005'te Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı tarafından gündeme getirildiğini, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da kapatılacağını söylediğini kaydetti.
Dershanelerin sayısının, kapatılacağı söylenmesine rağmen, AK Parti döneminde yüzde 100 arttığını ve öğrenci sayısının 1.5 milyonu bulduğunu ifade eden Özcan, "Sınav merkezli eğitim sisteminden vazgeçmeden dershaneleri nasıl kapatacaksınız? Dershaneleri kapatınca, 'ÖSYM sınav sistemini kaldıracağım ya da ÖSYM'nin sınav sistemini okul müfredatına hazır hale getireceğim' diyebiliyor musunuz?" diye sordu.
Dershaneler kapanınca, bunun merdiven altına kayacağını belirten Özcan, "Gençlik merkezi, sınav merkezi, etüt merkezi adı altında, belediyelerden alınacak işyeri ve çalışma ruhsatları ile faaliyetlerini sürdürebilecek. Bugün en azından MEB'çe denetlenen bu kurumlar yarın hiç denetlenemeyecek" diye konuştu.
CHP'li Özcan, dershanelerin kapatılmasının cemaat olarak adlandırılan gruba operasyon olarak adlandırıldığını kaydederek, "Kastınız cemaatle hesaplaşma ise 'yasadışı eğitim kurumları' ibaresini mevzuattan çıkardıktan sonra, dershaneler kapatılacaksa, bu cemaatin daha da güçlenmesi anlamına gelir. Çünkü cemaatler yerel kurumlardan aldıkları işyeri ruhsatlarıyla bu kurumları daha da kolay açabilecektir. Kastınız camaatle hesaplaşma ise çocuklarımızı ilgilendiren bu konu üzerinden hesaplaşmayınız, gücünüz yetiyorsa başka alanlarda hesaplaşın" dedi.
AK Parti Muğla Milletvekili Yüksel Özden, çok kısa bir süre öncesine kadar, eğitim meselesinin sadece eğitim konusu olarak konuşulamadığını, hemen rejim meselesi haline getirildiğini söyledi.
Artık eğitim meselesinin rejim meselesi haline gelmeden konuşulabildiğini belirten Özden, Milli Eğitim Bakanlığı'na bütçeden ayrılan payın gönlünden geçen rakamdan hala düyük olduğunu vurguladı.
Dershaneler ile ilgili görüşünü de açıklayan Özden, "(Dershane fırsat eşitsizliği yaratıyor) deniliyor ama parasını ödeyen zaten dershaneye gidiyor. Liselerden mezun olan öğrenci sayısı ile üniversitelerin kapasitesi aynıdır. Sayıyı artıran, geriden gelen yılların birikimidir" dedi.
Özden, dershanelerin yönlendirme yaptığının söylendiğini ifade ederek, sınavda ilk iki bine giren öğrencilerin bin 200 tanesinin tek mesleği seçtiği bir durumda yönlendirmeden bahsedilemeyeceğini vurguladı. Özden, dershanelerin yönlendirme yapmadığını söyledi.
Sınavlar yüzünden çocukların çocukluklarını yaşayamadığını, dersin dışında hiçbir iş yapamadığını, vaktinin hafta içi okulda, hafta sonu da dershanede geçtiğini belirten Özden, "Bu tabloyu değiştirmemiz gerekiyor" dedi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, MHP'nin önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra, kadın milletvekillerinin Genel Kurul çalışmalarına pantolonla katılmasına imkan veren TBMM İçtüzük değişikliği teklifinin görüşülmesine başlandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, kadın milletvekillerinin Genel Kurul çalışmalarına pantolonla katılmasına imkan veren TBMM İçtüzük değişikliği teklifinin görüşmeleri devam ediyor.
Teklif üzerine MHP Grubu adına söz alan Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel, teklife destek verdiklerini açıkladı.
Önceki hafta, kadın milletvekillerinin başörtüsü ile Genel Kurul'a girebilmeleri konusunda da destek verdiklerini anımsatan Demirel, "Bu uzlaşma memnuniyet verici. Ancak uzlaşma yalnızca klık kıyafetle olmamalı" dedi.
Muhalefet olarak doğru olan bütün kanunlara "evet" dediklerini kaydeden Demirel, muhalefetin yalnızca "reddetme" anlamı taşımadığını ifade etti.
CHP Ankara Milletvekili Ayşe Gülsün Bilgehan, AK Parti döneminde kadın hakları konusunda herhangi bir gelişme sağlanamadığını, Türkiye'nin bu konuda dünyada 120. sırada olduğunu dile getirdi.
Bilgehan, Meclis'te kadınların temsil ve yöneticilik oranlarının bile Avrupa ülkelerinin parlamentolarına göre çok düşük olduğunu vurguladı.
BDP Kars milletvekili Mülkiye Birtane, şekilsel geri kalmışlığı topluma özgürlük olarak sunmanın çabasının yürütüldüğünü ifade etti. Birtane, "Hükümetin bu adımları demokratik adımlar olarak nitelendirmesi, kadın özgürlüğünü pantolan ve başörtüsü arasına sıkıştıracak kadar dar görüştür. Başörtüsü sorunu üzerinden siyaset yapan iktidar, bu sorunu çözmeyi kendi siyasi stratejilerine göre şimdi uygun görmüştür" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, söz konusu teklifin aynısının aslında 2 yıl önce verildiğini, ancak TBMM Anayasa Komisyonu'nca teklifin geri çekildiğini anımsattı.
Hamzaçebi, "Neden iki yıl gecikmeli çözülüyor bu konu? (Türbanla Genel Kurul'a girilirse o zaman pantolonla da girilebilir) anlayışıyla görülüyor. Bu rencide edici tutum özgürlükçü değil" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın, "200 yıldır bu millete istikamet dayatılıyor" sözlerini anımsatan Hamzaçebi, "Modernleşme de 200 yıl önce başlamıştı. Sayın Başbakan, modernleşme karşıtı düşüncesini ifade ediyor" diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ise aslında kendilerinin de iki yıl önce verilen söz konusu teklifi aktive etmeyi düşündüklerini, ancak bütün partilerin bu teklifin altında imzalarının olmasını sağlamak amacıyla, uzlaşma içinde yeni bir teklif getirmenin daha uygun olduğu kararına vardıklarını belirtti. Canikli, bu konuda hiçbir siyasi hesaplarının olmadığını dile getirdi.
Teklif üzerinde görüşmeler devam ederken, Bağımsız Diyarbakır Milletvekili Leyla Zana, Genel Kurul'a pantolonla girdi. BDP Grubu'nun sırasında bir süre görüşmeleri takip eden Zana, bir müddet sonra salondan ayrıldı.
Daha sonra HDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel de Genel Kurul Salonu'na pantolonla gelerek çalışmalara katıldı.
Kadın milletvekillerinin Genel Kurul çalışmalarına pantolonla katılmasına imkan veren TBMM İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi Genel Kurul'da kabul edildi.
Buna göre, Genel Kurul Salonu'nda yer alan milletvekilleri, bakanlar, TBMM İdari Teşkilatı memurları ve diğer kamu personelinden erkekler ceket ile pantolon giyecek ve kravat takacak; kadınlar ise ceket ve etek veya ceket ve pantolon giyebilecek.
Teklif üzerindeki görüşmelerde iki değişiklik önergesi verildi. BDP'nin, yöresel kıyafetlerin de giyilebilmesi, CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in ise düzenlemenin 6 ay sonra yürürlüğe girmesine ilişkin önergeleri kabul edilmedi.
Genç'in önergesinin, "Pantolon diktirmek zaman alacağından maddenin 6 ay sonra yürürlüğe girmesi daha uygun olur" gerekçesi, AK Parti sıralarından tepkiye neden oldu.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, iktidar partisi sözcülerinin, CHP'ye yönelik eleştirileri değerlendirirken, "Demokrasi dersi vermeye kalktı bu arkadaşlarımız" dedi.
Hamzaçebi, şunları söyledi:
"Kadıköy vapurundan inen kadınların kıyafetinden rahatsız olan insanlar demokrat olamazlar. Banklarda yan yana oturan genç kız ve genç erkeğin sohbetinden rahatsız olanlar demokrat olamazlar.
Alevi vatandaşlarımızı ötekileştirip 'Alevi açılımı' diye yola çıkıp hiçbir şey yapmayıp toplumu kutuplaştırıp ondan sonra 'torunuma Ali ismini vereceğim' diyen insanlar demokrat olamazlar. Doğmamış toruna verilecek isimden medet umarak Alevi vatandaşlarımızı, onları onore edeceklerini düşünen insanlar demokrat olamazlar."
Hamzaçebi, AK Parti'nin "darbe mağduru" ve "başörtüsü mağduru" politikalarının artık ortadan kalktığını belirterek, "Şimdi, gerçekler çıplak kaldı. Temel hak ve özgürlükler sınavını vereceksiniz şimdi ama o sınavı verme yolunda bocalamaya başladınız" diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, torununun isimlerinden birinin Ali olacağını ifade etmesinin tek bir amacı olduğunu belirterek, "Amaç, Türkiye'de, bu konuda, şu veya bu ölçüde olan, hepimizin bildiği kutuplaşmanın hafifletilmesi ve ortadan kaldırılmasıdır" dedi.
Başörtüsü konusuna da değinen Canikli, 2008 yılında MHP ile birlikte bu konuda bir anayasa değişikliği çalışması yaptıklarını, ancak CHP'nin buna karşı olduğunu ifade etti. Canikli, bu değişikliğin altında imzası olan milletvekilleri için siyaset yasağının bile istendiğini kaydetti.
Daha sonra söz alan CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, başörtüsü konusunu değerlendirirken, "Bir gün benim odama üç tane kız geldi. Güzel de kızlar. Başlarını örtmüşler. Dedim ki 'Gözleriniz, dudaklarınız, yüzünüz... Bu yüzünüzü, saçlarınızı açın. Sendeki de kıl bendeki de kıl. Bir farkı yok ki. İslam dini akıl dinidir" sözleri, AK Parti milletvekillerinin tepkisine neden oldu. Yeniden söz alan Kamer Genç, söylediklerinin doğru anlaşılmadığını belirterek, "Ben hiçbir zaman o gelen kız kardeşlerimizi taciz etmedim. Ben onlara kendi doğrularımı söyledim" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ise "Hayatını çukurun seviyesinin üzerine çıkaramayanların konuşmalarını ciddiye almadık. O konuşmaları anlamak için, Türkiye'de ve dünyada yaratılmış esfel-i safilin beyinleri dahi fazla gelir" dedi.
Bunun üzerine sataşma olduğu gerekçesiyle söz isteyen CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Kamer Genç'in konuşmasının bir iki cümlesini doğru bulmadığını belirterek, "Sayın Canikli ile ilgili olarak beyinle ilgili birkaç cümle söyledi. Canikli haklı olarak ayağa kalktı, itiraz etti. Kendisinin bu tepkiyi göstermesi doğaldır ancak Sayın Canikli dün kürsüde Sayın Genç'e hitaben 'beyinsiz' kelimesini kullandı. 4 partinin mutabakatıyla yürürlüğe girecek olan bir düzenlemeyi konuşurken herkesin üslubuna dikkat etmesi gerekir" dedi.
Hamzaçebi, Canikli'nin kullandığı bu ifadenin anlamının "aşağıların aşağısı" olduğunu ifade ederek, "Dün beyinsizle başlayan hakaret cümlesi, bugün başka bir hakaretle devam ediyor, AK Parti Grubu da bu hakaret cümlesini alkışlıyor. Bu hakaret cümlesi ile sizi başbaşa bırakıyorum. Nasıl Adana Valisi'nin cümlesini Başbakan koruması altına aldıysa, sizin bu hakaret cümlenizi de AK Parti Grubu koruma altına alıyor" diye konuştu.
Konuşmaların ardından kadın milletvekillerinin Genel Kurul çalışmalarına pantolonla katılmasına imkan veren TBMM İçtüzük değişikliği teklifi kabul edildi.
Genel Kurul'da daha sonra Türkiye ile Azerbaycan arasında televizyon yayıncılığı alanındaki işbirliğine dair sözleşmenin onaylanmasının uygun bulunduğuna dair tasarı görüşüldü.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, tasarının maddelerinin görüşülmesi sırasında birleşime ara verdi. Yakut, aranın ardından, hükümet ve komisyonun yerini almaması üzerine, birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
