2012-04-23 - 15:18
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, ''Milli egemenliği çiğnetmemek, Meclis'in hukukunu ve milletin egemenliğini korumak temel görevimizdir. Milli iradeye yönelik girişimler, bu ülkenin kuruluş felsefesine ve halkın iradesine yönelik girişimdir'' dedi.
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, ''Milli egemenliği çiğnetmemek, Meclis'in hukukunu ve milletin egemenliğini korumak temel görevimizdir. Milli iradeye yönelik girişimler, bu ülkenin kuruluş felsefesine ve halkın iradesine yönelik girişimdir'' dedi.
Çiçek, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile Meclis'in açılışının 92. yıldönümü dolayasıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulu'nun açış konuşmasını yaptı. Çiçek, TBMM'nin açılışının 92. yıldönümü olan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı büyük bir coşku ve heyecanla kutladıklarını belirterek, Meclis'in 92 yıldır ülkenin geleceği ve milletin istikbali için milli iradenin merkezi olarak çalıştığını kaydetti.
Çiçek, bugüne kadar elde edilen başarılarda bu yüce çatı altında görev yapmış milletvekillerinin çabası ve katkısının çok büyük olduğunu ifade etti.
92 yıl önce zor şartlarda açılan Meclis'in ülkenin bağımsızlığını gerçekleştirdiğini ve Cumhuriyeti kurduğunu ifade eden Çiçek, imparatorluğun yıkıntılarından kurum ve kuruluşlarıyla çağdaş bir devlet çıkardığını anlattı. O yıllarda yurdun birçok yerinin işgal edildiğini, ordularının dağıtıldığını ve memleketin bir fiil işgal edildiğini anlatan Çiçek, ''Fakat milletimizin gönlündeki bağımsızlık ve vatan aşkı ve büyük millet bilinci canlı ve diri olarak yaşamaktadır'' diye konuştu.
Anadolu'da yapılan seçimlerin ardından zor şartlar altında Ankara'ya gelen milletvekillerinin katılımlarıyla 23 Nisan 1920'de Meclis'in açıldığına işaret eden Çiçek, şunları söyledi:
''O gün en yaşlı üye sıfatıyla Meclis'i açan Şerif Bey şöyle demiştir: 'Bu yüce Meclis'in en yaşlı üyesi kimliğiyle ve Allah'ın yardımıyla ulusumuzun iç ve dış tam bağımsızlık yazgısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendisini yönetmeye başladığını bütün cihana duyurarak Büyük Millet Meclisi'ni açıyorum.' Böylesi heyecanlarla, umutlarla ve dualarla açılan Meclisimiz, milli mücadelemizi başarıyla yürütmüş ve bağımsızlığımızı kazandırmıştır. Dünyadaki tek gazi Meclis olmuştur. O nedenle bu Meclis Gazi bir Meclistir, şanlı bir Meclistir.
TBMM, 92 yıllık süreçte de üzerine düşen tarihi sorumluluğun gereği yapmakta her zaman büyük çaba içerisinde olmuştur. Milli çıkarlarımızı ve onurumuzu gözetmenin, ülkemizin gelişip, kalkınması ve Mustafa Kemal Atatürk'ün işaret ettiği 'muasır medeniyet düzeyinin üzerine çıkması' çabasında olmuştur. Böylesine şanlı ve onurlu bir geçmişe sahip olan Meclis'te görev yapmış olmak hepimizin haklı gururudur.'
Çiçek, 92 yıl önce TBMM'nin açılışının milli egemenliğin vazgeçilmezliğinin ve milli iradenin üstünlüğünün ifadesi olduğuna dikkati çekerek, ''Milli iradenin üstünlüğü bizim için devredilemez ve asla vazgeçilemez. Milli egemenlik, bizim milli mücadelemizin ruhunda gizlidir. Milli mücadelemiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde bir halk hareketidir. Milletimiz düşmanı yurttan kovmuş ve kendi Cumhuriyetini ve demokrasisini kurmuştur. Cumhuriyet ve demokrasi bizim en önemli kazanımlarımızdır. Bunları bize armağan edenlere şükran borçluyuz'' dedi.
Milli iradenin üstünlüğünün aynı zamanda demokrasinin de gücü olduğunu vurgulayan Çiçek, milli egemenliğin demokrasiyle anlamı olduğunu söyledi. Halk iradesinin çiğnenmesi ve kesintiye uğramasının en büyük zararı demokrasiye ve millete verdiğini kaydeden Çiçek, ''Milli egemenliği çiğnetmemek, Meclis'in hukukunu ve milletin egemenliğini korumak temel görevimizdir. Milli iradeye yönelik girişimler, bu ülkenin kuruluş felsefesine ve halkın iradesine yönelik girişimdir. Çok partili hayat, işleyen bir demokratik sistem, burada tecessüm eden milli irade bizim en büyük kazancımızdır. Bunu korumak ve geliştirmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Yaşadığımız ve yaşamakta olduğumuz acı tecrübelerden sonra bunu hepimiz tam bir samimiyetle kabul etmeliyiz'' diye konuştu.
Birinci Meclis'in saygın üyelerinin zor koşullarda verilen mücadelenin ardından Cumhuriyeti kurduklarını ifade eden Çiçek, bunu daha ileriye götürmek, demokrasi ve insan hakları standardını geliştirmek ve daha çağdaş bir Cumhuriyet haline getirmek için çalıştıklarını söyledi.
''Hızlı bir değişim sürecinde olduğumuz açıktır. Yeni dönemler yeni sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Her geçen gün yeni sorunlarla karşılaşmaktayız'' diyen Çiçek, ''Çok değişik sebeplerden ve yargılama sürecindeki sıkıntılardan dolayı olsa da bugün bir temsil sorunu yaşamaktayız. Konunun tüm yönleriyle değerlendirilerek birlikte bir çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Bu sorunun sebepleri ve kaynakları farklı da olsa bedelini siyaset kurumu ve bizler ödemekteyiz. Bunca sorunumuz varken bir de bu sorunla karşı karşıyayız'' dedi.
Teknolojik gelişmelere, sosyolojik değişimlere, üretim ilişkilerine ve bilgi üretimine göre dünyanın yeniden şekillenmekte ve yaşamın yeniden kurulmakta olduğunu ifade eden Çiçek, modern dünya ile entegre olmaya çalışan Türkiye'nin ise bu gelişmelerin içerisinde, hızlı bir ekonomik, siyasi ve kültürel değişim sürecinde olduğuna işaret etti.
Bugün farklı kültürel iklim ve ilişkiler içerisinde genç bir nüfusun yetiştiğini belirten Çiçek, Türkiye'nin ise tarihi ve kültürel olarak büyük potansiyeli bulunduğunu kaydetti. Türkiye'nin, Doğu ile Batı'nın ortasında, geleneksel özellikleri yanında modernleşmeye çalışan bir ülke olduğunu ifade eden Çiçek, Türkiye'nin farklı kültürel geleneklere sahip, Doğu medeniyetinin de Batı medeniyetinin de özelliklerini bünyesinde barındıran belki de tek ülke olduğunu vurguladı.
Çiçek, ''Her şeyden önce bir imparatorluk varisiyiz. Bununla birlikte Cumhuriyet ile büyük bir modernleşme, yenilenme ve reform sürecinde olduğumuz, yeni kurumlar, kuruluşlara sahip olduğumuz gözardı edilemez. Bu devam eden, sürekli kendisini geliştiren, modernleşmeyi ileri aşamalara taşıyan bir süreçtir. Demokrasimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Demokrasi eksikliği temel bir toplumsal noksanlık olarak sorunlara yol açmaktadır. Demokrasi günümüz dünyasında artık ekmek kadar, su kadar gerekli bir ihtiyaçtır'' diye konuştu.
Bugün Ortadoğu'da yaşanan gelişmelere bakarak demokrasinin ne kadar büyük bir nimet olduğunu gördüklerini belirten Çiçek, bununla birlikte demokrasinin bugünden yarına gelmediğini, süreç içerisinde kendisini geliştirdiğini, kurum ve kurallarını oluşturduğunu ve bir kültüre dönüştüğünü anlattı.
''Bizim için bu süreç Sened-i İttifak ile başlayan yaklaşık 2 asırlık bir süreçtir'' diyen Çiçek, şunları dile getirdi:
''Demokrasimiz kesintilerle ve sorunlarla bugüne gelmiştir. Bu süreçte çok da kayıplarımız olmuştur. Fakat demokrasi çabamızdan, özgür ve kalkınmış bir ülke olma hedefinden hiç şaşmadık. Yeni kayıplar da artık istemiyoruz. Demokrasimiz konusunda herkese büyük sorumluluk düşmektedir. En başta bizlere, yani siz saygıdeğer milletvekillerine düşmektedir. Tutumları, davranışları, ortaya koydukları söz ve fiiller ile milletvekili sıfat ve sorumluluğuyla bağdaşmayan olumsuzluklardan hepimiz kaçınmalıyız. Bunları değerlendirecek ve kurala bağlayacak bir Siyasi Etik Kurulu'na ihtiyaç olduğu çok açıktır.
Ümit ederim ki bunu kısa sürede bu dönem gerçekleştirebiliriz. Bu konuda hepimizin ortak çabasına ihtiyaç var. Hepimiz işini daha yapmaya ve daha sorumlu davranmaya mecburuz. Ülkemizin ve demokrasimizin geleceğini ve çocuklarımızın yaşamını, günlük siyasi kaygılar ötesinde planlamak ve düşünmek gerekmektedir.
Demokrasi bir mücadelenin eseridir. Aklın, bilimin ve özgürlüğün zaferidir. Bunun nasıl daha ileri götürüleceği, olgun ve iyi işleyen bir sisteme dönüştürülebileceği ortak akılla, diyalogla ve demokratik rekabetle olabilecektir.''
Demokrasinin; konuşabilmenin ve birbirini anlayabilmenin uygun zemin ve fırsatlarını sunduğunu ifade eden Çiçek, ''Toplumsal sorunların sürekli olacağı açıktır. Bilim ve akıl ise bunu çözebilmenin yöntemlerini sunmakta, demokrasi buna uygun zeminler hazırlamaktadır. Tartışma ve diyalog zeminlerini tahrip etmeden, konuşma ve diyaloğu bir kültür haline getirerek sorunlarımızı çözebiliriz. Bunun elbette ki en uygun zemini TBMM'dir. TBMM, milli iradenin temsil merkezi ve sorunların çözüm yeridir. Bütün kesimlerin umutlarının olduğu ve gözlerin çevrildiği yerdir. Bu zemini tahrip etmemek, burasının verimliliğini ve işlerliğini korumak hepimizin sorumluluğudur'' dedi.
Meclis'in açılışının 92. yıldönümünü kutlarken, ''Meclisinin açılışının yıldönümünü çocuklarına bayram olarak armağan eden, bir ülke olmanın da onurunu yaşadıklarını'' söyleyen Çiçek, çocukların; milletin ideallerine sahip çıkarak, daha iyiyi, başarıyı, kaliteliyi ve özgür Türkiye'yi düşleyerek yetişmelerini; milli egemenliğin ruhuyla büyümelerini; daha demokratik, özgür yarınları inşa etmelerini istediklerini söyledi.
Çiçek, ''Biz onlara daha demokratik bir ülke bırakmak zorundayız. Kavgaların hakim olduğu, sürekli sorunlar çıkaran bir demokrasiyi çocuklarımız hak etmemektedirler'' diye konuştu.
Çiçek, çocuklara bırakacakları en önemli emanetlerden birinin yeni Anayasa ve özgür bir Türkiye olduğuna işaret ederek, konuşmasını şöyle tamamladı:
''Yeni Anayasa, milletimize ve çocuklarımıza karşı karşı borcumuzdur. Bugün, Dünya ve Türkiye değişmiştir. Bizim koşullarımız ve demokrasi standartlarımız da değişmektedir ve değişmek mecburiyetindedir. Anayasa bizim için yeni bir sayfa, yeni bir Türkiye'dir. Yeni Anayasa geçmişimizle ve aynı zamanda geleceğimizle yeni bir yüzleşmedir, eksiklerimizle bir muhasebedir. Meşru bir zeminde, Meclis ikliminde bir toplumsal sözleşme metni çıkarma çabasıdır.
Milletin temsilcileri millet adına demokratik bir anayasa yapacaklardır. Siyaset kurumu, sivil toplum örgütleriyle, toplumsal aktörlerle birlikte, diyalog içerisinde bir anayasa yapmak durumundadır. Yeni Anayasa yapamadığımız takdirde çok şey kaybedeceğimizi hep beraber farkında olmamız gerekmektedir. Gelinen noktada, ortaya konulan iradelerden ve toplumumuzun bu yöndeki büyük beklentisiyle, milletimize yakışan, temel hak ve özgürlükleri koruyan ve demokrasimizi geliştiren daha çağdaş bir Anayasaya kavuşacağımız inancındayım.''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise yaptığı konuşmada 23 Nisan 1920'de olduğu gibi bugün TBMM'nin, millet iradesini, demokrasiyi en güçlü şekilde savunan bir yapıya kavuştuğunu belirterek, ''Bu Meclis, darbelerle yüzleşen, darbeleri sorgulayan, darbelerle artık hesaplaşan bir Meclis'tir. Bu Meclis iradesine, işleyişini, ruhuna yönelik her türlü saldırıya göğüs gerecek, millet iradesini namusu bilerek koruyup kollayacak bir Meclis'tir'' dedi.
Başbakan Erdoğan, TBMM'nin 92. kuruluş yıldönümünü ile Türkiye'nin ve dünyanın tüm çocuklarının Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı en samimi duygularla kutladığını, Meclis'in ilk Başkanı olan Gazi Mustafa Kemal'i, Kurtuluş Savaşı'nı sevk ve idare eden ilk Meclis'teki tüm milletvekillerini rahmet ve minnetle yad ettiğini söyledi. Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''23 Nisan 1920'den bugüne Türkiye'nin istiklali, istikbali ve hürriyeti için emek sarfetmiş, ter dökmüş, bu çatı altında millet için hizmet üretmiş tüm parlamenterlere ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.
Bu anlamlı günde Ulus'taki tarihi binada Meclis'in ilk celsesinde yapılan ilk konuşmayı da güzel konuşmayı da bir hatıra olarak dikkatlerinize bir kelamı kibar olması sebebiyle ifade edeyim. Büyük Millet Meclisi'nin ilk geçici Başkanı Sinop Mebusu Şerif Bey, 23 Nisan 1920'deki ilk oturumda, ilk konuşmada şunları ifade etmişti: 'Tam bağımsızlık ile yaşamak azminde olan, ezelden beri hür ve bağımsız milletimiz, esareti şiddetle ve katiyetle reddetmiş ve derhal vekillerini toplayarak Meclis-i Alimizi vücuda getirmiştir.
Bu yüce Meclis'in Allah'ın yardımıyla milletimizin içeride ve dışarıda tam bağımsızlığı dahilinde mukadderatını bizzat deruhte ve idare etmeye başladığını bütün cihana ilan ediyor, Geçici Başkan sıfatıyla Büyük Millet Meclis'ini açıyorum.
Evet, 23 Nisan 1920'de Türkiye'ye olduğu kadar tüm dünyaya da Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nin açıldığı duyurulmuş, o tarihten itibaren de TBMM, bu ülkenin ve bu milletin tam bağımsızlığının zemini olmuştur. İlk Meclis tıpkı bugün olduğu gibi Türkiye'nin tüm renklerini, tüm dokularını, tüm farklılıklarını tek bir ruh, tek bir ideal, tek bir çatı altında toplamıştır.
Bu ülke üzerinde yaşayan, varlığını idame ettiren, bu topraklar üzerinde nefes alıp veren her bir ferdi temsilen ilk Meclis'te diline, etnik kökenine, mezhebine bakılmaksızın bir ortak heyecan oluşturulmuştur. Şunu, altını çizerek ifade etmek durumundayım; Kurtuluş Savaşımızı sevk ve idare eden, Kurtuluş Savaşımızı zaferle sonuçlandıran ilk Meclis, hiç kuşkusuz başarısını herkesi kucaklayan, herkesi aynı heyecan etrafında toplayan yapısından almıştır. İlk Meclis, Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluş tablosunu ve felsefesini tartışmaya mahal bırakmayacak kadar ortaya koyan bir Meclis'tir. Cumhuriyetimizi kuran, dünyaya varlığımızı ilan eden, o Cumhuriyeti büyüten güç, işte o ilk Meclis'teki ruh ve heyecandır.
92 yıllık süreçte zaman zaman Meclisin iradesi ortadan kaldırılmış, milli irade kesintiye uğratılmış, hakimiyeti milliye ve siyasi iktidarlar baskı altına alınmak istenmiştir. Ancak şunu çok büyük bir memnuniyetle ifade etmeliyim ki tıpkı 23 Nisan 1920'de olduğu gibi bugün bu yüce Meclis, millet iradesini, demokrasiyi en güçlü şekilde savunan bir yapıya kavuşmuştur. Bu Meclis, darbelerle yüzleşen, darbeleri sorgulayan, darbelerle artık hesaplaşan bir Meclis'tir.
Bu Meclis, iradesine, işleyişine, ruhuna yönelik her türlü saldırıya göğüs gerecek, millet iradesini namusu bilerek koruyup kollayacak bir Meclis'tir. Gücünü milleten alan, milletimiz kadar güçlü olan bu Meclis, yürütme ve yargı erkleriyle birlikte 92 yıl önce olduğu gibi bugün de tam istiklalimizin ve aydınlık istikbalimizin teminatıdır.
Şu hususu özellikle vurgulamak istiyorum; Ankara'da Ulus'taki tarihi binada 23 Nisan 1920'de, İstanbul'un yani dönemin Hükümet ve Meclisinin merkezinin işgali üzerine toplanmıştır. Büyük Millet Meclisi, ülkenin ve milletin istiklali için teşekkül etmiştir. Meclise yönelik her türlü girişim ve müdahale, hiç kuşkusuz bu ülkenin istiklaline yönelik girişim ve müdahale anlamına gelecektir. TBMM'yi yok saymaya yönelik her girişim, istiklalimizi hedef alan, istikbalimizi karartan bir anlam taşıyacaktır. İstanbul ve Türkiye'nin diğer şehirlerini istila edenler, Büyük Millet Meclisi ve aziz milletimizden nasıl cevabını aldılarsa, milli irade ve demokratik rejime kastedenler de er ya da geç Meclis'ten, milleten ve yargıdan gereken cevabı alacaktır ve almaktadır.''
''İnanıyorum ki bizden sonra gelenler, çocuklarımız ve gençlerimiz de aynen bizim gibi Meclis'in büyüklüğüne halel getirmeyecek, geçmişte talihsizce yaşandığı gibi Meclis'e müdahaleye göz yummayacaklardır'' diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
''TBMM, aynı zamanda millet olarak bir arada yaşama azim ve kararlılığımızın teminatıdır. TBMM bir inanç veya mezhep grubunun, bir etnik kökenin temsilcisi değil, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan 75 milyonun temsilcisidir. İlk Meclis'te ortaya konan manzara ve felsefe son derece açıktır; bu ülkenin her bir ferdi, her türlü farklılığıyla beraber bu ülkenin tartışmasız şekilde birinci sınıf vatandaşıdır. Esasen bugünümüzü olduğu kadar istikbalimizi de teminat altına alacak anlayış işte budur.''
Erdoğan, yüzyıllar boyunca aynı topraklarda bir arada yaşayan toplum kesimleri arasında ayrışmayı veya ayrımcılığı körüklemenin, bunu tahrik etmenin Meclis'in ruhuna olduğu kadar milletin kardeşliği ve hassasiyetlerine de kastetmek anlamını taşıyacağını belirterek, şöyle konuştu:
''Vatanımız ve milletimize yönelik her türlü terör faaliyetini, birlik ve kardeşliğimize yönelik her türlü fitne girişimini istiklalimize yönelik saldırı olarak görür ve ne pahasına olursa olsun savunuruz. Ancak milletin fertleri arasında bölgeler, şehirler arasında farklı muameleyi de aynı şekilde şiddetle reddederiz. Bu topraklar üzerinde nifak tohumları yeşertmek isteyenler bilsinler ki ektikleri tohum hiçbir zaman filize dönmeyecek, dönemeyecektir. Bu topraklar üzerinde hesabı olan çevrelere maşalık yapanlar, kirli emellerine asla ulaşamayacaktır. Sorunlarımızı çözerek, ihtiyaçları karşılayarak, kardeşliğimizi daha da yücelterek geleceğe hep birlikte yürümeye devam edeceğiz. Demokratik siyaseti, her türlü sorunun çözüm zemini olarak görerek güçlendirmeye, diyalog ve uzlaşı kültürünü geliştirmeye devam edeceğiz.''
TBMM'nin; dünyanın tüm ülkelerine, tüm milletlerine karşı samimi ve dostane yaklaşım içine olduğuna ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:
''TBMM, tıpkı bu aziz millet gibi dostu için dost, düşmanı için ise bir azamettir. Başta komşularımız olmak üzere bölgemizde ve dünyada barıştan, huzur ve istikrardan, dayanışma ve paylaşmadan başka hiçbir emelimizin olmadığını dostumuz da düşmanımız da çok iyi bilmelidir. Dış politikamız elbette ki barış temeli üzerine inşa edilmiştir. Kendi halkına zulmeden, kardeşlerimize kasteden, halklara baskı uygulayan, özgürlükleri kısıtlayan hiçbir yönetime karşı sessiz ve tepkisiz kalamayacağımız da açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti ve TBMM, kendi ulusal menfaatlerini en yüksek hassasiyetle korumakla birlikte vicdani, insanı ve evrensel değerleri her türlü siyasi hesabın üstünde tutar. Hiçbir ülkenin toprağında gözümüz olmadığını, hiçbir ülkenin içişlerine karışmayacağımızı herkes çok iyi bilmelidir. Yine barış adına, vicdan ve insani değerler adına kardeş halkalara yapılan saldırılar ve zulümlere sessiz, tepkisiz kalmayacağımız aynı şekilde bilinmelidir.
Son 9,5 yılda 3 kat büyüttüğümüz, rekor seviyede büyüme hızını yakaladığımız, her alanda yatırımları yoğunlaştırdığımız ülkemizi, el birliğiyle daha da büyütmeye ve yüceltmeye devam edeceğiz. Güçlü ekonomisiyle, aktif ve barışçıl dış politikasıyla, kardeşlik, huzur, istikrar ve güvenlik içindeki aziz milletimizin, Türkiye'nin sembolü olan ayyıldızlı bayrağımız inşallah daha bir onurla, daha bir gururla, şanla, şerefle dalgalanmaya devam edecektir.''
Erdoğan, çocuklara çok daha parlak bir gelecek emanet etmenin kararlılığı içinde olduklarını, bu hedef peşinde umut yüklü olduklarını vurgulayarak, Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere bütün İstiklal kahramanları, şehit ve gazileri, Meclis'te görev yapmış tüm siyasetçileri rahmet ve şükranla yad etti ve çocukların bayramını kutladı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da yaptığı konuşmada halkın iradesiyle seçilen milletvekillerinin hala tutuklu olmalarının, yasama görevini yapamamalarının, ''bir demokrasi ayıbı'' olarak karşılarında durduğunu söyledi.
Kılıçdaroğlu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, TBMM'nin 92. kuruluş yıldönümünü kutladı.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Birinci Meclis'in bütün üyelerini minnet ve rahmetle andığını ifade eden Kılıçdaroğlu, bir üyesi olmaktan gurur duydukları bu Meclis'in, ''Hakimiyet milletindir'' haykırışıyla yola çıkanların kurduğu bir Meclis olduğunu söyledi.
Kılıçdaroğlu, bu Meclis'in, düzenleyici bir dış iradeyle değil, doğrudan milletin iradesiyle, kendisini kurduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bir başka ifadeyle TBMM, halkın iradesinin somutlaşmış hali olarak ortaya çıkmıştır. Bu Meclis, vatan sınırlarını belirleyen Meclis'tir. Vatanın işgalini sonlandıran ve bağımsızlık savaşını veren, kazanan Meclis'tir. Bu Meclis, sahip olduğu temsil kabiliyeti ile farklılıkları milli bir senteze dönüştüren Meclis'tir. Hiç şüphesiz ki bu Meclis, devrimci bir Meclis'tir. Yani devletin şekli ve yönüne karar veren, o yönelişin gerektirdiği devrimleri birbiri ardına yapan ve hayata geçiren bir Meclis'tir. Cumhuriyet devrimi son tahlilde bu Meclis'in eseridir.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ****
Çiçek, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile Meclis'in açılışının 92. yıldönümü dolayasıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulu'nun açış konuşmasını yaptı. Çiçek, TBMM'nin açılışının 92. yıldönümü olan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı büyük bir coşku ve heyecanla kutladıklarını belirterek, Meclis'in 92 yıldır ülkenin geleceği ve milletin istikbali için milli iradenin merkezi olarak çalıştığını kaydetti.
Çiçek, bugüne kadar elde edilen başarılarda bu yüce çatı altında görev yapmış milletvekillerinin çabası ve katkısının çok büyük olduğunu ifade etti.
92 yıl önce zor şartlarda açılan Meclis'in ülkenin bağımsızlığını gerçekleştirdiğini ve Cumhuriyeti kurduğunu ifade eden Çiçek, imparatorluğun yıkıntılarından kurum ve kuruluşlarıyla çağdaş bir devlet çıkardığını anlattı. O yıllarda yurdun birçok yerinin işgal edildiğini, ordularının dağıtıldığını ve memleketin bir fiil işgal edildiğini anlatan Çiçek, ''Fakat milletimizin gönlündeki bağımsızlık ve vatan aşkı ve büyük millet bilinci canlı ve diri olarak yaşamaktadır'' diye konuştu.
Anadolu'da yapılan seçimlerin ardından zor şartlar altında Ankara'ya gelen milletvekillerinin katılımlarıyla 23 Nisan 1920'de Meclis'in açıldığına işaret eden Çiçek, şunları söyledi:
''O gün en yaşlı üye sıfatıyla Meclis'i açan Şerif Bey şöyle demiştir: 'Bu yüce Meclis'in en yaşlı üyesi kimliğiyle ve Allah'ın yardımıyla ulusumuzun iç ve dış tam bağımsızlık yazgısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendisini yönetmeye başladığını bütün cihana duyurarak Büyük Millet Meclisi'ni açıyorum.' Böylesi heyecanlarla, umutlarla ve dualarla açılan Meclisimiz, milli mücadelemizi başarıyla yürütmüş ve bağımsızlığımızı kazandırmıştır. Dünyadaki tek gazi Meclis olmuştur. O nedenle bu Meclis Gazi bir Meclistir, şanlı bir Meclistir.
TBMM, 92 yıllık süreçte de üzerine düşen tarihi sorumluluğun gereği yapmakta her zaman büyük çaba içerisinde olmuştur. Milli çıkarlarımızı ve onurumuzu gözetmenin, ülkemizin gelişip, kalkınması ve Mustafa Kemal Atatürk'ün işaret ettiği 'muasır medeniyet düzeyinin üzerine çıkması' çabasında olmuştur. Böylesine şanlı ve onurlu bir geçmişe sahip olan Meclis'te görev yapmış olmak hepimizin haklı gururudur.'
Çiçek, 92 yıl önce TBMM'nin açılışının milli egemenliğin vazgeçilmezliğinin ve milli iradenin üstünlüğünün ifadesi olduğuna dikkati çekerek, ''Milli iradenin üstünlüğü bizim için devredilemez ve asla vazgeçilemez. Milli egemenlik, bizim milli mücadelemizin ruhunda gizlidir. Milli mücadelemiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde bir halk hareketidir. Milletimiz düşmanı yurttan kovmuş ve kendi Cumhuriyetini ve demokrasisini kurmuştur. Cumhuriyet ve demokrasi bizim en önemli kazanımlarımızdır. Bunları bize armağan edenlere şükran borçluyuz'' dedi.
Milli iradenin üstünlüğünün aynı zamanda demokrasinin de gücü olduğunu vurgulayan Çiçek, milli egemenliğin demokrasiyle anlamı olduğunu söyledi. Halk iradesinin çiğnenmesi ve kesintiye uğramasının en büyük zararı demokrasiye ve millete verdiğini kaydeden Çiçek, ''Milli egemenliği çiğnetmemek, Meclis'in hukukunu ve milletin egemenliğini korumak temel görevimizdir. Milli iradeye yönelik girişimler, bu ülkenin kuruluş felsefesine ve halkın iradesine yönelik girişimdir. Çok partili hayat, işleyen bir demokratik sistem, burada tecessüm eden milli irade bizim en büyük kazancımızdır. Bunu korumak ve geliştirmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Yaşadığımız ve yaşamakta olduğumuz acı tecrübelerden sonra bunu hepimiz tam bir samimiyetle kabul etmeliyiz'' diye konuştu.
Birinci Meclis'in saygın üyelerinin zor koşullarda verilen mücadelenin ardından Cumhuriyeti kurduklarını ifade eden Çiçek, bunu daha ileriye götürmek, demokrasi ve insan hakları standardını geliştirmek ve daha çağdaş bir Cumhuriyet haline getirmek için çalıştıklarını söyledi.
''Hızlı bir değişim sürecinde olduğumuz açıktır. Yeni dönemler yeni sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Her geçen gün yeni sorunlarla karşılaşmaktayız'' diyen Çiçek, ''Çok değişik sebeplerden ve yargılama sürecindeki sıkıntılardan dolayı olsa da bugün bir temsil sorunu yaşamaktayız. Konunun tüm yönleriyle değerlendirilerek birlikte bir çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Bu sorunun sebepleri ve kaynakları farklı da olsa bedelini siyaset kurumu ve bizler ödemekteyiz. Bunca sorunumuz varken bir de bu sorunla karşı karşıyayız'' dedi.
Teknolojik gelişmelere, sosyolojik değişimlere, üretim ilişkilerine ve bilgi üretimine göre dünyanın yeniden şekillenmekte ve yaşamın yeniden kurulmakta olduğunu ifade eden Çiçek, modern dünya ile entegre olmaya çalışan Türkiye'nin ise bu gelişmelerin içerisinde, hızlı bir ekonomik, siyasi ve kültürel değişim sürecinde olduğuna işaret etti.
Bugün farklı kültürel iklim ve ilişkiler içerisinde genç bir nüfusun yetiştiğini belirten Çiçek, Türkiye'nin ise tarihi ve kültürel olarak büyük potansiyeli bulunduğunu kaydetti. Türkiye'nin, Doğu ile Batı'nın ortasında, geleneksel özellikleri yanında modernleşmeye çalışan bir ülke olduğunu ifade eden Çiçek, Türkiye'nin farklı kültürel geleneklere sahip, Doğu medeniyetinin de Batı medeniyetinin de özelliklerini bünyesinde barındıran belki de tek ülke olduğunu vurguladı.
Çiçek, ''Her şeyden önce bir imparatorluk varisiyiz. Bununla birlikte Cumhuriyet ile büyük bir modernleşme, yenilenme ve reform sürecinde olduğumuz, yeni kurumlar, kuruluşlara sahip olduğumuz gözardı edilemez. Bu devam eden, sürekli kendisini geliştiren, modernleşmeyi ileri aşamalara taşıyan bir süreçtir. Demokrasimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Demokrasi eksikliği temel bir toplumsal noksanlık olarak sorunlara yol açmaktadır. Demokrasi günümüz dünyasında artık ekmek kadar, su kadar gerekli bir ihtiyaçtır'' diye konuştu.
Bugün Ortadoğu'da yaşanan gelişmelere bakarak demokrasinin ne kadar büyük bir nimet olduğunu gördüklerini belirten Çiçek, bununla birlikte demokrasinin bugünden yarına gelmediğini, süreç içerisinde kendisini geliştirdiğini, kurum ve kurallarını oluşturduğunu ve bir kültüre dönüştüğünü anlattı.
''Bizim için bu süreç Sened-i İttifak ile başlayan yaklaşık 2 asırlık bir süreçtir'' diyen Çiçek, şunları dile getirdi:
''Demokrasimiz kesintilerle ve sorunlarla bugüne gelmiştir. Bu süreçte çok da kayıplarımız olmuştur. Fakat demokrasi çabamızdan, özgür ve kalkınmış bir ülke olma hedefinden hiç şaşmadık. Yeni kayıplar da artık istemiyoruz. Demokrasimiz konusunda herkese büyük sorumluluk düşmektedir. En başta bizlere, yani siz saygıdeğer milletvekillerine düşmektedir. Tutumları, davranışları, ortaya koydukları söz ve fiiller ile milletvekili sıfat ve sorumluluğuyla bağdaşmayan olumsuzluklardan hepimiz kaçınmalıyız. Bunları değerlendirecek ve kurala bağlayacak bir Siyasi Etik Kurulu'na ihtiyaç olduğu çok açıktır.
Ümit ederim ki bunu kısa sürede bu dönem gerçekleştirebiliriz. Bu konuda hepimizin ortak çabasına ihtiyaç var. Hepimiz işini daha yapmaya ve daha sorumlu davranmaya mecburuz. Ülkemizin ve demokrasimizin geleceğini ve çocuklarımızın yaşamını, günlük siyasi kaygılar ötesinde planlamak ve düşünmek gerekmektedir.
Demokrasi bir mücadelenin eseridir. Aklın, bilimin ve özgürlüğün zaferidir. Bunun nasıl daha ileri götürüleceği, olgun ve iyi işleyen bir sisteme dönüştürülebileceği ortak akılla, diyalogla ve demokratik rekabetle olabilecektir.''
Demokrasinin; konuşabilmenin ve birbirini anlayabilmenin uygun zemin ve fırsatlarını sunduğunu ifade eden Çiçek, ''Toplumsal sorunların sürekli olacağı açıktır. Bilim ve akıl ise bunu çözebilmenin yöntemlerini sunmakta, demokrasi buna uygun zeminler hazırlamaktadır. Tartışma ve diyalog zeminlerini tahrip etmeden, konuşma ve diyaloğu bir kültür haline getirerek sorunlarımızı çözebiliriz. Bunun elbette ki en uygun zemini TBMM'dir. TBMM, milli iradenin temsil merkezi ve sorunların çözüm yeridir. Bütün kesimlerin umutlarının olduğu ve gözlerin çevrildiği yerdir. Bu zemini tahrip etmemek, burasının verimliliğini ve işlerliğini korumak hepimizin sorumluluğudur'' dedi.
Meclis'in açılışının 92. yıldönümünü kutlarken, ''Meclisinin açılışının yıldönümünü çocuklarına bayram olarak armağan eden, bir ülke olmanın da onurunu yaşadıklarını'' söyleyen Çiçek, çocukların; milletin ideallerine sahip çıkarak, daha iyiyi, başarıyı, kaliteliyi ve özgür Türkiye'yi düşleyerek yetişmelerini; milli egemenliğin ruhuyla büyümelerini; daha demokratik, özgür yarınları inşa etmelerini istediklerini söyledi.
Çiçek, ''Biz onlara daha demokratik bir ülke bırakmak zorundayız. Kavgaların hakim olduğu, sürekli sorunlar çıkaran bir demokrasiyi çocuklarımız hak etmemektedirler'' diye konuştu.
Çiçek, çocuklara bırakacakları en önemli emanetlerden birinin yeni Anayasa ve özgür bir Türkiye olduğuna işaret ederek, konuşmasını şöyle tamamladı:
''Yeni Anayasa, milletimize ve çocuklarımıza karşı karşı borcumuzdur. Bugün, Dünya ve Türkiye değişmiştir. Bizim koşullarımız ve demokrasi standartlarımız da değişmektedir ve değişmek mecburiyetindedir. Anayasa bizim için yeni bir sayfa, yeni bir Türkiye'dir. Yeni Anayasa geçmişimizle ve aynı zamanda geleceğimizle yeni bir yüzleşmedir, eksiklerimizle bir muhasebedir. Meşru bir zeminde, Meclis ikliminde bir toplumsal sözleşme metni çıkarma çabasıdır.
Milletin temsilcileri millet adına demokratik bir anayasa yapacaklardır. Siyaset kurumu, sivil toplum örgütleriyle, toplumsal aktörlerle birlikte, diyalog içerisinde bir anayasa yapmak durumundadır. Yeni Anayasa yapamadığımız takdirde çok şey kaybedeceğimizi hep beraber farkında olmamız gerekmektedir. Gelinen noktada, ortaya konulan iradelerden ve toplumumuzun bu yöndeki büyük beklentisiyle, milletimize yakışan, temel hak ve özgürlükleri koruyan ve demokrasimizi geliştiren daha çağdaş bir Anayasaya kavuşacağımız inancındayım.''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise yaptığı konuşmada 23 Nisan 1920'de olduğu gibi bugün TBMM'nin, millet iradesini, demokrasiyi en güçlü şekilde savunan bir yapıya kavuştuğunu belirterek, ''Bu Meclis, darbelerle yüzleşen, darbeleri sorgulayan, darbelerle artık hesaplaşan bir Meclis'tir. Bu Meclis iradesine, işleyişini, ruhuna yönelik her türlü saldırıya göğüs gerecek, millet iradesini namusu bilerek koruyup kollayacak bir Meclis'tir'' dedi.
Başbakan Erdoğan, TBMM'nin 92. kuruluş yıldönümünü ile Türkiye'nin ve dünyanın tüm çocuklarının Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı en samimi duygularla kutladığını, Meclis'in ilk Başkanı olan Gazi Mustafa Kemal'i, Kurtuluş Savaşı'nı sevk ve idare eden ilk Meclis'teki tüm milletvekillerini rahmet ve minnetle yad ettiğini söyledi. Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''23 Nisan 1920'den bugüne Türkiye'nin istiklali, istikbali ve hürriyeti için emek sarfetmiş, ter dökmüş, bu çatı altında millet için hizmet üretmiş tüm parlamenterlere ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.
Bu anlamlı günde Ulus'taki tarihi binada Meclis'in ilk celsesinde yapılan ilk konuşmayı da güzel konuşmayı da bir hatıra olarak dikkatlerinize bir kelamı kibar olması sebebiyle ifade edeyim. Büyük Millet Meclisi'nin ilk geçici Başkanı Sinop Mebusu Şerif Bey, 23 Nisan 1920'deki ilk oturumda, ilk konuşmada şunları ifade etmişti: 'Tam bağımsızlık ile yaşamak azminde olan, ezelden beri hür ve bağımsız milletimiz, esareti şiddetle ve katiyetle reddetmiş ve derhal vekillerini toplayarak Meclis-i Alimizi vücuda getirmiştir.
Bu yüce Meclis'in Allah'ın yardımıyla milletimizin içeride ve dışarıda tam bağımsızlığı dahilinde mukadderatını bizzat deruhte ve idare etmeye başladığını bütün cihana ilan ediyor, Geçici Başkan sıfatıyla Büyük Millet Meclis'ini açıyorum.
Evet, 23 Nisan 1920'de Türkiye'ye olduğu kadar tüm dünyaya da Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nin açıldığı duyurulmuş, o tarihten itibaren de TBMM, bu ülkenin ve bu milletin tam bağımsızlığının zemini olmuştur. İlk Meclis tıpkı bugün olduğu gibi Türkiye'nin tüm renklerini, tüm dokularını, tüm farklılıklarını tek bir ruh, tek bir ideal, tek bir çatı altında toplamıştır.
Bu ülke üzerinde yaşayan, varlığını idame ettiren, bu topraklar üzerinde nefes alıp veren her bir ferdi temsilen ilk Meclis'te diline, etnik kökenine, mezhebine bakılmaksızın bir ortak heyecan oluşturulmuştur. Şunu, altını çizerek ifade etmek durumundayım; Kurtuluş Savaşımızı sevk ve idare eden, Kurtuluş Savaşımızı zaferle sonuçlandıran ilk Meclis, hiç kuşkusuz başarısını herkesi kucaklayan, herkesi aynı heyecan etrafında toplayan yapısından almıştır. İlk Meclis, Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluş tablosunu ve felsefesini tartışmaya mahal bırakmayacak kadar ortaya koyan bir Meclis'tir. Cumhuriyetimizi kuran, dünyaya varlığımızı ilan eden, o Cumhuriyeti büyüten güç, işte o ilk Meclis'teki ruh ve heyecandır.
92 yıllık süreçte zaman zaman Meclisin iradesi ortadan kaldırılmış, milli irade kesintiye uğratılmış, hakimiyeti milliye ve siyasi iktidarlar baskı altına alınmak istenmiştir. Ancak şunu çok büyük bir memnuniyetle ifade etmeliyim ki tıpkı 23 Nisan 1920'de olduğu gibi bugün bu yüce Meclis, millet iradesini, demokrasiyi en güçlü şekilde savunan bir yapıya kavuşmuştur. Bu Meclis, darbelerle yüzleşen, darbeleri sorgulayan, darbelerle artık hesaplaşan bir Meclis'tir.
Bu Meclis, iradesine, işleyişine, ruhuna yönelik her türlü saldırıya göğüs gerecek, millet iradesini namusu bilerek koruyup kollayacak bir Meclis'tir. Gücünü milleten alan, milletimiz kadar güçlü olan bu Meclis, yürütme ve yargı erkleriyle birlikte 92 yıl önce olduğu gibi bugün de tam istiklalimizin ve aydınlık istikbalimizin teminatıdır.
Şu hususu özellikle vurgulamak istiyorum; Ankara'da Ulus'taki tarihi binada 23 Nisan 1920'de, İstanbul'un yani dönemin Hükümet ve Meclisinin merkezinin işgali üzerine toplanmıştır. Büyük Millet Meclisi, ülkenin ve milletin istiklali için teşekkül etmiştir. Meclise yönelik her türlü girişim ve müdahale, hiç kuşkusuz bu ülkenin istiklaline yönelik girişim ve müdahale anlamına gelecektir. TBMM'yi yok saymaya yönelik her girişim, istiklalimizi hedef alan, istikbalimizi karartan bir anlam taşıyacaktır. İstanbul ve Türkiye'nin diğer şehirlerini istila edenler, Büyük Millet Meclisi ve aziz milletimizden nasıl cevabını aldılarsa, milli irade ve demokratik rejime kastedenler de er ya da geç Meclis'ten, milleten ve yargıdan gereken cevabı alacaktır ve almaktadır.''
''İnanıyorum ki bizden sonra gelenler, çocuklarımız ve gençlerimiz de aynen bizim gibi Meclis'in büyüklüğüne halel getirmeyecek, geçmişte talihsizce yaşandığı gibi Meclis'e müdahaleye göz yummayacaklardır'' diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
''TBMM, aynı zamanda millet olarak bir arada yaşama azim ve kararlılığımızın teminatıdır. TBMM bir inanç veya mezhep grubunun, bir etnik kökenin temsilcisi değil, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan 75 milyonun temsilcisidir. İlk Meclis'te ortaya konan manzara ve felsefe son derece açıktır; bu ülkenin her bir ferdi, her türlü farklılığıyla beraber bu ülkenin tartışmasız şekilde birinci sınıf vatandaşıdır. Esasen bugünümüzü olduğu kadar istikbalimizi de teminat altına alacak anlayış işte budur.''
Erdoğan, yüzyıllar boyunca aynı topraklarda bir arada yaşayan toplum kesimleri arasında ayrışmayı veya ayrımcılığı körüklemenin, bunu tahrik etmenin Meclis'in ruhuna olduğu kadar milletin kardeşliği ve hassasiyetlerine de kastetmek anlamını taşıyacağını belirterek, şöyle konuştu:
''Vatanımız ve milletimize yönelik her türlü terör faaliyetini, birlik ve kardeşliğimize yönelik her türlü fitne girişimini istiklalimize yönelik saldırı olarak görür ve ne pahasına olursa olsun savunuruz. Ancak milletin fertleri arasında bölgeler, şehirler arasında farklı muameleyi de aynı şekilde şiddetle reddederiz. Bu topraklar üzerinde nifak tohumları yeşertmek isteyenler bilsinler ki ektikleri tohum hiçbir zaman filize dönmeyecek, dönemeyecektir. Bu topraklar üzerinde hesabı olan çevrelere maşalık yapanlar, kirli emellerine asla ulaşamayacaktır. Sorunlarımızı çözerek, ihtiyaçları karşılayarak, kardeşliğimizi daha da yücelterek geleceğe hep birlikte yürümeye devam edeceğiz. Demokratik siyaseti, her türlü sorunun çözüm zemini olarak görerek güçlendirmeye, diyalog ve uzlaşı kültürünü geliştirmeye devam edeceğiz.''
TBMM'nin; dünyanın tüm ülkelerine, tüm milletlerine karşı samimi ve dostane yaklaşım içine olduğuna ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:
''TBMM, tıpkı bu aziz millet gibi dostu için dost, düşmanı için ise bir azamettir. Başta komşularımız olmak üzere bölgemizde ve dünyada barıştan, huzur ve istikrardan, dayanışma ve paylaşmadan başka hiçbir emelimizin olmadığını dostumuz da düşmanımız da çok iyi bilmelidir. Dış politikamız elbette ki barış temeli üzerine inşa edilmiştir. Kendi halkına zulmeden, kardeşlerimize kasteden, halklara baskı uygulayan, özgürlükleri kısıtlayan hiçbir yönetime karşı sessiz ve tepkisiz kalamayacağımız da açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti ve TBMM, kendi ulusal menfaatlerini en yüksek hassasiyetle korumakla birlikte vicdani, insanı ve evrensel değerleri her türlü siyasi hesabın üstünde tutar. Hiçbir ülkenin toprağında gözümüz olmadığını, hiçbir ülkenin içişlerine karışmayacağımızı herkes çok iyi bilmelidir. Yine barış adına, vicdan ve insani değerler adına kardeş halkalara yapılan saldırılar ve zulümlere sessiz, tepkisiz kalmayacağımız aynı şekilde bilinmelidir.
Son 9,5 yılda 3 kat büyüttüğümüz, rekor seviyede büyüme hızını yakaladığımız, her alanda yatırımları yoğunlaştırdığımız ülkemizi, el birliğiyle daha da büyütmeye ve yüceltmeye devam edeceğiz. Güçlü ekonomisiyle, aktif ve barışçıl dış politikasıyla, kardeşlik, huzur, istikrar ve güvenlik içindeki aziz milletimizin, Türkiye'nin sembolü olan ayyıldızlı bayrağımız inşallah daha bir onurla, daha bir gururla, şanla, şerefle dalgalanmaya devam edecektir.''
Erdoğan, çocuklara çok daha parlak bir gelecek emanet etmenin kararlılığı içinde olduklarını, bu hedef peşinde umut yüklü olduklarını vurgulayarak, Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere bütün İstiklal kahramanları, şehit ve gazileri, Meclis'te görev yapmış tüm siyasetçileri rahmet ve şükranla yad etti ve çocukların bayramını kutladı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da yaptığı konuşmada halkın iradesiyle seçilen milletvekillerinin hala tutuklu olmalarının, yasama görevini yapamamalarının, ''bir demokrasi ayıbı'' olarak karşılarında durduğunu söyledi.
Kılıçdaroğlu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, TBMM'nin 92. kuruluş yıldönümünü kutladı.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Birinci Meclis'in bütün üyelerini minnet ve rahmetle andığını ifade eden Kılıçdaroğlu, bir üyesi olmaktan gurur duydukları bu Meclis'in, ''Hakimiyet milletindir'' haykırışıyla yola çıkanların kurduğu bir Meclis olduğunu söyledi.
Kılıçdaroğlu, bu Meclis'in, düzenleyici bir dış iradeyle değil, doğrudan milletin iradesiyle, kendisini kurduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bir başka ifadeyle TBMM, halkın iradesinin somutlaşmış hali olarak ortaya çıkmıştır. Bu Meclis, vatan sınırlarını belirleyen Meclis'tir. Vatanın işgalini sonlandıran ve bağımsızlık savaşını veren, kazanan Meclis'tir. Bu Meclis, sahip olduğu temsil kabiliyeti ile farklılıkları milli bir senteze dönüştüren Meclis'tir. Hiç şüphesiz ki bu Meclis, devrimci bir Meclis'tir. Yani devletin şekli ve yönüne karar veren, o yönelişin gerektirdiği devrimleri birbiri ardına yapan ve hayata geçiren bir Meclis'tir. Cumhuriyet devrimi son tahlilde bu Meclis'in eseridir.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ****
