2008-01-08 - 12:00
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Bahçeli, Diyarbakır'daki terör eyleminin, yalnızca TSK'ya değil, Diyarbakır halkına yönelik hunhar bir saldırı olduğunu belirterek, ''Bu kanlı eylemleri yapanları terörist olarak adlandırmayan işbirlikçilerinin maskesini düşüren bir elim hadise olarak görüyorum'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Diyarbakır'daki terör eyleminin, yalnızca TSK'ya değil, Diyarbakır halkına yönelik hunhar bir saldırı olduğunu belirterek, ''Bu kanlı eylemleri yapanları terörist olarak adlandırmayan işbirlikçilerinin maskesini düşüren bir elim hadise olarak görüyorum'' dedi.
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Bahçeli, 22 Temmuz seçimine kadar gerilimle geçen bir yılın geride bırakıldığını, bu nedenle 2008 yılının Türk milletine huzur, mutluluk ve esenlik getirmesi temennisinde bulundu.
Diyarbakır'da meydana gelen bombalı terör eyleminde hayatlarını kaybeden 5 vatandaşa Allah'tan rahmet, 68 yaralıya ise acil şifa dileyen Bahçeli,
''Olayı, bu kanlı eylemleri yapanları terörist olarak adlandırmayan işbirlikçilerinin maskesini düşüren bir elim hadise olarak görüyorum. Bu eylemi, yalnızca Silahlı Kuvvetler mensuplarına değil, aziz Diyarbakır halkına yönelik hunhar bir saldırı olarak değerlendiriyorum. Bu eylemler ile terör örgütünün ve bölücü mihrakların bir taktik değişim içine girmiş oldukları da belirgin bir hale gelmeye başlamıştır. Gelişmeler, teröristlerin kentlerde özellikle sabotaj ve kundaklama eylemlerine yönelmeye başladığım göstermektedir'' diye konuştu.
Bahçeli, geçmiş dönemlerde, bölücü terör örgütünün sıkıştığında hedef genişletmek ve taraftar kaybetmemek için Karadeniz ve Akdeniz
bölgelerine yaptığı açılımların hüsranla sonuçlandığını, bu yeni eylemlerin de güvenlik güçlerinin yoğun ve etkili çalışmaları ile son bulacağını vurguladı.
''Hükümeti, araç ve ev kundaklama ile bombalı eylemlerden zarar gören vatandaşlarımızın kayıplarını bir an önce karşılamaya ve bu konuda
gereken tedbirleri almaya çağırıyorum. Aksi halde öfkeden doğacak bireysel hak arama çabaları telafisi mümkün olmayan gelişmeleri de
beraberinde getirecektir'' diyen Bahçeli, 2008 yılına ilişkin siyasal, sosyal ve ekonomik konulardaki öngörülerini de anlattı.
TÜRKİYE VE DÜNYADAKİ GELİŞMELER
Geçen yılın, Türk ve İslam alemi başta olmak üzere insanlık için huzur, barış ve esenlik içinde geçmediğini vurgulayan Bahçeli, 2008 yılının da
bu açıdan ümit verici görünmediğini savundu. Türkiye'nin yakın çevresinde yaşanan toplumsal çatışmaların, suikastların, sabotajların, Irak'taki insanlık dramının, yalnızca bu bölgeyi değil bütün dünyayı dalga dalga etkileyecek bir aşamaya ulaştığını belirten Bahçeli, ''Üzülerek belirtmeliyim ki gelişme yolunda alınan mesafeye rağmen Türk dünyası ve Müslüman toplumlar, ellerindeki büyük kaynakların ve sahip oldukları beşeri potansiyelin çok altında bir etki ile dağınık, uyumsuz ve içe kapanık bir görüntü sergilemektedir'' dedi.
Türkiye'nin, başta milli ekonomisi olmak üzere, vazgeçilmez milli menfaatleri, gelecek projeleri ve hatta milli varlığının, yabancı güçlerin kurguladığı senaryoların bir parçası haline geldiğini savunan Bahçeli, yönetici elitlerin, batı dünyasının ve özellikle okyanus ötesinin yörüngesine tutunduğunu, böylece tüm sorunlara dış merkezli bir bakış tarzı hakim olmaya başladığını söyledi.
''TÜRKİYE SIRADAN ÜLKE HALİNE GELDİ''
''Bugün ulaştığımız seviyede Türkiye'miz ne üzücüdür ki sıradan bir bölge devleti haline gelmiştir'' diyen Bahçeli, mali yapıda kapının, uluslararası tefecilere küreselleşme adına sonuna kadar açıldığını, iktisadi yapının da denetim altında tutulduğunu ileri sürdü. Bahçeli, milli kaynakların, ''serbest rekabet'' adı ile yabancıların veya yerli acentelerinin kontrolüne geçmeye başladığını anlatarak, ''Milli sanayi birer birer elden çıkmakta, yerli firmalar kontrolsüz olarak ülkemize dolan yabancı malların montaj merkezi haline gelmektedir'' diye konuştu.
Küresel sömürünün önündeki en önemli engelin milli devlet yapısı ve bu yapının temel taşı olan milliyetçilik olduğunu vurgulayan Bahçeli, ''Küresel gelişmelerin bir figüranı değil baş aktörü olmayı hedefleyen milliyetçi projeler, yalnızca Türkiye'yi değil, soydaşlarımızı ve müşterek kültür dairesinde yaşayan mazlum milletleri de kurtaracak yeni bir anlayışı temsil edecektir'' dedi.
''İlhamını ve sevgisini büyük Türk milletinden alan milliyetçi hareket, devlet ve milletimizin bekası için dünden daha önemli ve kutsal bir görevle karşı karşıyadır'' diyen Bahçeli, ''Allah'ın izniyle bu görevi başarıyla yerine getireceklerini'' söyledi.
''2007 KAYIP YIL''
Küresel ekonomideki son gelişmelere bakıldığında, 2008 yılında yeni sorun ve sıkıntılar yaşanacağını ortaya koyduğunu vurgulayan Bahçeli,
şöyle devam etti:
''Yükselen petrol ve ham madde fiyatlarıyla birlikte azalan likidite, dünyanın yeni bir açmazın içine sürüklendiğinin en bariz işaretidir. Bu
zamana kadar; risk alma iştahında ve küresel likiditedeki artışın yanı sıra, ABD'nin bir trilyon dolara yaklaşan cari açığı, küresel ekonomik sistemin geçici bir bahar havası yaşamasına neden olmuştur. Bu durum geçtiğimiz yıllar içinde de Türkiye ekonomisine olumlu bir şekilde yansımıştır. Ancak, küresel ekonomik konjonktürün aşağıya doğru bükülmeye başladığı nokta olan ABD'deki konut sektöründe ortaya çıkan krizin, özellikle gelişmekte olan ekonomileri yeni bir bunalımla karşı karşıya bırakacağı anlaşılmaktadır. Bu çerçevede 2008 yılında küresel bağlamda yaşanacak ciddi bir kriz dalgasının Türkiye'ye yansıması da sözde istikrar havarilerinin iddia ettiği gibi hafif olmayacaktır. Türkiye ekonomisinde geçtiğimiz yılın program hedeflerinin birçoğuna ulaşılamamıştır. Bu anlamda geride bıraktığımız yıl ekonomide başarısız bir dönem olarak hatırlanacaktır.''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, geçen yıl hükümetin enflasyonda başarısız olduğunu, bu yıl öngördüğü yüzde 4'lük hedefin de yılın hemen
başında yapılan zamlar nedeniyle aşılacağı belirterek, ''(Asgari ücretliye yılın ilk altı ayı için yüzde 4, ikinci altı ayı için yüzde 5 oranında zam yapılmasının, hedeflenen enflasyonun üzerinde) diyerek kendi hanesine siyasi kazanç sağlamaya çalışan AKP iktidarı; elektriğe, doğalgaza, petrole yaptığı zamları unutmuş görünmektedir. Bu bağlamda içinde bulunduğumuz yıl da çalışanlar için ümit var değildir'' diye konuştu.
''RAKAMLARIN ÜSTÜ ÖRTÜLÜYOR''
AK Parti iktidarında, ''milletin alıştırılmış yoksulluğa, öğretilmiş çaresizliğe, kabullendirilmiş dışlanmışlığa maruz kaldığını'' savunan Bahçeli, iktidarın rakamlarla oynayarak gerçeklerin üstünü örtme aymazlığına kendini kaptırdığını öne sürdü.
''İktidarın ihmali ve hatta hoşgörüsü ile giderek büyüyen ve cüret bulan PKK terör örgütüne yönelik'' ciddi ve etkili girişimlere ve Irak'ta yuvalanan terör unsurlarına karşı beklenen müdahalenin başladığını dile getiren Bahçeli, ''Bu kapsamda, TSK, başta Kandil dağı olmak üzere Irak'ın kuzeyinde yıllardır himaye gören PKK çetelerine yönelik başarılı harekatlar icra etmişlerdir. On binlerce vatan evladını, zor kış şartları altında eksi 20 derecede, içte ve dışta gösterdikleri fedakarlık ve kahramanlıklarından dolayı bir kez daha kutluyorum. İnanıyorum ki ordumuz terör ve bölücülükle mücadelenin kendisine düşen boyutuyla sonuç alacak ve terör örgütüne son verecektir. Beklentimiz budur. Bu konuda aziz milletimiz gibi biz de Mehmetçiğin kabiliyet ve tecrübesine güveniyor ve destekliyoruz'' diye konuştu.
SINIR ÖTESİ OPERASYON VE MHP-
Türk milletinin, bu coğrafyada güçlü bir biçimde var olabilmesinin, kendini savunacak kuvvet ve iradeye sahip olmasıyla mümkün olacağını vurgulayan Bahçeli, bu ve benzer operasyonların, Türkiye'nin vatanına ve varlığına sahip çıkma uğruna, her türlü fedakarlık ve mukabele kararlılığının vurgulaması açısından da ayrıca önemsediğini bildirdi. MHP'nin 70 milletvekili ile sınır ötesi operasyon ve bölücülükle mücadele için Türkiye'yi ve küresel aktörleri harekete geçirdiğini dile getiren Bahçeli, ''Gelinen bu aşamanın, aziz şehitlerine sahip çıkarak iktidarı, bu harekata mecbur eden millet iradesinin ve Mecliste görev almanın sorumluluğunu yerine getiren milliyetçi hareketin eseri olduğunu buradan belirtmek istiyor ve bu sonuçla iftihar ediyorum. Bu harekatın bundan öncekilerde olduğu gibi geçici sonuçlar doğurmaması, aksine tam ve kesin bir sonuç alınıncaya kadar, kesintisiz bir şekilde belirlenen stratejiye uygun olarak neticelendirilmesi milletimizin hükümetten beklentisidir'' diye konuştu.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ülkenin içte ve dışta ağır bunalımlarla karşı karşıya olduğu, milletin kardeşliğinin tartışmaya açıldığı bir dönemde, Türklük değerlerine hakaret fiilini düzenleyen TCK'nın 301. maddesinin değiştirilmesinin tekrar gündeme geldiğini hatırlattı.
''AVRUPALI OLAMAYIŞIMIZIN YEGANE SUÇLUSU...''
301. maddenin başta AB olmak üzere, 2. Cumhuriyetçilerin, bölücü mihrakların ve AK Parti mensuplarının vazgeçemediği demokratikleşme kriteri olarak sürekli gündemde tutulduğunu belirten Bahçeli, ''Özellikle milli değerlerin kendilerince hiçbir anlam taşımadığı sözde aydınlar ile yıkıcı mihrakların kara propagandası sonucu ülkemizdeki her kötülüğün odağına 301. madde yerleştirilmiş, menfur cinayetlerin azmettiricisi, katillerin dayanağı olduğu ısrarla propaganda konusu yapılmıştır. Bugün 301. madde ülkemizin geri kalmasında baş müsebbip, Avrupalı olamayışımızın yegane suçlusu, her mahkemeye düşenin gerekçesi olarak sorgulamaya çalışılmaktadır'' diye konuştu.
Devlet Bahçeli, ülkede demokratikleşme adı altında bölücülüğün önünü AK Parti'nin açtığını öne sürerek, Hükümetin sivil toplum örgütlerinin arkasına sığınarak 301. maddeyi kaldırma niyetinin geçmişteki uygulamalarla bilindiğini iddia etti.
''DEĞİŞTİRİLMESİNE GEREK OLMAYAN YASA...''
''Geçtiğimiz yıllar içindeki teslimiyetçi politikalarıyla AB'nin dayatmalarına boyun eğen ve Türkiye Cumhuriyeti'nin milli birlik ve bölünmez bütünlüğü aleyhindeki fiilleri ve terör propagandası yapmayı suç olmaktan çıkaran AKP, şimdi kendisine verilen bir görevi daha yapmak üzere harekete geçmiştir'' diyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bize göre, hiçbir şart altında değişmesine gerek olmayan bu yasa maddesinin tartışmaya açılması; özellikle toplumsal huzurun yara aldığı ve kutuplaşmaların tehlikeli boyutlara tırmandığı bugünkü şartlarda yeni gerginlikler üretmeye müsait bir ortam da yaratacaktır. Bizler için vazgeçilmez kutlu değerler olan Türklüğü, Cumhuriyet ve devlet organlarını, sipariş dayatmalarla aşağılamanın Hükümet nezdinde önemli olmadığı anlaşılmaktadır.
Aslında, şartlara göre milliyetçi söylemlere yönelen Sayın Başbakan'ın Türk tarihine ve milli değerlere bağlılığı ile mensubu olduğu zihniyetin gerçek kimliği böylece ortaya çıkmıştır.''
301. maddenin özellikle ihtiva ettiği Türklük kavramının koruyucu unsurlarının yasadan çıkartılması veya hafifletilmesinin baştan beri gerek AB ve gerekse AK Parti tarafından bir medeniyet ve demokratikleşme ölçüsü olarak sunulduğunu ileri süren Bahçeli, ''301. maddenin değiştirilmesini savunanların çıkış noktası, Türkiye'nin geçmişiyle ve tarihiyle sözde yüzleşmesi olmuştur. Türk Milliyetçiliğini topyekun suçlayarak mahkum etmeye yeltenen çevrelerle, Türk milletinin tarihini soykırım suçuyla mahkum etmeye çalışan odakların benzerlik göstermeleri, üzerinde çok iyi düşünülmesi gereken bir husustur'' dedi.
Bahçeli, kendileri için, bu maddenin değiştirilmek istenmesinin, ''Türkiye'nin şerefli tarihini karalamak, Türk milletini hor ve hakir görmek ve Türkiye'nin milli ve manevi değerlerine hakaret etmek için fırsat kollayan çevreleri ödüllendirmek'' anlamına geldiğini dile getirdi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, şöyle devam etti:
''İçeriden ve dışarıdan Türklüğü aşağılamak için hevesle ve ısrarla sürdürülen bu kampanyanın hükümet eliyle resmileştirilmeye çalışılması
tehlikeli ve vahim bir dönemin habercisi niteliğindedir.
Bölücülüğe giden bütün yolların, AB'ye girme adına Hükümet tarafından açıldığı düşünülürse, 301. maddenin gevşetilmesi ile devlete, bayrağa ve
millete yönelik hakaretlere ilave olarak, Türklüğü aşağılamanın da kapıları ardına kadar açılmış olduğu görülmektedir. Bilinmelidir ki MHP, TCK'nın 301. maddesiyle ilgili değişikliklere tamamıyla karşıdır, her türlü teklife kapalıdır. Maddenin mevcut ifadesinden rahatsızlık duyanlarla mücadeleye ise sonuna kadar kararlıdır.''
''GÖREVİMİZ, MİLLETİ TUZAKLARDAN HABERDAR ETMEK''
Devlet Bahçeli, 22 Temmuz seçimlerinin ardından TBMM'de temsil imkanı bulan MHP'nin siyasetin kronikleşmiş kavga ve çatışmalarını ortadan
kaldırmaya başladığını söyledi. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Nitekim 2007 yılının sonbaharına kadar süren ve Türkiye'nin önünü tıkayan Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmaları, partimizin müdahalesi ile
son bulmuş ve bu sayede Türkiye dağılan sislerin altından ciddi bir bölücülük ve terör tehdidinin farkına varabilmiştir. Diğer yandan ise
Milliyetçi Hareket, günübirlik siyasetin çok ötesinde bir vizyon ile hareket ederek, Türkiye üzerinde yazılmış senaryoları boşa çıkarmak için
sorumluluğunu yerine getirmeye başlamıştır.
Bu konuda da Meclis grubumuz, milletimizin kendine verdiği sayısal güç oranında, sürece müdahil olmuş ve yıllardır ihmal edilen terörle ve
bölücülükle mücadele konusunu ülke gündemine getirmiştir. Partimizin yoğun çabaları ve etkili muhalefeti, uyanan kamuoyunun baskısı ile birleşince sonuç vermiş, sınır ötesi operasyon yetkisi alan Hükümet, bu yetkiyi kullanmak zorunda kalmıştır.
Şimdiki görevimiz ise, çekilmeye çalışılan tuzaklardan milletimizi haberdar etmek, tehdit altındaki bin yıllık kardeşliğimizi zedelemeden, üniter yapı içinde bu sorunun da çözülmesine katkıda bulunmaktır.''
''TOPLUMSAL TANSİYONUN NORMALE ÇEKİLMESİ...''
''Laik olan ve olmayan'', ''Seçerim seçtirmem'', ''Örterim, örttürmem'' ikilemleri arasında beş yıldır birbirlerine karşı sloganlarla çatıştırılan kamuoyunun bu keskinliklerinin yumuşatılması ve Milliyetçi Hareketin politikalarını kabul etmesinin zaman alacağını ifade eden Bahçeli, bunun pek çoğunun düşündüğü gibi kendilerini ifade edememe sorunu olmadığını, siyasette normalleşme ve toplumsal tansiyonun normale çekilmesi meselesi olduğunu bildirdi.
Bahçeli, şunları kaydetti:
''Yerleşmiş zihni alışkanlıklar aşıldıkça, sivrilikler törpülendikçe ve toplum milli meselelerde uzlaşmanın anlamına vakıf oldukça Milliyetçi Harekete daha çok hak verecek ve yanımızda yer almaya başlayacaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. Ancak, bize düşen bir görev de milletimizin teveccühünü zamana bırakmayıp, süreci hızlandıracak ve haklılığımızı kitlelere anlatacak şekilde bir kucaklaşma ve tanıtma faaliyetine bir an önce girmemizdir. Bu konuda çalışmalarımız sürmektedir. Önümüzdeki dönemde de milli devlet yapısının önündeki son direnç kalesi
olan Milliyetçi Hareket'in, her türlü karalama kampanyasına rağmen, siyasi sorumluluğu gereğince iktidarın hatalarını aziz milletimizle paylaşacak, önerilerini vurgulayarak yapıcı muhalefetini devam ettirecektir.
Bizler; birileri tarafından algılansa da algılanmasa da takdir edilse de edilmese de bu tarihi ve milli görevimizi yerine getirmeye devam edeceğiz. Bu süreçle karşımıza çıkarılacak her türlü engeli de Allah'ın izniyle mutlaka aşacağız.''
Millet ve devlet olarak, 2008 yılına ilişkin parolalarının, ümitsizlik değil ümit; kargaşa ve kavga değil, anlayış ve dayanışma; ayrılma ve çözülme değil birleşme ve kaynaşma olması gerektiğini belirten MHP lideri Bahçeli, ''Bu süreçte, partimiz, üzerine düşen milli görevi layıkıyla ve ısrarla mutlaka yerine getirecektir'' diye konuştu.
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Bahçeli, 22 Temmuz seçimine kadar gerilimle geçen bir yılın geride bırakıldığını, bu nedenle 2008 yılının Türk milletine huzur, mutluluk ve esenlik getirmesi temennisinde bulundu.
Diyarbakır'da meydana gelen bombalı terör eyleminde hayatlarını kaybeden 5 vatandaşa Allah'tan rahmet, 68 yaralıya ise acil şifa dileyen Bahçeli,
''Olayı, bu kanlı eylemleri yapanları terörist olarak adlandırmayan işbirlikçilerinin maskesini düşüren bir elim hadise olarak görüyorum. Bu eylemi, yalnızca Silahlı Kuvvetler mensuplarına değil, aziz Diyarbakır halkına yönelik hunhar bir saldırı olarak değerlendiriyorum. Bu eylemler ile terör örgütünün ve bölücü mihrakların bir taktik değişim içine girmiş oldukları da belirgin bir hale gelmeye başlamıştır. Gelişmeler, teröristlerin kentlerde özellikle sabotaj ve kundaklama eylemlerine yönelmeye başladığım göstermektedir'' diye konuştu.
Bahçeli, geçmiş dönemlerde, bölücü terör örgütünün sıkıştığında hedef genişletmek ve taraftar kaybetmemek için Karadeniz ve Akdeniz
bölgelerine yaptığı açılımların hüsranla sonuçlandığını, bu yeni eylemlerin de güvenlik güçlerinin yoğun ve etkili çalışmaları ile son bulacağını vurguladı.
''Hükümeti, araç ve ev kundaklama ile bombalı eylemlerden zarar gören vatandaşlarımızın kayıplarını bir an önce karşılamaya ve bu konuda
gereken tedbirleri almaya çağırıyorum. Aksi halde öfkeden doğacak bireysel hak arama çabaları telafisi mümkün olmayan gelişmeleri de
beraberinde getirecektir'' diyen Bahçeli, 2008 yılına ilişkin siyasal, sosyal ve ekonomik konulardaki öngörülerini de anlattı.
TÜRKİYE VE DÜNYADAKİ GELİŞMELER
Geçen yılın, Türk ve İslam alemi başta olmak üzere insanlık için huzur, barış ve esenlik içinde geçmediğini vurgulayan Bahçeli, 2008 yılının da
bu açıdan ümit verici görünmediğini savundu. Türkiye'nin yakın çevresinde yaşanan toplumsal çatışmaların, suikastların, sabotajların, Irak'taki insanlık dramının, yalnızca bu bölgeyi değil bütün dünyayı dalga dalga etkileyecek bir aşamaya ulaştığını belirten Bahçeli, ''Üzülerek belirtmeliyim ki gelişme yolunda alınan mesafeye rağmen Türk dünyası ve Müslüman toplumlar, ellerindeki büyük kaynakların ve sahip oldukları beşeri potansiyelin çok altında bir etki ile dağınık, uyumsuz ve içe kapanık bir görüntü sergilemektedir'' dedi.
Türkiye'nin, başta milli ekonomisi olmak üzere, vazgeçilmez milli menfaatleri, gelecek projeleri ve hatta milli varlığının, yabancı güçlerin kurguladığı senaryoların bir parçası haline geldiğini savunan Bahçeli, yönetici elitlerin, batı dünyasının ve özellikle okyanus ötesinin yörüngesine tutunduğunu, böylece tüm sorunlara dış merkezli bir bakış tarzı hakim olmaya başladığını söyledi.
''TÜRKİYE SIRADAN ÜLKE HALİNE GELDİ''
''Bugün ulaştığımız seviyede Türkiye'miz ne üzücüdür ki sıradan bir bölge devleti haline gelmiştir'' diyen Bahçeli, mali yapıda kapının, uluslararası tefecilere küreselleşme adına sonuna kadar açıldığını, iktisadi yapının da denetim altında tutulduğunu ileri sürdü. Bahçeli, milli kaynakların, ''serbest rekabet'' adı ile yabancıların veya yerli acentelerinin kontrolüne geçmeye başladığını anlatarak, ''Milli sanayi birer birer elden çıkmakta, yerli firmalar kontrolsüz olarak ülkemize dolan yabancı malların montaj merkezi haline gelmektedir'' diye konuştu.
Küresel sömürünün önündeki en önemli engelin milli devlet yapısı ve bu yapının temel taşı olan milliyetçilik olduğunu vurgulayan Bahçeli, ''Küresel gelişmelerin bir figüranı değil baş aktörü olmayı hedefleyen milliyetçi projeler, yalnızca Türkiye'yi değil, soydaşlarımızı ve müşterek kültür dairesinde yaşayan mazlum milletleri de kurtaracak yeni bir anlayışı temsil edecektir'' dedi.
''İlhamını ve sevgisini büyük Türk milletinden alan milliyetçi hareket, devlet ve milletimizin bekası için dünden daha önemli ve kutsal bir görevle karşı karşıyadır'' diyen Bahçeli, ''Allah'ın izniyle bu görevi başarıyla yerine getireceklerini'' söyledi.
''2007 KAYIP YIL''
Küresel ekonomideki son gelişmelere bakıldığında, 2008 yılında yeni sorun ve sıkıntılar yaşanacağını ortaya koyduğunu vurgulayan Bahçeli,
şöyle devam etti:
''Yükselen petrol ve ham madde fiyatlarıyla birlikte azalan likidite, dünyanın yeni bir açmazın içine sürüklendiğinin en bariz işaretidir. Bu
zamana kadar; risk alma iştahında ve küresel likiditedeki artışın yanı sıra, ABD'nin bir trilyon dolara yaklaşan cari açığı, küresel ekonomik sistemin geçici bir bahar havası yaşamasına neden olmuştur. Bu durum geçtiğimiz yıllar içinde de Türkiye ekonomisine olumlu bir şekilde yansımıştır. Ancak, küresel ekonomik konjonktürün aşağıya doğru bükülmeye başladığı nokta olan ABD'deki konut sektöründe ortaya çıkan krizin, özellikle gelişmekte olan ekonomileri yeni bir bunalımla karşı karşıya bırakacağı anlaşılmaktadır. Bu çerçevede 2008 yılında küresel bağlamda yaşanacak ciddi bir kriz dalgasının Türkiye'ye yansıması da sözde istikrar havarilerinin iddia ettiği gibi hafif olmayacaktır. Türkiye ekonomisinde geçtiğimiz yılın program hedeflerinin birçoğuna ulaşılamamıştır. Bu anlamda geride bıraktığımız yıl ekonomide başarısız bir dönem olarak hatırlanacaktır.''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, geçen yıl hükümetin enflasyonda başarısız olduğunu, bu yıl öngördüğü yüzde 4'lük hedefin de yılın hemen
başında yapılan zamlar nedeniyle aşılacağı belirterek, ''(Asgari ücretliye yılın ilk altı ayı için yüzde 4, ikinci altı ayı için yüzde 5 oranında zam yapılmasının, hedeflenen enflasyonun üzerinde) diyerek kendi hanesine siyasi kazanç sağlamaya çalışan AKP iktidarı; elektriğe, doğalgaza, petrole yaptığı zamları unutmuş görünmektedir. Bu bağlamda içinde bulunduğumuz yıl da çalışanlar için ümit var değildir'' diye konuştu.
''RAKAMLARIN ÜSTÜ ÖRTÜLÜYOR''
AK Parti iktidarında, ''milletin alıştırılmış yoksulluğa, öğretilmiş çaresizliğe, kabullendirilmiş dışlanmışlığa maruz kaldığını'' savunan Bahçeli, iktidarın rakamlarla oynayarak gerçeklerin üstünü örtme aymazlığına kendini kaptırdığını öne sürdü.
''İktidarın ihmali ve hatta hoşgörüsü ile giderek büyüyen ve cüret bulan PKK terör örgütüne yönelik'' ciddi ve etkili girişimlere ve Irak'ta yuvalanan terör unsurlarına karşı beklenen müdahalenin başladığını dile getiren Bahçeli, ''Bu kapsamda, TSK, başta Kandil dağı olmak üzere Irak'ın kuzeyinde yıllardır himaye gören PKK çetelerine yönelik başarılı harekatlar icra etmişlerdir. On binlerce vatan evladını, zor kış şartları altında eksi 20 derecede, içte ve dışta gösterdikleri fedakarlık ve kahramanlıklarından dolayı bir kez daha kutluyorum. İnanıyorum ki ordumuz terör ve bölücülükle mücadelenin kendisine düşen boyutuyla sonuç alacak ve terör örgütüne son verecektir. Beklentimiz budur. Bu konuda aziz milletimiz gibi biz de Mehmetçiğin kabiliyet ve tecrübesine güveniyor ve destekliyoruz'' diye konuştu.
SINIR ÖTESİ OPERASYON VE MHP-
Türk milletinin, bu coğrafyada güçlü bir biçimde var olabilmesinin, kendini savunacak kuvvet ve iradeye sahip olmasıyla mümkün olacağını vurgulayan Bahçeli, bu ve benzer operasyonların, Türkiye'nin vatanına ve varlığına sahip çıkma uğruna, her türlü fedakarlık ve mukabele kararlılığının vurgulaması açısından da ayrıca önemsediğini bildirdi. MHP'nin 70 milletvekili ile sınır ötesi operasyon ve bölücülükle mücadele için Türkiye'yi ve küresel aktörleri harekete geçirdiğini dile getiren Bahçeli, ''Gelinen bu aşamanın, aziz şehitlerine sahip çıkarak iktidarı, bu harekata mecbur eden millet iradesinin ve Mecliste görev almanın sorumluluğunu yerine getiren milliyetçi hareketin eseri olduğunu buradan belirtmek istiyor ve bu sonuçla iftihar ediyorum. Bu harekatın bundan öncekilerde olduğu gibi geçici sonuçlar doğurmaması, aksine tam ve kesin bir sonuç alınıncaya kadar, kesintisiz bir şekilde belirlenen stratejiye uygun olarak neticelendirilmesi milletimizin hükümetten beklentisidir'' diye konuştu.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ülkenin içte ve dışta ağır bunalımlarla karşı karşıya olduğu, milletin kardeşliğinin tartışmaya açıldığı bir dönemde, Türklük değerlerine hakaret fiilini düzenleyen TCK'nın 301. maddesinin değiştirilmesinin tekrar gündeme geldiğini hatırlattı.
''AVRUPALI OLAMAYIŞIMIZIN YEGANE SUÇLUSU...''
301. maddenin başta AB olmak üzere, 2. Cumhuriyetçilerin, bölücü mihrakların ve AK Parti mensuplarının vazgeçemediği demokratikleşme kriteri olarak sürekli gündemde tutulduğunu belirten Bahçeli, ''Özellikle milli değerlerin kendilerince hiçbir anlam taşımadığı sözde aydınlar ile yıkıcı mihrakların kara propagandası sonucu ülkemizdeki her kötülüğün odağına 301. madde yerleştirilmiş, menfur cinayetlerin azmettiricisi, katillerin dayanağı olduğu ısrarla propaganda konusu yapılmıştır. Bugün 301. madde ülkemizin geri kalmasında baş müsebbip, Avrupalı olamayışımızın yegane suçlusu, her mahkemeye düşenin gerekçesi olarak sorgulamaya çalışılmaktadır'' diye konuştu.
Devlet Bahçeli, ülkede demokratikleşme adı altında bölücülüğün önünü AK Parti'nin açtığını öne sürerek, Hükümetin sivil toplum örgütlerinin arkasına sığınarak 301. maddeyi kaldırma niyetinin geçmişteki uygulamalarla bilindiğini iddia etti.
''DEĞİŞTİRİLMESİNE GEREK OLMAYAN YASA...''
''Geçtiğimiz yıllar içindeki teslimiyetçi politikalarıyla AB'nin dayatmalarına boyun eğen ve Türkiye Cumhuriyeti'nin milli birlik ve bölünmez bütünlüğü aleyhindeki fiilleri ve terör propagandası yapmayı suç olmaktan çıkaran AKP, şimdi kendisine verilen bir görevi daha yapmak üzere harekete geçmiştir'' diyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bize göre, hiçbir şart altında değişmesine gerek olmayan bu yasa maddesinin tartışmaya açılması; özellikle toplumsal huzurun yara aldığı ve kutuplaşmaların tehlikeli boyutlara tırmandığı bugünkü şartlarda yeni gerginlikler üretmeye müsait bir ortam da yaratacaktır. Bizler için vazgeçilmez kutlu değerler olan Türklüğü, Cumhuriyet ve devlet organlarını, sipariş dayatmalarla aşağılamanın Hükümet nezdinde önemli olmadığı anlaşılmaktadır.
Aslında, şartlara göre milliyetçi söylemlere yönelen Sayın Başbakan'ın Türk tarihine ve milli değerlere bağlılığı ile mensubu olduğu zihniyetin gerçek kimliği böylece ortaya çıkmıştır.''
301. maddenin özellikle ihtiva ettiği Türklük kavramının koruyucu unsurlarının yasadan çıkartılması veya hafifletilmesinin baştan beri gerek AB ve gerekse AK Parti tarafından bir medeniyet ve demokratikleşme ölçüsü olarak sunulduğunu ileri süren Bahçeli, ''301. maddenin değiştirilmesini savunanların çıkış noktası, Türkiye'nin geçmişiyle ve tarihiyle sözde yüzleşmesi olmuştur. Türk Milliyetçiliğini topyekun suçlayarak mahkum etmeye yeltenen çevrelerle, Türk milletinin tarihini soykırım suçuyla mahkum etmeye çalışan odakların benzerlik göstermeleri, üzerinde çok iyi düşünülmesi gereken bir husustur'' dedi.
Bahçeli, kendileri için, bu maddenin değiştirilmek istenmesinin, ''Türkiye'nin şerefli tarihini karalamak, Türk milletini hor ve hakir görmek ve Türkiye'nin milli ve manevi değerlerine hakaret etmek için fırsat kollayan çevreleri ödüllendirmek'' anlamına geldiğini dile getirdi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, şöyle devam etti:
''İçeriden ve dışarıdan Türklüğü aşağılamak için hevesle ve ısrarla sürdürülen bu kampanyanın hükümet eliyle resmileştirilmeye çalışılması
tehlikeli ve vahim bir dönemin habercisi niteliğindedir.
Bölücülüğe giden bütün yolların, AB'ye girme adına Hükümet tarafından açıldığı düşünülürse, 301. maddenin gevşetilmesi ile devlete, bayrağa ve
millete yönelik hakaretlere ilave olarak, Türklüğü aşağılamanın da kapıları ardına kadar açılmış olduğu görülmektedir. Bilinmelidir ki MHP, TCK'nın 301. maddesiyle ilgili değişikliklere tamamıyla karşıdır, her türlü teklife kapalıdır. Maddenin mevcut ifadesinden rahatsızlık duyanlarla mücadeleye ise sonuna kadar kararlıdır.''
''GÖREVİMİZ, MİLLETİ TUZAKLARDAN HABERDAR ETMEK''
Devlet Bahçeli, 22 Temmuz seçimlerinin ardından TBMM'de temsil imkanı bulan MHP'nin siyasetin kronikleşmiş kavga ve çatışmalarını ortadan
kaldırmaya başladığını söyledi. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Nitekim 2007 yılının sonbaharına kadar süren ve Türkiye'nin önünü tıkayan Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmaları, partimizin müdahalesi ile
son bulmuş ve bu sayede Türkiye dağılan sislerin altından ciddi bir bölücülük ve terör tehdidinin farkına varabilmiştir. Diğer yandan ise
Milliyetçi Hareket, günübirlik siyasetin çok ötesinde bir vizyon ile hareket ederek, Türkiye üzerinde yazılmış senaryoları boşa çıkarmak için
sorumluluğunu yerine getirmeye başlamıştır.
Bu konuda da Meclis grubumuz, milletimizin kendine verdiği sayısal güç oranında, sürece müdahil olmuş ve yıllardır ihmal edilen terörle ve
bölücülükle mücadele konusunu ülke gündemine getirmiştir. Partimizin yoğun çabaları ve etkili muhalefeti, uyanan kamuoyunun baskısı ile birleşince sonuç vermiş, sınır ötesi operasyon yetkisi alan Hükümet, bu yetkiyi kullanmak zorunda kalmıştır.
Şimdiki görevimiz ise, çekilmeye çalışılan tuzaklardan milletimizi haberdar etmek, tehdit altındaki bin yıllık kardeşliğimizi zedelemeden, üniter yapı içinde bu sorunun da çözülmesine katkıda bulunmaktır.''
''TOPLUMSAL TANSİYONUN NORMALE ÇEKİLMESİ...''
''Laik olan ve olmayan'', ''Seçerim seçtirmem'', ''Örterim, örttürmem'' ikilemleri arasında beş yıldır birbirlerine karşı sloganlarla çatıştırılan kamuoyunun bu keskinliklerinin yumuşatılması ve Milliyetçi Hareketin politikalarını kabul etmesinin zaman alacağını ifade eden Bahçeli, bunun pek çoğunun düşündüğü gibi kendilerini ifade edememe sorunu olmadığını, siyasette normalleşme ve toplumsal tansiyonun normale çekilmesi meselesi olduğunu bildirdi.
Bahçeli, şunları kaydetti:
''Yerleşmiş zihni alışkanlıklar aşıldıkça, sivrilikler törpülendikçe ve toplum milli meselelerde uzlaşmanın anlamına vakıf oldukça Milliyetçi Harekete daha çok hak verecek ve yanımızda yer almaya başlayacaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. Ancak, bize düşen bir görev de milletimizin teveccühünü zamana bırakmayıp, süreci hızlandıracak ve haklılığımızı kitlelere anlatacak şekilde bir kucaklaşma ve tanıtma faaliyetine bir an önce girmemizdir. Bu konuda çalışmalarımız sürmektedir. Önümüzdeki dönemde de milli devlet yapısının önündeki son direnç kalesi
olan Milliyetçi Hareket'in, her türlü karalama kampanyasına rağmen, siyasi sorumluluğu gereğince iktidarın hatalarını aziz milletimizle paylaşacak, önerilerini vurgulayarak yapıcı muhalefetini devam ettirecektir.
Bizler; birileri tarafından algılansa da algılanmasa da takdir edilse de edilmese de bu tarihi ve milli görevimizi yerine getirmeye devam edeceğiz. Bu süreçle karşımıza çıkarılacak her türlü engeli de Allah'ın izniyle mutlaka aşacağız.''
Millet ve devlet olarak, 2008 yılına ilişkin parolalarının, ümitsizlik değil ümit; kargaşa ve kavga değil, anlayış ve dayanışma; ayrılma ve çözülme değil birleşme ve kaynaşma olması gerektiğini belirten MHP lideri Bahçeli, ''Bu süreçte, partimiz, üzerine düşen milli görevi layıkıyla ve ısrarla mutlaka yerine getirecektir'' diye konuştu.
