2010-12-26 - 18:59
BÜTÇE GÖRÜŞMELERİ SONA ERİYOR
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Ortak dil Türkçe'dir, bu gerçeği değiştirmeye yönelik hiçbir girişim kabul edilemez. Zira bu mesele sosyal barış ve sosyal bütünlük meselesidir'' dedi. Erdoğan, 2011 yılı bütçesinin üzerindeki son görüşmelerde hükümet adına söz alarak, değişik konulara ilişkin görüşlerini açıkladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Ortak dil Türkçe'dir, bu gerçeği
değiştirmeye yönelik hiçbir girişim kabul edilemez. Zira bu mesele sosyal
barış ve sosyal bütünlük meselesidir'' dedi.

Erdoğan, 2011 yılı bütçesinin üzerindeki son görüşmelerde hükümet adına
söz alarak, değişik konulara ilişkin görüşlerini açıkladı.

Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan bazı konu başlıkları şöyle:

- ''Ortak dil Türkçe'dir, bu gerçeği değiştirmeye yönelik hiçbir girişim
kabul edilemez. Zira bu mesele sosyal barış ve sosyal bütünlük meselesidir. Bu
meseleyi tartışmaya dahi açmak, bu meseleyi getirip Türkiye'nin gündemine taşımak
ne demokrasiye, ne özgürlüklere, ne toplumsal barışa ne de kardeşliğe asla hizmet
etmez.''

-''Terör örgütünün ve onun uzantılarının, her seçim öncesinde olduğu gibi
yeniden taşeronluk üstlenerek, iç politikayı dizayn etme girişimlerini
karşılıksız bırakmayız.''

-''Demokratik sistemlerde siyasi partiler aykırı projeler, teklifler
getirme hakkına sahip olabilir, ama bu hakkın kötüye kullanılması, demokratik
siyaseti zayıflatır, ülkenin gündemini gerer. Sonuçta millet destek vermez, bu
partiler de marjinal kalmaya mahkum olurlar. Ama zarar gören siyaset kurumu olur,
ülke olur.''

-''Özerklik tartışması, demokratikleşmeyi, Türkiye'nin ileri demokratik
standartlara kavuşmasını hazmedemeyenlerin çirkin bir tezgahı. Bu millet, bu tür
tezgahlara evet der mi, bu tür taslakları alır bağrına basar mı, bu tür projelere
onay verir mi? Millete rağmen, milletin kurumlarına rağmen, anayasal düzene
rağmen, kim hangi projeyi hayata geçirebilir?''

-''Hiçbir ciddiyeti ve derinliği olmayan bu projeleri, benim Kürt kökenli
kardeşlerimin talebiymiş gibi takdim etmek, çok büyük bir haksızlıktır. Bu
bildirileri yayınlayanlar, bunun siyasetini yapanlar benim Kürt kökenli
vatandaşımın ne kadarını temsil ediyorlar? Bunlar, Doğu ve Güneydoğu'nun ne
kadarını temsil ediyorlar?''

-''Ben her fırsatta defalarca söyledim, bugün de söylüyorum: Ne terör
örgütü, ne de onun uzantıları, hiç bir zaman benim Kürt kökenli vatandaşımın
temsilcisi, sözcüsü olmamıştır. Bundan sonra da asla olmayacaktır.''

-''Demokratik hak ve özgürlüklerden bahsedenler, benim bölgedeki
vatandaşımın haklarını kullanmasını engelliyor, tehditle, baskıyla
engelliyor.''

-''Milletim müsterih olsun, biz kimseye bu ülke üzerinde ameliyat
yaptırmayız, kimseyi bu milletin hissiyatıyla oynatmayız.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Doğu ve
Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kaos, huzursuzluk varmış, sokağa çıkılamıyormuş
gibi bir görüntü oluşturulmak istendiğini belirterek, ''Oysa tam tersi. Edirne,
Kırklareli, Muğla, Antalya nasıl gelişiyorsa, oralar da aynı şekilde gelişiyor''
dedi.

Erdoğan, 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerindeki son
görüşmelerde, hükümet adına yaptığı konuşmada, AK Parti iktidarının en büyük
başarılarından birisinin, milletin kendisine ve ülkesine olan güvenini yeniden
tesis etmesi, devletle millet arasına örülen duvarları yıkması, büyük bir sosyal
restorasyon sürecini başlatması olduğunu söyledi.

''Biz, 8 yıl önce bu toprağa tohumlar attık. Zaman içinde bu tohumlar
filizlendi ve fidana dönüştü'' diyen Erdoğan, istikrar ve güven zemininde
ilerledikleri, o fidanları korudukları, gözettikleri ve üzerlerine titremeye
devam ettikleri müddetçe, o fidanların boy atacağını, köklerinin toprağı çok daha
güçlü kavrayacağını, toprağa çok daha güçlü biçimde tutunacağını kaydetti.
Başbakan Erdoğan, destansı bir kahramanlık örneği sergileyerek 1923
yılında bu topraklara Cumhuriyet tohumunu ektiklerini ifade ederek, şöyle
konuştu:

''Cumhuriyeti kuran aziz milletimizin iradesi büyük badireler atlattı.
Hep birlikte o tohumun bir filize, bir fidana dönüşmesini sağladık. O fidan, ne
zaman boy atmak istediyse boynu vurulmak istendi. O fidan ne zaman kök salmak
istediyse kökü kurutulmak istendi. O fidan ne zaman dal budak salmak istediyse
dalları, kolları, kanatları kırıldı. Ne zaman ekonomi atılıma geçtiyse, krizler
ülkenin önünü kesti. Ne zaman demokrasi güçlenme iradesine kavuştuysa,
müdahalelerle engellendi.

İstikrar ve güven, sağlam bir zemin, sağlam bir mecra bulduğunda her
seferinde bozuldu, bozguna uğratıldı. Şuraya da dikkatlerinizi çekiyorum:
Cumhuriyet çınarı, sadece dışarıdan değil, içindeki kurtçuklar tarafından da
kemirilmek, çürütülmek, zayıflatılmak istendi. İşte 8 yıl boyunca, hükümet
olarak, o çınarı büyütmek, güçlendirmek, her türlü saldırıya, tehdide, tehlikeye
karşı o çınarı korumak, kollamak için var gücümüzle çalıştık. Dışarıda
Türkiye'nin itibarını yükseltirken, içerde de kurtçuklara karşı, çetelere,
mafyaya karşı amansız bir mücadele verdik. Türkiye'yi karanlığa çekecek her türlü
senaryoyu, her türlü tuzağı cesaretle boşa çıkardık. Türkiye'nin büyümesini,
güçlenmesini, kalkınmasını engelleyecek her provokasyonu, her hukuksuzluğu
etkisiz kıldık.

AK Parti hükümeti, 8 yıl boyunca bu toprağa sevgi tohumları ekti,
kardeşlik tohumları ekti. Demokrasiyi güçlendirerek, hukuku yücelterek, hak ve
özgürlükleri geliştirerek, ekonomiyi büyüterek, aziz milletimizin selameti için,
Türkiye'nin bekası için ter döktü, gecesini gündüzüne kattı, büyük bir mücadele
verdi.''

Başbakan Erdoğan, 11 Aralıkta Mardin'de 78 eserin, ertesi gün de Siirt'te
32 eser ve hizmetin toplu açılışını yaptıklarını hatırlattı.

Önceki hafta da Konya'da bazı açılışlar yaptıklarını ifade eden Erdoğan,
''Aynı gün, Ankara-Konya Hızlı Tren Hattı'nda başlayan test sürüşlerini
inceledik. Şu anda, 10 saat 30 dakikada ulaşılan Ankara-Konya etabı, 1 saat 15
dakika olacak. 2011'de bu proje devreye girince Ankara'nın bir ilçesine gider
gibi Konya'ya gideceğiz'' dedi.

Erdoğan, Konya'dan Muş'a geçtiklerini ve orada 106 eserin resmi açılışını
gerçekleştirdiklerini de hatırlattı. Bitlis'te 71 eserin, hizmetin toplu
açılışını yaptıklarını anlatan Erdoğan, Bitlis-Muş arasına inşa ettikleri
bölünmüş yol üzerindeki bin 900 metre uzunluğundaki tünelin de açılışını
yaptıklarını bildirdi.

Başbakan Erdoğan, ''Bu işleri yapmak için dertli, aşık, milletine sevdalı
olmak gerekiyor. Bizim için fark etmiyor, ha batı ha doğu, ha kuzey ha güney. AK
Parti iktidarı batıda nasıl varsa doğuda, kuzeyde nasıl varsa güneyde de o
şekilde var'' diye konuştu.

Sadece 2 hafta içinde, 5 ilde 300'e yakın eser ve hizmetin toplu
açılışını gerçekleştirdiklerini kaydeden Erdoğan, ''Aydın'da, İstanbul'da,
Elazığ'da, Ankara'da, Sivas'ta, Balıkesir'de, Şanlıurfa'da açılışlar yaptık. 81
vilayetle de kalmadık. Ortak bir kültürü, ortak bir tarihi paylaştığımız
Priştine'de, Prizren'de, Mamuşa'da, Lübnan'ın Aydamun köyünde, Sayda şehrinde
açılışlar yaptık'' dedi.

Erdoğan, en son İstanbul'da iki uluslararası zirveye ev sahipliği
yaptıklarını, EKO Zirvesinde, 7'si Devlet ve Hükümet Başkanı olmak üzere 12 ülke
temsilcisini ağırladıklarını belirtti.

8 yılda Suriye, Irak, Yunanistan ve Rusya Federasyonu ile ikili; Suriye,
Lübnan ve Ürdün'le dörtlü stratejik işbirliği mekanizmaları kurduklarını anlatan
Erdoğan, şunları kaydetti:

''Kazakistan'la stratejik ortaklık; İtalya, İspanya, İsveç'le Hükümetler
Arası Zirve; Pakistan, ABD, Hollanda ile benzeri mekanizmaları tesis ettik.
Uzak-yakın demeden, dünyanın tüm ülkeleriyle, bölge ülkeleriyle, komşularımızla,
Türk dünyasıyla ilişkilerimizi geliştirdik ve geliştiriyoruz. Geniş Türk
coğrafyası ile her alanda ticaretimiz büyüdü, ihracatımız kat kat arttı.
1992-2002 yılları arasındaki 10 yılda, Kafkasya ve Türk Cumhuriyetlerine TİKA'nın
yapmış olduğu yardımların miktarı 52 milyon dolar. İktidarda olduğumuz 2003 ile
2009 yılları arasındaki 6 yılda ise TİKA'nın yapmış olduğu yardımlar 128 milyon
dolar, fark bu.

TİKA'yı 37 ülkede faaliyet gösterebilecek bir konuma yükselttik. Türk
Cumhuriyetlerinde, akraba ve soydaş toplulukların yaşadığı ülkelerde TİKA
aracılığı ile yaptığımız proje sayısı 6 bin 714'e ulaştı.''

Başbakan Erdoğan, Türk Dili Konuşan Ülkeler Konseyi toplantısının
onuncusunun Türkiye'de yapıldığını belirterek, Türkiye'nin, kısa adı CICA olan
Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı Teşkilatının dönem
başkanlığını da yaptığını bildirdi.

Yaylalara, mezralara kadar okul, yol, su götürürken, 5 kıtada işbirliği
arayışını, 5 kıtada barış ve adalet mücadelesini sürdürdüklerini ifade eden
Erdoğan, ''Arkadaşımız çıkıyor 'önce izan olacak' diyor. Ben de o arkadaşıma
diyorum ki 'ama biraz da insaf olacak.' Bizde insaf dinin yarısıdır. Bir şeyi
eleştirirken, yargılarken insaf edin. 8 yıl içerisinde bu kadar şeyler yapıldığı
içindir ki milletimiz gerek yerel gerekse genel seçimlerde AK Parti'yi sürekli
olarak iktidarda tutmuştur. O zaman siz milletimizin ferasetine güvenmiyor
musunuz? Kendinizi milletimizden çok daha akıllı mı zannediyorsunuz? Gerçeği
göreceksiniz'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, ''Yüzde 10
barajını kaldırmadınız'' sözleri üzerine, ''Yüzde 10 barajını biz koymadık. Bu
barajla biz 16 ayda iktidara geldik. Gücünüz varsa siz de gelin'' dedi.

Dönemin padişahının, 5 Eylül 1792'de, Bağdat Valisi Kadir Süleyman
Paşa'ya Mardin Kalesinin tamir edilmesini emrettiği belgeyi gösteren Erdoğan, 218
yıldır onarılmayan, tamir edilmeyen o kaleyi tamir etmeye başladıklarını
bildirdi.

Başbakan Erdoğan, kendisine laf atan BDP'li milletvekillerine, ''Şimdi
burada laf atıyor ya oralardan geçerken de 'yav neler başarmışlar be' diyorlar.
Geçerken öyle diyorsunuz onu biliyorum, orada takdir ediyorsunuz ama burada
farklısınız'' yanıtını verdi.

Tunceli'ye de üniversiteyi kendilerinin yaptığını belirten Erdoğan,
''Tunceli'de üniversite var. Ama haberi yok görmez, bilmez, anlamaz. Mesele göz,
kulak, dil meselesi'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:
''Türkiye'nin yıllarca hizmet almamış, yatırım almamış, bir çivi dahi
çakılmamış illeri, ilçeleri bugün yeniden hayat buluyor, kalkınma yarışında
yeniden yerini alıyor. Algı ile gerçek arasında çok büyük fark var değerli
arkadaşlarım. Doğu ve Güneydoğu'nun, diğer bölgelerdeki imajıyla, gerçek
durumları arasında çok ciddi bir uçurum var. Oralarda kaos varmış gibi, oralarda
huzursuzluk varmış gibi, oralarda sokağa çıkılamıyormuş gibi bir görüntü
oluşturulmak isteniyor. Oysa tam tersi... Edirne, Kırklareli, Muğla, Çankırı,
Giresun, Antalya nasıl gelişiyorsa, oralar da aynı şekilde gelişiyor. Batı'da
umut ne kadar çoğalıyorsa, Doğu'da da o kadar çoğalıyor. Kuzey ve Güney nasıl
kalkınıyorsa, Doğu ve Güneydoğu da aynı şekilde kalkınıyor. Türkiye topyekun
kalkınıyor, geleceğe koşuyor.''

BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN KONUŞMASININ DEVAMINI "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE
BULABİLİRSİNİZ.
(09.02)