2006-11-07 - 16:40
ECEVİT İÇİN TBMM'DE ÖZEL OTURUM?
Hükümet adına konuşma yapan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin Ecevit'in verdiği demokratik mücadeleyle adeta bir sembol olduğunu belirterek "Türkiye'nin en zor zamanlarında köşesine çekilmek yerine, demokrasi için mücadelenin tüm araçlarını kullanmıştır." dedi.
TBMM Genel Kurul'unda konuşan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Mehmet Ali Şahin; "Ecevit, verdiği demokratik mücadeleyle adeta bir sembol
olmuştur. Türkiye'nin en zor zamanlarında köşesine çekilmek yerine, demokrasi için
mücadelenin tüm araçlarını kullanmıştır. " dedi.

TBMM Genel Kurulu, vefat eden eski Başbakan Bülent Ecevit için özel
oturumla toplandı.

TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil başkanlığında toplanan Genel Kurulda, Ecevit
için saygı duruşunda bulunuldu.

Saygı duruşunun ardından, Hükümet adına konuşma yapan Devlet Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Türkiye'nin yetiştirdiği önemli devlet
ve siyaset adamlarından Ecevit'in kaybetmenin üzüntüsü içinde olduklarını
belirterek, ''Biliyoruz ki hiçbir canlı ölümden muaf değildir. Kuşkusuz her canlı
ölümü tadacaktır. Hayatta kalanlar açısından ölümün en önemli mesajı, bizim de
öleceğimizi haber vermesidir'' dedi.

Ölümün ikinci mesajının, hayatın ardından hayırla yad edilecek şekilde yaşanması
ve ''bu kubbede hoş bir seda bırakmak'' gerektiğini bildirmesi olduğunu kaydeden
Şahin, ''Merhum Ecevit, hoş bir seda, hem de güçlü bir seda bırakmıştır'' diye konuştu.

2 günden beri Ecevit'in siyaset adamı olarak kimliği, siyaset ve devlet adamlığının
konuşulduğunu anlatan Şahin, kendi hayatı Cumhuriyet ile siyasi hayatı demokrasiyle
yaşıt olan Ecevit'i konuşurken, siyasetin yarım asırlık meselelerinin de konuşulduğunu
vurguladı. Bu sürecin, demokrasi ve siyasetçiler açısından zorluklarla dolu, inişli çıkışlı,
devlet tecrübesi ve birikiminin zaman zaman yağmalandığı ve demokrasinin kesintiye
uğradığı bir süreç olduğunu belirten Şahin, şöyle konuştu:
''Sayın Ecevit, verdiği demokratik mücadeleyle adete bir sembol olmuştur.
Türkiye'nin en zor zamanlarında köşesine çekilmek yerine, demokrasi için
mücadelenin tüm araçlarını kullanmıştır. Haksızlığı, vefasızlığı affetmediği
gibi, tek başına kalmak pahasına ilkelerinden taviz vermemiştir. Ecevit'in hayat
öyküsünün en belirgin çizgilerini, sivil siyaset alanının genişlemesi için
verdiği zorlu mücadele oluşturuyor. Milletvekilliği, bakanlık yaptığı, 3 kez
başbakan olduğu ülkesinde merhum Ecevit'in ülkesinde siyasi haklarından,
özgürlüğünden mahrum kaldığı, hatta nefes almakta zorlandığı yıllar olmuştur.
Ecevit'in, 50 yıl boyunca siyasetin en ön saflarındaki uzun mücadele çizgisi,
hepimiz için manidar bir örnektir.''

Siyasetin zor bir iş olduğunu, siyasette kalıcı itibar kazanmanın ise çok
zor olduğunu kaydeden Şahin, Ecevit'in hiçbir davranışıyla hak etmediği halde
hapishanenin de siyasi yasakların ve dışlamaların olduğu tüm zorluklara maruz
kaldığını anlattı. Toplumun büyük kesimi onu ''Kıbrıs fatihi'' olarak görürken,
ülkesine 3 kez başbakanlık yapmışken hem hapsedildiğini hem de siyasi haklarından
men edildiğini ifade eden Şahin, Ecevit'in bütün zorlukları büyük dirençle
göğüsleyerek aşan bir devlet ve siyaset adamı olduğunu vurguladı.

''HAK ETTİĞİ SAYGINLIKTA VEFA GÖSTERİLECEK''

''Bütün bunlar gösteriyor ki Türkiye, bir devlet ve siyaset adamını, belki
de en önemlisi büyük bir tecrübeyi kaybetti'' diyen Şahin, cenazeleri hürmet ve
hayır dua ile kaldırmanın Türk milletinin en önemli hassasiyeti olduğunu söyledi.

Türkiye'ye yarım asır boyunca milletvekili, bakan, başbakan ve parti başkanı
olarak hizmet eden Ecevit gibi tarihi şahsiyetin hatırasını belki de Meclis
çatısı altında anmak gerektiğini belirten Şahin, ''4 yıl önce başbakan olan
merhum Ecevit, bu sıralara tam 50 yıl önce oturmuştur. Çoğumuzun hayatı kadar bir
siyasi mücadeledir bu süre... Şüphesiz TBMM ve Hükümetimiz, bu ülkeye sayısız
hizmetleri geçen Ecevit'e hak ettiği saygınlıkta bir vefa gösterecektir'' dedi.

Cenazenin kaldırılacağı yer ve yapılacak devlet töreninin, dün Bakanlar
Kurulunda bütün boyutlarıyla görüşüldüğünü hatırlatan Şahin, cenazenin devlet
töreniyle kaldırılması ve istenmesi halinde Devlet Mezarlığına defnedilebilmesine
imkan sağlamak üzere TBMM'nin gerekli düzenlemeyi gerçekleştireceğine inancını
dile getirdi.

Şahin, ''Bir siyasi lider için yalnızca taraftarlarının takdirini kazanmak
değil, muhaliflerinin de takdirini kazanmak, bize bir paradoks gibi görülebilir
ama merhum Ecevit bu saygınlığı hakkıyla kazanmış bir siyasetçidir. Onun sivil
karakteri, mücadelesi, kimliği en çok demokrasinin askıya alındığı, siyasi
haklarından mahrum bırakıldığı, mesajını topluma ulaştırmak için ambargolara
maruz kaldığı 1980 sonrası yıllarda çok net görülmüştür'' diye konuştu.

''FARKLI SİYASİ ÇİZGİDE OLMAMIZ...''

1970'li yıllarda lideri olduğu CHP'yi iktidara taşırken dile getirdiği
''ortanın solu''nu, 1980 sonra kendi kurduğu ve lideri olduğu ''demokratik
sol''la kavramlaştırmasının, bir aydın siyasetçi olarak Ecevit'in, zengin
entelektüel dünyasının ürünü olduğuna işaret eden Şahin, siyaset pratiğinin yanı
sıra siyaset kültürüne getirdiği kavramsal çerçeve ile de büyük katkıda
bulunduğunu anlattı.

Ecevit ile farklı siyasi çizgilere mensup olduklarına, katılmadıkları siyasi
düşünceleri bulunmasının doğal olduğuna işaret eden Şahin, ''Ama farklı siyasi
çizgilerde olmamız, bir devlet, siyaset adamı, şair ve aydın olarak Ecevit'in
Türkiye'ye kazandırdıklarını görmemize mani olamaz. Merhum Ecevit ilkeli bir
siyaset adamıydı. Kendi ilkelerinde ısrarcı ve hatta inatçıydı. Onun Türk
milletinin belleğinde en çok yer eden özelliği de eşiyle birlikte verdiği aile
fotoğrafıydı'' dedi.

Çalışma Bakanlığı döneminde grev ve lokavtı yasalaştırmasının Türk iş hukuku
ve çalışma barışı açısından kazanım olduğu kadar, Ecevit'in siyasi kariyeri için
de önemine dikkati çeken Şahin, konuşmasını şöyle tamamladı:
''1974 yılında Sayın Erbakan ile koalisyon yaptıkları ilk hükümetlerinde,
Kıbrıs Barış Harekatını Türkiye'ye yaraşır bir iradeyle Başbakan olarak
yönetmesi, merhum Ecevit'in Türk milletinin yüreğindeki yerini tayin ediciydi.
Türkiye'nin 40 yıllık AB'ye katkıları da önemliydi. Siyasette ilkeli olma,
uzlaşma kapılarını kapatmama karakteri, Türkiye'nin değerleriyle, manevi
dokusuyla barışık bir sol siyaset çizgi arayışı ve bu yöndeki çabaları, dikkat
çekiciydi. Statükoya teslim olmak yerine, sürekli kendisini yenileyen bir
felsefeye sahipti. Türkiye'ye özgü bir sol siyaset arayışı, Cumhuriyet ve
demokrasiye bağlılığı, şatafattan uzak, sade ve mütevazı üslubu ve birçok insani
özelliğiyle, merhum Bülent Ecevit'i TBMM çatısı altında şükranla anıyorum.
Ailesine, DSP, eski lideri olduğu CHP ve milletimize başsağlığı diliyorum.''

"ESAS HAYRANLIK UYANDIRAN DÜRÜST KİŞİLİĞİ"

TBMM Genel Kurulunda, vefat eden eski Başbakan Bülent Ecevit ile ilgili
olarak, Hükümet adına yapılan konuşmanın ardından gruplar adına da temsilcileri
görüşlerini dile getirdi.

Anavatan Partisi grubu adına konuşan Grup Başkanvekili Muzaffer
Kurtulmuşoğlu, ''Ülkemizin, hepimizin başı sağolsun'' diye sözlerine başladı.

Bülent Ecevit'in, ülkesi için ilkelerinden ve kişiliğinden ödün vermeden
çalıştığını ifade eden Kurtulmuşoğlu, 32 yaşında milletvekili seçildiğini
anımsattı.

Kurtulmuşoğlu, Ecevit'in döneminde gerçekleşen Kıbrıs Barış Harekatının
kitaplara, tarihi bir olay olarak geçtiğini söyledi.

Bülent Ecevit'in siyasi yaşamının yanı sıra gazetecilik, şair ve yazarlığını
da sürdüren ender siyasetçilerden birisi olduğunu dile getiren Kurtulmuşoğlu,
''Ecevit hakkında kimsenin kuşku duymadığı bir husus varsa, o da onun güçlü
liderlik yeteneğine sahip olduğudur'' dedi.

Muzaffer Kurtulmuşoğlu, hangi siyasi akıma sahip olursa olsun herkesin
Ecevit'i örnek aldığını belirterek, ''Onda esas hayranlık uyandıran özellik,
dürüst kişiliğidir. Dürüstlüğü, efendiliği, alçakgönüllüğü ile herkese örnek
olmuştur'' diye konuştu.

Ecevit'in, siyasi yaşamı boyunca milli menfaatlere uygun bir dış politika
izlediğini ifade eden Kurtulmuşoğlu, Ecevit'in yakınlarına ve ailesine başsağlığı
diledi.

HÜKÜMETE TEŞEKKÜR

Ankara Milletvekili Önder Sav ise CHP grubu adına yaptığı konuşmada,
Ecevit'in vefatı nedeniyle özel oturumla TBMM Genel Kurulunu toplayan ve Devlet
Mezarlığına defnedilmesi için Meclis'e yasa tasarısı getiren Hükümete teşekkür
etti.

Ecevit'in ölümünden dolayı derin bir üzüntü içinde olduğunu belirten Sav,
Ecevit'in 52 yıllık siyasi yaşamında Türk siyasetine yeni bir söylem getirdiğini
kaydetti.

Sav, Bülent Ecevit'in şair kişiliğiyle siyasette dürüst, aydın, Atatürk ilke
ve devrimlerine bağlı bir politika izlediğini kaydederek, ''Nazik, efendi,
hoşgörülü kişiliğinin altında, cesur kişiliği yatmaktaydı'' dedi.

Ecevit'in grev, toplu iş sözleşmesi ve lokavt yasası gibi yasaların çıkması
için yaptığı çalışmaların her zaman takdirle karşılandığını ifade eden Sav, başta
Zonguldak'daki maden işçileri olmak üzere bütün işçilerin ve sendikacıların,
Ecevit'i unutamadıklarını söyledi.

''38 yaşındaki siyasetçinin başarısının altında, kararlı ve inançlı tutumu
yatmaktaydı'' diyen Önder Sav, 1968'deki bütçe konuşmasında, ''Demokratik rejim
içinde en kötü yönetimi, sağcı ve solcu bir dikta rejimi içerisindeki yönetime
tereddütsüz tercih ederiz'' sözünü anımsattı.

Sav, Ecevit'in, o dönemde hükümetin oluşturulma biçimine karşı çıktığı için
CHP Genel Sekreterliğinden istifa ettiğini ve bunun yıllarca eleştirildiğini
ifade ederek, Ecevit'in, Atatürk'e ve ilkelerine bağlılığının herkesçe
bilindiğini kaydetti.

Önder Sav, Bülent Ecevit'in 1999'da Merve Kavakçı'nın türbanla Genel Kurul
salonuna girmesine şiddetle karşı çıktığını ve ''Burası hiç kimsenin özel yaşam
yeri değildir. Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen bu kadına
haddini bildirin'' dediğini hatırlattı.

Ecevit'in, Kıbrıs'taki Türk varlığının çıkarlarının korunması gerektiğinde,
tereddüt etmeden Kıbrıs'a asker çıkartılmasına karar verdiğini ifade eden Sav, bu
olayın, Bülent Ecevit'in siyasi yaşamındaki büyük başarılarından biri olduğunu
belirtti.

''BAŞARIYI DA YENİLGİYİ DE GÖRDÜ''

Ecevit'in siyasi yaşamında başarıyı da yenilgiyi de gördüğünü ancak yenilgi
karşısında yılmadığını, başarıyla da şımarmadığını söyleyen Sav, ''Her insan gibi
onun da hataları, yanlışları, yanılgıları olmuştur. Hatasız politika olmaz. Ancak
bugün hataları, yanlışlıkları değil, iyilikleri, güzellikleri konuşmalıyız''
dedi.

Vefatının ardından yurtiçi ve yurtdışındaki basın yayın organlarında Ecevit
için olumlu sözler yazıldığını vurgulayan Önder Sav, sözlerini şöyle tamamladı:
''Ecevit; sevenlerine şaibesiz, pırıl pırıl, yolsuzlukla, hortumculukla
hiçbir ilgisi olmayan, bunların kenarından bile geçmeyen, lekesiz bir şöhret
bırakarak aramızdan ayrıldı. 11 Kasım 2006 günü böyle bir devlet adamını
sonsuzluğa uğurlayacağız. Kederli eşi Rahşan Ecevit'e, yakınlarına, TBMM
ailesine, CHP'lilere, DSP'lilere tüm sosyal demokratlara ve Türk ulusuna
başsağlığı diliyorum.''

"HALKIN İRADESİNİ DAİME ÜSTÜN TUTMUŞTUR"

Ak Parti Grubu adına konuşan Çelik, Türk siyasetinin önemli simalarından olan eski
Başbakan Bülent Ecevit'i kaybetmenin üzüntüsünü yaşadıklarını söyledi.

Ecevit'in şair, yazar ve edebiyatçı olduğunu dile getiren Çelik, 1950'li
yıllarda siyasete giren Ecevit'in, 1960'lı yılları siyasette tırmanma ve yükselme
yılları olarak değerlendirdiğini anlattı.

Çelik, 1972 yılında CHP Kurultayında İsmet İnönü'den Genel Başkanlığı
aldığını ifade ederek, ''Ecevit'in Türk siyasetinde oluşturduğu uzlaşmacı lider
profili, Türk demokrasisine örnek teşkil edecek nitelikte'' dedi.

Ecevit'in Türk siyasi tarihinin önemli kilometre taşlarından biri olduğunu
ifade eden AK Parti Grup Başkanvekili Çelik, şunları kaydetti:
''Parlamentoya girdiği 1950'li yıllardan ölümüne kadar halkın iradesini
daima üstün tutmuş ve bu anlayışından taviz vermemiştir. Darbelere karşı dimdik
ayakta duran ender siyasetçilerden biridir. Halk iradesinin belirleyiciliğini
siyasetine esas almıştır. Ecevit politikalarını halkın beklentileri doğrultusunda
şekillendirmeye çaba sarf etmiştir. Halkçı Ecevit ve Karaoğlan sıfatları milletin
verdiği sıfatlardır. Bugünkü siyasetçilerin Ecevit'in siyasi yaşamından alacağı
çok ders var. Ecevit'in vefatı, Türk siyasi hayatında ciddi bir boşluk
getirmiştir. Ecevit, mütevaziliği, nezaketi ve sanatçı kişiliğiyle milletimizin
gönlünde her zaman saygıyla yad edilecektir.''

''SİYASİ YAŞAMINDAN ÖNEMLİ DERSLER...''

DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar ise her türlü sevgi ve saygıyla anmaya değer
olarak nitelendirdiği Ecevit'in siyasi yaşamından önemli dersler
çıkartılabileceğini söyledi.

Ecevit'in baskı ve dayatmalara karşı tutarlı fikirleri olan mücadeleci bir
insan olduğunu anlatan Ağar, Ecevit'in uzlaşma kültürüne yaptığı katkıyı
vurguladı.

Türk milletinin bir bütün halinde kendine yaraşır bir kadirbilirlik
içerisinde kendine hizmet etmiş devlet büyüklerine gösterdiği vefa ve saygıyı
Ecevit'e de göstereceğini ifade eden Ağar, şöyle devam etti:
''Başta Rahşan Ecevit olmak üzere CHP, DSP ve kendisiyle görev yapan
parlamenterler ile millete başsağlığı diliyorum. Ecevit, şahsım ile ilgili bir
konuda her türlü siyasi görüşün dışında, objektif ve devlet adamı çerçevesinde
görmek ve değerlendirmek suretiyle olumlu tezkerede bulunmuştur. Bunun için
kendisine ailem kendim adına şükran sunmak istiyorum'' dedi.

AK Parti Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır da Türk milletinin değerli
bir evladını kaybettiğini belirterek, Ecevit'in siyasi hayatının kurulacak bir
enstitüde gelecek kuşaklara öğretilmesi önerisini getirdi.

SHP İstanbul Milletvekili Ahmet Güryüz Ketenci ise Ecevit'in gazeteci,
yazar, politikacı ve devlet adamı olduğunu hatırlatarak, ''O'nun asıl niteliği
Karaoğlan'dır. Karaoğlan, halk önderi olmasını anlatır'' dedi.

MECLİS, BU HAFTA DA FAZLA MESAİ YAPACAK

Eski Başbakan Bülent Ecevit'in ölümü nedeniyle düzenlenen özel oturumun
ardından TBMM Genel Kurulunda, Danışma Kurulunun önerisi ele alındı.

Yapılan oylama sonucu Genel Kurul'un bugün saat 23.00'e kadar, yarın
14.00-23.00, 9 Kasım Perşembe günü de 14.00-21.00 saatleri arasında çalışması
kararlaştırıldı.

TBMM Genel Kurulunda daha sonra, Vakıflar Kanunu Tasarısının görüşmelerine
geçildi.