2013-02-26 - 14:00
MHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın istekleriyle, terör örgütünün beklentilerinin belli olduğunu ifade ederek, ''Bize göre Başbakan ve İmralı canisi arasındaki paslaşmanın özeti şu şekildedir: 'Ver Başkanlığı, al özerkliği', 'ver Başkanlığı, al bağımsızlığı', 'ver Başkanlığı, al anadilde eğitimi', 'ver Başkanlığı, al Güneydoğu'yu'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın istekleriyle, terör örgütünün beklentilerinin belli olduğunu ifade ederek, ''Bize göre Başbakan ve İmralı canisi arasındaki paslaşmanın özeti şu şekildedir: 'Ver Başkanlığı, al özerkliği', 'ver Başkanlığı, al bağımsızlığı', 'ver Başkanlığı, al anadilde eğitimi', 'ver Başkanlığı, al Güneydoğu'yu'' dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmaya 21 yıl önce yaşanan Hocalı katliamına değinerek başladı.

Hocalı'da yaşanan vahşet ve zalimliklerin hiçbir zaman hafızalardan çıkmayacak kadar acı ve keder verici olduğunu dile getiren Bahçeli, ''Hocalı'da insanlık yerin dibine geçmiş, vicdan ve merhamet rafa kalkmıştır'' diye konuştu.

Hocalı'da Türk varlığının alçakça kıyıma uğratıldığını ifade eden Bahçeli, ''Hocalı, sözde soykırım gevişi getirenlerin, insan hak ve özgürlüklerinden dem vuran melunların bir kez daha maskelerinin indiği yerin adıdır. Bir hiç olduklarından dolayı kendilerine 'Hepimiz Ermeni'yiz' kara sloganını rehber tayin edenlerin peşinden Hocalı'nın bedduası hiç ayrılmayacak, bunlar dünya gözüyle eminim ki rahat yüzü göremeyeceklerdir'' şeklinde konuştu.

Bahçeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Ermenistan'da Devlet Başkanlığı seçimini kazanan Serj Sarkisyan'a tebrik mesajı göndermesini de eleştirerek, şunları söyledi:

''Bu şartlar altında Cumhurbaşkanı Sayın Gül'ün, Ermenistan'da yapılan seçimleri kazanan Sarkisyan'a acele yoldan tebrik mesajı göndermesi de yakışık almamıştır. Ermeni açılımı kapsamında, bu şahsiyetle birlikteliklerini futbol müsabakası izleyerek tescilleyen Sayın Cumhurbaşkanı'nın, Hocalı'nın ve daha birçok acının tazeliği korunurken iyi dilek temennisinde bulunması hepimizi, özellikle de Azerbaycanlı kardeşlerimi incitmiştir. Sayın Gül'ün, sözde diplomatik nezaket ve iyi niyet gösterisi olarak tebrik mesajı gönderdiği kişi Hocalı'da katliam yapanlar arasındadır ve elinde Hocalı katliamının çıkmayacak lekesi bulunmaktadır. Hocalı'nın feryadı dinmemişken, Azerbaycan topraklarının yüzde 20'si hala işgal altındayken bu tebrik mesajını göndermek hangi akla hizmettir- Hocalı'nın kanı kurumadan, her düzeyde canlılığını koruyan Ermeni mezaliminin açtığı derin yara kabuk bağlamadan hiç kimse Ermenistan'a yanaşmaya, bir şey olmamış gibi davranmaya kalkışmamalıdır.''

Terör örgütü ve elebaşıyla yürütülen çözüm sürecinin her gün farklı boyut aldığını belirten Bahçeli, Öcalan'ın ''planın taşıyıcısı ve orkestra şefi'' mertebesine yükseltildiğini savundu.

Öcalan'ın 1999'da Kenya'da yakalanmasının terör örgütü açısından bir dönüm ve karar noktası olduğunu anlatan Bahçeli, şöyle devam etti:

''PKK terör örgütü 5 Ağustos 1999 tarihinde silahlı mücadeleyi terk etmeye karar vermiş ve bugünkü popüler ifadeyle silahı bırakmıştır. Lütfen dikkat ediniz, şimdi AKP'nin yalvar yakar sağlamaya çalıştığı, ama bölgesel denge ve Türkiye ile ilgili hesaplar göz önüne alındığında mümkünatı olmayan silahlı mücadeleyi terk kararını PKK yaklaşık 14 yıl önce zaten vermiştir. Terör sıfırlanmış, Türk devleti de bölücü terör örgütünün başını ezmiştir. Fakat AKP, küle dönmüş, başaramayacağını anladığından iskelet haline gelmiş terörist örgütü yeni baştan diriltmiş, canlandırmış ve üstelik bir de yanına alarak Türk milletine müştereken cephe açmıştır. Geçmişte şartlar gereğince barış, çözüm diyerek mevzi elde etme kurnazlığına başvuran kanlı örgüt 2002 yılında tam olarak toprağa gömülmek üzereyken; BOP rüzgarıyla, küresel kanlı planlar öyle gerektirdiği için iktidara taşınan Recep Tayyip Erdoğan imdada yetişmiştir. Terörist başı İmralı'da çürümeye terk edilmişken, Başbakan ve partisi bölücülük aşısıyla ilk yardım müdahalesini yapmış ve bu katili yeniden ayağa kaldırmıştır. Başbakan Erdoğan, Abdullah Öcalan'ın kurtarıcısı, zindandaki ışığı, özgürlüğünün garantisi, ümitsizliğinin tamircisi, her şey bitti derken eli kanlı canavara yeni baştan yaşama iksiri sunan İmralı süvarisi olarak PKK'nın vereceği bölücülük nişanına çoktan hak kazanmıştır.''

Öcalan'ın, görüşmelerin parlayan yıldızı haline geldiğini, her mesajının Ak Parti ve BDP'liler tarafından merakla beklendiğini savunan Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan, değişik görevlerinin yanı sıra, kartvizitine yeni eklediği İmralı mübaşirliği sıfatının hakkını vermek ve buna layık olmak için olan biten gücünü sarf etmektedir'' diye konuştu.

Terör örgütü ele başının, beklenen açıklamalarının bir bölümünü BDP kanalıyla duyurduğunu anımsatan Bahçeli, ''devletin elindeki tutsaklarla, PKK'nın elindeki tutsaklara vurgu yapılarak, utanmazlık ve küstahlık örneği sergilendiğini'' söyledi. Bahçeli, ''Ne zamandan beridir, Mehmetçiklerimizi, polislerimizi ve masum insanlarımızı gözleri dönmüşcesine katleden teröristler, insanlık suçu işleyen vampirler tutsak kabul edilir olmuştur- Başbakan Erdoğan buna ne diyecektir?'' diye sordu.

Devlet Bahçeli, Hükümet'in, Öcalan'ın gönlünü etmek için 4. Yargı paketini hazırladığını ve KCK-PKK militanlarını serbest bırakmak için kanun tasarısını TBMM'ye gönderdiğini savundu.

Bunun karşılığında, PKK'nın elinde tutulan 16 kişinin bırakılmasının söz konusu olacağının anlaşıldığını belirten Bahçeli, şöyle konuştu:

''Elbette PKK'nın kaçırdığı ve aralarında; kaymakam adayımız Kenan Ereneoğlu'nun, polis memurumuz Nadir Özgen'in, Astsubayımız Abdullah Söpçeler'in, Uzman Çavuşlarımız Zihni Koç ve Kemal Ekinci'nin bulunduğu kişiler hiçbir şart öne sürülmeksizin serbest kalmalıdır. Bu meselenin pazarlığı asla olmayacaktır. AKP Hükümeti'nin, şayet biraz vicdan ve cesareti kaldıysa, PKK'nın elinde bulunan evlatlarımızı gerekirse her taşın altını kaldırarak aramalı, taramalı ve bulmalı, netice itibarıyla da hepsini sağ salim ailelerine teslim etmelidir. Sayın Başbakan, devlet senin babanın çiftliği ya da ortak olduğun şirketlerinden birisi değildir. PKK militanlarına af çıkararak, İmralı canisinin dayatmalarına sessiz durarak devlet yönetilmez, böylesi bir mizaçla devlet itibarı korunamaz. Senin 10 yıl geçmesine rağmen öğrenemediğin devlet yönetmenin adabı ve bir ahlakı vardır. İşte bu ahlak, bu kalite, bu tıynet, bu düzey ve bu zeka Başbakan Erdoğan'da olmadığı için Türk devleti maalesef bir çeteyle aynı hizaya sokulmuş, aynı kalıba dökülmüştür.''

Bahçeli, İmralı'ya giden ikinci BDP heyetindeki Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ve İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi olmasının terör örgütünün yeni anayasa sürecine fiilen girdiğini gösterdiğini savunarak, ''Bundan böyle Başbakan Erdoğan ve İmralı canisi arasındaki pazarlıklar daha çetin geçecek, her şey umdukları gibi giderse bu ikili tarafından aziz milletimize baldıran zehri içirilecektir'' dedi.

Başbakan Erdoğan'ın isteklerinin, terör örgütünün beklentilerinin belli olduğunu dile getiren Bahçeli, ''Bize göre Başbakan ve İmralı canisi arasındaki paslaşmanın özeti şu şekildedir: 'Ver Başkanlığı, al özerkliği', 'ver Başkanlığı, al bağımsızlığı', 'ver Başkanlığı, al anadilde eğitimi', 'Ver Başkanlığı, al Güneydoğu'yu'. İşte Türkiye böylesi dar bir alana kıstırılmış, böylesi hasis ve kendisinden başkasını düşünmeyen menfaatçi, omurgasız, günahkar, ikiyüzlü ve fitne zihniyetler tarafından buhrana sürüklenmiştir'' diye konuştu.

Bahçeli, kamuoyuna pompalanan iyimser beklentilerin ve 4 aşamalı sürecin, eninde sonunda AK Parti'nin ayağına dolanacağını iddia etti. Olanlara bir tek MHP'nin tepki gösterdiğini belirten Bahçeli, mücadelelerinde yalnız olsalar da kararlı olduklarını vurguladı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın milliyetçiliği ayaklar altına almasının, ''PKK tavsiyesi, Türklüğü etnik seviyeye çekmesinin terör örgütü ele başının temennisi'' olduğunu iddia ederek, ''Şimdilerde AKP içinden Türk olmadıklarını birden bire hatırlayan, Türk olmaktan kurtulduklarını densizliğin çamuruna saplanarak ifade edenlere çok sık rastlanmıştır'' dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türk adaletinin siyasallaşmanın, siyasi telkin ve baskıların altına girdiğini savundu.

Kararların siyasi ve hakkaniyetten uzak olduğunu, mağduriyetlerin arttığını ifade eden Bahçeli, adalet duygusunun örselendiği, hukuk kurallarının çiğnendiği, siyasi eğilimlere göre kararların verildiği bir dönemde güvenin sarsılacağını ve adalet beklentilerinin köreleceğini söyledi. Bahçeli, ''AKP zihniyeti hepimiz için vazgeçilmez önemde olan hukuku çocuk oyuncağına çevirmiş, her tarafını kendi siyasi hedefleri uğruna budamıştır'' dedi.

AK Parti zihniyetinin yargı paketleriyle önüne çıkacak engelleri kaldırdığını, adaleti bölücülüğü meşrulaştırmak amacıyla seferber ettiğini ileri süren Bahçeli, 4. Yargı Paketi'nin bunlardan biri olduğunu söyledi.

Türk adalet sisteminin mevcut haliyle daha fazla ilerlemesinin, sorunlara çözüm ve çare üretmesinin çok zor olduğunu savunan Bahçeli, ''İktidar da dahil olmak üzere, herkes yargının bugünkü halinden rahatsız ve şikayetçidir'' dedi.

''Ergenekon'' ve bu nitelikteki davaların kördüğüm olduğunu, bu davaların hukuksuzluğunun ayyuka çıktığını öne süren Bahçeli, Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ'un tanık olarak gösterdiği isimlerin reddedilmesinin, yargının ne hale geldiğinin, hukuk kurallarının nasıl ihlal edildiğinin delili olduğunu ifade etti.

Bahçeli, tanık dinletmenin mutlak bir hak olduğunun altını çizerek, Anayasa'nın 90. maddesine göre bu hakkın kısıtlanmasının mümkün olmadığını, bağımsız ve tarafsız mahkemenin de sanığın bu hakkını koruyup gözetmek zorunda olduğunu söyledi.

Başbuğ'un tanık olarak dinlenmesini talep ettiği isimlerin, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmesinin hukuk cinayeti olduğunu öne süren Bahçeli, ''Tutuklama tedbirinin cezaya, cezanın ise affa dönüştüğü bir ortamda, süratli yargılama, hemen adalet kavramlarının anlaşılması şüphesiz hayalden ibarettir. Başbakan Erdoğan, 'tarih affetmez' dese de Türk hukuku yoluna tam gaz devam etmekte, facia nitelikli kararlara imza atmaktadır'' diye konuştu.

Bahçeli, AK Parti'nin hukuktan elini çekmesi gerektiğini ifade ederek, ''AKP, adalete bulaştırdığı virüsü temizleyerek hukuk skandallarını mutlaka tamir etmelidir. Teröristleri tanık olarak hevesle dinleyenler, Genelkurmay Başkanlığı yapan değerli şahsiyetleri tanıklıktan alıkoyma girişimlerini asla izah edemeyecekler, alınlarına vurulan kara lekeden de ömürleri boyunca kurtulamayacaklardır'' görüşünü savundu.

Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın ''Türk milliyetçiliğini ayakları altına aldığını'' söylemeye devam ettiğini belirterek, ''Başbakan Erdoğan'ın Türk milletine, Türklüğe ve Türk milliyetçiliğine karşı sergilediği seviyesiz ve sadakatsiz üslubu, son zamanlarda karşılaştığımız en çirkin, en katlanılamaz ve en kaba tavır olmuştur'' dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da milliyetçiliğin ayaklar altına alınmasından zevk duyan bir ruh hali gösterdiğini öne süren Bahçeli, ''Başbakan'a tüm kötü sözlerini aynen iade ediyor, iftiralarının selinde bir gün boğulmaktan kaçamayacağını iyi biliyor, milli değerlerimize tahammülsüz olan dilinin çok fazla uzadığını ikazla bildirmek istiyorum'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın geçen haftaki AK Parti TBMM grup toplantısında ''Merkez Bankası'nın döviz rezervi 125 milyar doları aştı. İşte gerçek manada milliyetçilik bu'' dediğini anımsatan Bahçeli, şöyle devam etti:

''Merkez Bankası döviz rezervi artışını milliyetçilik olarak yorumlayabilmek için bir insanın ya cahil ya da BOP'a eşbaşkan olması yeterli olacaktır. Acaba Başbakan Erdoğan merkezi yönetim borç stokunun 532,8 milyar liraya çıkmasını nasıl izah etmektedir- Türkiye'nin dış borç stokunun 330 milyar dolara yaklaşmasını, özel sektörün dış borcunun 220 milyar dolar sınırlarına gelmesini nasıl görmektedir- Sıcak paraya mecbur olmak, bankaları, sigorta şirketlerini, yolları, limanları ve her türlü kamu varlıklarını şeyhlere, sultanlara ve Hans'lara yok pahasına satmak milliyetperverliğin nesiyle bağdaşmaktadır- 17 Aralık 2012'de tamamlanan ve toplam uzunluğu bin 975 kilometre olan Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile sekiz otoyolu kapsayan özelleştirme işlemini, önce sevinçle karşılayıp sonra da sinsi hesaplar uğruna iptal edip, yabancı konsorsiyuma satma hazırlıkları da vatansever Erdoğan'ın mı marifetidir?''

Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın istese de milliyetçi olamayacağını iddia ederek, şöyle konuştu:

''Çünkü senin ne birikimin, ne içinden çıktığın fikri muhitin, ne şahsi özelliklerin, ne de sicilin buna elvermez, buna imkan tanımaz. Sen, başkalarına hayranlıkla şekillenen alışkanlıklarını Türk milliyetçiliğinde bulamazsın, etnikçi ve ırkçı özelliklerini bizim aramızda nafile yere çabalasan da göremezsin. Bunun için 'Türk'üm' diyemiyorsun, bunun için Türk milletine aidiyeti kabullenemiyorsun ve Türk bayrağını dahi ağzına alamayarak, tıpkı yabancılar gibi Türkiye bayrağında karar kılıyorsun. Unutma ki kendi değerlerine hürmet duymayanlar, kimseden saygı ve sevgi beklememelidir.

Başbakan'ın milliyetçiliği ayaklar altına alması bir PKK tavsiyesidir. Türklüğü etnik bir seviyeye çekmesi yeni dostu İmralı canisinin temennisidir. Şimdilerde AKP içinden Türk olmadıklarını birden bire hatırlayan, Türk olmaktan kurtulduklarını densizliğin çamuruna saplanarak ifade edenlere çok sık rastlanmıştır.

Başbakan Erdoğan, Türk olmadığını itiraf eden futbol yorumcusu milletvekili arkadaşını savunmak için Merhum vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy'u örnek vermiştir. Elleri öpülesi merhum şairimiz birilerini temize çıkarmak ve aklamak adına kullanılmayacak kadar yüce ve gönlümüzün müstesna ismidir. O, kökeni ne olursa olsun Türk olmuş, Türk'e mal olmuş ve Türk milletine istiklalinin manzum dizelerini yazmıştır.

Bizim için, gaflete kapılarak açıklamalarıyla hataya düşse de göğsünde ay yıldızı taşımış, Türk milletini sevince boğmuş ve Türkiye'nin başarısı için ter dökmüş söz konusu milletvekili ne olursa olsun Türk milletinin evladı, bir mensubudur.''

Bahçeli, Arnavutluk'un naaşını istediği Şemsettin Sami Bey'in Arnavut kökenli olsa da Türk olduğunu ve Türk milliyetçiliğine eşsiz hizmetler yaptığını da söyledi.

Kimsenin etnik kökeniyle ilgili merakları olmadığını vurgulayan Bahçeli, ''Milletimizin bir parçası olmuş, Türk milletinin bir değeri olarak kalplere taht kurmuş herkes bizimdir, bizden birisidir'' dedi.

Bazı köşe yazarlarının da ''Türklük'ten istifa ettiklerini'' duyurarak, zımnen Türklüğü değersizleştirme çabasına girdiğini ifade eden Bahçeli, ''Kim nereye giderse gitsin, kendisini nasıl görürse görsün, bu bizim umurumuzda değildir. Türklük ve Türk milleti böylesi şahsiyetler olmadan da yoluna devam edecek ve değerinden bir şey kaybetmeyecektir'' diye konuştu.

Türklüğü reddetmenin milleti reddetmek ve bağımsızlığı hafife almak olduğunu öne süren Bahçeli, konuşmasını şöyle tamamladı:

''Birleştirici, bütünleştirici ve hepimizin müşterek ismi olan Türklüğe yüzünü dönenler ve işi istifaya kadar götürenler, su alan tekneden ilk kaçanlardan farksızdır. Bunların hepsi Damat Ferit hükümetlerinde Şeyhülislamlığa kadar yükselmiş Mustafa Sabri Efendi'nin izinden gidenlerdir. Bu zat da 1927 tarihinde yazdığı bir şiirinde, Türklük'ten istifa ettiğini beyan etmişti. AKP içinde Türklüğünden gurur duyan değerli milletvekili arkadaşlarım da Mustafa Sabri Efendi'nin ardından, Damat Ferit'in çizgisinden gitmeye ne zamana kadar devam edeceklerdir? Bu partiye yıllardır oy vermiş değerli kardeşlerim daha ne kadar bu zillete tahammül gösterecekler ve Türklüğü çiğneyen BOP'çuya daha ne zamana kadar sessiz duracaklardır?''