2013-11-26 - 16:15
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı. Akşener, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline söz verdi. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Türkiye'de "fidan borsası" kurulacağını söyledi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı. Akşener, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline söz verdi.Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Türkiye'de "fidan borsası" kurulacağını söyledi.
AK Parti Karabük Milletvekili Osman Kahveci, ağaçlandırma çalışmalarıyla ilgili gündemdışı konuşmasında, Türkiye'nin orman yönünden zengin olmadığını belirterek, Hükümet'in başta iklim değişikliğiyle mücadele olmak üzere ormanların korunması ve ağaçlandırma konusunda önemli çalışmalar yaptığını söyledi.
Kahveci'nin gündemdışı konuşmasına Hükümet adına yanıt veren Orman ve Su İşleri Bakanı Eroğlu, dünyada orman varlığı azalırken Türkiye'de arttığını ifade etti. Eroğlu, erozyon riski yüksek oğrafyada bulan Türkiye'nin son yıllardaki ağaçlandırma çalışmalarıyla orman varlığını artırma gayretinde olduğuna işaret ederek, yaplan çalışmalar sonucu 2002 yılında 20,8 milyon hektar olan orman varlığı 2012 yılı 21,7 milyon hektara çıkarılmıştır. Son 11 yılda 3 milyon 691 bin hektarlık alanda çalışma yapılarak, ülkeye 9 milyon dekar yeni orman alanı kazandırılmıştır. Türkiye; alan ve ağaç olarak orman servetini artıran ülke olma gururunu yaşıyor" dedi.
Ormanların yaklaşık yüzde 7'sinin sertifikalı hale getirildiğini belirten Eroğlu, yapılan ağaçlandırma ve bakım çalışmalarıyla odun servetinin arttığını vurguladı. Eroğlu, 2008-2012 yılları arasında gerçekleştirilen Türkiye'de ağaçlandırma ve erozyon milli seferberliğinin başarılı olduğunu, 2 milyon 300 bin hektar alanda çalışma yapacaklarını ve 2 milyar fidanı toprakla buluşturacaklarını ilan ettiklerini, bu hedefi aşarak 2 milyon 419 bin hektara ulaştıklarını söyledi.
AOÇ, kışlalar, yol kenarları, okul ve hastane bahçeleri, ibadethane ve mezarlıklara fidan dikildiğini ifade eden Eroğlu, fidan üretiminde rekor kırdıklarını, geçmiş yıllarda yılda ortalama 70-75 milyon fidan üretilirken geçen yıl bu rakamı 470 milyona çıkardıklarını, tüm belediyeler proje getirdiği zaman ücretsiz fidan tahsis ettiklerini anlattı.
Eroğlu, "Türkiye'de fidan borsası yok. Sapanca Gölü civarında fidan borsası kuruyoruz. Bu yıl sonunda kurulmuş olacak" dedi.
Üç ayrı eylem planı ile ağaçlandırma ve erozyon kontrolünü artıracaklarını anlatan Eroğlu, orman teşkilatının büyük başarılara imza attığını, üniversite kampüslerini ağaçlandırma seferberliği başlattıklarını, KKTC'deki kampüslere de 63 bin adet fidan dikme kararı verdiklerini söyledi.
GAP, DAP, KOP, DOKAP gibi bölgesel kalkınma projelerinin kalkınmada önemli rol oynadığına işaret eden Eroğlu, "GAP'da, enerjide büyük ölçüde yatırımlar tamamlandı. Ilısu Barajı kaldı; bunun da yüzde 65'i fiziki olarak gerçekleşti. Bu baraj tamamlandığında sadece enerji değil, aynı zamanda Dicle Barajı vasıtasıyla o bölgedeki toprakları sulayacaktır. Sulamada 2012-2013 yılını GAP'ta hamle yılı ilan ettik. Şu ana kadar sulanan alan 378 bin hektara ulaştı. Barajlar büyük ölçüde tamam, ana kanalların büyük bölümünü de tamamladık. Çünkü esas zor olan bu... Atatürk Barajı'ndan aldığımız suyu ana iletim hattıyla, dünyanın en uzun sulama tüneliyle, Suruç Ovası'na intikal ettiriyoruz. Bunun da yüzde 90'ı tamamlandı. Suruç Ovası'nı sulayacağız. DAP doludizgin devam ediyor. Trakya Gelişim Projesi ile Trakya hayat bulacak. Ergene'yi de biz kurtaracağız" diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ve bazı MHP milletvekilleri, Bakan Eroğlu'nun doğru bilgi vermediğini belirterek, sözlerine itiraz etti. Başkanvekili Akşener, milletvekillerine, "Boşuna uğraşmayın, sinirlenmiyor" dedi.
Öte yandan, MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, maden işçilerinin sorunlarıyla ilgili gündemdışı konuşmada, madencilerin yaptıkları iş ve olumsuz çalışma koşulları nedeniyle sağlık sorunları yaşadığını, ücretlerinin düşük olduğunu, sektörde taşeronlaşmanın yaygın olduğunu söyledi.
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mine Lök Beyaz da bölgesel kalkınma projeleriyle ilgili gündemdışı konuşmasında, "Amacımız Diyarbakır'ı Türkiye Cumhuriyeti'nin marka kentleri haline getirmek; gizli hazine olan Diyarbekir'i ortaya çıkarmaktır. Dünyada eşi benzeri olmayan surlarla kent, açıkhava müzesi haline gelecektir" dedi.
MHP Hatay Milletvekili Şefik Çirkin, Türkiye'nin, El-Kaide'nin Türkmenler'e yönelik saldırıları karşısında sessiz kaldığını öne sürdü.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin, Suriye'deki savaş ortamında kaynaklanan terör örgütlerinin, Suriyeli Türkmenler'e yönelik saldırıları ile ilgili araştırma önergesinin gündeme alınmasına ilişkin grup önerisi görüşüldü.
Öneri üzerine MHP Grubu adına söz alan Çirkin, El-Kaide'nin Türkmenler'e yönelik saldırıları karşısında Türkiye'nin sessiz kaldığını, bunun "kişiliksiz ve samimiyetsiz" bir dış politikanın göstergesi olduğunu ileri sürdü.
Türkmenler'in insafsız saldırılara maruz kaldığını belirten Çirkin, "Bu saldırılarla ilgili olarak kamuoyunda infiale yol açmamak için bildiklerimizi söylemiyoruz. El-Kaide, dünyadaki en vahşi terör örgütüdür. Oradaki Türkmenler Osmanlı torunlarıdır. Bize emanettir. Dışişleri Bakanı ne iş yapar, nerelerde gezer? Onların yiyecekleri, giyecekleri bile yok" diye konuştu.
BDP Muş Milletvekili Demir Çelik, Suriye'deki savaşın, küresel emperyalizmin çıkarları doğrultusunda ortaya çıktığını söyledi. Çelik, Ortadoğu'da 100 yıldır devam eden bu savaşların, halkların kendi kendilerini yönetemedikleri sürece bundan sonra da devam edeceğini dile getirdi.
İktidarın dış politikasını eleştiren Çelik, "sıfır sorun" denilmesine rağmen, Türkiye'nin çatışmadığı komşusu kalmadığını ileri sürdü.
Demir Çelik, Suriye'de El-Nusra, El-Kaide örgütlerine kimlerin lojistik destek sağladıkları, kimlerin bu örgütlere destek verdiğinin açığa çıkarılması gerektiğini ifade etti.
CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, iktidarın, Suriye'deki Türkmenler'i yalnız bıraktığını öne sürdü. Tezcan, hükümetin penceresinden bakıldığında El-Nusra'yı savunmanın mubah olduğu, karşı mücadele vermenin ise suç olduğunu iddia etti.
Türkiye'de 500 binden fazla Suriyeli sığınmacı için 2 milyar liranın üzerinde harcama yapıldığını belirten Tezcan, "Bugün bir muharip gazimizin aldığı maaş 360 lira. Suriyeli bir sığınmacıya verilen aylık ücret ise 400 dolar. İktidarın meseleye baktığı pencere budur" dedi.
AK Parti Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu, iktidarın Suriye politikasının Türkiye'nin milli değerlerine uygun bir politika olduğunu söyledi. Kavaklıoğlu, "Diz çöken bir politika izlemediğimiz için eleştiriliyoruz" dedi.
Suriye'deki Türkmenler'in de rejimin zulmüne maruz kaldığını anlatan Kavaklıoğlu, iktidar olarak her zaman Türkmenler'in yanında olduklarını, gerekli önlemlerin alınması için her türlü girişimde bulunulduğunu dile getirdi. Kavaklıoğlu, "Türkmen kardeşlerimizin bu durumu karşısında sessiz kalmamız düşünülemez. Her şartta yanlarında olduk. Suriyeli Türkmenler'in çektiklerini yüreğimizin derinliğinde hissediyoruz. Onların acılarını dindirmek için elimizden gelen gayreti sarf ediyoruz" diye konuştu.
MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, öğretmenlerin sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinin görüşülmesini içeren grup önerisi kabul edilmedi.
CHP; TBMM Danışma Kurulu'nda toplanamadığı için önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneri üzerinde konuşan CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, 23 Kasım'da sorunlarını dile getiren öğretmenlerin gaz saldırısına uğradığını, şiddete maruz kaldığını belirterek, 11 yılda iktidarın, öğretmenlerin hiçbir sorununu çözmediğini savundu.
Dershaneleri kapatma tartışması yaşanırken, okullarda eğitim kalitesini yükseltecek önlemlerin alınıp alınmadığını soran Havutça, "Şimdi bir hesaplaşma, inatlaşma içinde dershaneleri kapatacağınızı söylüyorsunuz. Dershanelerde şu anda 53 bin öğretmen var. Siz 300 bin öğretmeni atayamazken, bu sorunu nasıl halledeceksiniz? Öğretmene siyaset yasak; ama kasaplara, manavlara, işçilere serbest..." dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Hüseyin Bürge, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, uzun yıllar öğretmenlik yaptığını ve onların durumunu en iyi bilen kişilerden biri olduğunu belirterek, iktidarları döneminde eğitimde "devrim" niteliğinde çalışmalar yapıldığını söyledi. İktidarları döneminde MEB bütçesinin her yıl ciddi oranda artırılarak en yüksek bütçeli bakanlık haline geldiğini savunan Bürge, okullaşma oranında da ciddi artış olduğunu kaydetti.
MHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut, öneri lehindeki konuşmasında, "öğretmen para için bu işi yapmaz" diyen bir zihniyetin 11 yıllık iktidarları döneminde milli eğitim sistemini yaz boz tahtasına çevirdiğini, üniversitelerden bakanlığa getirilen bürokratların dayattıklarıyla sistemin içinden çıkılmaz hale geldiğini ileri sürdü.
AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, "Böyle geniş kitlenin hizmet alımında elbette sorunları var ama kimse Türkiye'de eğitime yapılan yatırımın, bütçeden alınan payın 2002'den kötü olduğunu iddia edemez. Öğretmen maaşları, derslik sayıları buna örnektir" dedi.
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Bşkanvekili Engin Altay, "23 Kasım'da öğretmenlere yaptığınız zulüm, kepazelik karşısında onların sorunlarını Meclis'e taşımasaydık ayıp ederdik. İçişleri Bakanı buraya gelip kendisini yetiştiren ilkokul öğretmeninden özür dilemeli" diye konuştu.
Altay, bütçeden milli eğitim yatırımlarına ayrılan payın AK Parti iktidarında düştüğünü söyledi.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal da sataşma gerekçesiyle söz alarak, AK Parti iktidarının 2002 yılını kendisine milat aldığını ve önceki dönemi yok saydığını belirterek, "2002 yılında iki deprem olması ve iki ciddi kriz yaşamamıza rağmen o zaman MEB'e verilmiş bütçe, sizin bu bütçenizde yarının da altına düşmüştür. Siz öğretmene gazla, tozla, cilayla muamele yaparsınız, Milliyetçi Hareket gelecek nesillerin mimarları olarak bakar" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın ise bütçeden MEB'e en büyük payın aktarıldığını ifade ederek, "Öğretmenleri önemsiyoruz, değer veriyoruz. Öğretmen sayısının yarısından fazlası, bu iktidar döneminde alındı, alınmaya da devam edecek. Bütçelerde inanılmaz artış var. İmkanlar artıkça milli eğitim payını artırmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Öte yandan, Başkanvekili Meral Akşener, önerinin görüşmelerinde Genel Kurul'da uğultu olduğunu ve konuşmacıyı dinlemekte zorluk çektiklerini ifade eden CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'ya, "Fi tarihinde zaptiye nazırlığı yaptım ama burada yapamam" karşılığını verdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, öğretmenlerin sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinin görüşülmesini içeren grup önerisi kabul edilmedi.
CHP; TBMM Danışma Kurulu'nda toplanamadığı için önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneri üzerinde konuşan CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, 23 Kasım'da sorunlarını dile getiren öğretmenlerin gaz saldırısına uğradığını, şiddete maruz kaldığını belirterek, 11 yılda iktidarın, öğretmenlerin hiçbir sorununu çözmediğini savundu.
Dershaneleri kapatma tartışması yaşanırken, okullarda eğitim kalitesini yükseltecek önlemlerin alınıp alınmadığını soran Havutça, "Şimdi bir hesaplaşma, inatlaşma içinde dershaneleri kapatacağınızı söylüyorsunuz. Dershanelerde şu anda 53 bin öğretmen var. Siz 300 bin öğretmeni atayamazken, bu sorunu nasıl halledeceksiniz? Öğretmene siyaset yasak; ama kasaplara, manavlara, işçilere serbest..." dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Hüseyin Bürge, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, uzun yıllar öğretmenlik yaptığını ve onların durumunu en iyi bilen kişilerden biri olduğunu belirterek, iktidarları döneminde eğitimde "devrim" niteliğinde çalışmalar yapıldığını söyledi. İktidarları döneminde MEB bütçesinin her yıl ciddi oranda artırılarak en yüksek bütçeli bakanlık haline geldiğini savunan Bürge, okullaşma oranında da ciddi artış olduğunu kaydetti.
MHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut, öneri lehindeki konuşmasında, "öğretmen para için bu işi yapmaz" diyen bir zihniyetin 11 yıllık iktidarları döneminde milli eğitim sistemini yaz boz tahtasına çevirdiğini, üniversitelerden bakanlığa getirilen bürokratların dayattıklarıyla sistemin içinden çıkılmaz hale geldiğini ileri sürdü.
AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, "Böyle geniş kitlenin hizmet alımında elbette sorunları var ama kimse Türkiye'de eğitime yapılan yatırımın, bütçeden alınan payın 2002'den kötü olduğunu iddia edemez. Öğretmen maaşları, derslik sayıları buna örnektir" dedi.
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Bşkanvekili Engin Altay, "23 Kasım'da öğretmenlere yaptığınız zulüm, kepazelik karşısında onların sorunlarını Meclis'e taşımasaydık ayıp ederdik. İçişleri Bakanı buraya gelip kendisini yetiştiren ilkokul öğretmeninden özür dilemeli" diye konuştu.
Altay, bütçeden milli eğitim yatırımlarına ayrılan payın AK Parti iktidarında düştüğünü söyledi.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal da sataşma gerekçesiyle söz alarak, AK Parti iktidarının 2002 yılını kendisine milat aldığını ve önceki dönemi yok saydığını belirterek, "2002 yılında iki deprem olması ve iki ciddi kriz yaşamamıza rağmen o zaman MEB'e verilmiş bütçe, sizin bu bütçenizde yarının da altına düşmüştür. Siz öğretmene gazla, tozla, cilayla muamele yaparsınız, Milliyetçi Hareket gelecek nesillerin mimarları olarak bakar" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın ise bütçeden MEB'e en büyük payın aktarıldığını ifade ederek, "Öğretmenleri önemsiyoruz, değer veriyoruz. Öğretmen sayısının yarısından fazlası, bu iktidar döneminde alındı, alınmaya da devam edecek. Bütçelerde inanılmaz artış var. İmkanlar artıkça milli eğitim payını artırmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Öte yandan, Başkanvekili Meral Akşener, önerinin görüşmelerinde Genel Kurul'da uğultu olduğunu ve konuşmacıyı dinlemekte zorluk çektiklerini ifade eden CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'ya, "Fi tarihinde zaptiye nazırlığı yaptım ama burada yapamam" karşılığını verdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, "doping olaylarını önlemede yetersiz kaldığı ve Türkiye'yi küçük düşürdüğü" iddiasıyla Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmeler başladı.
Genel Kurul'da, AK Parti'nin, Meclis'in çalışma takvimine ilişkin grup önerisi kabul edildi. Buna göre, uluslararası anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair 9 kanun tasarısı, gündemin ön sıralarına alındı.
Daha sonra CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun, koruculuk sisteminin kaldırılması ile ilgili kanun teklifinin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önerisi görüşüldü. Öneri kabul edilmedi.
Genel Kurul'da, CHP'nin, "doping olaylarını önlemede yetersiz kaldığı ve Türkiye'yi küçük düşürdüğü" iddiasıyla Gençlik ve Spor Bakanı Kılıç hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelere geçildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç hakkındaki gensorunun görüşmelerinde söz alan muhalefet milletvekilleri, dopingle mücadelede yetersiz kalındığını ifade etti.
CHP Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu, önerge sahibi olarak yaptığı konuşmada, dünyada dopingli sporcuların yüzde 1,5 iken, Türkiye'de bunun yüzde 15'e yaklaştığını belirterek, Türk sporunun tarihinde görülmemiş biçimde doping olaylarıyla sarsıldığını söyledi. 2012 yılında 25 olan dopingli sporcu sayısının bu yılın ilk 6 ayında 120'ye yükseldiğini anlatan Canalioğlu, ilk sırada atletizm, ikinci sırada halterin geldiğini kaydetti.
Bakan Kılıç dönemindeki doping olaylarındaki artışın dikkat çekici olduğunu ifade eden Canalioğlu, Akdeniz oyunları, Kırkpınar güreşleri ve son olarak Cumhurbaşkanlığı bisiklet yarışında doping vakalarının görüldüğünü belirtti.
Canalioğlu, ödül yönetmeliğine dikati çekerek, "Ödüllerin cazibesi Sanayi Bakanı Nihat Ergün'ün bile dikkatini çekmiş, 'o kadar altın kazansam, bir daha olimpiyatlara katılmam' eleştirisinde bulunmuştur. Ödül sistemi bu kadar cazip kılınırken, dopingle mücadeleye bu kadar bütçe ayrılmıyor. Hükümet bu konuda yetersiz kalmıştır. Vakaların karşısında Bakan seyirci kalıyor. 2020 Olimpiyatlarını bunun sonucu olarak kaybettik. Dopingde Bakan ve Hükümet sınıfta kaldı" dedi.
BDP grubu adına söz alan Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, gençlik ve sporla ilgili sorunların gerektiği gibi tartışılamadığını belirterek, Türkiye'nin son yıllarda spor alanında ciddi sansasyonlar yaşadığını; önce şike, sonra doping iddialarının ülkenin dış dünyadaki itibarını zedelediğini savundu.
Türkiye'nin sahip olduğu genç nüfusa yönelik master planı olmadığını, spor tesislerinin yüzde 20 verimle çalıştığını anlatan Tan, geniş kitlelerin spor yapmasını sağlayacak organizasyon ve çalışma yapılmadığını ileri sürdü. Tan, Türkiye'nin önünde iki önemli skandalın şike ve doping olduğunu ifade ederek, şike konusunda spor kulüplerinin cezalandırıldığını, Türkiye'nin suçunun sabitlendiğini savundu.
Tan, Türkiye'nin en eski kurumu olan ve 652. kez gerçekleştirilen Kırkpınar güreşlerinde altın kemer alan sporcunun doping aldığının tespit edildiğinin altını çizerek, "Biz böyle bir kurumun namusuna sahip olamıyorsunuz. Aynı şekilde Mersin'de Akdeniz Oyunları'nda halterde 8 sporcumuz doping yaptığından dolayı cezalandırıldı. Dünyayı çağırdınız olimpiyatta, kendi sporcularınıza sahip olamıyorsanız başkasına ne diyeceksiniz? Topyekun sporun sorunlarıyla ilgili bir Meclis Araştırması açılsın. Kürt sorununu, Aleviliği, Diyanet İşleri Başkanlığı'nı, siyasi konuları tartışamıyoruz. Hiç olmazsa sporu tartışalım. En azından gençliğimizi, geleceğimizi kurtaralım" dedi.
MHP Grubu adına Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, AK Parti grubunu işaret ederek, "İnanıyorum ki bu gensoru sonucu Bakan, 'ben bu görevi yapamıyorum' deyip siz milletvekillerini kurtaracaktır. Bakanlıkta birşey yapılmıyor demeyeceğim. Ama kaynaklar yerinde ve etkin kullanılıyor mu, yoksa çarçur edilip, birilerine peşkeş mi çekiliyor? Bakan, kaynakları hercümerç etmektedir. Bakan'a gönderdiğimiz bilgi ve belgeler, Teftiş Kurulu'nda işleme alınmıyor" diye konuştu.
Türkiye'deki sistemin hataları ve eksikliklerinden yararlananların kollanıp korunduğunu ileri süren Uzunırmak, şunları söyledi:
"İddialara, mahkeme kararlarına rağmen federasyon yönetimleri korunup kollanıyorsa, soruşturma açılmıyorsa, soruşturmalar saptırılıyorsa, şikayetçiler baskı altına alınıyor, disiplin soruşturmasına uğratılıyorsa; bu bakanlık artık dayanılamaz işkence haline gelmiştir. Buradan kurtulmak lazım. Sayın Bakan, antrenör Mustafa Gürsoy size ihbarlarda bulundu, ses kayıtlarını dinletti. Bunlara rağmen Bakan, zamanında teftişi harekete geçirmedi. Antrenör basın toplantısı düzenledikten sonra bile harekete geçirilmedi. Biz konuyu burada gündeme getirdikten sonra Teftiş Kurulu Başkanı, buradan çıktı, antrenörü tehdit etti, 'Bakan'a şu gün bilgi verdim diyeceksin' dedi.
Türkiye bütün alanlarda skandallarla anılan ülke olduğu gibi Bali'de tekvando yarışlarında yine bir skandala imza atmıştır. Türkiye yarışlara katılacak sporcuların listesini bildirmiştir. Elif Soytürk Akın yarışmacı olarak bildirilmiş, kuralara katılmıştır, daha sonra bu sporcuyla ilgili yarışmaya bir gün kala boyun fıtığı tespit edilmiş, doktor raporu alınarak yarışmalardan men edilmiş, yerine Elif Aybüke Yılmaz katılmışır. Kuralarda ve skorbordlarda Elif Soytürk Akın'ın adı geçmektedir. İkisinin de adı Elif...Sporcuların seçimi, bir takım takım taleplerle, rüşvete dayalı mı yapılıyor? Cumhuriyet tarihinin en büyük ödülleri verilmiştir. Kaynakları israf ediyorsanız, bana Türk sporunu doğru yönettiğinizi söyleyemezsiniz. Türk sporu doğru yönetilememektedir. Spor Bakanlığı keşmekeşin içindedir. Şikeden, dopinge, sporda skandallara varıncaya kadar gelinen nokta sporun yönetilemediğidir. Yapılması gereken görevden ayrılmanızdır. "
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
AK Parti Karabük Milletvekili Osman Kahveci, ağaçlandırma çalışmalarıyla ilgili gündemdışı konuşmasında, Türkiye'nin orman yönünden zengin olmadığını belirterek, Hükümet'in başta iklim değişikliğiyle mücadele olmak üzere ormanların korunması ve ağaçlandırma konusunda önemli çalışmalar yaptığını söyledi.
Kahveci'nin gündemdışı konuşmasına Hükümet adına yanıt veren Orman ve Su İşleri Bakanı Eroğlu, dünyada orman varlığı azalırken Türkiye'de arttığını ifade etti. Eroğlu, erozyon riski yüksek oğrafyada bulan Türkiye'nin son yıllardaki ağaçlandırma çalışmalarıyla orman varlığını artırma gayretinde olduğuna işaret ederek, yaplan çalışmalar sonucu 2002 yılında 20,8 milyon hektar olan orman varlığı 2012 yılı 21,7 milyon hektara çıkarılmıştır. Son 11 yılda 3 milyon 691 bin hektarlık alanda çalışma yapılarak, ülkeye 9 milyon dekar yeni orman alanı kazandırılmıştır. Türkiye; alan ve ağaç olarak orman servetini artıran ülke olma gururunu yaşıyor" dedi.
Ormanların yaklaşık yüzde 7'sinin sertifikalı hale getirildiğini belirten Eroğlu, yapılan ağaçlandırma ve bakım çalışmalarıyla odun servetinin arttığını vurguladı. Eroğlu, 2008-2012 yılları arasında gerçekleştirilen Türkiye'de ağaçlandırma ve erozyon milli seferberliğinin başarılı olduğunu, 2 milyon 300 bin hektar alanda çalışma yapacaklarını ve 2 milyar fidanı toprakla buluşturacaklarını ilan ettiklerini, bu hedefi aşarak 2 milyon 419 bin hektara ulaştıklarını söyledi.
AOÇ, kışlalar, yol kenarları, okul ve hastane bahçeleri, ibadethane ve mezarlıklara fidan dikildiğini ifade eden Eroğlu, fidan üretiminde rekor kırdıklarını, geçmiş yıllarda yılda ortalama 70-75 milyon fidan üretilirken geçen yıl bu rakamı 470 milyona çıkardıklarını, tüm belediyeler proje getirdiği zaman ücretsiz fidan tahsis ettiklerini anlattı.
Eroğlu, "Türkiye'de fidan borsası yok. Sapanca Gölü civarında fidan borsası kuruyoruz. Bu yıl sonunda kurulmuş olacak" dedi.
Üç ayrı eylem planı ile ağaçlandırma ve erozyon kontrolünü artıracaklarını anlatan Eroğlu, orman teşkilatının büyük başarılara imza attığını, üniversite kampüslerini ağaçlandırma seferberliği başlattıklarını, KKTC'deki kampüslere de 63 bin adet fidan dikme kararı verdiklerini söyledi.
GAP, DAP, KOP, DOKAP gibi bölgesel kalkınma projelerinin kalkınmada önemli rol oynadığına işaret eden Eroğlu, "GAP'da, enerjide büyük ölçüde yatırımlar tamamlandı. Ilısu Barajı kaldı; bunun da yüzde 65'i fiziki olarak gerçekleşti. Bu baraj tamamlandığında sadece enerji değil, aynı zamanda Dicle Barajı vasıtasıyla o bölgedeki toprakları sulayacaktır. Sulamada 2012-2013 yılını GAP'ta hamle yılı ilan ettik. Şu ana kadar sulanan alan 378 bin hektara ulaştı. Barajlar büyük ölçüde tamam, ana kanalların büyük bölümünü de tamamladık. Çünkü esas zor olan bu... Atatürk Barajı'ndan aldığımız suyu ana iletim hattıyla, dünyanın en uzun sulama tüneliyle, Suruç Ovası'na intikal ettiriyoruz. Bunun da yüzde 90'ı tamamlandı. Suruç Ovası'nı sulayacağız. DAP doludizgin devam ediyor. Trakya Gelişim Projesi ile Trakya hayat bulacak. Ergene'yi de biz kurtaracağız" diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ve bazı MHP milletvekilleri, Bakan Eroğlu'nun doğru bilgi vermediğini belirterek, sözlerine itiraz etti. Başkanvekili Akşener, milletvekillerine, "Boşuna uğraşmayın, sinirlenmiyor" dedi.
Öte yandan, MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, maden işçilerinin sorunlarıyla ilgili gündemdışı konuşmada, madencilerin yaptıkları iş ve olumsuz çalışma koşulları nedeniyle sağlık sorunları yaşadığını, ücretlerinin düşük olduğunu, sektörde taşeronlaşmanın yaygın olduğunu söyledi.
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mine Lök Beyaz da bölgesel kalkınma projeleriyle ilgili gündemdışı konuşmasında, "Amacımız Diyarbakır'ı Türkiye Cumhuriyeti'nin marka kentleri haline getirmek; gizli hazine olan Diyarbekir'i ortaya çıkarmaktır. Dünyada eşi benzeri olmayan surlarla kent, açıkhava müzesi haline gelecektir" dedi.
MHP Hatay Milletvekili Şefik Çirkin, Türkiye'nin, El-Kaide'nin Türkmenler'e yönelik saldırıları karşısında sessiz kaldığını öne sürdü.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin, Suriye'deki savaş ortamında kaynaklanan terör örgütlerinin, Suriyeli Türkmenler'e yönelik saldırıları ile ilgili araştırma önergesinin gündeme alınmasına ilişkin grup önerisi görüşüldü.
Öneri üzerine MHP Grubu adına söz alan Çirkin, El-Kaide'nin Türkmenler'e yönelik saldırıları karşısında Türkiye'nin sessiz kaldığını, bunun "kişiliksiz ve samimiyetsiz" bir dış politikanın göstergesi olduğunu ileri sürdü.
Türkmenler'in insafsız saldırılara maruz kaldığını belirten Çirkin, "Bu saldırılarla ilgili olarak kamuoyunda infiale yol açmamak için bildiklerimizi söylemiyoruz. El-Kaide, dünyadaki en vahşi terör örgütüdür. Oradaki Türkmenler Osmanlı torunlarıdır. Bize emanettir. Dışişleri Bakanı ne iş yapar, nerelerde gezer? Onların yiyecekleri, giyecekleri bile yok" diye konuştu.
BDP Muş Milletvekili Demir Çelik, Suriye'deki savaşın, küresel emperyalizmin çıkarları doğrultusunda ortaya çıktığını söyledi. Çelik, Ortadoğu'da 100 yıldır devam eden bu savaşların, halkların kendi kendilerini yönetemedikleri sürece bundan sonra da devam edeceğini dile getirdi.
İktidarın dış politikasını eleştiren Çelik, "sıfır sorun" denilmesine rağmen, Türkiye'nin çatışmadığı komşusu kalmadığını ileri sürdü.
Demir Çelik, Suriye'de El-Nusra, El-Kaide örgütlerine kimlerin lojistik destek sağladıkları, kimlerin bu örgütlere destek verdiğinin açığa çıkarılması gerektiğini ifade etti.
CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, iktidarın, Suriye'deki Türkmenler'i yalnız bıraktığını öne sürdü. Tezcan, hükümetin penceresinden bakıldığında El-Nusra'yı savunmanın mubah olduğu, karşı mücadele vermenin ise suç olduğunu iddia etti.
Türkiye'de 500 binden fazla Suriyeli sığınmacı için 2 milyar liranın üzerinde harcama yapıldığını belirten Tezcan, "Bugün bir muharip gazimizin aldığı maaş 360 lira. Suriyeli bir sığınmacıya verilen aylık ücret ise 400 dolar. İktidarın meseleye baktığı pencere budur" dedi.
AK Parti Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu, iktidarın Suriye politikasının Türkiye'nin milli değerlerine uygun bir politika olduğunu söyledi. Kavaklıoğlu, "Diz çöken bir politika izlemediğimiz için eleştiriliyoruz" dedi.
Suriye'deki Türkmenler'in de rejimin zulmüne maruz kaldığını anlatan Kavaklıoğlu, iktidar olarak her zaman Türkmenler'in yanında olduklarını, gerekli önlemlerin alınması için her türlü girişimde bulunulduğunu dile getirdi. Kavaklıoğlu, "Türkmen kardeşlerimizin bu durumu karşısında sessiz kalmamız düşünülemez. Her şartta yanlarında olduk. Suriyeli Türkmenler'in çektiklerini yüreğimizin derinliğinde hissediyoruz. Onların acılarını dindirmek için elimizden gelen gayreti sarf ediyoruz" diye konuştu.
MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, öğretmenlerin sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinin görüşülmesini içeren grup önerisi kabul edilmedi.
CHP; TBMM Danışma Kurulu'nda toplanamadığı için önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneri üzerinde konuşan CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, 23 Kasım'da sorunlarını dile getiren öğretmenlerin gaz saldırısına uğradığını, şiddete maruz kaldığını belirterek, 11 yılda iktidarın, öğretmenlerin hiçbir sorununu çözmediğini savundu.
Dershaneleri kapatma tartışması yaşanırken, okullarda eğitim kalitesini yükseltecek önlemlerin alınıp alınmadığını soran Havutça, "Şimdi bir hesaplaşma, inatlaşma içinde dershaneleri kapatacağınızı söylüyorsunuz. Dershanelerde şu anda 53 bin öğretmen var. Siz 300 bin öğretmeni atayamazken, bu sorunu nasıl halledeceksiniz? Öğretmene siyaset yasak; ama kasaplara, manavlara, işçilere serbest..." dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Hüseyin Bürge, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, uzun yıllar öğretmenlik yaptığını ve onların durumunu en iyi bilen kişilerden biri olduğunu belirterek, iktidarları döneminde eğitimde "devrim" niteliğinde çalışmalar yapıldığını söyledi. İktidarları döneminde MEB bütçesinin her yıl ciddi oranda artırılarak en yüksek bütçeli bakanlık haline geldiğini savunan Bürge, okullaşma oranında da ciddi artış olduğunu kaydetti.
MHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut, öneri lehindeki konuşmasında, "öğretmen para için bu işi yapmaz" diyen bir zihniyetin 11 yıllık iktidarları döneminde milli eğitim sistemini yaz boz tahtasına çevirdiğini, üniversitelerden bakanlığa getirilen bürokratların dayattıklarıyla sistemin içinden çıkılmaz hale geldiğini ileri sürdü.
AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, "Böyle geniş kitlenin hizmet alımında elbette sorunları var ama kimse Türkiye'de eğitime yapılan yatırımın, bütçeden alınan payın 2002'den kötü olduğunu iddia edemez. Öğretmen maaşları, derslik sayıları buna örnektir" dedi.
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Bşkanvekili Engin Altay, "23 Kasım'da öğretmenlere yaptığınız zulüm, kepazelik karşısında onların sorunlarını Meclis'e taşımasaydık ayıp ederdik. İçişleri Bakanı buraya gelip kendisini yetiştiren ilkokul öğretmeninden özür dilemeli" diye konuştu.
Altay, bütçeden milli eğitim yatırımlarına ayrılan payın AK Parti iktidarında düştüğünü söyledi.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal da sataşma gerekçesiyle söz alarak, AK Parti iktidarının 2002 yılını kendisine milat aldığını ve önceki dönemi yok saydığını belirterek, "2002 yılında iki deprem olması ve iki ciddi kriz yaşamamıza rağmen o zaman MEB'e verilmiş bütçe, sizin bu bütçenizde yarının da altına düşmüştür. Siz öğretmene gazla, tozla, cilayla muamele yaparsınız, Milliyetçi Hareket gelecek nesillerin mimarları olarak bakar" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın ise bütçeden MEB'e en büyük payın aktarıldığını ifade ederek, "Öğretmenleri önemsiyoruz, değer veriyoruz. Öğretmen sayısının yarısından fazlası, bu iktidar döneminde alındı, alınmaya da devam edecek. Bütçelerde inanılmaz artış var. İmkanlar artıkça milli eğitim payını artırmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Öte yandan, Başkanvekili Meral Akşener, önerinin görüşmelerinde Genel Kurul'da uğultu olduğunu ve konuşmacıyı dinlemekte zorluk çektiklerini ifade eden CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'ya, "Fi tarihinde zaptiye nazırlığı yaptım ama burada yapamam" karşılığını verdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, öğretmenlerin sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinin görüşülmesini içeren grup önerisi kabul edilmedi.
CHP; TBMM Danışma Kurulu'nda toplanamadığı için önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneri üzerinde konuşan CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, 23 Kasım'da sorunlarını dile getiren öğretmenlerin gaz saldırısına uğradığını, şiddete maruz kaldığını belirterek, 11 yılda iktidarın, öğretmenlerin hiçbir sorununu çözmediğini savundu.
Dershaneleri kapatma tartışması yaşanırken, okullarda eğitim kalitesini yükseltecek önlemlerin alınıp alınmadığını soran Havutça, "Şimdi bir hesaplaşma, inatlaşma içinde dershaneleri kapatacağınızı söylüyorsunuz. Dershanelerde şu anda 53 bin öğretmen var. Siz 300 bin öğretmeni atayamazken, bu sorunu nasıl halledeceksiniz? Öğretmene siyaset yasak; ama kasaplara, manavlara, işçilere serbest..." dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Hüseyin Bürge, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, uzun yıllar öğretmenlik yaptığını ve onların durumunu en iyi bilen kişilerden biri olduğunu belirterek, iktidarları döneminde eğitimde "devrim" niteliğinde çalışmalar yapıldığını söyledi. İktidarları döneminde MEB bütçesinin her yıl ciddi oranda artırılarak en yüksek bütçeli bakanlık haline geldiğini savunan Bürge, okullaşma oranında da ciddi artış olduğunu kaydetti.
MHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut, öneri lehindeki konuşmasında, "öğretmen para için bu işi yapmaz" diyen bir zihniyetin 11 yıllık iktidarları döneminde milli eğitim sistemini yaz boz tahtasına çevirdiğini, üniversitelerden bakanlığa getirilen bürokratların dayattıklarıyla sistemin içinden çıkılmaz hale geldiğini ileri sürdü.
AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, "Böyle geniş kitlenin hizmet alımında elbette sorunları var ama kimse Türkiye'de eğitime yapılan yatırımın, bütçeden alınan payın 2002'den kötü olduğunu iddia edemez. Öğretmen maaşları, derslik sayıları buna örnektir" dedi.
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Bşkanvekili Engin Altay, "23 Kasım'da öğretmenlere yaptığınız zulüm, kepazelik karşısında onların sorunlarını Meclis'e taşımasaydık ayıp ederdik. İçişleri Bakanı buraya gelip kendisini yetiştiren ilkokul öğretmeninden özür dilemeli" diye konuştu.
Altay, bütçeden milli eğitim yatırımlarına ayrılan payın AK Parti iktidarında düştüğünü söyledi.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal da sataşma gerekçesiyle söz alarak, AK Parti iktidarının 2002 yılını kendisine milat aldığını ve önceki dönemi yok saydığını belirterek, "2002 yılında iki deprem olması ve iki ciddi kriz yaşamamıza rağmen o zaman MEB'e verilmiş bütçe, sizin bu bütçenizde yarının da altına düşmüştür. Siz öğretmene gazla, tozla, cilayla muamele yaparsınız, Milliyetçi Hareket gelecek nesillerin mimarları olarak bakar" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın ise bütçeden MEB'e en büyük payın aktarıldığını ifade ederek, "Öğretmenleri önemsiyoruz, değer veriyoruz. Öğretmen sayısının yarısından fazlası, bu iktidar döneminde alındı, alınmaya da devam edecek. Bütçelerde inanılmaz artış var. İmkanlar artıkça milli eğitim payını artırmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Öte yandan, Başkanvekili Meral Akşener, önerinin görüşmelerinde Genel Kurul'da uğultu olduğunu ve konuşmacıyı dinlemekte zorluk çektiklerini ifade eden CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'ya, "Fi tarihinde zaptiye nazırlığı yaptım ama burada yapamam" karşılığını verdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, "doping olaylarını önlemede yetersiz kaldığı ve Türkiye'yi küçük düşürdüğü" iddiasıyla Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmeler başladı.
Genel Kurul'da, AK Parti'nin, Meclis'in çalışma takvimine ilişkin grup önerisi kabul edildi. Buna göre, uluslararası anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair 9 kanun tasarısı, gündemin ön sıralarına alındı.
Daha sonra CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun, koruculuk sisteminin kaldırılması ile ilgili kanun teklifinin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önerisi görüşüldü. Öneri kabul edilmedi.
Genel Kurul'da, CHP'nin, "doping olaylarını önlemede yetersiz kaldığı ve Türkiye'yi küçük düşürdüğü" iddiasıyla Gençlik ve Spor Bakanı Kılıç hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelere geçildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç hakkındaki gensorunun görüşmelerinde söz alan muhalefet milletvekilleri, dopingle mücadelede yetersiz kalındığını ifade etti.
CHP Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu, önerge sahibi olarak yaptığı konuşmada, dünyada dopingli sporcuların yüzde 1,5 iken, Türkiye'de bunun yüzde 15'e yaklaştığını belirterek, Türk sporunun tarihinde görülmemiş biçimde doping olaylarıyla sarsıldığını söyledi. 2012 yılında 25 olan dopingli sporcu sayısının bu yılın ilk 6 ayında 120'ye yükseldiğini anlatan Canalioğlu, ilk sırada atletizm, ikinci sırada halterin geldiğini kaydetti.
Bakan Kılıç dönemindeki doping olaylarındaki artışın dikkat çekici olduğunu ifade eden Canalioğlu, Akdeniz oyunları, Kırkpınar güreşleri ve son olarak Cumhurbaşkanlığı bisiklet yarışında doping vakalarının görüldüğünü belirtti.
Canalioğlu, ödül yönetmeliğine dikati çekerek, "Ödüllerin cazibesi Sanayi Bakanı Nihat Ergün'ün bile dikkatini çekmiş, 'o kadar altın kazansam, bir daha olimpiyatlara katılmam' eleştirisinde bulunmuştur. Ödül sistemi bu kadar cazip kılınırken, dopingle mücadeleye bu kadar bütçe ayrılmıyor. Hükümet bu konuda yetersiz kalmıştır. Vakaların karşısında Bakan seyirci kalıyor. 2020 Olimpiyatlarını bunun sonucu olarak kaybettik. Dopingde Bakan ve Hükümet sınıfta kaldı" dedi.
BDP grubu adına söz alan Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, gençlik ve sporla ilgili sorunların gerektiği gibi tartışılamadığını belirterek, Türkiye'nin son yıllarda spor alanında ciddi sansasyonlar yaşadığını; önce şike, sonra doping iddialarının ülkenin dış dünyadaki itibarını zedelediğini savundu.
Türkiye'nin sahip olduğu genç nüfusa yönelik master planı olmadığını, spor tesislerinin yüzde 20 verimle çalıştığını anlatan Tan, geniş kitlelerin spor yapmasını sağlayacak organizasyon ve çalışma yapılmadığını ileri sürdü. Tan, Türkiye'nin önünde iki önemli skandalın şike ve doping olduğunu ifade ederek, şike konusunda spor kulüplerinin cezalandırıldığını, Türkiye'nin suçunun sabitlendiğini savundu.
Tan, Türkiye'nin en eski kurumu olan ve 652. kez gerçekleştirilen Kırkpınar güreşlerinde altın kemer alan sporcunun doping aldığının tespit edildiğinin altını çizerek, "Biz böyle bir kurumun namusuna sahip olamıyorsunuz. Aynı şekilde Mersin'de Akdeniz Oyunları'nda halterde 8 sporcumuz doping yaptığından dolayı cezalandırıldı. Dünyayı çağırdınız olimpiyatta, kendi sporcularınıza sahip olamıyorsanız başkasına ne diyeceksiniz? Topyekun sporun sorunlarıyla ilgili bir Meclis Araştırması açılsın. Kürt sorununu, Aleviliği, Diyanet İşleri Başkanlığı'nı, siyasi konuları tartışamıyoruz. Hiç olmazsa sporu tartışalım. En azından gençliğimizi, geleceğimizi kurtaralım" dedi.
MHP Grubu adına Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, AK Parti grubunu işaret ederek, "İnanıyorum ki bu gensoru sonucu Bakan, 'ben bu görevi yapamıyorum' deyip siz milletvekillerini kurtaracaktır. Bakanlıkta birşey yapılmıyor demeyeceğim. Ama kaynaklar yerinde ve etkin kullanılıyor mu, yoksa çarçur edilip, birilerine peşkeş mi çekiliyor? Bakan, kaynakları hercümerç etmektedir. Bakan'a gönderdiğimiz bilgi ve belgeler, Teftiş Kurulu'nda işleme alınmıyor" diye konuştu.
Türkiye'deki sistemin hataları ve eksikliklerinden yararlananların kollanıp korunduğunu ileri süren Uzunırmak, şunları söyledi:
"İddialara, mahkeme kararlarına rağmen federasyon yönetimleri korunup kollanıyorsa, soruşturma açılmıyorsa, soruşturmalar saptırılıyorsa, şikayetçiler baskı altına alınıyor, disiplin soruşturmasına uğratılıyorsa; bu bakanlık artık dayanılamaz işkence haline gelmiştir. Buradan kurtulmak lazım. Sayın Bakan, antrenör Mustafa Gürsoy size ihbarlarda bulundu, ses kayıtlarını dinletti. Bunlara rağmen Bakan, zamanında teftişi harekete geçirmedi. Antrenör basın toplantısı düzenledikten sonra bile harekete geçirilmedi. Biz konuyu burada gündeme getirdikten sonra Teftiş Kurulu Başkanı, buradan çıktı, antrenörü tehdit etti, 'Bakan'a şu gün bilgi verdim diyeceksin' dedi.
Türkiye bütün alanlarda skandallarla anılan ülke olduğu gibi Bali'de tekvando yarışlarında yine bir skandala imza atmıştır. Türkiye yarışlara katılacak sporcuların listesini bildirmiştir. Elif Soytürk Akın yarışmacı olarak bildirilmiş, kuralara katılmıştır, daha sonra bu sporcuyla ilgili yarışmaya bir gün kala boyun fıtığı tespit edilmiş, doktor raporu alınarak yarışmalardan men edilmiş, yerine Elif Aybüke Yılmaz katılmışır. Kuralarda ve skorbordlarda Elif Soytürk Akın'ın adı geçmektedir. İkisinin de adı Elif...Sporcuların seçimi, bir takım takım taleplerle, rüşvete dayalı mı yapılıyor? Cumhuriyet tarihinin en büyük ödülleri verilmiştir. Kaynakları israf ediyorsanız, bana Türk sporunu doğru yönettiğinizi söyleyemezsiniz. Türk sporu doğru yönetilememektedir. Spor Bakanlığı keşmekeşin içindedir. Şikeden, dopinge, sporda skandallara varıncaya kadar gelinen nokta sporun yönetilemediğidir. Yapılması gereken görevden ayrılmanızdır. "
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
