2010-05-25 - 13:12
AK PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI...
Partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''CHP'de olanın statükoculuğun popülizme kaymasından başka bir şey olmadığını'' söyledi.
Partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, ''CHP'de olanın statükoculuğun popülizme kaymasından başka bir şey
olmadığını'' söyledi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, İstanbul'un
fethinin 557. yıldönümünü kutladı, Necip Fazıl Kısakürek'e ölümünün 27. yıldönümü
dolayısıyla rahmet diledi.

Zonguldak'taki maden kazasında ölen işçiler için başsağlığı dileyen
Erdoğan, kaza nedeniyle insafsız eleştiriler yapıldığını belirtti. Erdoğan,
acının istismar edildiğini söyleyerek, ''Herkes cibilliyetinin gereğini yapıyor''
dedi. Dünyanın bütün ülkelerinde bu tür kazaların olduğunu kaydeden Erdoğan,
Türkiye'de daha önce yaşanan kazalarla ilgili bilgiler verdi. Erdoğan, ''Kimse
acılar üzerinden oy avcılığına çıkmasın, istismara kalkışmasın'' diye konuştu.
Erdoğan, daha yoğun tedbir ve denetimle kazaların minimize edileceğini
kaydetti.

CHP kurultayına da değinen Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları
şöyle:

''-Zihniyetin bir katre dahi değişmediği ortaya çıktı. Bu vesileyle iki
tür medya türedi: Candaş medya, yoldaş medya. Çok yoğun mesai sarf ettiler. Medya
egemenliği milletin egemenliği karşısında her zaman avucunu yalayacaktır.
Medyanın nasıl alkış tuttuğunu gördük.

CHP'de olan statükoculuğun popülizme kaymasından başka bir şey değildir.
Tenekeyi istediğiniz kadar altın rengine boyayın teneke kalacaktır. 'Cek, cak'lı
söylemlerin bir adım sonrası Kayseri'ye deniz getirme vaadidir.

Yaşanan her olayda cilaların döküldüğünü göreceksiniz. Manşetle gelen
manşetle gider. Bunu unutmayın. Sabah rüzgarıyla gelen akşam rüzgarıyla gider.
Yelkenleri manşetlerle şişenler açık denize çıkınca alabora olurlar.''

Kendi partisinin kurultaya davet edilmemesini ''nezaketsizlik'' olarak
niteleyen Erdoğan, ''Biz davet edilmediğimiz yere gitmeyiz. Davet edilen eve
gideriz'' dedi.

Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nu tebrik için aramayacağını da söyledi.

Başbakan Erdoğan, bu akşam başlayacağı Güney Amerika gezisi hakkında da
bilgi verdi.


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan, Zonguldak'taki grizu faciası gibi acı hadiseler esnasında en son
yapılacak şeyin; hesap sormak, yargısız infaz yapmak ve birilerini suçlu ilan
etmek olacağını belirterek, ''Devlet ciddiyeti önce kazazedeleri kurtarmayı sonra
yaraları telafi etmeyi sonra idari ve hukuki inceleme ve işlemi başlatmayı
gerektirir'' dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmaya,
İstanbul'un fethinin 557., Necip Fazıl Kısakürek'in de ölümünün 27. yıldönümüne
değinerek başladı.

İstanbul'un fethiyle yeni bir çağın kapılarının aralandığını, karanlık
bir çağın kapandığını ve aydınlık bir çağa geçiş olduğunu belirten Erdoğan,
''Fatih'in ve onun kahraman askerlerinin ve şehitlerimizin bu en büyük emanetine
hakkıyla sahip çıktık ve çıkmaya da devam ediyoruz. Fethin 557. yıldönümü
dolayısıyla Sultan Fatih'e bu toprakları bize vatan kılan tüm şehitlerimize,
gazilerimize de minnet borcumuzu bir kez daha ifade ediyor, hepsinden Allah razı
olsun, Allah rahmetini esirgemesin diyoruz'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, bugünün ayrıca Necip Fazıl Kısakürek'in ''hakka
yürüyüşünün'' yıldönümü olduğunu hatırlatarak, ''Zaman gerçekten su gibi akıp
gidiyor'' dedi. Tam 27 yıl önce 25 Mayıs günü nakış nakış işlediği mücadele dolu
hayatını ''üstadın sahibine iade ettiğini'' anlatan Erdoğan, Kısakürek'in
şiirinden dizeler okudu. Erdoğan'ın okuduğu Kısakürek şiiri şöyle:

''Gideriz, nur dolu izde gideriz/Taş bağırda sular dizde gideriz/Bir gün
akşam olur biz de gideriz/Kalır dudaklarda şarkımız bizim...''

Zonguldak'tan gelen haberin yürekleri dağladığını ifade eden Erdoğan,
şunları söyledi:

''Milletimizi şüphesiz üzüntüye sevk etti. Grizu patlaması ve ardından
meydana gelen göçük sonrasında 28 kardeşimizin cesedi çıkarıldı. 2 kardeşimizin
bulunması için de çalışmalar aralıksız devam ediyor. Aramızdan ayrılan
kardeşlerimizi bir kez daha rahmetle yadediyor, bir kez daha ailelerinin,
yakınlarının, ülkemizin ve milletimizin başı sağolsun diyorum.

Henüz olay sıcaklığını korurken, kazanın nedenleri tespit edilmeden
değerli bakan arkadaşlarım, 'öncelikli gayemiz göçük altında kalan canlarımızı
kurtarmaktır' diyerek, orada yoğun bir şekilde çalışırken birileri de insafsız
eleştiri oklarını bize yağdırıyordu.

Böyle acı hadiseler esnasında en son yapılacak şey; hesap sormak,
yargısız infaz yapmak, birilerini suçlu ilan etmektir. Devlet ciddiyeti önce
kazazedeleri kurtarmayı sonra yaraları telafi etmeyi sonra idari ve hukuki
inceleme ve işlemi başlatmayı gerektirir. İnsaniyetin gereği de önce suçlu aramak
değil, önce insanları kurtarmaktır. Bu ortamda bizim sarf ettiğimiz sözler,
acıları, sıkıntıları paylaşmaya, sabır ve sükuneti sağlamaya dönüktür. Bu tür
kazaların madenciliğin kaderinde olduğuna dair sözlerim, işin tabiatı gereği bu
tür sıkıntıların yaşanabildiğine dairdir. Ortada bir kusur, ihmal, yanlış varsa
bunu örtmeye, küçümsemeye yönelik değildir. Nitekim olayla ilgili merciler her
türlü incelemeyi, soruşturmayı en ince ayrıntısıyla yapmaktadırlar. Hukukun
gereği neyse o yapılmaktadır. Bundan herkes emin olmalıdır.''

Ancak, her zaman yapıldığı gibi bir kez daha acının, elemin, kederin
istismar edildiğine, siyasi propaganda malzemesine dönüştürülmek istendiğine
şahit olduklarını anlatan Başbakan Erdoğan, ''Herkes cibilliyetinin gereğini
yapıyor, ondan hiç şüpheniz olmasın. Onlar bunu da yapmaya devam edecekler her
zaman. Bir kez daha söylüyorum; ne Türkiye'de ne de dünyada ilk kez bir grizu
faciası yaşanıyor. ABD'de, Çin'de, Rusya'da, Almanya'da daha son zamanlarda büyük
kazalar yaşandı. Rusya'da iki hafta önce 9 Mayıs'ta art arda gelen grizu
patlamalarında 50'den fazla işçi ve kurtarma ekibi hayatını kaybetti. Şu anda
dahi 20'ye yakın işçinin cesedi bulunabilmiş değil'' diye konuştu.

Erdoğan, konuşmasında Türkiye'de daha önce yaşanan grizu facialarından
örnekler verdi. Bu örnekleri o dönemin iktidarını suçlamak için değil, işin kısa
geçmişini ortaya koymak için vereceğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

''1990'de Amasya Merzifon'da 68 işçimizi kaybettik. 1992'de Zonguldak TTK
Kozlu işletmesinde tam 263 işçimizi kaybettik. Taşeron yapmıyordu o işleri TTK...
Bakın bunu söylüyorum. Ama bu ülkede aşırı uçlar, taşeron deyip, aman yarabbim,
onda olduğu zaman işte buyur, TTK... İktidarda hangi partiler vardı? DYP-SHP
hükümeti. Yani bugünün CHP'si o gün iktidardaydı. 1995'te Yozgat Sorgun'da 40
kişi hayatını kaybetti. Aynı şekilde iktidarda DY-SHP koalisyonu vardı. Yani
bugünün CHP'si... 1999-2002 arasında 4 ayrı patlamada 54 işçimizi kaybettik.
İktidarda DSP-MHP-ANAP koalisyonu vardı. O iktidarları eleştirmek için bunları
söylemiyorum. Ama bazı gerçeklerin bilinmesi için söylüyorum. Kimse acılar
üzerinden, ölen işçi kardeşlerimiz üzerinden oy avcılığına çıkmasın, istismara
kalkışmasın.

Biz iktidara gelinceye kadar bu ülkede çalışma hayatının, endüstri
ilişkilerinin nasıl içler acısı durum arz ettiğini hepiniz biliyorsunuz. Birçok
kronik meseleye neşter vurduk. Zorunlu tasarruf gibi, konut edindirme yardımı
gibi, asgari ücret, emekli maaşları, ekonomik sosyal konsey, sosyal güvenlik gibi
on yıllardır konuşulan tartışılan ama çözüm üretilemeyen meselelere biz cesaretle
çözüm ürettik. Bütün bu sorunlar, bizden önceki son 20 yılın, 30 yılın, 40 yılın
birikmiş sorunlarıydı. Bu ülkede sorumsuzca, popülist politikalarla ihmal edilmiş
ve adeta kördüğüm olmuş meselelere biz el attık.''

''Bugün işçi dostuymuş gibi işçiyi, emekçiyi, yoksulu, emekliyi istismar
politikalarına malzeme edenlerin hem zihniyetleriyle hem yaptıklarıyla geçmişte
bu kesimleri nasıl inim inim inlettiğini benim milletim unutmadı'' diyen Erdoğan,
''Ne dediler? 'O ne veriyorsa ben iki katını veriyorum' dediler. Bu zihniyeti
biliyoruz değil mi? '5 katını veriyorum diyenler' çıktı ve kaşıkla verdiklerini
kepçeyle söke söke aldıklarını benim milletim unutmadı. Merkez Bankasının
acımazsızca karşılıksız para bastığını benim milletim unutmadı. Bu basılan
paralar nereden çıkıyordu? Benim çitçimin, işçimin, memurumun cebindeki paranın
modern şekilde çalınmasıydı'' şeklinde konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, Anayasa değişikliğinde yetkinin artık millette olduğunu belirterek,
''Son sözü medya değil, millet söyleyecek. Mühür sahibi olarak bütün tartışmalara
son noktayı benim aziz milletim koyacak'' dedi.

Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, Anayasa
değişikliklerine değindi. Anayasa değişikliğindeki çalışmalarından ötürü
milletvekillerine bir kez daha teşekkür eden Erdoğan, ''Sizler bir kez daha tarih
yazdınız' diyerek, şöyle konuştu:

''Sizler, 1982 Darbe Anayasasında bugüne kadar yapılmış en kapsamlı ve
demokratik değişikliği gerçekleştirdiniz. Sizler, çetelere, mafyaya, hukuk
dışılığa boyun eğmediğinizi ve eğmeyeceğinizi bir kez daha gösterdiniz. Diğer
partiler kendi arkadaşlarına dahi güvenmezken, inanmazken, itaat noktasında
itimat edemezken, sizler, tüm iradenizle, tüm vicdanınızla Türkiye'ye yeni bir
ufuk çizdiniz. Sadece Anayasayı değiştirerek değil, dayanışmanızla,
kardeşliğinizle, milli ve beraberliğinizle de bir tarih yazdınız. Siyasi
tarihimizde en sıkı şekilde ülkü birliği yapmış, en sıkı şekilde kader birliği
yapmış parti grubu olarak isimlerinizi yazdırdınız. Siz görevinizi hakkıyla
yaptınız değerli arkadaşlarım. Siz, milletin 22 Temmuz'da bize yüklemiş olduğu
emaneti hakkıyla taşıdınız, o emanetin hakkını verdiniz. Şimdi artık yetki
milletimizde. Şimdi son sözü millet söyleyecek. Yine söylüyorum; medya değil,
millet söyleyecek. Son kararı millet verecek. Millet yegane mühür sahibi... Mühür
sahibi olarak bütün tartışmalara son noktayı benim aziz milletim koyacak.''

Erdoğan, bu süreçte kendilerinin de boş durmayacağını belirterek, ''YSK,
zorlama bir şekilde referandum süresinin 120 gün olduğu kararını verdi. Buna
takılmayacağız. Bunda da bir hayır vardır. Nitekim 12 Eylül'e isabet etmesi, en
büyük hayır oldu değil mi? 12 Eylül'ün 30. yıldönümü... Nitekim milletimiz,
Ramazan Bayramının hemen ertesinde ikinci bir bayramı yaşayacak. İki bayramı
inşallah bir arada kutlayacağız. 12 Eylül Anayasası, 12 Eylül'de, işte bu malum,
ağırlıklı yanlışlarından kurtulacaktır'' dedi.

Dağ taş dolaşacaklarını söyleyen Erdoğan, atletizmde start ve finişin çok
önemli olduğunu vurguladı. ''Startı iyi yapamazsanız işi başaramazsınız. Hem
startı hem finişi başarılı gerçekleştirirseniz, sonuç sizi rekora kadar
götürebilir'' diyen Erdoğan, kendilerinin startı iyi yaptığı inancını dile
getirdi. Erdoğan, önlerinde finişi de aynı şekilde başarıyla tamamlamanın
durduğunu kaydederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''İşte bu kadro, evel allah bu bayrak yarışında bunu gerçekleştirecek.
Milletvekilleriyle, teşkilatıyla, tüm belediye başkanlarıyla, il genel ve
belediye meclis üyeleriyle hep birlikte, dağ taş demeden, il il, ilçe ilçe,
mahalle mahalle, sokak sokak, hane hane dolaşacağız. Tek tek her vatandaşımıza
ulaşacağız. Anayasanın ekmeğimizle, emeğimizle, geleceğimizle yakından ilgili
olduğunu anlatacağız. Temel hak ve özgürlüklerle dört dörtlük yakından ilgili
olduğunu anlatacağız. Bu değişikliğin Türkiye'yi çok farklı bir kulvara
taşıyacağını anlatacağız. CHP, MHP, BDP'nin Mecliste nasıl ittifak yaptıklarını,
nasıl kader birliği yaptıklarını, nasıl omuz omuza vererek Türkiye'nin atılımı,
şahlanışı, değişimi önünde set çekmeye çalıştıklarını anlatacağız. Millet nasıl
olsa 'evet' oyu verecek diye arkadaşlar rehavet içinde olamayacağız. Sabırla,
dirayetle, hoşgörüyle, nazik bir dille, yapıcı bir üslupla milletimize
gideceğiz.''

Bu süreçte milletvekillerine bir kez daha görev düştüğüne işaret eden
Erdoğan, ''İllerimizi, ilçelerimizi, mahallelerimizi, tek tek köylerimizi sizleri
harekete geçirecek, tüm teşkilatımızı sizler bu noktada inşallah
aydınlatacaksınız. Ellerinize, bir çok malzemeler hazırlayıp vereceğiz. Bu
malzemeler teşkilatımızın da elinde olacak. Bunlarla birlikte yoğun bir gayretin,
çabanın içinde olacağız'' dedi.

Erdoğan, milletvekillerinden bir ricası daha olduğunu belirterek, TBMM
Genel Kurulu gündeminde bulunan çok önemli yasa tasarılarının yasalaşması
gerektiğini söyledi. Milletvekillerini, ''Haziran ayında yoğun bir gayrete davet
eden'' Erdoğan, şöyle konuştu:

''Anayasa müzakerelerinde nasıl bir gayreti ortaya koydunuz, nasıl
Meclisten hiç ayrılmadan, orada anında SMS'ler çaldığında hepiniz yerinizde o
görüntüyle beraber bulunduysanız, şu Haziran ayı içerisinde de aynı kararlılıkla
şu yasa tasarılarını hemen yasalaştıralım ve 1 Temmuz itibarıyla bu işi
bitirelim. Aksi takdirde, bu yasa tasarılarını bitirene kadar çalışmak zorunda
kalabiliriz. Dün Bakanlar Kurulunda da arkadaşlarımızla bunları konuştuk. Bunu
kararlı bir şekilde yürütmeliyiz, çünkü ülkemizin bunlara şiddetle ihtiyacı var.
AB sürecinde bunlara ihtiyacımız var. Bu adımları kararlı şekilde atmak
durumundayız. Konuyla ilgili Bakan arkadaşlarımın çalışmaları var. Muhalefetle de
bu görüşmeleri yapacaklar; gerek grup başkanvekili arkadaşlarım gerekse Hükümet
adına Cemil Bey sürekli olarak irtibat halinde bu çalışmaları yakın markajda
Bakan arkadaşlarımızla birlikte yürüteceğiz.'' (13.12)

+++ Devamını ilgili dökümanlarda bulabilirsiniz. +++