2006-09-13 - 10:30
TBMM BAŞKANI ARINÇ: "BU TOPRAKLARDA BİNLERCE ŞEHİT YATIYOR. ŞEHİTLER BİZİM REHBERİMİZDİR, KARANLIK YOLLARIMIZI AYDINLATAN FENERLERİMİZDİR, EVİMİZİN KANDİLİDİR"
Sakarya Zaferi'nin 85 Yıldönümü dolayısıyla Polatlı Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen törene katılan TBMM Başkanı Arınç, burada yaptığı konuşmada, "Bu millet kendi geleceğini, bu dönüm noktası olan savaşlarda can vererek, kan vererek, şehit olarak adım adım inşa etmiştir" dedi.
Sakarya Zaferinin 85. yıldönümü dolayısıyla Polatlı Cumhuriyet Meydanı'nda tören düzenlendi.

Törene katılan TBMM Başkanı Arınç, burada yaptığı konuşmada, bugün bu meydanda toplanan halkı, tıpkı o gün olduğu gibi birlik ve beraberlik içinde görmenin şehitleri yattıkları yerde rahat ettirecek en güzel davranış olacağını belirterek şunları söyledi:

''Bugün hala bu topraklar için şehit veriyoruz, kan veriyoruz, can veriyoruz. Daha binlerce can vermeye de hazır bekleyen çocuklarımız var.

Bizi biz yapan, bu milleti büyük yapan, bu ülkeyi güçlü yapan şey de işte bu fedakarlıktır, bu birlikteliktir. Bizim kardeşliğimizi bozmak isteyen, bizi
birbirimize düşürmek isteyen bölücülere, teröristlere karşı uyanık olmak zorundayız.

Bu millet Sakarya'da düşmana nasıl haddini bildirdiyse bir avuç çapulcuya da haddini bildirecek güçtedir. Gelin bizi birbirimize düşürmek isteyenlere bir mesaj verin. Yeniden kucaklaşın. Yeniden Meclisimizle, devletimizle, ordumuzla, hükümetimizle kucaklaşın.''

Türk Milletini korkutmak isteyenlere, bölmek isteyenlere, halkı kışkırtmak isteyenlere söylenecek sözü olduğunu ifade eden Arınç, şunları kaydetti:

''Bu vatanın her karışı için kanımızı dökmeye, canımızı vermeye hazırız.

Milletiyle hazırız, Meclisiyle hazırız, ordusuyla hazırız, polisiyle hazırız. Tüm dünya bunu böyle bilsin, böyle bellesin.

Bu topraklarda binlerce şehit yatıyor. Şehitler bizim rehberimizdir, karanlık yollarımızı aydınlatan fenerlerimizdir, evimizin kandilidir.

Yüce Allah şehadet şerbetini içenleri en yüksek mertebeye koymuştur. Şehitlerin aileleri, onların çocukları da şehitlerimiz kadar başımızın tacıdır,
gözbebeğimizdir. Onların her isteği Meclisimiz için emirdir, derhal yerine getirilir.

Biz büyük bir aileyiz. Her şehit kendi evladımız gibi bizim evimizden çıkmış kadar yüreğimizi yakar. Her gözyaşı bizim gözyaşımızdır. Kimse bizim ailemizi dağıtamaz, birbirimize düşüremez. Bu yüzden aramıza nifak tohumları ekenlere karşı birlik beraberlik içinde olmamız gerekir. Onlara 85 yıl önce Sakarya'da olduğu gibi gür bir sesle cevap vermek gerekir.''

Konuşmasında, milletlerin yaşamlarında dönüm noktaları olduğunu belirten Meclis Başkanı Arınç, bu dönüm noktalarının o milletin geleceğini ve yaşamını etkileyen, yönünü değiştiren olaylar olduğunu ifade etti.

Türk tarihinde onlarca dönüm noktası bulunduğunu dile getiren Arınç, Kurtuluş Savaşı, Başkomutanlık Savaşı ve Sakarya Meydan Savaşı'nın bunlardan sadece bir kaçı olduğunu söyledi. Arınç, Türk milletinin kendi geleceğini, bu dönüm noktası olan savaşlarda can vererek, kan vererek, şehit olarak adım adım inşa ettiğini vurguladı. Arınç, şöyle konuştu:
''Bu topraklar, bu tepeler, bu ovalar adı bilinmeyen kahramanların anlatılmamış efsaneleriyle doludur. Polatlı'da Sakarya Nehri'nin kıvrımlarında,
Dua Tepe'nin, Türbe Tepe'nin, Gazi Tepe'nin, Mangal Dağı'nın yamaçlarında, siperlerinde nice canlar kendini milleti için, vatanı için feda etmiş ama
kimseler duymamıştır. Bize düşen; bu bölgenin sahiplerine, yöneticilerine düşen şey, bu adı bilinmeyen kahramanların hatırasını yaşatarak, yeni kuşaklara aktarmaktır. Polatlı Kaymakamlığı, Belediye Başkanlığı ve Garnizon Komutanlığı'nın çabalarıyla gerçekleşen bu törenin, çok önemli ve takdir edilecek bir çaba olduğunu söylemeliyim.''

Sakarya Savaşı'nın ne denli büyük ve önemli bir savaş olduğunu, ülkenin geleceğini nasıl etkilediğini anlatmasına gerek olmadığını ifade eden Arınç,
''Hepimiz biliyoruz ki, eğer düşman Sakarya Nehri'ni geçseydi bugün kaderimiz başka türlü olacaktı. Belki ne Ankara kalacaktı, ne de genç cumhuriyetimiz olacaktı. İşte bu nedenledir ki, Sakarya Savaşı o gün tüm milletin ve kendilerinden sonra gelecek tüm kuşakların kaderini etkileyecek bir savaştı''diye konuştu.

Bu büyük ve önemli savaşta en büyük rolü oynayan kurumun, daha yeni açılmış olan Büyük Millet Meclisi ve onun Başkanı Mustafa Kemal Atatürk olduğunu anlatan Arınç, şöyle devam etti:
''Ülkenin kaderine el koyan Büyük Millet Meclisi, kurduğu orduya da Büyük Millet Meclisi Orduları adını vermiş ve başına da aynı zamanda Meclis Başkanı olan büyük komutan Mustafa Kemal'i geçirmiştir. Meclisimizin Başkanı savaşı yönetirken, milletvekillerimiz de savaşa bizzat
katılmıştır. Doktor milletvekilleri cephede yararlılarla, asker milletvekillerimiz de bizzat erlerle ilgilenmek için savaş meydanına gitmiş ve
kimi zaman elde tüfek savaşmışlardır. Savaşın en kritik anlarında Meclisimiz hiçbir zaman kapatılmamış, Ankara'nın işgali tehlikesi nedeniyle taşınması söz konusu olduğunda ise Dersim Milletvekili Diyap Ağa'nın; 'Efendiler, biz buraya kaçmaya mı geldik yoksa dövüşerek ölmeye mi
geldik? Kaderde ölmek varsa kaçmakla bundan kurtulamayız' demesi üzerine taşınma işlemi durdurulmuştur.''

Bir hususa dikkati çekmek istediğini ifade eden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Düşünün ki, düşman Ankara'nın kapılarına dayanmış, Polatlı sırtlarında göğüs göğüse çarpışmalar yaşanıyor, Ankara düşecek diye şehirden ayrılan bile var. Bütün bunlara rağmen bir şey asla ihmal edilmiyor; Büyük Millet Meclisi hep açık tutuluyor. Başkomutan savaşın ortasında Meclise geliyor, Meclisi yönetiyor, milletvekillerine bilgi veriyor. Milletvekilleri cephede savaşıyor, bir yandan Meclise gelip kanunlar çıkartıyor, halkı yüreklendiriyor. Tüm bunlar, Meclis'e verilen önemin, saygının göstergesi olan ulvi bir davranıştır. Savaşı yöneten de, milletin geleceğini kurtarmaya çalışan da, yeniden bir ülke kurmaya çalışan da hep Büyük Millet Meclisimiz olmuştur. Bu Meclis'in arkasında ise fedakar Anadolu milleti vardır. Nineler elleriyle çoraplar örmüş, çarıklar yapmıştır. Babalar tarlalarda çalışmış, yiyecek hazırlamıştır. Genç kızlarımız, gelinlerimiz, kağnı
başında cepheye erzak, cephane taşımıştır. Ve yiğit Anadolu gençleri, daha bıyıkları terlemeden cepheye koşmuş, can vermek için sıraya girmişlerdir. Bir yokluk savaşı içinde kurtuluş mücadelesi işte budur. Milletle asker, milletle Meclis el ele vermiş ve sonunda bizlerin bugün
yaşadığı ülkeyi kurtarmışlar, kurmuşlardır. Bugün onlar için ne kadar dua etsek, onları ne kadar hayırla yad etsek haklarını ödeyemeyiz.''

Bu toprakların sahibi olarak, ne kadar gurur duyulsa az olacağını ifade eden Arınç, ''Kahraman bir milletin kahraman çocukları olarak tarihinize,
şehitlerinize, gazilerinize sahip çıkın, onların hatıralarını yaşatın. Bu topraklarda yaşanmış ama anlatılmamış kahramanlık öykülerini bulun, ortaya
çıkartın ve gençlerimize anlatın. Anlatın ki, sahip olduğumuz toprakları ne büyük bedellerle elde ettiğimizi anlasınlar, sahip çıksınlar'' dedi.

Sakarya Savaşı'nı yöneten Yüce Meclis'in bugün hala dimdik ayakta ve milletinin yanında olduğunu kaydeden Arınç, Sakarya Savaşı'nın tüm tutanaklarının Meclis arşivinde bulunduğunu söyledi.

Arınç, Büyük Millet Meclisi'nin 5 Ağustos 1921'de Mustafa Kemal'i ''başkomutan'' olarak atadığı karar metninin kopyasını, Alagöz Karargah
Müzesi'nde sergilenmek üzere Topçu ve Füze Okulu Komutanı Tümgeneral Yaşar Cihansız'a verdi.

Arınç, Sakarya Zaferi'nden sonra Mustafa Kemal Atatürk'e ''Gazilik'' unvanı ve ''Mareşallik'' rütbesi verilmesine ilişkin kanun metninin kopyasını da Polatlı Belediye Başkanı Yakup Çelik'e takdim etti.

Arınç, dün akşam Diyarbakır'da meydana gelen bombalı saldırıya da dikkati çekerek, burada 11 masum vatandaşın hayatını kaybettiğini büyük bir üzüntüyle öğrendiğini ifade etti. Arınç, ''Bunların yarısı da çocuklarımızdır. Bu büyük bir vahşettir. Bu vahşeti söndürmeye, bu vahşeti önlemeye bu milletin gücü yeter'' dedi.

DİĞER KONUŞMALAR

Topçu Yarbay Timuçin Saraçoğlu da Sakarya Meydan Muharebesi'nin, kurtuluş mücadelesinin en önemli bölümünü teşkil ettiğini kaydetti.

Yarbay Saraçoğlu, Sakarya Zaferi'nin Büyük Taarruz'un temelini attığını ve düşmanın Ege denizine döküldüğü süreci başlattığını vurguladı. Yarbay Saraçoğlu, iç ve dış tehditlere karşı laik Türkiye Cumhuriyeti'ni kollamanın tüm vatandaşların ve TSK'nın öncelikli ve değişmez görevi olduğunu kaydetti.

Belediye Başkanı Çelik de, burada Ordulu Mehmet'in, Kayserili Mehmet'in, Trablusgarp'lı Yüzbaşı Sabri'nin yattığını ifade ederek, kendilerinden
öncekilerin buranın vatan kılınması için canları pahasına mücadele ettiklerini anlattı.

Konuşmaların ardından resmi tören geçidi yapıldı. Geçitte, TSK Mehteran Bölüğü, Atlı Suvari Bölüğü, Tarihi Bölük, yaya ve motorlu askeri birlikler yer aldı.

Törene, Arınç'ın yanı sıra CHP Genel Sekreteri Önder Sav, bazı milletvekilleri, ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut, Yazar Turgut Özakman,
askeri ve sivil erkan ile çok sayıda vatandaş katıldı.