2008-02-06 - 18:20
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ÖNERGESİ...
CHP Ankara Milletvekili Önder Sav, Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç, CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay önergenin aleyhinde, MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır lehte ve AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ Başkanlık Divanı tutumunun lehinde konuşma yaptı.

TBMM Genel Kurulunda, üniversitelerde başörtüsü serbestliği getiren
Anayasa değişikliği teklifinin görüşmelerine başlanmadan aleyhte bir önerge veren
Önder Sav, Başkanlığın tutumunu eleştirdi. Sav, teklifinin sıradan ve basit olmadığını söyledi.
Bu konunun, 1984'den sonra Danıştay, Anayasa Mahkemesi ve AİHM
kararlarıyla açıklığa kavuştuğunu ifade eden Sav, bu düzenlemenin
mahkeme kararlarına aykırı olarak getirildiğini savundu. CHP'li Sav,
getirilen düzenlemeyle üniversitelerin, bilimsel özerkliğin değil,
inançların görüşüldüğü bir alan olacağını öne sürdü.
Böyle bir Anayasa değişikliği teklifinin TBMM'ye gelmemesi gerektiğini
savunan Sav, teklifin, ''Anayasaya karşı hile niteliği taşıdığını''
iddia etti.
AK Parti ve MHP'ye, ''Yol yakınken dönün, bindiğiniz alamet sizi
kıyamete götürür'' diye seslenen CHP Ankara Milletvekili Sav, şöyle
devam etti:
''Tarikat şeyhi Gulbettin Hikmetyar'ın önünde diz çökenler, asla
laikliğin güvencesi olamazlar. Kimileri, toplumda aymazlık,
dikkatsizlikle laikliğe karşı dururlarsa, Atatürk'ün deyimiyle gaflet
içindedirler, kimileri sapkınlık, doğru yoldan ayrılma gibi nedenlerle
laikliğe karşı çıkıyorlarsa dalalet içindedirler, kimileri yaptığının
nereye vardığını, laiklik ilkesini gelecekte yok edeceklerini bilerek
davranıyorlarsa, onlar tam hıyanet içindedirler. Gaflet, delalet, ihanet
içinde olmayalım.''

TUNCELİ BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ KAMER GENÇ: ''MİLLET YERİNE ÜMMET GELECEK''

Bağımsız Tunceli Milletvekili Kamer Genç de aleyhteki konuşmasında,
laikliğin kaldırılması halinde, ''Egemenlik kayıtsız şartsız
milletindir'' sözünün, ''Egemenlik kayıtsız şartsız Allah'ındır''
şeklinde değişeceğini, ''Millet'' yerine ''Ümmet''in geleceğini söyledi.
Teklifle, Anayasanın taşıyıcı kolonu olan laikliğin kesildiğini ileri
süren Genç, ''1920'lerde kurulan laik Türkiye Cumhuriyeti'nin cenazesini
kaldırıyorsunuz'' ifadesini kullandı.
Kamer Genç, teklifin kabulüyle sorunun çözülemeyeceğini,
kangrenleşeceğini savunarak, ''Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan ve
bütün bakanların karıları başlarındaki örtüleri çıkararak, üniversitede
okuyan kızlara, 'Bu başörtüsü İslam dinin gereği değildir. Biz
çıkartıyoruz, şimdi de siz çıkarın' demesi lazım. Bu işin çözümü budur''
diye konuştu.
Bunun üzerine Başkanvekili Pakdil, konuşmacıların üsluba dikkat etmesi
gerektiği uyarısında bulundu.

MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ MEHMET ŞANDIR: ''TOPLUMU GERMEYE KİMSENİN HAKKI YOK''

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır ise lehteki konuşmasında, 40 yıldır
tartışılan ve toplumsal ayrışmaya neden olan bir konu üzerinde, TBMM'ye
yüzde 60'ını geçen bir çoğunlukla kanun teklifi sunulduğunu anımsattı.
Teklifin, laikliğe aykırı olduğunu iddia etmenin, maksadı aşan, farklı
kavgaları, gerekçeleri ortaya koyan bir davranış olduğunu belirten
Şandır, kanun teklifinin laikliğe aykırı olmadığını söyledi.
Mehmet Şandır, ''40 yıldır tartışılan bir konuyu 40 yıl daha mı
tartışalım? Eğitim-öğretim özgürlüğünün sınırlandırılmasını nasıl
savunabiliriz?'' diye sordu.
Niyet okuyarak, ''Bugün böyle davranıyorlar, yarın başka şeyler
yaparlar'' diyerek, toplumu germeye kimsenin hakkı olmadığını ifade eden
Şandır, Anayasanın ilk 4 maddesinin değiştirilmesini teklif
etmediklerini vurguladı.
Anayasada bu maddeler olduğu sürece, kimsenin endişe ve korkuya
kapılmaması gerektiğini kaydeden Mehmet Şandır, ''Bu sorun çözülmesin
devam mı etsin? Teklifi eksik bulabilirsiniz ama herkes, her kurum, her
siyasetçi bir çözüm üretmek zorundadır'' diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Şandır, teklifin, yükseköğretimde
eğitim-öğretim alanını genişleten, vatandaşların eşit muameleye tabi
tutulmasını isteyen bir teklif olduğunu belirterek, bunun başka alana
çekilmesinin samimi olmadığını, çözüme katkı vermeyeceğini bildirdi.

AK PARTİ GRUP BAŞKANVEKİLİ BEKİR BOZDAĞ: ''LAİKLİK İLKESİYLE UZAKTAN YAKINDAN İLGİSİ YOK''

AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ da Başkanlık Divanının tutumunun
lehinde yaptığı konuşmada, tekliflerinin Anayasanın ilk 3 maddesiyle,
''Uzaktan yakından'' ilgisinin olmadığını belirtti. Bozdağ, yorumlarla,
kişisel değerlendirmelerle, teklifi, Anayasanın 2. maddesiyle
ilişkilendirmenin doğru olmadığını dile getirdi.
''Teklifin, laiklik ilkesiyle uzaktan yakından aleyhte bir ilgisi yok''
diyen Bekir Bozdağ, teklifin, laiklik ilkesini, Cumhuriyetin
niteliklerini güçlendirecek bir yapıda olduğunu kaydetti.
AK Parti Grup Başkanvekili Bozdağ, ''Her vatandaşa eşit eğitim hakkı
vermenin neresi hukuk devletine, demokrasiye aykırı? Laiklik, herkesin
eşit eğitim-öğretim hakkından yararlanmasının güvencesi değil mi?''
sorularını yöneltti.
Konuşmaların ardından birleşimi yöneten Pakdil, teklifin, Anayasa ve
içtüzüğe aykırı olmadığını söyledi.

DSP ESKİŞEHİR MİLLETVEKİLİ TAYFUN İÇLİ...

DSP Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli de Anayasa değişikliği teklifi
raporunun Başkanlığa sunuşu sırasında, şahıslar adına söz talebinde ilk
kendisinin bulunduğunu belirterek, söz istedi.
Pakdil, şahsı adına 12 milletvekilinin söz talebi bulunduğunu
hatırlatarak, bunlar arasında kura çekimi yaptı.
Kendisine söz hakkı verilmemesi halinde yerine oturmayacağını söyleyen
İçli'ye Pakdil, söz vermeyeceğini belirterek yerine oturmasını istedi.
DSP'li milletvekilleriyle Başkanlık kürsüsü önüne yaklaşan İçli, Nevzat
Pakdil'i, birleşimi ''tarafsız yönetmeye'' davet etti.
Oturumu tarafsız yönettiğini ifade eden Pakdil, DSP'li İçli'ye Genel
Kurulun sükunetini bozduğunu ifade ederek, ''Parmağınızı sallayarak
Başkanlığa ithamda bulunmayın. Sükuneti bozuyorsunuz. Başka işleme gerek
kalmadan yerinize oturun'' dedi.

CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ HAKKI SUHA OKAY...

Anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerindeki görüşmelerde CHP
grubu adına konuşan Okay, Meclis'te bugün Cumhuriyet tarihinin en önemli
toplantılarından birinin yapıldığını belirterek, ''Özgürlük için
getirilen düzenleme, bugün Ankara sokaklarında özgürlükleri kısıtladı.
Bu nasıl özgürlük hali?'' diye sordu.

Teklifin, ''Laiklik ilkesini etkisiz hale getirmek için'' sunulduğunu
savunan Okay, laiklik karşıtı akımların Cumhuriyet'in kurulduğundan beri
olduğunu ve bundan sonra da olmaya devam edeceklerini söyledi.

Hakkı Suha Okay, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçmiş dönemde
söylediğini öne sürdüğü laiklik karşıtı sözleri aktardıktan sonra,
Erdoğan'ın bugün ''Laikliğin güvencesi biziz'' dediğini ifade ederek,
''Laikliğin güvencesi Anayasadır. Laiklik, kimseye emanet edilemez''
dedi.

Okay, şöyle konuştu:
''Eşi türbansız kamu görevlisi istisna haline getirildi. Milli eğitim
hallaç pamuğu gibi atıldı. Belediyeler eliyle mahalle baskısı kuruldu.
Anadolu'nun birçok bölgesinde, Ramazan aylarında yemek yiyecek lokanta
bile bulunamaz bir noktaya gelindi. Tüm bunlar mevzuatla oynamadan,
yürütmenin gücüyle yapıldı. Cumhuriyetin değerleri yerine, normalin bu
tarz yaşam olduğu belleklere kazınmak istendi. Tüm Anayasal organlara
savaş açıldı. Zamanı geldikçe birer birer ele geçirilmeye çalışıldı.
Şimdi geldiğimiz noktada, Türkiye tam bir kırılma noktasına taşındı.
Toplum, Müslüman olan olmayan, inanan inanmayan, dinin gereklerini
yerine getiren getirmeyen şeklinde kamplara bölündü. Cumhuriyet
kurulduktan sonra oluşan toplumsal barışın yerini, gerilim siyaseti ile
toplumun farklılıklarından siyasi rant sağlama girişimleri aldı. Bu
açıdan siyasi iktidar ve bir muhalefet partisinin attığı bu adımın,
Türkiye'deki karşı devrim odaklarını cesaretlendirecek çok önemli bir
adım olduğunu düşünüyorum.
Bu teklif ardından birçok şeyi tetikleyecek bir fünye mahiyetindedir.
Kabul edilmesi durumunda diğer taleplerin nerede duracağını hiç kimse
garanti edemez.''

CHP Grup Başkanvekili Okay, Anayasanın değiştirilemez maddelerini
değiştirmeye yönelik Anayasa değişikliğinin teklif edilemeyeceğini
söylediklerini anımsatarak, bu söylemlerinin, TBMM Anayasa Komisyonu
Başkanı Burhan Kuzu ile Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil
Çiçek'in, komisyondaki görüşmelerdeki ifadeleriyle doğrulandığını iddia
etti. ''Kafalarının ardındakiler, kelimelere dökülüverdi'' diyen Okay,
Kuzu'nun, ''Değiştirilmesi teklif edilemeyecek bir konuda teklif
getirilemeyeceğini, ancak kendi teklifleriyle bu işi arkadan dolanarak
yaptıklarını itiraf ettiğini'' savundu.
Hakkı Suha Okay, Çiçek'in de teklifin laiklikle ilişkilendirilmesi
konusunda, ''Bu, Anayasa Mahkemesine, 'Bunlar bu iş için getirildi'
demek noktasında delil hazırlamaktan ibarettir. Biz, bu tuzağa
düşmeyiz'' dediğini belirterek, böylece niyetlerinin Anayasanın
değiştirilemez hükümlerinin arkasından dolanmak olduğunu kabul ve tevil
yolu ile ikrar ettiğini ileri sürdü.

-''GÖRÜŞMELER ANAYASAYA AYKIRI''-

''Bu teklif, karşı devrim yanlılarını cesaretlendirecek, yeni bir konuma
taşıyacak içeriktedir. Cumhuriyetle bir hesaplaşma amacı gütmektedir''
diyen Okay, teklifin, Anayasanın değiştirilemez hükümlerini arkadan
dolanarak değiştirmeye yönelik olduğundan yok hükmünde olduğunu savundu.
Eski YÖK Başkanı Erdoğan Teziç'in, ''Anayasanın değiştirilemez
maddelerini, başka maddeleri değiştirerek dolanmanın, etkisiz kılmanın,
usul saptırması olduğunu ve Anayasaya karşı hile olduğunu'' söylediğini
anlatan Okay, TBMM İçtüzüğüne göre de görüşmelerin Anayasaya aykırı
olduğunu öne sürdü.
Anayasa Mahkemesinin 15 Nisan 1975 tarih ve 1973/19 esas sayılı kararına
da atıfta bulunan Okay, Anayasa Mahkemesi kararında, ''Anayasanın
değiştirilemez maddeleri ile çelişen Anayasa değişikliği tekliflerinin
biçim kuralı sayılması gerektiğini ve Yüksek Mahkemenin görev alanına
girdiğine'' yer verdiğini söyledi.
AK Parti ve MHP'nin türban olayını, yerel seçimlerde oya dönüştürmek
niyetinde olduklarını iddia eden Hakkı Suha Okay, ''Sayın
milletvekilleri, bunun halkı karşı karşıya getirmek olduğu niye
düşünülmüyor? Türkiye'nin yaşamsal sorunları dururken kriz üzerinden
siyaset yapmanın, bu ülkeyi kamplara bölmenin, kime ne yararı var?''
diye sordu.

-''KAOSUN SORUMLUSU KİM OLACAK?''-

Teklifin kabul edilmesinin, din eksenli devlete doğru gidişi
hızlandıracağını, yeni taleplerin gündeme geleceğini iddia eden Okay,
''Doktorların, yargıçların, kaymakamların, 'Okurken türban takıyordum,
şimdi mesleğimi yaparken niye takmayayım, bu Anayasanın 49 ve 70.
maddesi uyarınca benim hakkım' demesi durumunda, ortaya çıkacak kaosun
sorumlusu kim olacak?'' dedi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin türbanla ilgili kararlarına da
değinen Okay, ''Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başkasının hak ve
özgürlüklerinin korunması, eşitlik ve çoğulculuğun korunması
ilkelerinden bahsediyor. Bunların sizin için bir anlamı yok mu?'' diye
sordu.

-''HASAT SAVAŞLARI YAŞANIYOR''-

CHP Grup Başkanvekili Okay, 22 Temmuz seçimlerinden sonra siyasi yaşamda
yeni bir sentez ortaya çıktığını belirterek, şunları söyledi:
''Bazılarının ip sentezi, bazılarının hasat sentezi olarak nitelediği bu
işbirlikçi sentez, Türkiye'nin en önemli kararlarına damgasını vurdu.
İki siyasi partimiz sayesinde, 'Söz konusu menfaatse, gerisi teferruat'
ilkesi siyasi yaşamımıza hakim oldu. Oysa, Sayın Başbakan, Sayın Bahçeli
için, 'Önce saygıyı öğren? Senin düştüğün seviyeye düşmeyeceğiz. Aldığım
eğitim, buna müsaade etmez? Yanına mafya kopuklarını toplamışsın,
konuşuyorsun' diyordu. Sayın Bahçeli, Sayın Başbakan için hangi
tanımlamayı kullanıyordu: İnanç hortumcusu...
Şimdi bu iki siyasi partimiz, siyasi rant paylaşımına girdi. Hasat
savaşları yaşanıyor. Ancak, harmanın sahibi belli. Hasat hesabı yapanlar
tarihi sorumlulukları ile baş başa kalacaklardır. Anayasalar, bir
devletin dayandığı hukuki yapının omurgasıdır.''
Laikliği işlemez duruma getirecek Anayasa değişikliği yapılamayacağını
vurgulayan Hakkı Suha Okay, ''Anayasanın tam bir uyum içinde
birbirlerini tamamlayan genel hükümlerinin, Anayasa değişiklikleriyle
sistem ve düzenin bozulması ve karşıtlıklar içine düşürülmesi bir bütün
teşkil eden hukuki yapıyı sarsar ve yıkar. Buna izin vermeyeceğiz.
Cumhuriyeti rotasından çıkarmak istiyorsunuz. Aydınlanma devrimlerinden
rövanş almak istiyorsunuz. Bu rövanşı alamayacaksınız. Hiçbir zaman
unutmayınız ki din sömürüsüne dayanan iktidarların, gün gelip nasıl yok
olduğunu yakın tarihimiz görmüştür, siyasi tarih bunun örnekleri ile
doludur'' diye konuştu.