2013-11-14 - 15:06
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı.
MHP Adana Miletvekili Ali Halaman Adana ve ilçelerinin sorunları, CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes Aşure matemi ve AK Parti Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kuruluş yıldönümü konularında gündem dışı söz aldı.
Kadın milletvekillerinin Genel Kurul çalışmalarına pantolonla katılmasına imkan veren TBMM İçtüzük değişikliğinin yasalaşmasının ardından BDP Grup Başkanvekili Buldan ve AK Parti İstanbul Milletvekili Nimet Baş ilk birleşime pantolonla katıldı.
BDP, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin araştırma önergesinin bugünki birleşimde görüşülmesini Genel Kurul gündemine grup önerisi olarak getirdi.
BDP Van Milletvekili Özdal Üçer, cezaevlerinde birçok sorun yaşandığını ifade ederek, "İnsanlık onuru hiçe sayılıyor" dedi. işkence, kötü muamele, sağlık imkanlarından yararlandırılmama ve uzak şehirlerdeki cezaevlerine nakillerin önemli sorun olduğunu öne süren Üçer, "Bir yandan çözüm süreci, bir yandan cezaevlerindeki ihlaller. AK Parti iktidarı Kürtleri tahrik mi etmek istiyor?" dedi.
Üçer, devletin ilgili birimlerini cezaevlerinde yaşanan sorunlara çözüm bulmaya davet etti.
AK Parti İstanbul Milletvekili Bülent Turan, cezaevleriyle ilgili sorunlar olabileceğini, bunlara muhalefetle birlikte çözüm bulunabileceğini dile getirdi. AK Parti iktidarında reform niteliğinde birçok düzenleme yapıldığının altını çizen Turan, Üçer için, "Cezaevlerinde hiçbir şey yapılmamış gibi konuşmasına 'insaf' diyorum. Bu ülke sana rağmen kanı durduracak" dedi.
Turan, cezaevlerinde tutuklu oranının yüzde 20'lere gerilediğini, AB ortalamasının yüzde 24 olduğunu belirtti.
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ise Pozantı Cezaevi'ndeki tecavüz olayının, Şanlıurfa Cezaevi'ndeki yangının AK Parti iktidarı döneminde yaşandığını söyledi. Cezaevi Komisyonu Üyesi olarak görüştüğü cezaevlerindeki kişilerin yaşadığı sorunları aktaran Ağbaba, kötü muamele, mahkumların sınırlanması ve ziyaretçilerin çıplak aranmasını en önemli sorun olarak gösterdi.
AK Parti Ankara Milletvekili Fatih Şahin ise iktidarları döneminde ihlallere karşı tolerans tanımadıklarını, sorunları görmezden gelmek yerine üzerine gittiklerini ifade etti.
Uluslararası standartlara uymayan cezaevlerinin kapatılarak, yerlerine yenilerinin yapıldığını dile getiren Şahin, tutukluların hükümlülere oranının da yüzde 50'lerden yüzde 23'e kadar gerilediğini söyledi.
Bunun üzerine söz alan MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, tutuklularla ilgili verilen rakamların gerçekleri yansıtmadığını savunarak, "Yerel mahkemeden ceza alan, ancak kararı kesinleşmeyenler için hüküm özlü diye bir şey uyduruldu. Tutukluları bu kapsamdan çıkarıp, hükümlü kapsamına alma metodu uyguluyor. Tıpkı bugün, Suriye'den Türkiye'ye gelen mültecileri TÜİK'in turist sayması gibi oynama yaptılar" diye konuştu.
AK Parti'li Turan ise tutukluluk ve hükümlülüğün uluslararası tanım olduğunu anlatarak, resmi rakamlara göre 22 Nisan 2013 itibariyle cezaevlerindeki 129 bin kişiden 29 bininin tutuklu olduğunu kaydetti.
CHP'li Ağbaba ise rakamların gerçeği yansıtmadığını savunarak, "Tutuklular hükümlülerin 3 katı değilse, Cezaevi komisyonu üyeliğini bırakacağım. Adana cezaevine gidin, bin 400 kişinin 290'ı hükümlü" diye konuştu.
BDP'nin grup önerisi reddedildi.
MHP, Suriye krizinin Türkiye ekonomisine etkilerinin belirlenmesi amacıyla verdiği araştırma önergesinin, bugün görüşülmesini grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu Suriye'de ortaya çıkan iç savaşın Türkiye'yi siyasi, güvenlik ve ekonomik alanda son derece olumsuz etkilediğini ifade etti. Suriye'de yaşayan Türkmenlerin bu iç savaşın en büyük mağdurları olduğunu söyleyen Türkoğlu, Suriye yeniden yapılırken Türkiye Cumhuriyeti devletine düşenin Türkmen gerçeğinin inkar edilmemesi olduğunu belirtti.
Türkoğlu, AK Parti Hükümeti'nin komşuda çıkan yangına benzinle gitmesinin, taraf tutmasının Suriye meselesinde ortaya çıkan vahim tabloya ortak olmasından başka bir sonuç doğurmayacağını öne sürerek, "AKP hükümeti Suriye'deki iç savaşın bilançosunun sorumlularındandır" diye konuştu.
CHP Adana Milletvekili Ümit Özgümüş, Suriye konusunda öngörüsüz bir dış politika izlendiğini iddia ederek, "Suriye halkının ayaklanmayacağını göremediniz. MİT bizi takip etmek, fişlemek yerine Halep'te, Şam'da kapalıçarşıya gitseydi. Suriye halkının ayaklanmayacağını görürdü" dedi.
AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel de barışı ve kardeşliği bu dünyada hakim kılmak için çalıştıklarını ifade ederek, "600 bin değil, 1 milyon 600 bin kişi de gelse, 6 milyon kişi de gelse Türkiye devletinin buna gücü yeter. 2 milyar dolar değil, 20 milyar dolar da harcasak mühim olan insanlık, mühim olan bu ülkede, bu coğrafyada insanlığı temin etmek. Öyle zalimin, zulmün karşısında 'ekonomik çıkarlarımı düşünüyorum' diye sessiz kalmak, sessizlik karşısında durmak şeytanlıktır. Biz bu şeytanlığı değil, yeryüzünde yaşayan bütün şeytanlıkların, zulümlerin karşısında duracağız" dedi
CHP grubu da İstanbul'un trafik sorununa çözüm yollarının araştırılması konusunda verdiği araştırma önergesinin Genel Kurul'da görüşülmesi önerisini getirdi.
CHP İstanbul Milletvekili Ercan Cengiz, İstanbul trafiğinin içinden çıkılamaz, katlanılamaz hale geldiğini ifade ederek, kentte 24 saat trafik sıkışıklığı yaşandığını söyledi.
İstanbul'un plansız büyüdüğünü belirten Cengiz, "Belediyeler rant ekonomisiyle trafik çilesini büyütme derdindeler. Rant, kentin yaşanabilir olmasının önüne geçti" diye konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Erol Kaya da İstanbul'u daha yaşanabilir hale getirmenin gelecek nesillere borçları olduğunu dile getirerek, kentte toplu ulaşım alanında yapılan projeler hakkında bilgi verdi.
İstanbul'da 2004'te yüzde 88 olan karayoluyla yolculuk payının yüzde 81'e düştüğünü, raylı sistem ve denizyolu ulaşımlarında da artış yaşandığını anlatan Kaya, "Ulaşım ağı lastik tekerlekten raylı sisteme ve denizyoluna kayıyor" dedi.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın trafiği Gezi Parkı eylemcilerinin yavaşlattığını savunduğunu ileri sürerek, "Geziciler trafikte olmadığı zaman trafik sorunu bitmiş oluyor" diye konuştu.
İstanbul'un son yıllardaki büyümesine rağmen alternatif yol olmadığını ve gişelerin 20 yıl önceki yerinde durduğunu anlatan Türkkan, "Gişeler artık şehir içinde. Daha fazla para kazanmak için trafik sıkışıklığına göz yumuluyor" dedi.
Büyük şehirlerin sorunlarının planlamayla çözülebileceğini vurgulayan Türkkan, yönetimin hangi arazilerin nasıl rant getireceğine odaklandığını ve trafik sorununu düşünmediğini öne sürdü.
MHP ve CHP'nin grup önerileri reddedildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, seçim malzemeleri alımının Kamu İhale Yasası dışına çıkarılmasını içeren yasa teklifi görüşülüyor.
Teklif üzerinde BDP grubu adına söz alan Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, daraltılmış bölge seçim sistemine değindi.
"Eğer Başbakan'ın yüzde 5 seçim barajı, 5 olayı getirilirse ne olur?" sorusunu yönelten Kaplan, şu görüşleri ileri sürdü:
"Çok vahim bir şey oluyor. MHP'nin, dar bölge, daraltılmış bölge olayında 7 ile 9'a kadar milletvekili sayısının düştüğü, CHP'nin birçok bölgede milletvekili çıkarmadığı... Biz de Halkların Demokratik Partisi'ni kurduk, Türkiye'de her yerde temsili için çaba gösterirken bizi de dar bir bölgeye hapsetme anlayışı. Fakat ne yaparlarsa yapsınlar, daraltılmış da deseler dar bölgede deseler bir hesap yaptık, 39 ile 45 arası, 2011 oylarımızla milletvekili çıkarıyoruz. Öyle de yapsanız bizden kurtulamıyorsunuz, böyle de yapsanız bizden kurtulamıyorsunuz."
İktidarı şimdiden telaş sardığını iddia eden Kaplan, "Belli ki bu seçimde oylarınızın düşeceğini hissediyorsunuz ve az oyla çok milletvekili, az parayla çok köfte yemek istiyorsunuz" diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu da bu yasa teklifini, hem kamu ihale mevzuatına hem de seçim mevzuatına gölgeleyecek hükümler getirdiği için CHP olarak karşısında olduklarını söyledi.
MHP Adana Milletvekili Ali Halaman da teklife değinerek, "açıklık, şeffaflık ilkesini ortadan kaldırıp doğrudan temin yolunu seçmeniz yaptığınız hizmeti şaibe altında bırakmaz mı? İhaleyi tek kişilik yapma yerine birden fazla tüzel kişilikle yapmanız daha kontrollü olmaz mı?" diye sordu.
Genel Kurul'da birleşime ara verildi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Doğan Kubat, seçimlerde filigranlı oy pusulası ve zarf alımının ihalesiz yapılmasının seçim takvimindeki sürelerin kısalığından dolayı zorunlu olduğunu, bu tür bir düzenlemenin, ihalelerin yasadışı olacağı anlamına gelmeyeceğini söyledi.
Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşülmesine TBMM Genel Kurulu'nda devam ediliyor.
CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, seçimlerin güvenliğinin önemine işaret ederek, en güvenilir sistemin para basımında kullanılan pamuk elyaf ve metalden güvenlik şeritleri olduğunu söyledi.
MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, Kamu İhale Kanunu'nun her yıl Meclis'te birkaç kez değiştirildiğini ifade ederek, AK Parti'nin, ihalelerin objektif kriterlere bağlanması için çıkarılan Kamu İhale Kanunu'nun altını boşalttığını öne sürdü.
AK Parti İstanbul Milletvekili Doğan Kubat ise teklifle Yüksek Seçim Kurulu'nun tüm seçimlerde filigranlı pusulalarla zarfları doğrudan temin olarak satın almasının sağlanacağını belirtti.
Seçim takvimlerindeki sürelerin kısa olmasının böyle bir düzenlemeyi zorunlu kıldığını dile getiren Kubat, "Düzenleme, ihalelerin yasadışı olacağı anlamına gelmez" dedi.
Teklifin 1. maddesinin oylamasında karar yeter sayısı çıkmaması üzerine Başkanvekili Meral Akşener birleşime ara verdi. Akşener'in, ikinci oylamada da karar yeter sayısı bulunmadığını belirtmesine AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş itiraz etti. Akşener, AK Partililer'e "Birleşime 10 dakika ara veriyorum, adamlarınızı toplayın gelin" diye seslendi. Üçüncü oylamada da katip üyeler arasında anlaşmazlık çıkması üzerine Akşener, "Ben birşey yapamam. Yeni Hac'dan geldim" diye konuştu. Elektronik yoklamada karar yeter sayısının olduğunun anlaşılması üzerine Akşener, "Salavat sıkıntıya bağlıymış" dedi.
Teklifin ikinci maddesi üzerinde söz alan muhalefet milletvekilleri, ihalesiz alım yöntemine itirazlarını sürdürdü.
CHP Manisa Milletvekili Sakine Öz, tüm seçim takvimi belliyken, ihale sürecinin başlatılmadığını ve zaman kaybedildiğini söyledi. Doğrudan temin yönteminde fazla ya da sahte oy pusulası basımı şüphesi bulunduğunu öne süren Öz, "Yurtdışından gelecek yaklaşık 3 milyon oyun durumu, seçime şimdiden leke bulaştırmıştır" dedi.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu ise filigranlı kağıt ve zarf alımının ihale usulüyle önceden yapılabileceğini, basım işinde aciliyet bulunmasından dolayı doğrudan alımın yapılmasının mümkün olduğunu dile getirdi.
Türk Tarih Kurumu Başkanı olduğu dönemde YSK'nın filigranlı kağıtlarının kurumun deposunda saklandığını anlatan Halaçoğlu, bu nedenle konuyu bilen bir kişi olduğunu belirtti. Halaçoğlu, "Bu düzenleme, ihalenin düzgün işlemeyeceğinin, bir takım firmalara ve ortaklarına peşkeş çekileceğinin göstergesi. İhalesiz kağıt basımı yaptıracak olursak, tüm yolsuzluklarda vebali sırtımıza yüklemiş oluruz" diye konuştu.
Türk Tarih Kurumu Başkanı olduğu dönemde Milli Eğitim Bakanlığı'nın, takdirname ve karne baskısı yaptırmak için ihaleye çıktığını ve ihaleye Türk Tarih Kurumu'nun da girdiğini anlatan Halaçoğlu, şöyle devam etti:
"Müsteşarın adını vermeyeceğim. Fi tarihinde bizi dışlamak istediler. Basım için teklif olarak o zamanın parasıyla 26,5 milyar lira teklif verdik. Benden sonra en az teklif veren firma 53 milyar lira teklif verdi. Biz 26.5 milyar liralık teklifle 5 milyar lira kazanıyorduk. Beni tehdit ettiler. 'Burnunu her şeye sokuyorsun, burnunu kırarız' dediler. Ben direttim. Müsteşar son 2 firmayı sözlü olarak tekrar çağıracağını belirtti. Ben basın toplantısı düzenleyeceğimi söyleyince vazgeçtiler ve bana bıraktılar."
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal güvenlik sisteminin ilave bir yük kaldırmasının imkanı bulunmadığını belirterek, "İlave yük getirmek ya ilave borçlanmayı gerektirecek ya da ilave vergi artışı" dedi.
Şimşek, TBMM Genel Kurulu'nda seçim malzemeleri alımının Kamu İhale Yasası dışına çıkarılmasını içeren yasa teklifinin görüşülmesi sırasında, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Şimşek, polislerin özlük haklarıyla ilgili soruya ilişkin, bu dönemde bütün çalışanların, emeklilerin maaşlarında enflasyondan fazla artış olduğunu söyledi. Şimşek, şöyle devam etti:
"Anladığım kadarıyla emekliliğe yönelik olarak bir talep var. Şimdi tabii bu sadece polislerimizi ilgilendiren bir husus değil. Aynı şekilde doktorlarımız da benzer. Doktorlarımız da ortalamadan bahsediyorum, bugün 6-7 bin lira maaş alıyor. Ama emekli olunca çok daha düşük maaşla karşı karşıya kalıyor. Çünkü önemli bir kısmı döner sermayeden. Eminim mühendislerimizin de benzer sorunları var. Dolayısıyla sadece polislerimizin sorunu değil. Şunu da ifade edeyim, bugün sosyal güvenlik sistemimiz çok ciddi bir açıkla karşı karşıya. Yani gelecek sene yaptığımız bütçe çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'na devletin prim katkısı vesaire ayrılmak üzere ama önemli bir kısmı da açık finansman olmak üzere yaklaşık 77 milyar lira kaynak aktaracağız. Yani bütçeden SGK'ya 77 milyar lira para aktaracağız. Bu Türkiye'de yatırım bütçesinin neredeyse iki katı. Sosyal güvenlik sisteminin ilave bir yük kaldırmasının imkanı yok."
Şimşek, bu kadar genç nüfusa rağmen OECD ülkelerine oranla çok genç yaşta emekli olunması, bir miktar kayıt dışı istihdam gibi benzer sebeplerden dolayı sistemin şu anda sürdürülebilir olmadığını ifade etti.
Bu sistemin ilave yüklerle karşı karşıya bırakılması halinde bunun bir yerden kesilmesi gerekeceğine dikkati çeken Şimşek, şunları kaydetti:
"Çünkü 2001'den itibaren Merkez Bankası'nın para basması artık mümkün değil. Şimdi biz ilave açığı yaratacaksak bu ilave açığı da ya vergi artışı yoluyla ya da ilave borçlanma yoluyla...İlave borçlanma gelecek nesiller açısından çok ciddi bir yük. Bence bunun bir tercih, bir seçenek olarak sunulmaması lazım. İlave vergi noktasında da gerçekten birçok vergi de zaten Türkiye sınırları zorlamış durumda. Özellikle bazı dolaylı vergilerden bahsediyorum. O nedenle bu türden özlük hakları talebine bugüne kadar olumlu yaklaşamadık. Sadece polislerimiz için değil, genel konuşuyorum. Sağlık Bakanımızın da bu yönde çok ısrarlı, çok ciddi talepleri olmuştur. Bizim şu anda sosyal güvenlik sistemimiz çok ciddi bir açık veriyor. İlave yük getirmek ya ilave borçlanmayı gerektirecek ya da ilave vergi artışı."
Şimşek, enflasyonun Türkiye'de de bütün dünyada olduğu gibi hesaplandığını söyledi.
Özelleştirme gelirlerinin genelde bütçede gelir kalemi olarak değil, bir finansman kalemi olarak görüldüğünü belirten Şimşek, özelleştirmeden gelen kaynakların tamamını Hazine'ye aktardıklarını, Hazine'nin de bunu borç azaltmada veya borçların geri ödenmesinde kullandığını anımsattı. Şimşek, "(Özelleştirmeden gelen gelirlerle sadece şu harcama yapıldı, bu harcama yapıldı) diyemeyiz. Çünkü böyle bir sistem yok. Prensip olarak biz Hazine'ye aktarıyoruz" dedi.
Teklifin yürütme maddesinde CHP'nin verdiği önergenin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamaması üzerine, Başkanvekili Meral Akşener, birleşimi 19 Kasım Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.
MHP Adana Miletvekili Ali Halaman Adana ve ilçelerinin sorunları, CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes Aşure matemi ve AK Parti Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kuruluş yıldönümü konularında gündem dışı söz aldı.
Kadın milletvekillerinin Genel Kurul çalışmalarına pantolonla katılmasına imkan veren TBMM İçtüzük değişikliğinin yasalaşmasının ardından BDP Grup Başkanvekili Buldan ve AK Parti İstanbul Milletvekili Nimet Baş ilk birleşime pantolonla katıldı.
BDP, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin araştırma önergesinin bugünki birleşimde görüşülmesini Genel Kurul gündemine grup önerisi olarak getirdi.
BDP Van Milletvekili Özdal Üçer, cezaevlerinde birçok sorun yaşandığını ifade ederek, "İnsanlık onuru hiçe sayılıyor" dedi. işkence, kötü muamele, sağlık imkanlarından yararlandırılmama ve uzak şehirlerdeki cezaevlerine nakillerin önemli sorun olduğunu öne süren Üçer, "Bir yandan çözüm süreci, bir yandan cezaevlerindeki ihlaller. AK Parti iktidarı Kürtleri tahrik mi etmek istiyor?" dedi.
Üçer, devletin ilgili birimlerini cezaevlerinde yaşanan sorunlara çözüm bulmaya davet etti.
AK Parti İstanbul Milletvekili Bülent Turan, cezaevleriyle ilgili sorunlar olabileceğini, bunlara muhalefetle birlikte çözüm bulunabileceğini dile getirdi. AK Parti iktidarında reform niteliğinde birçok düzenleme yapıldığının altını çizen Turan, Üçer için, "Cezaevlerinde hiçbir şey yapılmamış gibi konuşmasına 'insaf' diyorum. Bu ülke sana rağmen kanı durduracak" dedi.
Turan, cezaevlerinde tutuklu oranının yüzde 20'lere gerilediğini, AB ortalamasının yüzde 24 olduğunu belirtti.
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ise Pozantı Cezaevi'ndeki tecavüz olayının, Şanlıurfa Cezaevi'ndeki yangının AK Parti iktidarı döneminde yaşandığını söyledi. Cezaevi Komisyonu Üyesi olarak görüştüğü cezaevlerindeki kişilerin yaşadığı sorunları aktaran Ağbaba, kötü muamele, mahkumların sınırlanması ve ziyaretçilerin çıplak aranmasını en önemli sorun olarak gösterdi.
AK Parti Ankara Milletvekili Fatih Şahin ise iktidarları döneminde ihlallere karşı tolerans tanımadıklarını, sorunları görmezden gelmek yerine üzerine gittiklerini ifade etti.
Uluslararası standartlara uymayan cezaevlerinin kapatılarak, yerlerine yenilerinin yapıldığını dile getiren Şahin, tutukluların hükümlülere oranının da yüzde 50'lerden yüzde 23'e kadar gerilediğini söyledi.
Bunun üzerine söz alan MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, tutuklularla ilgili verilen rakamların gerçekleri yansıtmadığını savunarak, "Yerel mahkemeden ceza alan, ancak kararı kesinleşmeyenler için hüküm özlü diye bir şey uyduruldu. Tutukluları bu kapsamdan çıkarıp, hükümlü kapsamına alma metodu uyguluyor. Tıpkı bugün, Suriye'den Türkiye'ye gelen mültecileri TÜİK'in turist sayması gibi oynama yaptılar" diye konuştu.
AK Parti'li Turan ise tutukluluk ve hükümlülüğün uluslararası tanım olduğunu anlatarak, resmi rakamlara göre 22 Nisan 2013 itibariyle cezaevlerindeki 129 bin kişiden 29 bininin tutuklu olduğunu kaydetti.
CHP'li Ağbaba ise rakamların gerçeği yansıtmadığını savunarak, "Tutuklular hükümlülerin 3 katı değilse, Cezaevi komisyonu üyeliğini bırakacağım. Adana cezaevine gidin, bin 400 kişinin 290'ı hükümlü" diye konuştu.
BDP'nin grup önerisi reddedildi.
MHP, Suriye krizinin Türkiye ekonomisine etkilerinin belirlenmesi amacıyla verdiği araştırma önergesinin, bugün görüşülmesini grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu Suriye'de ortaya çıkan iç savaşın Türkiye'yi siyasi, güvenlik ve ekonomik alanda son derece olumsuz etkilediğini ifade etti. Suriye'de yaşayan Türkmenlerin bu iç savaşın en büyük mağdurları olduğunu söyleyen Türkoğlu, Suriye yeniden yapılırken Türkiye Cumhuriyeti devletine düşenin Türkmen gerçeğinin inkar edilmemesi olduğunu belirtti.
Türkoğlu, AK Parti Hükümeti'nin komşuda çıkan yangına benzinle gitmesinin, taraf tutmasının Suriye meselesinde ortaya çıkan vahim tabloya ortak olmasından başka bir sonuç doğurmayacağını öne sürerek, "AKP hükümeti Suriye'deki iç savaşın bilançosunun sorumlularındandır" diye konuştu.
CHP Adana Milletvekili Ümit Özgümüş, Suriye konusunda öngörüsüz bir dış politika izlendiğini iddia ederek, "Suriye halkının ayaklanmayacağını göremediniz. MİT bizi takip etmek, fişlemek yerine Halep'te, Şam'da kapalıçarşıya gitseydi. Suriye halkının ayaklanmayacağını görürdü" dedi.
AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel de barışı ve kardeşliği bu dünyada hakim kılmak için çalıştıklarını ifade ederek, "600 bin değil, 1 milyon 600 bin kişi de gelse, 6 milyon kişi de gelse Türkiye devletinin buna gücü yeter. 2 milyar dolar değil, 20 milyar dolar da harcasak mühim olan insanlık, mühim olan bu ülkede, bu coğrafyada insanlığı temin etmek. Öyle zalimin, zulmün karşısında 'ekonomik çıkarlarımı düşünüyorum' diye sessiz kalmak, sessizlik karşısında durmak şeytanlıktır. Biz bu şeytanlığı değil, yeryüzünde yaşayan bütün şeytanlıkların, zulümlerin karşısında duracağız" dedi
CHP grubu da İstanbul'un trafik sorununa çözüm yollarının araştırılması konusunda verdiği araştırma önergesinin Genel Kurul'da görüşülmesi önerisini getirdi.
CHP İstanbul Milletvekili Ercan Cengiz, İstanbul trafiğinin içinden çıkılamaz, katlanılamaz hale geldiğini ifade ederek, kentte 24 saat trafik sıkışıklığı yaşandığını söyledi.
İstanbul'un plansız büyüdüğünü belirten Cengiz, "Belediyeler rant ekonomisiyle trafik çilesini büyütme derdindeler. Rant, kentin yaşanabilir olmasının önüne geçti" diye konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Erol Kaya da İstanbul'u daha yaşanabilir hale getirmenin gelecek nesillere borçları olduğunu dile getirerek, kentte toplu ulaşım alanında yapılan projeler hakkında bilgi verdi.
İstanbul'da 2004'te yüzde 88 olan karayoluyla yolculuk payının yüzde 81'e düştüğünü, raylı sistem ve denizyolu ulaşımlarında da artış yaşandığını anlatan Kaya, "Ulaşım ağı lastik tekerlekten raylı sisteme ve denizyoluna kayıyor" dedi.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın trafiği Gezi Parkı eylemcilerinin yavaşlattığını savunduğunu ileri sürerek, "Geziciler trafikte olmadığı zaman trafik sorunu bitmiş oluyor" diye konuştu.
İstanbul'un son yıllardaki büyümesine rağmen alternatif yol olmadığını ve gişelerin 20 yıl önceki yerinde durduğunu anlatan Türkkan, "Gişeler artık şehir içinde. Daha fazla para kazanmak için trafik sıkışıklığına göz yumuluyor" dedi.
Büyük şehirlerin sorunlarının planlamayla çözülebileceğini vurgulayan Türkkan, yönetimin hangi arazilerin nasıl rant getireceğine odaklandığını ve trafik sorununu düşünmediğini öne sürdü.
MHP ve CHP'nin grup önerileri reddedildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, seçim malzemeleri alımının Kamu İhale Yasası dışına çıkarılmasını içeren yasa teklifi görüşülüyor.
Teklif üzerinde BDP grubu adına söz alan Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, daraltılmış bölge seçim sistemine değindi.
"Eğer Başbakan'ın yüzde 5 seçim barajı, 5 olayı getirilirse ne olur?" sorusunu yönelten Kaplan, şu görüşleri ileri sürdü:
"Çok vahim bir şey oluyor. MHP'nin, dar bölge, daraltılmış bölge olayında 7 ile 9'a kadar milletvekili sayısının düştüğü, CHP'nin birçok bölgede milletvekili çıkarmadığı... Biz de Halkların Demokratik Partisi'ni kurduk, Türkiye'de her yerde temsili için çaba gösterirken bizi de dar bir bölgeye hapsetme anlayışı. Fakat ne yaparlarsa yapsınlar, daraltılmış da deseler dar bölgede deseler bir hesap yaptık, 39 ile 45 arası, 2011 oylarımızla milletvekili çıkarıyoruz. Öyle de yapsanız bizden kurtulamıyorsunuz, böyle de yapsanız bizden kurtulamıyorsunuz."
İktidarı şimdiden telaş sardığını iddia eden Kaplan, "Belli ki bu seçimde oylarınızın düşeceğini hissediyorsunuz ve az oyla çok milletvekili, az parayla çok köfte yemek istiyorsunuz" diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu da bu yasa teklifini, hem kamu ihale mevzuatına hem de seçim mevzuatına gölgeleyecek hükümler getirdiği için CHP olarak karşısında olduklarını söyledi.
MHP Adana Milletvekili Ali Halaman da teklife değinerek, "açıklık, şeffaflık ilkesini ortadan kaldırıp doğrudan temin yolunu seçmeniz yaptığınız hizmeti şaibe altında bırakmaz mı? İhaleyi tek kişilik yapma yerine birden fazla tüzel kişilikle yapmanız daha kontrollü olmaz mı?" diye sordu.
Genel Kurul'da birleşime ara verildi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Doğan Kubat, seçimlerde filigranlı oy pusulası ve zarf alımının ihalesiz yapılmasının seçim takvimindeki sürelerin kısalığından dolayı zorunlu olduğunu, bu tür bir düzenlemenin, ihalelerin yasadışı olacağı anlamına gelmeyeceğini söyledi.
Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşülmesine TBMM Genel Kurulu'nda devam ediliyor.
CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, seçimlerin güvenliğinin önemine işaret ederek, en güvenilir sistemin para basımında kullanılan pamuk elyaf ve metalden güvenlik şeritleri olduğunu söyledi.
MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, Kamu İhale Kanunu'nun her yıl Meclis'te birkaç kez değiştirildiğini ifade ederek, AK Parti'nin, ihalelerin objektif kriterlere bağlanması için çıkarılan Kamu İhale Kanunu'nun altını boşalttığını öne sürdü.
AK Parti İstanbul Milletvekili Doğan Kubat ise teklifle Yüksek Seçim Kurulu'nun tüm seçimlerde filigranlı pusulalarla zarfları doğrudan temin olarak satın almasının sağlanacağını belirtti.
Seçim takvimlerindeki sürelerin kısa olmasının böyle bir düzenlemeyi zorunlu kıldığını dile getiren Kubat, "Düzenleme, ihalelerin yasadışı olacağı anlamına gelmez" dedi.
Teklifin 1. maddesinin oylamasında karar yeter sayısı çıkmaması üzerine Başkanvekili Meral Akşener birleşime ara verdi. Akşener'in, ikinci oylamada da karar yeter sayısı bulunmadığını belirtmesine AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş itiraz etti. Akşener, AK Partililer'e "Birleşime 10 dakika ara veriyorum, adamlarınızı toplayın gelin" diye seslendi. Üçüncü oylamada da katip üyeler arasında anlaşmazlık çıkması üzerine Akşener, "Ben birşey yapamam. Yeni Hac'dan geldim" diye konuştu. Elektronik yoklamada karar yeter sayısının olduğunun anlaşılması üzerine Akşener, "Salavat sıkıntıya bağlıymış" dedi.
Teklifin ikinci maddesi üzerinde söz alan muhalefet milletvekilleri, ihalesiz alım yöntemine itirazlarını sürdürdü.
CHP Manisa Milletvekili Sakine Öz, tüm seçim takvimi belliyken, ihale sürecinin başlatılmadığını ve zaman kaybedildiğini söyledi. Doğrudan temin yönteminde fazla ya da sahte oy pusulası basımı şüphesi bulunduğunu öne süren Öz, "Yurtdışından gelecek yaklaşık 3 milyon oyun durumu, seçime şimdiden leke bulaştırmıştır" dedi.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu ise filigranlı kağıt ve zarf alımının ihale usulüyle önceden yapılabileceğini, basım işinde aciliyet bulunmasından dolayı doğrudan alımın yapılmasının mümkün olduğunu dile getirdi.
Türk Tarih Kurumu Başkanı olduğu dönemde YSK'nın filigranlı kağıtlarının kurumun deposunda saklandığını anlatan Halaçoğlu, bu nedenle konuyu bilen bir kişi olduğunu belirtti. Halaçoğlu, "Bu düzenleme, ihalenin düzgün işlemeyeceğinin, bir takım firmalara ve ortaklarına peşkeş çekileceğinin göstergesi. İhalesiz kağıt basımı yaptıracak olursak, tüm yolsuzluklarda vebali sırtımıza yüklemiş oluruz" diye konuştu.
Türk Tarih Kurumu Başkanı olduğu dönemde Milli Eğitim Bakanlığı'nın, takdirname ve karne baskısı yaptırmak için ihaleye çıktığını ve ihaleye Türk Tarih Kurumu'nun da girdiğini anlatan Halaçoğlu, şöyle devam etti:
"Müsteşarın adını vermeyeceğim. Fi tarihinde bizi dışlamak istediler. Basım için teklif olarak o zamanın parasıyla 26,5 milyar lira teklif verdik. Benden sonra en az teklif veren firma 53 milyar lira teklif verdi. Biz 26.5 milyar liralık teklifle 5 milyar lira kazanıyorduk. Beni tehdit ettiler. 'Burnunu her şeye sokuyorsun, burnunu kırarız' dediler. Ben direttim. Müsteşar son 2 firmayı sözlü olarak tekrar çağıracağını belirtti. Ben basın toplantısı düzenleyeceğimi söyleyince vazgeçtiler ve bana bıraktılar."
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal güvenlik sisteminin ilave bir yük kaldırmasının imkanı bulunmadığını belirterek, "İlave yük getirmek ya ilave borçlanmayı gerektirecek ya da ilave vergi artışı" dedi.
Şimşek, TBMM Genel Kurulu'nda seçim malzemeleri alımının Kamu İhale Yasası dışına çıkarılmasını içeren yasa teklifinin görüşülmesi sırasında, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Şimşek, polislerin özlük haklarıyla ilgili soruya ilişkin, bu dönemde bütün çalışanların, emeklilerin maaşlarında enflasyondan fazla artış olduğunu söyledi. Şimşek, şöyle devam etti:
"Anladığım kadarıyla emekliliğe yönelik olarak bir talep var. Şimdi tabii bu sadece polislerimizi ilgilendiren bir husus değil. Aynı şekilde doktorlarımız da benzer. Doktorlarımız da ortalamadan bahsediyorum, bugün 6-7 bin lira maaş alıyor. Ama emekli olunca çok daha düşük maaşla karşı karşıya kalıyor. Çünkü önemli bir kısmı döner sermayeden. Eminim mühendislerimizin de benzer sorunları var. Dolayısıyla sadece polislerimizin sorunu değil. Şunu da ifade edeyim, bugün sosyal güvenlik sistemimiz çok ciddi bir açıkla karşı karşıya. Yani gelecek sene yaptığımız bütçe çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'na devletin prim katkısı vesaire ayrılmak üzere ama önemli bir kısmı da açık finansman olmak üzere yaklaşık 77 milyar lira kaynak aktaracağız. Yani bütçeden SGK'ya 77 milyar lira para aktaracağız. Bu Türkiye'de yatırım bütçesinin neredeyse iki katı. Sosyal güvenlik sisteminin ilave bir yük kaldırmasının imkanı yok."
Şimşek, bu kadar genç nüfusa rağmen OECD ülkelerine oranla çok genç yaşta emekli olunması, bir miktar kayıt dışı istihdam gibi benzer sebeplerden dolayı sistemin şu anda sürdürülebilir olmadığını ifade etti.
Bu sistemin ilave yüklerle karşı karşıya bırakılması halinde bunun bir yerden kesilmesi gerekeceğine dikkati çeken Şimşek, şunları kaydetti:
"Çünkü 2001'den itibaren Merkez Bankası'nın para basması artık mümkün değil. Şimdi biz ilave açığı yaratacaksak bu ilave açığı da ya vergi artışı yoluyla ya da ilave borçlanma yoluyla...İlave borçlanma gelecek nesiller açısından çok ciddi bir yük. Bence bunun bir tercih, bir seçenek olarak sunulmaması lazım. İlave vergi noktasında da gerçekten birçok vergi de zaten Türkiye sınırları zorlamış durumda. Özellikle bazı dolaylı vergilerden bahsediyorum. O nedenle bu türden özlük hakları talebine bugüne kadar olumlu yaklaşamadık. Sadece polislerimiz için değil, genel konuşuyorum. Sağlık Bakanımızın da bu yönde çok ısrarlı, çok ciddi talepleri olmuştur. Bizim şu anda sosyal güvenlik sistemimiz çok ciddi bir açık veriyor. İlave yük getirmek ya ilave borçlanmayı gerektirecek ya da ilave vergi artışı."
Şimşek, enflasyonun Türkiye'de de bütün dünyada olduğu gibi hesaplandığını söyledi.
Özelleştirme gelirlerinin genelde bütçede gelir kalemi olarak değil, bir finansman kalemi olarak görüldüğünü belirten Şimşek, özelleştirmeden gelen kaynakların tamamını Hazine'ye aktardıklarını, Hazine'nin de bunu borç azaltmada veya borçların geri ödenmesinde kullandığını anımsattı. Şimşek, "(Özelleştirmeden gelen gelirlerle sadece şu harcama yapıldı, bu harcama yapıldı) diyemeyiz. Çünkü böyle bir sistem yok. Prensip olarak biz Hazine'ye aktarıyoruz" dedi.
Teklifin yürütme maddesinde CHP'nin verdiği önergenin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamaması üzerine, Başkanvekili Meral Akşener, birleşimi 19 Kasım Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.
