2013-09-11 - 17:29
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Avrupa Birliği'nin işbirliği ile yürütülen Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi çerçevesinde düzenlenen, ayrımcılık konusunun ele alındığı Diyalog Forumu, Nevşehir'de devam ediyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Avrupa Birliği'nin işbirliği ile yürütülen Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi çerçevesinde düzenlenen, ayrımcılık konusunun ele alındığı Diyalog Forumu, Nevşehir'de devam ediyor.
Diyalog Forumu çerçevesinde gerçekleştirilen ilk oturumda, Türkiye ve Avrupa Birliği'nde ayrımcılığın çerçevesi konusu ele alındı. AKPM Eşitlik ve Ayrımcılığın Önlenmesi Komisyonu Üyesi Robert Biedron'un moderatörlüğünü yaptığı oturumda söz alan, Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Siyasi İşler, Basın ve Enformasyon Bölümü Başkan Yardımcısı Elena Sachez, Türkiye'nin bir çok alanda ayrımcılığın önlenmesi yönünde önemli adımlar attığını, ancak hala yapılacak çok iş olduğunu söyledi. "Sadece yasaları değil, bunların uygulamaya yansıdığını da görmek istiyoruz"diyen Sachez, Türkiye'de kadınlara yönelik şiddet ile kadınların çalışma hayatı ve siyasete katılımıyla ilgili sorunların bulunduğunu, yeni anayasa çalışmalarının ayrımcılığın giderilmesinde bir fırsat olarak kullanılabileceğini söyledi.
Oturumun konuşmacılarından Yunanistan Kamu Denetçisi Basileos Karydis ise, Yunanistan'da ekonomik krizle birlikte, Asya ve Afrika kökenli göçmenlere yönelik ırk temelli şiddetin yükseldiğine dikkat çekti. Karydis, ayrımcılığa uğrayan insanların çoğunlukla haklarını ve nereye başvuracaklarını bilememesinin sorunları derinleştirdiğini söyledi.
Avrupa Konseyi İşkencenin Önlenmesi Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Yakın Ertürk ise, göçmenleri "modern zamanların en büyük sorunu" olarak niteledi ve bir çok Avrupa Birliği ülkesinde, ikinci hatta üçüncü kuşak göçmenlerin hala "yabancı" olarak görüldüğüne işaret etti. Toplumsal cinsiyet eşitliği konusuna da değinen Ertürk, Türkiye'de kadın haklarında bazı alanlarda yaşanan ilerlemeye karşılık, bazı alanlarda da 80'li yıllardan daha geri noktalara düşüldüğü görüşünü dile getirdi.
Diyalog Forumu çerçevesinde gerçekleştirilen ikinci oturumda, Türkiye ve Avrupa Birliği'nde ayrımcılıkla mücadele kanunları, yasama ve uygulama süreçleri konuları ele alındı.
Oturumun moderatörlüğünü yapan TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyesi, AK Parti Kahramanmaraş milletvekili Yıldırım Ramazanoğlu, "pozitif ayrımcılık" ifadesi üzerinde durdu. Bu ifadenin bir çok yasal düzenlemede yer aldığına ancak, çelişkili bir anlam barındırdığına dikkat çeken Ramazanoğlu, "pozitif ayrımcılık" ifadesinin olumlu bir anlam taşıyabilmesi için bir "negatif ayrımcılık" tanımının yapılması gerektiğini söyledi.
Ayımcılığın Önlenmesi ve Eşitlik Programı Başkanı İsabelle Chopin de, Avrupa Birliği'nin iş gücü piyasasında ayrımcılığın önlenmesi ve ırksal eşitlik konularında iki direktif yayınladığını, üye ülkelerin de bu direktifleri farklı yöntemler kullanarak da olsa, mevzuatlarına yansıttıklarını bildirdi.
Oturumun konuşmacılarından Avukat Kezban Hatemi ise, Türkiye'de ayrımcılığın önüne geçilebilmesi için mutlaka yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğunu vurguladı. Yürürlükteki anayasanın vesayetçi ve otoriter bir anayasa olduğunu belirten Hatemi, "Hangi yasal düzenlemeyi yaparsanız yapın, yanlış tarihi birikimi ve önyargıları yok edemediğiniz ve mevcut anayasayı değiştiremediğiniz sürece bir yere varamazsınız" dedi.
Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkan Yardımcısı Turan Hançerli de, yıllar boyunca haksızlığa uğramış kesimlerin mağduriyetlerinin giderilebilmesi için eşitlikçi yaklaşımın yeterli olmayacağının altını çizdi. Hançerli, Ayrımcılıkla Mücadale Kanunu Taslağı'nın bir an önce tasarı haline getirilip Meclise sunulmasının da önem taşıdığını da söyledi.
Diyalog Forumu çerçevesinde gerçekleştirilen ilk oturumda, Türkiye ve Avrupa Birliği'nde ayrımcılığın çerçevesi konusu ele alındı. AKPM Eşitlik ve Ayrımcılığın Önlenmesi Komisyonu Üyesi Robert Biedron'un moderatörlüğünü yaptığı oturumda söz alan, Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Siyasi İşler, Basın ve Enformasyon Bölümü Başkan Yardımcısı Elena Sachez, Türkiye'nin bir çok alanda ayrımcılığın önlenmesi yönünde önemli adımlar attığını, ancak hala yapılacak çok iş olduğunu söyledi. "Sadece yasaları değil, bunların uygulamaya yansıdığını da görmek istiyoruz"diyen Sachez, Türkiye'de kadınlara yönelik şiddet ile kadınların çalışma hayatı ve siyasete katılımıyla ilgili sorunların bulunduğunu, yeni anayasa çalışmalarının ayrımcılığın giderilmesinde bir fırsat olarak kullanılabileceğini söyledi.
Oturumun konuşmacılarından Yunanistan Kamu Denetçisi Basileos Karydis ise, Yunanistan'da ekonomik krizle birlikte, Asya ve Afrika kökenli göçmenlere yönelik ırk temelli şiddetin yükseldiğine dikkat çekti. Karydis, ayrımcılığa uğrayan insanların çoğunlukla haklarını ve nereye başvuracaklarını bilememesinin sorunları derinleştirdiğini söyledi.
Avrupa Konseyi İşkencenin Önlenmesi Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Yakın Ertürk ise, göçmenleri "modern zamanların en büyük sorunu" olarak niteledi ve bir çok Avrupa Birliği ülkesinde, ikinci hatta üçüncü kuşak göçmenlerin hala "yabancı" olarak görüldüğüne işaret etti. Toplumsal cinsiyet eşitliği konusuna da değinen Ertürk, Türkiye'de kadın haklarında bazı alanlarda yaşanan ilerlemeye karşılık, bazı alanlarda da 80'li yıllardan daha geri noktalara düşüldüğü görüşünü dile getirdi.
Diyalog Forumu çerçevesinde gerçekleştirilen ikinci oturumda, Türkiye ve Avrupa Birliği'nde ayrımcılıkla mücadele kanunları, yasama ve uygulama süreçleri konuları ele alındı.
Oturumun moderatörlüğünü yapan TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyesi, AK Parti Kahramanmaraş milletvekili Yıldırım Ramazanoğlu, "pozitif ayrımcılık" ifadesi üzerinde durdu. Bu ifadenin bir çok yasal düzenlemede yer aldığına ancak, çelişkili bir anlam barındırdığına dikkat çeken Ramazanoğlu, "pozitif ayrımcılık" ifadesinin olumlu bir anlam taşıyabilmesi için bir "negatif ayrımcılık" tanımının yapılması gerektiğini söyledi.
Ayımcılığın Önlenmesi ve Eşitlik Programı Başkanı İsabelle Chopin de, Avrupa Birliği'nin iş gücü piyasasında ayrımcılığın önlenmesi ve ırksal eşitlik konularında iki direktif yayınladığını, üye ülkelerin de bu direktifleri farklı yöntemler kullanarak da olsa, mevzuatlarına yansıttıklarını bildirdi.
Oturumun konuşmacılarından Avukat Kezban Hatemi ise, Türkiye'de ayrımcılığın önüne geçilebilmesi için mutlaka yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğunu vurguladı. Yürürlükteki anayasanın vesayetçi ve otoriter bir anayasa olduğunu belirten Hatemi, "Hangi yasal düzenlemeyi yaparsanız yapın, yanlış tarihi birikimi ve önyargıları yok edemediğiniz ve mevcut anayasayı değiştiremediğiniz sürece bir yere varamazsınız" dedi.
Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkan Yardımcısı Turan Hançerli de, yıllar boyunca haksızlığa uğramış kesimlerin mağduriyetlerinin giderilebilmesi için eşitlikçi yaklaşımın yeterli olmayacağının altını çizdi. Hançerli, Ayrımcılıkla Mücadale Kanunu Taslağı'nın bir an önce tasarı haline getirilip Meclise sunulmasının da önem taşıdığını da söyledi.
