2013-07-03 - 15:32
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu'nda, AK Parti'nin grup önerisi kabul edildi. Buna göre; Genel Kurul bugünden itibaren hafta sonu da dahil 9 Temmuz Salı gününe kadar çalışacak. Genel Kurul'da görüşülmeye başlanan, 96 bin 500 sözleşmelinin devlet memurluğu kadrosuna alınmasını da içeren Torba Kanun Tasarısı'nın 7 maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.

Emeklilerin durumuyla ilgili gündemdışı söz alan AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Uslu, sosyal devlet ilkesi gereği emeklilere en geniş imkanları sağlamanın önemli hedef olduğunu belirtti. AK Parti'nin iktidara gelmesiyle emeklileri öncelikli grup olarak gördüklerini anlatan Uslu, emekli maaşlarına enflasyon oranın üzerinde zam yapıldığını ve refah düzeyinin artırıldığını kaydetti.

Uslu, küresel kriz döneminde çıkardıkları intibak yasasıyla maaşlarda iyileşme sağlandığını da ifade ederek, "2003'ten önce sadece enflasyon oranında artış yapılan maaşlara, 2003'ten itibaren enflasyon üzerinde zam verildi, refah düzeyi arttı" diye konuştu.

Türkiye'de emeklilerin satın alma paritesine göre birçok Avrupa ülkesinden daha üst düzey konuma geldiğini, Türkiye'nin, net ikame oranına göre OECD'de ABD, Almanya ve Japonya gibi ülkeleri geride bıraktığını vurgulayan Uslu, "Sözde değil, özde sosyal devlet anlayışı var" diye konuştu.

CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de "hukuk devletinde protesto hakkı" konusunda yaptığı konuşmada, Gezi Parkı olaylarıyla birlikte Türkiye'de hukuk yerine siyasetin, müzakere yerine çatışmanın ve ayrıştırıcı dilin egemen olduğunu söyledi.

Toplantı ve gösteri yürüyüşünün anayasal hak olduğunu ve izin şartı bulunmadığını anlatan Öztürk, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'ndaki izin şartının Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu savundu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, gösteri yapmak isteyenlerin izin alması gerektiğini ve gösterilecek yerde toplanabileceklerini söylediğini anımsatan Öztürk, "Başbakan bu özgürlüğü bu şekilde sınırlayınca, bu sınırlar dışındaki her gösteriye polis müdahalesine meşruluk tanımış oldu" dedi.

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ise şehit yakınları ve gazilerin sorunlarına değindiği konuşmasında, bu kesime verilen sözlerin yerine getirilmediğini ifade etti.

Şehit yakınları ve gazilere yönelik torba kanundaki düzenlemelerin çok dar kapsamlı olduğunu savunan Kalaycı, Genel Kurul'da bugün görüşülecek torba kanun tasarısıyla şehit anne ve babasına ayrı ayrı asgari ücret, şehit çocuklarına iş, faizsiz konut kredisi, ücretsiz seyahat hakkı, şehit ve gazi çocuklarına vakıf üniversitelerinde kontenjan ayrılması gibi düzenlemelerin eklenmesi çağrısında bulundu.

Başbakan Erdoğan'ın, şubat ve nisan aylarındaki AK Parti Grup toplantılarında şehit yakını ve gazilere yönelik sözler verdiğini anlatan Kalaycı, bu sözlerin hala yerine getirilmediğini söyledi. Kalaycı, "Başbakan'ın sözleri böyle ucuz hale getirilmemeli, geciktirilmeden hayata geçirilmeli" diye konuştu.

BDP, Lice'de yaşanan olayın araştırılmasına ilişkin önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.

BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, Lice'deki olayın araştırılması, faillerin ortaya çıkarılması ve cezalandırılması gerekirken, siyasi mülahaza ve polemiklerle olayın üstünün örtülmek istendiğini öne sürdü.

Hükümetin çözüm sürecinde Şırnak'ta, Hakkari'de, Diyarbakır'da, Bingöl'de 200-300 askeri barındırabilecek karakollar inşa ettiğini anlatan Tan, "Buna kalekol diyoruz. Bunu yapıyorsanız, bunun başka bir izahı olmalı" dedi.

Olayın uyuşturucu meselesiyle karartılmak istendiğini iddia eden Tan, "Diyarbakır, Lice, Hakkari ve Van bir akaryakıt kaçakçılık merkezi ve bir uyuşturucu merkezi gibi takdim ediliyor. Türkiye'de gerçek bir uyuşturucu trafiği var, bu doğru. Bunu kim yapıyor? Bunun izleri Ankara'da. Eğer bir devlet 2 bin kilometre içerisindeki uyuşturucu ticaretini bilmiyorsa bütün istihbarat örgütlerini kapatsın" diye konuştu.

AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ise Lice'deki olayla ilgili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma başlattığını, İçişleri Bakanlığı'nın mülkiye müfettişi, Jandarma Genel Komutanlığı'nın müfettiş gönderdiğini ve olayın aydınlatılacağını belirtti.

Bölgede son dönemde esrar ve hint kenevirine karşı önemli mücadele yürütüldüğünü vurgulayan Tunç, 100 trilyonu aşkın hint kenevirinin imha edildiğini kaydetti. Tunç, bu kaynağın kesilmesinden rahatsızlık duyanların olduğuna dikkati çekerek, "Siyaset yapanlar, çözüm sürecinin devam etmesini isteyenler devletin uyuşturucuyla mücadelesini eleştirmemelidir. İllegal gösteri yapanlar, molotofkokteyli atanlar, haraç toplayanlar, adam kaçıranlar, zehir ticareti yapanlar hukuk devletinde hiçbir zaman görmezden gelinemez, kimse de böyle bir beklenti içinde olamaz" diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise Tunç'un, bütün bölgeyi ve Kürtler'i uyuşturucu kaçakçısı gibi gösterdiğini savunarak, bunun doğru olmadığını ifade etti.

Tunç, oturduğu yerden, böyle bir ifade kullanmadığını belirterek, Tanrıkulu'nun sözlerini çarpıttığını söyledi.

Liceliler'in sembol olarak karakol inşaatını protesto ettiğini, ancak barış isteklerini ortaya koyduklarını savunan Tanrıkulu, "İnsanlar gösteri hakkını kullanmış. Taş da atmış olabilirler ama bunun sonucu ölüm olmamalı" dedi.

Tanrıkulu, Meclis'in Kürt sorununu demokratik yollardan çözmesinin şart olduğunu dile getirerek, "Meclis'i kapatmayalım. Demokratikleşme adımlarını 1 Ekim'e bırakmayalım. Bunu yapma şansımız var. Yoksa yazın hepimiz üzülebiliriz" diye konuştu.

Tanrıkulu'nun sözleri üzerine sataşma gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, AK Parti'nin ayrımcılık yapmadığını, ülkenin bütün insanlarını eşit gördüklerini söyledi.

Bölgenin AK Parti iktidarıyla hizmet ve yatırım görmeye başladığını dile getiren Aydın, "Biz demokratikleşme yolunda hamleler yaparken, reformlar yaparken, maalesef size rağmen yapıyoruz" dedi.

MHP de Doğu Türkistan'daki Türkler ile Irak Türkmenleri'ne yönelik saldırıların araştırılması ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verdiği soru önergesinin Genel Kurul'da görüşülmesine ilişkin grup önerisi getirdi.

BDP ve MHP'nin grup önerileri reddedildi.

AK Parti, yasama yılının son haftasına ilişkin çalışma programını içeren grup önerisini, Genel Kurul'a getirdi. Görüşmelerin ardından AK Parti'nin önerisi kabul edildi.

Buna göre, Genel Kurul bugünden itibaren hafta sonu da dahil 9 Temmuz Salı gününe kadar çalışacak.

Genel Kurul, sürücü belgelerinin uluslararası standartlara kavuşturulmasından, Sermaye Piyasası Kurulu'nun halka açık şirketlere yönetici atamasına imkan sağlayan, kamuoyunda 4-B'liler olarak adlandırılan sözleşmeli personele kadro verilmesi gibi birçok konuyu içeren torba kanun tasarısı, TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesini de içeren Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun tasarısı ile denizcilik hukukuyla ilgili bazı uluslararası anlaşmaları uygun bulan tasarıları ele alacak.

TBMM Genel Kurulu, 9 Temmuz Salı günü ise 11.00-23.00 saatleri arasında çalışacak. Diğer günler ise saat 14.00'te toplanıp, programın bitimine kadar mesai yapacak.

CHP, 4-C kapsamındaki kamu çalışanlarının sorunlarının araştırılması ve gereken önlemlerin alınmasına ilişkin önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.

CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, Meclis bünyesinde bin 441 kişinin 4-C kapsamında çalıştığına dikkati çekerek, 4-C'lilerin statüsünün belli olmadığını, sendikaları bulunmadığını, ne memur statüsüne dahil edildiklerini ne de işçi sayıldıklarını söyledi. Öztürk, "Bunlar tabiri yerindeyse devekuşu. Memur mu, işçi mi? Belli değil" dedi.

Türkiye'de işsizliğin fazla olmasının istismar edildiğini iddia eden Öztürk, "Bu, Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesi C fıkrasıyla öngörülen istihdam şekli, devlet eliyle köleliktir. 4-C istihdam şekilleri içerisinde en acımasız olanıdır. Meclis Başkanı yeni göreve geldi. Öncelikle Meclis'te çalışanların hakkını, hukukunu koruması gerekir. Meclis'ten başlayarak bu kölelik düzeniyle çalışanların zincirini milletvekili olarak hep beraber kırmamız lazım" diye konuştu.

BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani de "Bu sorunu çözmek için neyi bekliyorsunuz?" diye sorarak, özelleştirme marifetiyle bu ülkenin kar eden değerlerinin peşkeş çekildiğini, KİT'lerde çalışan insanların da sokağa atıldığını iddia etti.

Bu sorunun çözülmesi gerektiğini ifade eden Zozani, "Bu konu araştırılmalı ve sorunlar çözülmelidir. Hazır önümüzdek torba var. Torba getirdiniz, bari Allah rızası için Meclis kapanmadan önce, bu defa doğru dürüst bir iş yapıp emekçilerin bu sorununu çözelim. 4-B'lerin yanında 4-C'leri de kapsama alalım" dedi.

MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık ise "4-C'de çalışan ne deve ne kuş. Yani deve kuşu. Ülkenin bu devekuşundan kurtulması lazım" diye konuştu.

Işık, ülkenin sendikal haklardan yoksun, maaşları düşük ve sosyal haklardan yararlandırılmayan 4-C'lilerle ilgili sorunun çözülmesi gerektiğini ifade etti.

CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Genel Kurul'da, 96 bin 500 sözleşmelinin devlet memurluğu kadrosuna alınmasını da içeren Torba Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.

Sürücü belgelerinin uluslararası standartlara uyumu, kamuoyunda 4/b'li olarak bilinen personele kadro verilmesi, 28 Şubat mağduru memurların tekrar atanması, Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) halka açık şirketlere yönetici ataması gibi konuları içeren "Torba Kanun" Teklifi'nin görüşülmesine TBMM Genel Kurulu'nda başlandı.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerde söz alan MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda sağlıklı ve verimli görüşme yapılamadığını, hangi düzenlemelerin ne amaçla ve hangi gerekçeyle yapıldığı konusunda iktidar tarafından bilinmez tavır sergilendiğini savundu.

Teklifte 142 kanun ve kanun hükmünde kararnamede değişiklik öngörüldüğünü, ancak vatandaşın sorunlarını giderecek düzenlemelerin sınırlı olduğunu ifade eden Kalaycı, kamudaki istihdam rejimini eleştirdi. Kalaycı, AK Parti döneminde başlanan sözleşmeli personel uygulamasının kamudaki dengeyi bozduğunu öne sürerek, kamudaki tüm sözleşmeli personele kadro verilmesi gerektiğini söyledi.

Personel rejiminin nesnellikten uzaklaştırıldığını savunan Kalaycı, "AKP İktidarı döneminde asli ve süreklilik arz eden birçok kamu hizmeti 4/B'li sözleşmeli personel, özel kanunlara göre sözleşmeli personel, 4/C'li geçici personel, vekil ve ücretli personel, geçici ve mevsimlik işçiler, taşeron şirket işçileri eliyle yürütülür hale gelmiştir. AKP zihniyetinin siyasi nema sağlama amacıyla sürdürdüğü açık olan bu yanlış uygulamalarla birlikte birçok mağduriyet ortaya çıkmıştır" diye konuştu.

BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani de teklifin kapsamının genişliğine dikkati çekerek, 46 maddelik teklifin alt komisyonda 59 maddeye çıktığını, Plan Bütçe Komisyonu'nda 76 maddeye ulaştığını belirtti.

Zozani, teklifin Meclis'teki aşamaları hakkında bilgi verirken AK Parti sıralarından laf atılması üzerine, "Sıkılıyor musunuz? Zamanımız çok, 76 madde var, 76 önerge var. 76 defa size işkence yapacağım, hepsinde çıkıp konuşacağım, hepsinde size aynı şeyleri söyleyeceğim, işkence nasılmış göreceksiniz. Yerinizde olsam sataşmam" dedi.

Teklifteki 28 Şubat mağduru memurlara tekrar kadro verilmesinde sınırlama olmamasına ilişkin düzenlemeye destek verdiklerini anlatan Zozani, bunun bütün darbe dönemlerinde görevinden uzaklaştırılan memurları kapsamasını istediklerini, önerilerinin kabul edilmediğini söyledi. Zozani, "Mevcut durumda yapılan düzenleme bir hesaplaşmadan öteye hiçbir şey değildir" diye konuştu.

Vekil imamların da kadroya geçirilmesinin öngörüldüğünü anlatan Zozani, doktora ve öğretmene daha fazla ihtiyaç olduğunu ifade etti.

CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin de AK Parti'nin, Meclis tatile girmeden önce aklına gelen düzenlemeleri torba tekliflerle getirmenin örneklerinden birinin yaşandığını söyledi. Teklifin çok sayıda kanun ve kanun hükmünde kararnamede değişiklik içerdiğini dile getiren Çetin, teklif için "Torba değil, çuval da değil, haral denebilir. Matruşka gibi, kanun içinde kanun, kanun içinde kanun hükmünde kararname" benzetmesi yaptı.

Teklifle 4/b'lilerin kadroya atanacağını belirten Çetin, aynı işi yapan 4/c'lilere ayrımcılık yapıldığını savundu.

Çetin, düzenlemeyle 24 milyon kişinin ehliyetinin değişeceğine dikkati çekerek, "Her kişiden 101 lira değerli kağıt parası alınacak. Bu, 2.5 katrilyon lira eder. Belki ehliyeti var ama işsiz, yoksul. Onun cebinden alacağız. Seçime giderken kaynak bulacağız" dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Müslim Sarı, teklifi getirenlerin teklifin içeriğinden haberdar olmadığını ve teklifin özensiz hazırlandığını öne sürdü.

Teklifte ilginç maddeler bulunduğunu ifade eden Sarı, "Hükümetin Diyanet'e özel bir ilgisi olduğu açık ama Diyanet'e dair daha makro olan sorunları konuşmuyoruz. Onları yok sayıyor, üstünü örtüyoruz" diye konuştu.

Sarı, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yasal statüsünün mutlaka tartışmaya açılması ve herkese din hizmeti verecek çerçeveye kavuşturulması gerektiğini kaydetti.

AK Parti Kayseri Milletvekili Ahmet Öksüzkaya da teklifin getirdiği yenilikler hakkında bilgi verdi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, bu yıl 4-C'lilerin sosyal hakları, ekonomik durumları ve şu anda karşı karşıya bulundukları sıkıntıları ağustos ayındaki toplu sözleşme masasında ele alacaklarını bildirdi.

Çelik, TBMM Genel Kurulu'nda kamuoyunda "Torba Kanun" olarak bilinen yasa teklifinin görüşmeleri sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Çelik, "torba yasa" diye ifade edilen ve çeşitli kanunlarda değişiklik içeren düzenlemelerin iç tüzüğün gereği olduğunu belirterek, bu düzenlemeleri gerektirmeyecek bir genel kurul çalışmasının sağlanması halinde bu tür düzenlemelere ihtiyaç olmayacağını kaydetti.

Bu düzenlemelerin geneli itibariyle yaygın olmasına herkesin karşı çıkması gerektiğini ifade eden Çelik, "Bundan hepimizin hoşnut olduğu gibi bir durum söz konusu değil. Ama bir ihtiyaç. Bizim genel kurul çalışmamızın bu sistemden kaynaklandığını da görmemiz gerekiyor. Onun için içtüzük düzenlemelerinin bir an önce yapılması, Genel Kurul çalışmalarının daha verimli ve torba kanunlara ihtiyaç duymayacak bir noktaya taşınması işin çözümü konusunda yeterli olur düşüncesindeyim" dedi.

Çelik, bu düzenlemeyle cami, mescit ve Kur'an kurslarının parçası olan ve ticari faaliyetler için kullanılan kısımlardan elde edilen gelirlerin bir kısmının Diyanet İşleri Başkanlığı'na aktarılacağını, bir kısmının da bakım, onarım ve aydınlatma gibi alanlarda kullanılmasının öngörüldüğünü söyledi.

Bu sözleşmelilerle ilgili olarak Çelik, "Şu anda 72 bin 500 civarında 4-B'li, 23 bin civarında mahalli idarelerde çalışan sözleşmeliler ile Sağlık Bakanlığı bünyesindeki sözleşmelilerden ibarettir" dedi. Kurumsal sözleşmelere de değinen Çelik, Meclis'in takdiri olursa kurumsal sözleşmelileri de katma arzusunda ve düşüncesinde olduklarını söyledi.

Çelik, KİT'lerde 76 bin 666 kişinin sözleşmeli, sanatçı olarak da 4 bin 752 kişinin sözleşmeli kadrosunda devam edeceğini, usta yöneticilerin bu kapsamda bulunmadığını söyledi.

Sosyal Güvenlik Destek Primi'nin 1999 yılında yürürlüğe girdiğini belirten Çelik, bunun Anayasa Mahkemesi'ne götürüldüğünü ancak mahkemenin bu uygulamayı iptal etmediğini anımsattı. Çelik, şöyle devam etti:

"Eğer bizde de gelişmiş, çağdaş ülkelerde olduğu gibi bir emeklilik düzeni olmuş olsaydı, popülist yaklaşımlar olmamış olsaydı ben inanıyorum ki Sosyal Güvenlik Destek Primi'ne ihtiyaç duyulmayacaktı. Şu anda 50 yaşında emeklilik söz konusu. Bu her yıl 1 yıl, 2 yıl yükselmeye devam ediyor. 55-60 yaşlara gelindiğinde destek priminin artık ihtiyaç olmaktan çıkacağı inancı içerisindeyim. Emeklilik yaşı ile paralellik arz eden bir durum. Genç bir nüfusumuz var. Bu nüfusun istihdamıyla ilgili, emeklilerin bir başka işte çalışması yanında genç nüfusa iş vermek önceliğinden hareket etmek durumundayız."

Kamu personel rejimiyle ilgili çalışma olduğunu bildiren Çelik, "Daha önce özelleştirme kapsamında olan kuruluşlar, kurumlar özelleşince personel aslında kamuda çalışma şansına sahip değildi. 7 bin 500 civarında özelleştirmeden dolayı işsiz olarak sokakta olan vatandaşımız vardı. Onların talepleri doğrultusunda 4-C statüsü oluşturuldu. Bugün talepler tabiki olacak. Bunu saygıyla karşılıyoruz. Bugün sözleşmelilerle ilgili düzenlemeyi ve kadroya alınmasını sağlıyoruz. Bu yıl 4-C'lilerin sosyal hakları, ekonomik durumları ve şu anda karşı karşıya bulundukları sıkıntıları ağustos ayındaki toplu sözleşme masasında ele almayı uygun bulduğumuzu ifade etmek istiyorum" diye konuştu.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Ağustos'ta 42 bin öğretmen ataması yapılacağını söyledi.

CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, AK Parti iktidarının kamu hizmetlerini ticarileştirdiğini, istihdam politikasının emek düşmanı olduğunu iddia etti.

Kamuda aynı işi yapanların farklı statüde olduğunu ve farklı çalışma biçimleri bulunduğunu anlatan Çelebi, "Çalışma yaşamının temeline dinamit yerleştirdiniz. Şimdi bir tür seçim rüşveti dağıtmaya çalışıyorsunuz" dedi.

MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal da teklifin temel kanun olarak görüşülemeyeceğini savundu. Teklifin faydalı yanları olduğunu, ancak zararlarının daha fazla olduğunu öne süren Günal, "Bir maddede 53 alt madde bulunuyor. Ucubeye dönüştürdüğünüz için tebrik ediyorum" diye konuştu.

Daha sonra milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Çelik, teklifin iş ve meslek danışmanlarını kapsamadığını, ancak bu kişilerin kadroya alınacağını söyledi.

Çelik, Hazine'ye ait Diyanet İşleri Başkanlığı'na tahsisli cami ve mescitlerde bulunan ticarethanelerden 2007-2012 arasında 54 milyon lira gelir elde edildiğini belirtti. Kadroya 2 bin 81 vekil imam hatiplinin geçeceğini ifade eden Çelik, ücretlerinin bin 900 lira olacağını kaydetti.

Faruk Çelik, Ağustos'ta 42 bin öğretmen ataması yapılacağını da söyledi.

Belediyelerde 23 bin sözleşmeli personel olduğunu ve kadroya alındıklarını anlatan Çelik, özelleştirmeden gelen 19 bin ve diğer kurumlarda çalışan 4 bin kadar 4/C'li ile ilgili Ağustos ayında değerlendirme yapacaklarını ifade etti.

TBMM Genel Kurulu'nda CHP ve AK Parti milletvekilleri arasında darbe tartışması yaşandı.

Kamuoyunda "Torba Kanun" olarak bilinen yasa teklifinin görüşmeleri sırasında söz alan CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, "(CHP'nin başında cellatına yaranmak isteyen, her türlü çirkinliği meşru gören birisi var) diyor. Bu cellat kim arkadaşlar? Bir söyleyin. Cellat dedikleri kişi şu, Atatürk'ü cellat kastediyorlar. Önce sarhoş, şimdi cellat diyorlar. Zannediyor musun ki Tayyip Erdoğan, aldığın 5 bin polis seni koruyacak. İşte gördünüz Mursi ne duruma geldi. Onun da çevresinde çok polis vardı. Dolayısıyla hiçbiriniz kendinize güvenmeyin. Bu memlekette sizin aklınızın ermediği bazı gerçekler var" ifadelerini kullandı.

Genç'in bu sözleri üzerine Meclis Başkanvekili Sadık Yakut, "TBMM'den darbe çağrısı yapmak yakışıyor mu bu kürsüye? TBMM Başkanlık Divanı olarak her darbe çağrışımı yapan milletvekilini kınıyorum" dedi.

Yakut'un ifadelerinin ardından AK Parti sıralarından alkış geldi.

Sataşma gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise "darbe yolu göstermeye çalışan bir milletvekilinin Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran bir parti olduğu iddia edilen CHP'nin içerisine yakışmadığını" söyledi. Elitaş, "CHP eğer darbelerden sonra iktidara gelme alışkanlığı olmayan bir parti olduğunu iddia ediyorsa bu milletvekilini buradan konuşmaktan men ederdi. Ama anlaşılan aynı kanaatte, aynı fikirdeler" diye konuştu.

Elitaş'ın ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay'ın "CHP'nin bütün siyasi yaşamı boyunca darbelere karşı olduğunu" ifade etmesi üzerine AK Parti sıralarından gülüşmeler geldi. Bunun üzerine CHP ve AK Parti milletvekilleri arasında sözlü tartışma yaşandı.

Altay, "Grubumuza mensup milletvekilinin (Kamer Genç) bugün Mısır'da yaşanan olaylardan sonra bir Mursi benzetmesi yapması örtüşmemiştir. Türkiye'de bundan sonra hiçbir zaman darbe olmayacaktır" dedi. Altay'ın bu sözlerini AK Parti milletvekilleri alkışladı.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ***