2007-07-12 - 08:00
TBMM Başkanı Bülent Arınç, yeni Meclisin 11. Cumhurbaşkanını seçebileceğini ifade ederek, ''Aralık ayının sonunu veya Ocak ayının
başını beklemektense, 'yeni Meclis tablosundan bir cumhurbaşkanı çıkabilir'in kabul edilmesi halinde bu seçim yapılmalıdır." dedi.
TBMM Başkanı Bülent Arınç, yeni Meclisin 11. Cumhurbaşkanını
seçebileceğini ifade ederek, ''Aralık ayının sonunu veya Ocak ayının
başını beklemektense, 'yeni Meclis tablosundan bir cumhurbaşkanı
çıkabilir'in kabul edilmesi halinde bu seçim yapılmalıdır." dedi.
Arınç, Kanal 24'te, Ardan Zentürk ve Şamil Tayyar'ın hazırlayıp sunduğu
''Ankara Masası'' adlı programda soruları yanıtladı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''cumhurbaşkanı seçiminde uzlaşma
arayışına önem verebileceğine'' ilişkin açıklamasıyla başlayan
tartışmaları nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Arınç,
cumhurbaşkanlığı seçiminin, 22 Temmuz seçiminin de sebebi olduğunu, 16
Nisan-16 Mayıs arasındaki süreçte cumhurbaşkanı seçiminin Anayasa
Mahkemesi kararıyla engellendiğini söyledi.
Daha sonra, cumhurbaşkanını halkın seçmesini içeren Anayasa
değişikliğinin yapıldığını anımsatan Arınç, bu Anayasa değişikliği
paketinin iptal edilmesi istemlerini, Anayasa Mahkemesinin reddettiğini
kaydetti. Bu aşamada kafaların karıştığını ifade eden Arınç, ''Her işte
böyledir. İşin çivisi çıkmaya görsün, bir yerden kuralsızlık kural
haline gelirse, artık arkasından olabilecekleri, ihtimallerle konuşmamız
lazım'' dedi.
Arınç, ''Kuralsızlık, kural haline mi nerede geldi?'' sorusu üzerine,
''367, bugüne kadar hiç uygulanmış bir kural değil. Anayasanın 96.
maddesi. toplantı yeter sayısının her halükarda 184 olacağını söylüyor.
Anayasa Mahkemesi, 103 ve 102. maddeleri birlikte düşünerek, önce '367
gerekli' diye karar verdi, ondan sonra ona gerekçe aradı. Gerekçe bizi
tatmin etmedi'' diye konuştu.
Bülent Arınç, şimdi iki karar bulunduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
''Bir; Anayasa Mahkemesi, bugünkü mevcut anayasaya göre cumhurbaşkanı
seçmemiz durumunda, toplantıda 367 kişi bulunmasını şart koşuyor. İkinci
de referandum sonra kabul edildiği takdirde, yeni cumhurbaşkanı
seçiminin halk tarafından yapılmasını istiyor ve 'mecliste yapılacak
karar ve seçimle ilgili oylamaların hepsinde artık 184 olacaktır' diye
kural getiriyor.
Şimdi son karara bakarak, iki şekilde 11. Cumhurbaşkanını nasıl
seçeceğiz diye düşünebiliriz. Çünkü bugünkü cumhurbaşkanımızın süresi,
101, 102, 106. maddeye göre bitmiş durumda, fakat Anayasanın bir
yorumuyla yenisi seçilmediği için görevine devam ediyor.
Şimdi eğer yaptığımız Anayasa değişikliklerini takip edecek olursak; bu,
halkoylamasına 21 Ekimde sunulacak. Halkoylamasıyla bu Anayasa
değişiklikleri kabul edilirse, kanun haline gelecek. Bundan sonraki 40
gün içinde, Aralık ayının ortası gibi olabilir. Neye göre? Bu anayasa
değişikliği üzerinden iz takip edersek, Aralık ayı sonunda 11.
cumhurbaşkanını, halk tarafından seçebileceğiz.''
Arınç, 22 Temmuzdan sonra oluşacak Meclisin cumhurbaşkanını seçmek
istemesi konusunu değerlendirirken de Anayasanın 102. maddesini
okuduktan sonra, ''Burada cumhurbaşkanı bu meclis tarafından seçilmeli
diyenler eğer dürüst davranıyorlarsa, bundan kuşkuluyum. En azından 7
seneyi kurtaralım, 367 şart olduğu için şu anda bu 367'ye uygun vasıfta
biri seçilirse, halk tarafından seçilmesinden daha iyi olur, bize daha
fazla benzer diye düşünenler var. Boşalma halini kabul ediyorsak, 'Sayın
Sezer'in 16 Mayısta görev süresi bitti, bu makam boşaldı' diyorlarsa,
106. maddeye göre benim vekaletime karşı çıkmamaları lazım'' diye
konuştu. Arınç, şöyle devam etti:
''102. maddeye göre boşalma yok deniyorsa, çünkü süresi biten devam
ediyor, o zaman Meclis kendi iradesiyle yeni bir cumhurbaşkanlığı süreci
başlatabilir mi? Bana göre başlatır. Danışma Kurulunu toplar, siyasi
parti gruplarıyla bir araya gelir. Bunu meclise sunar, meclis kabul
ettiği takdirde, cumhurbaşkanı seçimi, yeniden 16 nisanda nasıl
başladıysa o şekilde de başlayabilir. Şöyle de olabilir: Sayın
Cumhurbaşkanı, 'Yeni meclis seçildi, bana Allahaısmarladık' diyebilir.
Boşalma halinde Meclis mecburen cumhurbaşkanını seçecektir. Boşalma yok,
boşalma hali olmadı deniyorsa, Meclis kendisi inisiyatif alırsa
seçecek.''
BAŞBAKAN'IN AÇIKLAMALARI
Başbakan Erdoğan'ın, cumhurbaşkanını yeni meclisin seçeceğine ilişkin
görüşüne katılıp katılmadığının sorulması üzerine Arınç, şöyle konuştu;
''Yeni Meclis seçebilir, gerektiğinde seçmelidir de... Görev süresi
bitmiş cumhurbaşkanının görevine devam ediyor olması, bizde görülmüş bir
olay değil bugüne kadar. Geçmişe dönüp baktığınız zaman,
cumhurbaşkanları görev süreleri bittiğinde ayrılmışlardır. Yerlerine ya
senato başkanı vekalet etmiş ya bugünkü Anayasamıza göre meclis başkanı
vekalet etmiştir. Ama bugün bu devam ediyor görülüyor. Aralık ayının
sonunu veya Ocak ayının başını beklemektense, yeni Meclis tablosundan
bir cumhurbaşkanı çıkabilir'in kabul edilmesi halinde bu seçim
yapılmalıdır. Çünkü 6 ay öncesinden artık Türkiye normalleşmelidir,
cumhurbaşkanı seçimini yapmalıdır.''
Baykal'ın, Erdoğan'ın uzlaşmayla ilgili sözlerini ''dayatma'' olarak
değerlendirmesine karşı çıkarak, ''Maksadı üzüm yemek değil, bağcı
dövmektir. Çok açık görünen budur'' diyen Arınç, Baykal ve ekibinin,
Başbakan Erdoğan'ın ''Parlamentoda uzlaşma ararız'' açıklamasından
sonra, ''Meclis dışından olsun'' dediklerini söyledi.
Arınç, ''Cumhurbaşkanlığı seçimi bizim hakkımızdı, görevimizdi,
yetkimizdi. Buna, parlamento içindeki siyaset engel olmadı, parlamento
dışındaki yargı engel oldu. Bu işi yargıya taşıyan partiler, buna
aracılık ettiler. dolasıyla cumhurbaşkanı seçememiş olmak ne Meclis
başkanı olarak benim eksikliğim ne ak parti genel başkanı olarak sayın
başbakanının ve o partinin grubunun bir eksikliği'' diye konuştu.
CHP-MHP KOALİSYONU
Bülent Arınç, CHP-MHP koalisyonunun, AK Parti iktidarına karşı
alternatif olarak kurgulanıp kurgulanmadığına ilişkin soruyu
yanıtlarken, 2 yıldan beri böyle bir çalışma olduğunu söyledi. Arınç,
''halk iradesine güvenmeyen, halktan kopuk tek parti özlemcilerinin,
cumhuriyet dendiği zaman bütün reformların yukarıdan yapılmasını
isteyen, özgürlükleri hazmedemeyen bir zümrenin böyle bir çalışma içinde
olduğunu'' savundu.
Arınç, ''Yani anti sivil bir zümreden mi bahsediyorsunuz?'' şeklindeki
soruya, ''Yani anti sivil demek de yetmez'' karşılığını vererek,
bunların, ''çırpınış içinde olan, demokrasiyi sandığı hazmedemeyen
zeminler'' olduğunu söyledi.
''SANDIK BAŞLARINDA KANUNSUZ İŞLEMLER OLABİLİR''
Bülent Arınç, ''22 Temmuz seçim sürecini kesintiye uğratabilecek bazı
provokatif eylemlerle ilgili duyumlar size geliyor mu? Sandık güvenliği
konusunda endişeleriniz var mı?'' sorusuna, ''Seçim sonuçlarının şu veya
bu şekilde provoke edilmesi, sandık başlarında bir takım hileli
işlemlere başvurulması mümkündür. Bunun için bazı grupların özel çaba
gösterdiklerini biliyoruz. Sandık kurulu başkanı ve üyelerinin, hem
dışardan yapılacak müdahalelere hem de kendi içerisinde her oyun değer
kazanmasına dikkat etmesi lazım'' diye konuştu.
Bu seçimde hemen hemen her partinin müşterek rakibinin AK Parti
olduğunu, açıkgöz ve işgüzar bir kısım partililerin, sandık başlarındaki
işlemlere müdahale ederek kanunsuz işlemler yapabileceklerine dikkati
çeken Arınç, şöyle konuştu:
''Devleti falan kastetmiyorum ama bunu amaçlayanlar, bu tür olaylar
yapabilirler. Belki Manisa'nın merkezinde bu tür bir şeyi yapmak mümkün
değil ama bu ülkenin Diyarbakır'ı, Siirt'i, Hakkari'si, Çorum'u,
Çankırı'sı da var. Bunun belli yerlerde yapılmış olması, seçim
sonuçlarını etkileyebilir.''
''HAYAL KIRIKLIĞI, ŞÜPHESİZ...''
Arınç, ''Yeniden meclis başkanı olmayı düşünüyor musunuz?' sorusuna,
''Mahkeme kadıya mülk değil'' diyerek, 5 yıldır bu görevi dolu dolu
yaptığını kaydetti. Aynı sorunun, cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda
yöneltilmesi üzerine Arınç, ''Bugünden yarına hiçbir söylemek mümkün
değil. Şu anda ne meclis başkanlığına ne cumhurbaşkanlığına adayım.
Zamanı geldiğinde şartlar ne gerektiriyorsa, onu ifade ederiz'' dedi.
Arınç, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e oy verdiği için pişman olup
olmadığının sorulması üzerine, ''Pişmanlık diye bir şey yok'' diyerek,
nasıl aday gösterildiğini o dönemde gözlemlediğini söyledi. ''Bu,
yaşanması gereken bir olaymış'' diyen Arınç, ''Hayal kırıklığı var mı'
sorusuna, ''Şüphesiz'' karşılığını verdi. Arınç, TBMM Plan ve Bütçe
Komisyonunda milletvekillerine söylediklerini anımsatarak, ''Yeni
seçilecek Cumhurbaşkanı, kim olursa olsun, Sayın Sezer gibi
olmayacaktır' demiştim. O kendi türünde bir ilk ve tek olarak bundan
sonra anılacaktır. Ona inanıyorum. Kim olursa olsun. Ardan Zentürk olsa
bile'' diye konuştu.
''Nasıl bir cumhurbaşkanı hayal ettiğinin'' sorulması üzerine Arınç,
''Milletini seven, milletinin ortak değerlerine sahip, ayrımcılık
yapmayan, siyaseti bilen, siyaseti yaşamış olan, parlamento içinden bir
milletvekili arkadaşımızın cumhurbaşkanı olmasını isterim. Siyaset
insanı eğitir, terbiye eder, milletle kucaklaştırır. Yanlış da yapsa,
siyasetle iştigal eden insanın başbakanlığı da cumhurbaşkanlığı da
meclis başkanlığı da iyi olur'' karşılığını verdi.
seçebileceğini ifade ederek, ''Aralık ayının sonunu veya Ocak ayının
başını beklemektense, 'yeni Meclis tablosundan bir cumhurbaşkanı
çıkabilir'in kabul edilmesi halinde bu seçim yapılmalıdır." dedi.
Arınç, Kanal 24'te, Ardan Zentürk ve Şamil Tayyar'ın hazırlayıp sunduğu
''Ankara Masası'' adlı programda soruları yanıtladı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''cumhurbaşkanı seçiminde uzlaşma
arayışına önem verebileceğine'' ilişkin açıklamasıyla başlayan
tartışmaları nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Arınç,
cumhurbaşkanlığı seçiminin, 22 Temmuz seçiminin de sebebi olduğunu, 16
Nisan-16 Mayıs arasındaki süreçte cumhurbaşkanı seçiminin Anayasa
Mahkemesi kararıyla engellendiğini söyledi.
Daha sonra, cumhurbaşkanını halkın seçmesini içeren Anayasa
değişikliğinin yapıldığını anımsatan Arınç, bu Anayasa değişikliği
paketinin iptal edilmesi istemlerini, Anayasa Mahkemesinin reddettiğini
kaydetti. Bu aşamada kafaların karıştığını ifade eden Arınç, ''Her işte
böyledir. İşin çivisi çıkmaya görsün, bir yerden kuralsızlık kural
haline gelirse, artık arkasından olabilecekleri, ihtimallerle konuşmamız
lazım'' dedi.
Arınç, ''Kuralsızlık, kural haline mi nerede geldi?'' sorusu üzerine,
''367, bugüne kadar hiç uygulanmış bir kural değil. Anayasanın 96.
maddesi. toplantı yeter sayısının her halükarda 184 olacağını söylüyor.
Anayasa Mahkemesi, 103 ve 102. maddeleri birlikte düşünerek, önce '367
gerekli' diye karar verdi, ondan sonra ona gerekçe aradı. Gerekçe bizi
tatmin etmedi'' diye konuştu.
Bülent Arınç, şimdi iki karar bulunduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
''Bir; Anayasa Mahkemesi, bugünkü mevcut anayasaya göre cumhurbaşkanı
seçmemiz durumunda, toplantıda 367 kişi bulunmasını şart koşuyor. İkinci
de referandum sonra kabul edildiği takdirde, yeni cumhurbaşkanı
seçiminin halk tarafından yapılmasını istiyor ve 'mecliste yapılacak
karar ve seçimle ilgili oylamaların hepsinde artık 184 olacaktır' diye
kural getiriyor.
Şimdi son karara bakarak, iki şekilde 11. Cumhurbaşkanını nasıl
seçeceğiz diye düşünebiliriz. Çünkü bugünkü cumhurbaşkanımızın süresi,
101, 102, 106. maddeye göre bitmiş durumda, fakat Anayasanın bir
yorumuyla yenisi seçilmediği için görevine devam ediyor.
Şimdi eğer yaptığımız Anayasa değişikliklerini takip edecek olursak; bu,
halkoylamasına 21 Ekimde sunulacak. Halkoylamasıyla bu Anayasa
değişiklikleri kabul edilirse, kanun haline gelecek. Bundan sonraki 40
gün içinde, Aralık ayının ortası gibi olabilir. Neye göre? Bu anayasa
değişikliği üzerinden iz takip edersek, Aralık ayı sonunda 11.
cumhurbaşkanını, halk tarafından seçebileceğiz.''
Arınç, 22 Temmuzdan sonra oluşacak Meclisin cumhurbaşkanını seçmek
istemesi konusunu değerlendirirken de Anayasanın 102. maddesini
okuduktan sonra, ''Burada cumhurbaşkanı bu meclis tarafından seçilmeli
diyenler eğer dürüst davranıyorlarsa, bundan kuşkuluyum. En azından 7
seneyi kurtaralım, 367 şart olduğu için şu anda bu 367'ye uygun vasıfta
biri seçilirse, halk tarafından seçilmesinden daha iyi olur, bize daha
fazla benzer diye düşünenler var. Boşalma halini kabul ediyorsak, 'Sayın
Sezer'in 16 Mayısta görev süresi bitti, bu makam boşaldı' diyorlarsa,
106. maddeye göre benim vekaletime karşı çıkmamaları lazım'' diye
konuştu. Arınç, şöyle devam etti:
''102. maddeye göre boşalma yok deniyorsa, çünkü süresi biten devam
ediyor, o zaman Meclis kendi iradesiyle yeni bir cumhurbaşkanlığı süreci
başlatabilir mi? Bana göre başlatır. Danışma Kurulunu toplar, siyasi
parti gruplarıyla bir araya gelir. Bunu meclise sunar, meclis kabul
ettiği takdirde, cumhurbaşkanı seçimi, yeniden 16 nisanda nasıl
başladıysa o şekilde de başlayabilir. Şöyle de olabilir: Sayın
Cumhurbaşkanı, 'Yeni meclis seçildi, bana Allahaısmarladık' diyebilir.
Boşalma halinde Meclis mecburen cumhurbaşkanını seçecektir. Boşalma yok,
boşalma hali olmadı deniyorsa, Meclis kendisi inisiyatif alırsa
seçecek.''
BAŞBAKAN'IN AÇIKLAMALARI
Başbakan Erdoğan'ın, cumhurbaşkanını yeni meclisin seçeceğine ilişkin
görüşüne katılıp katılmadığının sorulması üzerine Arınç, şöyle konuştu;
''Yeni Meclis seçebilir, gerektiğinde seçmelidir de... Görev süresi
bitmiş cumhurbaşkanının görevine devam ediyor olması, bizde görülmüş bir
olay değil bugüne kadar. Geçmişe dönüp baktığınız zaman,
cumhurbaşkanları görev süreleri bittiğinde ayrılmışlardır. Yerlerine ya
senato başkanı vekalet etmiş ya bugünkü Anayasamıza göre meclis başkanı
vekalet etmiştir. Ama bugün bu devam ediyor görülüyor. Aralık ayının
sonunu veya Ocak ayının başını beklemektense, yeni Meclis tablosundan
bir cumhurbaşkanı çıkabilir'in kabul edilmesi halinde bu seçim
yapılmalıdır. Çünkü 6 ay öncesinden artık Türkiye normalleşmelidir,
cumhurbaşkanı seçimini yapmalıdır.''
Baykal'ın, Erdoğan'ın uzlaşmayla ilgili sözlerini ''dayatma'' olarak
değerlendirmesine karşı çıkarak, ''Maksadı üzüm yemek değil, bağcı
dövmektir. Çok açık görünen budur'' diyen Arınç, Baykal ve ekibinin,
Başbakan Erdoğan'ın ''Parlamentoda uzlaşma ararız'' açıklamasından
sonra, ''Meclis dışından olsun'' dediklerini söyledi.
Arınç, ''Cumhurbaşkanlığı seçimi bizim hakkımızdı, görevimizdi,
yetkimizdi. Buna, parlamento içindeki siyaset engel olmadı, parlamento
dışındaki yargı engel oldu. Bu işi yargıya taşıyan partiler, buna
aracılık ettiler. dolasıyla cumhurbaşkanı seçememiş olmak ne Meclis
başkanı olarak benim eksikliğim ne ak parti genel başkanı olarak sayın
başbakanının ve o partinin grubunun bir eksikliği'' diye konuştu.
CHP-MHP KOALİSYONU
Bülent Arınç, CHP-MHP koalisyonunun, AK Parti iktidarına karşı
alternatif olarak kurgulanıp kurgulanmadığına ilişkin soruyu
yanıtlarken, 2 yıldan beri böyle bir çalışma olduğunu söyledi. Arınç,
''halk iradesine güvenmeyen, halktan kopuk tek parti özlemcilerinin,
cumhuriyet dendiği zaman bütün reformların yukarıdan yapılmasını
isteyen, özgürlükleri hazmedemeyen bir zümrenin böyle bir çalışma içinde
olduğunu'' savundu.
Arınç, ''Yani anti sivil bir zümreden mi bahsediyorsunuz?'' şeklindeki
soruya, ''Yani anti sivil demek de yetmez'' karşılığını vererek,
bunların, ''çırpınış içinde olan, demokrasiyi sandığı hazmedemeyen
zeminler'' olduğunu söyledi.
''SANDIK BAŞLARINDA KANUNSUZ İŞLEMLER OLABİLİR''
Bülent Arınç, ''22 Temmuz seçim sürecini kesintiye uğratabilecek bazı
provokatif eylemlerle ilgili duyumlar size geliyor mu? Sandık güvenliği
konusunda endişeleriniz var mı?'' sorusuna, ''Seçim sonuçlarının şu veya
bu şekilde provoke edilmesi, sandık başlarında bir takım hileli
işlemlere başvurulması mümkündür. Bunun için bazı grupların özel çaba
gösterdiklerini biliyoruz. Sandık kurulu başkanı ve üyelerinin, hem
dışardan yapılacak müdahalelere hem de kendi içerisinde her oyun değer
kazanmasına dikkat etmesi lazım'' diye konuştu.
Bu seçimde hemen hemen her partinin müşterek rakibinin AK Parti
olduğunu, açıkgöz ve işgüzar bir kısım partililerin, sandık başlarındaki
işlemlere müdahale ederek kanunsuz işlemler yapabileceklerine dikkati
çeken Arınç, şöyle konuştu:
''Devleti falan kastetmiyorum ama bunu amaçlayanlar, bu tür olaylar
yapabilirler. Belki Manisa'nın merkezinde bu tür bir şeyi yapmak mümkün
değil ama bu ülkenin Diyarbakır'ı, Siirt'i, Hakkari'si, Çorum'u,
Çankırı'sı da var. Bunun belli yerlerde yapılmış olması, seçim
sonuçlarını etkileyebilir.''
''HAYAL KIRIKLIĞI, ŞÜPHESİZ...''
Arınç, ''Yeniden meclis başkanı olmayı düşünüyor musunuz?' sorusuna,
''Mahkeme kadıya mülk değil'' diyerek, 5 yıldır bu görevi dolu dolu
yaptığını kaydetti. Aynı sorunun, cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda
yöneltilmesi üzerine Arınç, ''Bugünden yarına hiçbir söylemek mümkün
değil. Şu anda ne meclis başkanlığına ne cumhurbaşkanlığına adayım.
Zamanı geldiğinde şartlar ne gerektiriyorsa, onu ifade ederiz'' dedi.
Arınç, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e oy verdiği için pişman olup
olmadığının sorulması üzerine, ''Pişmanlık diye bir şey yok'' diyerek,
nasıl aday gösterildiğini o dönemde gözlemlediğini söyledi. ''Bu,
yaşanması gereken bir olaymış'' diyen Arınç, ''Hayal kırıklığı var mı'
sorusuna, ''Şüphesiz'' karşılığını verdi. Arınç, TBMM Plan ve Bütçe
Komisyonunda milletvekillerine söylediklerini anımsatarak, ''Yeni
seçilecek Cumhurbaşkanı, kim olursa olsun, Sayın Sezer gibi
olmayacaktır' demiştim. O kendi türünde bir ilk ve tek olarak bundan
sonra anılacaktır. Ona inanıyorum. Kim olursa olsun. Ardan Zentürk olsa
bile'' diye konuştu.
''Nasıl bir cumhurbaşkanı hayal ettiğinin'' sorulması üzerine Arınç,
''Milletini seven, milletinin ortak değerlerine sahip, ayrımcılık
yapmayan, siyaseti bilen, siyaseti yaşamış olan, parlamento içinden bir
milletvekili arkadaşımızın cumhurbaşkanı olmasını isterim. Siyaset
insanı eğitir, terbiye eder, milletle kucaklaştırır. Yanlış da yapsa,
siyasetle iştigal eden insanın başbakanlığı da cumhurbaşkanlığı da
meclis başkanlığı da iyi olur'' karşılığını verdi.
