2010-12-03 - 12:44
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kamuya olan borçların yeniden yapılandırılmasının
kesinlikle ''af'' anlamına gelmediğini, kamu alacaklarının reel değerinden
vazgeçmediklerini söyledi.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kamuya olan borçların yeniden yapılandırılmasının
kesinlikle ''af'' anlamına gelmediğini, kamu alacaklarının reel değerinden
vazgeçmediklerini söyledi.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, kamu
alacaklarını yeniden düzenleyen 113 maddeden oluşan ''Torba Tasarı''ya ilişkin
sunum yaptı.
Görüşmelerin ardından alt komisyona sevk edilen ''Bazı Kamu Alacaklarının
Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı'' ile ilgili bilgi veren Şimşek, alacakların yeniden
yapılandırılması ile ilgili düzenlemelerden söz etti.
Küresel ekonomik krizin Türkiye'de de olumsuz etkilerinin olduğunu
belirten Şimşek, özellikle 2009 yılının tüm dünyada ve nispeten Türkiye'de
ekonomik açıdan zor geçen bir yıl olduğunu söyledi.
Sağlam makroekonomik temelleri ve kriz sürecinde aldığı önlemler
sayesinde, Türkiye ekonomisinin, dünyadan pozitif yönde ayrışarak hızlı bir
toparlanma sürecine girdiğini ifade eden Şimşek, bu sürecin 2010 yılının ilk
yarısında da devam ettiğini vurguladı.
Şimşek, bu süreçte dış talebin daralmasının, mal ve hizmet satış
gelirlerindeki azalmanın, kredi teminindeki güçlüğün, işletmelerin nakit
dengesinin bozulmasına neden olduğunu, bunun sonucunda, işletmelerin kamuya
yönelik yükümlülüklerin yerine getirmelerinde, gecikmeler yaşandığını söyledi.
Bu dönemde bir takım nedenlerle ödemelerini yapmamış olan borçluların
yüksek bir faiz yükü ile karşılaştıklarını anlatan Şimşek, ''Bu tasarı, kamuya
olan borçların asıl tutarlarında herhangi bir indirim yapmadan ve asıl alacağın
reel değerini korumak suretiyle, borçların yeniden hesaplanması ve belli bir plan
dahilinde ödenmesini sağlamak amacıyla bu tasarı hazırlanmıştır'' dedi. Şimşek,
bunun kesinlikle bir ''af'' anlamına gelmediğini, kamu alacaklarının reel
değerinden vazgeçmediklerini söyledi.
Tasarının kapsamının alacaklı idareler ve alacak türleri itibariyle
mümkün olduğunca geniş tutulduğunu kaydeden Şimşek, yapılacak ödemelerde
finansman sıkıntısı ile karşılaşılmaması için uzun sürede taksitle ödeme imkanı
getirildiğini belirtti.
Borçların önemli bir tutarının ödeneceği Maliye Bakanlığı ve Sosyal
Güvenlik Kurumuna yapılacak taksitli ödemelerin aynı aya denk gelmeyecek şekilde
düzenlendiğini ifade eden Şimşek, bu sayede her iki kuruma da borçlu olanların,
borçlarını daha kolay tasfiye etmelerinin hedeflendiğini anlattı.
Görüşülen tasarının borç ve alacak konusunda getirdiği imkanlara da
değinen Şimşek, şunları söyledi:
''Kesinleşmiş alacaklar yeniden yapılandırılmaktadır. İhtilaflı
alacakların ihtilaflarının sonlandırılması ve ödenmesi yönünde düzenleme
yapılarak, yargıdaki birikmiş dosyaların tasfiyesi hedeflenmektedir. Vergi
mükelleflerini matrah ve stok beyanı yapılmak suretiyle kayıtların düzeltilmesi
imkanı verilerek işletme kayıtlarının gerçek duruma uygun hale getirilmesi
amaçlanmaktadır.
Varlık Barışı Kanunu kapsamında bildirim ve beyanda bulunmakla birlikte
çeşitli nedenlerle kanunun sağladığı imkanlardan yararlanamayanlara ilave bir hak
tanınmaktadır. Bu çerçevede yurt dışında bulunan varlıklarını süresi içinde
Türkiye'ye getiremeyenler ile süresi içinde sermaye artırımında bulunmayanlara ve
tarh edilen vergileri vadesinde ödeyemeyenlere ilave süre verilmektedir.
Alacaklı kurumlar itibarıyla bazı küçük alacakların tahsilinden
vazgeçilmesi yönünde düzenleme yapılmakta, idarelerin mesailerini, daha yüksek
tutarlı alacaklara yönlendirmesi hedeflenmektedir.
Yapılandırılan alacakların taksitle ödenebilmesi, vergi ve prim
borçlarının kredi kartıyla da ödenmesi imkanı getiriliyor.''
Bakan Şimşek, geniş kitleleri ilgilendiren bazı para cezalarının
tebliğinde zaman zaman gecikme yaşandığını, vatandaşların uzun süre sonra
cezasını öğrendiğini ifade etti.
Şimşek, tasarıda, söz konusu tebliğin daha hızlı bir şekilde
yapılabilmesi için ilgili kanuna bir hüküm eklenerek, bazı cezalara ilişkin
soruşturma zaman aşımının yeniden düzenlendiğini söyledi. Şimşek, bu düzenlemede,
fiilin işlendiği takvim yılını takip eden yılın sonuna kadar idari yaptırım
kararlarının verilmesi ve ilgilisine tebliği şartı getirildiğini kaydetti.
Şimşek, gemi inşa sanayi ve tersanelerin atıl kapasitesinin daha verimli
kullanılabilmesi için gemi inşasına dönük alımlara ilişkin mevcut katma değer
vergisi istisnasının çerçevesinin genişletildiğini dile getirdi.
Özel Tüketim Vergisi Kanunu'na ekli olan listelerde yer alan mallara ait
gümrük tarife istatistik pozisyon numaralarında 2009 ve 2010 yıllarında yapılan
değişikliklerin kanuna işlenmesi bakımından kanun metni ve ekli listelerin
güncellendiğini belirten Şimşek, ''Bu değişiklikle kesinlikle yeni bir vergi ya
da vergi artışı getirilmemektedir. Yapılan işlem yalnızca teknik düzenlemeden
ibaret olup, mevcut vergi oran ve tutarları aynen muhafaza edilmektedir'' diye
konuştu.
Tasarıdaki diğer bir düzenlemenin de özelleştirme işlemi tamamlandıktan
çok uzun süre sonra verilen yargı kararlarının fiilen uygulanamaz hale geldiği
durumlarda ne şekilde işlem yapılacağına yönelik olduğunu belirten Şimşek,
şunları kaydetti:
''Özelleştirmesi tamamlanan ve alıcılarına devredilen kuruluşların yargı
kararları çerçevesinde geri alımının fiilen imkansız olduğu durumlarda, yargı
kararları üzerine tesis edilemeyeceği düzenlenerek, geri alma davalarında tesis
edilecek kararların kamuya olan maliyeti ve özelleştirme gelirinden daha fazla
geri alma bedeli ödenme ihtimali dikkate alınarak kamunun daha fazla zarar
uğramasının önüne geçilmesi hedeflenmektedir.''
Bakan Şimşek, düzenlemeyi Meclise getirdiklerini, özelleştirme konusunda
yaşanan bu sorunu ortak akılla çözebileceklerini kaydetti.
Şimşek, tasarının, global ekonomik koşullar altında vatandaş ile alacaklı
kamu idareleri için önemli kolaylıklar getirdiğini, tasarının kanunlaşması
halinde vatandaşların, yasanın getirdiği imkanlardan önemli ölçüde
yararlanacağını sözlerine ekledi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer,
yeşil kart ile ilgili çalışma yaptıklarını, 3 kez iş teklifi yapılan kart
sahibinin çalışmayı kabul etmemesi durumunda kartın edileceğini bildirdi.
Dinçer, alt komisyona sevk edilen ''Torba Tasarı''nın bakanlığını
ilgilendiren bölümleri ile ilgili TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna sunumunda,
tasarı ile kısa vadede istihdamı teşvik edici tedbirler alındığını ifade etti.
Daha önceden vaktinde ve düzenli prim ödeyen işverenlere uygulanan 5
puanlık indirimden yararlananların, kadın ve gençlerin istihdamı ile ilgili
teşviklerden yararlanamadıklarını anımsatan Dinçer, tasarı ile bunun mümkün hale
getirildiğini söyledi. Dinçer, ''Bunun gençlerimizin ve kadınlarımızın
istihdamında önemli bir katkı sağlayacağına inanıyoruz'' dedi.
Tasarı ile özürlü çalıştırmaya yönelik birtakım kolaylaştırmalar
yaptıklarını kaydeden Dinçer, belirli sayıda özürlü çalıştırma uygulamasını
anımsattı. Bu konuda sıkıntılar yaşandığını ifade eden Dinçer, birden fazla iş
yerine sahip işverenlerin, yaptığı bir işte özürlü çalıştırma sıkıntısı olması
durumunda diğer işletmede daha fazla özürlü çalıştırabileceğini anlattı. Dinçer,
böylece özürlülerin istihdamını kolaylaştırdıklarını, işverenlere de esneklik
sağlandığını dile getirdi.
Meslek lisesi ve meslek yüksek okulunda okuyan öğrencilerin staj
imkanlarının kolaylaştırıldığını da kaydeden Dinçer, staj yaptırma arzını
artırmak amacıyla 20 kişi çalıştıran işletmelere yönelik olan staj yapma
zorunluluğunun 5 kişi çalıştıran işletmeleri kapsar hale getirildiğini söyledi.
Dinçer, ''Böylece daha büyük bir çapta staj yapma imkanı getiriyoruz'' diye
konuştu.
Annesi ve babası üzerinden Genel Sağlık Sigortası'ndan yararlanamayan
meslek lisesi ve meslek yüksek okulu öğrencilerinin primlerini bakanlık olarak
ödeyeceklerini belirten Dinçer, böylece staj yapan bütün öğrencilerin Genel
Sağlık Sigortası kapsamına alınmasını temin edeceklerini kaydetti.
Dinçer, meslek lisesi ve meslek yüksek okulu mezunlarının istihdamını
teşvik edici uygulamaların da tasarı da yer aldığını anlattı.
Kısmi süreli çalışanların ay içinde eksik kalan sürelerini tamamlamaları
şartıyla işsizlik sigortasından yararlanmaları için imkan tanıdıklarını ifade
eden Dinçer, kısa çalışma ödeneğini bugüne kadar çok başarıyla uyguladıklarını
söyledi. Dinçer, Türkiye'nin Almanya'dan sonra AB ve G-7 ülkeleri içinde en
başarılı ülkenin Türkiye olduğunu kaydetti.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dinçer, geçen yıl kısa çalışma
ödeneğinden 192 bin işçinin yararlandığını bildirerek, kısa çalışma ödeneğinin
bölgesel ve sektörel kriz durumlarında da verilmesinin öngörüldüğünü bildirdi.
Dinçer, denkleştirme süresi ile ilgili de uzatma yaptıklarını kaydetti.
Özellikle turizmin yoğun olduğu dönemlerde işçilerin gün içerisinde daha uzun
süre çalıştıklarını vurgulayan Dinçer, denkleştirme süresini bu nedenle 2 aydan 4
aya çıkardıklarını anlattı.
İzinsiz çalışan yabancıların denetimini daha sıkı hale getirmek
istediklerini kaydeden Dinçer, idari tedbirler alacaklarını bildirdi.
İsteğe bağlı sigortalılıkta ciddi sorunlar bulunduğunu belirten Dinçer,
isteğe bağlı sigortalılığın 30 gün üzerinden olduğunu anımsattı. Dinçer, taksi ve
kamyon şoförleri, el sanatları ile uğraşan kadınlar, müzisyenler, şarkıcılar,
dizi film oyuncuları ve sporcuların 30 gün üzerinden prim ödeyerek emeklilik
sistemine dahil olabildiklerini anımsatarak, bunların 17 gün üzerinden prim
ödeyerek sosyal güvenlik sistemine dahil olabilecekleri bir kolaylaştırma
sağladıklarını anlattı.
Dinçer, aynı uygulamanın gezici tarım işçileri ve geçici işçileri de
kapsayacağını ifade etti.
İşçilerin ücretsiz izinlerindeki sağlık giderleri ile ilgili eksiklikleri
de giderdiklerini belirten Dinçer, işçi statüsündeki tüm çalışanlara iş
kanunlarında sayılan ücretsiz izinler dışında bir yıl içinde bir ayı geçmeyen
ücretsiz izin durumunda sağlık sisteminden yararlanma imkanı getirildiğini
kaydetti.
Silikozis hastalarına malulen emekli olma hakkı tanındığını belirten
Dinçer, yeşil kartlılar ile ilgili bazı tedbirler öngördüklerini de söyledi.
Dinçer, yeşil kartlılara yönelik bir çalışma yaptıklarını da belirterek,
sözlerine şöyle devam etti:
''Son yıllarda yeşil kart ile ilgili önemli istismarlar tespit ettik.
Mesela, iş bulunmuşsa kayıtdışı çalışmayı tercih eder bir eğilim ortaya koymaya
ya da çalışmamayı tercih etmeye başladılar. Bunların önünü kesmek için bazı
uygulamalar yapacağız. Çalışabilir nitelikteki yeşil kart sahiplerine 3 kez iş
teklifi yapılacak. Kabul etmemeleri halinde yeşil kartları iptal edilecek.
Bununla ilgili hazırlıklarımız var ama tasarıdaki düzenlemeye göre, şayet bir
yeşil kart sahibi bir iş bulmuş ve çalışmaya başlamış ise yeşil kartı askıya
alınacak, işini kaybetmesi halinde yeşil kartı aktif hale gelecek.''
Tasarı ile emekli aylıklarında artış olacağını anımsatan Dinçer, Ocak
ayında en düşük emekli aylığı alana 60 TL olmak üzere aylıklarda artış olacağını
bildirdi. Dinçer, artışın en yüksek emekli aylığı alanlarda enflasyon oranında
kalacağını dile getirdi.
Türkiye'ye gelen yabancı öğrencilerin öğrenimleri süresince asgari
ücretten Genel Sağlık Sigortası primi ödeyerek sağlık hizmeti alabileceklerini
belirten Dinçer, hükümetin bursu ile gelenlerin primlerinin devlet tarafından
karşılanacağını söyledi. Dinçer, diğer öğrencilerin ise kendi primlerini
ödeyeceklerini kaydetti.
Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, kamu alacaklarını
yeniden düzenleyen tasarıda, anayasa değişikliğine yönelik uyum maddesinin yer
aldığını; Devlet Memurları Kanunu'nda değişiklik yaparak, uyarma ve kınama
cezalarına karşı yargı yolunu kapatan maddeyi değiştirdiklerini belirtti.
Kamuoyunda ''torba tasarı'' olarak adlandırılan, Bazı Kamu Alacaklarının
Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
ve Diğer Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nın, TBMM Plan
ve Bütçe Komisyonundaki sunumunu 3 bakan yaptı.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer
Dinçer'in ardından Yazıcı, tasarıda bakanlığını ilgilendiren bölümlere ilişkin
bilgi verdi.
Yazıcı, tasarının, işçiden öğrenciye, esnaftan tüccara, memurdan özel
kesime bütün vatandaşları ilgilendiren konuları içerdiğini belirterek, tasarının,
bu kesimlerin devlet, kamu idareleriyle olan birikmiş sorunlarını tasfiye etmeyi
amaçladığını söyledi. Yazıcı, tasarının, ''her tarafa soluk aldırdığını'' dile
getirdi.
Tasarının, bireylere, kurum, kuruluşlara vergi, harç veya benzeri isimler
altında hiçbir yükümlülük getirmediğini bildiren Yazıcı, vergi borçlarının ana
parası üzerinde herhangi bir tasarrufun söz konusu olmadığını kaydetti.
Yazıcı, hukuk devleti ölçülerine aykırı bir düzenlemenin tasarıda yer
almadığını ifade etti.
Tasarıyla, bakanlığına bağlı Gümrük Müsteşarlığının, mükelleflerle olan
borç ve ihtilaflarının da tasfiye edildiğini belirten Yazıcı, Müsteşarlığının 100
binin üzerinde ihtilaflı dosyası olduğunu, tasarıda bunların nasıl tasfiye
edileceğinin detaylı şekilde yazıldığını anlattı.
Yazıcı, ''Daha önce Gümrük Müsteşarlığı, Maliye Bakanlığı ile birlikte
faaliyetini yürütürken, gümrük borçları, vergileri nedeniyle bir uzlaşma söz
konusuydu. Ayrıldıktan sonra, benzer işlemler yapmasına, bütçe gelirlerinin
yaklaşık yüzde 18'ini tahsil ediyor olmasına rağmen gümrük vergi ihtilaflarıyla
ilgili bir uzlaşma prosedürü yoktu. Tasarıyla, Maliye'dekine benzer uzlaşma
düzenlemesi getiriliyor. Gümrük Kanunu'nda tanımlanan suç ve kabahat olarak
nitelen eylemler, Uzlaştırma Komisyonun gündemine girmeyecek'' diye konuştu.
Daha önce TBMM'ye sevk edilen 23 maddelik Devlet Memurları Kanunu'nda
değişiklik öngören tasarının da, bu tasarıya eklendiğine işaret eden Yazıcı,
tasarıyla getirilen yeni düzenlemeleri şöyle sıraladı:
''Devlet Memurları Kanunu'na göre, memurların izin, mazeret izni
kullanmalarına, yurt içi ve dışı kamu kurum ve kuruluşlarında veya uluslararası
kuruluşlarda görev yapan memurların eşlerinin ücretsiz izinli sayılmasına ilişkin
düzenlemeler var.
Kadınların ve özürlülerin mesai düzenlemelerinin yer aldığı tasarıda,
kadınların hamilelik ve doğumdan sonra gece nöbetine bırakılamayacağı hükmü yer
alıyor. Özürlülerin görev yaptığı yerin koşulları gözetilerek, mesailerinin,
bulunduğu yerdeki mülki idare amirlerince düzenlenmesi öngörülüyor.
Devlet Memurları Kanunu'na göre, kamu görevlilerinin, görev yaptığı yeri
izinsiz terk etmesi disiplin suçudur. Tasarıyla, bunu kaldırıyoruz.
Tasarıyla ilk kez 12 Eylülde yürürlüğe giren anayasa değişikliğiyle
ilgili uyum maddesi yer alıyor. Anayasa değişikliğiyle uyarma ve kınama
cezalarına karşı yargı yolunu açtık. Uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı
yolunu kapatan Devlet Memurları Kanunun 135. maddesini değiştiriyoruz.
Kamuda kariyer uzmanlık sistemini yeniden düzenliyoruz. Bütün
bakanlıklar, bağlı genel müdürlüklerde uzman yardımcılığı ve uzmanlık alanını
düzenliyoruz. Kamunun değişik idarelerinde uzman yardımcıları, uzmanlar çok
farklı ücret alıyor ve bunlar arasında uçurum var. İlk kez bu tasarıyla, kamu
personel rejiminde adaleti gözeten bir düzenleme getiriyoruz. Tasarının
yasalaşması halinde, kamu kurum ve kuruluşlarında uzman yardımcısı olarak
çalışmaya başlayacaklar, taşra hariç aynı ücreti alacak. Kazanılmış haklar
korunacak. Skala tutturmalıyız, tuttururken bazı kesimler için haksızlık
olabilir. Ama bir yerden başlamalıyız.
Sunumların ardından söz alan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, şu
görüşleri savundu:
''Merkez Bankası niye İstanbul'a taşınmasın, niye parti genel merkezleri
mecburen Ankara'da olsun. Niye emek meslek örgütlerinin genel merkezleri, en çok
üyelerinin olduğu yerde olmasın. Demokrasilerde Allah'ın kelamı değil. Hatta
başkentlerin bile değiştirilmesi tartışılıyor. Bonn Almanya'nın başkentiydi,
Berlin'e döndü, Osmanlı'nın tarihine bakıldığında İstanbul'du, Edirne'ydi, bunlar
konuşulup, tartışılabilir. Önemli olan kamuoyu ne diyor. O kadar katı ve
statükocu olmaya gerek yok. Biz rahatsız; Genel Merkezimiz Balgat'ta ikide bir
deliler gelip saldırıyor, oradan alsak Bağlar'a getirsek, delilerden siz de biz
de kurtuluruz.''
Daha sonra tasarının, alt komisyona gönderilmesi kabul edildi.
CHP, AK Parti Manisa Milletvekili Recai Berber'in başkanlığını yapacağı
alt komisyona, ''konuyu değerlendireceklerini'' söyleyerek üye vermedi.
Berber, alt komisyonun çalışma süresinin belli olmadığını, üyelerin
çalışmasına bağlı olduğunu belirterek, komisyonun ilk toplantısını bugün
yapacağını kaydetti. (12:44)
