2011-01-17 - 18:04
TBMM'de düzenlenen ''Kanun Yapım Süreci Sempozyumu''nun 3. oturumunda,
''Siyasi Parti Gruplarının Kanun Yapım Sürecine Yaklaşımı'' tartışıldı.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ,
Anayasa ve TBMM İçtüzüğü'nde, herkese rehberlik edecek düzenlemelerin
bulunmadığını ifade ederek, ''Komisyonlar, Genel Kurul, el yordamıyla biraz da
basiretle bu işi götürüyor. Bu işi basiretten çıkarmakta fayda var'' dedi.
TBMM'de düzenlenen ''Kanun Yapım Süreci Sempozyumu''nun 3. oturumunda,
''Siyasi Parti Gruplarının Kanun Yapım Sürecine Yaklaşımı'' tartışıldı.
TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil'in yönettiği oturumda, ilk sözü AK Parti
Grup Başkanvekili Bozdağ aldı.
Bozdağ, sivil toplum örgütlerinin taleplerinin, uygulamada yaşanan
aksaklıkların, akademik çalışmaların, ülke ve dünyada yaşanan değişim, gelişimin,
tasarı ve teklifleri doğuran etkenler olduğunu anlattı.
Komisyon görüşmelerinde, milletvekilleri ve sivil toplum kuruluşları
temsilcilerinin çok etkin olduğunu kaydeden Bozdağ, şöyle devam etti:
''Özellikle temel yasalarda, tasarı veya teklifi hazırlayıcı olan
bürokrat veya akademisyenin, hem komisyondan hem de parlamentodan daha fazla
belirleyici olduğunu maalesef görüyoruz. Hazırlanmada elbette belirleyici olması
lazım, parlamentoya geldikten sonra görüşleri yol gösterici olmalı. Komisyonlar,
Genel Kurul bunun üzerinde daha titizlikle durabilmeli. Bizim aramızdan ziyade
hocaların arasında çekişme, parlamentoya zaman zaman yansıyor. 'Ticaret yasasını
yazan benim', 'Cezayı getiren benim...' Bunun, parlamentoya olumsuz yansımaları
oluyor.''
Bekir Bozdağ, komisyonlarda yeterli sayıda uzman bulunmadığını ifade
ederek, uzman sayısını artırmak ve kariyer sistemi getirmek gerektiğini
söyledi.
Adalet Komisyonunda, ticaret, ceza hukuku, hukuk muhakemeleri, özel
hukukun değişik alanlarını bilen uzmanların olması gerektiğini dile getiren
Bozdağ, ''Baktığınızda sadece tüzük hükümlerini bilen, o hükümler çerçevesinde
görüşmelerin seyrine ilişkin komisyon başkanına rehberlik eden, bilgi aktaran bir
yapıyı görüyoruz. Parlamentomuzda mutlaka, uzmanlarla ilgili yapının, sadece
şekli olarak, komisyon başkanının getir götürünü yapan değil, bu işi çok iyi
bilen ekiplerin olduğu, kapsamlı olduğu, imkanlarının da ona göre verildiği bir
yapıya ihtiyaç var'' dedi.
Bozdağ, Türkiye'de yasama akademisinin kurulmasına ihtiyaç duyulduğunu
vurguladı.
5 maddelik gelen tasarı veya teklife, komisyonda ve Genel Kurulda 5'er
tane de değişiklik önergesi verildiğini belirten Bozdağ, bu eksikliklerin kime
ait olduğunu sordu. Bozdağ, bunun, bu süreçlerde görev yapan milletvekilleri
dahil, herkesin el yordamıyla iş yürütmesinden kaynaklandığını vurgulayarak şöyle
devam etti:
''Anayasa ve İçtüzük'te, herkesin elini bağlayan, ona rehberlik edecek
düzenleme yok. Komisyonlar, Genel Kurul el yordamıyla biraz da basiretle bu işi
götürüyor. Bu işi basiretten çıkarmakta fayda var. TBMM'nin kanun yapma süreciyle
ilgili, şekli mevzuata çok acil ihtiyacı var. Genel Kurul, komisyon gibi, ihtisas
komisyonu gibi çalışıyor. Genel Kurul'da, her maddede önerge, konuşma, tartışma
olur mu; olmaz. Dünya parlamentolarında böyle bir usul yok. Genel Kurul'u, Genel
Kurul gibi çalıştıracak, ihtisas komisyonlarını daha güçlü hale getirecek,
süreçleri herkesin katkısına daha açık hale getirecek düzenlemelere ihtiyaç
var.
Dil konusunda çok muzdaribim. Kanunların, ortak dili olmalı, dil
birliğini asgari düzeyde sağlamaya ihtiyacımız var. Hükümetten hükümete değişen
dil veya kanun yapan hocaya göre değişen dil... Medeni Kanun'un bir dili var, aşk
olsun. Borçlar Kanunu'nu ona uydurduk, o da hakeza. Böyle bir yapı olabilir mi?
Hükümet ve milletvekillerinden, bol bol değişiklik önergesi veriliyor.
Oylamaya geçilecek önerge veriliyor; son derece yanlış. Ayaküstü yapılacak
değişiklikler, hem sistemi bozuyor hem de iyi inceleme imkanı olmadığı için doğru
yapayım derken yanlış yapma durumu ortaya çıkıyor.''
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, yasaların sahip olması gereken
temel özelliğin, Anayasa'nın 10. maddesinde, ''eşitlik'' ilkesiyle ortaya
konulduğunu dile getirdi. Hamzaçebi, herkesin, kanun önünde eşit olduğuna işaret
ederek, yasaların, bu eşitliği gözetecek şekilde düzenlenmesi gerektiğini
kaydetti.
Bürokrasi ve parlamentonun, bu eşitlik ilkesini gözeterek kanunları
hazırlamak durumunda olduğunu ifade eden Hamzaçebi, bu eşitliğin, teoride
''kanunların genelliği'' olarak ifade edildiğini söyledi.
Hamzaçebi, kanunların genelliği ilkesi sonucu, kanunların soyut ve nesnel
olması gerektiğine işaret ederek, kanunların, kamu yararı için çıkarıldığını, hiç
kimse için özel yasa çıkarılmadığını kaydetti. Hamzaçebi, ancak zaman zaman özel
yasaların çıkarıldığını ya da buna teşebbüs edildiğini dile getirerek, buna örnek
olarak Şubat 2008'de kabul edilen Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulüyle
Tahsili Hakkındaki Kanun'u gösterdi. Hamzaçebi, bu kanunun, görünüşte genel
olduğunu ancak çok özel bazı kişiler için çıkarıldığını belirtti.
Yasaların genelliği ilkesini gözetmenin, tasarı hazırlayanların görevi
olduğu kadar, onlardan daha fazla parlamentonun görevi olduğunu dile getiren
Hamzaçebi, bunun zaman zaman ihmal edilebildiğini kaydetti.
Hamzaçebi, yasaları parlamentonun yaptığına dikkati çekerek, gelişmiş,
sivil toplumun güçlü olduğu demokrasilerde, önemli konularda sivil toplum ile bu
konuda uzlaşma sağlandığını kaydetti. Uzlaşma sağlanmışsa, tasarının,
parlamentoda çok büyük tartışmalara neden olmadan yasalaştığını belirten
Hamzaçebi, ''Yasalar, parlamentonun, iktidar partisinin eseri gibi gözüküyor ama
olması gereken sivil toplumun eseri olmasıdır. İktidarın, sahip olduğu
bilgilerin, sivil toplumla paylaşılması, yasa yapımında önemlidir. Türkiye'de
genelde iktidarlar, bilgileri bütün boyutlarıyla toplumla paylaşmazlar. Ne kadar
paylaşılırsa, yasa yapım süreci o kadar kaliteli olur'' diye konuştu.
Yasayla düzenlenmemesi gereken bazı konuların, zaman zaman yasayla
düzenlendiğini anımsatan Hamzaçebi, bürokrasi sorumluluktan kaçıyorsa,
sorumluluğu siyasilere atma uğruna, yasa maddesi hazırlayabildiğini söyledi.
Akif Hamzaçebi, bazen yasa tasarı ve tekliflerinin, uygun komisyonlara
sevk edilmediğini, uygun komisyonlarda görüşülmediğini, Meclis Başkanı'nın
takdirine göre bir tasarının, Plan ve Bütçe Komisyonu yerine Sanayi ve Ticaret
Komisyonu'na iletilebildiğini kaydetti.
Meclisin, yasama bürokrasisinin, uzmanlık kapasitesinin sayıca ve nitelik
olarak güçlendirilmesini öneren Hamzaçebi, güç artırımının, yasaların
kapasitesini de düzelteceğini vurguladı.
''Çift meclis'' önerilerine katılmadığını, bunun yasama sürecini
uzatacağını, Genel Kurul'da aynı tasarının iki kez görüşülmesi teklifini de
benimsemediğini belirten Hamzaçebi, ''Belki ilgili komisyonlarda bir tasarıyı iki
kez görüşmek mümkün olabilir, sivil toplum örgütleri mutlaka davet edilmeli.
Tasarı veya teklifin, uygun komisyonda görüşülmemiş olması bir iptal nedeni
olabilmeli, bunu Anayasa'ya koyabilmeliyiz'' diye konuştu.
TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil, Mecliste görev
yapan uzmanların bir konuda uzmanlaşması gerektiğini belirterek, ''Milletvekili
bir soru sorduğu zaman, uzmanın, bütün bilgileri milletvekilinin önüne getirmesi
lazım'' dedi.
TBMM'deki ''Kanun Yapım Süreci Sempozyumu''nda konuşan MHP Denizli
Milletvekili Emin Haluk Ayhan, ''torba kanun'' ve ''temel kanun'' uygulamalarının
kaldırılması, komisyon başkanlık divanlarında muhalefet partisi milletvekillerine
yer verilmesi ve ihtisas komisyonlarının altyapılarının güçlendirilmesi
gerektiğini vurguladı.
Tasarı hazırlanırken ilgili sosyal kesimlerin ve sivil toplum
örgütlerinin görüşlerinin alınması gerektiğine işaret eden Ayhan, ''(Kanun bir
kere çıksın, daha sonra düzeltiriz) anlayışı yanlıştır'' dedi.
Ayhan, altında bütün bakanların imzasının bulunduğu tasarıların
komisyondaki görüşmelerine katılan ilgili bürokratların tasarıdan haberi
olmadığını öne sürdü.
Tasarıların alt komisyona gönderilerek yeniden yazıldığını belirten
Ayhan, ''Tasarıların görüşmelerinde bürokratlar, kurumsal düşüncelerinde ısrar
ediyorlar. Bunun üzerine bazı bakanlar, o bürokratların komisyona bir daha
gönderilmemesi için bakanına söylüyor'' dedi.
Emin Haluk Ayhan, bazı tasarıların üzerinin silinerek teklif olarak
yeniden sunulduğunu iddia etti.
Tasarıların zaman zaman, hiç ilgisi olmayan komisyonda görüşüldüğünü
ifade eden Ayhan, bu durumun da esas komisyon üyesi milletvekillerine haksızlık
olduğunu bildirdi.
MHP'li Ayhan, zaman zaman, ''Çok önemli, bir an önce çıkması gerekiyor''
denilen tasarıların, daha sonra TBMM Genel Kurulu'nda ''uykuya alındığını'' ifade
etti. Mali Kural Tasarısı'nın bu tasarılardan birisi olduğunu kaydeden Ayhan, ''O
kadar sıkıştırıldı ama sonra vazgeçildi. En azından etik olarak neden
vazgeçildiğinin kamuoyuna açıklanması lazım'' dedi.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in göreve ilk geldiği zaman, TBMM Plan ve
Bütçe Komisyonunda görüşülen bir tasarı için, ''Bu son 'torba tasarı' ama bir
daha gelmeyecek'' dediğini belirten Ayhan, ''Buna rağmen gelen son torba tasarıyı
hepimiz biliyoruz. 20 madde denildi, 120 madde oldu ama aslında 216 maddelik bir
tasarı. Sayın Bakan da artık komisyona gelmekten çekiniyor'' şeklinde konuştu.
MHP'li Ayhan, tasarıların görüşülmesinde uzlaşmanın önemine değinerek,
''Yaklaşık 3 bin maddelik tasarılar çok kısa sürede görüşüldü. Eğer uzlaşma
olmasaydı, 375 günlük bir çalışma gerekirdi'' dedi.
Sempozyuma katılanların sorularını cevaplayan, AK Parti Grup Başkanvekili
Bekir Bozdağ, ''Komisyonlara gelen tasarılar için hizmet satın alınması yoluna
gidilebilir mi?'' sorusunu yanıtlarken, hizmet satın alınmasını hiçbir alanda
doğru bulmadığını ifade ederek, yetkin, sürekli görev yapan uzmanlarla çalışmanın
daha doğru olacağını belirtti.
Uzmanlığın komisyonlarda güçlendirilmesi gerektiğini belirten Bozdağ, her
alanda uzman ve bilgili bir uzmanın görev yapması gerektiğini kaydetti.
Uzmanların sadece usule ilişkin bilgi vermemesi gerektiğini, konuyla ilgili
detaylı bilgi vermesi gerektiğini de kaydeden Bekir Bozdağ, ''Her komisyonda
birkaç tane, bilgisine güvenilecek yetkinlikte uzman olması gerekiyor'' dedi.
Bozdağ, kanun yazımında uygun bir dil ve üslubun kullanılması gerektiğini
vurguladı. Ceza hukuku ve medeni hukukta kullanılan dilin, o hukuklara göre
yerleşmiş diller olması gerektiğini ifade eden Bozdağ, ''Zaman zaman kanunlarda
noktalama işaretleri, virgül, noktalı virgül yanlış yerde kullanılıyor. Komisyon
başkanlarının keyfine göre değişmeyecek bir dil olmalı. Yoksa hükümet değiştikçe
diller de değişir'' diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de ihtisas komisyonlarının yasama
sürecinde son derece önemli ve alt komisyon raporlarının görüşmeler sırasında
etkili olduğunu söyledi.
Tasarıların ve tekliflerin, o konuda uzman komisyonda görüşülmesi
gerektiğini belirten Hamzaçebi, ''Bir tasarı veya teklifin uygun komisyonda
görüşülmemesi iptal nedeni olabilmelidir'' dedi.
Oturumu yöneten TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil de Meclisteki uzman
sayısının artırılması gerektiğini vurguladı. Bu uzmanların yurt içinde ve dışında
yetiştirilmesinin önemine işaret eden Pakdil, ''Uzmanlar bir konuda uzmanlaşmalı.
Milletvekili bir soru sorduğu zaman, uzmanın, bütün bilgileri milletvekilinin
önüne getirmesi lazım'' dedi.
Sempozyumda konuşma yapacağı bildirilen BDP Grup Başkanvekili Bengi
Yıldız, yurt dışında olması nedeniyle oturuma katılamadı.
TBMM Genel Sekreter Yardımsıcı Dr. İrfan Neziroğlu, kanun yapma sürecinde
TBMM ile Bakanlıklar arasındaki koordinasyonun sağlanması için parlamentodan
temsilcilerin bulunmasının fayda sağlayacağını söyledi.
TBMM İç tüzüğünün hem iktidarın hemde muhalefetin memnun olmadığını dile getiren
Neziroğlu, yeni iç tüzükle bu sorunlarının giderilebileceğini belirtti.
Sempozyum, konuşmaların ardından sona erdi.
(18.04)
Anayasa ve TBMM İçtüzüğü'nde, herkese rehberlik edecek düzenlemelerin
bulunmadığını ifade ederek, ''Komisyonlar, Genel Kurul, el yordamıyla biraz da
basiretle bu işi götürüyor. Bu işi basiretten çıkarmakta fayda var'' dedi.
TBMM'de düzenlenen ''Kanun Yapım Süreci Sempozyumu''nun 3. oturumunda,
''Siyasi Parti Gruplarının Kanun Yapım Sürecine Yaklaşımı'' tartışıldı.
TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil'in yönettiği oturumda, ilk sözü AK Parti
Grup Başkanvekili Bozdağ aldı.
Bozdağ, sivil toplum örgütlerinin taleplerinin, uygulamada yaşanan
aksaklıkların, akademik çalışmaların, ülke ve dünyada yaşanan değişim, gelişimin,
tasarı ve teklifleri doğuran etkenler olduğunu anlattı.
Komisyon görüşmelerinde, milletvekilleri ve sivil toplum kuruluşları
temsilcilerinin çok etkin olduğunu kaydeden Bozdağ, şöyle devam etti:
''Özellikle temel yasalarda, tasarı veya teklifi hazırlayıcı olan
bürokrat veya akademisyenin, hem komisyondan hem de parlamentodan daha fazla
belirleyici olduğunu maalesef görüyoruz. Hazırlanmada elbette belirleyici olması
lazım, parlamentoya geldikten sonra görüşleri yol gösterici olmalı. Komisyonlar,
Genel Kurul bunun üzerinde daha titizlikle durabilmeli. Bizim aramızdan ziyade
hocaların arasında çekişme, parlamentoya zaman zaman yansıyor. 'Ticaret yasasını
yazan benim', 'Cezayı getiren benim...' Bunun, parlamentoya olumsuz yansımaları
oluyor.''
Bekir Bozdağ, komisyonlarda yeterli sayıda uzman bulunmadığını ifade
ederek, uzman sayısını artırmak ve kariyer sistemi getirmek gerektiğini
söyledi.
Adalet Komisyonunda, ticaret, ceza hukuku, hukuk muhakemeleri, özel
hukukun değişik alanlarını bilen uzmanların olması gerektiğini dile getiren
Bozdağ, ''Baktığınızda sadece tüzük hükümlerini bilen, o hükümler çerçevesinde
görüşmelerin seyrine ilişkin komisyon başkanına rehberlik eden, bilgi aktaran bir
yapıyı görüyoruz. Parlamentomuzda mutlaka, uzmanlarla ilgili yapının, sadece
şekli olarak, komisyon başkanının getir götürünü yapan değil, bu işi çok iyi
bilen ekiplerin olduğu, kapsamlı olduğu, imkanlarının da ona göre verildiği bir
yapıya ihtiyaç var'' dedi.
Bozdağ, Türkiye'de yasama akademisinin kurulmasına ihtiyaç duyulduğunu
vurguladı.
5 maddelik gelen tasarı veya teklife, komisyonda ve Genel Kurulda 5'er
tane de değişiklik önergesi verildiğini belirten Bozdağ, bu eksikliklerin kime
ait olduğunu sordu. Bozdağ, bunun, bu süreçlerde görev yapan milletvekilleri
dahil, herkesin el yordamıyla iş yürütmesinden kaynaklandığını vurgulayarak şöyle
devam etti:
''Anayasa ve İçtüzük'te, herkesin elini bağlayan, ona rehberlik edecek
düzenleme yok. Komisyonlar, Genel Kurul el yordamıyla biraz da basiretle bu işi
götürüyor. Bu işi basiretten çıkarmakta fayda var. TBMM'nin kanun yapma süreciyle
ilgili, şekli mevzuata çok acil ihtiyacı var. Genel Kurul, komisyon gibi, ihtisas
komisyonu gibi çalışıyor. Genel Kurul'da, her maddede önerge, konuşma, tartışma
olur mu; olmaz. Dünya parlamentolarında böyle bir usul yok. Genel Kurul'u, Genel
Kurul gibi çalıştıracak, ihtisas komisyonlarını daha güçlü hale getirecek,
süreçleri herkesin katkısına daha açık hale getirecek düzenlemelere ihtiyaç
var.
Dil konusunda çok muzdaribim. Kanunların, ortak dili olmalı, dil
birliğini asgari düzeyde sağlamaya ihtiyacımız var. Hükümetten hükümete değişen
dil veya kanun yapan hocaya göre değişen dil... Medeni Kanun'un bir dili var, aşk
olsun. Borçlar Kanunu'nu ona uydurduk, o da hakeza. Böyle bir yapı olabilir mi?
Hükümet ve milletvekillerinden, bol bol değişiklik önergesi veriliyor.
Oylamaya geçilecek önerge veriliyor; son derece yanlış. Ayaküstü yapılacak
değişiklikler, hem sistemi bozuyor hem de iyi inceleme imkanı olmadığı için doğru
yapayım derken yanlış yapma durumu ortaya çıkıyor.''
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, yasaların sahip olması gereken
temel özelliğin, Anayasa'nın 10. maddesinde, ''eşitlik'' ilkesiyle ortaya
konulduğunu dile getirdi. Hamzaçebi, herkesin, kanun önünde eşit olduğuna işaret
ederek, yasaların, bu eşitliği gözetecek şekilde düzenlenmesi gerektiğini
kaydetti.
Bürokrasi ve parlamentonun, bu eşitlik ilkesini gözeterek kanunları
hazırlamak durumunda olduğunu ifade eden Hamzaçebi, bu eşitliğin, teoride
''kanunların genelliği'' olarak ifade edildiğini söyledi.
Hamzaçebi, kanunların genelliği ilkesi sonucu, kanunların soyut ve nesnel
olması gerektiğine işaret ederek, kanunların, kamu yararı için çıkarıldığını, hiç
kimse için özel yasa çıkarılmadığını kaydetti. Hamzaçebi, ancak zaman zaman özel
yasaların çıkarıldığını ya da buna teşebbüs edildiğini dile getirerek, buna örnek
olarak Şubat 2008'de kabul edilen Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulüyle
Tahsili Hakkındaki Kanun'u gösterdi. Hamzaçebi, bu kanunun, görünüşte genel
olduğunu ancak çok özel bazı kişiler için çıkarıldığını belirtti.
Yasaların genelliği ilkesini gözetmenin, tasarı hazırlayanların görevi
olduğu kadar, onlardan daha fazla parlamentonun görevi olduğunu dile getiren
Hamzaçebi, bunun zaman zaman ihmal edilebildiğini kaydetti.
Hamzaçebi, yasaları parlamentonun yaptığına dikkati çekerek, gelişmiş,
sivil toplumun güçlü olduğu demokrasilerde, önemli konularda sivil toplum ile bu
konuda uzlaşma sağlandığını kaydetti. Uzlaşma sağlanmışsa, tasarının,
parlamentoda çok büyük tartışmalara neden olmadan yasalaştığını belirten
Hamzaçebi, ''Yasalar, parlamentonun, iktidar partisinin eseri gibi gözüküyor ama
olması gereken sivil toplumun eseri olmasıdır. İktidarın, sahip olduğu
bilgilerin, sivil toplumla paylaşılması, yasa yapımında önemlidir. Türkiye'de
genelde iktidarlar, bilgileri bütün boyutlarıyla toplumla paylaşmazlar. Ne kadar
paylaşılırsa, yasa yapım süreci o kadar kaliteli olur'' diye konuştu.
Yasayla düzenlenmemesi gereken bazı konuların, zaman zaman yasayla
düzenlendiğini anımsatan Hamzaçebi, bürokrasi sorumluluktan kaçıyorsa,
sorumluluğu siyasilere atma uğruna, yasa maddesi hazırlayabildiğini söyledi.
Akif Hamzaçebi, bazen yasa tasarı ve tekliflerinin, uygun komisyonlara
sevk edilmediğini, uygun komisyonlarda görüşülmediğini, Meclis Başkanı'nın
takdirine göre bir tasarının, Plan ve Bütçe Komisyonu yerine Sanayi ve Ticaret
Komisyonu'na iletilebildiğini kaydetti.
Meclisin, yasama bürokrasisinin, uzmanlık kapasitesinin sayıca ve nitelik
olarak güçlendirilmesini öneren Hamzaçebi, güç artırımının, yasaların
kapasitesini de düzelteceğini vurguladı.
''Çift meclis'' önerilerine katılmadığını, bunun yasama sürecini
uzatacağını, Genel Kurul'da aynı tasarının iki kez görüşülmesi teklifini de
benimsemediğini belirten Hamzaçebi, ''Belki ilgili komisyonlarda bir tasarıyı iki
kez görüşmek mümkün olabilir, sivil toplum örgütleri mutlaka davet edilmeli.
Tasarı veya teklifin, uygun komisyonda görüşülmemiş olması bir iptal nedeni
olabilmeli, bunu Anayasa'ya koyabilmeliyiz'' diye konuştu.
TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil, Mecliste görev
yapan uzmanların bir konuda uzmanlaşması gerektiğini belirterek, ''Milletvekili
bir soru sorduğu zaman, uzmanın, bütün bilgileri milletvekilinin önüne getirmesi
lazım'' dedi.
TBMM'deki ''Kanun Yapım Süreci Sempozyumu''nda konuşan MHP Denizli
Milletvekili Emin Haluk Ayhan, ''torba kanun'' ve ''temel kanun'' uygulamalarının
kaldırılması, komisyon başkanlık divanlarında muhalefet partisi milletvekillerine
yer verilmesi ve ihtisas komisyonlarının altyapılarının güçlendirilmesi
gerektiğini vurguladı.
Tasarı hazırlanırken ilgili sosyal kesimlerin ve sivil toplum
örgütlerinin görüşlerinin alınması gerektiğine işaret eden Ayhan, ''(Kanun bir
kere çıksın, daha sonra düzeltiriz) anlayışı yanlıştır'' dedi.
Ayhan, altında bütün bakanların imzasının bulunduğu tasarıların
komisyondaki görüşmelerine katılan ilgili bürokratların tasarıdan haberi
olmadığını öne sürdü.
Tasarıların alt komisyona gönderilerek yeniden yazıldığını belirten
Ayhan, ''Tasarıların görüşmelerinde bürokratlar, kurumsal düşüncelerinde ısrar
ediyorlar. Bunun üzerine bazı bakanlar, o bürokratların komisyona bir daha
gönderilmemesi için bakanına söylüyor'' dedi.
Emin Haluk Ayhan, bazı tasarıların üzerinin silinerek teklif olarak
yeniden sunulduğunu iddia etti.
Tasarıların zaman zaman, hiç ilgisi olmayan komisyonda görüşüldüğünü
ifade eden Ayhan, bu durumun da esas komisyon üyesi milletvekillerine haksızlık
olduğunu bildirdi.
MHP'li Ayhan, zaman zaman, ''Çok önemli, bir an önce çıkması gerekiyor''
denilen tasarıların, daha sonra TBMM Genel Kurulu'nda ''uykuya alındığını'' ifade
etti. Mali Kural Tasarısı'nın bu tasarılardan birisi olduğunu kaydeden Ayhan, ''O
kadar sıkıştırıldı ama sonra vazgeçildi. En azından etik olarak neden
vazgeçildiğinin kamuoyuna açıklanması lazım'' dedi.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in göreve ilk geldiği zaman, TBMM Plan ve
Bütçe Komisyonunda görüşülen bir tasarı için, ''Bu son 'torba tasarı' ama bir
daha gelmeyecek'' dediğini belirten Ayhan, ''Buna rağmen gelen son torba tasarıyı
hepimiz biliyoruz. 20 madde denildi, 120 madde oldu ama aslında 216 maddelik bir
tasarı. Sayın Bakan da artık komisyona gelmekten çekiniyor'' şeklinde konuştu.
MHP'li Ayhan, tasarıların görüşülmesinde uzlaşmanın önemine değinerek,
''Yaklaşık 3 bin maddelik tasarılar çok kısa sürede görüşüldü. Eğer uzlaşma
olmasaydı, 375 günlük bir çalışma gerekirdi'' dedi.
Sempozyuma katılanların sorularını cevaplayan, AK Parti Grup Başkanvekili
Bekir Bozdağ, ''Komisyonlara gelen tasarılar için hizmet satın alınması yoluna
gidilebilir mi?'' sorusunu yanıtlarken, hizmet satın alınmasını hiçbir alanda
doğru bulmadığını ifade ederek, yetkin, sürekli görev yapan uzmanlarla çalışmanın
daha doğru olacağını belirtti.
Uzmanlığın komisyonlarda güçlendirilmesi gerektiğini belirten Bozdağ, her
alanda uzman ve bilgili bir uzmanın görev yapması gerektiğini kaydetti.
Uzmanların sadece usule ilişkin bilgi vermemesi gerektiğini, konuyla ilgili
detaylı bilgi vermesi gerektiğini de kaydeden Bekir Bozdağ, ''Her komisyonda
birkaç tane, bilgisine güvenilecek yetkinlikte uzman olması gerekiyor'' dedi.
Bozdağ, kanun yazımında uygun bir dil ve üslubun kullanılması gerektiğini
vurguladı. Ceza hukuku ve medeni hukukta kullanılan dilin, o hukuklara göre
yerleşmiş diller olması gerektiğini ifade eden Bozdağ, ''Zaman zaman kanunlarda
noktalama işaretleri, virgül, noktalı virgül yanlış yerde kullanılıyor. Komisyon
başkanlarının keyfine göre değişmeyecek bir dil olmalı. Yoksa hükümet değiştikçe
diller de değişir'' diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de ihtisas komisyonlarının yasama
sürecinde son derece önemli ve alt komisyon raporlarının görüşmeler sırasında
etkili olduğunu söyledi.
Tasarıların ve tekliflerin, o konuda uzman komisyonda görüşülmesi
gerektiğini belirten Hamzaçebi, ''Bir tasarı veya teklifin uygun komisyonda
görüşülmemesi iptal nedeni olabilmelidir'' dedi.
Oturumu yöneten TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil de Meclisteki uzman
sayısının artırılması gerektiğini vurguladı. Bu uzmanların yurt içinde ve dışında
yetiştirilmesinin önemine işaret eden Pakdil, ''Uzmanlar bir konuda uzmanlaşmalı.
Milletvekili bir soru sorduğu zaman, uzmanın, bütün bilgileri milletvekilinin
önüne getirmesi lazım'' dedi.
Sempozyumda konuşma yapacağı bildirilen BDP Grup Başkanvekili Bengi
Yıldız, yurt dışında olması nedeniyle oturuma katılamadı.
TBMM Genel Sekreter Yardımsıcı Dr. İrfan Neziroğlu, kanun yapma sürecinde
TBMM ile Bakanlıklar arasındaki koordinasyonun sağlanması için parlamentodan
temsilcilerin bulunmasının fayda sağlayacağını söyledi.
TBMM İç tüzüğünün hem iktidarın hemde muhalefetin memnun olmadığını dile getiren
Neziroğlu, yeni iç tüzükle bu sorunlarının giderilebileceğini belirtti.
Sempozyum, konuşmaların ardından sona erdi.
(18.04)
