2007-03-06 - 14:00
Partisinin TBMM grup toplantısındaki konuşmasının büyük bir bölümünü 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kadın sorunlarına ayıran Başbakan Erdoğan "Ülkemizin topyekun gelişmesini ve kalkınmasını, bütün ayrımcılıklardan olduğu gibi, cinsiyet ayrımcılığından da kurtulmamıza bağlı olduğunu düşünüyorum." dedi.
Kadınların sevgiyle yoğrulan bilgi birikimlerinin kalkınma süreçlerine hizmet
kazandıracağını belirten Başbakan Erdoğan "Kadın meselelerinin ele alındığı
her zeminde şiddetin hatırlanması, yanlış törelerden söz edilmesi, çalışma
hayatında, eğitimde haksız rekabete uğramalarının dile gelmesi, bizim için
yürek yarasıdır." dedi.
Partisinin TBMM grup toplantısındaki konuşmasının büyük bir bölümünü 8 Mart Dünya
Kadınlar Günü dolayısıyla kadın sorunlarına ayıran Başbakan Erdoğan "Ülkemizin
topyekun gelişmesini ve kalkınmasını, bütün ayrımcılıklardan olduğu gibi,
cinsiyet ayrımcılığından da kurtulmamıza bağlı olduğunu düşünüyorum." dedi.
Erdoğan, konuşmasına, ''AK Parti grubu adına ülkemizin ve dünyanın
bütün kadınlarını hürmetle selamlıyorum. Dünya Kadınlar Günü şimdiden hayırlı
olsun'' sözleriyle başladı.
Kadınların sorunlarını yılın bir tek gününe indirgemeden ve bu konudaki
sorumluluklarının idrakiyle, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü, ''duyarlılıklarını
özellikle vurgulama günü'' olarak gördüklerini kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:
''Yarın Mecliste yapılacak genel görüşmede milletvekilleri konuyu
ayrıntılarıyla ele alacak. Perşembe günü ise Nevşehir'de yapacağımız toplantıyla
Dünya Kadınlar Gününü kutlayacak, bu konuyu tüm boyutlarıyla değerlendireceğiz.
'Toplumsal Yaşamda Kadınlarımız' konulu toplantıya, medya, üniversite, sivil
toplum örgütleri ve düşünce dünyasından çok değerli konuşmacılar katılacak.
AK Parti siyasetinin en önemli dinamiği, topluma yaslanmak, gücünü toplumdan
almak ve toplumdan aldığı gücü, yeniden toplumun hizmetine sunmaktır. Muhafazakar
olmamız, milli ve manevi değerlerin korunmasına özen göstermeyi şiar edinen bir
parti olmamız hasebiyle toplumun çekirdeğini, özünü oluşturan kadın ve ailenin
güçlenmesi, bizim için çok önemlidir.
Ülkemizin topyekun gelişmesini ve kalkınmasını, bütün ayrımcılıklardan
olduğu gibi, cinsiyet ayrımcılığından da kurtulmamıza bağlı olduğunu düşünüyorum.
Bize göre, milletimizin en temel vasıflarından biri, bin yıllardır aile
değerlerini gözümüzün ışığı gibi korumamız, kadını baş tacı etmemizdir.''
AİLE YAPISI
Erdoğan, bu temel inançtan dolayı toplumsal düzenin merkezinde yer alan aile
yapısının, bütün saldırılara ve olumsuzluklara rağmen dünyanın en güçlü aile
yapısı olduğunu ifade ederek, ''Aile, bizim kültürümüzde anne baba ve çocukları
aşan, dedeleri, nineleri, teyzeleri, halaları, amcaları, dayıları hatta komşuları
da içine alan, onları himaye eden bir maddi ve manevi şemsiyedir'' diye konuştu.
Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bir çok milletten bizi farklı kılan en önemli sosyolojik özelliğimiz, aile
müessesesine verdiğimiz önemdir. Bu önem, sadece maddi bir kan bağı değil, aynı
zamanda manevi bir sorumluluktur. Kadın ve aile güçlü olacak ki toplumsal
dokumuzu, millet olma vasfımızı muhafaza edelim.
Her geçen gün gerilimi artan, mekanik hale gelen ve bir kısım
olumsuzluklardan ve bunlarla birlikte yoğrulan dünyada, kadınların oynayacağı
önemli roller var. Kadınların, bu dünyada yaşanan bir çok sorunun sebepleri
arasında aslında yeri yoktur. Ama çözüm yollarının tamamında yerleri vardır.
Dünya genelinde yaşanan savaşların, çatışmaların, imkansızlıkların en büyük
mağduru, çocuklar ve kadınlardır. Savaşlardan kaçan mültecilerin yüzde 85'i,
masum kadın ve çocuklardan oluşuyor. Kadın gözüyle şekillenen bir dünyada, bu
kadar kin ve nefretin, çatışma ve kavganın olması mümkün mü?''
''AYRIMCILIK IRKÇILIKTAN KÖTÜDÜR''
Kadınların merhamet, nezaket, estetik ve sevgi elinin dünyaya daha çok
değer verdiğini kaydeden Erdoğan, ''Çünkü onun fıtratında bu var'' dedi.
Kadınların duygusallığının, makine gibi işleyen, sadece maddi hesap olan bir
dünyaya katacağı çok şey bulunduğunu anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Kadınların sevgiyle yoğrulan bilgi birikimleri, kalkınma süreçlerine
hizmet kazandıracaktır.
Kadın meselelerinin ele alındığı her zeminde şiddetin hatırlanması, yanlış
törelerden söz edilmesi, çalışma hayatında, eğitimde haksız rekabete
uğramalarının dile gelmesi, bizim için yürek yarasıdır. Bu yaraları sarmak için
büyük bir zihniyet dönüşümüne ihtiyacımız olduğu açıktır.
Açık söylüyorum; şiddet, ama her türlü şiddet, cehaletle eş anlamlı bir
kavramdır ve bizim dünyamızda yeri yoktur.
Kadına karşı, kız çocuklarına karşı cinsiyet ayrımcılığı, olsa olsa bir
cahiliye töresi olabilir. Ne kültürel kimliğimiz, ne manevi dünyamız, ne inanç
sistemimiz, ne mukaddes değerlerimiz, ne de hukuk sistemimiz, şiddeti, cinsiyet
ayrımcılığını kabul eder.
Kadına karşı ayrımcılık, ırkçılıktan daha kötüdür, daha tehlikelidir, daha
ilkel bir anlayıştır. Ne toplum, ne de devlet, kadının hukukunu çiğneyecek hiçbir
uygulamayı töre haline getiremez. İnsanın canını yakan hiçbir töre, hukuken de
maddeten de siyaseten de kabul edilemez. Yaratılmışların en şereflisi olduğuna
inanan, tüm yaratılmışları yaratandan ötürü seven bir millet, Yunus'un,
Mevlana'nın, Aşık Veysel'in, Nene Hatun'un, Hayme Ana'nın ülkesinde, kadınların
vatandaşlık haklarını bir çok Avrupa ülkesinden önce tanıyan Türkiye
Cumhuriyeti'nde kadınlar şiddetle birlikte anılamaz, birlikte telaffuz
edilemez.''
"ŞİDDETE SIFIR TOLERANS"
Erdoğan konuşmasında,kadınlarla ilgili yasal düzenlemelerin ve
tedbirlerin önemli olduğunu, ancak sadece yasal mevzuatla sorunların
çözülemeyeceğini söyledi.
''Bu sorun, ciddi bir eğitim, kültür sorunudur. Daha da önemlisi ciddi bir
vicdani sorundur'' diyen Erdoğan, bir toplumsal sorun olarak şiddetin bugün
ekranlarda adeta bir gösteri gibi, yanlış rol modellerin, hatta uluslararası
şiddetin etkileriyle ortaya çıkması nedeniyle bu sorunun çok boyutlu ele alınması
gerektiğini kaydetti. Erdoğan, ''Nasıl ki işkenceye karşı sıfır tolerans
ilkesiyle hukuk reformları yaptıysak, millet olarak şiddete karşı da sıfır
tolerans tanımalıyız'' dedi.
Şiddetin panzehirinin; devlette, toplumda, okulda, sokakta ve ailede adalet
olduğuna işaret eden Erdoğan, ''Tıpkı nefretin panzehirinin sevgi ve şefkat
olduğu gibi...'' dedi. Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bu yüzden bizim ortaya koymaya çalıştığımız siyasetin bir adı da adalet
siyasetidir. Bu yüzden kız çocuklarının eğitimini yüzde 100'e çıkarmak için bütün
gücümüzle çalışıyoruz. Onun için Haydi Kızlar Okula Kampanyasını biz başlattık.
CHP zihniyeti değil veya diğerleri değil. Özellikle son zamanlarda ana muhalefet
partisi, AK Parti'nin kadınlara yönelik doğru konuşmadığını, yalan konuştuğunu
ifade ediyor. Elinize dilinize dursun. Bunu nasıl söylersiniz? Biz sizin
icraatlarınızı biliyoruz. Sorulduğu zaman, 'Siyasette ilk kurulan parti biziz.'
İlk kurulan parti sizsiniz de bugüne kadar acaba kadınımıza ne kazandırdınız, ne
verdiniz? Onu söyleyin.''
Sözleri ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' sloganlarıyla kesilen Erdoğan, AK
Parti iktidarında kadının maddi manevi bir çok imkana kavuşmaya başladığını
bildirdi.
''POZİTİF AYRIMCILIĞI YAPAN BİZİZ''
Sadece ''Haydi Kızlar Okula'' kampanyasına verdikleri desteğin erkek
öğrencilere göre daha fazla olduğunu vurgulayarak, burada bir pozitif ayrımcılık
yaptıklarını ifade eden Erdoğan, bunu, kızların okuma yazmasında geriye gidişi
önlemek için yaptıklarını, parayı da babaya değil, anneye verdiklerini
hatırlattı. Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bu pozitif ayrımcılığı yapan biziz, burada yoksunuz siz. Zaten geçmişte de
olmadınız, olamazsınız. Broşürler dağıtmak suretiyle yalan yanlış iftira
kampanyalarını sürdürmek suretiyle, AK Parti'yi gölgeleyemezsiniz. Şahsımda
söylemediğimi söyledi diye göstererek şu veya bu müfteri kampanyalarının uzantısı
olarak ambleminizi koymak suretiyle Tayyip Erdoğan'ı gölgeleyemezsiniz.''
Bir yaşlı dinleyici, bu sırada ''İşte lider, işte dünya lideri, var mı senin
gibisi?'' diye bağırdı.
Erdoğan, 750 bin çocuğun okuma yazma noktasında bu kampanya sürecine
girdiğini, şu ana kadar da 228 bin çocuğu okulla buluşturduklarını bildirdi.
Erdoğan, kız çocuklarının eğitimi için kampanyayı ciddi anlamda ele aldıklarını
ve halen bunu sürdürdüklerini kaydetti.
''TEK BAŞINA İKTİDAR OLAMAZSINIZ''
Yerel yönetimlerin, ülkenin dört bir yanında kadınlara yönelik meslek
kursları açtıklarını anlatan Erdoğan, bunun, AK Parti'li belediyelerde
görüldüğünü söyledi.
Çalışma hayatında kadın emeğini korumak için yasal önlemler aldıklarını
belirten Erdoğan,1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu
tarihten başlayarak meslek edinme kursları açtıklarını ve onbinlerce kadının o
kurslardan geçtiğini; aynı şeyin, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından
yapıldığını, şimdi de onbinleri aşarak daha da çeşitlendirildiğini söyledi.
Çalışma hayatında kadın emeğini korumaya dönük önlemler aldıklarına, Aile
Araştırma Kurumu ile Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Yasasını çıkardıklarına
işaret eden Erdoğan, ''Neredeydiniz? Bugüne kadar niye çıkarmadınız? Birçok
iktidarlarda ortak oldunuz. Her ne kadar tek başına iktidar olamadınızsa da...
Olamazsınız, çünkü bu toplumun kadınları size inanmıyor, güvenmiyor. Hep
aldattınız'' dedi.
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün kısa sürede 4 uluslararası toplantı
gerçekleştirerek çok önemli konuları kamuoyunun gündemine getirdiğine dikkati
çeken Erdoğan, AB üyelik sürecinde gerçekleştirdikleri reformlarla kadınların
kazanımlarının pekiştirildiğini anlattı.
Töre cinayetlerine karşı ağırlaştırılmış müebbet hapis müeyyidesi
getirildiğini, kadına yönelik işlenen suçların kişiye karşı işlenmiş suç
kapsamına alındığını ifade eden Erdoğan, İş Kanununda yapılan değişiklikle de
doğum öncesi ve sonrası izin sürelerini artırdıklarını ifade etti.
Anayasanın 10. maddesinde yapılan değişiklikle, sadece cinsiyet eşitliğini
vurgulamak yerine bu eşitliğin hayata geçirilmesi için devlete sorumluluk
yüklendiğini kaydeden Erdoğan, ayrıca Anayasanın 90. maddesinde yapılan
değişiklikle de BM Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin,
iç hukukun üstünde kabul edildiğini söyledi.
"ANALARIMIZIN AYAKLARININ ALTINI ÖPERİZ"
Erdoğan, kadınlara hem her alanda var olabilecekleri hem de bir kadın
olarak saygınlıklarını yaşayabilecekleri ortam hazırlamaları gerektiğini söyledi.
Erdoğan, ''Kadınlara ayrımcılık yapmak kadar kadınların fıtratlarını hiçe
sayarak, amansız bir rekabete sokmak da kaçınılması gereken bir durumdur.
Kadınların etkin ve aktif hale gelmesini sonuna kadar destekliyoruz. Ancak
kadınların metalaştırılmasına ve istismar edilmesine de sonuna kadar karşı
çıkıyoruz'' diye konuştu.
Kadının aile içindeki rolünü sıfırlayan, annelik misyonunu küçümseyen çarpık
anlayışları kesinlikle paylaşmadıklarını anlatan Erdoğan, eş ve anne olmanın
küçümsenecek değil, gurur duyulacak birer konum olarak gördüklerini kaydetti.
Başbakan Erdoğan, ''Zira öyle bir medeniyetin mensuplarıyız ki dikkat edin,
ifade şu; 'Cennet annelerin ayaklarının altındadır', Babaların ayaklarının
altında değil, annelerin ayaklarının altında. Bu ne demek; ananın ayağının altı
öpülür. Onun için biz, analarımızın ayaklarının altını öperiz. Ben öperim,
başkaları öper mi öpmez mi bilmem. Çünkü sağlıklı toplum yapısı ancak sağlıklı
ailelerle gerçekleşebilir. Anne ve baba figürünü gözden düşürmemeliyiz. Anne ve
babanın örneklik konumunu korumalı, pekiştirmeliyiz. Aile kurumu, okul öncesi bir
eğitim kurumu gibi görülmeli'' dedi.
GELİR VERGİSİ KANUNUNDAKİ DEĞİŞİKLİK
Gelir Vergisi Kanununda yeni bir düzenleme yapıldığını hatırlatan Erdoğan,
yıllardır konuşulan ancak bir çözüm üretilemeyen, toplumsal faydası çok yüksek
olan kadın işgücünü değerlendiren, milyonlarca kadını ilgilendiren bir
düzenlemenin yapıldığını, yasanın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in onayına
sunulduğunu bildirdi.
Erdoğan, toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren değişikliğin özellikle ev
kadınlarını çok daha yakından ilgilendirdiğine işaret ederek, şöyle konuştu:
''Bu düzenlemeyle ev hanımlarımıza, büyük bir imkan getiriyoruz. Yaklaşan
Dünya Kadınlar Günü'nü de fırsat sayarak bu kürsüden ev hanımlarımıza bu önemli
müjdeyi vermek istiyorum. İnanıyorum ki bu düzenlemeyle, ev ve aile ekonomisine
çok ciddi boyutlarda katkı sağlamış olacağız. Bu düzenleme ayrıca tüm
vatandaşlarımızı da yakından ilgilendiriyor.
Ailenin korunması, ev ekonomisine katkı, atıl durumdaki ev hanımlarımızın iş
hayatına, üretim sürecine katılmalarını amaçlayan düzenlemeyle; emek ve değer
üreten ev hanımlarınızı doğrudan ilgilendiren 3 aşamalı bir değişiklik
gerçekleştirdik. Birinci olarak ev hanımlarının evlerinde imal edip
satabilecekleri ürünlerin, kullanacakları makina ve aletlere çeşitlilik getirdik,
sayılarını artırdık. Bu sayede ev hanımları daha seri ve kaliteli üretim
yapabilecek, daha fazla gelir elde edip ev ekonomisine katkı sağlayacak. Ev
hanımlarının dikiş ve nakış makinası, mutfak robotu, ütü kullanarak ürettikleri
ürünlerin satışından elde ettikleri gelirler daha önce gelir vergisi kapsamında
değerlendirilirken, yeni düzenlemeyle bu gelirler tümüyle vergiden muaf olacak.''
Başbakan Erdoğan, düzenlemeyle evlerde üretilen ürünlerin
çeşitlendirildiğini, tarhana, erişte, mantı, konfeksiyon sektöründe kullanılan
pul, payet, boncuk işleme, tığ ve örgü işleri ile kırpıntı deriden üretilen
mamullerin satışından elde edilecek gelirin de Gelir Vergisi kapsamı dışında
tutulduğunu söyledi.
''PAZARLANMASINA DA KOLAYLIK GETİRİYORUZ''
Evlerde üretilen ürünlerin pazarlanmasına ilişkin değişiklik de yapıldığını
kaydeden Erdoğan, evlerde üretilen ürünlerin pazarlanmasına kolaylık sağlandığını
ifade etti.
Kadınların kendi el emekleriyle yaptıkları ürünlerin kamu kurum ve
kuruluşlarının gösterdiği yerlerde satabileceklerini hatırlatan Erdoğan, kermes,
fuar, festival gibi yerlerde de ürünlerin satışının, muafiyeti etkilemeyeceğini
belirtti.
Bu satışlardan elde edilen gelirlerin aralıklı veya sürekli olması halinde
herhangi bir vergiye tabi olmayacağına işaret eden Erdoğan, ''Ev hanımlarımızın
yıllardır süren bir sıkıntısı, Hükümetimiz döneminde sona ermiş olacak. Birileri
laf üretir, biz ise iş üretiriz. Farkımız bu...'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, düzenlemenin ev kadınlarını çalışma hayatına katmada da
etkili olacağına dikkati çekerek, ''Kadınların çalışma hayatında hak ettikleri
yeri almaları, toplumda güçlenmelerini de beraberinde getirecektir. Bütün bunlar,
toplumun daha güçlü hale gelmesi için olmazsa olmaz bir zorunluluktur'' dedi.
Başbakan Erdoğan, grup toplantısındaki konuşmasında kadın iş gücü
açısından çok önemli olan tekstil ve hazır giyim sektörünün
temsilcilerinin, hükümetten, ev kadınlarının el işlerini değerlendirebilmek
konusunda ısrarla taleplerde bulunduklarını söyledi.
Çıkardıkları kanunla, bu talepleri karşıladıkları için mutlu olduklarını
dile getiren Erdoğan, getirilen düzenlemeyle, el sanatlarını kanuni korumaya
aldıklarını kaydetti. Erdoğan, özellikle belediyeler, yerel yönetimler ve hatta
muhtarlıkların, kadın emeğinin ekonomiye kazandırılması için yeni örgütlenmeler
kuracaklarını belirtti.
''EMEĞİYLE GEÇİNEN EV KADINLARINI BAŞTACI EDİYORUZ''
Emeğin en kutsal değer olduğunu dile getiren Erdoğan, ''Biz, emeğiyle
geçinen ev kadınlarımızı da bu vesileyle baştacı ediyoruz'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Gelir Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle, ülkede
yıllardır sözü edilen, ancak bugüne kadar hiç bir hükümetin hayata geçirmeye
yanaşmadığı çok önemli bir uygulamayı da başlattıklarını ifade ederek, asgari
ücretli vatandaşlar üzerindeki vergi yükünü ciddi oranda hafiflettiklerini,
belirli şartlar altındaki vatandaşlar üzerindeki vergi yükünü ise tümden
kaldırdıklarını bildirdi.
ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ
Erdoğan, mükellefin kendisi, çalışmayan ve hiçbir geliri olmayan eşi ile
bakmakla yükümlü oldukları çocukları için, asgari geçim indirimi denilen standart
bir indirim getirdiklerini belirterek, şöyle konuştu:
''İndirim, ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan asgari
ücretin yıllık brüt tutarının, mükellefin kendisi için yüzde 50'si, çalışmayan ve
herhangi bir geliri olmayan eşi için yüzde 10'u, çocukların her biri için ayrı
olmak üzere -kaç çocuğu olursa olsun- yüzde 7.5, diğer çocuklar için ise yüzde
5'i olarak uygulanacaktır.
Böylece bekar bir asgari ücretli için asgari ücretinin yarısı; evli, 4
çocuklu ve eşi çalışmayan, asgari ücretle çalışan vatandaşımızın kazandığı asgari
ücretin ise tamamı vergi dışı bırakılacaktır. Mevcut uygulamaya göre evli, 4
çocuklu olan asgari ücretli vatandaşlarımızın, vergi iadesi kapsamında 2007'de
401 YTL vergi iadesi alması öngörülüyordu. Oysa bu uygulamayla aynı asgari
ücretli vatandaşlarımız, 861 YTL'lik bir avantajdan yararlanacaktır. Yani asgari
ücretlimiz, yeni uygulamayla vergi iadesi uygulamasının 2 katından daha fazla bir
avantajdan yararlanacak. Bekar asgari ücretlimizde yıllık avantaj 401 YTL yerine
506 YTL olacaktır. Haydi bekarlar evlenmeye diyorum. Evli, eşi çalışmayan, 2
çocuklu bir asgari ücretli için yararlanılacak asgari geçim indirimi tutarı 759
YTL olacak, bu tutar da asgari ücretlinin yararlandığı vergi iadesinin neredeyse
2 katı olmaktadır.''
Başbakan Erdoğan, özelde ev hanımları, genelde ise asgari ücretli aileler ve
hala bekar olanların, yapılan bu değişiklikle biraz olsun rahatlayacaklarını
söyledi.
TEŞVİK YASASI
Bölgesel kalkınma adaletsizliğini, üretimi, istihdamı doğrudan ilgilendiren
bir düzenleme daha yaptıklarını ifade eden Erdoğan, teşvik yasası kapsamında
bulunan 49 ilde işletmelere sağlanan desteklerle ilgili olarak önemli bir
değişikliğe gitme müjdesini vermek istediğini kaydetti.
Recep Tayyip Erdoğan, 49 ildeki işletmelerin teşviklerden yararlanabilmesi
için, çalıştırmaları gereken işçi sayısını 30'dan 10'a düşürdüklerini ifade etti.
Geçen hafta Genel Kurulda kabul edilen bu değişiklikle, söz konusu illerde
teşvik uygulamasından yararlanabilecek işletmelerin sayısının artırıldığını
kaydeden Erdoğan, ''Bu sayede şehirlerimizin ekonomilerinde, kalkınmalarında,
istihdam kapasitelerinde önemli gelişmeler, ilerlemeler sağlanacağı beklentisi
içerisindeyim. Biz bunları sağlıyoruz, girişimcimiz de bunlar karşısında,
objektif ve vatanseverlik gayreti içerisinde inşallah adımlarını atacak'' diye
konuştu.
BAŞBAKAN'A YOĞUN TEZAHÜRAT
Grup toplantısında, çoğunluğunu kadınların ve gençlerin oluşturduğu bir çok
ilden gelen AK Parti'liler, Başbakan Erdoğan'a, konuşması öncesinde ve konuşurken
yoğun sevgi gösterisinde ve tezahüratlarda bulundu.
Partililer, ''Recep Tayyip Erdoğan'', ''İşte gençlik ve iktidar'' sloganları
atarken, bir grup partili, ''Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda'' şarkısının nakarat
bölümünü seslendirdi.
Partililer, Başbakan Erdoğan, konuşmasına başlamak için kürsüde beklediği
sırada, AK Parti Grup Başkanvekili İrfan Gündüz'ün uyarılarına rağmen
tezahüratlarını sürdürdü.
AK Parti Mersin İl Teşkilatı, milletvekillerine cezerye dağıttı.
kazandıracağını belirten Başbakan Erdoğan "Kadın meselelerinin ele alındığı
her zeminde şiddetin hatırlanması, yanlış törelerden söz edilmesi, çalışma
hayatında, eğitimde haksız rekabete uğramalarının dile gelmesi, bizim için
yürek yarasıdır." dedi.
Partisinin TBMM grup toplantısındaki konuşmasının büyük bir bölümünü 8 Mart Dünya
Kadınlar Günü dolayısıyla kadın sorunlarına ayıran Başbakan Erdoğan "Ülkemizin
topyekun gelişmesini ve kalkınmasını, bütün ayrımcılıklardan olduğu gibi,
cinsiyet ayrımcılığından da kurtulmamıza bağlı olduğunu düşünüyorum." dedi.
Erdoğan, konuşmasına, ''AK Parti grubu adına ülkemizin ve dünyanın
bütün kadınlarını hürmetle selamlıyorum. Dünya Kadınlar Günü şimdiden hayırlı
olsun'' sözleriyle başladı.
Kadınların sorunlarını yılın bir tek gününe indirgemeden ve bu konudaki
sorumluluklarının idrakiyle, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü, ''duyarlılıklarını
özellikle vurgulama günü'' olarak gördüklerini kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:
''Yarın Mecliste yapılacak genel görüşmede milletvekilleri konuyu
ayrıntılarıyla ele alacak. Perşembe günü ise Nevşehir'de yapacağımız toplantıyla
Dünya Kadınlar Gününü kutlayacak, bu konuyu tüm boyutlarıyla değerlendireceğiz.
'Toplumsal Yaşamda Kadınlarımız' konulu toplantıya, medya, üniversite, sivil
toplum örgütleri ve düşünce dünyasından çok değerli konuşmacılar katılacak.
AK Parti siyasetinin en önemli dinamiği, topluma yaslanmak, gücünü toplumdan
almak ve toplumdan aldığı gücü, yeniden toplumun hizmetine sunmaktır. Muhafazakar
olmamız, milli ve manevi değerlerin korunmasına özen göstermeyi şiar edinen bir
parti olmamız hasebiyle toplumun çekirdeğini, özünü oluşturan kadın ve ailenin
güçlenmesi, bizim için çok önemlidir.
Ülkemizin topyekun gelişmesini ve kalkınmasını, bütün ayrımcılıklardan
olduğu gibi, cinsiyet ayrımcılığından da kurtulmamıza bağlı olduğunu düşünüyorum.
Bize göre, milletimizin en temel vasıflarından biri, bin yıllardır aile
değerlerini gözümüzün ışığı gibi korumamız, kadını baş tacı etmemizdir.''
AİLE YAPISI
Erdoğan, bu temel inançtan dolayı toplumsal düzenin merkezinde yer alan aile
yapısının, bütün saldırılara ve olumsuzluklara rağmen dünyanın en güçlü aile
yapısı olduğunu ifade ederek, ''Aile, bizim kültürümüzde anne baba ve çocukları
aşan, dedeleri, nineleri, teyzeleri, halaları, amcaları, dayıları hatta komşuları
da içine alan, onları himaye eden bir maddi ve manevi şemsiyedir'' diye konuştu.
Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bir çok milletten bizi farklı kılan en önemli sosyolojik özelliğimiz, aile
müessesesine verdiğimiz önemdir. Bu önem, sadece maddi bir kan bağı değil, aynı
zamanda manevi bir sorumluluktur. Kadın ve aile güçlü olacak ki toplumsal
dokumuzu, millet olma vasfımızı muhafaza edelim.
Her geçen gün gerilimi artan, mekanik hale gelen ve bir kısım
olumsuzluklardan ve bunlarla birlikte yoğrulan dünyada, kadınların oynayacağı
önemli roller var. Kadınların, bu dünyada yaşanan bir çok sorunun sebepleri
arasında aslında yeri yoktur. Ama çözüm yollarının tamamında yerleri vardır.
Dünya genelinde yaşanan savaşların, çatışmaların, imkansızlıkların en büyük
mağduru, çocuklar ve kadınlardır. Savaşlardan kaçan mültecilerin yüzde 85'i,
masum kadın ve çocuklardan oluşuyor. Kadın gözüyle şekillenen bir dünyada, bu
kadar kin ve nefretin, çatışma ve kavganın olması mümkün mü?''
''AYRIMCILIK IRKÇILIKTAN KÖTÜDÜR''
Kadınların merhamet, nezaket, estetik ve sevgi elinin dünyaya daha çok
değer verdiğini kaydeden Erdoğan, ''Çünkü onun fıtratında bu var'' dedi.
Kadınların duygusallığının, makine gibi işleyen, sadece maddi hesap olan bir
dünyaya katacağı çok şey bulunduğunu anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Kadınların sevgiyle yoğrulan bilgi birikimleri, kalkınma süreçlerine
hizmet kazandıracaktır.
Kadın meselelerinin ele alındığı her zeminde şiddetin hatırlanması, yanlış
törelerden söz edilmesi, çalışma hayatında, eğitimde haksız rekabete
uğramalarının dile gelmesi, bizim için yürek yarasıdır. Bu yaraları sarmak için
büyük bir zihniyet dönüşümüne ihtiyacımız olduğu açıktır.
Açık söylüyorum; şiddet, ama her türlü şiddet, cehaletle eş anlamlı bir
kavramdır ve bizim dünyamızda yeri yoktur.
Kadına karşı, kız çocuklarına karşı cinsiyet ayrımcılığı, olsa olsa bir
cahiliye töresi olabilir. Ne kültürel kimliğimiz, ne manevi dünyamız, ne inanç
sistemimiz, ne mukaddes değerlerimiz, ne de hukuk sistemimiz, şiddeti, cinsiyet
ayrımcılığını kabul eder.
Kadına karşı ayrımcılık, ırkçılıktan daha kötüdür, daha tehlikelidir, daha
ilkel bir anlayıştır. Ne toplum, ne de devlet, kadının hukukunu çiğneyecek hiçbir
uygulamayı töre haline getiremez. İnsanın canını yakan hiçbir töre, hukuken de
maddeten de siyaseten de kabul edilemez. Yaratılmışların en şereflisi olduğuna
inanan, tüm yaratılmışları yaratandan ötürü seven bir millet, Yunus'un,
Mevlana'nın, Aşık Veysel'in, Nene Hatun'un, Hayme Ana'nın ülkesinde, kadınların
vatandaşlık haklarını bir çok Avrupa ülkesinden önce tanıyan Türkiye
Cumhuriyeti'nde kadınlar şiddetle birlikte anılamaz, birlikte telaffuz
edilemez.''
"ŞİDDETE SIFIR TOLERANS"
Erdoğan konuşmasında,kadınlarla ilgili yasal düzenlemelerin ve
tedbirlerin önemli olduğunu, ancak sadece yasal mevzuatla sorunların
çözülemeyeceğini söyledi.
''Bu sorun, ciddi bir eğitim, kültür sorunudur. Daha da önemlisi ciddi bir
vicdani sorundur'' diyen Erdoğan, bir toplumsal sorun olarak şiddetin bugün
ekranlarda adeta bir gösteri gibi, yanlış rol modellerin, hatta uluslararası
şiddetin etkileriyle ortaya çıkması nedeniyle bu sorunun çok boyutlu ele alınması
gerektiğini kaydetti. Erdoğan, ''Nasıl ki işkenceye karşı sıfır tolerans
ilkesiyle hukuk reformları yaptıysak, millet olarak şiddete karşı da sıfır
tolerans tanımalıyız'' dedi.
Şiddetin panzehirinin; devlette, toplumda, okulda, sokakta ve ailede adalet
olduğuna işaret eden Erdoğan, ''Tıpkı nefretin panzehirinin sevgi ve şefkat
olduğu gibi...'' dedi. Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bu yüzden bizim ortaya koymaya çalıştığımız siyasetin bir adı da adalet
siyasetidir. Bu yüzden kız çocuklarının eğitimini yüzde 100'e çıkarmak için bütün
gücümüzle çalışıyoruz. Onun için Haydi Kızlar Okula Kampanyasını biz başlattık.
CHP zihniyeti değil veya diğerleri değil. Özellikle son zamanlarda ana muhalefet
partisi, AK Parti'nin kadınlara yönelik doğru konuşmadığını, yalan konuştuğunu
ifade ediyor. Elinize dilinize dursun. Bunu nasıl söylersiniz? Biz sizin
icraatlarınızı biliyoruz. Sorulduğu zaman, 'Siyasette ilk kurulan parti biziz.'
İlk kurulan parti sizsiniz de bugüne kadar acaba kadınımıza ne kazandırdınız, ne
verdiniz? Onu söyleyin.''
Sözleri ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' sloganlarıyla kesilen Erdoğan, AK
Parti iktidarında kadının maddi manevi bir çok imkana kavuşmaya başladığını
bildirdi.
''POZİTİF AYRIMCILIĞI YAPAN BİZİZ''
Sadece ''Haydi Kızlar Okula'' kampanyasına verdikleri desteğin erkek
öğrencilere göre daha fazla olduğunu vurgulayarak, burada bir pozitif ayrımcılık
yaptıklarını ifade eden Erdoğan, bunu, kızların okuma yazmasında geriye gidişi
önlemek için yaptıklarını, parayı da babaya değil, anneye verdiklerini
hatırlattı. Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bu pozitif ayrımcılığı yapan biziz, burada yoksunuz siz. Zaten geçmişte de
olmadınız, olamazsınız. Broşürler dağıtmak suretiyle yalan yanlış iftira
kampanyalarını sürdürmek suretiyle, AK Parti'yi gölgeleyemezsiniz. Şahsımda
söylemediğimi söyledi diye göstererek şu veya bu müfteri kampanyalarının uzantısı
olarak ambleminizi koymak suretiyle Tayyip Erdoğan'ı gölgeleyemezsiniz.''
Bir yaşlı dinleyici, bu sırada ''İşte lider, işte dünya lideri, var mı senin
gibisi?'' diye bağırdı.
Erdoğan, 750 bin çocuğun okuma yazma noktasında bu kampanya sürecine
girdiğini, şu ana kadar da 228 bin çocuğu okulla buluşturduklarını bildirdi.
Erdoğan, kız çocuklarının eğitimi için kampanyayı ciddi anlamda ele aldıklarını
ve halen bunu sürdürdüklerini kaydetti.
''TEK BAŞINA İKTİDAR OLAMAZSINIZ''
Yerel yönetimlerin, ülkenin dört bir yanında kadınlara yönelik meslek
kursları açtıklarını anlatan Erdoğan, bunun, AK Parti'li belediyelerde
görüldüğünü söyledi.
Çalışma hayatında kadın emeğini korumak için yasal önlemler aldıklarını
belirten Erdoğan,1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu
tarihten başlayarak meslek edinme kursları açtıklarını ve onbinlerce kadının o
kurslardan geçtiğini; aynı şeyin, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından
yapıldığını, şimdi de onbinleri aşarak daha da çeşitlendirildiğini söyledi.
Çalışma hayatında kadın emeğini korumaya dönük önlemler aldıklarına, Aile
Araştırma Kurumu ile Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Yasasını çıkardıklarına
işaret eden Erdoğan, ''Neredeydiniz? Bugüne kadar niye çıkarmadınız? Birçok
iktidarlarda ortak oldunuz. Her ne kadar tek başına iktidar olamadınızsa da...
Olamazsınız, çünkü bu toplumun kadınları size inanmıyor, güvenmiyor. Hep
aldattınız'' dedi.
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün kısa sürede 4 uluslararası toplantı
gerçekleştirerek çok önemli konuları kamuoyunun gündemine getirdiğine dikkati
çeken Erdoğan, AB üyelik sürecinde gerçekleştirdikleri reformlarla kadınların
kazanımlarının pekiştirildiğini anlattı.
Töre cinayetlerine karşı ağırlaştırılmış müebbet hapis müeyyidesi
getirildiğini, kadına yönelik işlenen suçların kişiye karşı işlenmiş suç
kapsamına alındığını ifade eden Erdoğan, İş Kanununda yapılan değişiklikle de
doğum öncesi ve sonrası izin sürelerini artırdıklarını ifade etti.
Anayasanın 10. maddesinde yapılan değişiklikle, sadece cinsiyet eşitliğini
vurgulamak yerine bu eşitliğin hayata geçirilmesi için devlete sorumluluk
yüklendiğini kaydeden Erdoğan, ayrıca Anayasanın 90. maddesinde yapılan
değişiklikle de BM Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin,
iç hukukun üstünde kabul edildiğini söyledi.
"ANALARIMIZIN AYAKLARININ ALTINI ÖPERİZ"
Erdoğan, kadınlara hem her alanda var olabilecekleri hem de bir kadın
olarak saygınlıklarını yaşayabilecekleri ortam hazırlamaları gerektiğini söyledi.
Erdoğan, ''Kadınlara ayrımcılık yapmak kadar kadınların fıtratlarını hiçe
sayarak, amansız bir rekabete sokmak da kaçınılması gereken bir durumdur.
Kadınların etkin ve aktif hale gelmesini sonuna kadar destekliyoruz. Ancak
kadınların metalaştırılmasına ve istismar edilmesine de sonuna kadar karşı
çıkıyoruz'' diye konuştu.
Kadının aile içindeki rolünü sıfırlayan, annelik misyonunu küçümseyen çarpık
anlayışları kesinlikle paylaşmadıklarını anlatan Erdoğan, eş ve anne olmanın
küçümsenecek değil, gurur duyulacak birer konum olarak gördüklerini kaydetti.
Başbakan Erdoğan, ''Zira öyle bir medeniyetin mensuplarıyız ki dikkat edin,
ifade şu; 'Cennet annelerin ayaklarının altındadır', Babaların ayaklarının
altında değil, annelerin ayaklarının altında. Bu ne demek; ananın ayağının altı
öpülür. Onun için biz, analarımızın ayaklarının altını öperiz. Ben öperim,
başkaları öper mi öpmez mi bilmem. Çünkü sağlıklı toplum yapısı ancak sağlıklı
ailelerle gerçekleşebilir. Anne ve baba figürünü gözden düşürmemeliyiz. Anne ve
babanın örneklik konumunu korumalı, pekiştirmeliyiz. Aile kurumu, okul öncesi bir
eğitim kurumu gibi görülmeli'' dedi.
GELİR VERGİSİ KANUNUNDAKİ DEĞİŞİKLİK
Gelir Vergisi Kanununda yeni bir düzenleme yapıldığını hatırlatan Erdoğan,
yıllardır konuşulan ancak bir çözüm üretilemeyen, toplumsal faydası çok yüksek
olan kadın işgücünü değerlendiren, milyonlarca kadını ilgilendiren bir
düzenlemenin yapıldığını, yasanın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in onayına
sunulduğunu bildirdi.
Erdoğan, toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren değişikliğin özellikle ev
kadınlarını çok daha yakından ilgilendirdiğine işaret ederek, şöyle konuştu:
''Bu düzenlemeyle ev hanımlarımıza, büyük bir imkan getiriyoruz. Yaklaşan
Dünya Kadınlar Günü'nü de fırsat sayarak bu kürsüden ev hanımlarımıza bu önemli
müjdeyi vermek istiyorum. İnanıyorum ki bu düzenlemeyle, ev ve aile ekonomisine
çok ciddi boyutlarda katkı sağlamış olacağız. Bu düzenleme ayrıca tüm
vatandaşlarımızı da yakından ilgilendiriyor.
Ailenin korunması, ev ekonomisine katkı, atıl durumdaki ev hanımlarımızın iş
hayatına, üretim sürecine katılmalarını amaçlayan düzenlemeyle; emek ve değer
üreten ev hanımlarınızı doğrudan ilgilendiren 3 aşamalı bir değişiklik
gerçekleştirdik. Birinci olarak ev hanımlarının evlerinde imal edip
satabilecekleri ürünlerin, kullanacakları makina ve aletlere çeşitlilik getirdik,
sayılarını artırdık. Bu sayede ev hanımları daha seri ve kaliteli üretim
yapabilecek, daha fazla gelir elde edip ev ekonomisine katkı sağlayacak. Ev
hanımlarının dikiş ve nakış makinası, mutfak robotu, ütü kullanarak ürettikleri
ürünlerin satışından elde ettikleri gelirler daha önce gelir vergisi kapsamında
değerlendirilirken, yeni düzenlemeyle bu gelirler tümüyle vergiden muaf olacak.''
Başbakan Erdoğan, düzenlemeyle evlerde üretilen ürünlerin
çeşitlendirildiğini, tarhana, erişte, mantı, konfeksiyon sektöründe kullanılan
pul, payet, boncuk işleme, tığ ve örgü işleri ile kırpıntı deriden üretilen
mamullerin satışından elde edilecek gelirin de Gelir Vergisi kapsamı dışında
tutulduğunu söyledi.
''PAZARLANMASINA DA KOLAYLIK GETİRİYORUZ''
Evlerde üretilen ürünlerin pazarlanmasına ilişkin değişiklik de yapıldığını
kaydeden Erdoğan, evlerde üretilen ürünlerin pazarlanmasına kolaylık sağlandığını
ifade etti.
Kadınların kendi el emekleriyle yaptıkları ürünlerin kamu kurum ve
kuruluşlarının gösterdiği yerlerde satabileceklerini hatırlatan Erdoğan, kermes,
fuar, festival gibi yerlerde de ürünlerin satışının, muafiyeti etkilemeyeceğini
belirtti.
Bu satışlardan elde edilen gelirlerin aralıklı veya sürekli olması halinde
herhangi bir vergiye tabi olmayacağına işaret eden Erdoğan, ''Ev hanımlarımızın
yıllardır süren bir sıkıntısı, Hükümetimiz döneminde sona ermiş olacak. Birileri
laf üretir, biz ise iş üretiriz. Farkımız bu...'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, düzenlemenin ev kadınlarını çalışma hayatına katmada da
etkili olacağına dikkati çekerek, ''Kadınların çalışma hayatında hak ettikleri
yeri almaları, toplumda güçlenmelerini de beraberinde getirecektir. Bütün bunlar,
toplumun daha güçlü hale gelmesi için olmazsa olmaz bir zorunluluktur'' dedi.
Başbakan Erdoğan, grup toplantısındaki konuşmasında kadın iş gücü
açısından çok önemli olan tekstil ve hazır giyim sektörünün
temsilcilerinin, hükümetten, ev kadınlarının el işlerini değerlendirebilmek
konusunda ısrarla taleplerde bulunduklarını söyledi.
Çıkardıkları kanunla, bu talepleri karşıladıkları için mutlu olduklarını
dile getiren Erdoğan, getirilen düzenlemeyle, el sanatlarını kanuni korumaya
aldıklarını kaydetti. Erdoğan, özellikle belediyeler, yerel yönetimler ve hatta
muhtarlıkların, kadın emeğinin ekonomiye kazandırılması için yeni örgütlenmeler
kuracaklarını belirtti.
''EMEĞİYLE GEÇİNEN EV KADINLARINI BAŞTACI EDİYORUZ''
Emeğin en kutsal değer olduğunu dile getiren Erdoğan, ''Biz, emeğiyle
geçinen ev kadınlarımızı da bu vesileyle baştacı ediyoruz'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Gelir Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle, ülkede
yıllardır sözü edilen, ancak bugüne kadar hiç bir hükümetin hayata geçirmeye
yanaşmadığı çok önemli bir uygulamayı da başlattıklarını ifade ederek, asgari
ücretli vatandaşlar üzerindeki vergi yükünü ciddi oranda hafiflettiklerini,
belirli şartlar altındaki vatandaşlar üzerindeki vergi yükünü ise tümden
kaldırdıklarını bildirdi.
ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ
Erdoğan, mükellefin kendisi, çalışmayan ve hiçbir geliri olmayan eşi ile
bakmakla yükümlü oldukları çocukları için, asgari geçim indirimi denilen standart
bir indirim getirdiklerini belirterek, şöyle konuştu:
''İndirim, ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan asgari
ücretin yıllık brüt tutarının, mükellefin kendisi için yüzde 50'si, çalışmayan ve
herhangi bir geliri olmayan eşi için yüzde 10'u, çocukların her biri için ayrı
olmak üzere -kaç çocuğu olursa olsun- yüzde 7.5, diğer çocuklar için ise yüzde
5'i olarak uygulanacaktır.
Böylece bekar bir asgari ücretli için asgari ücretinin yarısı; evli, 4
çocuklu ve eşi çalışmayan, asgari ücretle çalışan vatandaşımızın kazandığı asgari
ücretin ise tamamı vergi dışı bırakılacaktır. Mevcut uygulamaya göre evli, 4
çocuklu olan asgari ücretli vatandaşlarımızın, vergi iadesi kapsamında 2007'de
401 YTL vergi iadesi alması öngörülüyordu. Oysa bu uygulamayla aynı asgari
ücretli vatandaşlarımız, 861 YTL'lik bir avantajdan yararlanacaktır. Yani asgari
ücretlimiz, yeni uygulamayla vergi iadesi uygulamasının 2 katından daha fazla bir
avantajdan yararlanacak. Bekar asgari ücretlimizde yıllık avantaj 401 YTL yerine
506 YTL olacaktır. Haydi bekarlar evlenmeye diyorum. Evli, eşi çalışmayan, 2
çocuklu bir asgari ücretli için yararlanılacak asgari geçim indirimi tutarı 759
YTL olacak, bu tutar da asgari ücretlinin yararlandığı vergi iadesinin neredeyse
2 katı olmaktadır.''
Başbakan Erdoğan, özelde ev hanımları, genelde ise asgari ücretli aileler ve
hala bekar olanların, yapılan bu değişiklikle biraz olsun rahatlayacaklarını
söyledi.
TEŞVİK YASASI
Bölgesel kalkınma adaletsizliğini, üretimi, istihdamı doğrudan ilgilendiren
bir düzenleme daha yaptıklarını ifade eden Erdoğan, teşvik yasası kapsamında
bulunan 49 ilde işletmelere sağlanan desteklerle ilgili olarak önemli bir
değişikliğe gitme müjdesini vermek istediğini kaydetti.
Recep Tayyip Erdoğan, 49 ildeki işletmelerin teşviklerden yararlanabilmesi
için, çalıştırmaları gereken işçi sayısını 30'dan 10'a düşürdüklerini ifade etti.
Geçen hafta Genel Kurulda kabul edilen bu değişiklikle, söz konusu illerde
teşvik uygulamasından yararlanabilecek işletmelerin sayısının artırıldığını
kaydeden Erdoğan, ''Bu sayede şehirlerimizin ekonomilerinde, kalkınmalarında,
istihdam kapasitelerinde önemli gelişmeler, ilerlemeler sağlanacağı beklentisi
içerisindeyim. Biz bunları sağlıyoruz, girişimcimiz de bunlar karşısında,
objektif ve vatanseverlik gayreti içerisinde inşallah adımlarını atacak'' diye
konuştu.
BAŞBAKAN'A YOĞUN TEZAHÜRAT
Grup toplantısında, çoğunluğunu kadınların ve gençlerin oluşturduğu bir çok
ilden gelen AK Parti'liler, Başbakan Erdoğan'a, konuşması öncesinde ve konuşurken
yoğun sevgi gösterisinde ve tezahüratlarda bulundu.
Partililer, ''Recep Tayyip Erdoğan'', ''İşte gençlik ve iktidar'' sloganları
atarken, bir grup partili, ''Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda'' şarkısının nakarat
bölümünü seslendirdi.
Partililer, Başbakan Erdoğan, konuşmasına başlamak için kürsüde beklediği
sırada, AK Parti Grup Başkanvekili İrfan Gündüz'ün uyarılarına rağmen
tezahüratlarını sürdürdü.
AK Parti Mersin İl Teşkilatı, milletvekillerine cezerye dağıttı.
