2014-06-17 - 14:02
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da Kamuoyunda "Yeni Yargı Paketi" olarak bilinen, Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı, kabul edilerek yasalaştı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı. Akşener, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline söz verdi.
CHP ve MHP grupları, Irak'ta IŞİD'den kaçan Türkmenlerin zor durumda olduğunu ve Türkiye'den can güvenliklerinin korunması için yardım istediklerini belirterek, Hükümet'in konuyla ilgili olarak bilgi vermesini istedi.
BDP Grup Başkanvekili ve Bingöl Milletvekili İdris Baluken, Bingöl'de yaşanan olaylarla ilgili gündemdışı konuşmasında, Diyarbakır'da sahneye konulmak istenen bayrak provokasyonunun bir benzerinin Bingöl'de de yapılmak istendiğini söyledi. "Lice'ye gidiyoruz" diyen 40-50 kişilik grubun güvenlik güçleri tarafından engellenerek kent merkezine yönlendirildiğini anlatan Baluken, grubun elinde silahlarla kenti karanlık planının içine sokmak istediklerini kaydetti. Olayı, "derin provokasyon" olarak tanımlayan Baluken, günler öncesinde uyarmalarına rağmen tedbirler alınmadığını savundu. Baluken, Vali ve Emniyet Müdürü başta olmak üzere provokasyonu ortaya koyanlara yardım ve yataklık edenlerin, olaylarda sorumluluğu olan kişiler hakkında soruşturma açılması ve görevden el çektirilmesini istedi.
CHP Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, gündemdışı konuşmasında, Bursa'da yaşanan aşırı yağış nedeniyle çiftçilerin sıkıntıya düştüğünü, tepkilerini dile getirenlerin "devlet eliyle dövüldüğünü" belirterek, benzeri durumların başka illerde de meydana geldiğini söyledi. Demiröz, halen TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülen torba yasa tasarısına çiftçilerin borçlarıyla ilgili düzenlemenin sokulması gerektiğini ifade etti.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, gündemdışı konuşmasında, Seyit Ömer Linyit İşletmeleri ve termik santralinin geçen yıl özelleştirildiğini hatırlatarak, 109 işçinin işten çıkarıldığını, protesto eyleminin dava konusu olduğunu kaydetti. Olayların yeniden patlak verdiğini, 10 günden beri işten çıkarılanların işe iade edilmemesi halinde eylemlerini sürdüreceklerini anlatan Işık, işletmelerin satışı sırasında işçilerin mağdur edilmeyeceği sözünü veren siyasilerin ve yetkililerin olaylara kulaklarını tıkadığını, sorumlu bakanlıkların sorunu çözmesini istedi.
Daha sonra Genel Kurul'da söz alan bazı milletvekilleri, Irak'ta Türkmenlerin durumuna işaret etti.
Yerinden söz talebinde bulunan MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Irak'ta Türkmenlerin katledildiğini savunarak, "200 bin insan peşmerge ile IŞİD arasında sıkışıp kalmıştır. Türkmenler, Türkiye'den can güvenliklerinin korunmasını istiyor. AKP iktidarı Türkmenlerin öldürülmesini seyrediyor" görüşünü savundu.
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, dört eski Bakan ile ilgili Soruşturma Komisyonu'nun iktidarın üye vermemesi nedeniyle oluşturulamadığını ileri sürerek, "Gündem değiştirmek için konsolosluğu bunlar işgal ettirdi. Vatandaşlarımız tutsak, Hükümet sorumsuz. Hükümet gelip bilgi vermiyor. İktidar olmaya güçleri yetmiyorsa istifa etsinler. İlla memleket isyan mı etsin, bunu mu bekliyorlar?" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Irak'ta olağanüstü süreç yaşandığını belirterek, Türk vatandaşlarını rehin alan IŞİD'in Telafer'i işgal ettiğini söyledi. İşgalin nerede duracağının belli olmadığını ifade eden Hamzaçebi, "Irak'ta kontrolsüz, güvencesiz ve can tehlikesi olan bir süreç yaşanıyor. Hükümet ne yapıyor. Dıişleri Bakanı'ndan bilgi vermesini rica ediyorum" diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu da Türkmenlerin feryat içinde olduğunu belirterek, IŞİD'in Kerkük'e doğru yürüdüğünü, Telafer'de havan topu attığını, Tuzhurmatu'da büyük katliamlar yaptığını söyledi. Türkmenlerin Türkiye'nin yardım eli beklediğini dile getiren Halaçoğlu, Hükümet'e konuyla ilgili acil çağrı yaptığını söyledi.
CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker, Türkiye'de, Subakut Sklerozan Panensefalit'e (SSPE) neden olan kızamık hastalığının yeniden görülmesinin nedeninin, Suriyeli mültecilerden kaynaklandığını iddia etti.
TBMM Genel Kurulu'nda, HDP'nin, kızamık hastalığı geçiren çocuklarda yıllar sonra ortaya çıkan SSPE hastalığı ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi ele alındı.
Partisinin önerisi üzerine söz alan Grup Başkanvekili İdris Baluken, davranış, yürüme, konuşma bozukluğu ile başlayan ve genellikle ölümle sonuçlanan SSPE hastalığının özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaygın olduğunu belirtti. Hasta ve hasta yakınlarının ağır psikolojik ve sosyal sorunlar da yaşadığını anlatan Baluken, Sağlık Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın bu konuda gerekli desteği vermesi gerektiğini ifade etti.
Baluken, SSPE hastalarının yakınlarının, bu hastalığın, 1998-2000'li yıllarda uygulanan aşıların bayat olmasından kaynaklanmış olabileceğini düşündüklerini dile getirdi.
AK Parti Gümüşhane Milletvekili Kemalettin Aydın ise bu hastalığın aşıya bağlı bir virüsle oluşmadığını, dolayısıyla "bayat aşıdan kaynaklandı" düşüncesinin yanlış olduğunu vurguladı. Aydın, bu düşüncenin dile getirilmesinin, insanlarda aşıya karşı olumsuz bir görüşe neden olacağını, halkı aşı uygulamalarına şüpheyle bakmaya yönelteceğini söyledi.
Kendisinin de hekim olduğunu anımsatan Aydın, görev yaptığı yıllarda, özellikle Güneydoğu'da aşı uygulamalarına karşı, "Aşıyla çocuklarımızı kısırlaştırıp nüfusumuzun artmasını engelleyecekler" diye propaganda başlatıldığını belirterek, "Bu hastalık da işte bunların sonucudur" dedi.
CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker de Türkiye'de, SSPE'ye neden olan kızamık hastalığının yeniden görülmesinin nedeninin, Suriyeli mültecilerden kaynaklandığını savundu. Sağlık Bakanlığı'nın bu hastalığı "Avrupa kaynaklı" diye açıkladığını, ancak bunun doğru olmadığını belirten Şeker, "Türkiye'de 2,5 milyon Suriyeli var. Suriye kendi vatandaşına zaten şu anda aşı yapamıyor. Buradan gelen çocuklara Türkiye'de de aşı yapılmadı. Suriyeli mültecilerin yoğun olduğu Gaziantep ve Şanlıurfa'da kızamık yaygınlaşmaya başladı" diye konuştu.
HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
MHP'nin, Irak'ta yaşanan son gelişmeler ve rehin alınan vatandaşların durumuna dair Genel Görüşme Önergesi'nin görüşülmesini içeren grup önerisi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilmedi.
TBMM Danışma Kurulu'da uzlaşma sağlanması üzerine MHP, önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneri üzerinde konuşan MHP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, konunun geçen hafta görüşülmesi gerektiğini belirterek, ancak iktidarın görüşülmemesi yönünde gayreti olduğunu anlattı. Türkeş, "Meclis dışında herkesin konuştuğu, fikir yürüttüğü ahkam kestiği konuda burada iktidarın ricaları ve girişimleriyle rehine bile değil. Peki ne? Ne istiyorlar? Bunun izah edilmesi lazım" dedi.
Türkeş, iktidarın IŞİD'e "terör örgütü" diyemediğini savunarak, "Örgütün arkasında görünmeyen kısmı vardır. Dışişleri Bakanı dahil bunu anlayıp kavradığından şüphe duyuyorum. Türkmenler çok vahim durumda, göç başladı. Kendi ülkenizin sınırları içinde bayrağınıza sahip çıkamazsanız, sınır dışındaki vatandaşlara sahip çıkmanız asla söz konusu olmaz" görüşünü ifade etti.
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, konunun görüşülmesini ilk günden beri istediklerini ifade ederek, "Burada bayrağı korumak kolaydır. Bayrağınız toprağınız olan yerde korumak önemlidir. Provokatörlük yapıp 35 derece sıcaklıkta eldivenlerle direğe tırmananların arkasındaki güçleri çıkarmak önemlidir. Kürtler'in de soydaşları var bu Meclis'te, Türkmenler'in de soydaşları var bu Meclis'te....Irak'ta demokratik yönetimi hayata geçirirsek, Türkiye IŞİD ve benzeri örgütlerle komşu olmaz. Bin yıl daha Kürtler'le stratejik olarak birlikte yaşamak istiyor musunuz? Orada demokratik Kürt yönetimleri var. Beşinci gündeyiz. Konsolosluk görevlileri rehin. Türkiye'nin dış politikasını mezhep ve ideoloji üzerine kurması asla kabul edilemez" diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, öneri lehinde yaptığı konuşmada, herkesin konunun görüşülmesini istediğini belirterek, "Beş gün geçti, altıncı günün içindeyiz. Koskoca başkonsolosluk aileleriyle birlikte toparlanmış götürülmüş. Bakan yardımcısı 'biz buna rehine gözüyle bakmıyoruz' diyor. Ne gözüyle bakıyorsunuz; akşam oturmasına mı gittiler, pikniğe mi çıktılar. Böyle bir şey olabilir mi? Aldılar, bunları bağladılar, götürdüler. Başkonsolosluğu başka maksatla kullanmaya başladılar, Türkiye Cumhuriyeti toprağı üzerindeki bayrağı indirdiler. Dışişleri Bakanı gelmeli, kimlerle ne görüşüyorlar anlatmalı. Diplomatik çaba...Terörle, diplomatik çaba oluyor mu? Kimlerle görüşüyorsunuz anlatmanız lazım. Ankara'da yerleşik Tarık Haşimi bu işlerin içinde gözüküyor. Haşimi'nin ağırlığı Irak içinde ne kadar? Haşimi aşiretlerle sağlam ilişkisi olsaydı burada olmazdı. Yanlış adamlarla yanlış işler yapmaya kalkarsanız oradaki insanları tehlikeye sokarsınız" dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, Irak'ta dram yaşandığını belirterek, ülkenin 2007-2008'den daha kanlı bir mezhep savaşına sürüklendiğini, Türkmenler'in krizden olumsuz etkilendiğini, son iki günde büyük mücadele verdiklerini söyledi. Türkiye'nin etnik ayrım yapmadan herkese yardım ettiğini, bölgenin güvenliği için elinden gelen çabayı göstereceklerini, durumun oldu bittiye getirilmesine müsaade etmeyeceklerini ifade eden Bozkır, Ortadoğu'da bir El Kaide devleti kurulmasının ne anlama geldiğini görüştükleri muhataplarıyla paylaştıklarını anlattı.
Bozkır, "IŞİD'in elindeki personelimiz bizim için hayati öneme haizdir. Kamuoyunda bu tür hassas konularda detaya girmek, açıklama yapmak doğru değildir. Gelişmeler bölgede uzun vadeli dönüşümler yaratabilecektir. Irak ve Suriye'nin neden bu duruma geldiği dikkatle incelenmeli ve hatırlanmalı. Kadim medeniyetlerin beşiği olan bu ülkelerin kaosa girmesinin başlıca sorunu, bugünkü yöneticileridir. Yöneticiler, tarih önünde hesap verecek" görüşünü kaydetti.
Konuşmaların ardından MHP grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin öğrenci affı ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi kabul edilmedi.
Partisinin önerisi üzerine söz alan Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, çeşitli nedenlerle eğitim sistemi dışına itilen 200 bin öğrencinin af beklediğini ifade etti. Devletin 18 yaşındaki bir gence üniversitenin kapılarını kapatma hakkı olmadığını kaydeden Havutça, bunun sosyal devlet ilkesine de aykırı olduğunu dile getirdi. Havutça, öğrencilerin eğitim sistemi dışında kalmasının, sistemin getirdiği bir sorun olduğunu söyledi.
AK Parti Amasya Milletvekili Naci Bostancı, öğrenci affına ilişkin bir taslağın zaten Meclis gündeminde olduğunu, bu nedenle bir araştırma komisyonu kurulmasını gerekli görmediğini belirtti.
Önergenin gerekçesindeki bazı ifadeleri eleştiren Bostancı, 12 yıldır yüksek öğretimde her şey kötü gidiyormuş gibi gösterildiğine dikkati çekti. "Öğrencilerin hiç mi kusuru yok?" diyen Bostancı, bütün kusurun sisteme yüklenemeyeceğini ifade etti. Önergedeki bu ifadelerin CHP'nin genel siyasetinden kaynaklandığını kaydeden Bostancı, sorumlunun hep farklı yerlerde arandığını söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ise Bostancı'nın konuşmasını eleştirerek, "(Kabahat hep öğrencilerde, akıllarını kullansalardı) diyorsunuz. O zaman neden daha önce bir kaç kez öğrenci affı getirdiniz?" dedi. Hamzaçebi, eğitim sistemi dışında kalan öğrencilerin her birinin farklı gerekçeleri olduğunu vurguladı.
MHP Ankara Milletvekili Zuhal Topcu, iktidarın, insana değer vermeyen bir politika izlediğini, özellikle gençleri pervasızca harcadığını ileri sürdü.
Topcu, "Kimse zorunlu olmadan eğitimini yarıda bırakmaz. Bu ülkede yüz kızartıcı suç işleyenlerin bile affedildiği, birinci sınıf insan kabul edildiği bir yerde bu çocukların masum nedenlerinden dolayı kaybettikleri hakları geri verilmeli" dedi.
CHP'nin önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen Yeni Yargı Paketi'nde, kaçakçılık suçlarına verilen cezalarda değişiklik yapıldı.
"Temel kanun" olarak ele alınan TCK ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'na, 4. bölüm içindeki 87. maddeden başlandı.
Tasarı'nın 89. maddesinde AK Partili milletvekillerinin verdiği önergeyle, Kaçakçılık Mücadele Kanunu'nda değişiklik yapıldı. Madde üzerindeki önergenin okunmasının ardından oturduğu yerden ayağa kalkan CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, "kaçakçılar affediliyor. Bunun nedeni açıklansın" iddiasında bulundu.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, önerge hakkında Komisyon Başkanı'ndan bilgi aldıklarını belirterek, kapsamlı bir önerge hakkında Genel Kurul'un önceden bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi. Hamzaçebi, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'dan da bilgi istedi.
Bozdağ, madde ve getirilen değişiklik önergesiyle cezalarda indirime gidilmediğini ifade ederek, tasarının Adalet Komisyonu'ndaki müzakereleri sırasında konuyla ilgili çalışma yapılmasının istendiğini kaydetti. Bu talep doğrultusunda çalışma yapıldığını ve maddenin buna göre değişikliğe uğradığını anlatan Bozdağ, "Mevcut yasada, hiçbir cezada geriye gitme sözkonusu değildir.. Tüm başlıklarda ceza artırımı yapılmaktadır. Bir tane başlıkta cezada indirim yapılıyor denirse, o zaman adalet bakanı olarak yalan söylediğimi kabul edeceğim. Ama bir tane maddede indirim yok. Hiç kimseye af yok, cezaları artırıyoruz ama siz burada af yapıyorsunuz diye itiraz ediyorsunuz. Bu önerge geçen haftadan verildi. Sonradan verilmedi" diye konuştu.
Konuşmaların ardından Kaçakç Mücadele Kanunu'nun Kaçakçılık Suçları'nı düzenleyen 3. maddesinde değişiklik yapan önerge kabul edildi. Kaçakçılık suçlarına öngörülen cezalarda ve tanımlarda değişikliğe gidildi, bazı cezalar yükseltildi.
Buna göre, "sahte belge kullanmak suretiyle" ibaresi, "aldatıcı işlem ve davranışlarla" şeklinde değiştirildi. Eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokan kişi, bir yıl yerine iki yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.
Transit rejimi çerçevesinde taşınan serbest dolaşımda bulunmayan eşyayı, rejim hükümlerine aykırı olarak gümrük bölgesinde bırakan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına hükmedilecek.
Belli bir amaç için kullanılmak veya işlenmek üzere ülkeye geçici ithalat ve dahilde işleme rejimi çerçevesinde getirilen eşyayı, hile ile yurt dışına çıkarmış gibi işlem yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.
"İhracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi göstermek ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins, miktar, evsaf veya fiyatını değişik göstererek ilgili kanun hükümlerine göre teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmak suretiyle haksız çıkar sağlayan" ibaresi, "İlgili kanun hükümlerine göre teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmak amacıyla ihracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi gösteren ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins, miktar, evsaf veya fiyatını değişik gösteren" şeklinde değiştirildi.
"Kaçakçılık suçunu işleyen kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır" ibaresi, yapılan bu değişiklikler doğrultusunda, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına kadar artırılacak, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamayacak.
Özel kanunları gereğince gümrük vergilerinden kısmen veya tamamen muaf olarak ithal edilen eşyayı, ithal amacı dışında başka bir kullanıma tahsis eden, satan veya devreden ya da bu özelliğini bilerek satın alan veya kabul eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası uygulanacak.
İhracı kanun gereği yasak olan eşyayı ülkeden çıkaran kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.
İlgili kanun hükümlerine göre teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmak amacıyla ihracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi gösteren ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins, miktar, evsaf veya fiyatını değişik gösteren kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası öngörülecek.
Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, verilecek cezalar yarısından iki katına kadar artırılacak, ancak bu düzenlemenin uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamayacak.
Ulusal marker uygulamasına tabi olup da Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren veya hiç içermeyen akaryakıtı; ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden, satışa arz eden veya satan, bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,
kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.
Ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret bulunmayan ya da taklit veya yanıltıcı bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri taşıyan tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkileri; ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden, satışa arz eden veya satan, bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan kişi üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.
Tanımlanan suçların konusunu oluşturan eşyanın değerinin fahiş olması halinde, verilecek cezalar yarısından bir katına kadar artırılacak.
Tasarının "Ambalajlarında taklit bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri taşıyan tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkileri üreten veya yurda sokanlar, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile bu ürünleri ticari amaçla bulunduran, nakleden, satışa arz eden veya satanlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır" ile "Tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkilerin ambalajları üzerinde bulunan ürün bilgileri ile bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaretlerin içerdiği bilgilerin farklı olması halinde, bu ürünleri üreten, ithal edenler ile ticari amaçla bulunduran, nakleden, satışa arz eden veya satanlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır" hükümleri de yasadan çıkarılıyor.
Kaldırılan hükümlerle ilgili gerekçede, tanımlanan suçlarının unsu benzer olması nedeniyle tek bir fıkra kapsamında düzenlendiği vurgulandı.
Tasarının görüşmeleri sürüyor.
TBMM Genel Kurulu'nda, Yeni Yargı Paketi içinde Soma'daki maden ocağında çalışan işçiler ve ölenlerin hak sahipleri için düzenleme yapıldı. Maaş alamayanların ücretleri, işverenden tahsil edilmek üzere İşsizlik Fonu'ndan ödenecek.
Tasarıya, AK Parti, CHP, MHP, HDP milletvekillerinin ortak imzasıyla yeni bir madde eklendi. Buna göre, Manisa'da taşkömürü ve linyit madenciliği alınında faaliyet gösteren, kazanın meydana geldiği Eynez Maden Ocağı işletmesinde 13 Mayıs 2014 tarihi itibarıyla sigortalı olanlara veya bunların hak sahiplerine son aylık net ücretleri esas alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nca belirlenen sürede İşsizlik Fonu'ndan aylık ödeme yapılacak. Bu ödemelerde herhangi bir vergi ve kesinti olmayacak.
Soma Holding'e ait Eynez, Atabacası ve Işıklar maden ocağı işletmelerinde 13 Mayıs 2014 itibarıyla sigortalı olanlara işyerinin kapalı olduğu dönemle sınırlı olmak suretiyle işveren tarafından ödenmeyen ücretleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca belirlenen süreyle aylık olarak İşsizlik Fonu'ndan ödenecek ve yapılan bu ödemeler yasal faiziyle işverenden tahsil edilecek.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ****
CHP ve MHP grupları, Irak'ta IŞİD'den kaçan Türkmenlerin zor durumda olduğunu ve Türkiye'den can güvenliklerinin korunması için yardım istediklerini belirterek, Hükümet'in konuyla ilgili olarak bilgi vermesini istedi.
BDP Grup Başkanvekili ve Bingöl Milletvekili İdris Baluken, Bingöl'de yaşanan olaylarla ilgili gündemdışı konuşmasında, Diyarbakır'da sahneye konulmak istenen bayrak provokasyonunun bir benzerinin Bingöl'de de yapılmak istendiğini söyledi. "Lice'ye gidiyoruz" diyen 40-50 kişilik grubun güvenlik güçleri tarafından engellenerek kent merkezine yönlendirildiğini anlatan Baluken, grubun elinde silahlarla kenti karanlık planının içine sokmak istediklerini kaydetti. Olayı, "derin provokasyon" olarak tanımlayan Baluken, günler öncesinde uyarmalarına rağmen tedbirler alınmadığını savundu. Baluken, Vali ve Emniyet Müdürü başta olmak üzere provokasyonu ortaya koyanlara yardım ve yataklık edenlerin, olaylarda sorumluluğu olan kişiler hakkında soruşturma açılması ve görevden el çektirilmesini istedi.
CHP Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, gündemdışı konuşmasında, Bursa'da yaşanan aşırı yağış nedeniyle çiftçilerin sıkıntıya düştüğünü, tepkilerini dile getirenlerin "devlet eliyle dövüldüğünü" belirterek, benzeri durumların başka illerde de meydana geldiğini söyledi. Demiröz, halen TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülen torba yasa tasarısına çiftçilerin borçlarıyla ilgili düzenlemenin sokulması gerektiğini ifade etti.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, gündemdışı konuşmasında, Seyit Ömer Linyit İşletmeleri ve termik santralinin geçen yıl özelleştirildiğini hatırlatarak, 109 işçinin işten çıkarıldığını, protesto eyleminin dava konusu olduğunu kaydetti. Olayların yeniden patlak verdiğini, 10 günden beri işten çıkarılanların işe iade edilmemesi halinde eylemlerini sürdüreceklerini anlatan Işık, işletmelerin satışı sırasında işçilerin mağdur edilmeyeceği sözünü veren siyasilerin ve yetkililerin olaylara kulaklarını tıkadığını, sorumlu bakanlıkların sorunu çözmesini istedi.
Daha sonra Genel Kurul'da söz alan bazı milletvekilleri, Irak'ta Türkmenlerin durumuna işaret etti.
Yerinden söz talebinde bulunan MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Irak'ta Türkmenlerin katledildiğini savunarak, "200 bin insan peşmerge ile IŞİD arasında sıkışıp kalmıştır. Türkmenler, Türkiye'den can güvenliklerinin korunmasını istiyor. AKP iktidarı Türkmenlerin öldürülmesini seyrediyor" görüşünü savundu.
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, dört eski Bakan ile ilgili Soruşturma Komisyonu'nun iktidarın üye vermemesi nedeniyle oluşturulamadığını ileri sürerek, "Gündem değiştirmek için konsolosluğu bunlar işgal ettirdi. Vatandaşlarımız tutsak, Hükümet sorumsuz. Hükümet gelip bilgi vermiyor. İktidar olmaya güçleri yetmiyorsa istifa etsinler. İlla memleket isyan mı etsin, bunu mu bekliyorlar?" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Irak'ta olağanüstü süreç yaşandığını belirterek, Türk vatandaşlarını rehin alan IŞİD'in Telafer'i işgal ettiğini söyledi. İşgalin nerede duracağının belli olmadığını ifade eden Hamzaçebi, "Irak'ta kontrolsüz, güvencesiz ve can tehlikesi olan bir süreç yaşanıyor. Hükümet ne yapıyor. Dıişleri Bakanı'ndan bilgi vermesini rica ediyorum" diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu da Türkmenlerin feryat içinde olduğunu belirterek, IŞİD'in Kerkük'e doğru yürüdüğünü, Telafer'de havan topu attığını, Tuzhurmatu'da büyük katliamlar yaptığını söyledi. Türkmenlerin Türkiye'nin yardım eli beklediğini dile getiren Halaçoğlu, Hükümet'e konuyla ilgili acil çağrı yaptığını söyledi.
CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker, Türkiye'de, Subakut Sklerozan Panensefalit'e (SSPE) neden olan kızamık hastalığının yeniden görülmesinin nedeninin, Suriyeli mültecilerden kaynaklandığını iddia etti.
TBMM Genel Kurulu'nda, HDP'nin, kızamık hastalığı geçiren çocuklarda yıllar sonra ortaya çıkan SSPE hastalığı ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi ele alındı.
Partisinin önerisi üzerine söz alan Grup Başkanvekili İdris Baluken, davranış, yürüme, konuşma bozukluğu ile başlayan ve genellikle ölümle sonuçlanan SSPE hastalığının özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaygın olduğunu belirtti. Hasta ve hasta yakınlarının ağır psikolojik ve sosyal sorunlar da yaşadığını anlatan Baluken, Sağlık Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın bu konuda gerekli desteği vermesi gerektiğini ifade etti.
Baluken, SSPE hastalarının yakınlarının, bu hastalığın, 1998-2000'li yıllarda uygulanan aşıların bayat olmasından kaynaklanmış olabileceğini düşündüklerini dile getirdi.
AK Parti Gümüşhane Milletvekili Kemalettin Aydın ise bu hastalığın aşıya bağlı bir virüsle oluşmadığını, dolayısıyla "bayat aşıdan kaynaklandı" düşüncesinin yanlış olduğunu vurguladı. Aydın, bu düşüncenin dile getirilmesinin, insanlarda aşıya karşı olumsuz bir görüşe neden olacağını, halkı aşı uygulamalarına şüpheyle bakmaya yönelteceğini söyledi.
Kendisinin de hekim olduğunu anımsatan Aydın, görev yaptığı yıllarda, özellikle Güneydoğu'da aşı uygulamalarına karşı, "Aşıyla çocuklarımızı kısırlaştırıp nüfusumuzun artmasını engelleyecekler" diye propaganda başlatıldığını belirterek, "Bu hastalık da işte bunların sonucudur" dedi.
CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker de Türkiye'de, SSPE'ye neden olan kızamık hastalığının yeniden görülmesinin nedeninin, Suriyeli mültecilerden kaynaklandığını savundu. Sağlık Bakanlığı'nın bu hastalığı "Avrupa kaynaklı" diye açıkladığını, ancak bunun doğru olmadığını belirten Şeker, "Türkiye'de 2,5 milyon Suriyeli var. Suriye kendi vatandaşına zaten şu anda aşı yapamıyor. Buradan gelen çocuklara Türkiye'de de aşı yapılmadı. Suriyeli mültecilerin yoğun olduğu Gaziantep ve Şanlıurfa'da kızamık yaygınlaşmaya başladı" diye konuştu.
HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
MHP'nin, Irak'ta yaşanan son gelişmeler ve rehin alınan vatandaşların durumuna dair Genel Görüşme Önergesi'nin görüşülmesini içeren grup önerisi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilmedi.
TBMM Danışma Kurulu'da uzlaşma sağlanması üzerine MHP, önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneri üzerinde konuşan MHP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, konunun geçen hafta görüşülmesi gerektiğini belirterek, ancak iktidarın görüşülmemesi yönünde gayreti olduğunu anlattı. Türkeş, "Meclis dışında herkesin konuştuğu, fikir yürüttüğü ahkam kestiği konuda burada iktidarın ricaları ve girişimleriyle rehine bile değil. Peki ne? Ne istiyorlar? Bunun izah edilmesi lazım" dedi.
Türkeş, iktidarın IŞİD'e "terör örgütü" diyemediğini savunarak, "Örgütün arkasında görünmeyen kısmı vardır. Dışişleri Bakanı dahil bunu anlayıp kavradığından şüphe duyuyorum. Türkmenler çok vahim durumda, göç başladı. Kendi ülkenizin sınırları içinde bayrağınıza sahip çıkamazsanız, sınır dışındaki vatandaşlara sahip çıkmanız asla söz konusu olmaz" görüşünü ifade etti.
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, konunun görüşülmesini ilk günden beri istediklerini ifade ederek, "Burada bayrağı korumak kolaydır. Bayrağınız toprağınız olan yerde korumak önemlidir. Provokatörlük yapıp 35 derece sıcaklıkta eldivenlerle direğe tırmananların arkasındaki güçleri çıkarmak önemlidir. Kürtler'in de soydaşları var bu Meclis'te, Türkmenler'in de soydaşları var bu Meclis'te....Irak'ta demokratik yönetimi hayata geçirirsek, Türkiye IŞİD ve benzeri örgütlerle komşu olmaz. Bin yıl daha Kürtler'le stratejik olarak birlikte yaşamak istiyor musunuz? Orada demokratik Kürt yönetimleri var. Beşinci gündeyiz. Konsolosluk görevlileri rehin. Türkiye'nin dış politikasını mezhep ve ideoloji üzerine kurması asla kabul edilemez" diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, öneri lehinde yaptığı konuşmada, herkesin konunun görüşülmesini istediğini belirterek, "Beş gün geçti, altıncı günün içindeyiz. Koskoca başkonsolosluk aileleriyle birlikte toparlanmış götürülmüş. Bakan yardımcısı 'biz buna rehine gözüyle bakmıyoruz' diyor. Ne gözüyle bakıyorsunuz; akşam oturmasına mı gittiler, pikniğe mi çıktılar. Böyle bir şey olabilir mi? Aldılar, bunları bağladılar, götürdüler. Başkonsolosluğu başka maksatla kullanmaya başladılar, Türkiye Cumhuriyeti toprağı üzerindeki bayrağı indirdiler. Dışişleri Bakanı gelmeli, kimlerle ne görüşüyorlar anlatmalı. Diplomatik çaba...Terörle, diplomatik çaba oluyor mu? Kimlerle görüşüyorsunuz anlatmanız lazım. Ankara'da yerleşik Tarık Haşimi bu işlerin içinde gözüküyor. Haşimi'nin ağırlığı Irak içinde ne kadar? Haşimi aşiretlerle sağlam ilişkisi olsaydı burada olmazdı. Yanlış adamlarla yanlış işler yapmaya kalkarsanız oradaki insanları tehlikeye sokarsınız" dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, Irak'ta dram yaşandığını belirterek, ülkenin 2007-2008'den daha kanlı bir mezhep savaşına sürüklendiğini, Türkmenler'in krizden olumsuz etkilendiğini, son iki günde büyük mücadele verdiklerini söyledi. Türkiye'nin etnik ayrım yapmadan herkese yardım ettiğini, bölgenin güvenliği için elinden gelen çabayı göstereceklerini, durumun oldu bittiye getirilmesine müsaade etmeyeceklerini ifade eden Bozkır, Ortadoğu'da bir El Kaide devleti kurulmasının ne anlama geldiğini görüştükleri muhataplarıyla paylaştıklarını anlattı.
Bozkır, "IŞİD'in elindeki personelimiz bizim için hayati öneme haizdir. Kamuoyunda bu tür hassas konularda detaya girmek, açıklama yapmak doğru değildir. Gelişmeler bölgede uzun vadeli dönüşümler yaratabilecektir. Irak ve Suriye'nin neden bu duruma geldiği dikkatle incelenmeli ve hatırlanmalı. Kadim medeniyetlerin beşiği olan bu ülkelerin kaosa girmesinin başlıca sorunu, bugünkü yöneticileridir. Yöneticiler, tarih önünde hesap verecek" görüşünü kaydetti.
Konuşmaların ardından MHP grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin öğrenci affı ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi kabul edilmedi.
Partisinin önerisi üzerine söz alan Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, çeşitli nedenlerle eğitim sistemi dışına itilen 200 bin öğrencinin af beklediğini ifade etti. Devletin 18 yaşındaki bir gence üniversitenin kapılarını kapatma hakkı olmadığını kaydeden Havutça, bunun sosyal devlet ilkesine de aykırı olduğunu dile getirdi. Havutça, öğrencilerin eğitim sistemi dışında kalmasının, sistemin getirdiği bir sorun olduğunu söyledi.
AK Parti Amasya Milletvekili Naci Bostancı, öğrenci affına ilişkin bir taslağın zaten Meclis gündeminde olduğunu, bu nedenle bir araştırma komisyonu kurulmasını gerekli görmediğini belirtti.
Önergenin gerekçesindeki bazı ifadeleri eleştiren Bostancı, 12 yıldır yüksek öğretimde her şey kötü gidiyormuş gibi gösterildiğine dikkati çekti. "Öğrencilerin hiç mi kusuru yok?" diyen Bostancı, bütün kusurun sisteme yüklenemeyeceğini ifade etti. Önergedeki bu ifadelerin CHP'nin genel siyasetinden kaynaklandığını kaydeden Bostancı, sorumlunun hep farklı yerlerde arandığını söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ise Bostancı'nın konuşmasını eleştirerek, "(Kabahat hep öğrencilerde, akıllarını kullansalardı) diyorsunuz. O zaman neden daha önce bir kaç kez öğrenci affı getirdiniz?" dedi. Hamzaçebi, eğitim sistemi dışında kalan öğrencilerin her birinin farklı gerekçeleri olduğunu vurguladı.
MHP Ankara Milletvekili Zuhal Topcu, iktidarın, insana değer vermeyen bir politika izlediğini, özellikle gençleri pervasızca harcadığını ileri sürdü.
Topcu, "Kimse zorunlu olmadan eğitimini yarıda bırakmaz. Bu ülkede yüz kızartıcı suç işleyenlerin bile affedildiği, birinci sınıf insan kabul edildiği bir yerde bu çocukların masum nedenlerinden dolayı kaybettikleri hakları geri verilmeli" dedi.
CHP'nin önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen Yeni Yargı Paketi'nde, kaçakçılık suçlarına verilen cezalarda değişiklik yapıldı.
"Temel kanun" olarak ele alınan TCK ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'na, 4. bölüm içindeki 87. maddeden başlandı.
Tasarı'nın 89. maddesinde AK Partili milletvekillerinin verdiği önergeyle, Kaçakçılık Mücadele Kanunu'nda değişiklik yapıldı. Madde üzerindeki önergenin okunmasının ardından oturduğu yerden ayağa kalkan CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, "kaçakçılar affediliyor. Bunun nedeni açıklansın" iddiasında bulundu.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, önerge hakkında Komisyon Başkanı'ndan bilgi aldıklarını belirterek, kapsamlı bir önerge hakkında Genel Kurul'un önceden bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi. Hamzaçebi, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'dan da bilgi istedi.
Bozdağ, madde ve getirilen değişiklik önergesiyle cezalarda indirime gidilmediğini ifade ederek, tasarının Adalet Komisyonu'ndaki müzakereleri sırasında konuyla ilgili çalışma yapılmasının istendiğini kaydetti. Bu talep doğrultusunda çalışma yapıldığını ve maddenin buna göre değişikliğe uğradığını anlatan Bozdağ, "Mevcut yasada, hiçbir cezada geriye gitme sözkonusu değildir.. Tüm başlıklarda ceza artırımı yapılmaktadır. Bir tane başlıkta cezada indirim yapılıyor denirse, o zaman adalet bakanı olarak yalan söylediğimi kabul edeceğim. Ama bir tane maddede indirim yok. Hiç kimseye af yok, cezaları artırıyoruz ama siz burada af yapıyorsunuz diye itiraz ediyorsunuz. Bu önerge geçen haftadan verildi. Sonradan verilmedi" diye konuştu.
Konuşmaların ardından Kaçakç Mücadele Kanunu'nun Kaçakçılık Suçları'nı düzenleyen 3. maddesinde değişiklik yapan önerge kabul edildi. Kaçakçılık suçlarına öngörülen cezalarda ve tanımlarda değişikliğe gidildi, bazı cezalar yükseltildi.
Buna göre, "sahte belge kullanmak suretiyle" ibaresi, "aldatıcı işlem ve davranışlarla" şeklinde değiştirildi. Eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokan kişi, bir yıl yerine iki yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.
Transit rejimi çerçevesinde taşınan serbest dolaşımda bulunmayan eşyayı, rejim hükümlerine aykırı olarak gümrük bölgesinde bırakan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına hükmedilecek.
Belli bir amaç için kullanılmak veya işlenmek üzere ülkeye geçici ithalat ve dahilde işleme rejimi çerçevesinde getirilen eşyayı, hile ile yurt dışına çıkarmış gibi işlem yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.
"İhracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi göstermek ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins, miktar, evsaf veya fiyatını değişik göstererek ilgili kanun hükümlerine göre teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmak suretiyle haksız çıkar sağlayan" ibaresi, "İlgili kanun hükümlerine göre teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmak amacıyla ihracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi gösteren ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins, miktar, evsaf veya fiyatını değişik gösteren" şeklinde değiştirildi.
"Kaçakçılık suçunu işleyen kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır" ibaresi, yapılan bu değişiklikler doğrultusunda, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına kadar artırılacak, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamayacak.
Özel kanunları gereğince gümrük vergilerinden kısmen veya tamamen muaf olarak ithal edilen eşyayı, ithal amacı dışında başka bir kullanıma tahsis eden, satan veya devreden ya da bu özelliğini bilerek satın alan veya kabul eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası uygulanacak.
İhracı kanun gereği yasak olan eşyayı ülkeden çıkaran kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.
İlgili kanun hükümlerine göre teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmak amacıyla ihracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi gösteren ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins, miktar, evsaf veya fiyatını değişik gösteren kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası öngörülecek.
Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, verilecek cezalar yarısından iki katına kadar artırılacak, ancak bu düzenlemenin uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamayacak.
Ulusal marker uygulamasına tabi olup da Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren veya hiç içermeyen akaryakıtı; ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden, satışa arz eden veya satan, bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,
kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.
Ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret bulunmayan ya da taklit veya yanıltıcı bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri taşıyan tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkileri; ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden, satışa arz eden veya satan, bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan kişi üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.
Tanımlanan suçların konusunu oluşturan eşyanın değerinin fahiş olması halinde, verilecek cezalar yarısından bir katına kadar artırılacak.
Tasarının "Ambalajlarında taklit bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri taşıyan tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkileri üreten veya yurda sokanlar, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile bu ürünleri ticari amaçla bulunduran, nakleden, satışa arz eden veya satanlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır" ile "Tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkilerin ambalajları üzerinde bulunan ürün bilgileri ile bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaretlerin içerdiği bilgilerin farklı olması halinde, bu ürünleri üreten, ithal edenler ile ticari amaçla bulunduran, nakleden, satışa arz eden veya satanlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır" hükümleri de yasadan çıkarılıyor.
Kaldırılan hükümlerle ilgili gerekçede, tanımlanan suçlarının unsu benzer olması nedeniyle tek bir fıkra kapsamında düzenlendiği vurgulandı.
Tasarının görüşmeleri sürüyor.
TBMM Genel Kurulu'nda, Yeni Yargı Paketi içinde Soma'daki maden ocağında çalışan işçiler ve ölenlerin hak sahipleri için düzenleme yapıldı. Maaş alamayanların ücretleri, işverenden tahsil edilmek üzere İşsizlik Fonu'ndan ödenecek.
Tasarıya, AK Parti, CHP, MHP, HDP milletvekillerinin ortak imzasıyla yeni bir madde eklendi. Buna göre, Manisa'da taşkömürü ve linyit madenciliği alınında faaliyet gösteren, kazanın meydana geldiği Eynez Maden Ocağı işletmesinde 13 Mayıs 2014 tarihi itibarıyla sigortalı olanlara veya bunların hak sahiplerine son aylık net ücretleri esas alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nca belirlenen sürede İşsizlik Fonu'ndan aylık ödeme yapılacak. Bu ödemelerde herhangi bir vergi ve kesinti olmayacak.
Soma Holding'e ait Eynez, Atabacası ve Işıklar maden ocağı işletmelerinde 13 Mayıs 2014 itibarıyla sigortalı olanlara işyerinin kapalı olduğu dönemle sınırlı olmak suretiyle işveren tarafından ödenmeyen ücretleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca belirlenen süreyle aylık olarak İşsizlik Fonu'ndan ödenecek ve yapılan bu ödemeler yasal faiziyle işverenden tahsil edilecek.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ****
