2007-01-24 - 13:57
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Mumcu, eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in vefatı dolayısıyla ailesine ve Türk milletine baş sağlığı diledi. Mumcu, İsmail Cem'in ömrünün tamamını ülkesine adayan bir siyasetçi olduğunu belirtti.
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu,
Hrant Dink'in gerçek bir vatansever olduğundan kimsenin kuşku duymaması
gerektiğini belirterek, ''Birileri 'Masum güvercinlere bile saldıran bir Türk
milleti' profili çizmeye çalışıyor. Bu, milletin suçu değildir; bu, bir oyundur,
tezgahtır'' dedi.
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Mumcu, eski Dışişleri Bakanı
İsmail Cem'in vefatı dolayısıyla ailesine ve Türk milletine baş sağlığı diledi.
Mumcu, İsmail Cem'in ömrünün tamamını ülkesine adayan bir siyasetçi olduğunu
belirtti.
Mumcu, Cem ile çalışma bahtiyarlığına kavuştuğunu dile getirerek, ''Allah,
milletine ve memleketine hizmet etmenin mükafatını kendisine cennet olarak
versin'' diye konuştu.
Geçen hafta tüm Türkiye'yi sarsan Hrant Dink cinayetinde, eşi Rakel Dink ve
Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob II'ye, açıklamaları ve tutumlarından dolayı
teşekkür eden Mumcu, ''Kamuoyunun reaksiyonu son derece insancıldı. Herkesin
yüreği yandı, içi acıdı. Bu konu üzerinde yorum getiren insanlardan bir kısmının
yararlanmaya çalıştıklarını üzülerek görüyorum. Hayatına son verilmiş bir insanın
ölümünün arkasından başkaca projeler yürütmeye çalışmak yakışmıyor. Bu, insanlık
onuruna bir saldırıdır'' diye konuştu.
Mumcu, bu olayın arkasından Ermeni cemaati ile ailesinin tepkisinin merak
edildiğini, hem Dink'in eşinin hem de Patriğin konuşmalarında ülkenin birliğine,
milletin kardeşliğine ve insanların ortak değerlerine vurgu yaptıklarını, bu
sayede Dink'in ölümünü sömürmeye çalışanlara gerçek bir insanlık dersi
verdiklerini bildirdi.
-''BİRTAKIM KALEMLER DEVREYE GİRDİ''-
Batı basınında yansıyan ''1 milyon 500 bin 1'inci kurban'' başlıklarına
dikkati çeken Mumcu, şunları kaydetti:
''Bu sayede topyekun bir bağnaz Türkler, bağnaz Türkiye imajı yaratılmaya
çalışılıyordu. Bu imajın altında ezilmesi beklenen bir ulus vardı. Hedeflenen şey
buydu. Birtakım kalemler de devreye girdi. Doğrudan doğruya olayı, katilleri
niyetleri, arkasındaki olası provokatif yapıları göz ardı ederek 'bu, Türk
milletine ait bir zihniyet sorunu, Türk milletine ait zihniyet hastalığı' gibi
sunulması cihetine gittiler, ayıp ettiler. Halbuki tüm millet, gerçekten bir
kardeşini ve evladını kaybetmenin açısı ile yandı.''
ANAVATAN Lideri Mumcu, Hrant Dink'in bir televizyonda yaptığı konuşmada,
''Türkler ile Ermeniler arasındaki sorunun asıl müsebbibi Avrupalılar'dır. Bizi
birbirimize siz düşürdünüz... Avrupa, Ermeniler üzerinden Türkler ile hesaplaşmak
istiyor. Ermenilerin, Avrupa'nın sofrasında meze yapılmasına izin vermem''
sözlerine dikkati çekti.
Bu sözlerin çok önemli olduğunu vurgulayan Mumcu, ''Bu adamın gerçek bir
vatansever olduğu konusunda hiç kimsenin kuşkusu yok, olmamalıdır. Bu bilinci
gösteren bir adamın, gerçek bir vatansever olduğundan hiç kimsenin kuşku
duymaması gerekir. Ama birileri masum güvercinlere bile saldıran bir Türk milleti
profili çizmeye çalışıyor. Bu, milletin kabahati değildir, bu, bizim
hoşgörüsüzlüğümüzle alakalı bir şey değildir. Bu, bir oyundur, tezgahtır. Burada
hesap vermesi gereken birisi varsa, o asla milletin kendisi değildir. Hesap
vermesi gerekenler var mıdır; mutlaka vardır'' diye konuştu.
-''GÜVENLİK KURULUŞLARI NE İŞ YAPIYOR''-
Şehy Edibali'nin, ''İnsanı yaşat ki devlet yaşasın'' sözlerini hatırlatan
Mumcu, insanını yaşatmayan ve mutlu etmeyen, ahalinin dininde, soyunda ayrımcılık
yapan hiçbir sistemin yaşayamayacağını vurguladı.
Eğer görünenin arkasında birileri varsa bunların kimler olduğunun
bilinmediğini ifade eden Mumcu, ''Hrant Dink'in sansasyonel hedef haline
geldiğini, ona yönelik bir suikastın Türkiye'yi karma karışık edeceğini ön görmek
için allame mi olmak lazım? Bu memleketin önleyici, koruyucu güvenlik kurumları
ne iş yapıyor?'' diye sordu.
Mumcu, Dink'in hayatına kastedilmesiyle sansasyonel bir provokasyonun hedefi
haline geldiğini görmek için uzman olmaya gerek bulunmadığını dile getirerek,
''Şimdi bunun hesabını soracak mıyız, sormayacak mıyız?'' dedi.
-''TRABZON'DA NE OLUYOR''-
Cinayeti işleyenlerin arkasında birilerinin olmaması durumunda bile, bu
olayın hesabını sistemin vermesi gerektiğini belirten Mumcu, konuşmasını şöyle
sürdürdü:
''İki gündür gazetelerde 'Trabzon'da ne oluyor?''... Kardeşim, Trabzon'da
olan Türkiye'nin her yerinde oluyor. Trabzon'u günah keçisi etmekle nereye
varacaksınız? Çantanın içinde ne olduğunu bilmeden, kolundaki çantasını almak
için insanların canına kıyılmıyor mu bu memlekette? Yaygınlaşan ve derinleşen
yoksulluktur; işsizliktir bunun sebebi. Ülkeyi toplumsal buhrana sürükleyen şey
budur. 'İşler iyiye gidiyor' diyenler, bu sözleri duymaktan hoşlanmıyor. Siz ne
kadar kulağınızı tıkarsanız tıkayın, ne kadar başınızı kuma gömerseniz gömün, bu
ülkenin tüm sathına yayılan ve derinleşen yoksulluk ve sefalet eninde sonunda
patlayacaktır.''
-''SORUN, GELİR ADALETİNDE''-
Mumcu, TÜİK'in rakamlarına göre Trabzon'da işsizliğin yüzde 46, ülke
genelinde iş aramayanlarla birlikte yüzde 21 olduğunu; son 1 yılda tarım
sektöründen 1 milyon kişinin şehirlere göç ettiğini vurguladı. Mumcu, ''Bu 1
milyon insanın içinden 300'ünün hırsız olmasında, gaspta, cinayette çareyi
bulmasında şaşılacak ne var'' dedi.
Sorunun temelinde gelir ve fırsat adaletinin ortadan kalkmasından
kaynaklandığını ifade eden Mumcu, 8 yıllık eğitimin mecburi olduğu Türkiye'de,
ortalama eğitimin 4.5 yıl olduğunu söyledi.
Mumcu, Türkiye'nin hala ''ilkokul terk olduğunu'' dile getirerek, ''Niye?
Bir sömürü düzenine bağladığımız bu sistem, insanı için değil, başkaları için
çalışıyor, sömürgeciler için çalışıyor'' diye konuştu.
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in, Mısır'daki Türk yatırımlarının temel atma
törenine katılmasını eleştirerek, ''Yarın, adını kim bilir hangi cinayette,
hırsızlıkta duyacağımız gençlerin çalışacağı işler, Mısır'a, Bulgaristan'a
Romanya'ya gidiyor'' dedi.
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu,
''İstanbul'da koruma talebime rağmen bana koruma verilmiyor, bu önemli değil.
İçişleri Bakanını göreve çağırıyorum; kimlere koruma veriyorsunuz, bir anlatın''
dedi.
Mumcu, partisinin haftalık grup toplantısında yaptığı konuşmada,
politikanın, insanların hayatında iz bıraktığını söyledi. İşini kaybetme
korkusuyla evine giden birinin eşine şiddet uygulamasının ardında politika
olduğunu belirten Mumcu, ''Politika, annelerde okula gönderdiği çocuğunun geri
dönmemesi endişesi bırakıyor'' dedi.
Metropol şehirlerin beceriksizlikle yönetildiğini ileri süren Mumcu,
''İstanbul'a bir bakın; Hrant Dink'i koruyamadılar, 'koruma istemedi' dediler.
İstanbul'da kimleri koruyorsunuz bir anlatın. İçişleri Bakanını göreve
çağırıyorum. İstanbul'da talebime rağmen bana koruma verilmiyor, bu önemli değil.
Beni kahreden, kimlerin korunduğu. Korumayı Başbakanın yakınlarına, eşe, dosta
veriyorlar, hırsıza koruma veriyorlar'' diye konuştu.
Erkan Mumcu, evine hırsız giren veya tartaklanan vatandaşların polise
gitmeye cesaret edemediğini ileri sürerek, ''Böyle bir devlet olur mu? Ya devlet
başa ya kuzgun leşe. Kuzgunun, hırsızın baş tacı edildiği dönemde yaşıyoruz''
dedi.
-''EMANETİ EHLİNE VERİN''-
İnsanların, özgürleştirmenin, devleti adil mekanizma olarak işletmenin
yolunu bildiklerini ifade eden Mumcu, Türk Milletinin, Avrupalının sahip
olduklarını hak ettiğine inandığını söyledi.
Erzak ve kömür dağıtımıyla övünülen bir dönemin yaşandığına dikkati çeken
Mumcu, şunları söyledi:
''Ülkeyi her anlamda 'alan el' haline getirdiler. Bu kahredicidir. İnsanlara
bir şeyler verirken, onurlarına tecavüz ediliyor. İnsanımız, veren el olmayı hak
ediyor. Türkiye'yi hak ettiği gerçekle buluşturabiliriz. Bunun için kaynaklarımız
yeter. Bütün mesele, iktidarın nasıl ele geçirilecek olması. İnsanları korkutan,
yıldıran da bu. Siz emaneti ehline verirseniz bu olur. Çocuğunuzu, canınızı,
işinizi kime emanet edebilirseniz, oyunuzu ona verin.''
Seçim barajının, partilere değil, seçmenlere uygulandığını ifade eden Mumcu,
bu sorunu aşmak için herkesi, Türkiye'nin gücüne, değerlerine ve kapasitesine
inanmaya davet etti.
-''SESSİZLİK ORUCU TUTMAK İSTİYORUM''-
Anavatan Partisi Genel Başkanı Mumcu, güncel konulara ilişkin konuşmalar
yapıldığını ve bu konuşmaların sözden öteye gitmediğini belirterek, ''Bir müddet
sessizlik orucu tutmak istiyorum'' dedi.
İşsizlik sorununun çözümü ve nitelikli eğitimin yollarını anlatmak
istediğini belirten Mumcu, ''Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı herkesin, nüfus
cüzdanıyla Türkiye'de her şeyin sahibi gibi yaşamasının mümkün olduğunu anlatmak
istiyorum. Sadece ay yıldızlı nüfus cüzdanıyla her şeyin sahibi olmak mümkün''
diye konuştu.
Mumcu, ''iktidarın kendine uzak olanlara karşı herkesle işbirliği yapmaya
hazır olduğunu'' ifade etti.
-''SORUN; TÜRKİYE'NİN KADERİNE, MİLLETİN EL KOYMASIDIR''
Erkan Mumcu, yapılacak genel seçimleri anımsatarak, her milletin layık
olduğu gibi idare edildiğini söyledi. Mumcu, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Gelin, bu ülkeye çağ atlatan ANAVATAN'a güvenin. Türkiye'nin geçmişten
biriktirdiği meseleler üzerinden Türkiye'yi kamplaştıranların,
kutuplaştıranların, Türkiye'ye hiçbir şey veremeyeceğini görün. Bu ülkenin,
laiklik, dindarlık vesaire gibi kamplar üzerinden hiçbir yere varılamayacağını,
ancak bölüneceğini görün. Size, sizi zenginleştirecek, çocuğunuz, eşiniz,
geleceğiniz için imkanlar ve fırsatlar getirecek olanı seçin.
İnandığınız din değerlerinizi, bezirganca size pazarlayanlara yüz vermeyin.
Bunları siyasetten kovun. Türkiye'nin ihtiyacı, Türkiye'nin kaderine milletin el
koymasıdır. Mesele budur. Bu iktidar ve onun ana muhalefeti, kesinlikle bu
ülkenin kaderi karşısında çaresizdir, kifayetsizdir. Artık milletin; milletin
kaderine, ülkenin kaderine el koymasının zamanı gelmiştir.''
Hrant Dink'in gerçek bir vatansever olduğundan kimsenin kuşku duymaması
gerektiğini belirterek, ''Birileri 'Masum güvercinlere bile saldıran bir Türk
milleti' profili çizmeye çalışıyor. Bu, milletin suçu değildir; bu, bir oyundur,
tezgahtır'' dedi.
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Mumcu, eski Dışişleri Bakanı
İsmail Cem'in vefatı dolayısıyla ailesine ve Türk milletine baş sağlığı diledi.
Mumcu, İsmail Cem'in ömrünün tamamını ülkesine adayan bir siyasetçi olduğunu
belirtti.
Mumcu, Cem ile çalışma bahtiyarlığına kavuştuğunu dile getirerek, ''Allah,
milletine ve memleketine hizmet etmenin mükafatını kendisine cennet olarak
versin'' diye konuştu.
Geçen hafta tüm Türkiye'yi sarsan Hrant Dink cinayetinde, eşi Rakel Dink ve
Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob II'ye, açıklamaları ve tutumlarından dolayı
teşekkür eden Mumcu, ''Kamuoyunun reaksiyonu son derece insancıldı. Herkesin
yüreği yandı, içi acıdı. Bu konu üzerinde yorum getiren insanlardan bir kısmının
yararlanmaya çalıştıklarını üzülerek görüyorum. Hayatına son verilmiş bir insanın
ölümünün arkasından başkaca projeler yürütmeye çalışmak yakışmıyor. Bu, insanlık
onuruna bir saldırıdır'' diye konuştu.
Mumcu, bu olayın arkasından Ermeni cemaati ile ailesinin tepkisinin merak
edildiğini, hem Dink'in eşinin hem de Patriğin konuşmalarında ülkenin birliğine,
milletin kardeşliğine ve insanların ortak değerlerine vurgu yaptıklarını, bu
sayede Dink'in ölümünü sömürmeye çalışanlara gerçek bir insanlık dersi
verdiklerini bildirdi.
-''BİRTAKIM KALEMLER DEVREYE GİRDİ''-
Batı basınında yansıyan ''1 milyon 500 bin 1'inci kurban'' başlıklarına
dikkati çeken Mumcu, şunları kaydetti:
''Bu sayede topyekun bir bağnaz Türkler, bağnaz Türkiye imajı yaratılmaya
çalışılıyordu. Bu imajın altında ezilmesi beklenen bir ulus vardı. Hedeflenen şey
buydu. Birtakım kalemler de devreye girdi. Doğrudan doğruya olayı, katilleri
niyetleri, arkasındaki olası provokatif yapıları göz ardı ederek 'bu, Türk
milletine ait bir zihniyet sorunu, Türk milletine ait zihniyet hastalığı' gibi
sunulması cihetine gittiler, ayıp ettiler. Halbuki tüm millet, gerçekten bir
kardeşini ve evladını kaybetmenin açısı ile yandı.''
ANAVATAN Lideri Mumcu, Hrant Dink'in bir televizyonda yaptığı konuşmada,
''Türkler ile Ermeniler arasındaki sorunun asıl müsebbibi Avrupalılar'dır. Bizi
birbirimize siz düşürdünüz... Avrupa, Ermeniler üzerinden Türkler ile hesaplaşmak
istiyor. Ermenilerin, Avrupa'nın sofrasında meze yapılmasına izin vermem''
sözlerine dikkati çekti.
Bu sözlerin çok önemli olduğunu vurgulayan Mumcu, ''Bu adamın gerçek bir
vatansever olduğu konusunda hiç kimsenin kuşkusu yok, olmamalıdır. Bu bilinci
gösteren bir adamın, gerçek bir vatansever olduğundan hiç kimsenin kuşku
duymaması gerekir. Ama birileri masum güvercinlere bile saldıran bir Türk milleti
profili çizmeye çalışıyor. Bu, milletin kabahati değildir, bu, bizim
hoşgörüsüzlüğümüzle alakalı bir şey değildir. Bu, bir oyundur, tezgahtır. Burada
hesap vermesi gereken birisi varsa, o asla milletin kendisi değildir. Hesap
vermesi gerekenler var mıdır; mutlaka vardır'' diye konuştu.
-''GÜVENLİK KURULUŞLARI NE İŞ YAPIYOR''-
Şehy Edibali'nin, ''İnsanı yaşat ki devlet yaşasın'' sözlerini hatırlatan
Mumcu, insanını yaşatmayan ve mutlu etmeyen, ahalinin dininde, soyunda ayrımcılık
yapan hiçbir sistemin yaşayamayacağını vurguladı.
Eğer görünenin arkasında birileri varsa bunların kimler olduğunun
bilinmediğini ifade eden Mumcu, ''Hrant Dink'in sansasyonel hedef haline
geldiğini, ona yönelik bir suikastın Türkiye'yi karma karışık edeceğini ön görmek
için allame mi olmak lazım? Bu memleketin önleyici, koruyucu güvenlik kurumları
ne iş yapıyor?'' diye sordu.
Mumcu, Dink'in hayatına kastedilmesiyle sansasyonel bir provokasyonun hedefi
haline geldiğini görmek için uzman olmaya gerek bulunmadığını dile getirerek,
''Şimdi bunun hesabını soracak mıyız, sormayacak mıyız?'' dedi.
-''TRABZON'DA NE OLUYOR''-
Cinayeti işleyenlerin arkasında birilerinin olmaması durumunda bile, bu
olayın hesabını sistemin vermesi gerektiğini belirten Mumcu, konuşmasını şöyle
sürdürdü:
''İki gündür gazetelerde 'Trabzon'da ne oluyor?''... Kardeşim, Trabzon'da
olan Türkiye'nin her yerinde oluyor. Trabzon'u günah keçisi etmekle nereye
varacaksınız? Çantanın içinde ne olduğunu bilmeden, kolundaki çantasını almak
için insanların canına kıyılmıyor mu bu memlekette? Yaygınlaşan ve derinleşen
yoksulluktur; işsizliktir bunun sebebi. Ülkeyi toplumsal buhrana sürükleyen şey
budur. 'İşler iyiye gidiyor' diyenler, bu sözleri duymaktan hoşlanmıyor. Siz ne
kadar kulağınızı tıkarsanız tıkayın, ne kadar başınızı kuma gömerseniz gömün, bu
ülkenin tüm sathına yayılan ve derinleşen yoksulluk ve sefalet eninde sonunda
patlayacaktır.''
-''SORUN, GELİR ADALETİNDE''-
Mumcu, TÜİK'in rakamlarına göre Trabzon'da işsizliğin yüzde 46, ülke
genelinde iş aramayanlarla birlikte yüzde 21 olduğunu; son 1 yılda tarım
sektöründen 1 milyon kişinin şehirlere göç ettiğini vurguladı. Mumcu, ''Bu 1
milyon insanın içinden 300'ünün hırsız olmasında, gaspta, cinayette çareyi
bulmasında şaşılacak ne var'' dedi.
Sorunun temelinde gelir ve fırsat adaletinin ortadan kalkmasından
kaynaklandığını ifade eden Mumcu, 8 yıllık eğitimin mecburi olduğu Türkiye'de,
ortalama eğitimin 4.5 yıl olduğunu söyledi.
Mumcu, Türkiye'nin hala ''ilkokul terk olduğunu'' dile getirerek, ''Niye?
Bir sömürü düzenine bağladığımız bu sistem, insanı için değil, başkaları için
çalışıyor, sömürgeciler için çalışıyor'' diye konuştu.
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in, Mısır'daki Türk yatırımlarının temel atma
törenine katılmasını eleştirerek, ''Yarın, adını kim bilir hangi cinayette,
hırsızlıkta duyacağımız gençlerin çalışacağı işler, Mısır'a, Bulgaristan'a
Romanya'ya gidiyor'' dedi.
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu,
''İstanbul'da koruma talebime rağmen bana koruma verilmiyor, bu önemli değil.
İçişleri Bakanını göreve çağırıyorum; kimlere koruma veriyorsunuz, bir anlatın''
dedi.
Mumcu, partisinin haftalık grup toplantısında yaptığı konuşmada,
politikanın, insanların hayatında iz bıraktığını söyledi. İşini kaybetme
korkusuyla evine giden birinin eşine şiddet uygulamasının ardında politika
olduğunu belirten Mumcu, ''Politika, annelerde okula gönderdiği çocuğunun geri
dönmemesi endişesi bırakıyor'' dedi.
Metropol şehirlerin beceriksizlikle yönetildiğini ileri süren Mumcu,
''İstanbul'a bir bakın; Hrant Dink'i koruyamadılar, 'koruma istemedi' dediler.
İstanbul'da kimleri koruyorsunuz bir anlatın. İçişleri Bakanını göreve
çağırıyorum. İstanbul'da talebime rağmen bana koruma verilmiyor, bu önemli değil.
Beni kahreden, kimlerin korunduğu. Korumayı Başbakanın yakınlarına, eşe, dosta
veriyorlar, hırsıza koruma veriyorlar'' diye konuştu.
Erkan Mumcu, evine hırsız giren veya tartaklanan vatandaşların polise
gitmeye cesaret edemediğini ileri sürerek, ''Böyle bir devlet olur mu? Ya devlet
başa ya kuzgun leşe. Kuzgunun, hırsızın baş tacı edildiği dönemde yaşıyoruz''
dedi.
-''EMANETİ EHLİNE VERİN''-
İnsanların, özgürleştirmenin, devleti adil mekanizma olarak işletmenin
yolunu bildiklerini ifade eden Mumcu, Türk Milletinin, Avrupalının sahip
olduklarını hak ettiğine inandığını söyledi.
Erzak ve kömür dağıtımıyla övünülen bir dönemin yaşandığına dikkati çeken
Mumcu, şunları söyledi:
''Ülkeyi her anlamda 'alan el' haline getirdiler. Bu kahredicidir. İnsanlara
bir şeyler verirken, onurlarına tecavüz ediliyor. İnsanımız, veren el olmayı hak
ediyor. Türkiye'yi hak ettiği gerçekle buluşturabiliriz. Bunun için kaynaklarımız
yeter. Bütün mesele, iktidarın nasıl ele geçirilecek olması. İnsanları korkutan,
yıldıran da bu. Siz emaneti ehline verirseniz bu olur. Çocuğunuzu, canınızı,
işinizi kime emanet edebilirseniz, oyunuzu ona verin.''
Seçim barajının, partilere değil, seçmenlere uygulandığını ifade eden Mumcu,
bu sorunu aşmak için herkesi, Türkiye'nin gücüne, değerlerine ve kapasitesine
inanmaya davet etti.
-''SESSİZLİK ORUCU TUTMAK İSTİYORUM''-
Anavatan Partisi Genel Başkanı Mumcu, güncel konulara ilişkin konuşmalar
yapıldığını ve bu konuşmaların sözden öteye gitmediğini belirterek, ''Bir müddet
sessizlik orucu tutmak istiyorum'' dedi.
İşsizlik sorununun çözümü ve nitelikli eğitimin yollarını anlatmak
istediğini belirten Mumcu, ''Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı herkesin, nüfus
cüzdanıyla Türkiye'de her şeyin sahibi gibi yaşamasının mümkün olduğunu anlatmak
istiyorum. Sadece ay yıldızlı nüfus cüzdanıyla her şeyin sahibi olmak mümkün''
diye konuştu.
Mumcu, ''iktidarın kendine uzak olanlara karşı herkesle işbirliği yapmaya
hazır olduğunu'' ifade etti.
-''SORUN; TÜRKİYE'NİN KADERİNE, MİLLETİN EL KOYMASIDIR''
Erkan Mumcu, yapılacak genel seçimleri anımsatarak, her milletin layık
olduğu gibi idare edildiğini söyledi. Mumcu, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Gelin, bu ülkeye çağ atlatan ANAVATAN'a güvenin. Türkiye'nin geçmişten
biriktirdiği meseleler üzerinden Türkiye'yi kamplaştıranların,
kutuplaştıranların, Türkiye'ye hiçbir şey veremeyeceğini görün. Bu ülkenin,
laiklik, dindarlık vesaire gibi kamplar üzerinden hiçbir yere varılamayacağını,
ancak bölüneceğini görün. Size, sizi zenginleştirecek, çocuğunuz, eşiniz,
geleceğiniz için imkanlar ve fırsatlar getirecek olanı seçin.
İnandığınız din değerlerinizi, bezirganca size pazarlayanlara yüz vermeyin.
Bunları siyasetten kovun. Türkiye'nin ihtiyacı, Türkiye'nin kaderine milletin el
koymasıdır. Mesele budur. Bu iktidar ve onun ana muhalefeti, kesinlikle bu
ülkenin kaderi karşısında çaresizdir, kifayetsizdir. Artık milletin; milletin
kaderine, ülkenin kaderine el koymasının zamanı gelmiştir.''
