2011-04-23 - 15:15
TBMM Genel Kurulu, Meclisin açılışının 91. yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal
Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplandı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 23 Nisan Ulusal
Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla toplanan TBMM Genel Kurulu özel gündemli
birleşimini izlemek üzere Meclise geldi.
Cumhurbaşkanı Gül'ü, Çankaya kapısında TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil
karşıladı.
Gül, tören kıtasını selamladıktan sonra Pakdil ile Şeref Kapısı'ndan TBMM
ana binasına girdi.
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Cumhurbaşkanı Gül'ü Başkanlık Divanı giriş
kapısında karşılayarak, ''Hoşgeldiniz'' dedi.
Cumhurbaşkanı Gül, daha sonra Pakdil refakatinde Genel Kurul locasındaki
yerini aldı.
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, bugüne kadar
girilen seçimlerde halkın tercihini hep daha fazla özgürlükten yana koyduğunu
belirterek, ''Bunun da ülkemizin demokrasi yolunda sağduyulu ilerleyişini
pekiştirdiğini'' ifade etti.
TBMM Genel Kurulu, Meclisin açılışının 91. yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal
Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplandı. İstiklal Marşı'nın
okunmasının ardından, Şahin, Başkanlık Divanı'nın, özel gündemle toplanma
çağrısını okuttu.
Daha sonra bir konuşma yapan Şahin, 23. Dönemde vefat eden
milletvekilleri Mehmet Cihat Özönder, Osman Yağmurdereli, Gündüz Aktan, Muhsin
Yazıcıoğlu, Mustafa Kuş ve Hamza Yanılmaz ile eski Meclis Başkanlarından Sabit
Osman Avcıyı andı.
TBMM'nin, tarih sahnesinden silinmek istenen milletin adına dünyada
örneği olmayan bir görev üstlendiğini belirten Şahin, Meclis'in, Kurtuluş
Savaşı'nı yönettiğini, devleti, orduyu kurduğunu ve Cumhuriyeti ilan ettiğini
vurguladı.
23 Nisan 1920'de Meclis açıldığında, dünyada milli iradeye dayanan
parlamento sayısının yok denecek kadar az olduğunu ifade eden Şahin, ''Böylesine
köklü bir geçmişe sahip olan Meclisimizin üyesi olmaktan kuşkusuz, hepimiz gurur
duyuyoruz'' dedi.
Meclisin, kurulduğu andan bugüne kadar geçen 91 yılda Cumhuriyetin,
devletin, demokrasi ve geleceğin en büyük teminatı olduğuna işaret eden Şahin,
şöyle devam etti:
''91 yıldır millet olarak takip ettiğimiz bu yol, sadece siyasi bir
yönelim değildir. Ekonomiden adalete, eğitimden sağlığa, sosyal hayattan kültür
ve sanata kadar yaşanan toplumsal bir değişimdir. Yüce Meclisimiz, kurucu
iradeden aldığı güçle ve aynı sorumluluk duygusuyla, aynı coşku ve kararlılıkla
bugün de yoluna devam etmektedir.
Çevremizdeki birçok ülkede halklar tarafından daha fazla demokrasi ve
özgürlük taleplerinin yükseldiği bir dönemi yaşıyoruz. Bugün dünyanın birçok
ülkesinde yaşanan ve ibretle izlediğimiz gelişmeler, Meclisimizi kuran
kahramanların ileri görüşlülüğünü göstermesi bakımından çok çarpıcı bir durumdur.
Ülkemizde o günden itibaren hayat bulmaya başlayan demokratik sistem, aradan
geçen yıllar içerisinde çeşitli müdahalelere maruz kalsa da başarıyla
işletilmektedir.
Bundan tam 91 yıl önce, Meclisimizin yokluklar içerisinde oluşturulması
için her şeyden önce, altını çizerek ifade ediyorum, seçimler yapılmıştı. Savaşın
tam orta yerinde, esaretin gölgesinde, yurdun dört bir yanında, bin bir türlü
zorlukların arasında seçimlerin yapılmasının anlamı çok büyüktür. Bu, Meclisimizi
kuran kahramanların parlamenter demokrasi tercihinin, ülke yönetimine halk
iradesini hakim kılma anlayışının tezahürüdür.''
Aradan geçen 91 yılın ardından yeni bir genel seçim hazırlığının
başladığını belirten Şahin, ''Bugüne kadar girilen her seçimde halkımız ortaya
koyduğu iradeyle, tercihini hep daha fazla özgürlükten yana koymuş, ülkemizin
demokrasi yolunda sağduyulu ilerleyişini pekiştirmiştir. Artık milletimiz,
Cumhuriyetimizin temel değerlerini ve demokrasiyi özümseyerek bu yolda
kararlılıkla ilerlemektedir'' dedi.
23. Dönem milletvekilleri olarak son kez bugün Genel Kurul salonunda
toplandıklarını ifade eden Şahin, hem bayram coşkusunu, hem de veda hüznünü bir
arada yaşadıklarını dile getirdi. Şahin, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Meclis Başkanınız olarak, iktidarıyla muhalefetiyle tüm
milletvekillerimizle bir arada çalışmaktan büyük bir onur ve gurur duyduğumu
belirtmek istiyorum.
İnanıyorum ki, acısıyla tatlısıyla bu salonda 23. Dönem boyunca
yaşadıklarımız, milletimize büyük bir özveriyle hizmet veren sizler için de
hayatınızın en müstesna günleri olmuştur. Tüm milletvekillerimize teşekkür
ediyor, tekrar aday olmayan değerli arkadaşlarıma bundan sonraki hayatlarında
sağlık, mutluluk ve başarılar diliyorum.
23. Dönem parlamentomuz yoğun ve verimli bir dönemi geride bıraktı. Bu
dönem toplam 548 kanun çıktı parlamentomuzdan. Birçoğu reform niteliğindeki
düzenlemelerle Türkiye'nin demokratik yürüyüşü adeta bir koşuya dönüşmüştür.
Ülkemiz, 91 yıl önce kendisi için belirlediği özgür, müreffeh, güçlü ve
çağdaş Türkiye hedefine azimle ve kararlılıkla koşmaktadır.
Yine bu dönem sık sık görmek istediğimiz tabloları da beraberce yaşadık.
İktidar ve muhalefet uzlaşma içerisinde, günümüz ihtiyaçlarını karşılamayan Türk
Borçlar ve Türk Ticaret Kanunları gibi bazı temel kanunları saatlerle ifade
edilen çok kısa sürelerde yasalaştırdık.
Ben Türkiye'nin ihtiyacı olan bu uzlaşmanın seçimlerden sonra oluşacak
24. Dönem parlamentosunda da yaşanmasını diliyorum.''
Şahin, 23. Dönem'de en kapsamlı anayasa değişikliklerinden birini
gerçekleştiren Meclisin, önümüzdeki dönemde de ülkenin ve toplumun beklentisi
olan yeni bir anayasayı hayata geçireceğine inandığını belirtti. Şahin, yapıldığı
dönemin izlerini taşıyan Anayasanın artık ülkeye dar geldiği, demokrasi
yürüyüşünü yavaşlattığı konusunda geniş bir mutabakat olduğunu dile getirdi.
Demokrasinin güzelliği olan seçimlerin kardeşlik, barış ve huzur
içerisinde geçmesini temenni ettiğini belirten Şahin, kavga yerine dostluğun,
hakaret yerine hoşgörü ve sağduyunun hakim olacağına inandığı seçimlerin, siyaset
kurumunu ve demokrasiyi daha fazla güçlendireceğine inandığını ifade etti.
''Yüce milletimiz, sandık başına giderek kendi özgür iradesiyle en doğru
kararı verecektir'' diyen Şahin, ''Ülkenin sorunları siyaset kurumu tarafından
Meclis eliyle çözüm bulduğu sürece, sağlıklı işleyen bir demokrasi var demektir.
Siyaset kurumuna, milli iradeye yapılan her demokrasi dışı müdahalenin ülkemize
ve milletimize dünya ülkeleri ile rekabette ne kadar kıymetli zamanları
kaybettirdiğini, ağır bedeller ödettiğini hepimiz çok iyi biliyoruz.
Demokrasimizin işlediği, ekonominin istikrar kazandığı, toplumsal barış ve
huzurun hakim olduğu dönemlerde aldığımız mesafeler de ortadadır'' şeklinde
konuştu.
Meclisin açıldığı günün, aynı zamanda çocuk bayramı olarak kutlandığını
belirten Şahin, çocuklara seslenerek, şunları söyledi:
''Sizler, umutlarımız, aydınlık yarınlarımızsınız. Tüm çabamız, sizlere
demokrasisi, ekonomisi, özgürlükleri güçlü, her alanda kalkınmış bir Türkiye
bırakmaktır.
Atatürk;ün, 'Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve yükseltecek
sizlersiniz' sözüyle inancını ifade ettiği çocuklarımız olarak geleceğin
Türkiye'sini sizler inşa edeceksiniz. Bu yüzden, kendinizi çağın ve bilgi
toplumunun gerekleriyle yetiştirmenizi istiyoruz.
İnancınızı, özgür fikirlerinizi, demokrasi bilincinizi hep koruyun. Köklü
medeniyetinize, devletinize ve Meclisinize güvenin. Kuruluşundan bugüne önemli
aşamalar kat eden ülkemiz, sizlerin donanımları ve dinamizmiyle daha ileri
gidecektir.'
Bize özgür bir vatan bırakan ilk Meclis Başkanımız, Cumhuriyetimizin
kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Gazi Meclisimizin kahraman
milletvekillerini rahmetle ve minnetle anıyorum. Onlar bize, güçlü bir Meclis,
onurlu bir ülke, gurur veren bir Cumhuriyet... Ve her zaman bu topraklar üzerinde
dalgalanmaya devam edecek şanlı bir bayrak bıraktılar.
O kahramanların bağımsızlık inancı, zoru başarma azmi ve yeteneği,
milletlerine olan derin bağlılıkları, karşı karşıya bulunduğumuz sorunları
aşmamızda en büyük ilham kaynağımız olacaktır. Yüce Meclisimiz, kurucu iradeden
aldığı güçle bugün de aynı sorumluluk içerisinde aynı coşku ve kararlılıkla
yoluna devam etmektedir.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, bazı meselelerin iktidar, seçimde oy almak hırsıyla, çıkar sağlamak
gayesiyle tahrik edilemeyeceğini, kışkırtılamayacağını belirterek, ''Terör
meselesi, bu ülkenin topyekün meselesidir'' dedi.
Erdoğan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Meclisin açılışının
91. yıldönümü dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulunda yaptığı
konuşmaya, tüm çocukların Bayramını kutlayarak başladı.
TBMM'nin ilk Başkanı olan Gazi Mustafa Kemal'i, Kurtuluş Savaşını sevk ve
idare eden ilk Meclis'teki tüm milletvekillerini bir kez daha minnetle yadeden
Erdoğan, 23 Nisan 1920'den bugüne, Türkiye'nin istiklali, istikbali ve hürriyeti
için emek sarf etmiş, ter dökmüş, millet için hizmet üretmiş tüm parlamenterlere
şükranlarını sundu.
''Gazi Mustafa Kemal'in o günlerde de ifade ettiği gibi, bu Meclis,
milleti ilgilendiren her konuda yegane karar mercidir'' diyen Erdoğan, şunları
kaydetti:
''Meclisin iradesi üzerinde hiçbir güç ve irade yoktur. Yani, öz olarak,
egemenlik, milletin temsilcilerinden teşekkül eden bu Meclis yoluyla, bizzat
milletindir. Millet iradesine güvensizlik, bizatihi millete ve 23 Nisan ruhuna
güvensizliktir. Bugün çok net olarak görülmektedir ki yakın tarihimizde, milli
iradeye dönük müdahaleler, millete ve Cumhuriyetimize hiçbir fayda sağlamamış,
tam tersine ülkeye çok ağır bedeller ödetmiştir.
Milli iradeye yönelik müdahaleler kadar, milli egemenliği vesayet altına
almak, vesayet altında tutmak, milli iradeyi hukuk dışı örgütlenmelere havale
etmek de aynı şekilde 23 Nisan ruhuna ve Cumhuriyet ideallerine aykırıdır. Bu
millet, engin bir feraset sahibidir. Bu millet, iyiyi kötüden ayırabilecek,
lehine ve aleyhine olan arasında tercih yapabilecek kabiliyete sahiptir.''
Başbakan Erdoğan, bölgede yaşanan son hadiselerin, Türkiye'nin ve
milletin, tecrübesiyle, tarihiyle, medeniyet birikimiyle ne kadar farklı
olduğunu, ne kadar ayrı bir yerde olduğunu tüm dünyaya gösterdiğini belirtti.
Türkiye'nin geçmişte bazı ülkelerle kıyas edilirken ve bazı ülkelere
benzemekle itham edilirken, bugün bölgesine örnek teşkil eden, bölgesindeki
ülkeler tarafından model alınan bir ülke konumuna yükseldiğini ifade eden
Erdoğan, ''Türkiye, bölgesindeki her denklemde, çözümü kolaylaştıran bir faktör
olarak kendisine sağlam bir yer edinmiştir'' dedi.
Erdoğan, hızla gelişen demokrasisi, rekor düzeyde büyüyen ekonomisi,
itibarlı dış politikasıyla Türkiye'nin dünyanın saygın, sözü dinlenen,
görüşlerine değer verilen bir ülkesi konumunda olduğunu bildirdi. Böyle bir
Türkiye'de, tek tek fertlerin olduğu kadar Meclis'in sorumluluğunun da büyük
olduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:
''Dikkatinizi çekiyorum: Bu Meclis'in aldığı kararlar, bu Meclis'te
yapılan müzakereler, bugün sadece 81 vilayet tarafından değil, dünyanın tüm
başkentleri tarafından ilgiyle ve dikkatle izleniyor. Bölgesinde bir ağırlık
merkezi, bir çekim merkezi olan Türkiye, bu sorumlulukla, bu şuurla, geleceğe
doğru emin adımlarla ilerliyor. Şunu memnuniyetle ifade etmeliyim ki 23 Nisan
1920'de, ardından 29 Ekim 1923'te yokluk, yoksulluk, mahrumiyet üzerine bina
edilen bu ülke, bugün artık geleceğe güvenle bakıyor, bugün artık 2023 yılını
hedefliyor.
Cumhuriyetimizin Kuruluşunun 100. yıldönümüne, millet olarak çok büyük
bir heyecanla, coşkuyla, en önemlisi de büyük bir özgüvenle hazırlanıyoruz.
Önümüze koyduğumuz hedeflerin gerçekleşebileceğine milletçe yürekten inanıyoruz.
Bu hedefleri, hayallerimizi gerçeğe dönüştürmek için yoğun gayret sarf
ediyoruz.
Hiç kuşkusuz, büyük Türkiye, güçlü ekonomi, ileri demokrasi, aktif dış
politika kadar, sarsılmaz bir kardeşlik üzerine inşa edilmek zorundadır. İçerde
birliğini sağlayamamış, kardeşliğini perçinleyememiş bir Türkiye, 2023
hedeflerine ulaşamayacağı gibi, bugünkünden geriye gitmeye de mahkumdur. TBMM'nin
açıldığı 23 Nisan 1920'de, millet, aynı vatan üzerinde, aynı bayrak altında
yaşayan, kader birliği, ideal birliği yapmış topluluk olarak tanımlanmıştır.''
Başbakan Erdoğan, tıpkı 23 Nisan 1920'de olduğu gibi, bugün de milleti,
etnik kökenlerine, derilerinin rengine, inançlarına, dillerine bakmadan; ortak
bir tarihi paylaşan, ortak bir geleceğe bakan topluluk olarak tanımladıklarını
söyledi.
İstiklal Marşı'nın şairi Mehmet Akif'in, Cumhuriyet'e giden yola döşediği
ruh ve anlayışı dikkatlere sunmak istediğini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Kurtuluş Savaşı öncesinde memleketi karış karış gezen ve halka moral
aşılayan Akif, Kastamonu'da, Nasrullah Camii'nde, cemaatin gözyaşlarıyla
dinlediği şu konuşmayı yapıyor;
'Milletler topla, tüfekle, zırhıyla, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz.
Milletler, ancak, aralarındaki rabıtalar çözülerek, kendi başının derdine, kendi
havasına, kendi menfaatine, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde
yıkılır. Düşmanlarımızın bugün bizden istedikleri, ne filan vilayet, ne filan
sancaktır; doğrudan doğruya başımızdır, devletimizdir... Ey cemaat, gözünüzü
açınız, ibret alınız. Bizim senelerden beri kanımızı, iliğimizi kurutan dahili
meseleler yok mu? Havran meselesi, Şam meselesi, Yemen meselesi, Kürdistan
meselesi, Arnavutluk meselesi... Bunların hepsi düşman parmağı ile çıkarılmış
meselelerdir. Artık kime hizmet ettiğinizi, kimin hesabına birbirinizin
gırtlağına sarıldığınızı anlamak zamanı zannediyorum ki gelmiştir. Allah rızası
için olsun, aklımızı başımıza toplayalım.'
Evet... Akif, bu sözleri söylüyor ve cemaat hıçkırıklara boğuluyor. Doğu
Cephesindeki El Cezire Kumandanı Nihat Bey, Mehmet Akif'e bir telgraf çekiyor ve
özetle şunları söylüyor:
'Nasrullah Camii Şerifinde yaptığınız konuşma, aynen Diyarbakır Camii
Kebirinde müminlere okunmuştur. Biz bunu yeterli görmedik. Konuşmayı basarak,
cephe illeri olan, Elaziz, Diyarbekir, Bitlis ve Van halkına, buradaki tüm
Mehmetçiğimize dağıttık.''
İstiklal Şairi Mehmet Akif'in dikkatleri çektiği bu hususun, bugün de
güncelliğini koruduğuna işaret eden Erdoğan, ''Nasrullah Camii'nde yapılan
hitabın, Diyarbakır'dan çekilen telgrafın, bugün de aynı şekilde milletten makes
bulduğunu'' söyledi.
''Bu ülkenin, 74 milyonun kardeşliğini, popülizme, şahsi çıkarlara, şahsi
ikbal hırsına alet etmek, bizzat millete ve ülkemize haksızlıktır. Öyle meseleler
vardır ki iktidar hırsıyla, seçimde oy almak hırsıyla, çıkar sağlamak gayesiyle
tahrik edilemez, kışkırtılamaz. Terör meselesi, bu ülkenin topyekün meselesidir.
Zira, ölen gençler bizim gençlerimizdir. Şehit olan güvenlik güçleri, bizzat bu
milletin evlatlarıdır. Terörün, hiçbir sonuç getirmeyeceği bilindiği halde, sırf
silah tüccarlarını zengin etmek, sırf istismarcıları memnun etmek gayesiyle
sürdürülmesi, kandan ve gözyaşından beslenen insanlık dışı bir anlayışın
ürünüdür. Aynı şekilde, belli bölgelerin hissiyatını istismar yoluyla, buradan
siyasi çıkar sağlama ihtirası da, en az kan dökmek kadar insanlık dışıdır, vicdan
dışıdır. Tahriklerle, kışkırtmayla, hakaretlerle, öfkenin, nefretin, ayrımcılığın
dilini kullanarak, seçmen iradesini istedikleri şekilde yönlendireceklerini
zannedenler, büyük bir yanılgının içindedirler. Küçük siyasi hesaplar peşinde,
Türkiye'nin kardeşliğini bozma gayretine girenler, biliniz ki er ya da geç
kaybetmeye mahkumdurlar.''
Erdoğan, 23 Nisan 1920'de, Ankara Ulus'taki ilk Meclis binasında ortaya
çıkan tablonun, bir Türkiye tablosu olduğuna işaret ederek, O tabloda,
Türkiye'nin tüm renklerinin temsil edildiğini kaydetti.
Tıpkı o gün olduğu gibi bugün de 74 milyonun tamamının, ''devlet önünde
eşit, bir ve birinci sınıf'' olduğunu belirten Erdoğan, 21. yüzyılın bu ilk
yıllarında, ayrımcılık, dışlama, ötelemenin asla kabul edilemeyeceğini
vurguladı.
Erdoğan, ''23 Nisan 1920 Meclisi, her türlü iç çekişmeyi bir kenara
bırakarak, Milli Mücadele'nin zaferine odaklanmıştır. Bugünkü Meclis de o ruhla,
o heyecanla hareket etmeli, birlik ve bütünlük içinde sevgi ve hoşgörü temelli
geleceği inşa etmenin mücadelesi içinde olmalıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk
başta olmak üzere bütün istiklal kahramanlarımızı, şehit ve gazilerimizi, bu
Meclis'te görev yapmış bütün siyasetçilerimizi şükranla anıyorum. Tüm
çocuklarımızın, tüm dünya çocuklarının Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı
kutluyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyor, teşekkür ediyorum'' diye
konuştu.
***** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ *****
(15.15)
Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla toplanan TBMM Genel Kurulu özel gündemli
birleşimini izlemek üzere Meclise geldi.
Cumhurbaşkanı Gül'ü, Çankaya kapısında TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil
karşıladı.
Gül, tören kıtasını selamladıktan sonra Pakdil ile Şeref Kapısı'ndan TBMM
ana binasına girdi.
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Cumhurbaşkanı Gül'ü Başkanlık Divanı giriş
kapısında karşılayarak, ''Hoşgeldiniz'' dedi.
Cumhurbaşkanı Gül, daha sonra Pakdil refakatinde Genel Kurul locasındaki
yerini aldı.
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, bugüne kadar
girilen seçimlerde halkın tercihini hep daha fazla özgürlükten yana koyduğunu
belirterek, ''Bunun da ülkemizin demokrasi yolunda sağduyulu ilerleyişini
pekiştirdiğini'' ifade etti.
TBMM Genel Kurulu, Meclisin açılışının 91. yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal
Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplandı. İstiklal Marşı'nın
okunmasının ardından, Şahin, Başkanlık Divanı'nın, özel gündemle toplanma
çağrısını okuttu.
Daha sonra bir konuşma yapan Şahin, 23. Dönemde vefat eden
milletvekilleri Mehmet Cihat Özönder, Osman Yağmurdereli, Gündüz Aktan, Muhsin
Yazıcıoğlu, Mustafa Kuş ve Hamza Yanılmaz ile eski Meclis Başkanlarından Sabit
Osman Avcıyı andı.
TBMM'nin, tarih sahnesinden silinmek istenen milletin adına dünyada
örneği olmayan bir görev üstlendiğini belirten Şahin, Meclis'in, Kurtuluş
Savaşı'nı yönettiğini, devleti, orduyu kurduğunu ve Cumhuriyeti ilan ettiğini
vurguladı.
23 Nisan 1920'de Meclis açıldığında, dünyada milli iradeye dayanan
parlamento sayısının yok denecek kadar az olduğunu ifade eden Şahin, ''Böylesine
köklü bir geçmişe sahip olan Meclisimizin üyesi olmaktan kuşkusuz, hepimiz gurur
duyuyoruz'' dedi.
Meclisin, kurulduğu andan bugüne kadar geçen 91 yılda Cumhuriyetin,
devletin, demokrasi ve geleceğin en büyük teminatı olduğuna işaret eden Şahin,
şöyle devam etti:
''91 yıldır millet olarak takip ettiğimiz bu yol, sadece siyasi bir
yönelim değildir. Ekonomiden adalete, eğitimden sağlığa, sosyal hayattan kültür
ve sanata kadar yaşanan toplumsal bir değişimdir. Yüce Meclisimiz, kurucu
iradeden aldığı güçle ve aynı sorumluluk duygusuyla, aynı coşku ve kararlılıkla
bugün de yoluna devam etmektedir.
Çevremizdeki birçok ülkede halklar tarafından daha fazla demokrasi ve
özgürlük taleplerinin yükseldiği bir dönemi yaşıyoruz. Bugün dünyanın birçok
ülkesinde yaşanan ve ibretle izlediğimiz gelişmeler, Meclisimizi kuran
kahramanların ileri görüşlülüğünü göstermesi bakımından çok çarpıcı bir durumdur.
Ülkemizde o günden itibaren hayat bulmaya başlayan demokratik sistem, aradan
geçen yıllar içerisinde çeşitli müdahalelere maruz kalsa da başarıyla
işletilmektedir.
Bundan tam 91 yıl önce, Meclisimizin yokluklar içerisinde oluşturulması
için her şeyden önce, altını çizerek ifade ediyorum, seçimler yapılmıştı. Savaşın
tam orta yerinde, esaretin gölgesinde, yurdun dört bir yanında, bin bir türlü
zorlukların arasında seçimlerin yapılmasının anlamı çok büyüktür. Bu, Meclisimizi
kuran kahramanların parlamenter demokrasi tercihinin, ülke yönetimine halk
iradesini hakim kılma anlayışının tezahürüdür.''
Aradan geçen 91 yılın ardından yeni bir genel seçim hazırlığının
başladığını belirten Şahin, ''Bugüne kadar girilen her seçimde halkımız ortaya
koyduğu iradeyle, tercihini hep daha fazla özgürlükten yana koymuş, ülkemizin
demokrasi yolunda sağduyulu ilerleyişini pekiştirmiştir. Artık milletimiz,
Cumhuriyetimizin temel değerlerini ve demokrasiyi özümseyerek bu yolda
kararlılıkla ilerlemektedir'' dedi.
23. Dönem milletvekilleri olarak son kez bugün Genel Kurul salonunda
toplandıklarını ifade eden Şahin, hem bayram coşkusunu, hem de veda hüznünü bir
arada yaşadıklarını dile getirdi. Şahin, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Meclis Başkanınız olarak, iktidarıyla muhalefetiyle tüm
milletvekillerimizle bir arada çalışmaktan büyük bir onur ve gurur duyduğumu
belirtmek istiyorum.
İnanıyorum ki, acısıyla tatlısıyla bu salonda 23. Dönem boyunca
yaşadıklarımız, milletimize büyük bir özveriyle hizmet veren sizler için de
hayatınızın en müstesna günleri olmuştur. Tüm milletvekillerimize teşekkür
ediyor, tekrar aday olmayan değerli arkadaşlarıma bundan sonraki hayatlarında
sağlık, mutluluk ve başarılar diliyorum.
23. Dönem parlamentomuz yoğun ve verimli bir dönemi geride bıraktı. Bu
dönem toplam 548 kanun çıktı parlamentomuzdan. Birçoğu reform niteliğindeki
düzenlemelerle Türkiye'nin demokratik yürüyüşü adeta bir koşuya dönüşmüştür.
Ülkemiz, 91 yıl önce kendisi için belirlediği özgür, müreffeh, güçlü ve
çağdaş Türkiye hedefine azimle ve kararlılıkla koşmaktadır.
Yine bu dönem sık sık görmek istediğimiz tabloları da beraberce yaşadık.
İktidar ve muhalefet uzlaşma içerisinde, günümüz ihtiyaçlarını karşılamayan Türk
Borçlar ve Türk Ticaret Kanunları gibi bazı temel kanunları saatlerle ifade
edilen çok kısa sürelerde yasalaştırdık.
Ben Türkiye'nin ihtiyacı olan bu uzlaşmanın seçimlerden sonra oluşacak
24. Dönem parlamentosunda da yaşanmasını diliyorum.''
Şahin, 23. Dönem'de en kapsamlı anayasa değişikliklerinden birini
gerçekleştiren Meclisin, önümüzdeki dönemde de ülkenin ve toplumun beklentisi
olan yeni bir anayasayı hayata geçireceğine inandığını belirtti. Şahin, yapıldığı
dönemin izlerini taşıyan Anayasanın artık ülkeye dar geldiği, demokrasi
yürüyüşünü yavaşlattığı konusunda geniş bir mutabakat olduğunu dile getirdi.
Demokrasinin güzelliği olan seçimlerin kardeşlik, barış ve huzur
içerisinde geçmesini temenni ettiğini belirten Şahin, kavga yerine dostluğun,
hakaret yerine hoşgörü ve sağduyunun hakim olacağına inandığı seçimlerin, siyaset
kurumunu ve demokrasiyi daha fazla güçlendireceğine inandığını ifade etti.
''Yüce milletimiz, sandık başına giderek kendi özgür iradesiyle en doğru
kararı verecektir'' diyen Şahin, ''Ülkenin sorunları siyaset kurumu tarafından
Meclis eliyle çözüm bulduğu sürece, sağlıklı işleyen bir demokrasi var demektir.
Siyaset kurumuna, milli iradeye yapılan her demokrasi dışı müdahalenin ülkemize
ve milletimize dünya ülkeleri ile rekabette ne kadar kıymetli zamanları
kaybettirdiğini, ağır bedeller ödettiğini hepimiz çok iyi biliyoruz.
Demokrasimizin işlediği, ekonominin istikrar kazandığı, toplumsal barış ve
huzurun hakim olduğu dönemlerde aldığımız mesafeler de ortadadır'' şeklinde
konuştu.
Meclisin açıldığı günün, aynı zamanda çocuk bayramı olarak kutlandığını
belirten Şahin, çocuklara seslenerek, şunları söyledi:
''Sizler, umutlarımız, aydınlık yarınlarımızsınız. Tüm çabamız, sizlere
demokrasisi, ekonomisi, özgürlükleri güçlü, her alanda kalkınmış bir Türkiye
bırakmaktır.
Atatürk;ün, 'Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve yükseltecek
sizlersiniz' sözüyle inancını ifade ettiği çocuklarımız olarak geleceğin
Türkiye'sini sizler inşa edeceksiniz. Bu yüzden, kendinizi çağın ve bilgi
toplumunun gerekleriyle yetiştirmenizi istiyoruz.
İnancınızı, özgür fikirlerinizi, demokrasi bilincinizi hep koruyun. Köklü
medeniyetinize, devletinize ve Meclisinize güvenin. Kuruluşundan bugüne önemli
aşamalar kat eden ülkemiz, sizlerin donanımları ve dinamizmiyle daha ileri
gidecektir.'
Bize özgür bir vatan bırakan ilk Meclis Başkanımız, Cumhuriyetimizin
kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Gazi Meclisimizin kahraman
milletvekillerini rahmetle ve minnetle anıyorum. Onlar bize, güçlü bir Meclis,
onurlu bir ülke, gurur veren bir Cumhuriyet... Ve her zaman bu topraklar üzerinde
dalgalanmaya devam edecek şanlı bir bayrak bıraktılar.
O kahramanların bağımsızlık inancı, zoru başarma azmi ve yeteneği,
milletlerine olan derin bağlılıkları, karşı karşıya bulunduğumuz sorunları
aşmamızda en büyük ilham kaynağımız olacaktır. Yüce Meclisimiz, kurucu iradeden
aldığı güçle bugün de aynı sorumluluk içerisinde aynı coşku ve kararlılıkla
yoluna devam etmektedir.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, bazı meselelerin iktidar, seçimde oy almak hırsıyla, çıkar sağlamak
gayesiyle tahrik edilemeyeceğini, kışkırtılamayacağını belirterek, ''Terör
meselesi, bu ülkenin topyekün meselesidir'' dedi.
Erdoğan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Meclisin açılışının
91. yıldönümü dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulunda yaptığı
konuşmaya, tüm çocukların Bayramını kutlayarak başladı.
TBMM'nin ilk Başkanı olan Gazi Mustafa Kemal'i, Kurtuluş Savaşını sevk ve
idare eden ilk Meclis'teki tüm milletvekillerini bir kez daha minnetle yadeden
Erdoğan, 23 Nisan 1920'den bugüne, Türkiye'nin istiklali, istikbali ve hürriyeti
için emek sarf etmiş, ter dökmüş, millet için hizmet üretmiş tüm parlamenterlere
şükranlarını sundu.
''Gazi Mustafa Kemal'in o günlerde de ifade ettiği gibi, bu Meclis,
milleti ilgilendiren her konuda yegane karar mercidir'' diyen Erdoğan, şunları
kaydetti:
''Meclisin iradesi üzerinde hiçbir güç ve irade yoktur. Yani, öz olarak,
egemenlik, milletin temsilcilerinden teşekkül eden bu Meclis yoluyla, bizzat
milletindir. Millet iradesine güvensizlik, bizatihi millete ve 23 Nisan ruhuna
güvensizliktir. Bugün çok net olarak görülmektedir ki yakın tarihimizde, milli
iradeye dönük müdahaleler, millete ve Cumhuriyetimize hiçbir fayda sağlamamış,
tam tersine ülkeye çok ağır bedeller ödetmiştir.
Milli iradeye yönelik müdahaleler kadar, milli egemenliği vesayet altına
almak, vesayet altında tutmak, milli iradeyi hukuk dışı örgütlenmelere havale
etmek de aynı şekilde 23 Nisan ruhuna ve Cumhuriyet ideallerine aykırıdır. Bu
millet, engin bir feraset sahibidir. Bu millet, iyiyi kötüden ayırabilecek,
lehine ve aleyhine olan arasında tercih yapabilecek kabiliyete sahiptir.''
Başbakan Erdoğan, bölgede yaşanan son hadiselerin, Türkiye'nin ve
milletin, tecrübesiyle, tarihiyle, medeniyet birikimiyle ne kadar farklı
olduğunu, ne kadar ayrı bir yerde olduğunu tüm dünyaya gösterdiğini belirtti.
Türkiye'nin geçmişte bazı ülkelerle kıyas edilirken ve bazı ülkelere
benzemekle itham edilirken, bugün bölgesine örnek teşkil eden, bölgesindeki
ülkeler tarafından model alınan bir ülke konumuna yükseldiğini ifade eden
Erdoğan, ''Türkiye, bölgesindeki her denklemde, çözümü kolaylaştıran bir faktör
olarak kendisine sağlam bir yer edinmiştir'' dedi.
Erdoğan, hızla gelişen demokrasisi, rekor düzeyde büyüyen ekonomisi,
itibarlı dış politikasıyla Türkiye'nin dünyanın saygın, sözü dinlenen,
görüşlerine değer verilen bir ülkesi konumunda olduğunu bildirdi. Böyle bir
Türkiye'de, tek tek fertlerin olduğu kadar Meclis'in sorumluluğunun da büyük
olduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:
''Dikkatinizi çekiyorum: Bu Meclis'in aldığı kararlar, bu Meclis'te
yapılan müzakereler, bugün sadece 81 vilayet tarafından değil, dünyanın tüm
başkentleri tarafından ilgiyle ve dikkatle izleniyor. Bölgesinde bir ağırlık
merkezi, bir çekim merkezi olan Türkiye, bu sorumlulukla, bu şuurla, geleceğe
doğru emin adımlarla ilerliyor. Şunu memnuniyetle ifade etmeliyim ki 23 Nisan
1920'de, ardından 29 Ekim 1923'te yokluk, yoksulluk, mahrumiyet üzerine bina
edilen bu ülke, bugün artık geleceğe güvenle bakıyor, bugün artık 2023 yılını
hedefliyor.
Cumhuriyetimizin Kuruluşunun 100. yıldönümüne, millet olarak çok büyük
bir heyecanla, coşkuyla, en önemlisi de büyük bir özgüvenle hazırlanıyoruz.
Önümüze koyduğumuz hedeflerin gerçekleşebileceğine milletçe yürekten inanıyoruz.
Bu hedefleri, hayallerimizi gerçeğe dönüştürmek için yoğun gayret sarf
ediyoruz.
Hiç kuşkusuz, büyük Türkiye, güçlü ekonomi, ileri demokrasi, aktif dış
politika kadar, sarsılmaz bir kardeşlik üzerine inşa edilmek zorundadır. İçerde
birliğini sağlayamamış, kardeşliğini perçinleyememiş bir Türkiye, 2023
hedeflerine ulaşamayacağı gibi, bugünkünden geriye gitmeye de mahkumdur. TBMM'nin
açıldığı 23 Nisan 1920'de, millet, aynı vatan üzerinde, aynı bayrak altında
yaşayan, kader birliği, ideal birliği yapmış topluluk olarak tanımlanmıştır.''
Başbakan Erdoğan, tıpkı 23 Nisan 1920'de olduğu gibi, bugün de milleti,
etnik kökenlerine, derilerinin rengine, inançlarına, dillerine bakmadan; ortak
bir tarihi paylaşan, ortak bir geleceğe bakan topluluk olarak tanımladıklarını
söyledi.
İstiklal Marşı'nın şairi Mehmet Akif'in, Cumhuriyet'e giden yola döşediği
ruh ve anlayışı dikkatlere sunmak istediğini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Kurtuluş Savaşı öncesinde memleketi karış karış gezen ve halka moral
aşılayan Akif, Kastamonu'da, Nasrullah Camii'nde, cemaatin gözyaşlarıyla
dinlediği şu konuşmayı yapıyor;
'Milletler topla, tüfekle, zırhıyla, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz.
Milletler, ancak, aralarındaki rabıtalar çözülerek, kendi başının derdine, kendi
havasına, kendi menfaatine, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde
yıkılır. Düşmanlarımızın bugün bizden istedikleri, ne filan vilayet, ne filan
sancaktır; doğrudan doğruya başımızdır, devletimizdir... Ey cemaat, gözünüzü
açınız, ibret alınız. Bizim senelerden beri kanımızı, iliğimizi kurutan dahili
meseleler yok mu? Havran meselesi, Şam meselesi, Yemen meselesi, Kürdistan
meselesi, Arnavutluk meselesi... Bunların hepsi düşman parmağı ile çıkarılmış
meselelerdir. Artık kime hizmet ettiğinizi, kimin hesabına birbirinizin
gırtlağına sarıldığınızı anlamak zamanı zannediyorum ki gelmiştir. Allah rızası
için olsun, aklımızı başımıza toplayalım.'
Evet... Akif, bu sözleri söylüyor ve cemaat hıçkırıklara boğuluyor. Doğu
Cephesindeki El Cezire Kumandanı Nihat Bey, Mehmet Akif'e bir telgraf çekiyor ve
özetle şunları söylüyor:
'Nasrullah Camii Şerifinde yaptığınız konuşma, aynen Diyarbakır Camii
Kebirinde müminlere okunmuştur. Biz bunu yeterli görmedik. Konuşmayı basarak,
cephe illeri olan, Elaziz, Diyarbekir, Bitlis ve Van halkına, buradaki tüm
Mehmetçiğimize dağıttık.''
İstiklal Şairi Mehmet Akif'in dikkatleri çektiği bu hususun, bugün de
güncelliğini koruduğuna işaret eden Erdoğan, ''Nasrullah Camii'nde yapılan
hitabın, Diyarbakır'dan çekilen telgrafın, bugün de aynı şekilde milletten makes
bulduğunu'' söyledi.
''Bu ülkenin, 74 milyonun kardeşliğini, popülizme, şahsi çıkarlara, şahsi
ikbal hırsına alet etmek, bizzat millete ve ülkemize haksızlıktır. Öyle meseleler
vardır ki iktidar hırsıyla, seçimde oy almak hırsıyla, çıkar sağlamak gayesiyle
tahrik edilemez, kışkırtılamaz. Terör meselesi, bu ülkenin topyekün meselesidir.
Zira, ölen gençler bizim gençlerimizdir. Şehit olan güvenlik güçleri, bizzat bu
milletin evlatlarıdır. Terörün, hiçbir sonuç getirmeyeceği bilindiği halde, sırf
silah tüccarlarını zengin etmek, sırf istismarcıları memnun etmek gayesiyle
sürdürülmesi, kandan ve gözyaşından beslenen insanlık dışı bir anlayışın
ürünüdür. Aynı şekilde, belli bölgelerin hissiyatını istismar yoluyla, buradan
siyasi çıkar sağlama ihtirası da, en az kan dökmek kadar insanlık dışıdır, vicdan
dışıdır. Tahriklerle, kışkırtmayla, hakaretlerle, öfkenin, nefretin, ayrımcılığın
dilini kullanarak, seçmen iradesini istedikleri şekilde yönlendireceklerini
zannedenler, büyük bir yanılgının içindedirler. Küçük siyasi hesaplar peşinde,
Türkiye'nin kardeşliğini bozma gayretine girenler, biliniz ki er ya da geç
kaybetmeye mahkumdurlar.''
Erdoğan, 23 Nisan 1920'de, Ankara Ulus'taki ilk Meclis binasında ortaya
çıkan tablonun, bir Türkiye tablosu olduğuna işaret ederek, O tabloda,
Türkiye'nin tüm renklerinin temsil edildiğini kaydetti.
Tıpkı o gün olduğu gibi bugün de 74 milyonun tamamının, ''devlet önünde
eşit, bir ve birinci sınıf'' olduğunu belirten Erdoğan, 21. yüzyılın bu ilk
yıllarında, ayrımcılık, dışlama, ötelemenin asla kabul edilemeyeceğini
vurguladı.
Erdoğan, ''23 Nisan 1920 Meclisi, her türlü iç çekişmeyi bir kenara
bırakarak, Milli Mücadele'nin zaferine odaklanmıştır. Bugünkü Meclis de o ruhla,
o heyecanla hareket etmeli, birlik ve bütünlük içinde sevgi ve hoşgörü temelli
geleceği inşa etmenin mücadelesi içinde olmalıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk
başta olmak üzere bütün istiklal kahramanlarımızı, şehit ve gazilerimizi, bu
Meclis'te görev yapmış bütün siyasetçilerimizi şükranla anıyorum. Tüm
çocuklarımızın, tüm dünya çocuklarının Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı
kutluyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyor, teşekkür ediyorum'' diye
konuştu.
***** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ *****
(15.15)
