2007-05-17 - 16:30
TBMM BAŞKANI ARINÇ CNN TÜRK'TE?(2)
CNN Türk'te yayınlanan ''Eğrisi Doğrusu'' programında Taha Akyol'un sorularını yanıtlayan Arınç, büyük bir ihtimalle seçim sonrasında tekrar 2 partili bir parlamento olabileceğini ancak 3. partinin girmesinin de çok sürpriz olmayacağını kaydetti
CNN Türk'te yayınlanan ''Eğrisi Doğrusu'' programında Taha Akyol'un sorularını yanıtlayan Arınç,
büyük bir ihtimalle seçim sonrasında tekrar 2 partili bir parlamento olabileceğini ancak
3. partinin girmesinin de çok sürpriz olmayacağını kaydetti

TBMM Başkanı Bülent Arınç, CNN Türk'te Taha Akyol'un sorularını yanıtlarken, parlamentonun,
bugüne kadar 11 cumhurbaşkanı seçtiğini anımsattı.

Ancak şimdi ''hayır seçmesin' denildiğini ifade eden Arınç, şöyle konuştu:

''Önce 'bu parlamento seçmesin' denildi, sonra 'halk seçsin, parlamento
seçmesin' denildi. Şimdi 'halk seçsin' diyoruz, bu sefer de yetkiler söz konusu
ediliyor. Geline oyna demişler, 'yerim dar' demiş, yer açmışlar, 'yenim dar'
demiş.

Bu yetkiler fazlaydı da kendiniz de bu konuları geçmişte zaman zaman
konuşmuştunuz da niye o zamanlar 'bu yetkilerin bir kısmını parlamentoya, bir
kısmını yürütmeye verelim' demediniz. Şu anda anlıyorsunuz ki halkın da seçeceği
bir cumhurbaşkanı profili belli, (Onun elinde fazla yetkiler olmasın)
diyorsunuz.''

Sorumsuz olan bir kişide yetkilerin az olması gerektiğini belirten Bülent
Arınç, ''Biz de tam tersi, Süperman gibi yetkileri var, her konuda seçim hakkını
kullanıyor. Hatta ilanihaye kullanıyor'' diye konuştu.

-''YETKİLERİN BİR KISMI CUMHURBAŞKANINDAN ALINMALI''-

TBMM Başkanı Arınç, Anayasa değişikliklerini Meclise geri göndermenin,
Anayasa değişikliklerini halk oyuna sunmanın, cumhurbaşkanı kararnamesi
çıkarmanın, Devlet Denetleme Kurulu üyeleri ve başkanını atamanın, Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin kullanılmasına karar vermenin, kararnameleri imzalamanın, YÖK
üyelerini seçmek ve atamanın, Danıştay üyelerinin dörtte birini seçmenin,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, HSYK üyelerini seçmenin, 1924, 1961
anayasalarında olmamasına rağmen 1982 Anayasası'nda bulunduğunu söyledi.

Bu yetkilerin bir kısmının cumhurbaşkanından alınmasında yarar olduğunu
ifade eden Arınç, bu yetkilerin bir kısmının Parlamentoya tanınabileceğini
belirtti.

Yargıtay, Danıştaydaki seçimlerin kurumlara bırakılabileceğini,
cumhurbaşkanının bunlar arasından bir kişiyi atamasının söz konusu olmaması
gerektiğini belirten Arınç, şöyle konuştu:

''Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını, Yargıtay kendi genel kurulu içinden
seçmeli, itiraz olmamalı. Rektörlerin seçimleri, YÖK içerisinde yeni bir
koordinasyon şeklinde olmalı.

Sayın Erdoğan, Sayın Gül'ün, AK Parti yöneticilerinin de bir konuşmamızdan
edindiğim intiba olarak söylüyorum; cumhurbaşkanı seçimi halk tarafından
yapılabilecekse, bu yetkilerin de bu seçime uygun olarak mutlaka anayasal
çerçeveye kavuşturulması lazım.''

105. maddedeki yargı denetiminin dışında tutulan tasarrufların da bugün için
çok acı olduğunu ifade eden Arınç, cumhurbaşkanın tek başına yapacağı
tasarrufların sınırlandırılmasıyla birlikte tadat edilmesi gerektiğini söyledi.

-NAZIM HİKMET'İN ŞİİRİ-

Bu arada, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile DSP Genel Başkanı Zeki Sezer'in
açıklamalarının canlı yayında verilmesi nedeniyle Arınç'ın konuşmasına ara
verildi.

Açıklamalardan sonra değerlendirmesinin sorulması üzerine Arınç, ülke için
hayırlı olmasını diledi.

Baykal'ın ''Türkiye'de çok güzel şeyler olacak'' dediğine işaret eden Arınç,
kendisinin de daha önce ''Yarın daha güzel olacak, güneş daha güzel olacak''
dediğini ancak dünyayı başına yıktıklarını kaydetti.

Nazım Hikmet'in, ''Güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli güzel günler''
dizelerine işaret eden Arınç, ''Bir şiir olarak okudukları zaman bazı kesimler
bunu büyük bir coşkuyla alkışlıyorlar ama ben aynı şeyi söyledim, dünya başıma
yıkıldı. Türkiye'deki standartları gösteriyor'' diye konuştu.

-''MANİSALILAR BENİ SEVER...''-

TBMM Başkanı Arınç, Manisa'daki mitinge ilişkin değerlendirmesinin sorulması
üzerine, orada Türk bayraklarıyla ortaya atılan sloganlarla, kalabalığın temsil
ettiği anlamla bir sorununun bulunmadığını kaydetti.

''Ben de bir şekilde onların arasında olabilirdim. Bir başka kıyafetle,
kimlikle, o toplum içerisinde olabilirdim ve bana hiçbir zaman zor gelmezdi''
diyen Arınç, konuşulan şeylerin, Türkiye'de herkes tarafından söylenmesini arzu
ettiğini belirtti. Arınç, ancak buna başka anlamlar yüklememek, belli kişileri,
kurumları hedef almamak gerektiğini vurguladı. Arınç, gelenlere büyük bir kitle
olarak baktığını ve onayladığını ifade etti.

''Manisada oyunuz artar mı?'' sorusuna Arınç, ''O hesaba girmem ama
eksileceğini hiç zannetmem'' karşılığını verdi.

Arınç, Manisa'nın çocuğu olduğunu ve yine adaylığını bu ilden koyduğunu dile
getirdi.

Manisa'da kendisine karşı miting yapıldığı düşüncesini kabul etmediğini
belirterek, ''Manisalılar beni severler ve takdir ederler'' dedi.
Seçim tahminin sorulması üzerine Arınç, büyük bir ihtimalle tekrar 2 partili
bir parlamentoyu göreceklerini düşündüğünü, 3. partinin girmesinin de çok sürpriz
olmayacağını belirtti.
-''BİR DEFA TÜRKİYE'DE REJİM KÖKLEŞMİŞTİR. REJİMİ
Bülent Arınç, Akyol'un ''(Rejim tehlikede değil. statükocuların gücü
tehlikede) derken Sezer'e cevap vermek... yahut neyi kastettiniz?'' sözleri
üzerine ''Benim, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e her gün laf yetiştirmek, onun
sözlerini yorumlamak, ona cevap vermek gibi bir niyetim de böyle bir görevim de
böyle bir işim de yok. Ben kendi düşüncelerimi ifade ediyorum. Fakat birileri
onun sözlerine karşılık bizden de bir şeyler alarak bir çatışma ortamını
sürdürüp, devam ettirmek istiyor'' dedi.

Konuşmalarında, ''özel fikirlerini'' ifade etiğini vurgulayan Arınç, şöyle
devam etti:

''Ben, sivil bir kurumun başkanıyım. O sivil kurum Meclistir. Bu Meclis, 23
Nisanda özel gündemle toplanır, 1 Ekimde de yasama dönemini başlatır. Her
ikisinde de bana konuşma hakkı tanınmıştır. Ben sivil bir kurumda, sivil
insanlara düşüncelerimi söylüyorum, askeri bir kurumda askerlere konuşmuyorum.

Sivil düşünceli olmak sivil kıyafetli olmak değildir. Turgut Özal Derneğinde
şunu söylemiştim: 'Sivil toplum örgütlerinin bazılarının liderleri var ki ben
onları çok iyi tanıyorum; birbirlerini topuk selamıyla selamlıyorlar' Ben sivil
düşünceli, demokrat bir insanım. Demokratlıkla demokrasi için de hayatımı ortaya
koymuşum.''

-''TÜRKİYE'DE REJİM KÖKLEŞMİŞTİR''-

Geçen yıl 23 Nisanda Mecliste yaptığı konuşmayı anımsatan Arınç, ''O
konuşmadan sonra benimle ilgili belli çevrelerin kararları biraz daha pekişmiş
oldu. Biraz daha koyu kalemlerle altı çizilmiş oldu. Ben bunun farkındayım. Ama
ben sivil bir insanım. Düşüncelerimi kendi kurumumdan konuşuyor ve bunun herkes
tarafından bilinmesini istiyorum. Fikir ve düşünce özgürlüğüne inanan insanım.
Birilerini şok edecek düşünceler olsa bile kamu düzenini bozmadıkça, suç
işlenmesini tahrik etmedikçe, şiddetle terörü kullanmadıkça herkes konuşabilir.''
diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e cevap vermek durumunda olmadığını ifade
eden Arınç, şunları söyledi:

''Bir defa Türkiye'de rejim kökleşmiştir. Rejimi tehdit eden marjinal
düşünceler, marjinal gruplar olabilir. Ama bir hukuk devleti içerisinde bunlarla
mücadele etmenin yolları ve yöntemleri vardır. Paranoyalardan, korkulardan
kurtulmalıyız. Çünkü bu korkular sebebiyle Türkiye'de özgürlüklerin alanını
genişletemiyorsunuz. Bu paranoyalar ve korkular sebebiyle toplumu kamplara
ayırıyorsunuz. Bu paranoyalar sayesinde milletin kendisinden korkar haline
geliyorsunuz, Türkiye'nin en köklü sorunlarını çözemiyorsunuz.''

-ARINÇ'IN CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞI...-

TBMM Başkanı Arınç, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin
kesinleşmesi halinde aday olup olmayacağına ilişkin soruyu da cevaplandırdı.

Bir yıldan beri kendisine cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağının sorulduğunu
anımsatan Arınç, şöyle devam etti:

''Bunun cevabını biliyorum ama '16 Nisanı bekleyin' diyorum. Sezer'in
Cumhurbaşkanı olduğu dönemde 11 aday vardı. Bu seçimde sadece Abdullah Gül ile
Ersönmez Yarbay aday oldu. Nerede diğer partilerin adayları? Seçilip seçilmemek
önemli değil. Benim partimde de cumhurbaşkanlığı yapabilecek kaliteli insanlar
var. Ben kendilerinden aday olmalarını beklerdim. Zaten bu parti kararıyla olmaz.

Anayasa değişikliği şu veya bu şekilde kabul edildi, o zaman halk seçecek. O
tarihte nerede olurum, hangi konumda olurum, hayatta mı olurum bunları görmeden
bilmemem. Evet de demiyorum, hayır da demiyorum. Bu bir haksa bu hakkı kullanmayı
düşünebilirim. Ama her zaman söylüyorum, biz günübirlik siyasetçi değiliz. Hayat
çizgimiz, önce Türkiye'nin huzuru, Türkiye'nin içinde yaşadığı şartlardır. Kim
olursa yararlı olur. Ben bunu ispatladım. Kendi adaylığım konusunda feragatse
feragat, fedakarlıksa fedakarlık, yoksa yok... Ama bir arkadaşımın tercih
edilmesinde kanaatimi ifade ettim. Günü geldiğinde olmayabilirim, ama şartlar
gerektirirse olabilirim.''

-''SİVİL ANAYASA YAPMA GEREĞİ...''-

Anayasa değişikliklerin çok önemli olduğunu ifade eden Arınç, yaklaşık 180
maddelik Anayasanın şimdiye kadar 70'den fazla maddesinin değiştirildiğini
anımsattı.

Bülent Arınç, Anayasanın değiştirilmesine ilişkin ''1960 ile 1980
darbelerinden sonra Kurucu Meclis ve Danışma Meclisinden çıkan Anayasalar yerine
sivil bir Anayasa yapmak gereği her günden daha fazla'' dedi.

1994 yılından beri Mecliste başlatılan uygulamayla Anayasa Uzlaşma Komisyonu
bulunduğunu belirten Arınç, Başkan seçildikten sonra bu Komisyonu kurmak
istediğini ancak CHP'nin, ''Biz bu uzlaşma komisyonunda yer almak istemiyoruz''
şeklinde cevap verdiklerini bildirdi.

Anayasa Uzlaşma Komisyonunda görev yapacak 6 üyenin iktidar ve muhalefet
partileri arasında eşit dağılımının yapılmasının planlandığını belirten Arınç,
Anavatan Partisi Grubunun kurulduktan sonra bu öneriyi kabul ettiğini ancak
CHP'nin kurulacak komisyona üye vermeyi kabul etmediğini söyledi.

Uyum veya uzlaşma komisyonunda mutabık kalınan konuların hemen
kanunlaştırıldığını belirten Arınç, bazı Anayasa maddelerinin çok rahatlıkla,
bazılarının ise zorlukla değiştirildiğini söyledi.

-''MADEMKİ PARLAMENTO KİLİTLENDİ''-

Genel Kurulda kabul edilen Anayasa değişikliği paketine ilişkin bir soru
üzerine Arınç, ''Anayasa değişikliği teklifinde yer alanlar, geçmişte görüşülmüş
ve tartışılmış olan konular. Kamuoyu bunların meçhulü değil. Seçimlerin 4 yılda
bir yapılması geçmişte de konuşuldu, düşünüldü. 5 artı 5, 4 artı 4, 6 artı 6 da
en son 2000 yılında yapılan tartışmalar da Meclis'in önüne geldi. O zaman Sayın
Demirel sebebiyle kabul edilmedi'' diye konuştu.
Kendisinin de Anayasa değişikliği teklifi hazırladığını bildiren Arınç,
konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Anayasa teklifime sahip çıkacak olan iktidar grubunun milletvekilleriydi.
Sayın Genel Başkan, 'bunu biraz erteleyelim' dedi. Bunların bazıları benim
Anayasa teklifimin içinde vardı ama ben teklifime YÖK'ü de yargı reformunu da
işin içine koymuştum. Ertelene ertelene bu güne geldi. Şimdi bu bir ihtiyaçtan
doğuyor. Anayasa Mahkemesi 367'yi kabul edince artık bu Meclisten hem
cumhurbaşkanı, hem de Meclis Başkanı bile seçmek mümkün olmayacak.

Peki ilanihaye (sonsuza kadar) bu ülke sayın Cumhurbaşkanımızın vekaleten
görevine veya vekaleten değil şüphesiz kendisi devam ediyor, uzatmasıyla onu da
rahatsız edecek bir biçimde daha ne kadar sürecek? Biz cumhurbaşkanını nasıl
seçeceğiz? Mademki parlamento kitlendi, eskiden beri bize denirdi ki halk seçsin.
Öyle bir ihtiyaçtan çıktı. Yani iddia edilen hususlar, kamuoyunun meçhulü değil,
siyasetçilerin meçhulü değil.''

Anayasa değişiklik teklifiyle ilgili ''Zamanlama yeterli mi, değil mi?''
tartışması yapılabileceğini belirten Arınç, bu konuda Cumhurbaşkanı Sezer'in
tavrının belirleyici olacağını ifade etti.

Taha Akyol, ''Sezer (çok aceleye getirildiğini) söyleyerek, Anayasa
değişiklik teklifini veto edeceğini belli etti'' demesi üzerine Arınç, ''Biz
bunları ikinci, üçüncü ağızlardan duyuyoruz. Kendisi bizzat açıklama yapmak
durumunda olmuyor. Kendilerini ziyaret edenler, 'böyle bir şey söyledi'
diyorlar'' dedi.

31 Mayıstan sonra Meclisin çalışmasının hukuken mümkün olduğunu, ancak bunun
fiilen mümkün olmayabileceğini ifade eden Arınç, ''Anayasa değişikliği teklifinin
26 Mayısta veto edilmesi halinde ay sonuna kadar tekrar görüşülme ihtimali
bulunduğunu olduğunu ancak bu ihtimalin az olduğunu'' söyledi.