2008-10-21 - 16:00
CHP GRUP TOPLANTISI...
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Diyarbakır'da dün yaşanılan olayların, sıradan bir terör manzarası olmadığını, Türkiye'de bir ayaklanma propagandası'' olduğunu öne sürdü.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal,
partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada sözlerine,
hayatını kaybeden ünlü şair Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı anarak başladı.
Dağlarca'nın, Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli şairlerden birisi
olduğunu belirten Baykal, Dağlarca'nın, alışılan şiirsel anlayışı değiştirdiğini,
yepyeni bir şiirsel anlayış getirdiğini söyledi. Baykal, ''Hüsnü Dağlarca, kendi
şiirini dokuyan bir şairdir. Şiirlerinde öz Türkçe'yi kullanırdı'' dedi.
Deniz Baykal, Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın toplumun içinden gelen, toplumun
değerlerine sahip çıkan şiirler yazdığını ifade ederek, ''Önünde saygıyla
eğiliyorum, bizim için büyük bir kayıptır'' dedi.

-TERÖR-

Konuşmasında, terör konusuna değinen Baykal, bir kaç günden beri yaşanan
olayların, Türkiye'nin terör sorunu karşısında yeni bir noktaya geldiğini
gösterdiğini kaydetti.
Türkiye'de terörün önemi ölçülürken, şehit sayısının baz alınmaması
gerektiğine işaret eden Baykal, ''Şehit sayısı artınca terör artmıyor, şehit
sayısı azalınca da terör azalmıyor. Elbette önemlidir ama terörü anlama
bakımından başvuracağımız temel ölçü şehit sayısı değildir'' dedi.
Baykal, olayların, şehit sayısının da ötesinde olduğunu ifade ederek,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır ziyaretiyle ortaya çıkan manzaranın,
Türkiye'nin terör tehdidinde hangi noktada olduğunu gösterdiğini söyledi.
Ortaya çıkan manzarayı acı bir manzara olarak nitelendiren Baykal, şöyle
konuştu:
''Ülkenin Başbakanı bir kente gidiyor. Sokaklar bomboş, çöpler yığılmış,
esnaf kepenk kapatmış. Bir tek dükkan açık değil. Sokakta sadece çocuklar ve
polisler var. Bu manzara, bir anda ortaya çıkan spontane bir gelişme olarak
anlaşılamaz. Bu, bir süreden beri giderek gelişen bir birikimin, yaygınlaşan bir
örgütlenmenin, terör yapılanmasının, uygun gördüğü anda, karar alarak ortaya
koyduğu manzaradır. Dün yaşadığımız olay, sıradan bir terör manzarası değildir,
Türkiye'de, bir ayaklanma provasıdır. Bir kalkışma yaşanmıştır. Bunun
gerçekleştirilebilmesi, uzun süreden beri atılan adımların sonucunda mümkün hale
gelmiş.''
Başbakan Erdoğan'ın, Diyarbakır'da, ''esnaf kepenk kapatıyor'' dediğini
anımsatan Baykal, ''Esnaf, niye kepenk kapatıyor? Çünkü tehdit var. Bu doğrudur
da.. Ciddi bir devlette, devletin hukukunun kurallarının tam karşısında, devletin
dışında bir tehdidi uygulamaya sahip bir birikim, sen iş başındayken nasıl ortaya
çıkmış? Halkı, esnafı tehdit edebilecek bir güç nasıl ortaya çıkmış, sen buna
nasıl göz yumarsın?'' diye konuştu.

-''TERÖR, BU İKTİDARIN KOLU KANADI ALTINDA GELİŞTİ''-

Bu sürecin arkasında, bu iktidarın terör sorununu bir türlü kavramamış
olması gerçeğinin yattığını iddia eden Baykal, ''Terör, çok uzun süreden beri, bu
iktidarın kolu kanadı altında gelişmiştir, serpilmiştir, örgütlenmiştir,
kökleşmiştir ve çok ciddi meydan okuma ve tehdit noktasına gelmiştir'' dedi.
''Başbakanlık noktası, tehdit yapıyorlar diye şikayet etme noktası
değildir, o tehdidi etkisiz kılacak bir kararlılığı sergileme noktasıdır'' diyen
Baykal, Aktütün saldırısından sonra Türkiye'nin terörle ilgili yeni bir politika
oluşturması amacıyla, toplantılar yapıldığını söyledi.
Deniz Baykal, Türkiye'ye bir süreden beri yapılan baskıların sonuç
vermeye başladığını ve Türkiye'nin Kuzey Irak yerel yönetimiyle temas kurmaya
çalıştığını öne sürdü.
Türkiye'ye, ''Kuzey Irak'la temas kur'' diyenlerin, bu taleplerini,
Aktütün saldırısının yaşandığı, şehitlerin verildiği bir dönemde daha kolay
yaptıklarını belirten Baykal, bu ortamda Kuzey Irak'ta Barzani ile görüşmeler
yapıldığını bildirdi. Deniz Baykal, ''Bu görüşmelerden sonra 'mutabakat, anlaşma
sağladık'' deniliyor. Ancak Türkiye'de terör müzakereleri yapılıyor. Çıka çıka,
İçişleri Bakanlığı bünyesinde koordinasyon merkezi kuruluyor'' dedi.
Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan'ın, bu konularda, Türkiye'de muhalefeti
muhatap kabul etmediğini belirterek, ''Bizi, MHP'yi yok sayıyor, içine
sindirebildiği tek muhatap Barzani. Sadece onunla bu konularda rahatça
görüşebiliyor'' diye konuştu.
''Sınır ötesinde, etkin güç merkezleri oluşturmak gerekir'' dediklerini
ve sınırın; savunulabilir, korunabilir bir sınır olmadığını söylediklerini
anımsatan Baykal, sınırın 1926'da çizilerek iki tarafa bildirildiğini söyledi.
Baykal, bu sınırın değiştirilmesini geçmişte istediklerini belirterek,
''Barzani'nin yakın arkadaşı Irak Genelkurmay Başkanı Zebari, 'sınır değişikliği
de mümkündür, bu da konuşulabilir, bunu da gerçekleştirebiliriz' diye açıklama
yapıyor. Biz önerilerimizi Başbakanın dikkatine sunabilmek için Kuzey Irak,
Zebari, Barzani üzerinden mi yapmak durumundayız?'' diye sordu.

-''BU MEMLEKETİN EVLATLARINI BİR DİNLEYİVER''-

Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın bu öneriyi dikkate aldığını öne süren
Baykal, ''Babacan, 'bu öneriyi Irak'lı siyasetçiler yapsın' diyor. Bunu ırak'lı
yetkililer yapıNca dinliyorsun da Türkiye'deki siyasetçiler yapınca niye
dinlemiyorsun? Bunun için ta Irak'a gitmeye gerek yok. Bu memleketin evlatlarını
bir dinleyiver'' diye konuştu.
CHP Lideri Baykal, Başbakan Erdoğan'ın, sorunlar karşısında yakınma
noktasının uzağına gidemediğini savunarak, Türkiye'nin bu konuda çok ağır
sorunlarla karşı karşıya kaldığını söyledi.
Sendikaların, geçen 1 Mayıs'ta, demokratik haklarını kullanarak 1 Mayıs'ı
Taksim'de kullanmak istedikleri halde iktidarın buna izin vermediğini ifade eden
Baykal, şunları söyledi:
''Peki dün ne oldu Diyarbakır'da? Polisimizi, o manzara karşısında
perişan bir şekilde görürken vicdanınız sızlamıyor mu? Benim sızlıyor. 1 Mayıs'ta
meşru kutlama yapmak isteyenleri, binalarının odalarına kadar takip edeceksiniz,
göz yaşartıcı bombalar atacaksınız, yolda yakaladığınız kadınların, vatandaşların
sırtına tekmeyle tokatla vuracaksınız. 'Devletin otoritesini sağlıyorum'
diyeceksiniz. Peki devletin otoritesini Diyarbakır'da niye sağlayamıyorsun? 1
Mayıs'ta, İstanbul'da, acımasızca her türlü zorbalığı yapacaksın, sonra
Diyarbakır'da kedi gibi olacaksın.''

-FIRAT-TÜRK GÖRÜŞMESİ-

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat'ın, DTP Genel
Başkanı Ahmet Türk ile görüşmesini eleştiren Baykal, ''(Sizin PKK'yı terör örgütü
ilan etmemenizi anlayışla karşılıyorum) dersen, bu terör olaylarının önünü
alamazsın'' diye konuştu.
Türkiye'de uzun süreden beri ekonomik kriz yaşandığını belirten Baykal,
bu krizin, dünya krizinin bir sonucu olmadığını, ülkenin, 2008 yılının ocak
ayından itibaren bu krizi yaşamaya başladığını söyledi. Deniz Baykal, son 1 yıl
içinde işsiz sayısının 202 bin arttığını kaydetti.
Türkiye'nin ekonomide izlediği ekonomik politikaların, ülkeyi
kalkındırmaya yönelik politikalar olmadığını öne süren Baykal, politikanın, dış
borçları ödemeye endekslendiğini iddia etti.

Baykal, partisinin TBMM Grubunda, dün başlayan ''Ergenekon'' davasına
ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Daha önce, davayı ''Hukuki değil, siyasi'' olarak nitelendirdiklerini
anımsatan Baykal, neresinden tutulursa tutulsun, çağdaş dünyada Türkiye'ye onur
kazandırmayan bir manzara olduğunu ileri sürdü.
Baykal, ''Toplumun değerli, saygıdeğer insanlarının, ipe sapa gelmez
iddialar, bağlantılar ve telefon kayıtlarıyla'' gözaltına alındığını ifade
ederek, ''İddianamede ne var? Ne yok ki, her şey var. Her şey varsa, olması
gereken şey yok demektir. Bağlantılar konulmamış, iddialar birbiriyle
irtibatlandırılmamış, adı geçenler tanık mı sanık mı ifade veren mi belli değil.
Başbakanından anamuhalefet partisine kadar pek çok insanın adı geçiyor. Kim
süzgeçten geçirmiş, kim dinlemiş, söylenen lafların sorumluluğunu kim üstlenmiş?
Hiçbir şey yok. Koy gitsin'' diye konuştu.

-''ÜSTELİK NE ROMAN...''-

İnsanları itham etmenin, suçlamalarda bulunmanın çok önemli sorumluluğu
bulunduğuna işaret eden Baykal, herkesin bir hayatı, ailesi, geçmişi, değerleri
olduğunu söyledi. Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bir ömür, belli değerler, ilkeler için harcanacak, birisi, 'benim işim
bunu gerektiriyor, toplayın bunları' diyecek, o emre uyan da toplayacak, hukuk
buna alet olacak. Bunu kabul etmiyorum. Buna benzer davalar daha önce de geldi.
Van'daki rektör olayında, bir kişi intihar etti. Bunun vebali, sorumluluğu yok
mu? Aklıma geldikçe hala tüylerim diken diken oluyor.
Ergenekon duruşması dün başladı. Dava salona sığmamış. Davanın salona
sığıp sığmadığını bir kenara bırakın, o dava, hukuka, vicdana sığıyor mu? Yabancı
gazete, 'Da Vinci şifresi gibi iddianame' demiş, yani roman gibi... Üstelik ne
roman; hayattan değil, efsaneden kaynaklanan, efsaneyi dile getiren roman.''

-''HUKUK FAKÜLTESİNDE YANLIŞ ŞEYLER Mİ ÖĞRENDİK?''-

Baykal, dünkü duruşmada tutuklu ve tutuksuz sanıkların ayrılması kararı
alındığını anımsatarak, ''Hukuk fakültesinde biz yanlış şeyler mi öğrendik,
hukuk, dava, suçlama bir bütün değil mi? Sanıkların bir kısmının tutuklu, bir
kısmının tutuksuz olması davanın niteliği bakımından, size, bir ayrım yapmayı
getirir mi? Salonun şartlarına göre dava, siyasi şartlara göre hukuk şekillenir
mi?'' diye sordu.
Hukuk ve yargı krizi yaşandığını öne süren Baykal, Türkiye'yi bu krizden
çıkarmanın yolunu bulmaları gerektiğini vurguladı.
Ergenekon davasında 86 sanığın yargılanmadığını, yargılanın Türk hukuk ve
yargı sistemi olduğunu savunan Baykal, ''Hukuk sistemimizin zafiyetlerini,
siyasal etkiye maruz kalan yönlerinin bedelini, oradaki insanlar ödüyor'' dedi.
Baykal, bunun büyük bir ''trajedi'' olduğunu ifade ederek, Ergenekon
konusunda ''Ne yapıyoruz, niçin yapıyoruz, değer mi?'' şeklinde iç sorgulama
yapılması gerektiğini söyledi. Bunun, siyasetçiler tarafından Türkiye'de şu ana
kadar yapılmadığını ifade eden Baykal, ''Tam tersini zorladılar. Mahkemenin, bu
sorgulamayı yapacağını, yapması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye'de adaletin
varlığını ortaya koyabilecek son şansın, bu yargılamayı yapan mahkemenin elinde
olduğuna inanıyorum. Onlara derin saygılarımı ve umudumu ifade ediyorum'' diye
konuştu.

-''YENİ PAKET HAZIRLANMALI''-

Ekonomideki gelişmeleri de değerlendiren CHP Genel Başkanı Baykal,
iktidarın değişmesi halinde, Türkiye'nin kalkınma ve tarım politikalarının da
değişmesi gerektiğini belirtti.
Ekonomik krize yönelik yeni bir paket hazırlanması gerektiğini vurgulayan
Baykal, bu pakettin sosyal ve ekonomik ayağının bulunmasının şart olduğunu
söyledi. Baykal, sosyal boyutta; istihdam projelerinin desteklenmesi, İşsizlik
Sigortası Fonu'nun istihdam projeleri için kullanılması, fondan yararlanmanın
biraz daha genişletilmesi gerektiğini anlattı.
Aile yardım sigortasının uygulamaya konulmasının, yoksullukla mücadelede
önemli olacağını dile getiren Baykal, yatırımların desteklenmesini, kamu yatırım
olanaklarının artırılmasını, KOBİ'lere yardım kredisinin harekete geçirilmesini,
kredi kartı borç faizlerinin indirilmesini önerdi.
Baykal, ''Bavullarla ülkeye para gelmesiyle'', krizle mücadelenin
başarılı olmayacağını belirterek, cari açığın tehlikeli noktaya ulaştığını, bütçe
performansında zafiyetin kendini gösterdiğini savundu.

-''SÜT DÖKMÜŞ KEDİ''-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, yolsuzlukları kabul etmediklerini,
yapanları da ihraç ettiklerini söylediğini belirten Baykal, Hatay'daki ''Ali
Dibo'' olayında yolsuzluk yapanın değil, şikayet eden milletvekilinin ihraç
edildiğini ifade etti.
Baykal, ''Dünyanın 200 ülkesinde, naylon fatura kullanmakla itham edilen
bir tane Maliye Bakanı bulabilir misiniz? Hayali ihracatı Danıştay kararıyla
kesinlemiş bir genel başkan yardımcısı hangi ülkede var?'' sorularını yöneltti.
Erdoğan'ın, Almanya'daki Deniz Feneri davasıyla ilgili ''Dut yemiş
bülbül'' gibi olduğunu, tek kelime bile söylemediğini savunan Baykal, ''Niye
konuşmuyorsun? Her konusunda aslan gibi kükrüyorsun, ama burada süt dökmüş kedi
gibi oluyorsun'' dedi.