2008-04-08 - 17:54
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'nin, tarihi virajlar almak üzere olduğunu ve çok önemli karar noktalarına geldiğini söyledi.
CHP Grubu toplandı.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM Grup Toplantısında
yaptığı konuşmada, son siyasi gelişmeleri değerlendirdi.
Türkiye'nin çok önemli sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade eden
Baykal, ''Tarihi virajlar almak üzereyiz. Türkiye, çok önemli karar
noktalarına geldi'' dedi.
Böylesine önemli, herkesi soğukkanlı, dikkatli, sorumlu bir anlayış
içinde ülke sorunlarını tartışma zorunda bırakan ciddiyette bir tabloyla
karşı karşıya olunduğunu belirten Baykal, bu karşın, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın geçen hafta gittiği her yerde CHP ve Genel Başkanıyla
uğraştığını söyledi.
''Başbakan'ın, Türkiye'nin bu noktaya gelmesinde en büyük sorumluluk
sahibi olan insanın, her şeyi bırakıp da kongre kongre dolaşarak,
gittiği her yerde CHP'yi ve onun genel başkanına yerli-yersiz,
anlamlı-anlamsız, geçerli-geçersiz, önemli-önemsiz suçlamalar yöneltme,
tahrik etme, kavga çıkarma, polemik yaratma arayışı içine girmiş
olmasına vatandaşların dikkatini çekmek istediğini'' belirten Baykal,
''Bu sağlıklı bir ruh hali değildir. Bunu gerektiren bir durum yoktur''
diye konuştu.
Türkiye'nin başında yeterince dert olduğunu, kendisinin bilinçli bir
şekilde bir süreden beri iktidarla siyasi polemik içine girmemeye
çalıştığını ifade eden Baykal, ülke sorunlarını konuştuğunu, öneri ve
eleştirilerini dile getirdiğini kaydetti. Baykal, ''Ama hiçbir zaman bir
siyasi tartışma, siyasi gerginlik arayışı içine kesinlikle girmiyorum''
diyerek, Türkiye'nin sıkıntılarından zararsız bir şekilde çıkmasına
katkı yapma sorumluluğu içinde davrandığını belirtti.
''BAŞBAKAN, NİÇİN BÖYLE YAPIYOR?''
''Başbakan, niçin böyle yapıyor?'' diye soran Baykal, şöyle konuştu:
''Durduk yerde, biz bir suçlama yöneltmediğimiz, tahrikte bulunmadığımız
halde, her yerde, günde 3 defa CHP'ye ve onun genel başkanına çatma
mecburiyetini niye hissediyor? İç dünyasında niçin böyle bir gerilim
taşıyor? Niçin CHP'yi suçlayarak rahatlamaya çalışıyor. Bunun altında
yatan neden nedir? İnsani nedenleri olabilir. Başbakan, güç bir
dönemden, sıkıntılı bir dönemden geçiyor. Bunu anlıyorum ama bu
sıkıntısının tedavisini yanlış yerde arıyor.''
''AKP İLE CHP TARTIŞMASINDAN KAYNAKLANAN SORUN DEĞİL''
Baykal, bu tartışmalara girmemeye çalıştığını belirterek, şöyle devam etti:
''Biliyorum ki şu anda Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu sorun, AKP
ile CHP tartışmasından, polemiğinden kaynaklanan bir sorun değildir.
Şuan Türkiye'nin önünde duran sorun, Deniz Baykal ile Tayyip Erdoğan'ın
tartışmasından kaynaklanan bir durum değildir. Ne CHP olarak biz, ne
onun genel başkanı olarak ben, böyle bir tartışmanın içinde değiliz.
Türkiye'de yaşanan krizin, sıkıntının hiçbir şekilde ne CHP ne Deniz
Baykal tarafı değildir. Krizin tarafları, Başbakanla, AKP yönetimiyle
Türkiye'nin anayasasıdır, Türkiye'nin devlet düzenidir. Sorun buradan
kaynaklanıyor. Bu sorunda biz yokuz. Sorun, Başbakan ile Türkiye'nin
anayasal düzeni arasındaki uyumsuzluktan, çelişkiden, çatışmadan
kaynaklanıyor. Bu çatışmayı değiştirip, onu, CHP ile AKP arasındaki bir
tartışma haline dönüştürmeyi başbakan istiyor olabilir ama bizim buna
herhangi bir şekilde katkı yapmamız söz konusu değildir. Bu nedenle,
Başbakanı bu saldırılarında serbest bırakıyoruz. Nasıl uygun görüyorsa,
içinden nasıl geçiyorsa, kendisini ne rahatlatacaksa, nasıl
ferahlayacaksa, öyle yapmakta serbesttir.''
RÜŞVET TARTIŞMASI?
Erdoğan'ın istediğini söyleyebileceğini, ancak ''gaf yapmamasını''
isteyen Baykal, ''Başbakan Erdoğan'ın, 30 yıl önce rüşvet verdiğini
ifade ettiğini ve bundan dolayı da kendisini suçladığını'' belirterek,
şöyle devam etti:
''Arkadaşım, senin tıynetin de rüşvet vermek varsa, Deniz Baykal, sana
ne yapsın? 30 yıl öncesini konuşuyor. Türkiye'nin 70 cente muhtaç olduğu
günler... O günlerde rüşvet vermiş. O dönemde rüşvet verdiğini bugün
itiraf ediyor. Rüşvet vermek suç, rüşvet almak suç. Aynı kapıya çıkmıyor
mu? Rüşvet vermekle, rüşvet almanın hukuki, ahlaki konumu aynı değil mi?
Başbakan, rüşvet verdiğini itiraf ediyor. O zamanın şartları içinde 30
yıl sonrasına yönelik bir siyasi yarar bekleyişi içinde bunu yapıyor.
Başbakan, rüşvetle bu kadar yakından ilgiliyse 30 yıl öncesine gitmesine
gerek yok, kendi Enerji Bakanlığına bir bakıversin. Enerji Bakanlığında,
nasıl partisinin üst yöneticileri, müteahhitleri, bakanlık bürokratları
bir araya geldiler, nasıl ihaleleri paylaştılar, nasıl tertipler
yaptılar. Bunlar nasıl ortaya çıktı? Bütün bunlar devletin arşivinde,
dosyalarında... Başbakan'ın, bu rüşvet sözünü çok fazla ağzına
almamasını tavsiye ederim. Uygun değil, almasın. Başbakan, bu konuya
fazla girmesin.''
CHP ZİHNİYETİ?
Başbakan Erdoğan'ın, ''CHP zihniyetinin olduğu yerde bereket yoktur''
dediğini de ifade eden Baykal, bu sözlere tepki gösterdi. Baykal,
''Konuştuğu parti CHP'dir. Yani Atatürk'ün, İnönü'nün partisi.
Cumhuriyeti kuran, devleti kuran parti. Bağımsızlığı sağlayan, milli
mücadeleyi zafere ulaştıran parti. Yunan'ı Anadolu'dan uzaklaştıran,
zaferi kazan parti'' diye konuştu.
CHP'nin ekonomik kalkınmanın alt yapısını gerçekleştirdiğini, Lozan'ı
imzaladığını, demokrasiye geçişi sağladığını anlatan Baykal, bugün de
milyonlarca insanın oyunu aldığını bildirdi. Baykal, şunları ifade etti:
''Böyle bir partiye aklı başında, sağduyusu yerinde, soğukkanlı bir
Başbakan nasıl olur da, böyle bir suçlama yapar, niçin yapar? Bu
husumet, bu düşmanlık, kızgınlık nereden geliyor? Sayın Recep Tayyip
Erdoğan, neye kızıyorsun, kime kızıyorsun? Devleti bağımsız hale
getirmiş o insanlara niye kızıyorsun? Bu devleti kurmuş, modern
Türkiye'yi yaratmış olan o insanlara niye kızıyorsun? Kavgan ne? CHP'nin
olduğu yerde yalan, dolan, yolsuzluk, onursuzluk yoktur. CHP'nin
olduğunu yerde teslimiyet yoktur. Onun bunun elini öpmek yoktur. CHP'nin
olduğunu yerde şeref, onur, dürüstlük, bağımsızlık vardır. Hukuka saygı
vardır.''
Sağlık sorunuyla ilgili bir toplantıyı iptal ettiğini anımsatan Baykal,
AK Parti Kadın Kolları toplantısında bu konunun dedikodusunun
yapıldığını söyledi. Baykal, ''Hangi ruh hali, hangi seviye, hangi
anlayış, bir ciddi siyaset adamını, bir rakip partinin yöneticisinin
sağlık sorunuyla ilgili olarak böylesine bir üslupla dedikodu yapmaya
sevk eder? Bunun altında ne yatıyor. Bu sağlıklı bir manzara değil. Bu,
AKP Genel Başkanı ve yöneticilerin duygularını, düşüncelerini,
hissiyatını ortaya koyuyor'' dedi.
''ZAMANINDA HER ŞEYİ SÖYLEDİK''
Bu konularda hiçbir suçlama gereğini duymadıklarını anlatan Baykal,
''Biz zamanında her şeyi söyledik'' diye konuştu.
''Türkiye'de demokrasinin icabıdır, halkın verdiği oyun gereğidir, milli
iradeye saygının bir parçasıdır'' diye, bu kişilere her türlü katkıyı
verdiklerini ifade eden Baykal, ''Bunlar hakkında tek bir kötü söz
söylemedik. Tek bir saygısızlık yapmadık. Siyasi haklarını kazanması
için anayasa değişikliği, yasa değişikliği konusunda yapılabilecek olan
her şeyi içtenlikle, bunlar için değil; Türkiye'de demokrasinin sağlıklı
işlemesini güvence altına almak için yapmakta tereddüt etmedik. Bizim
duygularımızda kızgınlık, düşmanlık falan yok. görevimizi yapıyoruz''
dedi.
AK Parti iktidarının yanlış işler yapmaya başladığında uyarı görevlerini
yaptıklarına dikkati çeken Baykal,
''Sakın ha Türkiye'nin rotasıyla oynamayın, Anayasal düzenin
temelleriyle oynamayın, Türkiye'nin siyasi doğrultusuna müdahale
etmeyin, laik demokratik cumhuriyetle kavga etmeyin'' dediğini söyledi.
Bu konuda yanlışlar ortaya çıkınca, ''Çok tehlikeli istikamete
giriyorlar'' diye uyarıda bulunduğunu ve vatandaşları, cumhuriyetin
kazanımlarına sahip çıkmaya çağırdığını anımsatan Baykal, ''(Girmeyin bu
istikamete) dedik. Girdiler. Şimdi artık onların o istikamete girdiği
bizim tespitimiz olmaktan çıktı, çok temel, ciddi, kapsamlı hukuki bir
tespit haline dönüşme noktasında. Bir iddianame ortaya çıktı'' ifadesini
kullandı.
''BU NOKTAYA GELSİN İSTEMEDİK''
Baykal, işlerin böyle bir noktaya gelmesini istemediklerini belirterek, şöyle konuştu.
''Bunu önlemeye çalıştık. Önlemek için gereken gayreti gösterdik. Uyarı
çabamızı sergiledik. Bunlar anlaşılmadı, dinlenmedi. Bu noktaya geldik.
Bu noktada, herkeste bir telaş...'Ne yapacağız, ne olacak?' Ne yapacağız
değil, ne yapacaktınız? Önce bir defa onu konuşun. Nerede yanlış
yapıldı? Niçin buraya geldik? Niçin araba devrildi kardeşim? Niye
devirdiniz arabayı? 'Bak, araba devrilecek' diye söylediler size. Neyin
yanlış olduğunu söylediler. Ona rağmen yaptınız, işi buraya getirdiniz.
Önce bir defa işi buraya getirmeyecektiniz. Buraya niçin geldi onu
göreceksiniz.''AK Parti'nin, daha önce kapatılan 4 partinin sahip olduğu siyasi
geleneğin bir parçası olduğunu ifade eden Baykal, 5 Kasım 2002'de AK
Parti Genel Merkezine giderek, ''Sakın ha bundan önceki tabloları bir
daha yaşamayalım'' dediğini bildirdi.AK Parti'li yöneticilerden, Cumhuriyetin kazanımlarıyla çatışmamalarını istediğini dile getiren Baykal, ancak eski TBMM Başkanı, AK Parti Manisa
Milletvekili Bülent Arınç'ın 2005 yılında ''laiklik'' ilkesi yeniden
yorumlanmalı, Başbakan Erdoğan'ın da ''Evet, haklı'' dediğini kaydetti.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, birden bire
''demokrasi paketi aşkının'' ortaya çıktığını ifade ederek, ''Demokrasi
paketinde laiklik ilkesini boğazlayacaksınız da sesi çok çıkmasın diye
demokrasi davulu mu çalıyorsunuz?'' dedi.
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, anayasa ve
demokrasinin, sorunlara göre getirdiği bir düzen bulunduğunu söyledi.
Batıda, sorunun din ile siyaset ilişkisinden kaynaklanmadığını ifade
eden Baykal, ancak batının geçmişte bu yüzden çok acılar çektiğini, din
ve mezhep kavgalarından dolayı oluk oluk kan aktığını anlattı.
Ortaçağ'ın sonuyla bunun noktalandığını dile getiren Baykal, ''İsa'nın
hakkını İsa'ya, Sezar'ın hakkını Sezar'a verme noktasına geldiler'' dedi.Deniz Baykal, dünyadaki 51 Müslüman ülkede böyle bir ayırımın
gerçekleşmediğini, din ile devletin etki alanlarının bilinçli bir
şekilde ayrılmadığını söyledi.
Seçim yapılmasının, demokrasinin olduğu anlamına gelemeyeceğini, Mısır,
İran ve Suriye'de de seçimlerin gerçekleştirildiğini belirten Baykal,
demokrasinin, bir zihniyet, sorumluluk duygusu olduğunu kaydetti.Baykal, gizli gizli din, inanç, mezhep, tarikatın siyaset pazarında
tedavüle sokulduğu yerde, demokrasinin tehlikeye gireceğini ifade
ederek, bunu önlemek için laikliğin Anayasaya konulduğunu söyledi.
Almanya'da Nazizme yönelik düzenlemelerin yer aldığını, komünizmin
gelmesini tehdit olarak algılayanların da buna ilişkin düzenlemeler
koyduklarını belirten Baykal, ''Ama bizde din istismarına dayalı bir
siyaset anlayışından kaynaklanan bir tehdit, tehlike var, biz de onu
anayasamıza koymuşuz. Anayasamızda böyle bir duyarlılığın yer almasını,
kimse, ülkede bir demokrasi zafiyeti olarak algılamasın. Bu, en büyük
yanlışlık, aymazlık, şaşkınlık olur'' diye konuştu.
''CHP'LİLERİN ORTAK ÜZÜNTÜSÜ''
CHP Lideri Baykal, AK Parti hakkındaki kapatılma davasının sevinilecek bir olay olmadığını, bunun, bütün CHP'lilerin ortak üzüntüsü olduğunu belirtti.
Türkiye'de siyasi parti kapatılmasının ne anlama geldiğini en iyi
kendilerinin bildiğini kaydeden Baykal, ortada hiçbir tartışma,
iddianame, suçlama, mahkeme kararı olmadan CHP'nin kapatıldığını
söyledi. 5 kişinin kendi aralarında karar verip, ''Kapattık'' dediğini
anlatan Baykal, ''Ne hakla kapatıyorsun, sen kim oluyorsun? Anayasa,
hukuk, ne adına kapatıyorsun?'' diye sordu.Baykal, Türkiye'de demokrasinin işlemesini istediklerini, bunun için yola çıktıklarını dile getirerek, İsmet İnönü'nün 1950'de, ''Demokrasiyi işleteceğim'' diyerek, çantasını, şapkasını alarak Çankaya Köşkü'nden
yürüye yürüye indiğini söyledi.
CHP Genel Başkanı Baykal, ''Madrid'de 'Siyasi simgeyse, siyasi simge'
dedi, birisi de 'Helal olsun, yapmazsan eksik kalır, arkandayız,
pilavdan dönenin kaşığı kırılsın' dedi, devlet ne hale geldi'' ifadesini
kullandı.
''ELİN YABANCISI GÖRÜYOR, SEN GÖREMİYORSUN''
Yargının önünde bir konu bulunduğunu kaydeden Baykal, şöyle konuştu:
''Bugün önümüzdeki sorun; Türkiye, devlet, anayasal kurumlarıyla,
kendini savunma mekanizmalarıyla seyirci kalmak durumunda bırakılırsa,
bu Türkiye'yi bir süre sonra nereye götürür? Bu kaygı karşısında bir
tedbir alma, bu sürecin doğru olmadığını herkese gösterme, Türkiye'de
artık bu yanlışlıkların bu kadar kolayca, rahatça yapılmamasını güvence
altına alma arayışının bir parçası. Kimse kimseyi, kızgınlıkla köşeye
sıkıştırıp, hesap sorma derdinde değil.
'Aman AKP kapatılmasın' diye olaya müdahale etmek isteyen yabancılar,
durumu, 'Bir tarafta laiklik var, bir tarafta dincilik var. Dinciler,
laikleri etkisiz kılıyorlar' diye durumu anlatıyorlar. Bundan da
Türkiye'deki pek çok iyiniyetli aydın, gözlemci rahatsızlık duyuyor.
AKP'lilere, 'Çıkın, tartışma bu değildir diye ilan edin' diyorlar.
Tartışma o olmaza ilan edecekler ama tartışma o. Sizin görmediğiniz bu,
tartışma o. Elin yabancısı görüyor, sen göremiyorsun. Bu tartışmayı
bertaraf etmek lazım, sessiz kalınacak bir tablo değil.''
''PARMAK ACIYACAKSA, ŞERİATI DEĞİŞTİRİVER''
Baykal, asıl kriz ve kaosun; anayasa, hukuk işlediği için değil, hukuk
ve anayasının işlemesinin engellenmesiyle ortaya çıkacağını dile getirdi.
''Şeriatın kestiği parmak acımaz'' anlayışına işaret eden Baykal,
''Parmak acıyacaksa, şeriatı değiştiriver'' anlayışının bulunmadığını
söyledi. Bunun, ''hukuk işleyecek'' anlamına geldiğini vurgulayan
Baykal, ''Parmağın acıdı diye isyan etme, eğer şeriat işlemezse çok daha
kötü olur. Çok daha kötü olmaması için bırak, şeriat işlesin, parmağın
acısın'' diye konuştu.
Baykal, ''Güç bende istediğimi yaparım, kimseye hesap vermeye gerek
yok'' diyenlere, ''Senin hukukiliğe, hakkaniyete ihtiyacın yok mu?''
diye sorulacağını kaydetti. Baykal, herkesin hakkaniyet duygusuna
ihtiyacı olduğunu dile getirdi.
''DEMOKRASİ PAKETİ AŞKI''
Yargı süreci işlerken, ''Demokrasi paketi yapalım. Ama mini mi maxi mi
olsun?'' denildiğini belirten Baykal, birden bire demokrasi paketi
aşkının ortaya çıktığını söyledi.
Baykal, ''Bu demokrasi paketinin içinde sizin kapatmak istediğiniz,
örtbas etmek istediğiniz bir şeyler mi var? Demokrasi paketinin içinde,
laiklik ilkesini boğazlayacaksınız da sesi çok çıkmasın diye demokrasi
davulu, bandosu, trampetleri mi çalıyorsunuz?'' diye sordu.
''Çözüm arayışına siyaset kurumu katkı vermeli, Meclis, bu çözüm
arayışını sağlamalı'' söylemlerine dikkati çeken Baykal, ortada anayasa
ihlali varsa, çözüm aramanın, siyasetçinin değil, hukukun işi olduğunu
kaydetti. Baykal, hukukun, kriz, kaos değil, çözüm olduğunu ifade etti.
''İPİNİ KOPARAN BİZE AKIL VERMEYE BAŞLADI''
''Türkiye bu noktaya gelince, bilen bilmeyen, yerli, yabancı herkesin
devreye girdiği Türkiye'de ipini koparan, birden bire bize akıl fikir
vermeye başladı'' diyen Baykal, kendilerinin bu mücadeleyi yıllardır
sürdürdüklerini söyledi.
''Laikliğin Müslüman toplumda ne kadar önemli olduğunun farkında
mısınız?'' sorusunu yönelten Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Laikliği tehdit eden bir durum ortaya çıktığında, orada bir kız, kadın
olmak ne demek, bunu biliyor musunuz? Herkes gelmiş bize, 'Öyle
yapmayın, böyle yapın' diye akıl fikir veriyor. Siz bu işe bu kadar
meraklıysanız, Refah Partisi (RP) kapatılırken neredeydiniz? Bu parti
kapatılırken, 'Müstahaktır, elbette kapatılacaktır' diyorlardı. Niye
diyorlardı, çünkü RP, -herşey tamam-ama dayatmaya, milli duyarlılıkla,
bağımsızlık bilinciyle karşı çıkıyordu, Kıbrıs'ta dayatılan çözüme
'hayır' diyordu. RP iktidarda olsaydı, bu Vakıflar Yasası çıkar mıydı?
'Aman Tayyip Erdoğan'a dokunmayın' diyorlar.Yabancılar işi gücü bıraktı, 'Bizim çıkarlarımıza ters' diyorlar. Bizkendi hukukumuzla, kendi sorunlarımızı çözelim, ne karışıyorsunuz siz?''
''TARİKAT ANLAYIŞI...''
CHP Genel Başkanı Baykal, konuşmasında, Türk Polis Teşkilatının 163.
kuruluş yıldönümünü de kutladı. Güvenlik teşkilatının, mutlaka siyasetin
dışına çıkarılması gerektiğini ifade eden Baykal, ''Dinin, inançların,
değerler sisteminin, tarikat anlayışının devletin güvenlik güçleri
içinde sistematik bir şekilde örgütlenerek yer tutmasını doğal
karşılamak mümkün değildir'' dedi.Baykal, devletin güvenlik güçlerinin tarafsız, sadece yasaları temel alan bir anlayış içinde çalışır noktaya getirilmesine ihtiyaç olduğunu
bildirdi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM Grup Toplantısında
yaptığı konuşmada, son siyasi gelişmeleri değerlendirdi.
Türkiye'nin çok önemli sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade eden
Baykal, ''Tarihi virajlar almak üzereyiz. Türkiye, çok önemli karar
noktalarına geldi'' dedi.
Böylesine önemli, herkesi soğukkanlı, dikkatli, sorumlu bir anlayış
içinde ülke sorunlarını tartışma zorunda bırakan ciddiyette bir tabloyla
karşı karşıya olunduğunu belirten Baykal, bu karşın, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın geçen hafta gittiği her yerde CHP ve Genel Başkanıyla
uğraştığını söyledi.
''Başbakan'ın, Türkiye'nin bu noktaya gelmesinde en büyük sorumluluk
sahibi olan insanın, her şeyi bırakıp da kongre kongre dolaşarak,
gittiği her yerde CHP'yi ve onun genel başkanına yerli-yersiz,
anlamlı-anlamsız, geçerli-geçersiz, önemli-önemsiz suçlamalar yöneltme,
tahrik etme, kavga çıkarma, polemik yaratma arayışı içine girmiş
olmasına vatandaşların dikkatini çekmek istediğini'' belirten Baykal,
''Bu sağlıklı bir ruh hali değildir. Bunu gerektiren bir durum yoktur''
diye konuştu.
Türkiye'nin başında yeterince dert olduğunu, kendisinin bilinçli bir
şekilde bir süreden beri iktidarla siyasi polemik içine girmemeye
çalıştığını ifade eden Baykal, ülke sorunlarını konuştuğunu, öneri ve
eleştirilerini dile getirdiğini kaydetti. Baykal, ''Ama hiçbir zaman bir
siyasi tartışma, siyasi gerginlik arayışı içine kesinlikle girmiyorum''
diyerek, Türkiye'nin sıkıntılarından zararsız bir şekilde çıkmasına
katkı yapma sorumluluğu içinde davrandığını belirtti.
''BAŞBAKAN, NİÇİN BÖYLE YAPIYOR?''
''Başbakan, niçin böyle yapıyor?'' diye soran Baykal, şöyle konuştu:
''Durduk yerde, biz bir suçlama yöneltmediğimiz, tahrikte bulunmadığımız
halde, her yerde, günde 3 defa CHP'ye ve onun genel başkanına çatma
mecburiyetini niye hissediyor? İç dünyasında niçin böyle bir gerilim
taşıyor? Niçin CHP'yi suçlayarak rahatlamaya çalışıyor. Bunun altında
yatan neden nedir? İnsani nedenleri olabilir. Başbakan, güç bir
dönemden, sıkıntılı bir dönemden geçiyor. Bunu anlıyorum ama bu
sıkıntısının tedavisini yanlış yerde arıyor.''
''AKP İLE CHP TARTIŞMASINDAN KAYNAKLANAN SORUN DEĞİL''
Baykal, bu tartışmalara girmemeye çalıştığını belirterek, şöyle devam etti:
''Biliyorum ki şu anda Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu sorun, AKP
ile CHP tartışmasından, polemiğinden kaynaklanan bir sorun değildir.
Şuan Türkiye'nin önünde duran sorun, Deniz Baykal ile Tayyip Erdoğan'ın
tartışmasından kaynaklanan bir durum değildir. Ne CHP olarak biz, ne
onun genel başkanı olarak ben, böyle bir tartışmanın içinde değiliz.
Türkiye'de yaşanan krizin, sıkıntının hiçbir şekilde ne CHP ne Deniz
Baykal tarafı değildir. Krizin tarafları, Başbakanla, AKP yönetimiyle
Türkiye'nin anayasasıdır, Türkiye'nin devlet düzenidir. Sorun buradan
kaynaklanıyor. Bu sorunda biz yokuz. Sorun, Başbakan ile Türkiye'nin
anayasal düzeni arasındaki uyumsuzluktan, çelişkiden, çatışmadan
kaynaklanıyor. Bu çatışmayı değiştirip, onu, CHP ile AKP arasındaki bir
tartışma haline dönüştürmeyi başbakan istiyor olabilir ama bizim buna
herhangi bir şekilde katkı yapmamız söz konusu değildir. Bu nedenle,
Başbakanı bu saldırılarında serbest bırakıyoruz. Nasıl uygun görüyorsa,
içinden nasıl geçiyorsa, kendisini ne rahatlatacaksa, nasıl
ferahlayacaksa, öyle yapmakta serbesttir.''
RÜŞVET TARTIŞMASI?
Erdoğan'ın istediğini söyleyebileceğini, ancak ''gaf yapmamasını''
isteyen Baykal, ''Başbakan Erdoğan'ın, 30 yıl önce rüşvet verdiğini
ifade ettiğini ve bundan dolayı da kendisini suçladığını'' belirterek,
şöyle devam etti:
''Arkadaşım, senin tıynetin de rüşvet vermek varsa, Deniz Baykal, sana
ne yapsın? 30 yıl öncesini konuşuyor. Türkiye'nin 70 cente muhtaç olduğu
günler... O günlerde rüşvet vermiş. O dönemde rüşvet verdiğini bugün
itiraf ediyor. Rüşvet vermek suç, rüşvet almak suç. Aynı kapıya çıkmıyor
mu? Rüşvet vermekle, rüşvet almanın hukuki, ahlaki konumu aynı değil mi?
Başbakan, rüşvet verdiğini itiraf ediyor. O zamanın şartları içinde 30
yıl sonrasına yönelik bir siyasi yarar bekleyişi içinde bunu yapıyor.
Başbakan, rüşvetle bu kadar yakından ilgiliyse 30 yıl öncesine gitmesine
gerek yok, kendi Enerji Bakanlığına bir bakıversin. Enerji Bakanlığında,
nasıl partisinin üst yöneticileri, müteahhitleri, bakanlık bürokratları
bir araya geldiler, nasıl ihaleleri paylaştılar, nasıl tertipler
yaptılar. Bunlar nasıl ortaya çıktı? Bütün bunlar devletin arşivinde,
dosyalarında... Başbakan'ın, bu rüşvet sözünü çok fazla ağzına
almamasını tavsiye ederim. Uygun değil, almasın. Başbakan, bu konuya
fazla girmesin.''
CHP ZİHNİYETİ?
Başbakan Erdoğan'ın, ''CHP zihniyetinin olduğu yerde bereket yoktur''
dediğini de ifade eden Baykal, bu sözlere tepki gösterdi. Baykal,
''Konuştuğu parti CHP'dir. Yani Atatürk'ün, İnönü'nün partisi.
Cumhuriyeti kuran, devleti kuran parti. Bağımsızlığı sağlayan, milli
mücadeleyi zafere ulaştıran parti. Yunan'ı Anadolu'dan uzaklaştıran,
zaferi kazan parti'' diye konuştu.
CHP'nin ekonomik kalkınmanın alt yapısını gerçekleştirdiğini, Lozan'ı
imzaladığını, demokrasiye geçişi sağladığını anlatan Baykal, bugün de
milyonlarca insanın oyunu aldığını bildirdi. Baykal, şunları ifade etti:
''Böyle bir partiye aklı başında, sağduyusu yerinde, soğukkanlı bir
Başbakan nasıl olur da, böyle bir suçlama yapar, niçin yapar? Bu
husumet, bu düşmanlık, kızgınlık nereden geliyor? Sayın Recep Tayyip
Erdoğan, neye kızıyorsun, kime kızıyorsun? Devleti bağımsız hale
getirmiş o insanlara niye kızıyorsun? Bu devleti kurmuş, modern
Türkiye'yi yaratmış olan o insanlara niye kızıyorsun? Kavgan ne? CHP'nin
olduğu yerde yalan, dolan, yolsuzluk, onursuzluk yoktur. CHP'nin
olduğunu yerde teslimiyet yoktur. Onun bunun elini öpmek yoktur. CHP'nin
olduğunu yerde şeref, onur, dürüstlük, bağımsızlık vardır. Hukuka saygı
vardır.''
Sağlık sorunuyla ilgili bir toplantıyı iptal ettiğini anımsatan Baykal,
AK Parti Kadın Kolları toplantısında bu konunun dedikodusunun
yapıldığını söyledi. Baykal, ''Hangi ruh hali, hangi seviye, hangi
anlayış, bir ciddi siyaset adamını, bir rakip partinin yöneticisinin
sağlık sorunuyla ilgili olarak böylesine bir üslupla dedikodu yapmaya
sevk eder? Bunun altında ne yatıyor. Bu sağlıklı bir manzara değil. Bu,
AKP Genel Başkanı ve yöneticilerin duygularını, düşüncelerini,
hissiyatını ortaya koyuyor'' dedi.
''ZAMANINDA HER ŞEYİ SÖYLEDİK''
Bu konularda hiçbir suçlama gereğini duymadıklarını anlatan Baykal,
''Biz zamanında her şeyi söyledik'' diye konuştu.
''Türkiye'de demokrasinin icabıdır, halkın verdiği oyun gereğidir, milli
iradeye saygının bir parçasıdır'' diye, bu kişilere her türlü katkıyı
verdiklerini ifade eden Baykal, ''Bunlar hakkında tek bir kötü söz
söylemedik. Tek bir saygısızlık yapmadık. Siyasi haklarını kazanması
için anayasa değişikliği, yasa değişikliği konusunda yapılabilecek olan
her şeyi içtenlikle, bunlar için değil; Türkiye'de demokrasinin sağlıklı
işlemesini güvence altına almak için yapmakta tereddüt etmedik. Bizim
duygularımızda kızgınlık, düşmanlık falan yok. görevimizi yapıyoruz''
dedi.
AK Parti iktidarının yanlış işler yapmaya başladığında uyarı görevlerini
yaptıklarına dikkati çeken Baykal,
''Sakın ha Türkiye'nin rotasıyla oynamayın, Anayasal düzenin
temelleriyle oynamayın, Türkiye'nin siyasi doğrultusuna müdahale
etmeyin, laik demokratik cumhuriyetle kavga etmeyin'' dediğini söyledi.
Bu konuda yanlışlar ortaya çıkınca, ''Çok tehlikeli istikamete
giriyorlar'' diye uyarıda bulunduğunu ve vatandaşları, cumhuriyetin
kazanımlarına sahip çıkmaya çağırdığını anımsatan Baykal, ''(Girmeyin bu
istikamete) dedik. Girdiler. Şimdi artık onların o istikamete girdiği
bizim tespitimiz olmaktan çıktı, çok temel, ciddi, kapsamlı hukuki bir
tespit haline dönüşme noktasında. Bir iddianame ortaya çıktı'' ifadesini
kullandı.
''BU NOKTAYA GELSİN İSTEMEDİK''
Baykal, işlerin böyle bir noktaya gelmesini istemediklerini belirterek, şöyle konuştu.
''Bunu önlemeye çalıştık. Önlemek için gereken gayreti gösterdik. Uyarı
çabamızı sergiledik. Bunlar anlaşılmadı, dinlenmedi. Bu noktaya geldik.
Bu noktada, herkeste bir telaş...'Ne yapacağız, ne olacak?' Ne yapacağız
değil, ne yapacaktınız? Önce bir defa onu konuşun. Nerede yanlış
yapıldı? Niçin buraya geldik? Niçin araba devrildi kardeşim? Niye
devirdiniz arabayı? 'Bak, araba devrilecek' diye söylediler size. Neyin
yanlış olduğunu söylediler. Ona rağmen yaptınız, işi buraya getirdiniz.
Önce bir defa işi buraya getirmeyecektiniz. Buraya niçin geldi onu
göreceksiniz.''AK Parti'nin, daha önce kapatılan 4 partinin sahip olduğu siyasi
geleneğin bir parçası olduğunu ifade eden Baykal, 5 Kasım 2002'de AK
Parti Genel Merkezine giderek, ''Sakın ha bundan önceki tabloları bir
daha yaşamayalım'' dediğini bildirdi.AK Parti'li yöneticilerden, Cumhuriyetin kazanımlarıyla çatışmamalarını istediğini dile getiren Baykal, ancak eski TBMM Başkanı, AK Parti Manisa
Milletvekili Bülent Arınç'ın 2005 yılında ''laiklik'' ilkesi yeniden
yorumlanmalı, Başbakan Erdoğan'ın da ''Evet, haklı'' dediğini kaydetti.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, birden bire
''demokrasi paketi aşkının'' ortaya çıktığını ifade ederek, ''Demokrasi
paketinde laiklik ilkesini boğazlayacaksınız da sesi çok çıkmasın diye
demokrasi davulu mu çalıyorsunuz?'' dedi.
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, anayasa ve
demokrasinin, sorunlara göre getirdiği bir düzen bulunduğunu söyledi.
Batıda, sorunun din ile siyaset ilişkisinden kaynaklanmadığını ifade
eden Baykal, ancak batının geçmişte bu yüzden çok acılar çektiğini, din
ve mezhep kavgalarından dolayı oluk oluk kan aktığını anlattı.
Ortaçağ'ın sonuyla bunun noktalandığını dile getiren Baykal, ''İsa'nın
hakkını İsa'ya, Sezar'ın hakkını Sezar'a verme noktasına geldiler'' dedi.Deniz Baykal, dünyadaki 51 Müslüman ülkede böyle bir ayırımın
gerçekleşmediğini, din ile devletin etki alanlarının bilinçli bir
şekilde ayrılmadığını söyledi.
Seçim yapılmasının, demokrasinin olduğu anlamına gelemeyeceğini, Mısır,
İran ve Suriye'de de seçimlerin gerçekleştirildiğini belirten Baykal,
demokrasinin, bir zihniyet, sorumluluk duygusu olduğunu kaydetti.Baykal, gizli gizli din, inanç, mezhep, tarikatın siyaset pazarında
tedavüle sokulduğu yerde, demokrasinin tehlikeye gireceğini ifade
ederek, bunu önlemek için laikliğin Anayasaya konulduğunu söyledi.
Almanya'da Nazizme yönelik düzenlemelerin yer aldığını, komünizmin
gelmesini tehdit olarak algılayanların da buna ilişkin düzenlemeler
koyduklarını belirten Baykal, ''Ama bizde din istismarına dayalı bir
siyaset anlayışından kaynaklanan bir tehdit, tehlike var, biz de onu
anayasamıza koymuşuz. Anayasamızda böyle bir duyarlılığın yer almasını,
kimse, ülkede bir demokrasi zafiyeti olarak algılamasın. Bu, en büyük
yanlışlık, aymazlık, şaşkınlık olur'' diye konuştu.
''CHP'LİLERİN ORTAK ÜZÜNTÜSÜ''
CHP Lideri Baykal, AK Parti hakkındaki kapatılma davasının sevinilecek bir olay olmadığını, bunun, bütün CHP'lilerin ortak üzüntüsü olduğunu belirtti.
Türkiye'de siyasi parti kapatılmasının ne anlama geldiğini en iyi
kendilerinin bildiğini kaydeden Baykal, ortada hiçbir tartışma,
iddianame, suçlama, mahkeme kararı olmadan CHP'nin kapatıldığını
söyledi. 5 kişinin kendi aralarında karar verip, ''Kapattık'' dediğini
anlatan Baykal, ''Ne hakla kapatıyorsun, sen kim oluyorsun? Anayasa,
hukuk, ne adına kapatıyorsun?'' diye sordu.Baykal, Türkiye'de demokrasinin işlemesini istediklerini, bunun için yola çıktıklarını dile getirerek, İsmet İnönü'nün 1950'de, ''Demokrasiyi işleteceğim'' diyerek, çantasını, şapkasını alarak Çankaya Köşkü'nden
yürüye yürüye indiğini söyledi.
CHP Genel Başkanı Baykal, ''Madrid'de 'Siyasi simgeyse, siyasi simge'
dedi, birisi de 'Helal olsun, yapmazsan eksik kalır, arkandayız,
pilavdan dönenin kaşığı kırılsın' dedi, devlet ne hale geldi'' ifadesini
kullandı.
''ELİN YABANCISI GÖRÜYOR, SEN GÖREMİYORSUN''
Yargının önünde bir konu bulunduğunu kaydeden Baykal, şöyle konuştu:
''Bugün önümüzdeki sorun; Türkiye, devlet, anayasal kurumlarıyla,
kendini savunma mekanizmalarıyla seyirci kalmak durumunda bırakılırsa,
bu Türkiye'yi bir süre sonra nereye götürür? Bu kaygı karşısında bir
tedbir alma, bu sürecin doğru olmadığını herkese gösterme, Türkiye'de
artık bu yanlışlıkların bu kadar kolayca, rahatça yapılmamasını güvence
altına alma arayışının bir parçası. Kimse kimseyi, kızgınlıkla köşeye
sıkıştırıp, hesap sorma derdinde değil.
'Aman AKP kapatılmasın' diye olaya müdahale etmek isteyen yabancılar,
durumu, 'Bir tarafta laiklik var, bir tarafta dincilik var. Dinciler,
laikleri etkisiz kılıyorlar' diye durumu anlatıyorlar. Bundan da
Türkiye'deki pek çok iyiniyetli aydın, gözlemci rahatsızlık duyuyor.
AKP'lilere, 'Çıkın, tartışma bu değildir diye ilan edin' diyorlar.
Tartışma o olmaza ilan edecekler ama tartışma o. Sizin görmediğiniz bu,
tartışma o. Elin yabancısı görüyor, sen göremiyorsun. Bu tartışmayı
bertaraf etmek lazım, sessiz kalınacak bir tablo değil.''
''PARMAK ACIYACAKSA, ŞERİATI DEĞİŞTİRİVER''
Baykal, asıl kriz ve kaosun; anayasa, hukuk işlediği için değil, hukuk
ve anayasının işlemesinin engellenmesiyle ortaya çıkacağını dile getirdi.
''Şeriatın kestiği parmak acımaz'' anlayışına işaret eden Baykal,
''Parmak acıyacaksa, şeriatı değiştiriver'' anlayışının bulunmadığını
söyledi. Bunun, ''hukuk işleyecek'' anlamına geldiğini vurgulayan
Baykal, ''Parmağın acıdı diye isyan etme, eğer şeriat işlemezse çok daha
kötü olur. Çok daha kötü olmaması için bırak, şeriat işlesin, parmağın
acısın'' diye konuştu.
Baykal, ''Güç bende istediğimi yaparım, kimseye hesap vermeye gerek
yok'' diyenlere, ''Senin hukukiliğe, hakkaniyete ihtiyacın yok mu?''
diye sorulacağını kaydetti. Baykal, herkesin hakkaniyet duygusuna
ihtiyacı olduğunu dile getirdi.
''DEMOKRASİ PAKETİ AŞKI''
Yargı süreci işlerken, ''Demokrasi paketi yapalım. Ama mini mi maxi mi
olsun?'' denildiğini belirten Baykal, birden bire demokrasi paketi
aşkının ortaya çıktığını söyledi.
Baykal, ''Bu demokrasi paketinin içinde sizin kapatmak istediğiniz,
örtbas etmek istediğiniz bir şeyler mi var? Demokrasi paketinin içinde,
laiklik ilkesini boğazlayacaksınız da sesi çok çıkmasın diye demokrasi
davulu, bandosu, trampetleri mi çalıyorsunuz?'' diye sordu.
''Çözüm arayışına siyaset kurumu katkı vermeli, Meclis, bu çözüm
arayışını sağlamalı'' söylemlerine dikkati çeken Baykal, ortada anayasa
ihlali varsa, çözüm aramanın, siyasetçinin değil, hukukun işi olduğunu
kaydetti. Baykal, hukukun, kriz, kaos değil, çözüm olduğunu ifade etti.
''İPİNİ KOPARAN BİZE AKIL VERMEYE BAŞLADI''
''Türkiye bu noktaya gelince, bilen bilmeyen, yerli, yabancı herkesin
devreye girdiği Türkiye'de ipini koparan, birden bire bize akıl fikir
vermeye başladı'' diyen Baykal, kendilerinin bu mücadeleyi yıllardır
sürdürdüklerini söyledi.
''Laikliğin Müslüman toplumda ne kadar önemli olduğunun farkında
mısınız?'' sorusunu yönelten Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Laikliği tehdit eden bir durum ortaya çıktığında, orada bir kız, kadın
olmak ne demek, bunu biliyor musunuz? Herkes gelmiş bize, 'Öyle
yapmayın, böyle yapın' diye akıl fikir veriyor. Siz bu işe bu kadar
meraklıysanız, Refah Partisi (RP) kapatılırken neredeydiniz? Bu parti
kapatılırken, 'Müstahaktır, elbette kapatılacaktır' diyorlardı. Niye
diyorlardı, çünkü RP, -herşey tamam-ama dayatmaya, milli duyarlılıkla,
bağımsızlık bilinciyle karşı çıkıyordu, Kıbrıs'ta dayatılan çözüme
'hayır' diyordu. RP iktidarda olsaydı, bu Vakıflar Yasası çıkar mıydı?
'Aman Tayyip Erdoğan'a dokunmayın' diyorlar.Yabancılar işi gücü bıraktı, 'Bizim çıkarlarımıza ters' diyorlar. Bizkendi hukukumuzla, kendi sorunlarımızı çözelim, ne karışıyorsunuz siz?''
''TARİKAT ANLAYIŞI...''
CHP Genel Başkanı Baykal, konuşmasında, Türk Polis Teşkilatının 163.
kuruluş yıldönümünü de kutladı. Güvenlik teşkilatının, mutlaka siyasetin
dışına çıkarılması gerektiğini ifade eden Baykal, ''Dinin, inançların,
değerler sisteminin, tarikat anlayışının devletin güvenlik güçleri
içinde sistematik bir şekilde örgütlenerek yer tutmasını doğal
karşılamak mümkün değildir'' dedi.Baykal, devletin güvenlik güçlerinin tarafsız, sadece yasaları temel alan bir anlayış içinde çalışır noktaya getirilmesine ihtiyaç olduğunu
bildirdi.
